ve biten bir arkadaşlık daha....

SouvveniR

❤+❤ = ❤❤
Anneler Kulübü
Kayıtlı Üye
5 Mart 2012
11.481
8.058
448
İstanbul
Merhaba kızlar, nasıl anlatsam nereden başlasam bilemedim...
Aslında kaç zamandır bununla ilgili bir konu açmak istiyordum, bu güne kısmetmiş...

Bir arkadaşım vardı, vardı diyorum çünkü arkadaşım olduğuna dair inancımı ne kadar kaybetmek istemesemde, artık kaybettim...
2006 yılında tanıştık, aynı iş yerinde çalışıyorduk fakat ben kişisel nedenlerle çalıştığımız firmadan o işe girdikten 2 hafta sonra ayrıldım.
O aynı firmada kalmayı tercih etti, 4 yıl daha orada çalıştı ve daha sonrasında çok güzel bir işe girdi.
O zamanlar benim yurtdışına tekrar geri dönme gibi bir durumum vardı, hiç istemiyordum gitmeyi fakat ailevi mecburiyetler nedeniyle gitmek zorundaydım.
Uçak biletlerimizi aldık ve bu arkadaşım bana dedi ki "inşallah gidemezsiniz, ben sensiz ne yapacağım buralarda, o kadar alıştım ki sana"...
veee gidemedim!
Uçak biletlerini iade etmem gerekiyordu, hiç birşey yapmadan direk arkadaşımı aradım ve dedim ki "gidemiyoruz, babam buraya gelecekmiş, kalbin ne kadar temizmiş arkadaşım bak istedin oldu, bende çok mutluyum" ve inanın çok mutlu olmuştum... Zaten yurtdışına gitmeyi istemiyordum, hem de böyle güzel bir arkadaştan daha doyamamışken uzaklaşmak düşüncesi beni çok üzüyordu...
Ama böyle düşünmekte çok erken davranmışım...

Aradan aylar - yıllar geçti, biz bir birimize de yakın oturuyoruz. Aynı semtlerdeyiz ve evlerimiz bir birine yürüme mesafesinde.
Ben her derdimi, sırrımı, sıkıntımı, ailevi sorunlarıma kadar onunla paylaşırdım, o da aynı şekilde bütün sorun ve sıkıntılarını benimle paylaşırdı.
Bizim başka birine ihtiyacımız yoktu ki, zaten bir birimize yetiyorduk, benim hayatıma giren insanlar oldu, onun tanışıklığımız boyunca hayatına giren birisi olmamıştı.
Biraz çekingen, biraz içine kapanık, soğuk görünümlü biridir.
Fakat gerçekten kalbinde iyi bir insan olduğuna inaniyorum ben, fakat niçin böyle yapıyor ve böyle davranıyor kestiremiyorum.


6 yıllık arkadaşlığımız boyunca, ben onu kıracak birşey yaptığımı sanmıyorum, insan bile bile arkadaşını kırar mı?
Zaten hiç bir zaman özür dilemekten veya afedersin hata yaptım demekten erinen bir insan olmadım.
Sen bana bir adım gel ben sana on adım geleyim mantığı ile yaşadım hep.
Bu güne kadar bu düşünce beni hiç aldatmamıştı, fakat "verdiğin değer kadar sevilirsin" düşüncesinin ne kadar yanlış olduğunu da anlamaya başlıyorum sanırım.
6 yıl içerisinde neler olmadı ki, küslüklerimiz, dargınlıklarımız, eğlencelerimiz, mutluluklarımız, acı anlarımız...
Hep destek olduk, ben onların evinde kalırdım o gelir bizde kalırdı, hatta aileleri de tanıştırdık birlikte bile görüşülürdü.
Annem her zaman "ya kızım takma kafana, o iyi bir kız ama cahilliğinden yapıyor olabilir" der bir türlü konduramazdı ona.
Ben bile hala konduramıyorum ki ona, o kadar severdim kendisini ve kardeşim gibi görürdüm hep.
Kısaca yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi...

Dip Not: Ben tek evlat olduğum için hep bir kardeş özlemi olmuştur içimde malesef...

Herneyse, gelelim asıl mevzulara.
Bundan 3 sene önce, şu anda nişanlım olan kişi ile tanıştırıldım. Fakat tanışma esnasında benim nişanlımla tanışmama vesile olan arkadaşımın yanı sıra Bu arkadaşım ve 2 başka arkadaşım daha vardı. Çünkü hepimiz ortak arkadaştık, sadece nişanlımı ilk kez tanıyacaktık... Maksat arkadaş ortamında bir tanışma olsun, gerilmeden, bir birimizi arkadaş olarak tanıyalım istedik.. Nitekim sonuçları güzel oldu hamd olsun... :26:

Hatta ogün yaşanan çok komik bir hadiseyi de anlatmak istiyorum... Nişanlımla tanıştığımız gün arkadaşım (adı alev olsun anlatmak daha kolay olacak) Alev bize geldi önce, Şubat ayının sonlarına doğruydu ve hava inanılmaz soğuk, ben kapri pantolon giymiştim, pantolon bitiminden uzun olan çizmelerim vardı o sene, rugan ve topuklu çok hoştu çizmeler, benim ayaklarım küçüktür ve her ne hikmetse ne zaman ayakkabı alsam, o ayakkabı genişler daha bi ufak kalır ayaklarım içinde... Yine aynı şey olduğu için 2 kat çorap giymiştim ama komik olan uzun dize kadar pembe bir çorap, üstüne yeşil daha kalın soket çorap nasılsa sadece cafede oturacağız ve ardından da herkes evine dağılacak... Ben Alev'in çok temiz kalpli olduğuna inanmışımdır hep ve şöyle demişti bana "ya canım sen böyle giydin çok hoş oldu da, yaw çocuk görse ne kro diyecek bak olmadı böyle" dedi... Bende "amaaann sanki ayakkabımı mı çıkartacağım, ne yapayım çok üşüdüm ve başka çorap bulamadım şimdilik, ayaklarım sıcak dursun birde soğuğu düşünmeyeyim" demiştim ve baya gülmüştük... Ama evdeki hesap hiç bir zaman çarşıya uymaz, o akşamın sonunda bizi tanıştıran arkadaşımın sevgilisinin evine gittik hep beraber... Siz varın düşünün benim durumu, eve ilk ben girdim ve çorapları (yeşilleri özellikle) nasıl ayağımdan çıkartıp çantama tıktım bir ben bilirim... Hala nişanlım pembe çorap muhabbetini yapar...

Böyle güzel anılar paylaştık, çok güzel günler geçirdik...
Ama son zamanlarda arkadaşımı tanıyamaz oldum, benden giderek uzaklaşıyor ve apayrı bir dünyaya bürünüyor...

Nişanlım Alev'i de sever ve ona hep baldızım derdi. Biz hiç bir zaman onu dışlamadık.
Yani nişanlımda iyi huylu ve sevecen bir insan olduğu için, ne zaman bir yere gitsek onu da davet ettik.
Nişanlımla 3 yıldır buluşmalarımızın %70-%80'ini onunla geçirmişizdir.
Yeri geldi buna rağmen sorunlar çıkardı, ben sesimi çıkartmadım..
Yanlış anlıyorsun, öyle değil, şöyledir diye hep anlattım, anlamasını sağlamaya çalıştım.
Sonra "siz nişanlandınız artık, ben gezmeyeyim sizinle fazla" demeye başladı...
Falan filan, biraz alınganlık, gereğinden fazla da kıskançlık göstermeye başladı.
Onu anlıyordum, çünkü bir sevgilisi yoktu, etrafında benim haricinde olan arkadaşları tek tek evlenip onunla eskisi gibi görüşemez olmuştu.
Çalışmaya başladığı işinde 1 sene içerisinde neredeyse bekar insan kalmamıştı, bir de üstüne ben nişanlanınca, canı sıkılıp "noluyoruz" durumlarına girdi.
O da haklıydı ve artık "biri ile tanışmak istiyorum" demeye başlamıştı.

Gerek tartışmalarımızda, gerek yaşadığımız arkadaşlık ilişkisinde hep fedakarlık yapan ben oldum...
Onun herhangi bir işi olduğunda birşey yapılması gerektiğinde arar bende işim olsa dahi "tamam gelirim" dedim.
Kendimi ona göre ayarlamasını bildim, benimde sonuçta bir hayatım var, ama bana ihtiyacı olduğu hiç bir an onu yalnız bırakmadım.
Fakat benim bir işim düştüğünde onun tek mazereti hep "ben gelemem canım bu akşam çok yorgunum eve gidip uyuyacağım" oldu.
Kimsenin hatalarını yüzüne vurma gibi bir huyum olmadığı için, yeri geldiğinde "neden böyle yapıyorsun" da diyemedim.
Zamanla anlamasını bekledim, elimden geldiğince göstermeye çalıştım ama nafile.

Nişan bohçası götüreceklerdi bir gün, akşam saat 8 gibi bana uğradı ve sohbet ederken ertesi gün nişan bohçasını götüreceklerini anlattı.
Benim başımdan geçtiği için usülünce anlatmaya çalıştım, dedi "gelirmisin bir yardım rica etsem senden" dedim hemen gelirim ne demek.
Anneme dedim ben gidiyorum şimdi Alev'lere vakti yok kızın zaten hemen bohçaları hallederiz, akşam orda kalırım sabah erken gelirim.
Ertesi gün de bize misafir gelecek, annemi işlerle yalnız bırakmak zorunda kaldım, çünkü arkadaşımın bana gerçekten ihtiyacı var.
El eline karışıyorlar, bende başımdan geçirdiğim için, insanlar ancak bu günlerde kusurları görürler... Herşeyi güzel olsun isterim.
Tek tek bohçaları ayarladım, güzelce kurdaleledik, usülünü anlattım...
Sonrasında öğrendim ki çok güzel geçmiş onlar için.. Çok mutlu oldu arkadaşım ve teşekkür etmişti yardımlarım için.
Bende ona her zaman yardım ederim, evine temizliğe falan mutlaka çağır ben senin programını bilemem, ama sen çağır ben gelirim dedim.



En son olan olaylara gelmem gerekirse, herşey şuradan patlak vermeye başladı.
Bir gün Alev'in samimi bir başka arkadaşı onu arayarak seni birinle tanıştıracağım demiş.
Arkadaşımda kabul etmiş, bana anlattığında nasıl sevindim anlatamam.
Kendisine uygun, bakış açıları aynı olan bir çocuğa benziyordu anlattığı kadarı ile ve tanıştılar.
Bundan yaklaşık 7-8 ay önce ve şimdi Haziran başında evleniyorlar.
İnşallah çok mutlu olur...

Çocukla beni 1 kere bile tanıştırmadı. Ne beni ne nişanlımı.
Ben beklerdim ki bir akşam 4'ümüz yemeğe gidelim, sonuçta sen benim 6 yıldır herşeyimi paylaştığım insansın.
Niye böyle yaptı etti hiç bir fikrim yok, çok sefer tanıştıracağım dedi fakat bir türlü ayarlayamadı.
Belki nişanlısı istemedi, olabilir. Fakat bunu bana söylemesini dilerdim... En azından beni düşündüğünü anlayabilirdim...
Ben nişanlandığı çocuğu istemeye geldiklerinde gördüm ve hala aradan ne kadar zaman geçmesine rağmen, çocukla iki çift laf etmişliğim yok.
Halbu ki ben onu hiç birşeyden uzak tutmadım, onu unuttuğumu, koca bulup arkadaşı kenara attığımı düşünmesin diye elimden geleni yaptım.

Hatta nişanlım ben ve Alev ile şöyle bir mevzu geçmişti aramızda, biz çok görüştüğümüz için, nişanlım Alev'e "sen benim kumam olacaksın anlaşılan, baksana her daim berabersiniz, ben senden az görüyorum nişanlımı, hatta benden önce sen aynı yatağı paylaşıyorsun onunla yeri geldimi" demişti ve çok gülmüştük. Bunun üstüne Alev'de valla böyle enişte, sende alışmalısın bu fikre, ben öyle kolay kolay Souvvenir'den vazgeçmem... Bana da bir oda ayarlarsınız evde artık" falan gibi sohbet geçmişti aramızda. Nişanlımda o günden sonra "senin odanı hazırlıcaz, üzerine de kocaman "Alev'in odası" yazdırıcaz, hiç kafanı yorma sen baldız" derdi... Yani bir nevi aile gibiydik ve ben bundan çok memnundum... İyi anlaşıyordu nişanlım onunla, yeri geldi Alev'in çok cahillikleri, bir erkeğe davranılmaması gereken davranışları oldu ve nişanlım ona çok kızdı, fakat ben hep "bak yapma, onunda sorunları var, anlamaya çalış, biz bir hayat kuruyoruz ve onun gözü önünde oluyor bu, kendince o da üzülüyor, üstüne gitme sakın, duymazdan gel görmezden gel" diye diye telkin ettim. Ama nişanlım soğudu ondan, yarım senedir bir birlerini görmüyorlar neredeyse, sebebi de bu arkadaşımın yaptıkları işte... Davranış ve tavırları...

Benim nişanlım ile aramda yılbaşı sonrası problemler yaşandı. Ailesi nedeniyle bir türlü nikah tarihini belirleyemiyorduk.
Babam yurtdışında olduğu için benden tarih bekliyordu ki ucuz bilet alabilsin, kayınvalidemin fütürsuzca söylediği sözlerde üstüne tuz biber olunca, nişanlımla ayrılıktan döndük diyebilirim. Bu süreçte tabii ki Alev yanımda değildi! Ben bunları tek başıma, annem ile birlikte yaşadım. Kimseye derdimi anlatamadan, sıkıntılarımı paylaşamadan.


Ben bunları yaşarken Alev'de kendi hayatındaki değişiklikleri yaşıyordu. Artık bir sevgilisi vardı, her haftasonunu ona ayırıyor, hafta arası dahi beni aramıyor sormuyor.
Arayıp ben bir yere davet edince "yorgunluğunu" bahane ederek gelmiyordu. Sözlendiler, nişanlandılar ve şimdi evlenecekler hayırlısı ile.
Fakat bir gün ben evde oturmuş bütün çeyizlik eşyalarımı düzenlerken bana gelmek için telefon açtı, bende gel buyur ev dağınık ama yabancı değilsin sen dedim.
Geldi sağolsun, ama keşke gelmez olaydı, lafını resmen soktu gitti...
Gelme nedeni şuymuş: gelin çiçeğini almış, gelinlikçiyi ayarlamış, nişanlısının kendi evi var, evin kiracısı çıkmış ve şimdi evi toparlamaya başlamışlar. Havadisleri bunlar olmakla beraber bana dediği bir laf oldu ki içim acıdı resmen, şeytani bir gülüşle "istersen sana da bir oda açayım, baksana sizin tarihin belli olacağı yok" dedi ve bir kahkaha savurdu ki size anlatamam. Hayatımda kimseden böyle bir hareket görmemiş, gördüğüm karşısında dona kalmıştım resmen... 6 yıllık arkadaşlık 2 saniye içinde gözümde yerle bir oldu...

Ben o kadar sorunlar yaşadım ki çoğuna o şahitti... Sen madem bu kadar alınacaktın zamanında söyleseydin "ben böyle demenizi istemiyorum" demeni. Kaldı ki sen kendin demiştin bana da oda açarsınız diye... Şimdi gelmiş benim en üzüntülü zamanımda böyle bir laf söylüyorsun... Her geldiğinde bir fitnelik, bir nifak sokmak, bir laf gevelemek anlatamam size...

Dün yaptığı ise tam bir enteresandı...
Benden 5 dakika bile sürmeyen yürüme mesafesinde oturuyor, merkeze ben daha yakınım.
Ne zaman birşey almaya, nişanlısının ailesine bile gitmeye ihtiyacı olsa benim bulunduğum sokağın oradan geçecek.
Ama haziranın 1 inde kınası 3ünde düğünü var, davetiyeyi bana dün email ile gönderdi...
Herşeyi beklerdim de bu kadarını asla... Anneme anlattım annem şok oldu.
Nasıl yani dedi kaldı kadın, ama ne kadar üzüldüğümü bildiği içinde çok fazla yorumda bulunmadı.
Hayırlısı olsun dedi, ne diyelim o da mutlu olur inşallah...


Genel anlamda baktığımda görüyorum ki sen ne kadar çırpınırsan çırpın, öyle bir an geliyor ki insanlar senin verdiğin değeri, senin yapmış olduğun insani paylaşımları hiçe sayıp bir kalemde itebiliyorlar. Sanki hiç yokmuşsun, varlığının bir önemi yokmuşsun gibi davranabiliyorlar. 6 yıl az bir zaman mı? 6 yılda bir çocuk okula başlayacak yaşa geliyor, böyle düşündüğün zaman bir insan için ne kadar önemli bir zaman dilimidir bu! Ben dilerdim ki o ihtiyaç duyduğunda değil, benim yanında olmamı istediği zamanlarda yanında olayım, hiç gocunmazdım. Her daim ihtiyacını zaten gidermeye çalışırım, o ayrı fakat ne olurdu beni de biraz saysaydı.
Şimdi o evlenecek, Eylül'de ben evleneceğim ve adım gibi eminim ki bir daha görüşmeyeceğiz.
Ne olurdu nişanlsını tenezzül edip tanıştırsaydı, eşli görüşmeye başlasaydık. Arkadaşlığımız pekişseydi...
Ya da hadi nişanlısı istemiyor diyelim, beni arkadaşı yerine koyduğunu belli edip bana anlatsaydı...
Ben onu hiç bir zaman yargılamadım, şimdide yargılamıyorum çünkü kendi hayatı.. Kendisi bilir...
Herkesin kendi doğrusu-yanlışı vardır muhakkak. Bana göre bu yaşananlar her ne kadar yanlış olsa da, eminim o da beni bir noktada hatalı görüyordur.

Sadece paylaşmak istedim kızlar, kısa hikayeyi geçtik destan gibi oldu farkındayım...
Fakat o kadar dolmuşum ki, biri ile paylaşma ihtiyacı duydum.
Nişanlıma anlatamıyorum kinleniyor, anneme anlatamıyorum kadın zaten ben üzülüyorum diye kendini üzüyor.
Bir arkadaşı başka bir arkadaşa da anlatmak bana biraz "şikayet" mahiyetinde oluyor gibi geliyor...
Kafanızı şişirdiğim için kusura bakmayın nolur...

Diyeceğim tek şey Allah herkesin gönlüne göre versin, her ne olursa olsun arkadaşlarınıza sahip çıkın, sizi ne kadar üzdüğünü ne kadar kırdığını düşünseniz dahi, gidin çekin kolundan "bi kendine gelsene sen ne yapıyorsun" demesini bilin! Arkadaşlık kolay bulunmuyor, dosluk ki en zoru ben daha bulamadım malesef, Allah hepimizi hayırlı insanlarla karşılaştırsın inşallah...
 
Niçin en zayıf noktalarımızı paylaştığımız insanlar, özellikle o noktalardan yaralar bizleri?
Gösterdiğimiz güven karşısında, neden bu kadar güvensizlik verici şeyler yaşatırlar?
Değer vermek mi hata olan? Yoksa güvenmek mi?
 
Ben senin yerinde olsam takı takacaksam postayla yollardım yada kargoylaa bence alakanı kes zaten bunada pek arkadaşlık denmez bu saatten sonra :/ boşver takma kafanıı değmezz kendini üzemeyee
 
Ben senin yerinde olsam takı takacaksam postayla yollardım yada kargoylaa bence alakanı kes zaten bunada pek arkadaşlık denmez bu saatten sonra :/ boşver takma kafanıı değmezz kendini üzemeyee

Aynı şekilde kendime telkin veriyorum, takma kafana boşver, düşünse zaten kendini belli ederdi diyerek...
Fakat kendimi çok üzgün hissediyorum. Bu kadar kolay olmamalı herşey...
boşu boşuna yaşanmış gibi geliyor onca zaman, onca verilen değerler... geçirilen vakitler...
 
İyide böyle olacağını bilerek yaşanmıyorki günler zamanlarr geleceği görebilsek herşey çok daha güzel pürüzsüz olurdu insan yeri geliyo kardeşini tanıyamıyoo arkadaşımm :/ boşverrr boşverrr
 
Bir zamanlar arkadaşınız olan şahsın yaşadığı sonradan görmelik sendromu.

Yol verin gitsin,öyle insandan arkadaş olmaz,verilmiş sadakanız varmış.

Benzer şeyleri ben de yaşadım ve artık hemcinslerime güvenmiyorum ne yazık ki,merhaba merhaba sadece.

Hayatımda dostum diye nitelendirebileceğim kimse yok.

Mutlu muyum ? Çok mutluyum.Kazık yemekten,yaralanmaktansa böylesi çok daha güzel.

Siz de şunu yapın : Bi küçük altın resmi bulun netten,e-posta olarak gönderin.

Madem öyle işte böyle hesabı.

Rabbim sizin sevginizi hak edecek insanlarla karşılaştırsın.

Mutlulukla kalın.
 

Haklısın, belki de en doğrusu dediğin gibi yapmak.
Bazen bende mi bir hata var veya ben mi yanlış bir harekette bulundum diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Aynı sorunu bir başkası yaşayıp burada anlatmış olsa "aptal mısın, boşver" derdim...
Hiç aklıma gelmezdi böyle birşey yaşayacağım, ama oluyormuş işte.
Başa gelince de insan sizin yazdıklarınızı duymak ihtiyacı hissediyormuş...
Çok teşekkür ederim. En güzeli dediğin gibi bir altın göndermek belki de...
 
Evlendi rahata erdi...
Allah mesut bahtiyar etsin inşallah.

Ben üstüme düşen görevi yaptım.
Kınasına gittim "oynamıcam" dedim içimden.
Ama ona baktım, çok fazla arkadaşı yok, erkek tarafına karşı laf olmasın dedim, kalktım oynadım.
O da samimi davrandı zaten... Hakkını yemeyeyim...

Kınası yakılacaktı hangi şarkı söylensin edilsin diye tartışılırken "hadi canım sen söyle, senin sesin güzeldi" dedi...
Kırmadım... Ben başladım zaten gerisi geldi şarkının... Gözlerim doldu resmen onun adına...
Kınası yakıldı, ama ilk ayrılan ben oldum... Hala kötü hissediyorum kendimi...

Nikah günü aldım nişanlımı ve annemi gittik beraber.
Altınımızı taktık tebriğimizi ettik...
Sağolsun nişanlım çok kızmasına rağmen kırmadı beni, adet yerini bulsun dedik.
Üstümüze düşeni yaptık...

Aradan 1 hafta geçti, bir pazar günü otururken evde.
Nişanlımda yanımdaydı hatta sarıldım telefona.
Dedi kimi arıyorsun hayırdır, dedim arkadaşımı arıyorum, sormadı demesin...
5 dkk konuştuk konuşmadık, sesi neşeli geliyordu, maşallah ki mutlu..

Böyle işte... Hayırlısı artık ne diyelim...
Herkes kendi hayatının çizgilerini ve yolunu belirliyor öyle ya da böyle.
İnşallah o da umduğum gibi üzüntüler yaşamaz, bende inşallah bu arkadaşımdan gördüğüm acı ve sıkıntıları bir gün unuturum...
 
siz üzerinize düşen herşeyi yapmışsınız üzüleceğiniz bir durum yok klasik bir cevap olucak ama kendisi kaybetmiş...
 
malesef ki bende buna cok yakın seyler yasadım. ben evlendim o dostum dedigim insan hala bekar kaç kişiyle denedi olmuyor istiyor evlensin yuva kursun ama nasip işte. ben evlendikten sonra beni 2. 3. plana attı hep. bizimde evimiz 5 dk. ama yorgun olur ayseye fatmaya söz vermiş olur veya su gün gelcem der aksama kadar beklerim aaa unuttum ben sana gelcem dedigimi der.
bu bahsettigim insan ilkokuldan eri arkadasım su an üni bitirdim evlendim yani düşünün. biz kardesten öteydik birbirimizde kalırdık 1 gün ayrı geçirmedik tatillerde bile bizimle denize piknige falan gelirdi. kıyafet canta ayakkabı ortak kullanırdık para lafı geçmezdi. benim ailem onu onun ailesi beni kızı gibi görürdü. ve ben bir süre önce restimi cektim mesajlarına karsılık vermedim. üzülmedim üstümden bir yük kalktı . neden aramadı neden böyle yaptı diye düşünmüyorum yolverdim gitti :)
 

Bazen belki de en güzel çözüm bu olsa gerek "yolverip gitmesi"...
En azından dediğin gibi "niye aramadı, niye gelmedi, niye böyle yaptı" diye kendi kendini yemektense, zarar görmeden bitirmek arkadaşlığı.
Herşeyin bir miadı vardır, demekki artık arkadaşlıkların da bir miadı oluyor...
 
ben birde bizim taraftan degil de karsı taraftan duymak istiyorum. yani arkadası nişanlanınca ondan uzaklasan vardır aramızda bunun sebebini ne hissettiklerini ve gerekcelerini ?
 
Ne ince,ne hassas bir insansınız ya,
gerçekten zor bulunan sağlam bir dostsunuz.
Hep böyle bitmez mi zaten dostluklar,arkadaşlıklar.
Sen elinden geldiğince yetmeye çalışırsın,
her durumda yanında olup hayatını kolaylaştırırsın,
karşılığında buldukları ilk fırsatta canını acıtırlar.
İnanın hepimizin hayatında var bu tip insanlar.
Tanıdıkça soğuduğumuz,yakınlaştıkça kaçmak istediğimiz.
Yeterince üzmüşsünüz kendinizi düşünerek,irdeleme artık bence.
Olay çok basit aslında bazı insanların hayatları değiştikçe kendileri de değişir.
Arkadaşınız da bunlardan biriymiş,
hani siz ''eş bulunca değişti,beni unuttu''demesin diye özveri de bulunup,
iki kişilik ilişkinizi üç kişi yaşamışsınız ya,işte o bunu yapmamayı tercih etmiş hepsi bu.
Hayat seçimlerimizle şekillenmiyor mu zaten.
Düşünmeyin bence.Elinizden geleni yaptıysan iç rahatlığı ile yolunuza devam edin.
O son söylediğiniz nasihate katılmayanlardanım ben.
Eğer dostum,arkadaşım dediğim,zamanımı,emeğimi adadığım biri beni defalarca,üst üste incitmişse,
bunu farketmek şöyle dursun kendisine gösterilen özenin çeyreğini bile esirgemişse hiç kusura bakmasın,
kolundan tutup da''ya arkadaş ne oldu sana,ne oldu bize,bi silkelen bakem,bi kendine gel dostum''diyemem.
Dememeliyim de!Hata bir kere olur iki kere olur.
Devamlı yapılan ayıp,umarsızlık,samimiyetsizlik istenmeden yapılan bir hata değildir bence.
Bile isteye yapılan her davranışın da bir bedeli olur.Yolları ayırmanın vakti gelmiştir.
Buraya bu kadar detaya girerek paylaşmanız bile sizin iyi niyetiniz,samimiyetiniz ve dostluğunuza verdiğiniz değerdir.
Ama karşılığı yoksa son bulmalıdır.Herkesin hakkında hayırlısı olsun.Sıkmayın canınızı.
 
amaan ne sözde dostlar arkadaslar gectı benım hayatımdan da, ama sonunda hepsi yalan oldu acıkcası, lısede ayrı arkadasın olur, üniversitede ayrı, mezun olup işe gecemezsen o arada ayrı olur, işe gecersen orada ayrı olur, evlenırsen o arada ayrı arkadasın olur,yani aşamalardan gectıkce arkadas cevren de degısır, hangi aşamadaysan o aşamadaki insanlar arkadasın olur genelde, bir iki tane geçmişten arkadaş getırebılırsen ne ala...
zamanında benım de özverıyle yardımcı oldugum, kırmamak için vs. kendımden ödün verdıgım kişilere şimdi baktıgımda boşuna vakit gecırmısım dıyorum, en azından o fedakarlıklar bakımından yani. kötu ınsan olduklarını düşünmesem de vefasız olarak nitelendırıyorum ve değmezmiş...
 
Merhaba arkadaşım,ben de hayatımda anlattığınıza benzer birçok olay yaşadım ve birçok arkadaşımla(daha doğrusu arkadaş sandıklarımla)

Ne oluyor biliyor musunuz ?Zamanla insanların bu haset tavırlarına alışıyorsunuz.En azından eskisi kadar üzülmüyorsunuz deneyim yaşadığınız için.

İnsanı en çok en yakınları üzermiş derler,aynen öyle.En çok dert çektiğimiz konuları bilip zaman bulur bulmaz o yaramızdan vuruyorlar bizleri.Bu yüzden kimseye pek fazla dertlerimi anlatmamayı öğrendim zamanla.Çünkü o arkadaş sandıklarımız bizim dertlerimizle mutlu oluyor çoğu zaman..Ne acı bir durum değil mi ?

Ben bırakın bırakın dostu arkadaşı,yoldan geçen biri bir derdini anlatsa çok üzülürüm.Hele ki dost gördüğüm kişi üzülecek oturur onunla birlikte ağlarım.Fakat bazı insanlar bizim üzüntülerimize yüzümüze tokat atar gibi kahkaha patlatabiliyorlar
İşte o anda gerçekler çarpıyor insanın yüzüne yüzüne,neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz,verdiğiniz emeklere acıyorsunuz.


Dediğiniz gibi Allah iyi niyetli insanlarla karşılaştırsın hepimizi,insan hep karşısındakini kendi gibi zannediyor çünkü.
 

aman amannnn aynından bendede vardı bunun düşman başına derler ya o cinsler kökünden kazıdım kurtuldum aramızdan su sızmazdı ama beni hiç sevgilileriyle tanıştırmadı ben biri ile arasını yaptım bir kere arayıpda gel hep birlikde birşeyler içelim demedi gelirdi en yakın arkadaşlarının bana hiç söylenmeyecek sırlarını verirdi şoka girerdim derdim bunları bana anlatıyorsa benim anlattıklarımıda onlara anlatır diye sır vermedim daha neler neler ben aman arkadaşlığımız bozulmasın diye altdan alırken o kaprislerde havasındaydı hala düşündükce kendime kızıyorum neden safım diye neyse bir gün tak etti dedim ben onun gibi arkadaş çok bulurum ama o benim gibi dostu zor bulur kestim muhabbeti samimiyeti bir süre sonra yüzsüz yüzsüz aradı bilmem x erkeği ile aramız iyi bana şunu dedi ne desem etkilerim acaba ne cevap versem dedi güldüm güldüm bilmem neyse işim var görüşürüz dedim kapattım teli sana katılıyorum allah hayırlı insanlarla karşılaştırsın fesatlardan iki yüzlülerden uzak tutsun..
 
ben birde bizim taraftan degil de karsı taraftan duymak istiyorum. yani arkadası nişanlanınca ondan uzaklasan vardır aramızda bunun sebebini ne hissettiklerini ve gerekcelerini ?

Bende kesinlikle katılıyorum bu söylediğine...
Karşı tarafın düşüncelerini ve neden böyle davrandığı merak ediyorum... Etmiyor değilim..
Keşke onunda fikirleri alınabilse
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…