Çok iyi bir tavsiye. İnsanı yaka sıkan standarlarından serbest bırakıp ilişkilerde dengeyi sağladığı için.
Biri hayatının neresinde olursa olsun sana denk veya daha üstte karşılık veremeyecekse onun alışkanlıklarını ve boyunu aşan hediye almamalısın. İlişkilerin alış/veriş dengesini korumak için bu lazım.
Ama diğer türlü ince düşünenin daha küt olabilmesi, küt düşünenin ince olabilmesinden daha kolay geliyor bana.
Yani insan daha köşeli ve kütse çok özenen, inceleyen insanın standartlarına ve beklentilerine ulaşması, onu memnun edebilmesi zor.
En fazla deneyebilir.
Onu da muhatabın takdir edebilmesi lazım ki çabanın bir değeri olsun.
Çaba, emek ve değer.
Farklı ama ilintili kavramlar.
Her çaba emek midir ya da her emek değerli midir?
Değeri bedensel, düşünsel ya da maddesel göstergelerde arıyor isek, küt insanın en azından birini becerebiliyor olması bence şarttır.
Misal ben deniz ürünleri hayatında yememiş ve yemeyecek biriyim, bir arkadaşımın ya da eşimin diyelim, binbir paralar harcayıp saatler uğraşıp deniz mahsullerini benim için pişirmesi veya restoranına götürmesi, değer midir?
Bence hakaret:)
Yahut kocamın doğumgünümde hediye ve pasta almayıp, benim varlığıma son derece şükreder olduğunu hissettiğim, gözlerinde aşkla bir yemek yiyor ve bu gün üzerine uzun uzadıya anılardan konuşuyor isek, çaba ve emek yok diye değersiz midir?
37 yaşımdan bildiriyorum ki bu aydınlanma başlangıcı bana, kk da bir konuda sorulan sorudan geldi, çok basitti, yaşama dair mutluluğunuz ya da umudunuz var mı gibi.
Aaa bir baktım benim hislerim yok çünkü aynı o sizin dediğiniz kütlerin seviyesine inmek, kendimi paralamamak ya da hayal kırıklıklığından korkmak, heveslerimin içime kaçışını gözardı edebilmek için çok yoğun mesai yapıp sıradanlaşmışım.
Ne bir sonraki güne dair duygum var ne de 5 sene sonraya.
Pardon ama ben değişiyor ve gelişiyorsam başkaları ile arşa çıkan farklarım beni üzemesin diye ödün veriyorum, kendimi küçültüyor, adeta tamah ediyorum ve mutsuzum, hak mı bu…
Çok ağırdı:)
Sorun ben değilim, siz değilsiniz, o kütler.
Olduğu yerde sayan, her şeyi geçiştiren, insanlık namına yaşamayı bırakıp görev icabı nefes almayı, işe gitmeyi ve bir tik daha atacağı sıradaki etaba geçmeyi bekleyen, ruhsuz beklentisiz ve çürük bedenler topluluğu.
Birey olmanın özelliklerinden bihaber, Allahın yarattığı ile duran, sevginin kalp ve beyin işbirliğinden habersiz ve bunun da adını ‘ya biiiz düşünemiyooruzz’ koyan her insan; düşünemiyorsanız yok olacaksınız.
Birine verilen değer nüanslarda gizlidir, bir zahmet o beyin nöroncuklarımız her birimizin hayatımızda sevdiğimiz, önem verdiğimiz, ailemiz dostumuz patili aşklarımız için çalışacak, yer kaplayacak.
Futbol takımlarının te 30 sene önceki gollerini bilen tüm takımları ezbere sayan yahut patronlarının ne yemek sevdiğini bilen, analarının babalarının tanalarının her türlü ev ihtiyacına kadar haberdar olan, üretilmiş tüm marka ve model arabaları fiyatlarıyla bilen bu canlı türü ‘ama çabalamış’la mı geçiştirilecek?
Farkındayım örneklerim oldukça sığ lakin bunu birçok alana çekebiliriz, alt mesaj belli.
Bu ülkede, dünyada ya da artık galaksimizde kadının düşünülmesi, mutlu edilmesi gereken bir cins olduğunu haykırmak gerekiyor.
Güçlü kadın imajını başka yerlerinden anladı bunlar.
Dümdüz doğduğu gibi kalan canlıların, hayata zaten 50 kademe önde başlayıp bir de baby steplerini ama çabalıyor diye alkışlayacak ellerim yok artık benim.
Olması gerekenlere ise teşekkürüm hiç yok.
Hakettiğimizden geri kalmadığımız bir hayat dilerim hepimize, hem olumlu hem olumsuz:)