- 14 Ağustos 2018
- 20.099
- En iyi cevaplar
- 2
- 75.545
- 598
- Konu Sahibi bergamotlutarhana
-
- #61
Doğrudur haklısınız ama koskoca 5 yılınızı kaybetmiş bir de kendinizi dibe çekmişsiniz zaten. Başka şeylere yönelin, çıkın biraz dışarı açılın, özel ders verin, kurs verin , youtube hocası olun sosyal cesaretiniz varsa, durumunuz iyiyse hobilere sarın kurslara sarın derneklere katılın. 5 yıl bir defa geldiğimiz bir ömür için yeterince fazla zatenÖyle üzülürüm ki bunu yaparsa lütfen yanlış anlamayın her iş değerli ama ben sözelde derece yaparak kazandım bölümümü. Tamam sözel biliyorum belki birçoğunuz sözel kolay bir alan diyecek fakat sözel derya denizdir aslında. Eşit ağırlık mezunu Anadolu öğretmen lisesi mezunu biriyim. Kendi halime üzülmekten bu hale geldim zaten
Eşinizi sevmeniz güzel bir şey tabi ki ama önce kendinizi sevmelisiniz.Arkadaşlar merhaba, daha önce foruma üye değildim ama üyelerin yazılarını takip ederdim bu sefer ben kendimle ilgili bir derdimi paylaşmak için ilk kez yazıyorum. Ben 5 senedir atanamayan bir öğretmenim, eşimle severek 10 senelik sevgililik sonrası evlendik, eşim beni Allah'a çok şükür çok sever, sayar ve beğenir. En bakımsız halimle bile güzel göründüğümü söyler hatta makyaj yapmamı hiç istemez. Ama ben ne yazık ki eşimin beni gördüğü gibi değilim. Eşim inanılmaz yakışıklı bir adam saçları simsiyah, bembeyaz bir teni var, gözleri kopkuyu mavi okyanus mavisi gibi, boyu uzun değil ama fiziği orantılı ve çok yetenekli bir adam el becerisi çok gelişmiştir, aşırı güzel yemek yapar, hemen hemen her şeyi tamir edebilir, kendisi Türkiye'de çok nadir bulunan bir mesleğe sahip -bunu söylemek istemiyorum çünkü kendi kimliğim açığa çıkar arkadaşlarım okursa direkt anlarlar- bense onun tam tersiyim yeteneksiz biriyim hayattaki tek yeteneğim iyi yemek yapıyor olmam, atanamadığımı zaten belirtmiştim, kendimi de güzel bulan biri değilimdir hiçbir zaman öyle bulmadım. Buraya kadar bir profil çizmek için anlattım şimdi derdime geliyorum. Bugün evimize eşimin bir arkadaşı geldi ben o sırada ders çalışıyordum eşim de yemek yapıyordu bundan öncesinde aynı arkadaşını iftar yemeğine davet ettiğimizde yemekleri ben yapmıştım ama bu sefer eşim sen dersini çalış ben yaparım dediği için yapmadım. Ben bu arkadaşını ilk kez görmedim kişilik olarak içinde ne varsa düşündüğünü direkt söyleyen bir insan kötü biri değil ama bugün inanılmaz canımı sıktı. Odadan dışarı çıktım hoş geldin demek için "hoş geldin X, nasılsın?" dedim "ben iyiyim de sen kötü gibisin" dedi. Nasıl yani dedim ölü gibisin dedi. Zaten kendini beğenmeyen çirkin bulan biriyim bir de eşimin arkadaşı böyle söyledi diye şimdi hepten çirkin hissediyorum eşim ben tekrar içeri geçtiğimde kendisiyle konuşmuş evin içinde tekrar karşılaştığımızda "yüzüne renk gelmiş ya mutfağın ışığı sarı ya ondan öyle gördüm herhalde" dedi ama ben eşimin kendisini ikaz ettiğini anladım. Ben yıllardır ders çalıştığım için -bir de hiç kolay bir hayatım olmadı çocukluğumdan beri hep dertle kederle büyüdüm azımsanamayacak kadar büyük dertlerdi bunlar- çöktüm ve bu yüzden eşime kemdimi yakıştırmıyorum biliyorum arkadaşları da beni ona yakıştırmıyorlar. Estetik yaptırmaktan çok korkuyorum hem anestezi korkum var hem de dinen doğru olmadığını düşünüyorum biraz İslami hassasiyetleri olan biriyim. Ben ne yapabilirim hakikten çok bunaldım böyle hissetmekten sizce eşimle bu durumu konuşmalı mıyım ?
simultane tercüman falandır belki.türkiye de sayılı olan deyince benim aklıma ilk o geliyor.Mesleğini çok merak ettim eşinin
Önce yüksek lisansa başlamam lazım biz bir şehirde uzun süre durmuyoruz yüksek lisans için en az iki yıl aynı şehirde kalmam gerekiyor sonrasında doktora yapmam gerekiyor halihazırda doktora yapmış ama kadro bulamadığı için çalışmaya, para kazanmaya başlayamamış arkadaşlarım var. Etrafımdaki insanların çoğunluğunun durumu da benimki gibi atanan arkadaşlarımın sayısı azınlıkta. Hiç takip ettiniz mi bilemiyorum öğretmenlerin girdiği sınavda (ÖABT) ortalama neti en yüksek birinci bölüm PDR ikinci bölüm ise uzulerek söylüyorum ki Türkçe bazen -o da en kötü sonucumuz- üçüncü oluyoruz. Atanamadığımız netler çoğu zaman başka bir branşın derece neti oluyor bunu puan tabloları ve istatistiki başarı sıralamaları ile de ispatlayabilirim. Yani yetersiz hissetmenin temelinde zaten benim gibi belli bir başarı yakalamış insanlarla yarışıyor olmak var. ÖABT 75 soruyken 62 net yapıp atanamadım 65 net yapıp atanamayan arkadaşlarım var ve ÖABT dediğimiz sınav öyle basit bir sınav da değil bizler sadece Eski Türk Edebiyatı dersi kelime ezberi konusu kapsamında 2500 sayfalık Osmanlı Türkçesi+ 1500 sayfalık mazmunlar sözlüğü ezberliyoruz öyle düşünün bu sadece kelime ezberi için gösterdiğimiz performans buna benzer 13 tane daha dersimiz var. Diğer oturumları da sayarsak ders sayımız 28'i buluyordu. Şimdi sınav sistemi değişti gerçi.ben de bu özelliğime ve özgüvensizliğe karşı çözüm olarak şu felsefeyi edindim: önce kendi kul hakkına girme. sen de bir cansın.
kendi hakkına girmek de kul hakkı yemektir yani.
akademiye şuan bulunduğunuz yerde devam edemez misiniz? tezlerinizi kitap olarak basabilirsiniz dahi ileride. hem öğrenci yetiştirme, hem kitap en güzel yardım işte topluma.
3 saattir düşünüyorum ne yazacaktım kadına diyeTam olarak öyleyim sadece dışsal motivasyon beni hayata bağlıyor kendim için yaşamıyorum maalesef kendimi sevmek için çok uğraş verdim inanın defalarca kez online terapi aldım ama olmadı ben bir şeyler başarınca kendimi mutlu ve işe yarar hissediyorum şu anki halim benim için -bu cümlem için özür dilerim ama- bir bardak suyu bile hak etmiyor.
3 saattir düşünüyorum ne yazacaktım kadına diyeşimdi hatırladım. bence başarı kriterinizin değişmesi lazım. mesela ben insanların rütbe almak, prestij ve para kazanmak için onur, gurur, dürüstlük, adalet, aile, ahlak, zaman gibi şeyleri büyük istekle feda ettiklerini görünce başkalarının başarılı gördüğü insanlara olan saygım bitti.
Eki Görüntüle 3568525
martin eden oldum. ben başkalarının kriterlerini kendime kriter edinmek zorunda değilim. başkalarına göre başarılı olmak zorunda değilim. hayatımın her anında aynı ivmeyi göstermek zorunda değilim. istediğim şeylerden vazgeçip yeni bir şey denemek isteyebilirim. benim için başarılı olmak veya işe yaramak bambaşka anlamlara gelebilir. benim hayal ettiğim hayat bambaşka olabilir.
ben sırf yaratılmış olduğum için bu dünya üzerinde "burada olmaya hakkım olduğunu" düşünerek yürüyebilirim. burada olmayı hak etmek için herhangi bir şey yapmama gerek yok. buradayım ve oksijen tüketiyorum.
çabam hep sürüyor olsa bile temelde durumun bu olduğunu düşünüyorum.
işe yaramadığınızı düşünseniz bile birilerinin kader planında görevinize devam ediyorsunuzdur. insan insana vesile kılınır. biz durduğumuzu sansak bile zaman akar. nefes alıyorsak dünyadaki görevimize devam ediyoruz demektir. bence inançlı biriyseniz dediklerimi anlayacaksınız
yanlış anlamayın amacım hakaret değil ama kendi öğretmenlerimin yetersizliği ne kadar acayip bakınca. yaşıtım kiminle bir araya gelsem bunu konuşuyorum. onu da geçtim toplumun genel olarak çoğu konuda bilinci niye bu kadar düşük öğretmenleri bu kadar zorlu sınavdan geçiyorsa? demek ki sistemde bir yanlış var. öğretmenlerin çoğunun psikolojisi bozuk. garip şeyler yapıyorlar çocuklara. benim babam da öğretmendi bu arada. öğretmen, doktor, asker vs. fark etmiyor olması gereken insani nitelikler, yani ahlaki değerler, insanı insan yapan şeyler genelde eksik dünyada sanki.Önce yüksek lisansa başlamam lazım biz bir şehirde uzun süre durmuyoruz yüksek lisans için en az iki yıl aynı şehirde kalmam gerekiyor sonrasında doktora yapmam gerekiyor halihazırda doktora yapmış ama kadro bulamadığı için çalışmaya, para kazanmaya başlayamamış arkadaşlarım var. Etrafımdaki insanların çoğunluğunun durumu da benimki gibi atanan arkadaşlarımın sayısı azınlıkta. Hiç takip ettiniz mi bilemiyorum öğretmenlerin girdiği sınavda (ÖABT) ortalama neti en yüksek birinci bölüm PDR ikinci bölüm ise uzulerek söylüyorum ki Türkçe bazen -o da en kötü sonucumuz- üçüncü oluyoruz. Atanamadığımız netler çoğu zaman başka bir branşın derece neti oluyor bunu puan tabloları ve istatistiki başarı sıralamaları ile de ispatlayabilirim. Yani yetersiz hissetmenin temelinde zaten benim gibi belli bir başarı yakalamış insanlarla yarışıyor olmak var. ÖABT 75 soruyken 62 net yapıp atanamadım 65 net yapıp atanamayan arkadaşlarım var ve ÖABT dediğimiz sınav öyle basit bir sınav da değil bizler sadece Eski Türk Edebiyatı dersi kelime ezberi konusu kapsamında 2500 sayfalık Osmanlı Türkçesi+ 1500 sayfalık mazmunlar sözlüğü ezberliyoruz öyle düşünün bu sadece kelime ezberi için gösterdiğimiz performans buna benzer 13 tane daha dersimiz var. Diğer oturumları da sayarsak ders sayımız 28'i buluyordu. Şimdi sınav sistemi değişti gerçi.
Katiyen yanlış anlamam tam tersi aynı şeyi ben de söylüyorum. Kendi öğretmenlerimiz diye bahsettiğiniz öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu benim bahsettiğim sistem gibi bir sınava tabi tutulmadı -yaşınızı hesaba katarak söylüyorum- çoğunluğu eğitim fakültesi mezunu değildi. ÖABT diye bahsettiğim sınav 2013 yılında geldi. Bir de ne yazık ki öğretmenlik kriterleri yalnızca sınavdan aldığımız puanla belirlendiği için insani niteliklerden yoksun ama başarılı diyebileceğimiz insanlarla da karşılaşmış olabilirsinizyanlış anlamayın amacım hakaret değil ama kendi öğretmenlerimin yetersizliği ne kadar acayip bakınca. yaşıtım kiminle bir araya gelsem bunu konuşuyorum. onu da geçtim toplumun genel olarak çoğu konuda bilinci niye bu kadar düşük öğretmenleri bu kadar zorlu sınavdan geçiyorsa? demek ki sistemde bir yanlış var. öğretmenlerin çoğunun psikolojisi bozuk. garip şeyler yapıyorlar çocuklara. benim babam da öğretmendi bu arada. öğretmen, doktor, asker vs. fark etmiyor olması gereken insani nitelikler, yani ahlaki değerler, insanı insan yapan şeyler genelde eksik dünyada sanki.
evet benzer olduğunun farkındayım. atanma konusunda kendinizi kötü hissetmemeniz için o satırları yazdım aslında. aynı meslek ve alandan devam etmek kararınız anladığım kadarıyla, o sebeple yolunuz açık olsun. ama mesleki olarak yeni şeyler denemenizi de dilerim. en azından düşünün. diğer konuda ise dediğim gibi önce kendi kul hakkına girme!Benim başarı kriterim de rütbe veya bol para kazanmak değil adil, ahlaklı, dürüst fikri ve vicdanı hür nesiller yetiştirmek istiyorum kendi hayatımı idame ettirebilecek kadar para kazanmam biraz da sevdiğim şeylere bütçe ayırabilmem önemli eşime bağımlı bir hayat yaşamak istemediğim ve ilkelerimle bağdaşan meslek öğretmenlik olduğu için özel sektörde hakkım sömürüldüğü için atanmak için emek veriyorum o yüzden bu kadar çok atanmak istiyorum başka bir sebebi yok. Ben aldığım diploma ile zaten öğretmenim ama kendi kendimi geçindirebilmem için diplomam yetmiyor maalesef. Düşüncelerimiz birbirine zıt değil bilakis oldukça benzer tek bir nokta hariç siz kendinize kıymet veriyorsunuz bense kendim haricinde herkese kıymet veriyorum temelde bu var
Teşekkür ederim güzel yorumunuz için defalarca kez ben de dünyada olmakla ilgili problemler yaşadım aslına bakarsanız hayatta en kıymetli hazinenin zaman ve sağlık olduğunu düşünen biriyim zira ben 6 yaşındayken annem ciddi bir rahatsızlığa yakalandı mücadelem tam olarak 6 yaşımda başladı. Annem hâlâ ilaç kullanıyor ömür boyu da kullanmak zorunda. Çetrefilli bir hayattan geçtim, o zamanlar benim sesimi kimse duymadığı için de insanların sesine ses, nefesine nefes olmaya çalışıyorum elimden geldiğince. O yüzden kendimi çok geri plana attım ama dediğiniz gibi zihnimin kontrolü benim elimde. Sağ olun.evet benzer olduğunun farkındayım. atanma konusunda kendinizi kötü hissetmemeniz için o satırları yazdım aslında. aynı meslek ve alandan devam etmek kararınız anladığım kadarıyla, o sebeple yolunuz açık olsun. ama mesleki olarak yeni şeyler denemenizi de dilerim. en azından düşünün. diğer konuda ise dediğim gibi önce kendi kul hakkına girme!ben de azımsanmayacak sıkıntılar çektim. duyup benim yerime ağlayanlar da oldu. hiç tanımadığım insanlar. özgüvensizdim, çaresizdim, dünyada olmakla ilgili problemlerim de vardı bilmem anlatabildim mi.. zihnimin benim kontrolümde olduğunu fark edince zaman içinde değiştim. siz de değişebilirsiniz. bu kadar potansiyel boşa gitmez ya.
Esimi görseniz Henry Cavill kimmiş dersiniz ben abartarak anlatmıyorum gerçekten maşallahı var. Ha benim ilgimi dış güzelliği çekmemişti ama çok yakın arkadaşlarım heykel gibi adam otur izle diyorlar ben de susturuyorum. Dediğim gibi bembeyaz teni simsiyah saçları var kontrastı yüksek olduğu için dikkat çekiyor üstüne gözleri kopkuyu mavi ben açık mavi gözden ürperirim ama eşimin gözleri öyle değil inanılmaz dinlendirici ve bunu da ben söylemiyorum sadece işin kötüsü oEşiniz Henry Cavill olsa ve siz bahsettiginiz gibi cirkin olsaniz sizle işi olmazdi. Boşuna geriliyorsunuz maximum sizden biraz daha iyi duruyordur.
Ciftlerden biri biraz daha gosterişli olur hep zaten neden bilmemnormal yani erkekler dert etmiyor tabi bunu bu kadar.
Kendime gelince ben bildiğiniz saçını boyatıp saçını, makyajını yapıp güzel olabilenlerdenim yüzümde ciddi kusurlarım var. Mesela çocukken yüzüme ayna düştüğü için geçmeyen bir ayna izim var, alnımın tam ortasında ve iki kasımın arasında geçmeyen yara izleri var. Alnım onunki gibi bombeli değil ki bu feminen bir özellik benim alnim dümdüz üstelik aşırı geniş. Bu yüzden kakül çok yakışıyor. Burnum büyük değil ama bildiğiniz Rum burnu dümdüz yani. Çene hattım fazlasıyla kemikli. Onun tam aksine oldukça maskülen bir yüzüm var. Dengeliyoruz herhaldeTeşekkür ederim güzel yorumunuz için defalarca kez ben de dünyada olmakla ilgili problemler yaşadım aslına bakarsanız hayatta en kıymetli hazinenin zaman ve sağlık olduğunu düşünen biriyim zira ben 6 yaşındayken annem ciddi bir rahatsızlığa yakalandı mücadelem tam olarak 6 yaşımda başladı. Annem hâlâ ilaç kullanıyor ömür boyu da kullanmak zorunda. Çetrefilli bir hayattan geçtim, o zamanlar benim sesimi kimse duymadığı için de insanların sesine ses, nefesine nefes olmaya çalışıyorum elimden geldiğince. O yüzden kendimi çok geri plana attım ama dediğiniz gibi zihnimin kontrolü benim elimde. Sağ olun.
E sende kocanın tadını çıkar o zaman aşkoArkadaşlar merhaba, daha önce foruma üye değildim ama üyelerin yazılarını takip ederdim bu sefer ben kendimle ilgili bir derdimi paylaşmak için ilk kez yazıyorum. Ben 5 senedir atanamayan bir öğretmenim, eşimle severek 10 senelik sevgililik sonrası evlendik, eşim beni Allah'a çok şükür çok sever, sayar ve beğenir. En bakımsız halimle bile güzel göründüğümü söyler hatta makyaj yapmamı hiç istemez. Ama ben ne yazık ki eşimin beni gördüğü gibi değilim. Eşim inanılmaz yakışıklı bir adam saçları simsiyah, bembeyaz bir teni var, gözleri kopkuyu mavi okyanus mavisi gibi, boyu uzun değil ama fiziği orantılı ve çok yetenekli bir adam el becerisi çok gelişmiştir, aşırı güzel yemek yapar, hemen hemen her şeyi tamir edebilir, kendisi Türkiye'de çok nadir bulunan bir mesleğe sahip -bunu söylemek istemiyorum çünkü kendi kimliğim açığa çıkar arkadaşlarım okursa direkt anlarlar- bense onun tam tersiyim yeteneksiz biriyim hayattaki tek yeteneğim iyi yemek yapıyor olmam, atanamadığımı zaten belirtmiştim, kendimi de güzel bulan biri değilimdir hiçbir zaman öyle bulmadım. Buraya kadar bir profil çizmek için anlattım şimdi derdime geliyorum. Bugün evimize eşimin bir arkadaşı geldi ben o sırada ders çalışıyordum eşim de yemek yapıyordu bundan öncesinde aynı arkadaşını iftar yemeğine davet ettiğimizde yemekleri ben yapmıştım ama bu sefer eşim sen dersini çalış ben yaparım dediği için yapmadım. Ben bu arkadaşını ilk kez görmedim kişilik olarak içinde ne varsa düşündüğünü direkt söyleyen bir insan kötü biri değil ama bugün inanılmaz canımı sıktı. Odadan dışarı çıktım hoş geldin demek için "hoş geldin X, nasılsın?" dedim "ben iyiyim de sen kötü gibisin" dedi. Nasıl yani dedim ölü gibisin dedi. Zaten kendini beğenmeyen çirkin bulan biriyim bir de eşimin arkadaşı böyle söyledi diye şimdi hepten çirkin hissediyorum eşim ben tekrar içeri geçtiğimde kendisiyle konuşmuş evin içinde tekrar karşılaştığımızda "yüzüne renk gelmiş ya mutfağın ışığı sarı ya ondan öyle gördüm herhalde" dedi ama ben eşimin kendisini ikaz ettiğini anladım. Ben yıllardır ders çalıştığım için -bir de hiç kolay bir hayatım olmadı çocukluğumdan beri hep dertle kederle büyüdüm azımsanamayacak kadar büyük dertlerdi bunlar- çöktüm ve bu yüzden eşime kemdimi yakıştırmıyorum biliyorum arkadaşları da beni ona yakıştırmıyorlar. Estetik yaptırmaktan çok korkuyorum hem anestezi korkum var hem de dinen doğru olmadığını düşünüyorum biraz İslami hassasiyetleri olan biriyim. Ben ne yapabilirim hakikten çok bunaldım böyle hissetmekten sizce eşimle bu durumu konuşmalı mıyım ?
Esimi görseniz Henry Cavill kimmiş dersiniz ben abartarak anlatmıyorum gerçekten maşallahı var. Ha benim ilgimi dış güzelliği çekmemişti ama çok yakın arkadaşlarım heykel gibi adam otur izle diyorlar ben de susturuyorum. Dediğim gibi bembeyaz teni simsiyah saçları var kontrastı yüksek olduğu için dikkat çekiyor üstüne gözleri kopkuyu mavi ben açık mavi gözden ürperirim ama eşimin gözleri öyle değil inanılmaz dinlendirici ve bunu da ben söylemiyorum sadece işin kötüsü oAlnı bombeli burnu mini minnacık fındık gibi ve yüzü kemikli üstelik hiç estetiği yok ben hep erkek güzelisin diyorum Kadın olsa benden çok daha güzel bir kadın olurdu yani eminim bunu da onu övmek için söylemiyorum hakikaten öyle olduğu için söylüyorum.
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?