Bu olayla ilgili ben de bir konu açmıştım geçen ayBir yerde bir yazı okumuştum. ''Bir insanın kendi ailesi, geçmişte ki roller nasılsa doğru olanın o olduğuna inanırmış, evleneceğimiz insanda bile ya babamız gibi birini ararmışız, yada iyisiyle kötüsüyle tamamıyla zıttını.''
Sahi kız çocukları gerçekten annesinin kaderini mi yaşıyor bu hayatta? Sizler annelerinizle nasılsınız? Yada kızlarınızla?
ve benim annemin kaderini yaşamamam adına var mı önerileriniz?
Başınız sağ olsun Allah rahmet eylesin çok üzüldüm eşiniz için..Konuyu okuyamadim cok uzun.
Bu kisma cevap vereyim, kizlar annesinin kaderini yasamiyor.
Kabugunu kiramayan herkes bir yere sıkısıyor, sıkısmayın. Gücünüzden emin olun, yeter.
Benim annem ozguvensiz, sorunlara ragmen babamdan cok zor bosanan bi kadin. Bosaninca cok bocaladi, sendeledi, cok zor topladi. Halbuki yeni hayati cok daha iyi olacakti.
Ben 29 yasindaki esimi kaybettim. Onun 60 yasindaki dagilmasini yasamadim. Koyvermedim kendimi.
Asla kendi ailemi seçmezdim onlar yüzünden hiç kimseye kendime bile güvenmediğim için tedirgin kırgın duygusal ve yorgun biriyim belki bu sebeple çocuklarım da ilerde sorsalar beni seçmezler dediğim oluyorHerkese merhabalarBir psikolog yada bir psikiyatriye gittiğimizde, yada film repliklerinde bolca duyduğumuz ''çocukluk'' kavramı ne çok önemliymiş. Bugün bir sıkıntı yaşadığımızda neden onlarca yıl geçmişe dönüp ''çocukluğundan bahseder misin biraz?''' derler bunu artık biraz biraz çözebiliyorum sanırım.
Konuya bodoslama girmem gerekirse; ben küçükken kendimi çok şanslı hissederdi , çevredemde ki arkadaşlarımla kendimi kıyasladığımda hep daha mutlu olduğumu hisseder ve babamı taparcasına severdim. Annem ise bir kız kardeşim olmadığı için benimle hep arkadaş gibi olmuştur. Hatta çocukken bir zamanlar, neden bu kadar şanslı olduğumu düşünürdüm.
Gel zaman git zaman çok sinirli olan abim (2 abim var) bizden ayrıldı iş gereği. Biz ise diğer abimle ailemizin yanında devam ediyoruz. Zaman geçtikçe bizler büyümeye başladıkça aslında o kadar da şanslı olmadığımı farketmeye başladım.
Babam fazlasıyla mükemmelliyetçi, evde de akrabalar arasında da her zaman lafı geçen biri olmuştur ve insanlar genel olarak babamın duruşundan bile çekinirler. buna babamı 1 kez gören arkadaşlarım da dahil. Her zaman ceketiyle gezen, gezip tozmayı seven, lüks yaşamayı seven biri olmuştur hep.
Çocukken maddi açıdan hiçbir şeyde gözümüz kalmadı, 1 isterdik 3 alırdı vs. Ama bizlere manevi açıdan yakın olmadı pek, hiçbir zaman gerçek anlamda nasıl olduğumuzu sormadı
Annem ise erken yaşta annesini kaybetmiş, kendini bizlere adamış fakat kıymetini bilmeyen bir eşe sahip olduğundan psikolojik sıkıntılar yaşıyor yıllardır. Dönem dönem tedavi görüyor, biz hep arkasında durmaya çalışıyoruz ama yıllarca ezilmiş bir kadın. Hatta 1 ay önce boşanma kararı aldılar ama sonradan tekrardan bu kararından döndüler.
Ben ise 25 yaşındayım, hayatta çocukluk dönemim hariç hiçbir zaman şans yüzüme gülüpte işlerim kendiliğinden yürümemiştir, her şeyi tırnaklarımla kazıyarak hırsımla yapmış biriyim. Yaşıma nazaran mesleğimde oldukça iyi bir konumdayım. Fakat bu konuma gelebilmek için çok sıkıntılar yaşadım. Ben mesleğe ilk atılana kadar daha önce hiç birey olmamıştım ki, şuanda tam anlamıyla olabildin mi derseniz cevabım ''hayır'' ama neyse işte
ne isteyip ne istemediğimi bile bilmiyordum ki kendimi savunamazdım, hakkım olanı bile yediklerinde gıkım çıkmazdı. Hal böyle bir de plus olarak iş hayatında hep çok zor karakterlerle karşılaştım. Hayır diyemeyen bir insandım bir dönem ruhsal açıdan sekteye uğradım hal böyle olunca, antidepresanlar falan toparladım.
Kendimi çok güçsüz hissediyordum. Zamanla kendi kişiliğimi geliştirmeye yöneldim, neden böyle olduğuma dair hiçbir sorgulama yapmadan.
Yorulduğumu hissediyorum. Çocukluğumda ki hislerin tepetaklak olduğunu görüyorum. Her ne kadar güçlü gibi dursam da bir olay yaşadığımda ki verdiğim tepkilerin yada babamın mükemmelliyetçiliğinin bana işlemiş olduğunu düşündükçe sinirlenip bunu değiştirmeye çalışıyorum.
Bir yerde bir yazı okumuştum. ''Bir insanın kendi ailesi, geçmişte ki roller nasılsa doğru olanın o olduğuna inanırmış, evleneceğimiz insanda bile ya babamız gibi birini ararmışız, yada iyisiyle kötüsüyle tamamıyla zıttını.''
Babam gibi bencil ve dışardan mükemmel biri olmak istemiyorum. Ama ben ''ben'' olamıyorum. Şuana kadar tesettürlüydüm. Lise 1 gibi tesettüre girmiştim. O kadar küçük yaşta kapanmamın nedeni ise ailemi sevindirmekti, çevrem tesettürlü olduğu için bende böyle olmalıydım. Babam her akşam elinde eşarpla gelirdi, daha da sarılmam için.
Zaman geçtikçe, üniv bitip iş hayatına da atılınca ben aslında kendi benliğimin farkına varamamış olduğumu hissettim, insanlar ne der? babam kızar, annem istemez derken hep kendimi arka plana atıp, ilk sıraya başkalarını koymuştum. Ama o ilk sıraya koyduklarımın başını çekenler arasında ki babam yanımda olması gereken hiçbir zaman yanımda olmadı.
Araba almak istedim. Hayır olmaz, yaşın çok erken, ilerde alırsın, kaza yaparsın vs vs bütün kötü ihtimalleri önüme sürüp beni vazgeçirmeye çalıştı ve hal böyle olunca ben babamdan araba konusunda asla destek isteyemeceğimi anladım. O dönemlerde çok sıkı çalıştım araba için para biriktirdim, kredi çektim artık araba alacaktım. İstediğim araba için o zamanlarda çok ufak bir meblağ, babam için çok çok ufak bir meblağdı hatta, babam biliyosunuz mükemmel bir insan olduğu için çevresinde borç ihtiyacı olan babama koşar ve asla çevirmez geleni, o meblağ babam için beğendiği ceketin ücretiydi. Ama o zaman açık kalan 2-3 bin lira için elini cebine dahi atmadı. İstemedim de babamdan, abimle halletmiştik. Ama demesi gerekmez mi ya bir babanın o dönemde ''kızım eksiğin var mı? hangi arabayı alacaksın? nereden alacaksın? diye. ben gidip bir arkadaşımla almıştım arabamı. Allahtan o dönem kötü bir insanla karşılaşmamışım tomarla parayla başka bir şehire araba almaya gitmiştik çünkü.
Neyse arabayı aldım geldim evin camının önüne, binbir hevesle çıkın cama diye aradım bizimkileri. Annem abim camda, babam hiç kendini göstermeyecek şekilde sadece bir kafasını uzatıp ne aldığıma bakıp anında içeri girdi.
Ben zaten kendi arabamı alana kadar çok çok nadir araba kullanmışım. Babamdan arabasını bile 1 kez olsun istemedim, eğer ihtiyacım varsa kendi arabamı kendim alırım, ona ağız eğmem dedim ve aldım
O zaman bir tedirginlik var tabii, gözüm gibi zaten o araba, sanki arabayı ben değil o beni kullanıyor. O denli korkuyorum arabadan. Bir desteğe, güzel cümleye ihtiyacım vardı sadece. Arabayı otoparka bırakıp geldiğimde benimle saatlerce hiç konuşmadı, sonradında ''kaza olur bişey olur ben karışmam, beni dinlemedin'' dedi.
Sigorta yaptıracaktım ama kenarda ki köşede ki ne para varsa araba için almıştım zaten borç olarak annemden ve abimden. Arabayı aldık iyi güzel, sigorta ne olucak? babama söylemiştim o zaman, kendi sigortacısına yaptıracaktı. Bende de o dönem kredi kartı yok, banka kartı var. Hesapta ne varsa anca onunla işlem yapabiliyorsun. Babamdan arabam için tek istediğim; babam zaten kendi gidecekti sigortacıya, bende kendi kredi kartıyla ödeyip 3 taksit yapmasını istedim 3 ay hiç aksatmadan vericem dedim. 'Yok dedi benim ekstrem dolu, ben taksit işiyle uğraşamam''.okeyledim onu da hallettim bir şekilde o dönem.
Şimdi covit olduğundan işe gidemiyor. Kendi işi de yok, eski lüksü azalmaya başladı emekli oldu eski birikmişleri de var öyle geçiniyor. Babamın arabasını abim kullanıyor. Benden işi oldukça hiç çekinmeden arabamın anahtarını istiyor.
Bir kız babası hakkında böyle düşünmemeli biliyorum, ama her ne kadar istemesem de sanırım bende onun gibi pis düşünüyorum; istememeli ya ben arabamı alırken gram desteğini göstermedi bana ne maddi ne manevi sadece köstek oldu. Arkadaşlarıyla gezmeye giderken de istememeli benden. 7 kat yabancı gelsin veririm arabamı asla sakınmam, ama babam istemesin benden. o ilk günlerde bana yaşattığı ''ya kaza yaparsam, babam heh işte ben demiştim'' demesin diye arabayı otoparktan çıkaramamıştım korkudan. Şimdi de biri sorduğunda sanki kendi almışçasına ''kızımın arabası diye pohpohlanıyor''
konu tabii ki sadece bu da değil bu yaşımıza geldik hala kendi istediği olsun ister. Hiç kimseyi beğenmez, o beğenmediği insanlardan çok daha beter bir kişiliği var , insanlara tahammülü sıfır, bir şeyi duymadığımızda 2.söylerken bağırıp kızarak söyleyen biri. Annem onun yüzünden psikiyatriye giderken kadına ''hastasın sen kendine bir çeki düzen ver'' diye diye o kadını da bitirdi
Şimdi düşünüyorum da ben bu evde kendi benliğimi bırakın, o adama benziyorum gibi hissediyorum. 1 kere geldiğim şu hayatı istediğim gibi yaşayamıyorum.
İşe, arkadaşlarımın yanına açık gidiyorum. Evden çıkarken şapka takıyorum hala söylemedim ona, tepkisinden korkuyorum.
Bir ilişkim oluyor onun gibi tepeden bakıyorum bazen karşımdakine. Gereksiz yere fazla yükseliyorum tartışmalarda, sağlıklı bir ilişki kuramıyorum. Uzun bir ilişkim vardı babam araştırdı ailesinin borçları vardı çocuğun iyi bir işi hayatı yoktu. Olmaz dedi. Ben asla yanında değilim he ama eğer ille de evlenicem dersen, ben arkanda değilim bunu bil dedi. Çevremdekiler bunu baban seni ne kadar da seviyor, başka baba olsa ne hali varsa görsün der evlendirir dediler. Ama babam kendi adına leke düşürüp ...'nın kızının evlendiği adama bak, şu bu otelde bile düğün yapamadı demesinler diye onunla evlenmeme müsaade etmedi.
Ayrı eve çıkayım desem muhtemelen evlatlıktan reddeder beni, o bir yana annem ne yapacak bu adamla onu bilmiyorum
Başlıkta ki soruma gelecek olursak; hayır ben böyle bir babayı seçmezdim. Her kararımda iyisiyle kötüsüyle varlığını hissedebileceğim bir babam olsun isterdim. Lütfen evlat yetiştirirken çok dikkat edin. Ben bu psikolojiyi hala es geçemiyorum. Her ne kadar dışardan güçlü dursam da, hayat kalitesi ne kadar iyi olsa da o çocukluk evresi unutulmuyor.
Bir kavga sırasında hep suçlu olan ben gibi hissediyorum, haksız olan hep benmişim gibi geliyor. Bu yaşanılanlar unutulmuyor. Benim önümde ki en büyük örnekte annem. Doktoru bir kere benimde seansa gelmemi istedi, birlikte girdik annemle. Annem o sırada hıçkıra hıçkıra ağlarken babasının onu istemediğinden bahsediyordu.
Sahi kız çocukları gerçekten annesinin kaderini mi yaşıyor bu hayatta? Sizler annelerinizle nasılsınız? Yada kızlarınızla?
ve benim annemin kaderini yaşamamam adına var mı önerileriniz?
Bu öneriyi genelde ailesiyle duygusal olarak bağı kuvvetli kişiler yapıyor. Annem çocukluğumuzdan beri erkek kardeşimi bizden ayırdı. Kendimi anladığım günden bu yana eleştiri aramızdaki tek bağ oldu. Kız kardeşimle benim için tek önem verdiği şey beden sağlığımız. Yaşıyorsak problem yok. Üzülmüşüz,kırılmışız,ruhen dağılmışız zerre anlam ifade etmiyor. Ki dedem sayesinde kendi de bu ayrımcılığa maruz kalmış bir insan. Annem genç bir anne beraber tatile gideriz orda küser. Burnumuzdan gelir. Annemde toplanırız kardeşimle dışarı çıkalım desek bir saat çocuklara bakmaz. Kalmaya gidelim ister. Çocuklara kızar. Çocuklarla inatlaşır. Aramamızı ister. Arayınca sürekli laf sokar. Aslında o kadar çok şey var ki. Hatırlayıp moralimi bozmak istemiyorum. Erkek kardeşime de tam tersi o üzülmesin küsmesin diye hiç bir tavır trip yapmaz. Kardeşim kaç kez borç yaptı. Antalya’ya tatile gitti. 10 15 bin ödedi laf etmedi. Kız Kardeşimin eşi askere gitti başka gelirleri de yoktu. 2 evi var ailemin kirayı kardeşime verirler dedim vermedi. Ondan bundan zekat topladı kardeşim için. Bizim çocuklarımıza bir gün baksa akşam şurayı yerlerde. Şimdi gelinimiz çalışacak torunumu severim bakarım diyor. (Burdan görümcelik yapacağım düşünülmesin yeğenime bakıcının bakmasını zaten ben de istemem) Sadece bize olmayan hoşgörüsü oğluna Gani Gani var. Bunu gördükçe de içimdeki çocuk ta ben de ondan uzaklaşıyorum. Bu arada çevreye karşı da bizi çok önemsediğini gösterir her zaman. Ama tüm sülale onun oğluna hasta olduğunu bilir. Bizi ailede babam kayırmasaydı şu an psikolojim bu halde bile olmazdı. Ailede babam kızları annem oğlunu tutar gibi bi haldeydik. Ama annem çok baskın e babam da işte bu iş bizi kurtarmadı en nihayetinde.“Anne babalarımızı suçlamayalım. Hepimiz kurbanların kurbanıyız. Onlar kendilerinin bilmediği şeyleri bize nasıl öğretebilirdi ki?”
Bu alıntıyı okuduğum bir kitapta görmüştüm. Çok etkilenmiştim. Gerçekten hepimiz kurbanların kurbanıyız. Bu tip ebeveynlerin çocukluğunu dinlediğimizde sağlıklı aile ilişkilerinin olmadığını görüyoruz. Bu saatten sonra hiç kimseyi değiştiremeyeceğimize göre bize zarar vermelerine izin vermeden, onları oldukları gibi kabul etmek en iyisi
Sürecimiz aynı geçmiş gibi. Tek farklı yanı ben doğmayı seçerdim. Yaşamayı hayatı hayallerimi seviyorum.Ne annemi ne babamı seçerdim.
Ben doğmayı seçmezdim.
Çocukluğum erken gençliğim anne babamın yaptıklarıyla, gençliğim onlardan kurtulmakla, 30 dan sonra iyileşmeye çalışmakla geçiyor.
Normal olabilmek için harcanmış yarım ömür.
Neyse çok iç karartıcı olmaya başladım.
İyi yönden bakalım.
En azından annemin kaderini yaşamıyorum. Babam gibi bir adamla evlenmedim.
Zinciri kırdım ama çocuklarım aynı fikirde olmazsa diye korkuyorum ve çocuk sahibi olmaktan kaçınıyorum.
Belki düzgün bir ailede doğsaydım farklı düşünürdüm. Şuan hala nefes alıyorsam hala yaşamayı seçtiğim için.Sürecimiz aynı geçmiş gibi. Tek farklı yanı ben doğmayı seçerdim. Yaşamayı hayatı hayallerimi seviyorum.
Çocuğumla birlikte yaralarımın farkına vardım,ona iyi anne olmak isterken kendime iyi geldim. Anne olduğumda nasıl anne olmamam gerektiğini iyi biliyordum zaten. Okudum,araştırdım. Şükür çocuğumla ilişkim yolunda. Psk desteği de almak istiyordum hatta bir yeri aradım ama pandemiden dolayı zoom üzerinden görüşme yapacakları için emin olamadım. Sürecin biraz düzelmesini bekliyorum.
Tabi ki dönem dönem olabiliyor. Detay da bilmiyorum size dair öyle yorumunuza istinaden yazdım.Belki düzgün bir ailede doğsaydım farklı düşünürdüm. Şuan hala nefes alıyorsam hala yaşamayı seçtiğim için.
Kurban kafasından çıkalı bir kaç yıl oldu.
Her şeyi yapabilirim gibi geliyor ama bazen gözümde büyüyor.
Bakmayın önceki mesajımda çok iç karartıcı yazmışım ama şuan halimden memnunum.
Gerçek bir psikopatla yaşamak, her an ölüm korkusu insanı yoruyordu.
Bazen güçsüz bazen yorgun hissediyorum alıntıladığınız mesajda yine öyle bir anıma denk gelmiş:)
Umarım bir gün çocuğum olursa bende güzel bir ilişki kurabilirim.
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?