Eşim, ailesi, bir türlü içime sinmeyen bir evlilik

Kızlar selam. Hayatımda olup bitenleri çevreme pek fazla yansıtmak istemediğim için görüşlerinizi almak üzere kaydoldum.
Eşimle evleneli henüz bir yıl dahi olmadı. Bir annesi bir de kız kardeşi var kendisinden bir yaş küçük. Evlenmeden önce annesi pek bir problem çıkarmadı doğrusu, ufak tefek şeyler hariç. Kız kardeşi her zaman problemliydi.

Geçmişi çok kurcalamak istemiyorum ama özet geçmem gerekirse kız kardeşi 35 yaşında ve öğretim üyesi olmasına rağmen bir miktar sosyal zekası geri bir insan. Buna karşılık şımartılarak büyümüş ve şaşılır şekilde ailede sözü geçer bir insan haline gelmiş. Bunun da etkisiyle kendi düşünceleri ona göre her zaman doğru ve aksi asla ona kabul ettirilemez. Oysa dışarıdan bakıldığında tek başına döviz bozdurup bankadan havale yapmayı beceremeyen, vergilerini tek başına ödemekte güçlük çeken, aracının sigortalarını yaptırmayı bile beceremeyen bir insan. Bizim problemlerimiz evlenmeden önce başlamıştı zaten. Benimle ilk tanıştığında para biriktirip biriktirmediğimi sormuştu. Ben de geçiştirmek için -zira onu zerre kadar alakadar etmez ama ediyormuş işte- zaten hayat pahalılığının fazla olduğunu ve bu nedenle para biriktirerek bir varlık edinemeyeceğimden hayatımı yaşamaya baktığımı söyledim. Bunu kafasına yazmış ve derhal eşime "bu kızın seninle evlenmekte gözü olsaydı para biriktirirdi, ne yapacaksınız parasız evlenip annemin tüm parasını siz mi alacaksınız, ben ne olacağım" gibi paternler vermiş. Ben bunları tabi ki çok sonra öğrendim. Ardından aileler tanışmak için bir araya geldiğinde hanımefendi teşrif etmedi benim ailemin davetine rağmen. Sonrasında evlilik meselesi peyda oluncaya dek zaten görüşmedim pek fazla arada yine ufak tefek tuhaflıkları oldu ama konu uzamasın diye anlatmayacağım.

Eşimin ailesinin yaşadığı şehirde bizim nikahımız yapıldı, düğünümüz bizim yaşadığımız şehirde olacaktı. Henüz daha nikah salonunda beni eşime şikayet etmiş karın bana gülmüyor, kendi arkadaşlarıyla eğleniyor diye. Ve benim uydum akıllı kocam nikah günümüzde bana bu sebepten surat astı. O an nikahı terk etmek geldi içimden ama yapamadım. Nikahtan döndüğümüzde ben sıkıntısız bir nikah geçirdiğimizi düşünüyordum ancak anlaşılan görümcem için tam tersiymiş. Benim ailemin yüzüne yeterince gülmediğini, benim yüzüne gülmediğimi söylemiş eşime ve hatta ve hatta nikahtaki altınlarla ilgili ablama çok büyük bir iftira attı. Eşim bu iftirasına karşılık verince de hem kendisi eşime küstü, hem annesini eşime karşı doldurdu ve düğüne bir hafta kala annesi ve kardeşi biz düğüne gelmeyeceğiz dediler. -Burada bir ara bilgi vermem gerekiyor; isteme gününü kararlaştırmak için eşimin annesi bizim evimize geldiğinde aileme ben asla yeni gelin evinde kalmam bence çok yanlış bir davranış demişti. Nikahımız için de kendi görümceleri geldiğinde evinde kalmalarına müsade etmedi. - Fakat her ne olduysa görümcemin attığı iftira, akabinde eşimin verdiği cevap ve görümcemin annesine olayları aksettirme biçimi neticesinde kayınvalidem "ben düğün günü sizin evinizde kalacağım aksi takdirde düğüne gelmiyorum" dedi. Eşim de buna karşılık bana "annem ve kardeşim gelmezse ben de düğüne gelmem" dedi. Yine burada bir kısa bilgi vermek zorundayım ki bizim evimiz misafir ağırlamaya müsait değil, misafir odamız yok, sadece salonda bir köşe koltuğumuz var o da açılmıyor. Aynı zamanda benim nikahtan önce ailemden bir birey hayatını kaybetti ve o ev o zaman da vardı ama ne kayınvalidem ne görümcem cenaze için gelmediler.

Ben o sırada hem yakın zamanda yaşadığım kaybın acısı, hem el aleme ne derim korkusu, başarısızlık hissi gibi olmayacak nedenlerden göstermem gereken tepkiyi göstermedim. Bir şekilde eşimin ailesinden diğer kişiler de araya girdi ve nihayet düğünümüze teşrif edip perdesiz evde yerlerde yattılar. Görümcem öyle bir insan ki, eşimin pek de sık görüşmediği kuzeni "ben düğüne gelsem esmaların evinde kalabilir miyim ki" diye sormuş. Görümcem de bunu eşime mesaj atarak demiş ki; "insanları getirdiğiniz şu hale bakın size yazıklar olsun".

Her neyse her şeye rağmen 4 kişi geldiler eve. Kayınvalidem, görümcem, eşimin teyzesi ve kuzeni. Ben düğünden sonra evimize gelip duşa gireriz diye çeyizime aldığım bornozları hazırlamış banyoya asmıştım. Görümcem beni arayıp misafir havlularının yerini öğrenme zahmetine girmediğinden benim çeyizlik bornozumu kullanmış duştan sonra. Bana bunu gülerek söyledi. Bir abimin bir de senin bornozun vardı ben de seninkini kullandım abiminki kirli olabilir diye dedi. Düğünden sonra biz otelde kaldık, şer ittifakı evde kaldı. Sabah eşim salağı "otoldo kohvolto yopmoyolom otolon kohvoltoso gözöl döğöl" diye hönkürdüğü için suratıma koşa koşa eve gittik ve bilin bakalım ben ne yaptım? Şer ittifakına kahvaltı hazırladım. Hatta gitmeden evvel de bir güzel karınlarını doyurdum. Benim daha bir kez olsun kullanmadığım ne kadar eşyam varsa gelip benden önce kullandılar.

Kusuruma bakmayın lütfen yazarken sinirden ellerim titredi gerçekten ben neler yaşamışım diye. Ben gerçekten de hem güzelim hem eğitimliyim hem gelir düzeyim yüksek hem prestijli bir mesleğim var. Ama bu tür köylü kurnazlıklarıyla muhatap olmamak için kendimi yeterince koruyamamışım demek ki. Hele eşim. Eşim kendisince çok güzel bir kriz yönetimi stratejisi belirlemiştir. "Benim ailem deli, onlara he de geç keyfimiz kaçmasın" stratejisi. Yani ne beni savundu ne de beni bıraktı ki ben kendimi savunayım.

Tüm bu yaşananlar ve daha anlatmadığım yüzlerce olayın bana dönüşü hep eşimin bana surat asmasıyla sonuçlandı. Kardeşine gülmemişim, surat. Kardeşiyle ilgilenmemişim, surat. Tüm bu sürecin sonunda ben artık mahvoldum. Kelimenin tam manasıyla bittim ve tükendim. Arada geçen ve yazmadığım birçok daha olay var elbet. Yazarsam çok çok uzun olacak.

Tüm bu tükenmişliğin etkisiyle, görümcemin bir iş için gelip bizde kalması ve gider gitmez 1 hafta sonra eşimin asla takılmayacağı bir şeyden dolayı kavga çıkarması nedeniyle -apaçık görümcemin gazına gelmiş- ben artık evi terk ettim. 3 aydır ayrıyız. Eşim ilk başlarda burnu dik dolanıyordu. Şimdi bana sen ne dersen tamam, ailemle görüşme, gelmesinler gitmesinler, ben de bir daha onların dediği tek şey yüzünden seni üzmem sana surat asmam tövbe diyor. Ne var ki benim hiçbir şey içime sinmiyor. Örneğin -yapmamam gerekirdi ama yaptım- whatsapp webinden kardeşiyle olan konuşmalarını okudum. Kardeşine karşı en ufak bir tepki göstermemiş. Nereden biliyorsun derseniz de benim yüzümden kardeşine ufacık bir tepki gösterseydi bu kız hastanelik olur, ortalığı ayağa kadırırdı. Abi-kardeş ilişkileri hiç hasar almadan tam gaz devam etmiş. Gelinen bu noktada, ben eşimin kardeşi olsam "bak ya neler neler yaptım yine de abim her işime koşuyor, iletişimimiz hiç eksilmedi, o halde demek ki bende sıkıntı yok gelin salaklık ediyor" diye düşünürdüm.

Ben tükenmişliğimle, cıvıl cıvıl bir genç kadından öfkeden ağzından köpükler saçan mutsuz bir kadın olarak, görümcesi ve kayınvalidesinden çektikleri bir dakika bile olsun aklından çıkmayan, yeri geldiğinde vermediği cevaplar yüzünden, kendisini düşürdüğü bu hal yüzünden kendisinden nefret eden bir kadın olarak kalakaldım. Tüm iyi huylarım gitti. Aklımda artık sadece bana yapılan kötülükler, olası senaryolar ve bu senaryolarda alacağım aksiyonlar, karşılaşırsam edeceğim laflar, onlara ne gibi zararlar verebilirim gibi düşünceler dönüyor. Psikoterapi de alıyorum ama nafile. Şurada size sadece 3 ana başlıktan bahsettim. Aynı seviyede 8-9 olay daha düşünün kısacık 6 aylık süre içinde. Kendim olmaktan çıktım. En çok da kendime kızıyorum. Eşim bana "he de geç" dediyse dedi, ne anlar ki o? Ben cevabımı verecektim, zırlamak yerine zırlatıp yollayacaktım da yapamadım işte akılsızlık ettim.

Şu an bana en kolay gelen yok eşimin vaatlerine ikna olarak geri dönmek. En zor geleni ise yuvamı dağıtmak. Ne yapacağım hiç bilmiyorum. Bu bir alışma süreci mi? Yoksa bu devran hep mi böyle gidecek?
Ben size şu yazılanlardan hak veremedim açıkçası sanki çok büyütülmüş sizin tarafınızdan gibi geldi.
Şöyle açıklayayım benim eşimin kardeşi de yakın zamanda evlendi. Eşimin sadece anne ve babası 1 hafta önceden kızın şehirine düğün hazırlıklarına yardım için gitti ama resmen sığıntı gibi 2 gün annanede, bir gün annede, 2 gün komşuda şeklinde yaşadılar. Duş bile alamadılar hâlbuki gelin kız evini kutsal saymasaydı 60+ yaşında insanlar biraz rahat ederdi.
Bu gelin kullanmadan eşyaların kullanılmayacağı yasası nereden geliyor hiç anlam veremiyorum. 2-3 defa gelinden önce oturuldu diye koltuğa ne olabilir ya da tabak 3 kere fazladan yıkandı diye?? Gereksiz anlam yüklüyoruz bazı şeylere. Tamam yatak odanız özel bir alan ama diğer yerler için aynı şeyi düşünmek saçma. İnsanlar başka bir şehirden düğününüz için geliyor, takısıydı, kiyafetiydi, yol parasıydı masraf yapıyor ama evde 1 gece kalınacak diye muameleye bak.
Sizin evinizde kalındı diye zaten bilenmişsiniz, bence düğünde yüz göz açmadan kendi aileniz ve arkadaşlarınızla eğlenmiş olmanız da çok olası. Bu durumda insanalar da alınabilir...
Yazdıklarınızda da bunlar harici hiç birşey yok. Siz abi kardeş arasındaki ilişkiye de bilenmişsiniz, acaba kadın olduğu için içten içe kız kardeşi rakip görmüş olabilir misiniz?
 
Kızlar selam. Hayatımda olup bitenleri çevreme pek fazla yansıtmak istemediğim için görüşlerinizi almak üzere kaydoldum.
Eşimle evleneli henüz bir yıl dahi olmadı. Bir annesi bir de kız kardeşi var kendisinden bir yaş küçük. Evlenmeden önce annesi pek bir problem çıkarmadı doğrusu, ufak tefek şeyler hariç. Kız kardeşi her zaman problemliydi.

Geçmişi çok kurcalamak istemiyorum ama özet geçmem gerekirse kız kardeşi 35 yaşında ve öğretim üyesi olmasına rağmen bir miktar sosyal zekası geri bir insan. Buna karşılık şımartılarak büyümüş ve şaşılır şekilde ailede sözü geçer bir insan haline gelmiş. Bunun da etkisiyle kendi düşünceleri ona göre her zaman doğru ve aksi asla ona kabul ettirilemez. Oysa dışarıdan bakıldığında tek başına döviz bozdurup bankadan havale yapmayı beceremeyen, vergilerini tek başına ödemekte güçlük çeken, aracının sigortalarını yaptırmayı bile beceremeyen bir insan. Bizim problemlerimiz evlenmeden önce başlamıştı zaten. Benimle ilk tanıştığında para biriktirip biriktirmediğimi sormuştu. Ben de geçiştirmek için -zira onu zerre kadar alakadar etmez ama ediyormuş işte- zaten hayat pahalılığının fazla olduğunu ve bu nedenle para biriktirerek bir varlık edinemeyeceğimden hayatımı yaşamaya baktığımı söyledim. Bunu kafasına yazmış ve derhal eşime "bu kızın seninle evlenmekte gözü olsaydı para biriktirirdi, ne yapacaksınız parasız evlenip annemin tüm parasını siz mi alacaksınız, ben ne olacağım" gibi paternler vermiş. Ben bunları tabi ki çok sonra öğrendim. Ardından aileler tanışmak için bir araya geldiğinde hanımefendi teşrif etmedi benim ailemin davetine rağmen. Sonrasında evlilik meselesi peyda oluncaya dek zaten görüşmedim pek fazla arada yine ufak tefek tuhaflıkları oldu ama konu uzamasın diye anlatmayacağım.

Eşimin ailesinin yaşadığı şehirde bizim nikahımız yapıldı, düğünümüz bizim yaşadığımız şehirde olacaktı. Henüz daha nikah salonunda beni eşime şikayet etmiş karın bana gülmüyor, kendi arkadaşlarıyla eğleniyor diye. Ve benim uydum akıllı kocam nikah günümüzde bana bu sebepten surat astı. O an nikahı terk etmek geldi içimden ama yapamadım. Nikahtan döndüğümüzde ben sıkıntısız bir nikah geçirdiğimizi düşünüyordum ancak anlaşılan görümcem için tam tersiymiş. Benim ailemin yüzüne yeterince gülmediğini, benim yüzüne gülmediğimi söylemiş eşime ve hatta ve hatta nikahtaki altınlarla ilgili ablama çok büyük bir iftira attı. Eşim bu iftirasına karşılık verince de hem kendisi eşime küstü, hem annesini eşime karşı doldurdu ve düğüne bir hafta kala annesi ve kardeşi biz düğüne gelmeyeceğiz dediler. -Burada bir ara bilgi vermem gerekiyor; isteme gününü kararlaştırmak için eşimin annesi bizim evimize geldiğinde aileme ben asla yeni gelin evinde kalmam bence çok yanlış bir davranış demişti. Nikahımız için de kendi görümceleri geldiğinde evinde kalmalarına müsade etmedi. - Fakat her ne olduysa görümcemin attığı iftira, akabinde eşimin verdiği cevap ve görümcemin annesine olayları aksettirme biçimi neticesinde kayınvalidem "ben düğün günü sizin evinizde kalacağım aksi takdirde düğüne gelmiyorum" dedi. Eşim de buna karşılık bana "annem ve kardeşim gelmezse ben de düğüne gelmem" dedi. Yine burada bir kısa bilgi vermek zorundayım ki bizim evimiz misafir ağırlamaya müsait değil, misafir odamız yok, sadece salonda bir köşe koltuğumuz var o da açılmıyor. Aynı zamanda benim nikahtan önce ailemden bir birey hayatını kaybetti ve o ev o zaman da vardı ama ne kayınvalidem ne görümcem cenaze için gelmediler.

Ben o sırada hem yakın zamanda yaşadığım kaybın acısı, hem el aleme ne derim korkusu, başarısızlık hissi gibi olmayacak nedenlerden göstermem gereken tepkiyi göstermedim. Bir şekilde eşimin ailesinden diğer kişiler de araya girdi ve nihayet düğünümüze teşrif edip perdesiz evde yerlerde yattılar. Görümcem öyle bir insan ki, eşimin pek de sık görüşmediği kuzeni "ben düğüne gelsem esmaların evinde kalabilir miyim ki" diye sormuş. Görümcem de bunu eşime mesaj atarak demiş ki; "insanları getirdiğiniz şu hale bakın size yazıklar olsun".

Her neyse her şeye rağmen 4 kişi geldiler eve. Kayınvalidem, görümcem, eşimin teyzesi ve kuzeni. Ben düğünden sonra evimize gelip duşa gireriz diye çeyizime aldığım bornozları hazırlamış banyoya asmıştım. Görümcem beni arayıp misafir havlularının yerini öğrenme zahmetine girmediğinden benim çeyizlik bornozumu kullanmış duştan sonra. Bana bunu gülerek söyledi. Bir abimin bir de senin bornozun vardı ben de seninkini kullandım abiminki kirli olabilir diye dedi. Düğünden sonra biz otelde kaldık, şer ittifakı evde kaldı. Sabah eşim salağı "otoldo kohvolto yopmoyolom otolon kohvoltoso gözöl döğöl" diye hönkürdüğü için suratıma koşa koşa eve gittik ve bilin bakalım ben ne yaptım? Şer ittifakına kahvaltı hazırladım. Hatta gitmeden evvel de bir güzel karınlarını doyurdum. Benim daha bir kez olsun kullanmadığım ne kadar eşyam varsa gelip benden önce kullandılar.

Kusuruma bakmayın lütfen yazarken sinirden ellerim titredi gerçekten ben neler yaşamışım diye. Ben gerçekten de hem güzelim hem eğitimliyim hem gelir düzeyim yüksek hem prestijli bir mesleğim var. Ama bu tür köylü kurnazlıklarıyla muhatap olmamak için kendimi yeterince koruyamamışım demek ki. Hele eşim. Eşim kendisince çok güzel bir kriz yönetimi stratejisi belirlemiştir. "Benim ailem deli, onlara he de geç keyfimiz kaçmasın" stratejisi. Yani ne beni savundu ne de beni bıraktı ki ben kendimi savunayım.

Tüm bu yaşananlar ve daha anlatmadığım yüzlerce olayın bana dönüşü hep eşimin bana surat asmasıyla sonuçlandı. Kardeşine gülmemişim, surat. Kardeşiyle ilgilenmemişim, surat. Tüm bu sürecin sonunda ben artık mahvoldum. Kelimenin tam manasıyla bittim ve tükendim. Arada geçen ve yazmadığım birçok daha olay var elbet. Yazarsam çok çok uzun olacak.

Tüm bu tükenmişliğin etkisiyle, görümcemin bir iş için gelip bizde kalması ve gider gitmez 1 hafta sonra eşimin asla takılmayacağı bir şeyden dolayı kavga çıkarması nedeniyle -apaçık görümcemin gazına gelmiş- ben artık evi terk ettim. 3 aydır ayrıyız. Eşim ilk başlarda burnu dik dolanıyordu. Şimdi bana sen ne dersen tamam, ailemle görüşme, gelmesinler gitmesinler, ben de bir daha onların dediği tek şey yüzünden seni üzmem sana surat asmam tövbe diyor. Ne var ki benim hiçbir şey içime sinmiyor. Örneğin -yapmamam gerekirdi ama yaptım- whatsapp webinden kardeşiyle olan konuşmalarını okudum. Kardeşine karşı en ufak bir tepki göstermemiş. Nereden biliyorsun derseniz de benim yüzümden kardeşine ufacık bir tepki gösterseydi bu kız hastanelik olur, ortalığı ayağa kadırırdı. Abi-kardeş ilişkileri hiç hasar almadan tam gaz devam etmiş. Gelinen bu noktada, ben eşimin kardeşi olsam "bak ya neler neler yaptım yine de abim her işime koşuyor, iletişimimiz hiç eksilmedi, o halde demek ki bende sıkıntı yok gelin salaklık ediyor" diye düşünürdüm.

Ben tükenmişliğimle, cıvıl cıvıl bir genç kadından öfkeden ağzından köpükler saçan mutsuz bir kadın olarak, görümcesi ve kayınvalidesinden çektikleri bir dakika bile olsun aklından çıkmayan, yeri geldiğinde vermediği cevaplar yüzünden, kendisini düşürdüğü bu hal yüzünden kendisinden nefret eden bir kadın olarak kalakaldım. Tüm iyi huylarım gitti. Aklımda artık sadece bana yapılan kötülükler, olası senaryolar ve bu senaryolarda alacağım aksiyonlar, karşılaşırsam edeceğim laflar, onlara ne gibi zararlar verebilirim gibi düşünceler dönüyor. Psikoterapi de alıyorum ama nafile. Şurada size sadece 3 ana başlıktan bahsettim. Aynı seviyede 8-9 olay daha düşünün kısacık 6 aylık süre içinde. Kendim olmaktan çıktım. En çok da kendime kızıyorum. Eşim bana "he de geç" dediyse dedi, ne anlar ki o? Ben cevabımı verecektim, zırlamak yerine zırlatıp yollayacaktım da yapamadım işte akılsızlık ettim.

Şu an bana en kolay gelen yok eşimin vaatlerine ikna olarak geri dönmek. En zor geleni ise yuvamı dağıtmak. Ne yapacağım hiç bilmiyorum. Bu bir alışma süreci mi? Yoksa bu devran hep mi böyle gidecek?

Ya bu konuda bi gariplik var...Kah edebiyat parcaliyor kah cumlelelerin gramer olarak zamanlari farkli..Sanki bi romandan alinmis biraz da ekleme yapilmis degistirilmis...Yapay zekaya yazdirilmis sonra da editlenmis gibi...
Yazan kisi genc ama sanki orta yas biri yazmis
 
Kızlar hepiniz boşanma taraftarısınız farkındayım eşimin babası üvey annesi öz babasını hiç görmemiş öldüğü için ve o kadar hor görülmüş bi çocukluk geçirmiş ki size anlatamam üvey kardeşlerini kollama nedeni onların babasını eşimle paylaşıyor olması ben gerçekten severek evlendim ve belki bebek olmasa çoktan adliye koridorlarındaydım bu bebek maalesef çok zor oldu yoğun PCO yumurtalık tembelliğim vardı tedavi de gördüm öncesinde çok istediğimiz için hatta geçmişte açtığım konulara bakarsanız anlarsınız, şimdi elimi kolumu bağlayan şey vicdanım annelik duygusu beraberinde duygusal bi yüklemeye uğramış gibiyim
Niye bebek yaptınız ki, evde kaynınız var. Ona bakın işte. Besleyip büyütüp evlendirin. Yukarıda iyi bir üniversiteden mezunum falan demişsiniz ama kendinizi anlattığınız kadarına bakıyorum, öyle bir yeri nasıl kazandınız merak ettim. İyi bir üniversiteye gittim ama Kocam çalışma dedi, çalışmadım. Hımmmm, o zaman o üniversitelerin ne önemi var
 
Ben size şu yazılanlardan hak veremedim açıkçası sanki çok büyütülmüş sizin tarafınızdan gibi geldi.
Şöyle açıklayayım benim eşimin kardeşi de yakın zamanda evlendi. Eşimin sadece anne ve babası 1 hafta önceden kızın şehirine düğün hazırlıklarına yardım için gitti ama resmen sığıntı gibi 2 gün annanede, bir gün annede, 2 gün komşuda şeklinde yaşadılar. Duş bile alamadılar hâlbuki gelin kız evini kutsal saymasaydı 60+ yaşında insanlar biraz rahat ederdi.
Bu gelin kullanmadan eşyaların kullanılmayacağı yasası nereden geliyor hiç anlam veremiyorum. 2-3 defa gelinden önce oturuldu diye koltuğa ne olabilir ya da tabak 3 kere fazladan yıkandı diye?? Gereksiz anlam yüklüyoruz bazı şeylere. Tamam yatak odanız özel bir alan ama diğer yerler için aynı şeyi düşünmek saçma. İnsanlar başka bir şehirden düğününüz için geliyor, takısıydı, kiyafetiydi, yol parasıydı masraf yapıyor ama evde 1 gece kalınacak diye muameleye bak.
Sizin evinizde kalındı diye zaten bilenmişsiniz, bence düğünde yüz göz açmadan kendi aileniz ve arkadaşlarınızla eğlenmiş olmanız da çok olası. Bu durumda insanalar da alınabilir...
Yazdıklarınızda da bunlar harici hiç birşey yok. Siz abi kardeş arasındaki ilişkiye de bilenmişsiniz, acaba kadın olduğu için içten içe kız kardeşi rakip görmüş olabilir misiniz?
Niye sığıntı gibi yaşadılar. Oteller ne için var??? Üç kuruş para gitmesin diye milletin evinde kalmayı huy edinen insanları hiç sevmiyorum. Yeni gelinin evine muhtaçlar mı yani? Koca ailede hiç kimse Bi otele gidin demeyi akıl edemediler mi?
 
Çok içimde kalmasın diyorsan güzelce korunarak tekrar denenebilir ama aklının bir köşesinde hep deneme olduğu boşanmaya niyetli olduğun durarak tabi, eski sessiz sakin halinle değil gerçekten onlara cevap verdiğinde görüşmediğinde neler oluyor eşin ne yapıyor onları görmen açısından. Ha baktın olmuyor direkt beklemeden boşanma davası açar boşarsın.
Oldu ki iyi gitti yine de en az 3-4 sene çocuk yapma
 
Çok içimde kalmasın diyorsan güzelce korunarak tekrar denenebilir ama aklının bir köşesinde hep deneme olduğu boşanmaya niyetli olduğun durarak tabi, eski sessiz sakin halinle değil gerçekten onlara cevap verdiğinde görüşmediğinde neler oluyor eşin ne yapıyor onları görmen açısından. Ha baktın olmuyor direkt beklemeden boşanma davası açar boşarsın.
Oldu ki iyi gitti yine de en az 3-4 sene çocuk yapma
👏 👏 👏
 
Okurken delirdim. Hayatiniz bu adamla ve ailesiyle kavga etmekle gececek. Cocuk olsa hadi kavga edin ugrasin ama su an ömrünuzden yediginize degmez. Cok gecmis olsunv
 
Bende tam anlamıyla böyleyim uzun bir yorum yazdım okuyabilirsiniz ve maalesef birde 2 aylık gebeyim gerçekten lanet ailesi dışında bir sorun yok kaynanam üvey kaynımı gebe olduğumu bildiği halde buraya yolladı yaşı da var yani yanında rahat hareket bile edemiyorum 15 gündür kendime yapamadığım yemeği “mide bulantıları yüzünden” zorla 25 yaşında ki adama yapıyorum bazen bebeğimi aldırıp ortadan kaybolmayı bile düşünüyorum gerçekten çok yoruldum..
Aldirip ayrilin
 
Ben size şu yazılanlardan hak veremedim açıkçası sanki çok büyütülmüş sizin tarafınızdan gibi geldi.
Şöyle açıklayayım benim eşimin kardeşi de yakın zamanda evlendi. Eşimin sadece anne ve babası 1 hafta önceden kızın şehirine düğün hazırlıklarına yardım için gitti ama resmen sığıntı gibi 2 gün annanede, bir gün annede, 2 gün komşuda şeklinde yaşadılar. Duş bile alamadılar hâlbuki gelin kız evini kutsal saymasaydı 60+ yaşında insanlar biraz rahat ederdi.
Bu gelin kullanmadan eşyaların kullanılmayacağı yasası nereden geliyor hiç anlam veremiyorum. 2-3 defa gelinden önce oturuldu diye koltuğa ne olabilir ya da tabak 3 kere fazladan yıkandı diye?? Gereksiz anlam yüklüyoruz bazı şeylere. Tamam yatak odanız özel bir alan ama diğer yerler için aynı şeyi düşünmek saçma. İnsanlar başka bir şehirden düğününüz için geliyor, takısıydı, kiyafetiydi, yol parasıydı masraf yapıyor ama evde 1 gece kalınacak diye muameleye bak.
Sizin evinizde kalındı diye zaten bilenmişsiniz, bence düğünde yüz göz açmadan kendi aileniz ve arkadaşlarınızla eğlenmiş olmanız da çok olası. Bu durumda insanalar da alınabilir...
Yazdıklarınızda da bunlar harici hiç birşey yok. Siz abi kardeş arasındaki ilişkiye de bilenmişsiniz, acaba kadın olduğu için içten içe kız kardeşi rakip görmüş olabilir misiniz?
Koca bir YOK ARTIK demek istiyorum. İnsan yepyeni aldığı şeyi dahi ilk kullanırken heyecanlanır burda çeyizi kullanmaktan söz ediyoruz. Bi heyecanı vardır ilk kez kullanacak olmanın hele de bornoz gibi bir şey zaten normalde de kimseninki alınmamalı. Görümce ya da kayınvalideyseniz Allah geline sabır versin.
 
Ya sen çok komik, eğlenceli birine benziyorsun. Gözünü seveyim şu hayat enerjini, neseni çalan insanlardan kurtul.

Eşin simdi herseye tamam der ama kisa süre sonra yeniden aynı sorunları yaşarsın bir de suçlu ilan edilirsin. Bizde bir laf var; eğri odun düzelmez. Senin kereste de o hesap, yontmaya uğraşma.
 
Ben size şu yazılanlardan hak veremedim açıkçası sanki çok büyütülmüş sizin tarafınızdan gibi geldi.
Şöyle açıklayayım benim eşimin kardeşi de yakın zamanda evlendi. Eşimin sadece anne ve babası 1 hafta önceden kızın şehirine düğün hazırlıklarına yardım için gitti ama resmen sığıntı gibi 2 gün annanede, bir gün annede, 2 gün komşuda şeklinde yaşadılar. Duş bile alamadılar hâlbuki gelin kız evini kutsal saymasaydı 60+ yaşında insanlar biraz rahat ederdi.
Bu gelin kullanmadan eşyaların kullanılmayacağı yasası nereden geliyor hiç anlam veremiyorum. 2-3 defa gelinden önce oturuldu diye koltuğa ne olabilir ya da tabak 3 kere fazladan yıkandı diye?? Gereksiz anlam yüklüyoruz bazı şeylere. Tamam yatak odanız özel bir alan ama diğer yerler için aynı şeyi düşünmek saçma. İnsanlar başka bir şehirden düğününüz için geliyor, takısıydı, kiyafetiydi, yol parasıydı masraf yapıyor ama evde 1 gece kalınacak diye muameleye bak.
Sizin evinizde kalındı diye zaten bilenmişsiniz, bence düğünde yüz göz açmadan kendi aileniz ve arkadaşlarınızla eğlenmiş olmanız da çok olası. Bu durumda insanalar da alınabilir...
Yazdıklarınızda da bunlar harici hiç birşey yok. Siz abi kardeş arasındaki ilişkiye de bilenmişsiniz, acaba kadın olduğu için içten içe kız kardeşi rakip görmüş olabilir misiniz?
kadının bornozunu kullanmışlar farkında mısınız?
yeni gelin vs muhabbetini geçiyorum, bana sormadan yeni aldığım hijyen sorunu oluşturabilecek bir eşyayı başkası kullansa deliririm nerde kaldı bi de çeyiz eşyalarını açıp kullanmışlar.
yorumunuza saygı duyuyorum ama ben bu kadar hoş görülü biri olamam hiçbir zaman.
 
konu sahibesi sen de düğünden önce her şeyi gördüğün halde bir gaflete kapılıp evlenmişsin.
kocanın boş vaatlerine ikinci kez kapılma.
bu insanlar asla ve asla değişmeyecek.
çocuğun olursa nasıl olsa gidemez diye iyice azıtacaklar.
lütfen kendine olan saygını korumak istiyorsan ayrıl.
 
Kızlar hepiniz boşanma taraftarısınız farkındayım eşimin babası üvey annesi öz babasını hiç görmemiş öldüğü için ve o kadar hor görülmüş bi çocukluk geçirmiş ki size anlatamam üvey kardeşlerini kollama nedeni onların babasını eşimle paylaşıyor olması ben gerçekten severek evlendim ve belki bebek olmasa çoktan adliye koridorlarındaydım bu bebek maalesef çok zor oldu yoğun PCO yumurtalık tembelliğim vardı tedavi de gördüm öncesinde çok istediğimiz için hatta geçmişte açtığım konulara bakarsanız anlarsınız, şimdi elimi kolumu bağlayan şey vicdanım annelik duygusu beraberinde duygusal bi yüklemeye uğramış gibiyim
Sizdeki vicdan değil adam sizi duygusal olarak manipüle etmiş. Zaman kaybetmeyin. Bu aileyle bir bağınız kalmasın bence
 
Sizdeki vicdan değil adam sizi duygusal olarak manipüle etmiş. Zaman kaybetmeyin. Bu aileyle bir bağınız kalmasın bence
Görüş çatışmaları yaşıyoruz aslında :KK43: aile siirtli ben izmirin göbeğindenim yani çok büyük etkenler var, çift terapisine başladık bu arada :KK43:
 
Konu ne esiniz ne ailesi
Konu sizsiniz ve asla bu devran degismez
Bi insan kendine neden izin verir kendini paspas eder asla anlamiyorum asla
 
Ben size şu yazılanlardan hak veremedim açıkçası sanki çok büyütülmüş sizin tarafınızdan gibi geldi.
Şöyle açıklayayım benim eşimin kardeşi de yakın zamanda evlendi. Eşimin sadece anne ve babası 1 hafta önceden kızın şehirine düğün hazırlıklarına yardım için gitti ama resmen sığıntı gibi 2 gün annanede, bir gün annede, 2 gün komşuda şeklinde yaşadılar. Duş bile alamadılar hâlbuki gelin kız evini kutsal saymasaydı 60+ yaşında insanlar biraz rahat ederdi.
Bu gelin kullanmadan eşyaların kullanılmayacağı yasası nereden geliyor hiç anlam veremiyorum. 2-3 defa gelinden önce oturuldu diye koltuğa ne olabilir ya da tabak 3 kere fazladan yıkandı diye?? Gereksiz anlam yüklüyoruz bazı şeylere. Tamam yatak odanız özel bir alan ama diğer yerler için aynı şeyi düşünmek saçma. İnsanlar başka bir şehirden düğününüz için geliyor, takısıydı, kiyafetiydi, yol parasıydı masraf yapıyor ama evde 1 gece kalınacak diye muameleye bak.
Sizin evinizde kalındı diye zaten bilenmişsiniz, bence düğünde yüz göz açmadan kendi aileniz ve arkadaşlarınızla eğlenmiş olmanız da çok olası. Bu durumda insanalar da alınabilir...
Yazdıklarınızda da bunlar harici hiç birşey yok. Siz abi kardeş arasındaki ilişkiye de bilenmişsiniz, acaba kadın olduğu için içten içe kız kardeşi rakip görmüş olabilir misiniz?


Yok artik ya bornoz kullanmislar, dugun gecesi kalmislar oldu olacak kapida carsaf beklesinler.
Sizin gelin çok iyi yapmis br zahmet otel tutsalarmis milletin evine coreklenmek nedir
 
Kızlar selam. Hayatımda olup bitenleri çevreme pek fazla yansıtmak istemediğim için görüşlerinizi almak üzere kaydoldum.
Eşimle evleneli henüz bir yıl dahi olmadı. Bir annesi bir de kız kardeşi var kendisinden bir yaş küçük. Evlenmeden önce annesi pek bir problem çıkarmadı doğrusu, ufak tefek şeyler hariç. Kız kardeşi her zaman problemliydi.

Geçmişi çok kurcalamak istemiyorum ama özet geçmem gerekirse kız kardeşi 35 yaşında ve öğretim üyesi olmasına rağmen bir miktar sosyal zekası geri bir insan. Buna karşılık şımartılarak büyümüş ve şaşılır şekilde ailede sözü geçer bir insan haline gelmiş. Bunun da etkisiyle kendi düşünceleri ona göre her zaman doğru ve aksi asla ona kabul ettirilemez. Oysa dışarıdan bakıldığında tek başına döviz bozdurup bankadan havale yapmayı beceremeyen, vergilerini tek başına ödemekte güçlük çeken, aracının sigortalarını yaptırmayı bile beceremeyen bir insan. Bizim problemlerimiz evlenmeden önce başlamıştı zaten. Benimle ilk tanıştığında para biriktirip biriktirmediğimi sormuştu. Ben de geçiştirmek için -zira onu zerre kadar alakadar etmez ama ediyormuş işte- zaten hayat pahalılığının fazla olduğunu ve bu nedenle para biriktirerek bir varlık edinemeyeceğimden hayatımı yaşamaya baktığımı söyledim. Bunu kafasına yazmış ve derhal eşime "bu kızın seninle evlenmekte gözü olsaydı para biriktirirdi, ne yapacaksınız parasız evlenip annemin tüm parasını siz mi alacaksınız, ben ne olacağım" gibi paternler vermiş. Ben bunları tabi ki çok sonra öğrendim. Ardından aileler tanışmak için bir araya geldiğinde hanımefendi teşrif etmedi benim ailemin davetine rağmen. Sonrasında evlilik meselesi peyda oluncaya dek zaten görüşmedim pek fazla arada yine ufak tefek tuhaflıkları oldu ama konu uzamasın diye anlatmayacağım.

Eşimin ailesinin yaşadığı şehirde bizim nikahımız yapıldı, düğünümüz bizim yaşadığımız şehirde olacaktı. Henüz daha nikah salonunda beni eşime şikayet etmiş karın bana gülmüyor, kendi arkadaşlarıyla eğleniyor diye. Ve benim uydum akıllı kocam nikah günümüzde bana bu sebepten surat astı. O an nikahı terk etmek geldi içimden ama yapamadım. Nikahtan döndüğümüzde ben sıkıntısız bir nikah geçirdiğimizi düşünüyordum ancak anlaşılan görümcem için tam tersiymiş. Benim ailemin yüzüne yeterince gülmediğini, benim yüzüne gülmediğimi söylemiş eşime ve hatta ve hatta nikahtaki altınlarla ilgili ablama çok büyük bir iftira attı. Eşim bu iftirasına karşılık verince de hem kendisi eşime küstü, hem annesini eşime karşı doldurdu ve düğüne bir hafta kala annesi ve kardeşi biz düğüne gelmeyeceğiz dediler. -Burada bir ara bilgi vermem gerekiyor; isteme gününü kararlaştırmak için eşimin annesi bizim evimize geldiğinde aileme ben asla yeni gelin evinde kalmam bence çok yanlış bir davranış demişti. Nikahımız için de kendi görümceleri geldiğinde evinde kalmalarına müsade etmedi. - Fakat her ne olduysa görümcemin attığı iftira, akabinde eşimin verdiği cevap ve görümcemin annesine olayları aksettirme biçimi neticesinde kayınvalidem "ben düğün günü sizin evinizde kalacağım aksi takdirde düğüne gelmiyorum" dedi. Eşim de buna karşılık bana "annem ve kardeşim gelmezse ben de düğüne gelmem" dedi. Yine burada bir kısa bilgi vermek zorundayım ki bizim evimiz misafir ağırlamaya müsait değil, misafir odamız yok, sadece salonda bir köşe koltuğumuz var o da açılmıyor. Aynı zamanda benim nikahtan önce ailemden bir birey hayatını kaybetti ve o ev o zaman da vardı ama ne kayınvalidem ne görümcem cenaze için gelmediler.

Ben o sırada hem yakın zamanda yaşadığım kaybın acısı, hem el aleme ne derim korkusu, başarısızlık hissi gibi olmayacak nedenlerden göstermem gereken tepkiyi göstermedim. Bir şekilde eşimin ailesinden diğer kişiler de araya girdi ve nihayet düğünümüze teşrif edip perdesiz evde yerlerde yattılar. Görümcem öyle bir insan ki, eşimin pek de sık görüşmediği kuzeni "ben düğüne gelsem esmaların evinde kalabilir miyim ki" diye sormuş. Görümcem de bunu eşime mesaj atarak demiş ki; "insanları getirdiğiniz şu hale bakın size yazıklar olsun".

Her neyse her şeye rağmen 4 kişi geldiler eve. Kayınvalidem, görümcem, eşimin teyzesi ve kuzeni. Ben düğünden sonra evimize gelip duşa gireriz diye çeyizime aldığım bornozları hazırlamış banyoya asmıştım. Görümcem beni arayıp misafir havlularının yerini öğrenme zahmetine girmediğinden benim çeyizlik bornozumu kullanmış duştan sonra. Bana bunu gülerek söyledi. Bir abimin bir de senin bornozun vardı ben de seninkini kullandım abiminki kirli olabilir diye dedi. Düğünden sonra biz otelde kaldık, şer ittifakı evde kaldı. Sabah eşim salağı "otoldo kohvolto yopmoyolom otolon kohvoltoso gözöl döğöl" diye hönkürdüğü için suratıma koşa koşa eve gittik ve bilin bakalım ben ne yaptım? Şer ittifakına kahvaltı hazırladım. Hatta gitmeden evvel de bir güzel karınlarını doyurdum. Benim daha bir kez olsun kullanmadığım ne kadar eşyam varsa gelip benden önce kullandılar.

Kusuruma bakmayın lütfen yazarken sinirden ellerim titredi gerçekten ben neler yaşamışım diye. Ben gerçekten de hem güzelim hem eğitimliyim hem gelir düzeyim yüksek hem prestijli bir mesleğim var. Ama bu tür köylü kurnazlıklarıyla muhatap olmamak için kendimi yeterince koruyamamışım demek ki. Hele eşim. Eşim kendisince çok güzel bir kriz yönetimi stratejisi belirlemiştir. "Benim ailem deli, onlara he de geç keyfimiz kaçmasın" stratejisi. Yani ne beni savundu ne de beni bıraktı ki ben kendimi savunayım.

Tüm bu yaşananlar ve daha anlatmadığım yüzlerce olayın bana dönüşü hep eşimin bana surat asmasıyla sonuçlandı. Kardeşine gülmemişim, surat. Kardeşiyle ilgilenmemişim, surat. Tüm bu sürecin sonunda ben artık mahvoldum. Kelimenin tam manasıyla bittim ve tükendim. Arada geçen ve yazmadığım birçok daha olay var elbet. Yazarsam çok çok uzun olacak.

Tüm bu tükenmişliğin etkisiyle, görümcemin bir iş için gelip bizde kalması ve gider gitmez 1 hafta sonra eşimin asla takılmayacağı bir şeyden dolayı kavga çıkarması nedeniyle -apaçık görümcemin gazına gelmiş- ben artık evi terk ettim. 3 aydır ayrıyız. Eşim ilk başlarda burnu dik dolanıyordu. Şimdi bana sen ne dersen tamam, ailemle görüşme, gelmesinler gitmesinler, ben de bir daha onların dediği tek şey yüzünden seni üzmem sana surat asmam tövbe diyor. Ne var ki benim hiçbir şey içime sinmiyor. Örneğin -yapmamam gerekirdi ama yaptım- whatsapp webinden kardeşiyle olan konuşmalarını okudum. Kardeşine karşı en ufak bir tepki göstermemiş. Nereden biliyorsun derseniz de benim yüzümden kardeşine ufacık bir tepki gösterseydi bu kız hastanelik olur, ortalığı ayağa kadırırdı. Abi-kardeş ilişkileri hiç hasar almadan tam gaz devam etmiş. Gelinen bu noktada, ben eşimin kardeşi olsam "bak ya neler neler yaptım yine de abim her işime koşuyor, iletişimimiz hiç eksilmedi, o halde demek ki bende sıkıntı yok gelin salaklık ediyor" diye düşünürdüm.

Ben tükenmişliğimle, cıvıl cıvıl bir genç kadından öfkeden ağzından köpükler saçan mutsuz bir kadın olarak, görümcesi ve kayınvalidesinden çektikleri bir dakika bile olsun aklından çıkmayan, yeri geldiğinde vermediği cevaplar yüzünden, kendisini düşürdüğü bu hal yüzünden kendisinden nefret eden bir kadın olarak kalakaldım. Tüm iyi huylarım gitti. Aklımda artık sadece bana yapılan kötülükler, olası senaryolar ve bu senaryolarda alacağım aksiyonlar, karşılaşırsam edeceğim laflar, onlara ne gibi zararlar verebilirim gibi düşünceler dönüyor. Psikoterapi de alıyorum ama nafile. Şurada size sadece 3 ana başlıktan bahsettim. Aynı seviyede 8-9 olay daha düşünün kısacık 6 aylık süre içinde. Kendim olmaktan çıktım. En çok da kendime kızıyorum. Eşim bana "he de geç" dediyse dedi, ne anlar ki o? Ben cevabımı verecektim, zırlamak yerine zırlatıp yollayacaktım da yapamadım işte akılsızlık ettim.

Şu an bana en kolay gelen yok eşimin vaatlerine ikna olarak geri dönmek. En zor geleni ise yuvamı dağıtmak. Ne yapacağım hiç bilmiyorum. Bu bir alışma süreci mi? Yoksa bu devran hep mi böyle gidecek?
Ben de eskiden (2-3 yıl önce) kaynanamın yaptıklarını düşünüp düşünüp deli oluyordum. Neyse ki artık o halde değilim. Siz de terapi alıyormuşsunuz, öncelikle kendi iyiliğiniz için geçmişim etkisinden kurtulmaya çalışın. Şöyle düşünün, siz görümce uğruna kendi ruh sağlığınızdan, neşenizden kısacası well beingininizden ödün veriyorsunuz. Yapmayın.
Eşinizle aranız düzelirse bir şartınız olsun, bugüne kadar onu dinleyip he diyip geçme stratejisi izlemişsiniz belli ki işe yaramamış. Söyleyemediğimiz şeyler bize yük olur. Eşinize diyin bundan sonra ben de cevap veririm. O zaman eşiniz bey size değil ailesine demek zorunda kalır “aman ona birşey demeyin tadımız kaçmasın” diye.
 
X