Severek şiddetli geçimsizlik

Her erkek öyle değildir bence. Genelleme yapmamak lazım. Kırmaktan,incitmekten korkan kalbi güzel,merhametli erkekler de vardır.

Genelleme yapmıyor tâbi ama benim gördüğüm erkekler tartışma sırasında çok sert oluyorlar. Zaten bir çok evlilikte bu yüzden bitiyor.
 
Sorumun bununla ilgisi yok. Ailesinin taktiği altını nasıl almışlar onu soruyorum. İlişkileri ile ilgili durumu merak etmedim.

Nişanda, kınada ve bir de bayramda çeşitli altınlar takmışlardı. Düğünden önceki gün bu altınları geri istediler, düğünde tekrar alamayız zaten imkanımız bu kadardı, biz bunları düğünde tekrar takacağız dediler, toplam 120 gram altın vardı. Ben bana verilen hediyeyi vermem dedim itiraz ettim ama ikna ettiler beni, eşim de inandı, verdim. Düğünde geri takılmadı. Düğünde de hani gelinle damatın boynuna asılan para takılan kurdela var ya, eşimle düğün alışveriş yaparken almıştık, onu da düğün esnasında yok ettiler aradık aradık kurdelaları bulamadığımız için hiç boynumuza asamadık ne eşim ne ben. Düğün bittikten sonra ablam görünmeyen bir köşede atılmış şekilde bulmuş. Son olarak da düğün salonunda bir tane para altın vs atılan kutu vardı, misafirlerin getirdiği hediyelerin atılması için, onu da düğün biter bitmez apar topar poşete doldurup götürdüler. Düğünde ne kadar para toplandığını 7 senedir öğrenemedik bilmiyorum. Düğün bittikten sonra ben yüzüğümü fırlattım bahçede karanlıkta bir saat yüzük aradılar buldular sonra beni ikna edip susturdular. Ben de heralde pişman oldular yaptıklarını telafi edecekler sandım. Giden gitti. Yıllardır eşim beni ailesi ile görüşmeye zorlamıyor bu yüzden. Bayramda bile gitmek istemezsem gitmedim. Bu konuda hiç kimsenin yüzü yok. Ama kendi içimizdeki tartışmaları bir türlü aşamadık en sonunda şiddete kadar vardı.
 
Benim ailem uzun yıllardır yurtdışında olduğu için ve eşimle türkiyeden aynı memleketten olmadığımız için düğünde benim ailemin tanıdıklarından 2-3 kişi vardı sadece. Bizim tanıdıklarımızın çoğu düğün öncesi veya sonrası bizzat bana ya da aileme tebrikleri sırasında hediyelerini verdiler. O yüzden düğünde misafirlerden gelen paranın neredeyse hepsi eşimin ailesinin tanıdıklarıydı. Düğüne gelen o 2-3 kişinin getirdilerini de ayırıp anneme vermişler.

Bu olaylar hep bende travma oldu, anlatırken tekrar yaşıyor gibi hissediyorum. Belki de bunları atlatamadığım için evliliğim de iyi gitmedi. Eşimin hakkımızı savunmaması, evliliğin daha başındayken çok kötü bir profil çizdi. Üstüne bir de zaman zaman yaptığını savunması daha doğrusu yapmadıklarını savunması, yani "kavga etseydim de altınları alamayacaktık, sen haklısın ama yapacak bir şey yok demesi" vs gibi .. İtibarını kaybetti aslında. Hemen akabinde de vajinismusu boşuna yaşadığımı düşünmüyorum..
 
Az önce eşim geldi konuşmaya, pişmanım dedi ama konu tartıştığımız olaylara gelince yine aynı profile bürünüyor. Asla kendinde suç bulmuyor. Ona göre şiddet mağduru olan kendisiymiş.

Biz geçen sene psikolojik destek de aldık eşimle. Çift terapisi olarak. Ama eşimde şöyle bir şey de var, teorikte evliliğe yaklaşımı mükemmel. Yani psikologa diyor ki mesela, birbirimize şöyle değer vermemiz lazım, ben eşimi el üzerinde tutuyorum, ben şöyle düşünüyorum, böyle yapıyorum, karım istesin yeter ki vs... Yaptığı zaman da yok değil, o yüzden hayır yapmıyorsun yalan söylüyorsun da diyemiyorum. Oturup konuşsanız en ideal kocanın kendisi olduğuna ikna eder.

Ama beni en çok yoran şeylerden biri de işte bu dediği ile yaptığının hiçbir zaman uymaması. Pişmanım diyor mesela. Seni üzdüm özür dilerim diyor. Ama konuyu biraz irdelersem, hemen özü çıkıyor ortaya. Hemen aynen tartışmadaki haline bürünüyor. Ondan sonra da ben sana pişmanım dedim sen beni affetmedin diyor, hop yine ben suçluyum. Özür dilerim der demez sorgulamadan boynuna atlamam gerekiyor. Oysa ben evet özrünü kabul ediyorum ama şu konuyu da konuşup çözelim diyorum. Çözemiyoruz, oradan çıkış olmuyor.
 
Bazı günler kavga etmekten o kadar çok ağlıyorum ki gözlerimin şişliğinden insan içine çıkamıyorum. Sana ne oldu iyi misin diye kimse sorsun istemiyorum. Özel hayatım iş hayatımdan belli olsun istemiyorum. Sırf bu yüzden işe gidemediğim günler olmaya başladı bu sene. İnsan gözü şiştiği için işe gidemiyorsa, yani ben neden bu kadar çok ağlıyorum, değiyor mu bu kadar diye düşünmeye başlıyor. Öyle böyle şişlik değil yani kapanma derecesine geliyor gözlerim.

Buna benzer bir konuşmayı eşime yaptım bir kere. Ağladığım için gözlerim şişince işe gidemiyorum dedim. Abartma, çok güzel tiyatro oynuyorsun dedi.
 
Offff offfff eski benle onu gördüm yazdıklarında. Çözüm çok basit ayrılmak başka çaresi yok bunun. Altın aile şiddet her şeyden kavga çıkması çocuk olmaması ağlamalar... Yeter canım benim bu girdaptan kurtar kendini lütfen
 
Çok doluyum hanımlar, anlat anlat bitmiyor inanın. Maddi açıdan da korkuyorum, 7 yıldır çalışıp didinip daha 6 ay önce bir ev almıştık. 10 yıl ödemesi var. Öncesinde ev sahibimiz çok problemli biriydi. Kiradan kurtulduğum için mutlu olmuştum. Şimdi bu ev satılacak, taksitler kapatılacak mı yoksa taksitlerle mi devredilecek, her şeyden öyle korkuyorum ki. Maaşı olan çalışan bir insanım ama sanki valizimle bir başıma ortada kalacak gibi hissediyorum. Psikolojim de çok iyi olmayabilir, karar verme yetimi kaybediyorum.
 
Tartışmayı uzatıp üzerime çıkıyor, dizleriyle dizlerimi sıkıştırır, elleriyle bileklerimden sıkar ve bas bas suratıma bağırır. Yapma etme sus derim susmaz. Çığlık atarım bırakmaz. Çok çaresiz kalıyorum, abartmıyorum tam 2 saat bağırarak konuştuğu oluyor. Evde kaçacak yer bulamıyorum. Benim de bileğimi kurtarır kurtarmaz suratına tokat attığım oldu. Ondan sonra şiddet mağduruyum karım beni tokatlıyor diye sürekli başımın etini yer. Yazarken bile midem bulandı çok kötü hissettiriyor bunlar bana.
Bu yazdıklarınız korkunç şeyler. Ne sevgisinden bahsediyorsunuz? Kendinizi kandırmayın, aranızda sevgi yok ve en önemlisi saygı yok. Birbirinize fiziksel ve duygusal olarak daha fazla zarar vermeden boşanın. Bu evlilik bitmiş.
 
Galiba boşanıyorum, kararlı durmam gereken bir noktayım. Anlatmaya nereden başlayacağımı bilmiyorum.
7 yıllık evliyim. Çocuğum yok, çeşitli nedenlerle olmadı, 2 sene vajinismus sonrasında doktora eğitimim sınavlarım derken 7 seneyi devirdik. Aslında kendimi hiç de hazır hissedemedim çocuk için.
Çünkü eşimle ilk yıldan beri sürekli kavga ediyorduk. Bu kavgalar vajinismusu yendikten sonra cinselliğe engel olmuyordu ama son 1 yıldır artık içimden ona dokunmak hiç gelmiyor. Çok uzun zaman özlemem gerekiyor ,bazen 1 ay. Seviyorum ve onsuzluktan korkuyorum da aslında. Sanki 7 yıldır bir fanusta korunuyormuşum da şimdi o fanustan gerçek dünyaya çıkacakmışım gibi hissediyorum. Korkuyorum.

Eşimle aramızdaki ilk bomba, evlenirken ailesinin düğünde toplanan altınlara çökmesiyle atıldı. Eşim de haklı olduğumu biliyordu ama ailesinden altınları alamadı isteyemedi çekindi. O gün bugündür yüzümüz hiç gülmedi, dertlerimiz hiç bitmedi. Güzel günlerimiz de oldu. Ama çok yorucu, toksik bir ilişkiydi.

Ama çok arada kalıyorum. İnsan ne olunca boşanır ? O son nokta nedir ? Kestiremiyorum. Sürekli tartışmak, sürekli bağrış kıyamet ev, eşyaların parçalanması, işe mutsuz gitmek, iş veriminin düşmesi mesela boşanma sebebi midir ? Boşananlar için o son nokta ne oldu, benimle paylaşır mısınız ?
Eşyaları kim.parçalıyor eşiniz mi?
 
Tartışmayı uzatıp üzerime çıkıyor, dizleriyle dizlerimi sıkıştırır, elleriyle bileklerimden sıkar ve bas bas suratıma bağırır. Yapma etme sus derim susmaz. Çığlık atarım bırakmaz. Çok çaresiz kalıyorum, abartmıyorum tam 2 saat bağırarak konuştuğu oluyor. Evde kaçacak yer bulamıyorum. Benim de bileğimi kurtarır kurtarmaz suratına tokat attığım oldu. Ondan sonra şiddet mağduruyum karım beni tokatlıyor diye sürekli başımın etini yer. Yazarken bile midem bulandı çok kötü hissettiriyor bunlar bana.
Belli ki anlaşamıyorsunuz artık ayrılmak akıl sağlığınız için şart.. Kimseye boşan dememeye çalışırım belki sorunları çözebilirler diye ama sizin sıkıntınız farklı.

Mesela aile neden altınlarınıza çöktü? Neden vermediler?
 
Nişanda, kınada ve bir de bayramda çeşitli altınlar takmışlardı. Düğünden önceki gün bu altınları geri istediler, düğünde tekrar alamayız zaten imkanımız bu kadardı, biz bunları düğünde tekrar takacağız dediler, toplam 120 gram altın vardı. Ben bana verilen hediyeyi vermem dedim itiraz ettim ama ikna ettiler beni, eşim de inandı, verdim. Düğünde geri takılmadı. Düğünde de hani gelinle damatın boynuna asılan para takılan kurdela var ya, eşimle düğün alışveriş yaparken almıştık, onu da düğün esnasında yok ettiler aradık aradık kurdelaları bulamadığımız için hiç boynumuza asamadık ne eşim ne ben. Düğün bittikten sonra ablam görünmeyen bir köşede atılmış şekilde bulmuş. Son olarak da düğün salonunda bir tane para altın vs atılan kutu vardı, misafirlerin getirdiği hediyelerin atılması için, onu da düğün biter bitmez apar topar poşete doldurup götürdüler. Düğünde ne kadar para toplandığını 7 senedir öğrenemedik bilmiyorum. Düğün bittikten sonra ben yüzüğümü fırlattım bahçede karanlıkta bir saat yüzük aradılar buldular sonra beni ikna edip susturdular. Ben de heralde pişman oldular yaptıklarını telafi edecekler sandım. Giden gitti. Yıllardır eşim beni ailesi ile görüşmeye zorlamıyor bu yüzden. Bayramda bile gitmek istemezsem gitmedim. Bu konuda hiç kimsenin yüzü yok. Ama kendi içimizdeki tartışmaları bir türlü aşamadık en sonunda şiddete kadar vardı.
Esiniz size geldimi kendini cokda fena savunuyor siddete basvuruyor sozde biktigi ailesine ses cikaramamis zaten siddetin oldugu yerde bosverin altini olmazsa bosanma asamasinda dugun cdnizi verirsiniz mahkemeye evlenirken vermedikleri altinlari bosanirken vermek zorunda kalirlar
 
Belli ki anlaşamıyorsunuz artık ayrılmak akıl sağlığınız için şart.. Kimseye boşan dememeye çalışırım belki sorunları çözebilirler diye ama sizin sıkıntınız farklı.

Mesela aile neden altınlarınıza çöktü? Neden vermediler?

Eşyalara ikimiz de zarar veriyoruz. Bardak, tabak, vazo, telefon, o an kimin eline ne gelirse.

Ailesinin hiçbir mantıklı nedeni yok. Düğünden 15 gün önce elinde ajandası ile gezerek kime bu zamana kadar ne kadar altın takmış diye hesaplayan bir adam kayınbabam. Utanmayıp gelip babama bile ajandasını göstermiş. Hepsinin geri geleceğini hayalini kurarak...

Üç ablasından sonra evlenen ilk erkek çocuktu eşim. Kızları evlendirirken böyle bir şey olmamış ama erkek çocuğa resmen gelir kapısı gibi bakıyorlarmış, bunu anladık.

Her ne kadar bu evliliğin dinamiti bu olaylar olmuşsa da bugün geldiğimiz noktada 7 sene sonra sürekli de bu altın konusunu konuşmuyoruz aslında. Hatta hiç konuşmuyoruz. Ama o zamandan beri gelen kara bir bulut hep üzerimizde sanki. Olmadı, yapamadık. Ha belki bu altın olayı olmasa idi yine sonuç değişmeyecekti bilemiyorum ama benim eşime bakış açımı da çok değiştiren bir olay oldu daha ilk günden.
 
Yazdim yazdim sildim.

Sizin hayatiniz,mutlulugunuz cok onemli. Bosuna hayatinizi karartmayin.
Yazik degil mi size? Kimse boyle bir hayat yasamak istemez.
Evet hersey icin silbastan demek zor olacak.
Ama 1 sene belki 2 dene dönüp baktiginizda iyiki diyeceksiniz.

Yasadiginiz cok kötü seyler. Nasil dayaniyorsunuz
 
Konu sahibi korkunç bir hayat yaşıyorsun. Şu bileklerini sıktığı kısmı okurken içim daraldı. Ama şiddet gördüğünün bile farkında değilsin. Gözlerin sisecek kadar ağlıyorsun adam tiyatro yapiyorsun diyor. Senin sevgini bilmem ama adam seni sevmiyor. En azindan adamın sevmediğini ve sana şiddet uyguladığının farkına var. Bu arada altınlarını da çalmışlar. Anası babası hırsız, oğlu kadın döven iğrenç bir aile. Kocan o kadar iğrenç ki sana şiddet uygularken hesap kitap yapıyor bir yerinde iz olmasın da ispat edeme diye.
 
Az önce eşim geldi konuşmaya, pişmanım dedi ama konu tartıştığımız olaylara gelince yine aynı profile bürünüyor. Asla kendinde suç bulmuyor. Ona göre şiddet mağduru olan kendisiymiş.

Biz geçen sene psikolojik destek de aldık eşimle. Çift terapisi olarak. Ama eşimde şöyle bir şey de var, teorikte evliliğe yaklaşımı mükemmel. Yani psikologa diyor ki mesela, birbirimize şöyle değer vermemiz lazım, ben eşimi el üzerinde tutuyorum, ben şöyle düşünüyorum, böyle yapıyorum, karım istesin yeter ki vs... Yaptığı zaman da yok değil, o yüzden hayır yapmıyorsun yalan söylüyorsun da diyemiyorum. Oturup konuşsanız en ideal kocanın kendisi olduğuna ikna eder.

Ama beni en çok yoran şeylerden biri de işte bu dediği ile yaptığının hiçbir zaman uymaması. Pişmanım diyor mesela. Seni üzdüm özür dilerim diyor. Ama konuyu biraz irdelersem, hemen özü çıkıyor ortaya. Hemen aynen tartışmadaki haline bürünüyor. Ondan sonra da ben sana pişmanım dedim sen beni affetmedin diyor, hop yine ben suçluyum. Özür dilerim der demez sorgulamadan boynuna atlamam gerekiyor. Oysa ben evet özrünü kabul ediyorum ama şu konuyu da konuşup çözelim diyorum. Çözemiyoruz, oradan çıkış olmuyor.
Yazdıklarınız beni ne kadar üzdü anlatamam. Acaba eski eşimle mi evlendiniz diye düşündüm hatta, bu kadar mı aynı olur bir insan? Aşırı tetiklendim. Şiddet gösterip üstüne kendi yaptı demesine, inkar etmesine kadar aynı. Bir seferinde gece 11den sabah 7ye kadar sürdü, üzerine kalkıp yüzümde tırmık iziyle işe gittim, çünkü o halde işe gitmek evde kalsam başıma geleceklerden daha iyiydi.

Keşke yaninizda, yakınınızda biri olsaydım. Sizi çeker alırdım bu ateş çemberinden. Çember daraldıkça ateş harlaniyor ama ateşi yakan o kadar usta ki, sıcaklık tatlı tatlı arttıkça yandığınızı anlamıyorsunuz. O yanıklar çok daha derine işlemeden kurtulmanız lazım.

Gerçekten daha ne olması gerekiyor? Benim bitiş noktam tatile Türkiye’ye geldiğimizde beni ailemin yanına aynı şehirde göndermek istemeyip “bu benim tatilim” demesiydi. Ne mal olduğunu o an anlamadım ama kendime olan saygımı o an hatırladım. O ana kadar beklemem de benim salakligim, siz benden akıllı davranın.

Ha bir de ayrılalım deyince sen nasıl istersen öyle olsun diyen, yalvaran adam evden çıkmadı, 12 yaşında çocuğumla kıyafet ve kitaplarımız dışında hiçbir şey olmadan biz çıktık, kiralarda süründük. Altınlarımı caldi, patronuyla yatarak stajyer oldu diye iftira attı. Daha da saysam bitmez şimdi.

Yine de hikayem mutlu bitti çünkü kalemi kendi elime aldım ve sonunu ben yazdım. Sizin için de aynısını ama daha hızlısını diliyorum. Umarım en kısa zamanda boşarsınız bu pisliği, çünkü ne değişmeye niyeti, ne de kendinde hata gördüğü var. Siz sevilmeye, değer verilmeye layık birisiniz, hak ettiğiniz bu değil. 🌺
 
Bazı günler kavga etmekten o kadar çok ağlıyorum ki gözlerimin şişliğinden insan içine çıkamıyorum. Sana ne oldu iyi misin diye kimse sorsun istemiyorum. Özel hayatım iş hayatımdan belli olsun istemiyorum. Sırf bu yüzden işe gidemediğim günler olmaya başladı bu sene. İnsan gözü şiştiği için işe gidemiyorsa, yani ben neden bu kadar çok ağlıyorum, değiyor mu bu kadar diye düşünmeye başlıyor. Öyle böyle şişlik değil yani kapanma derecesine geliyor gözlerim.

Buna benzer bir konuşmayı eşime yaptım bir kere. Ağladığım için gözlerim şişince işe gidemiyorum dedim. Abartma, çok güzel tiyatro oynuyorsun dedi.

Değiyor mu? Yaşadığınız hayat, bütün bu çektiklerinize değiyorsa o zaman tamam ama ben sanmıyorum ki öyle olsun.
Daha tam olarak neyi bekliyorsunuz? Gençken ve enerjiniz yerindeyken kurtulun gitsin. Bir göz oda kiralar yaşarsınız. En azından sıkıntı, kendi sıkıntınız olur
 
Yazdıklarınız beni ne kadar üzdü anlatamam. Acaba eski eşimle mi evlendiniz diye düşündüm hatta, bu kadar mı aynı olur bir insan? Aşırı tetiklendim. Şiddet gösterip üstüne kendi yaptı demesine, inkar etmesine kadar aynı. Bir seferinde gece 11den sabah 7ye kadar sürdü, üzerine kalkıp yüzümde tırmık iziyle işe gittim, çünkü o halde işe gitmek evde kalsam başıma geleceklerden daha iyiydi.

Keşke yaninizda, yakınınızda biri olsaydım. Sizi çeker alırdım bu ateş çemberinden. Çember daraldıkça ateş harlaniyor ama ateşi yakan o kadar usta ki, sıcaklık tatlı tatlı arttıkça yandığınızı anlamıyorsunuz. O yanıklar çok daha derine işlemeden kurtulmanız lazım.

Gerçekten daha ne olması gerekiyor? Benim bitiş noktam tatile Türkiye’ye geldiğimizde beni ailemin yanına aynı şehirde göndermek istemeyip “bu benim tatilim” demesiydi. Ne mal olduğunu o an anlamadım ama kendime olan saygımı o an hatırladım. O ana kadar beklemem de benim salakligim, siz benden akıllı davranın.

Ha bir de ayrılalım deyince sen nasıl istersen öyle olsun diyen, yalvaran adam evden çıkmadı, 12 yaşında çocuğumla kıyafet ve kitaplarımız dışında hiçbir şey olmadan biz çıktık, kiralarda süründük. Altınlarımı caldi, patronuyla yatarak stajyer oldu diye iftira attı. Daha da saysam bitmez şimdi.

Yine de hikayem mutlu bitti çünkü kalemi kendi elime aldım ve sonunu ben yazdım. Sizin için de aynısını ama daha hızlısını diliyorum. Umarım en kısa zamanda boşarsınız bu pisliği, çünkü ne değişmeye niyeti, ne de kendinde hata gördüğü var. Siz sevilmeye, değer verilmeye layık birisiniz, hak ettiğiniz bu değil. 🌺
Manipülasyon çok tehlikeli bir şey. Heleki kadın çok seviyorsa zaten gözü görmüyor yaşadığı şiddeti. Konu sahibinin eşi şiddet uygulamasına rağmen üste çıkmaya çalışıyor. Size ve konu sahibine çok geçmiş olsun diyorum. Hayatınızda sağlık, mutluluk,huzur ve bolca sevgi dilerim. 🦋🌹🤲🏻
 
Bazı günler kavga etmekten o kadar çok ağlıyorum ki gözlerimin şişliğinden insan içine çıkamıyorum. Sana ne oldu iyi misin diye kimse sorsun istemiyorum. Özel hayatım iş hayatımdan belli olsun istemiyorum. Sırf bu yüzden işe gidemediğim günler olmaya başladı bu sene. İnsan gözü şiştiği için işe gidemiyorsa, yani ben neden bu kadar çok ağlıyorum, değiyor mu bu kadar diye düşünmeye başlıyor. Öyle böyle şişlik değil yani kapanma derecesine geliyor gözlerim.

Buna benzer bir konuşmayı eşime yaptım bir kere. Ağladığım için gözlerim şişince işe gidemiyorum dedim. Abartma, çok güzel tiyatro oynuyorsun dedi.
Geceden beri yaşadıklarınız aklımda. Ben burda okurken üzülüyorum siz bunları bizzat kendiniz yaşadınız... Saatlerce ağlarken vicdansız eşiniz " abartma çok güzel tiyatro oynuyorsun" demiş. Bu evlilikte sevgi, saygı hiçbir şey kalmamış zaten. Umarım boşanırsınız.
 
Back
X