Yazdıklarınız beni ne kadar üzdü anlatamam. Acaba eski eşimle mi evlendiniz diye düşündüm hatta, bu kadar mı aynı olur bir insan? Aşırı tetiklendim. Şiddet gösterip üstüne kendi yaptı demesine, inkar etmesine kadar aynı. Bir seferinde gece 11den sabah 7ye kadar sürdü, üzerine kalkıp yüzümde tırmık iziyle işe gittim, çünkü o halde işe gitmek evde kalsam başıma geleceklerden daha iyiydi.
Keşke yaninizda, yakınınızda biri olsaydım. Sizi çeker alırdım bu ateş çemberinden. Çember daraldıkça ateş harlaniyor ama ateşi yakan o kadar usta ki, sıcaklık tatlı tatlı arttıkça yandığınızı anlamıyorsunuz. O yanıklar çok daha derine işlemeden kurtulmanız lazım.
Gerçekten daha ne olması gerekiyor? Benim bitiş noktam tatile Türkiye’ye geldiğimizde beni ailemin yanına aynı şehirde göndermek istemeyip “bu benim tatilim” demesiydi. Ne mal olduğunu o an anlamadım ama kendime olan saygımı o an hatırladım. O ana kadar beklemem de benim salakligim, siz benden akıllı davranın.
Ha bir de ayrılalım deyince sen nasıl istersen öyle olsun diyen, yalvaran adam evden çıkmadı, 12 yaşında çocuğumla kıyafet ve kitaplarımız dışında hiçbir şey olmadan biz çıktık, kiralarda süründük. Altınlarımı caldi, patronuyla yatarak stajyer oldu diye iftira attı. Daha da saysam bitmez şimdi.
Yine de hikayem mutlu bitti çünkü kalemi kendi elime aldım ve sonunu ben yazdım. Sizin için de aynısını ama daha hızlısını diliyorum. Umarım en kısa zamanda boşarsınız bu pisliği, çünkü ne değişmeye niyeti, ne de kendinde hata gördüğü var. Siz sevilmeye, değer verilmeye layık birisiniz, hak ettiğiniz bu değil.