Merhaba hanımlar ,
O kadar çok doldum ki artık sabrım mı kalmadı gücüm mü kalmadı bilemiyorum.
Siz eşinizle sevgilinizle sürekli düşünerek mi konusuyorsunuz ya da her cümleniz cımbızla çekilerek mi seçiliyor.Artık öylesine boş muhabbet dahi edemiyoruz. Her cümlemden bir şey cıkıyor tüm cümlelerim sorgu altında .gecmişten bir anımı üniversitede, mühendislik fakültesine arkadasımın dersine girdiğimi söylüyorum ; erkeklere bakmak için gittiğimi düşündü.(3 yıl önce ki olaydan bahsediyorum)
. Bunu düşünerek konussam söylemezdim bile.
Keza dün dısarda ders calısacagımı söylüyorum . Evde calısamıyorum dedim hayırlı işler diyor. Dün dayanamadım patladım ben yanlıs bisey yapmıyorum diye . Kıskanabilirsin diyorum bunu aç görüntülü ara diyorum. Benım güzel sevgilim de falan tatlı ol dedim . Acık acık istedıgımı yazdım hatta . Ben sahıplenılmekten hoslanmıyor degılim , ama bu sahıplenılmek degıl sen benim sabrımı sınıyorsun dedim .(Gittiğim yerde fotograf atıyorum , uygulamadan benım nerede oldugumu dahi görebiliyor, dusa girerken daha acamazsam diye kenarda bırakıyorum telefonumu., herşeyin şifresini biliyor. Ve güya bana hala güvenmıyormus.
Ben kabul etmeye calısıyorum diyor bazı şeyleri , beni sevmiyorsun dedim sen . Bin kez sordum ben beni sevmeyen birini istemiyorum tarzında konustum . En sonunda sevıyorum ama guvenmıyorum tarzı bisey söyledi. İlerde evlensek dahi beni evde nasıl bırakcakmıs vs vs.
Bu güvensizliğin nedenini soranlar olcaktır aranızda eskiden bızım ılıskımızde beni hastaylen bıraktı , kac kere sokakta agladıgımı bilirim , sokakta bayıldıgımda yanımdan giden bir kişiden bahsediyorum. Sayesınde antidepresan bagımlısı oldum. İntiharı cok dusundum ama yapmadım. Oysa cok iyi bir meslegım vardı , güzelim de yani dısardan baksanız bu kızın içi böyle demezsiniz. Bu sebeplerden daha cok nedenle onunla son basladıgımızda en son ayrılıgın üzerinden 2 yıl gecince hayatıma baakası girdi ve onu kaldıramıyormus, onunla evlilik dusunmemi biseyler yasamamı vs . Aldatmısım güya onu.
Bu girdaptan çıkamıyorum , kendimi hapsolmus gibi hissediyorum aslında sevgi bu mu onu bile bilmiyorum. Yanında mutlu degılın hep tetikteyım sürekli hemde her cümlem her hareketim tetikde gibiyim. Lütfen yargılamadan yani çözüm odaklı yorumlarınızı bekliyorum. Çünkü o kadar huzursuzum ki , yardımlarınızı bekliyorum.
Mrb, arkadaşınızın size karşı aşırı bir güvensizliği var çok belli. Önce can sonra canan deyin derim. Size güvenmeyen bir kişiyle aynı evi paylaşamazsınız. Kıskançlık küçük küçük küsmeler barışmalar olunca hayatın tuzu biberi olur. Ama karşındakine hayatı zehir edersen her hareketinden şüphelenirsen ve bunun için kavgalar edersen o zaman yuva yıkar. Bence arkadaşınızın bu durumları aştığını görmeden evlenmeyin. Önce kendinizi düşünün. Güzellik yakışıklılık bunlar gelip geçici şeyler. Bunlara aldanıp bir yuva kurmayın derim. Karşılıklı bir çay içerken rahatça konuşabileceğiniz, bir pot kırdığınızda gülüşüp geçebileceğiniz, eski bir erkek sınıf arkadaşınızla karşılaşıldığında memnun oldum deyip elini sıkan yanınıza yakışan sizi zor durumda bırakmayan biriyle yuva kurun. Aslında bu saydığım özellikler genellikle hayatı seven , hayatla barışık yaşayan insanlarda olur. Geçmişinde bir şekilde problem yaşayan insanlarla bu kadar rahat iletişime geçmeniz biraz zordur. Çünkü her anlattığınız olaydan pir pay çıkarırlar eski yaşadıklarını hatırlarlar. O anda da bir öfke patlamasıyla size cevap verirler. sizin yaşadıklarınızı kocasına yaşatan bir bayan arkadaşım var. Ailecek görüştüğümüzde bile eşi benimle ıkıla sıkıla konuşuyor, başı hep yerde. TV ye bile dönüp bakamıyor eşi. Hep diken üstünde. Ben üzülüyorum bir insanı böyle görünce. Bunların üstüne birde aşırı derecede hesap soran bir insan arkadaşım. Defalarca konuşup yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım. Bir insana bu kadar şüpheyle bakılmaz. Hele eşin ise. Seviyorum ama güvenemiyorum diyor. o zaman problemin kendisinde olduğunu anlattım ve kendi problemleri yüzünden ona kıymet veren birine hayatı zehir etmemesini söyledim. Sevginin bu şekilde gösterilemeyeceğini söyledim. Tüm güvensizliğini, kıskançlığını eşinin çekmek zorunda olmadığını ve ne kadar severse sevsin eşinin bir gün dayanamayıp evlilikten soğuyacağını ve evden uzaklaşacağını anlattım. Biz kadınlar kıskaçlıktan hoşlanırız, sahiplenildiğimizi hissederiz çünkü. Bize ilgi gösterildiğini sevildiğimizi hissettirir kıskançlık duygusu. Ama erkekler için farklı bir duygudur. Onlar kend,lerinin kıskanılmasından hoşlanmazlar ve güvensizlik hissederler. bu da onları ilişkiden soğutur. Böyle deyince biraz çekindi haliyle. Ciddi bir durum çünkü. Aile terapisi konusunda fikirler verdim ve terapi almasını sağladım. Şimdi hem kendi rahat hem eşi rahat.
Size tavsiyem anlattığınız gibi bir kişilikle güvensizlik üzerine bir yuva kurmayın. Bu ızdırabı ömür boyu çekmeyin. önce kendinizi düşünün. Canınızın istediği anda istediğiniz şeyi yapabilecek bir yaşam tarzınız ve size her zaman destek olan bir eşiniz olsun. Arkadaşınızın davranışlarını düzeltmesi en azında ne kadar hatalı davrandığının farkına varması için bir aile terapistine gitmesini sağlayın. Bunları aşamazsanız çok zor bir hayat sizi bekliyor olacaktır...