Barış Akarsu'nun Ölüme Giden Yolculuğunun Öncesindeki Sırlar
Son duasını Meryem Ana'da etti
Tüm ülkeyi üzen bir kazada hayatını kaybetti genç sanatçı Barış Akarsu. Hayranları günlerce, gece gündüz demeden hastane bahçesinde bekledi ama acı son çoktan hazırdı. Kazanın ardından çok şey söylendi, yazıldı. Kimi doğruydu, kimi söylenti… Ancak son günlerine ilişkin bilinmeyenleri ve özel hayatıyla ilgili gerçekleri ilk kez bu haberde okuyacaksınız.
29 Haziran Cuma gecesi, ölümünden sonra değeri anlaşılacak bir yeteneği daha yitirdi Türkiye: Barış Akarsu. 2004'te atv'deki Akademi Türkiye yarışmasıyla girdi hayatımıza. Farklıydı diğerlerinden. Sadece uzun saçı, kulağındaki küpesi ve gözlerindeki sürmesiyle değil hâl ve tavırlarıyla da "farklıyım" diyordu sevenlerine. Elbette her yarışmada olduğu gibi kıyasıya rekabet içinde tartışmalar ve kavgalar vardı ama onun en yakın arkadaşı gitarıydı. Belli ki müzikti her şeyi. Aylar sonra yarışmadan birinci çıktığında artık sokakta yürüyemeyecek kadar hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahipti. İki albüm yaptı (ama ikisinin toplam satışı ölümünden sonraki günlük satışına bile ulaşmamıştı).
Ardından bir dizi teklifi geldi: Yalancı Yarim. Bir ralli pilotunu canlandıracaktı. Çekimlere başlandığında tarih doğum günü olan 29 Haziran 2006'yı gösteriyordu ve ilk bölümde yarış esnasında takla atıp kaza geçirecek ama sağ salim çıkmayı başaracaktı. Tam bir yıl sonraki doğum gününde, yani 29 Haziran 2007'de yine bir kaza geçirdi. Yer bu kez Bodrum Torba kavşağıydı. Ancak bu kez ne yönetmen vardı, ne kamera ne de ışık!..
Dizi ekibi son bölümlerin çekimi için mayıs ayından itibaren Bodrum Yalıkavak'taki Clup Flipper'da kalıyordu. Tatil köyündeki herkesle iyi ilişkiler kuran Barış Akarsu'nun yüzünden gülümseme eksik olmuyordu. Mutluydu mutlu olmasına ama içini kemiren bir gönül meselesi vardı. (Aynı kazada yanında olan ve ölen sevgilisi) Zeynep Koçak'ı çok seviyordu. Öyle büyük bir aşktı ki bu, ne şan ne de şöhretin renkli dünyası onları ayırabilmişti. Zeynep de onun gibi güleryüzlü ve mütevazı bir kişiliğe sahipti. Gözü Zeynep'ten başkasını görmüyordu. Ama Zeynep, altı ay önce birbirlerini son dönemde yıprattıklarını düşünerek "Bir süreliğine ayrılalım" teklifinde bulununca ayrıldılar. Ama o ne dilinden düşürüyordu Zeynep'i ne de gönlünden atabiliyordu. Doğum günü yaklaştıkça çevresine hep aynı soruyu soruyordu: "Sizce arar mı?"
Clup Flipper Mini Club animasyon öğretmeni Cansun Torun, Barış Akarsu ile kısa süre önce tanışmasına rağmen, Zeynep'e olan aşkının çok büyük olduğunu bildiğini söylüyor. "Bir gece müşteriler şarkı söylemesini isteyince kıramadı. Islak Islak şarkısını söylerken arada bir sessizce ağzını oynatarak 'Zeyno' diyordu. Zeynep doğum günü için gelmişti ve barışacaklardı."
Zeynep Koçak, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Alaplı Meslek Yüksek Okulu İşletme Programı Bölümü'nü kazanınca Karadeniz Ereğlisi'nde tanışmışlardı. 2003 yılında mezun olan Zeynep iş hayatına başladı. En son aynı şirkette beraber çalıştıklarını söylüyor Barış Akarsu'nun rol arkadaşı Kaya Akkaya. "Zeynep bizim firmamız FM Yapım'da prodüksiyon bölümünde çalışıyordu. İşini çok iyi yapan biriydi ama daha sonra başka bir firmaya geçti. Birbirlerini her şeyden çok sevdiklerini biliyorum."
Yaşasaydı Türkiye'nin Bob Geldof'u veya Bono'su olurdu
Yardım etmeyi çok seviyordu Barış Akarsu. Magazin basınının pek ilgisini çekmese de yardım konserleri veriyordu sık sık. Özellikle de lösemili çocuklar konusunda son derece hassastı. Ağabeyi gibi sevdiği (kaza sırasında içinde bulunduğu aracın sahibi) Metin Sözüçetin, yardımseverliğinin en yakın tanığı. "Çevreye ve insana duyarlıydı. Aslında her canlıya duyarlıydı. Yaşasaydı Türkiye'nin Bob Geldof'u veya Bono'su olurdu." Yaptığı yardımların ve etkinliklerin kendisine mal edilmesinden hoşlanmadığını, onu destekleyen dostlarının ekip çalışmasıyla olduğunun bilinmesini arzuladığını söylüyor Sözüçetin. "23 Haziran'da lösemili çocuklar için verdiği Bodrum Kalesi konseri bu duyarlılığının ilk basamağıydı. Hak ettiği sevginin, sevgi ve sanat olarak karşılığını vermek prensibiydi."
Kazadan iki gün önce, yani 27 Haziran Çarşamba günü Metin Sözüçetin ile İzmir'e gitti. Tepecik Hastanesi'ndeki 22 lösemili çocuğa sahip çıkmak için. Çocuklarla oynadı, film izledi, şarkılar söyledi.
Ertesi gün dönüş için yola çıktılar. Efes'ten geçerken, "Gelmişken uğrayalım" diyerek Meryem Ana Kilisesi'ne gittiler. Kapalıydı kilise. Rica edildi, açıldı. Dua ettiler.
"Galiba vedalaştı benimle"
Bodrum'a döndüler. Club Flipper Animasyon Müdürü Erkan Arslan, onu otelde son görenlerden. "Lobideki lavaboya gidiyordum. Onun odası da lobi katına bakıyordu. Yeni duş almıştı, saçları ıslaktı, kot pantolon vardı altında ama üstü çıplaktı. Geldi, sarıldık. Çok ilginç ama galiba vedalaştı benimle."
Gece saat 23.00
Doğum günü için Türkiye'nin çeşitli illerinden Bodrum'a gelen BAG (Barış'ı Anlayanlar Grubu) üyelerinin Torba'da kaldığı motele uğradılar. BAG üyesi Bedia Kırçova, Barış Akarsu'nun o gece çok heyecanlı olduğunu, adeta içi içine sığmadığını söylüyor sesi titreyerek. "Gece 01.30'a kadar oturduk, sohbet ettik. Çok keyifliydi, çok mutluydu. Nedenini bilmiyorum. Ona 'Bu yıl doğum günü hediyeni Lösemili Çocuklar Vakfı'na yatırdık' dedim. 'Biliyorum abla, haberim var. En doğrusunu yapmışsınız' dedi. Sohbet ettik, güldük. Sonra 'Geç oldu, kalkayım artık, yarın da erken kalkacağız' dedi, uğurladık. Kendi arabası arızalıydı, frenleri tutmuyordu. Hatta satmak için getirmişti Bodrum'a. Bu yüzden Metin Bey'in arabasını kullanıyordu. Önce Metin Bey'i oteline bırakacak, sonra da kendi oteline gidecekti."
ÖZSEL TORTOP - EDİP OZAN ÜÇOK