- Konu Sahibi QueenOfCherries
- #1
KONUYU GÜNCEL TUTMAYA ÇALIŞACAĞIM.
HİKAYEMİ ESKİSİ KADAR ACI BULMUYORUM. BİR ÇOK İNSANIN BENZERİ SORUNLAR YAŞADIĞINI GÖZLEMLEDİM 2 YILDA. EĞER HİKAYEMİ TAKİP ETMEK İSTERSENİZ EN SON SAYFADAN OKUYABİLİRSİNİZ. YENİDEN YAZMAYA BAŞLADIM.
HERKESE EN İÇTEN BAŞARI VE MOTİVASYON DİLEKLERİMLE... 08/03/2016
Merhaba Arkadaşlar,
Bu siteye hikayemi sizlerle paylaşmak için defalarca üye oldum ama sonrasında hep vazgeçtim..bişeyler beni engelledi.Şimdide gene vazgeçmekten korkarak yazıyorum bu satırları. İçinizden sadece bir tek kişi bile okursa kendimi şanslı hissedicem.
Yaklaşık 13 senedir kiloluyum. 10 senedir de obezite hastasıyım. 13 sene önce zayıf ve ideal ölçülerdeydim. Hele çocukluk döneminde oldukça zayıftım. Yeme problemi olan zayıf bir çocuk! Kulağa ne kadar uzak geliyor.
Kilo alma serüvenim fast food tarzı beslenme ile başladı. Sonra buna hareketsizlik eşlik etti. Hareketsizlik zamanla tembelliğe dönüştü.Tembellik isteksizliğe, isteksizlik mutsuzluğa, mutsuzluk ise depresyona... Ve kısır döngü başladı. İşin ilginci bayılan kişilerin bayılma anını hatırlamaması gibi ben de bu noktaya nasıl geldiğimi hala anlayamıyorum. Bir insan kendi ipini nasıl çeker. Tamda öyle!
33 yaşındayım ve şu an 120 kg kadarım. 1 eksik 1 fazla.
Kilo vermek çok ama çok zorlu bir süreç. Forumu okuyorum ve insanların ne denli mücadele ettiklerini görüyorum. Önceleri 65 kilo olupta başlık açanlara sinir olurdum. Ama zamanla önyargılarımdan kurtulmaya başladım. Herkesin bir doğrusu vardı ve benim durumum onları anlayabilmemi engelliyordu. Sonra kendimi zayıf hayal ettiğim görüntüleri düşündüm. Bende kendimi 52-53 kilo falan hayal ediyorum:)) Ne büyük gaflet.
Hayatımda hiç mini etek giymedim. Hiç bir Jean dükkanına girip kendime kot pantolon almadım. Liseyi bitirene kadar zaten hem zayıf hemde üniforma içinde bir kızdım. Kendime özbakım ritüellerim dışında bakmaz ilgilenmezdim. Obezite benim genç kızlığa girişimle eş zamanlı hayatıma girdi. Genç gibi giyinmeye, davranmaya konuşmaya hasret kaldım. İçimde neler biriktirdim. Bir giyim mağazasına girip otomatiğe bağlanmış gibi çantaların yada aksesuarların olduğu bölüme koşturduğumu farkettim zamanla :) Bunda sadece üstüme takıp takıştırabileceğim seçeneklerimin bunlar olması değil etrafın eleştirel bakışlarından kaçmak da vardı. Sanki beni kıyafetlere bakarken, departmanlar arasında gezerken görseler ayıplıcaklar gibi gelir. Nitekim başıma geldi böyle birşey. 2005 yılında o zamanlar 90 kilo kadarım. Bir öğrencimle ona bir kazak almak için bir mağazaya girdik. Görevli satış elemanına görmek istediğimiz kazağı söyledim bana :"üzgünüm bizde büyük beden yok" cevabıyla karşılaştım. Tamam o satış elemanı mesleğinde bir numara falan değil bu çok açık ama kalbim bunu anlar mı? Kırılan gene ben oldum bu yeterliydi.
Hasbelkader bulduğum bir büyük beden mağazasında ürünleri denemek, soyunma odasında dökülen terler, ürünlerin fahiş fiyatları...Ben kadın olduğumu hiç hissetmedim giyinirken. Yürürkende hissetmiyorum, konuşurkende. Aslında cinsiyetler üstü bir konumdayım. Benim ve benim gibilerin durumunun Engelli insanlardan yada Trans bireylerden çok farkı yok. İstemediğin bir bedene hapsolmuşsun. İçinde belkide dünyanın en zarif kadını yatıyor ama insanlar seni basit,sıradan bir şişman olarak yaftalıyor ve bitti o kadar...
Üstelik bizim toplumumuz çocuklarını eğitirken engellilerle , hastalarla dalga geçmememiz gerektiğinin öğretildiği bir toplumdur. Sokakta çoğumuz bir engelli vatandaşımızı görsek gözümüzü çevirmeye güya aklımızca onu rahatsız etmemeye çalışırız. Şişmanlıkta ise bu lüksünüz de yok. İnsanlar gözlerini bizzat size dikerler ve acımasızca alay bile ederler.
Bunları yaşamayan birisi belki bu satırları okuduğunda benim çok hassas, karamsar ve alıngan birisi olduğumu düşünebilir. Haksızda sayılmaz. Zaman içinde bunların hepsi oldum. Ama şuna emin olun bu anlattıklarımın hepsi gerçek ve kendinizi benim-benim gibilerin yerine koyun. Eminim herhangi , komplekslerinden arınmış bir kişiyi tek bir günlüğüne şişman yapıp Taksim -Kadıköy-Beşiktaş meydanına koysak akşamına intihar noktasına gelir. Biz zaman içinde bu duruma geldiğimiz için kanıksıyoruz vesselam.
Çoğu şişman-obez genç kız gibi bende bedenime veremediğim süsü yüzüme abartarak uyguluyorum. Tek lüksüm makyaj yapmak. Evet makyajı çok seviyorum ve başarılıda yapıyorum ama bazen düşünmüyorda değilim acaba bu kadar şişman olmasaydım bu kadar ilgilenirmiydim kozmetikle.
Obezitenin tedavi sürecinin zorluğu sadece haylaz bir çocuk gibi nefsinizi ve bedeninizi terbiye etmekle sınırlı değil. Çevresel faktörler ve sürecin uzun olmasıda sizi çok zorlayan etmenler.
Aileniz,eşiniz,en yakın arkadaşlarınız, çalışma arkadaşlarınız, patronunuz, sevgiliniz, hatta bakkalınız ve kasabınız bile sizi takip eder her daim.
Sizi bilmem ama eğer vermem gereken 30 kilo varsa ve ben ilk 10 kiloyu verdiğim zaman bu kişilerden birisi bana verdiğim kiloyu farkettiğini belirtecek bir söz söylerse çok sinir oluyorum. Çünkü o farkedişten sonra o kişinin ablukasına girmiş oluyorum artık. Bugün bana kilo vermişsin diyecek, yarın kontrol edicek, öbür gün falanca şöyle yapmış sende dene diye tavsiyelerde bulunacak. Bu durum beni o kişilerin gözünde kronik şişman kız yapmaktan öteye geçmiyen gereksiz bir duruma sokuyor ki ben bunu tercih etmediğimden çoğunlukla gerek duymadığım ortamlara girmeyip evimde oturmayı tercih ediyorum. Anlıcağınız sosyal hayatım sıfırında altında. Bendeki yeme bozukluğu ben 20 yaşındayken annemin rahatsızlanması ve 4 yıllık bir tedavi sürecinden sonra vefat etmesiyle başladı. Zaman içinde o kadar yalnız ve o kadar sorumluluklar altında kaldımki...Şu an bir evin sorumluluğunu üzerimde taşıyorum. Hemde 13 yıldır. Başka arkadaşlarımın yüksek lisans-yüksek topuk gibi şeylerle zamanlarını geçirdiği dönemde ben hayatı kendime zindan ederek ve o zindanın anahtarlarını derin sulara gömerek yaşamışım. Bütün bu karamsarlığıma bakıp beni sıkıcı bulanlarınız olmuş olabilir. Aksine o kadarda gülmeyi,eğlenmeyi,konuşmayı severim ki...
Bir facia olan sosyal hayatımdan diğer bir facia olan duygusal hayatıma geçersek;
19 yaşında daha zayıf bir kızken biriyle tanıştım.O zamanlar sıfır kompleks,zekalar tavan..Birbirimizden hiper über etkilenip flört etmeye başladık. Tam 7 yıl sürdü. Gençliğimin en güzel yılları ve fakat, eski erkek arkadaşım benden utanmaya,beni arkadaşlarından uzak tutmaya, en masum karnımı doyurucak bir yemek yediğimde bile üzgün üzgün suratıma bakmaya, beni aramayı sormayı kesmeye başladı. Kısacası benden vazgeçti. Nancy Sinatranın Bang Bang şarkısında ki gibi 7 senenin sonunda bir yalan söylemeye bile gerek duymadan,hoşçakal bile demeden hayatımdan çıktı...Uzun zaman bunu atlatamadım.
Sonrasında evde olduğumdan, sosyal bir hayatım olmadığından internet sohbet odalarında tanıştığım bir kaç kişi oldu. 1-2 siyle görüştüm. İlkinden duyduğumu hiç unutmam. Gayet romantik bir buluşmanın hayalini kurarken beni gördüğünde yüzüme karşı " tahmin ettiğimden daha kiloluymuşsun" dedi. Üstelik ben asla kendi gerçeğimi saklamamıştım.
Şimdi tüm şişmanlar gibi banada yüzümün güzel olduğunu, istesem başarabileceğimi söylüyolar. Ama inanın artık içimde zerre güç kalmadı bu serüvene başlamak için. Bu süreci tamamlamayı başaran arkadaşlarımın önünde saygıyla eğiliyorum. Ben yapamıyorum Şu dakika göz yaşlarımı zor tutuyorum. Daha ne kadar böyle devam edicek. Ne kadar kendimi basit, aciz ve çirkin hissedicem. Üstelik yalnızlıktan ölüyorum. Yıllardır hayatımda kimse yok. Bir ilişki nedir, sevgili nedir onu bile unuttum. Benle yüz resimlerime aldanıp ilgilenen sanal figürlere kültürlerimiz yaşayışlarımız ve beklentilerimiz farklı olmasına rağmen seviniyor ve ısınmaya çabalıyorum. Ve tabiki olmuyor başaramıyorum. Bir yakışıklıya bakınca ekranlarda önce benim bunu beğenme hakkım var mı diyorum.
Hiç bir zaman kaderi suçlamadım. Tüm suç bende ve zayıflıklarımda. Şişmanlık aslında en büyük zayıflığımız...
Belki son bir umut içinizden birisi beni motive edicek bişey söyler, yada beni anlar, sadece anlar..Buna o kadar ihtiyacım var ki
Hakkınızı helal edin çok zamanınızı çaldım,sevgiler...
HİKAYEMİ ESKİSİ KADAR ACI BULMUYORUM. BİR ÇOK İNSANIN BENZERİ SORUNLAR YAŞADIĞINI GÖZLEMLEDİM 2 YILDA. EĞER HİKAYEMİ TAKİP ETMEK İSTERSENİZ EN SON SAYFADAN OKUYABİLİRSİNİZ. YENİDEN YAZMAYA BAŞLADIM.
HERKESE EN İÇTEN BAŞARI VE MOTİVASYON DİLEKLERİMLE... 08/03/2016
Merhaba Arkadaşlar,
Bu siteye hikayemi sizlerle paylaşmak için defalarca üye oldum ama sonrasında hep vazgeçtim..bişeyler beni engelledi.Şimdide gene vazgeçmekten korkarak yazıyorum bu satırları. İçinizden sadece bir tek kişi bile okursa kendimi şanslı hissedicem.
Yaklaşık 13 senedir kiloluyum. 10 senedir de obezite hastasıyım. 13 sene önce zayıf ve ideal ölçülerdeydim. Hele çocukluk döneminde oldukça zayıftım. Yeme problemi olan zayıf bir çocuk! Kulağa ne kadar uzak geliyor.
Kilo alma serüvenim fast food tarzı beslenme ile başladı. Sonra buna hareketsizlik eşlik etti. Hareketsizlik zamanla tembelliğe dönüştü.Tembellik isteksizliğe, isteksizlik mutsuzluğa, mutsuzluk ise depresyona... Ve kısır döngü başladı. İşin ilginci bayılan kişilerin bayılma anını hatırlamaması gibi ben de bu noktaya nasıl geldiğimi hala anlayamıyorum. Bir insan kendi ipini nasıl çeker. Tamda öyle!
33 yaşındayım ve şu an 120 kg kadarım. 1 eksik 1 fazla.
Kilo vermek çok ama çok zorlu bir süreç. Forumu okuyorum ve insanların ne denli mücadele ettiklerini görüyorum. Önceleri 65 kilo olupta başlık açanlara sinir olurdum. Ama zamanla önyargılarımdan kurtulmaya başladım. Herkesin bir doğrusu vardı ve benim durumum onları anlayabilmemi engelliyordu. Sonra kendimi zayıf hayal ettiğim görüntüleri düşündüm. Bende kendimi 52-53 kilo falan hayal ediyorum:)) Ne büyük gaflet.
Hayatımda hiç mini etek giymedim. Hiç bir Jean dükkanına girip kendime kot pantolon almadım. Liseyi bitirene kadar zaten hem zayıf hemde üniforma içinde bir kızdım. Kendime özbakım ritüellerim dışında bakmaz ilgilenmezdim. Obezite benim genç kızlığa girişimle eş zamanlı hayatıma girdi. Genç gibi giyinmeye, davranmaya konuşmaya hasret kaldım. İçimde neler biriktirdim. Bir giyim mağazasına girip otomatiğe bağlanmış gibi çantaların yada aksesuarların olduğu bölüme koşturduğumu farkettim zamanla :) Bunda sadece üstüme takıp takıştırabileceğim seçeneklerimin bunlar olması değil etrafın eleştirel bakışlarından kaçmak da vardı. Sanki beni kıyafetlere bakarken, departmanlar arasında gezerken görseler ayıplıcaklar gibi gelir. Nitekim başıma geldi böyle birşey. 2005 yılında o zamanlar 90 kilo kadarım. Bir öğrencimle ona bir kazak almak için bir mağazaya girdik. Görevli satış elemanına görmek istediğimiz kazağı söyledim bana :"üzgünüm bizde büyük beden yok" cevabıyla karşılaştım. Tamam o satış elemanı mesleğinde bir numara falan değil bu çok açık ama kalbim bunu anlar mı? Kırılan gene ben oldum bu yeterliydi.
Hasbelkader bulduğum bir büyük beden mağazasında ürünleri denemek, soyunma odasında dökülen terler, ürünlerin fahiş fiyatları...Ben kadın olduğumu hiç hissetmedim giyinirken. Yürürkende hissetmiyorum, konuşurkende. Aslında cinsiyetler üstü bir konumdayım. Benim ve benim gibilerin durumunun Engelli insanlardan yada Trans bireylerden çok farkı yok. İstemediğin bir bedene hapsolmuşsun. İçinde belkide dünyanın en zarif kadını yatıyor ama insanlar seni basit,sıradan bir şişman olarak yaftalıyor ve bitti o kadar...
Üstelik bizim toplumumuz çocuklarını eğitirken engellilerle , hastalarla dalga geçmememiz gerektiğinin öğretildiği bir toplumdur. Sokakta çoğumuz bir engelli vatandaşımızı görsek gözümüzü çevirmeye güya aklımızca onu rahatsız etmemeye çalışırız. Şişmanlıkta ise bu lüksünüz de yok. İnsanlar gözlerini bizzat size dikerler ve acımasızca alay bile ederler.
Bunları yaşamayan birisi belki bu satırları okuduğunda benim çok hassas, karamsar ve alıngan birisi olduğumu düşünebilir. Haksızda sayılmaz. Zaman içinde bunların hepsi oldum. Ama şuna emin olun bu anlattıklarımın hepsi gerçek ve kendinizi benim-benim gibilerin yerine koyun. Eminim herhangi , komplekslerinden arınmış bir kişiyi tek bir günlüğüne şişman yapıp Taksim -Kadıköy-Beşiktaş meydanına koysak akşamına intihar noktasına gelir. Biz zaman içinde bu duruma geldiğimiz için kanıksıyoruz vesselam.
Çoğu şişman-obez genç kız gibi bende bedenime veremediğim süsü yüzüme abartarak uyguluyorum. Tek lüksüm makyaj yapmak. Evet makyajı çok seviyorum ve başarılıda yapıyorum ama bazen düşünmüyorda değilim acaba bu kadar şişman olmasaydım bu kadar ilgilenirmiydim kozmetikle.
Obezitenin tedavi sürecinin zorluğu sadece haylaz bir çocuk gibi nefsinizi ve bedeninizi terbiye etmekle sınırlı değil. Çevresel faktörler ve sürecin uzun olmasıda sizi çok zorlayan etmenler.
Aileniz,eşiniz,en yakın arkadaşlarınız, çalışma arkadaşlarınız, patronunuz, sevgiliniz, hatta bakkalınız ve kasabınız bile sizi takip eder her daim.
Sizi bilmem ama eğer vermem gereken 30 kilo varsa ve ben ilk 10 kiloyu verdiğim zaman bu kişilerden birisi bana verdiğim kiloyu farkettiğini belirtecek bir söz söylerse çok sinir oluyorum. Çünkü o farkedişten sonra o kişinin ablukasına girmiş oluyorum artık. Bugün bana kilo vermişsin diyecek, yarın kontrol edicek, öbür gün falanca şöyle yapmış sende dene diye tavsiyelerde bulunacak. Bu durum beni o kişilerin gözünde kronik şişman kız yapmaktan öteye geçmiyen gereksiz bir duruma sokuyor ki ben bunu tercih etmediğimden çoğunlukla gerek duymadığım ortamlara girmeyip evimde oturmayı tercih ediyorum. Anlıcağınız sosyal hayatım sıfırında altında. Bendeki yeme bozukluğu ben 20 yaşındayken annemin rahatsızlanması ve 4 yıllık bir tedavi sürecinden sonra vefat etmesiyle başladı. Zaman içinde o kadar yalnız ve o kadar sorumluluklar altında kaldımki...Şu an bir evin sorumluluğunu üzerimde taşıyorum. Hemde 13 yıldır. Başka arkadaşlarımın yüksek lisans-yüksek topuk gibi şeylerle zamanlarını geçirdiği dönemde ben hayatı kendime zindan ederek ve o zindanın anahtarlarını derin sulara gömerek yaşamışım. Bütün bu karamsarlığıma bakıp beni sıkıcı bulanlarınız olmuş olabilir. Aksine o kadarda gülmeyi,eğlenmeyi,konuşmayı severim ki...
Bir facia olan sosyal hayatımdan diğer bir facia olan duygusal hayatıma geçersek;
19 yaşında daha zayıf bir kızken biriyle tanıştım.O zamanlar sıfır kompleks,zekalar tavan..Birbirimizden hiper über etkilenip flört etmeye başladık. Tam 7 yıl sürdü. Gençliğimin en güzel yılları ve fakat, eski erkek arkadaşım benden utanmaya,beni arkadaşlarından uzak tutmaya, en masum karnımı doyurucak bir yemek yediğimde bile üzgün üzgün suratıma bakmaya, beni aramayı sormayı kesmeye başladı. Kısacası benden vazgeçti. Nancy Sinatranın Bang Bang şarkısında ki gibi 7 senenin sonunda bir yalan söylemeye bile gerek duymadan,hoşçakal bile demeden hayatımdan çıktı...Uzun zaman bunu atlatamadım.
Sonrasında evde olduğumdan, sosyal bir hayatım olmadığından internet sohbet odalarında tanıştığım bir kaç kişi oldu. 1-2 siyle görüştüm. İlkinden duyduğumu hiç unutmam. Gayet romantik bir buluşmanın hayalini kurarken beni gördüğünde yüzüme karşı " tahmin ettiğimden daha kiloluymuşsun" dedi. Üstelik ben asla kendi gerçeğimi saklamamıştım.
Şimdi tüm şişmanlar gibi banada yüzümün güzel olduğunu, istesem başarabileceğimi söylüyolar. Ama inanın artık içimde zerre güç kalmadı bu serüvene başlamak için. Bu süreci tamamlamayı başaran arkadaşlarımın önünde saygıyla eğiliyorum. Ben yapamıyorum Şu dakika göz yaşlarımı zor tutuyorum. Daha ne kadar böyle devam edicek. Ne kadar kendimi basit, aciz ve çirkin hissedicem. Üstelik yalnızlıktan ölüyorum. Yıllardır hayatımda kimse yok. Bir ilişki nedir, sevgili nedir onu bile unuttum. Benle yüz resimlerime aldanıp ilgilenen sanal figürlere kültürlerimiz yaşayışlarımız ve beklentilerimiz farklı olmasına rağmen seviniyor ve ısınmaya çabalıyorum. Ve tabiki olmuyor başaramıyorum. Bir yakışıklıya bakınca ekranlarda önce benim bunu beğenme hakkım var mı diyorum.
Hiç bir zaman kaderi suçlamadım. Tüm suç bende ve zayıflıklarımda. Şişmanlık aslında en büyük zayıflığımız...
Belki son bir umut içinizden birisi beni motive edicek bişey söyler, yada beni anlar, sadece anlar..Buna o kadar ihtiyacım var ki
Hakkınızı helal edin çok zamanınızı çaldım,sevgiler...
Son düzenleme: