- 2 Mart 2012
- 24.007
- 55.978
- 798
- Konu Sahibi zeytinin annesi
-
- #41
haklısınız ancak her şeyde inat olur da cinsellik gibi önemli bir mevzuda kuru inadı anlamak zor.Bir bilsem. Eşim üstüne gittikçe işi inada bindiren bir tip, çok inatçı bir yapısı var ve bu sadece bu konularda değil her konuda böyle. Atıyorum anneni ara bir sor bakalım görüşmediniz ne zamandır desem onda da kendi arayacağı varsa arar ben dersem aramaz. Abisi bana onunla ilgili sorun yaşarsam, eşimle iletişimimde zorlanırsam kendisine danışabileceğimi, eşimin zor gibi görünen fakat aslında basit bir karakteri olduğunu söyledi. Bir keresinde eşimden yakınmıştım kendisine de. Şu anda sabretmem gerekiyor, cinsellik dışında(o da en son 10 gün önce oldu dediğim gibi)her şey yolunda şu an. İletişimimiz iyi, bu aralar üzerinde çok fazla iş stresi var ve eve geldiği zaman suratı asık oluyor. Mümkün olduğunca ona destek olmaya çalışıyorum. Elbette ki benim de bir sabrım var ama sürekli üstüne giderek çözülemeyeceğini bildiğim için şimdilik sabırlı olmam gerekiyor. Yoksa eşimin bi tarafını kaldırayım aman onu memnun edeyim dırdır etmeyeyim diye değil yani, gerçekten de evliliğimiz uğruna yapıyorum her ne yapıyorsam. Zaten ilk yıl herhangi bir konudan zorlanmayan yoktur herhalde evliliğinde, Ya kusura bakmayın burada olumsuz bir şey dendiği zaman açıklama gereği yapıyorum çok abarttım afedersiniz..
Okuyamadım,üzgünüm...
amaç beni gıcık etmek, okumuyosan okumuyosun niye girip bunun açıklamasını yapıyosunSadece merakran soruyorum
Bu yorumun amacı ne ?
Elbette ömür boyu çekilecek bir şey değil ben de öyle düşünüyorum. Ancak şu aşamada değil, elimden geleni yapmak istiyorum. Benim eşim genel anlamda çok ketum, bir derdi olduğu zaman kolay kolay anlatmıyor. Ancak tabii çözülüyor. Her neyse, hepimizin hakkında hayırlısı olsun. Eşimi savunmak için değil de elimden geleni yapmadan bir şeyleri sonuçlandırmak ya da boşanmayı düşünemem. Ama tabii ki yorumunuzda çok haklısınız sizi haklı buluyorum kimsenin ömrünü harcamasına değecek bir durum değil bu.valla bu burnu düşse yerden almayan adamlar sadece bizlere böyleler
kendinize güvenin güvenin güvenin
bu kendine çok güvenen çok bilmiş erkekler kendilerindeki cinsel sorunu
böyle psikolojik şiddetle sanki aranız kötüymüşte ondan yapamıyorlarmış şeklinde empoze etmeye çalışıyorlar
bence iyice tartın olmayacaksa yıllarınızı heba etmeyin
vallahi erkekler tarafından "elimden geleni yaptım" olayı genelde oo bu kadın beni çekiyor istediğim gibi at koşturayıma dönüyorElbette ömür boyu çekilecek bir şey değil ben de öyle düşünüyorum. Ancak şu aşamada değil, elimden geleni yapmak istiyorum. Benim eşim genel anlamda çok ketum, bir derdi olduğu zaman kolay kolay anlatmıyor. Ancak tabii çözülüyor. Her neyse, hepimizin hakkında hayırlısı olsun. Eşimi savunmak için değil de elimden geleni yapmadan bir şeyleri sonuçlandırmak ya da boşanmayı düşünemem. Ama tabii ki yorumunuzda çok haklısınız sizi haklı buluyorum kimsenin ömrünü harcamasına değecek bir durum değil bu.
siz doktora mı gittiniz psikologa mı ?Arkadaşlar hepinize merhaba, öncelikle bir önceki konumda beni yalnız bırakmayıp yapıcı yorum yaptığınız için hepinize tek tek teşekkür ederim. Gerçekten iyi ki varsınız
Gelelim bugünkü halimize.. Aslında çok şey değişmedi diyebilirim. Size anlatacaklarım var. Bir evlilik danışmanına gideceğimden bahsetmiştim; gittim. Ancak sadece 1 kez gidebildim. 2. kez gidecek olduğumda eşimle tartıştım ve beni üstü kapalı bir şekilde tehdit etti. Öncelikle olayları sırasıyla anlatmak istiyorum. Umarım vakit ayırırsınız.
Psikoloğa gitmeye karar verdiğim günün akşamı eşim işten gelince, öyle alelade bir anda (özellikle daralmasın diye karşıma alıp bir konuşma yapmadım) çamaşırları asarken kendisine evlilik danışmanına gitme konusunda ne düşündüğünü sordum (okuyanlar bilir, bir önceki konumda yazmıştım, eğer bir yolunu bulamazsak gideriz demişti-beni yemiş desem yeridir!-) ve aldığım cevap: "Neden gidecekmişiz evlilik danışmanına?!" oldu. Hem şaşkınlık hem kızgınlık içeren bir cevaptı bu. Ardından "Hem evlilik danışmanı ne demek ya??" diye bir soru geldi. Ben de bıraktım çamaşırları karşısına geçtim "Sen benimle dalga mı geçiyorsun ya?!" dedim. Şu an sahne gözümün önüne geldi ve sinirden ellerim titriyor. Sen gelmezsen gelme ben kendim gideceğim deyip randevu aldım ve gittim. Elbette ki durumumuzu anlatınca psikolog eşimle de konuşması gerektiğini, onu bir şekilde seansa gelmeye ikna etmemiz gerektiğini söyledi. Velhasıl randevumun ertesi günü eşim "Eee ne dedi deli doktorun?" (!!!!) diye sordu ve o sırada sarılıyorduk. Ellerini tuttum ve dedim ki (psikoloğun önerdiği şekilde) "Beni daha iyi anlayabilmesi için seninle de görüşmesi, beni bir de senden dinlemesi gerekiyormuş." Hemen ellerimi bıraktı ve ben hayatta gitmem diye isyanlara başladı. Ben de yaşadığım hayalkırıklığıyla çenemi tutamadım ve büyük bir tartışma yaşadık, ben dırdır ettim o da beni resmen evden kovdu. Gitmedim tabii ki ben de onu kovdum. Buraları çok detaylı yazmak istemiyorum o günü hatırlamak canımı yakıyor. Neyse evden bi atarla beni boşanmakla tehdit ederek bir çıktı yarım saat sonra geri geldi. O akşam da teyzem ve bir arkadaşım şehir dışından bize misafirliğe gelecekleri için işleri normalden daha hızlı yoluna koymak istedim. Tartışmalı olduğumuzu anlamasınlar diye. Bir şekilde iletişim kurduk, misafirlerimizi güzelce ağırladık vs. Ben o hafta psikoloğun önerdiği kitabı (Gary Chapman/ Beş Sevgi Dili) okudum. Gayet motive edici ve gerçekten bakış açımın değişmesine yardımcı olan bir kitaptı bu. Ve cinsellik konusunu bir süre açmamaya, üstüne gitmemeye karar verdim. 2 hafta sonra 2.seansıma gidecekken gayet normal konuşurken randevu alıp tekrar gideceğimi eşime söyledim. Eşim de buna gerek olmadığını (çünkü sorunu ile yüzleşmekten korkuyor, sorunun kendisinde olduğunu bildiği için, zira o büyük tartışmamızı psikoloğa mail ile anlattım kendisi bu sebepten öfke nöbetleri geçirdiğini yazdı) boş yere gitmiş olacağımı falan söyledi. Daha sonra yattık ve ben bir girişimde bulundum birlikte olmak için. O da çok yorgun olduğunu söyledi ve beni reddetti (aslında reddedeceğini tahmin ediyordum yine de sormak istedim, neden bilmiyorum, sanırım denemek istedim) sonra ona bir daha kendisine bu anlamda yaklaşmayacağımı söyledim, gerçekten bu işin peşini bıraktığım mesajını vermek için. Aslında bunu iyi niyetle söylemiştim. İstediğin zaman sen bana gel, ben sana bir daha gelmeyeceğim dedim. Sürekli gözüm üstündeymiş gibi hissediyorsun dedim. Ve eşim patladı, psikoloğa mı gidiyorsun nereye gidiyorsan git başımdan dedi bana durduk yere. Ben de psikoloğa kendim takıntı haline getirdiğim için, yani kendim için gittiğimi ona daha önce söylediğimi hatırlattım ve gideceğim tabii ki dedim. "Sen psikoloğa gidersen ben de nerelere gideceğimi çok iyi biliyorum" gibi saçma sapan ne idüğü belirsiz bir şekilde beni tehdit etti. "Sen bana destek olacağın yerde bir de tehdit mi ediyorsun, sana yazıklar olsun." dedim ve konu o şekilde kapandı. Neyse uyuduk uyandık vs bir şekilde bu konuşma da unutuldu. Ben ertesi gün psikoloğa bir mail daha attım ve eşimin üstüne gitmemem gerektiğini, bir süreliğine bu konuyu hiç ama hiç açmamam gerektiğini yazdı. 1-2 ay sonra tekrar görüşelim yazdı. Bu olaydan sonra eşim bana yaklaşmaya başladı, bunun sebebi beni kırdığının, gereksiz yere, haketmediğimi bildiği halde kırdığının farkında olup bunu telafi etmeye çalışmasıydı. Normalde sofrayı toplarken kendi tabağını alır mutfağa götürür fakat kendini affettirme girişimleri sırasında bütün sofrayı toplamaya, bana diğer işlerde yardımcı olmaya başladı. Tabii bunların hepsini açıkça görebiliyor ve yüzüne bile doğru dürüst bakmıyordum. Gerçekten çok kırılmıştım. Ve karar vermiştim bir daha asla teklifte bulunmayacağıma. Bu tribimi mümkün olduğunca uzun tutmaya çalıştım (1 hafta sürmüştür en fazla) ve o arada saçımı boyattım, dışarıda vakit geçirdim, evde pek durmadım. Anlayacağınız kafamı dağıtmak için sürekli kendimi meşgul ettim. O beni tehdit ettikten 1-2 gece sonra ben yatakta kitap okurken geldi ve bana yanaştı, sevişmek istedi. Sürekli gülmeler, gün içinde bana yaklaşmaya çalışmalar vs. Bana sarılırken kolumu bile kıpırdatmadım o süre içinde ve gelmiş benimle sevişebileceğini düşünüyor, ne akıl ama. Hayatımda ilk kez onu reddettim. Öyle açık açık değil, soru-cevap olmadı tabii. Kitabını daha çok okuyacak mısın diye sordu ben de evet dedim gözünün içine bakarak. Bir süre daha umutla bekledi uyumadı ama o psikolojide gerçekten onunla sevişemezdim. Hiçbir şey olmamış gibi davranamazdım. Yüzüm bile gülmedi o 1 hafta (aslında yaklaşık 1 hafta). Esprilerine bile hıı diyebildim sadece. Bu reddetmenin ertesi günü adet oldum. Eşim sen neden iki büklüm oturuyorsun diyene kadar ona söylemedim(mecbur kalmadıkça konuşmadığım için) amanın adet oldum deyince dünyası başına yıkılmış gibi yaptı. Bu durum ise bana hiç samimi gelmiyordu tabii. Öyle bayık bayık suratına baktım sadece. Neyse adetim bitince birlikte olduk (bundan tam 10 gün önce) ve o günden beri ses yok. Ben de zaten girişmiyorum artık dediğim gibi. Sonra dudağımda uçuk çıktı (bugün tam 5.gün) hemen eczaneye gittim krem aldım ve bugün hala tam olarak geçmiş değil. Uçuk dediysem hiç iğrenç bir hal almadı, erkenden ilaç aldığım için hep sönüktü. Eşim de kendi çapında bana takılıyor işte dudağını iyileştir (sanki o iş sadece dudakla oluyormuş gibi) bir an önce diye. Şu an bu konu hariç aramız iyi, tartışmalı veya kavgalı değiliz. Ama kızlar elimde değil, ister istemez moralim bozuluyor. Bakın daha 10 gün oldu. Seks düşkünü falan değilim (olabilirdim de, olanlara da saygım var yanlış anlaşılmasın) ama sizce de bu şekilde yaptığımız şey sadece pislikleri halının altına süpürmek olmuyor mu? Anlayacağınız biraz morale ihtiyacım var. Başkalarına gelince hemen pozitif şeyler önerebiliyorum ama kendime gelince, hala o istediğim ölçüde ilgiyi göremeyince aklıma hep aynı soru geliyor:"Bu ömür boyu böyle mi sürecek?" beni bu soru çok düşündürüyor. Ve bu düşünceler beni mutsuzluğa itiyor. Şu anda psikoloğa da gidemediğim için elim kolum bağlı gibi hissediyorum. Eşim sanki 10 gündür hiç masturbasyon yapmıyor mu, eminim yapıyordur. Ve inanın normalde olsa belki ama bu duygularla ona şahit olmayı hiç istemiyorum. Belki libidosu düşüktür, belki hormonları düşüktür. Ki bence psikolojik. Ama hala belli bir şeyden ötürü sebebi bu işte bana anlattı diyemiyorum. Kendimi ara ara gaza getirmeye çalışıyorum. Ama duygularım konusunda rol yapabilen biri olmadığım için eminim şu sıralar bu düşüşümü anlayacak ve üzerine alınacaktır. Sürekli sorguluyorum. Lütfen beni daha da düşürecek şeyler yazmayın, zaten kafamda kırk tilki dönüyor. Sadece derdimi paylaşmak için yazıyorum, bazen bu konularla dalga geçer gibi yorum yapanlar oluyor onlara öyle içerliyorum ki bilemezsiniz. Onun için eğlenmek isteyenler benim yazdıklarımdan uzak dursun lütfen.
Şimdiden teşekkür ederim.
Ben tek başıma psikoloğa gittimsiz doktora mı gittiniz psikologa mı ?
Peki bir şey sormak istiyorum, eşiniz böyle başka konularda da kafasına göre hareket eden bir tip miydi? Hiçbir konuda size danışmaz mıydı, sizden çekindiği bir durum oluyor muydu?vallahi erkekler tarafından "elimden geleni yaptım" olayı genelde oo bu kadın beni çekiyor istediğim gibi at koşturayıma dönüyor
eşiniz aynı benim eşim gibi
şu an bende biliyorsunuz boşanacağım
keşke sizin gibi sorunlar yaşarken höst deseydim adam ederdim
şimdi artık çok geç
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?
We use cookies and similar technologies for the following purposes:
Do you accept cookies and these technologies?