- 5 Haziran 2016
- 3.642
- 9.331
- 158
Herkese merhaba,
Buraya konu açmamın sebebi; belki benim yaşadığım sıkıntıları yaşayan arkadaşlar olur da bu konuyu görürlerse kendilerini üzmesinler, morallerini yüksek tutsunlar diyedir.
Yaklaşık 2 ay kadar önce evde dengemi kaybederek sol ayağımın üstüne çatırt diye bir sesle düştüm ve çok büyük bir acı yaşadım. Burkulma olduğunu düşündüğüm için sadece buz tedavisi ve burkulma kremleri ile evde kendi kendime geçirmeye çalıştım. Aradan 1 ay geçmişti ve hala ayağımın üstüne basamıyordum. Üstelik ayağımın rengi değişikti ve parmaklarıma kadar şişmişti. En sonunda aile büyükleri ''Bu nasıl bir burkulma!!'' diyerek beni zorla hastaneye röntgene götürdüler ve röntgende sol ayak tarak kemiğimin kırıldığını öğrendik. Hemen yarım alçı ve sonrasını biliyorsunuz 1 ay alçıda kalacağı söylendi.
Tek kolumun altında değnek ile eve geldim. Hayat artık çok daha farklı geliyordu bana. Kendi kendime tuvalete bile gidemiyordum. Yemeğimi birilerinin hazırlaması ve getirmesi gerekiyordu her zaman. Çok ağrılarım oldu. Psikolojik olarak da sürekli yatmanın verdiği moral bozukluğu ile çökmüştüm. En ufak bir şeyde ağlıyor, ayağımın geçmeyeceğini ve sakat kalacağımı düşünüyordum.
Her gün kemik suyundan çorbalar, pilavlar, yemekler yedim. Her gün Solgar'ın 1000 UI D vitamini kapsülünü tükettim. Her gün mutlaka yumurta, peynir ve yoğurt yedim. Ve ayağımı mümkün olduğunca hareket ettirmedim.
Alçımın 27. günüydü. Gece yine o lanet tuvalete tek ayakla zıplayarak gitmeye çalışırken(Ki ayağımı da yine tuvalete giderken düşüp kırmıştım) tekrardan dengemi kaybedip alçılı ayağımın üstüne düştüm. Ayağımdaki alçının tabanı yamulmuştu o derece sert vurmuştum ayağımı yere. O gece apart topar acile götürdüler beni. Röntgen çekildi. Elimde röntgen ile acil doktorunun odasına girdiğimde kafamda ''Acaba yine mi kırıldı'' ''Sakat mı kaldım'' gibi kötü düşünceler dönüyordu ve moralim çok bozuktu. Doktor röntgeni aldı evirdi çevirdi inceledi ve ''BU AYAK İYİLEŞMİŞ'' dedi. O an hissettiğim mutluluğu, içimde yeşeren umudu size hiçbir şekilde tarif edemem.
Yaklaşık 2 aydır yere basamayan, yürüyemeyen, koşamayan, kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamayan bir insanın karşısına çıkıp ''Bu ayak iyileşmiş'' diyerek ona dünyaları armağan ettiğinin farkında olmayan acil doktoru, ''Evet ayak iyileşmiş, 30. günün sonunda gel, alçını alsınlar'' dedi.
Ve dediği gibi 30. günün sonunda tekrardan çekilen röntgen sonucunda alçımı gerçekten de aldılar. :')
Alçıdan çıkan ayak, 30 gündür hava almadığı için kurumuş ve dökülmekte olan deri parçaları ile beraber çıktı. Ayağımı yere dokundurduğum ilk o an, sanki bebekken ilk adımımı atmaya çalıştığım an gibi geldi bana. Bilmiyorum belki de ben çok dramatize ediyordum ama 2 ay boyunca yere basmayan ve sakat kalacağına inanan bir insanın o duruma kadar gelebilmesi, bana bir mucize gibi geliyordu.
Doktor ''Günde 3 kere sıcak su tedavisi ve masaj, çok da zorlama ağır ağır yürümeye başla.'' dedi. Bana refakat eden annem hemen çorabımı giydirmeye yeltendi. ''Dur'' dedim. ''Ben kendim giyebilirim''
Ve 2 ay sonra kendi çorabımı acı hissetmeden giyebilmenin o saçma mutluluğunu da oracıkta yaşayıverdim. İlk kalkış anım zor oldu elbette. Kaslarım zayıflamıştı, kemiklerim incelmişti. Kıkırdaklarım sertleşmişti. Korktum acaba basarsam kırılır mı diye... Ben ayağımı incelerken doktor içimden geleni anlamış olacak ki ''Korkma, iyileştin artık, üstüne bastın diye de tekrar kırılmayacak. Hadi başla şimdi yürümeye''dedi. Ondan aldığım güvenle ilk adımını attım ileri doğru. Allah'ım böyle bir mutluluk olamazdı. Gözlerim dolmuştu ama 26 yaşında hastanenin ortasında çocuk gibi ağlamak istemediğim için dişlerimi sıkıp kendimi tuttum ve bir adım daha attım. Acı hissetmiyordum. Topuğumda iğne batırılıyormuş gibi bir sancı vardı. Ayağımın genelinde hafif bir sızı vardı ama basabileceğimi biliyordum. Değneğimden güç ala ala hastaneden annemle beraber çıktım ve bir taksiye binerek eve geldim.
Evin kapısından içeri girdiğim an, değneği kullandığım son anım oldu. ''Ben değnek kullanmayacak kadar güçlü biriyim artık'' dedim ve o günden sonra da hiç elime almadım. Doktorlar 1 hafta 10 gün değnek kullanımını öneriyorlar bu arada yani siz bana bakmayın, kendinizi nasıl hissediyorsanız öyle yapın ya da doktorunuzun tavsiyesine uyun. :)
Bugün alçımın çıkışının 6. günü. Tek başıma dışarı çıkabiliyor, markete gidebiliyor, ortalama yarım saat kadar yürüyebiliyorum. Sonra ise ağrılarım başladığı için dinlenmek zorunda kalıyorum. Ayağımı aşağı doğru tuttuğumda kızarıyor, o yüzden sık sık altına yastık koyup uzanıyorum. Alçıdan çıkan bir ayağınız varsa yastık yöntemini tavsiye ederim. Kesinlikle işe yarıyor.
Aklıma geldikçe banyoda ılık su altında kaslarımı yumuşayıp masaj yapıyorum. Kurumuş ayak derime vazelin ve nemlendirici kremlerle masaj yapıyorum. Topuğumdaki ölü deriler de yavaş yavaş bitmeye başladı. :)
D vitamini almaya ve süt ürünleri tüketmeye devam ediyorum. Her gün en azından 1 kere dışarı çıkıyorum ve en kötü 5 dakika yürüyorum.
Ağrım var mı? Yalan yok var. Zaten aksayarak yürüyorum. Bileğim kaskatı olduğu için bir müddet daha böyle olacağını düşünüyorum. Zaten doktor da böyle söylemişti. O yüzden üzülmüyorum. :)
Denizde yüzmek de çok çabuk iyileştiriyormuş. Ayağımı biraz daha rahat kullanabildiğim zaman deniz kenarına tatile gitmeyi düşünüyorum. Ne kadar çabuk iyileşirsek o kadar iyi değil mi :)
Alçıdan çıkan bir kırık ayağın hikayesini okudunuz. Söylemek istediklerim şimdilik bu kadar. Bana benzer kırık ve çatlak rahatsızlıkları yaşayan arkadaşlar varsa, diledikleri gibi ulaşabilirler. Ben inanıyorum ki birbirimize moral vererek daha da çabuk iyileşebiliriz.
''Ayağınızın değerini iyi bilin, hala üzerine basabiliyorken.'' diyerek sözümü bitiriyorum.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın. :)
Buraya konu açmamın sebebi; belki benim yaşadığım sıkıntıları yaşayan arkadaşlar olur da bu konuyu görürlerse kendilerini üzmesinler, morallerini yüksek tutsunlar diyedir.
Yaklaşık 2 ay kadar önce evde dengemi kaybederek sol ayağımın üstüne çatırt diye bir sesle düştüm ve çok büyük bir acı yaşadım. Burkulma olduğunu düşündüğüm için sadece buz tedavisi ve burkulma kremleri ile evde kendi kendime geçirmeye çalıştım. Aradan 1 ay geçmişti ve hala ayağımın üstüne basamıyordum. Üstelik ayağımın rengi değişikti ve parmaklarıma kadar şişmişti. En sonunda aile büyükleri ''Bu nasıl bir burkulma!!'' diyerek beni zorla hastaneye röntgene götürdüler ve röntgende sol ayak tarak kemiğimin kırıldığını öğrendik. Hemen yarım alçı ve sonrasını biliyorsunuz 1 ay alçıda kalacağı söylendi.
Tek kolumun altında değnek ile eve geldim. Hayat artık çok daha farklı geliyordu bana. Kendi kendime tuvalete bile gidemiyordum. Yemeğimi birilerinin hazırlaması ve getirmesi gerekiyordu her zaman. Çok ağrılarım oldu. Psikolojik olarak da sürekli yatmanın verdiği moral bozukluğu ile çökmüştüm. En ufak bir şeyde ağlıyor, ayağımın geçmeyeceğini ve sakat kalacağımı düşünüyordum.
Her gün kemik suyundan çorbalar, pilavlar, yemekler yedim. Her gün Solgar'ın 1000 UI D vitamini kapsülünü tükettim. Her gün mutlaka yumurta, peynir ve yoğurt yedim. Ve ayağımı mümkün olduğunca hareket ettirmedim.
Alçımın 27. günüydü. Gece yine o lanet tuvalete tek ayakla zıplayarak gitmeye çalışırken(Ki ayağımı da yine tuvalete giderken düşüp kırmıştım) tekrardan dengemi kaybedip alçılı ayağımın üstüne düştüm. Ayağımdaki alçının tabanı yamulmuştu o derece sert vurmuştum ayağımı yere. O gece apart topar acile götürdüler beni. Röntgen çekildi. Elimde röntgen ile acil doktorunun odasına girdiğimde kafamda ''Acaba yine mi kırıldı'' ''Sakat mı kaldım'' gibi kötü düşünceler dönüyordu ve moralim çok bozuktu. Doktor röntgeni aldı evirdi çevirdi inceledi ve ''BU AYAK İYİLEŞMİŞ'' dedi. O an hissettiğim mutluluğu, içimde yeşeren umudu size hiçbir şekilde tarif edemem.
Yaklaşık 2 aydır yere basamayan, yürüyemeyen, koşamayan, kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamayan bir insanın karşısına çıkıp ''Bu ayak iyileşmiş'' diyerek ona dünyaları armağan ettiğinin farkında olmayan acil doktoru, ''Evet ayak iyileşmiş, 30. günün sonunda gel, alçını alsınlar'' dedi.
Ve dediği gibi 30. günün sonunda tekrardan çekilen röntgen sonucunda alçımı gerçekten de aldılar. :')
Alçıdan çıkan ayak, 30 gündür hava almadığı için kurumuş ve dökülmekte olan deri parçaları ile beraber çıktı. Ayağımı yere dokundurduğum ilk o an, sanki bebekken ilk adımımı atmaya çalıştığım an gibi geldi bana. Bilmiyorum belki de ben çok dramatize ediyordum ama 2 ay boyunca yere basmayan ve sakat kalacağına inanan bir insanın o duruma kadar gelebilmesi, bana bir mucize gibi geliyordu.
Doktor ''Günde 3 kere sıcak su tedavisi ve masaj, çok da zorlama ağır ağır yürümeye başla.'' dedi. Bana refakat eden annem hemen çorabımı giydirmeye yeltendi. ''Dur'' dedim. ''Ben kendim giyebilirim''
Ve 2 ay sonra kendi çorabımı acı hissetmeden giyebilmenin o saçma mutluluğunu da oracıkta yaşayıverdim. İlk kalkış anım zor oldu elbette. Kaslarım zayıflamıştı, kemiklerim incelmişti. Kıkırdaklarım sertleşmişti. Korktum acaba basarsam kırılır mı diye... Ben ayağımı incelerken doktor içimden geleni anlamış olacak ki ''Korkma, iyileştin artık, üstüne bastın diye de tekrar kırılmayacak. Hadi başla şimdi yürümeye''dedi. Ondan aldığım güvenle ilk adımını attım ileri doğru. Allah'ım böyle bir mutluluk olamazdı. Gözlerim dolmuştu ama 26 yaşında hastanenin ortasında çocuk gibi ağlamak istemediğim için dişlerimi sıkıp kendimi tuttum ve bir adım daha attım. Acı hissetmiyordum. Topuğumda iğne batırılıyormuş gibi bir sancı vardı. Ayağımın genelinde hafif bir sızı vardı ama basabileceğimi biliyordum. Değneğimden güç ala ala hastaneden annemle beraber çıktım ve bir taksiye binerek eve geldim.
Evin kapısından içeri girdiğim an, değneği kullandığım son anım oldu. ''Ben değnek kullanmayacak kadar güçlü biriyim artık'' dedim ve o günden sonra da hiç elime almadım. Doktorlar 1 hafta 10 gün değnek kullanımını öneriyorlar bu arada yani siz bana bakmayın, kendinizi nasıl hissediyorsanız öyle yapın ya da doktorunuzun tavsiyesine uyun. :)
Bugün alçımın çıkışının 6. günü. Tek başıma dışarı çıkabiliyor, markete gidebiliyor, ortalama yarım saat kadar yürüyebiliyorum. Sonra ise ağrılarım başladığı için dinlenmek zorunda kalıyorum. Ayağımı aşağı doğru tuttuğumda kızarıyor, o yüzden sık sık altına yastık koyup uzanıyorum. Alçıdan çıkan bir ayağınız varsa yastık yöntemini tavsiye ederim. Kesinlikle işe yarıyor.
Aklıma geldikçe banyoda ılık su altında kaslarımı yumuşayıp masaj yapıyorum. Kurumuş ayak derime vazelin ve nemlendirici kremlerle masaj yapıyorum. Topuğumdaki ölü deriler de yavaş yavaş bitmeye başladı. :)
D vitamini almaya ve süt ürünleri tüketmeye devam ediyorum. Her gün en azından 1 kere dışarı çıkıyorum ve en kötü 5 dakika yürüyorum.
Ağrım var mı? Yalan yok var. Zaten aksayarak yürüyorum. Bileğim kaskatı olduğu için bir müddet daha böyle olacağını düşünüyorum. Zaten doktor da böyle söylemişti. O yüzden üzülmüyorum. :)
Denizde yüzmek de çok çabuk iyileştiriyormuş. Ayağımı biraz daha rahat kullanabildiğim zaman deniz kenarına tatile gitmeyi düşünüyorum. Ne kadar çabuk iyileşirsek o kadar iyi değil mi :)
Alçıdan çıkan bir kırık ayağın hikayesini okudunuz. Söylemek istediklerim şimdilik bu kadar. Bana benzer kırık ve çatlak rahatsızlıkları yaşayan arkadaşlar varsa, diledikleri gibi ulaşabilirler. Ben inanıyorum ki birbirimize moral vererek daha da çabuk iyileşebiliriz.
''Ayağınızın değerini iyi bilin, hala üzerine basabiliyorken.'' diyerek sözümü bitiriyorum.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın. :)