- 21 Aralık 2023
- 1.374
- 2.810
- 53
- 29
- Konu Sahibi zeynepthevideographer
- #1
(Bu konuyu daha önce açmıştım fakat sitede sorun olunca silindi. Burada olmasını istediğim için yeniden paylaşıyorum)
Bu konuyu açmak için çok bekledim. Çok şükür hayaldi, nasip oldu. Profilime şöyle bir not bırakmıştım:
En baştan başlayalım. İlk hamileliğimde keseyi görmenin heyecanını yaşarken doktor rahmimde şekil bozukluğu olduğunu, düşük ve erken doğum riskimin arttığını söyledi ve progestan verdi. O andan itibaren deli gibi rahimde şekil bozukluklarını araştırdım. Buradaki tüm yazılanları da okudum. Okudukça bir mahvoluyor bir umut doluyordum. Bunları yazma sebebim de birilerine umut olmak. Neyse, rahmimde ne tür bir bozukluk olduğunu bilmiyorduk çünkü hamileydim ve rahim filmi çekemiyordum. Ama genel kanı 2d ultrasonla bile gôrüldüyse ileri boyutta olduğuydu. O zamandan sonra her tuvalete gittiğimde peçeteyle kanama olup olmadığını kontrol ediyordum. Peçeteyi beyaz şekilde geri çekene kadar da kalbim stresle çarpıyordu. 9. Haftaya geldik. Tam biraz rahatladım, belki de sağlıkla doğar dedim. Kontrole babasıyla süslenerek gittik çünkü o ilk defa duyacaktı kalp atışını. Ultrasona bakan doktorun "bir terslik var" şeklinde gözünü kısmasını bilenler bilir. Bilmeyenler de hiç görmez umarım. Bebeğim iyi mi dedim. Cevap duygudan yoksundu. "Değil, fka negatif, kalp atışı yok" Eşime baktım, o da bana. Ağlamaya başladık. "Kusura bakmayın bunu söylemenin daha iyi bir yolu yok, aşağıya inin büyük ultrasonla doğrulansın, sonra tahliye işlemine başlayalım" dedi. O gün hepsine bir umut diyerek 5 farklı ultrason cihazına girdik. Sonuç değişmedi. Işığım dediğim meleğim beni karanlıkta bırakmıştı. Küretaj ve iyileşmeden sonra sebebini araştırmaya başladım. Yaptığım bütün testler normal çıkıyordu. Doktorlar kalp durmasının rahimdeki şekil bozukluguyla bir alakası yok diyordu. Bu arada artık ne tür bir uterus anomalisi ne sahip olduğumu biliyordum. "9 mm derinliğe ulaşan bicornu uteri+rahmin girişine kadar uzanan derin bir septum". Bu rahme işlem yapılırsa hamile kalmada zorluk yaşayabileceğimi, yapılacak en iyi şeyin tekrardan denemek olduğunu söylediler. Hamile kaldıktan sonra serklaj ile erken doğum engellenebilirmiş. Öyle yaptık. 3 ay sonra yeni bir çift çizgiyle yeni bir heyecan ve stres başladı. Kaybetme korkusu had safhadaydı. Tüm gün onlarca makale okuyordum. Rahim anomalileriyle hamileliği araştırıyordum. Nihayetinde 15. haftada önlem amaçlı serklaj oldum. Tam erken doğumu engelledik diye sevinirken çamaşırımın ıslandığını fark ettim. İlk başlarda tuvaletten sonra iyi kurulanamadım sandım. Taa ki o sabah hapşurmamla beraber bir şeylerin aktığını hissedene kadar. Amniyon kesesinde bir kaçak varsa öksürme ve hapşurmayla akıntının tetikleneceğini okumuştum. Sonraki yarım saat içinde acildeydik. İlk muayenede bebeğin suyunun iyi olduğunu, sızıntı olmadığını söylediler. Sonra için rahat etsin istiyorsan eczaneden amnisure testi al getir yapalım dediler. Testi yaparken doktor beni öksürttü ve o an tavrı değişti. Aktif bir akıntı görmüştü muhtemelen. Testi yaptık. Beni çıkardılar. 10 dk sonra sonucu söyleyeceğiz dediler. Bir saatte geçen 10 dk sonra doktor gelip testin pozitif olduğunu, hastaneye yatmam gerektiğini, gebeliği sonlandırma yapılabileceğini söyledi. İşte ikinci kez yıkılıyordum. Ağlayarak dışarı çıktım, eşim karşıladı. Olanı anlattım ve sarılıp haykırarak ağladık. Sonra eşim belki test yanlıştır yeni test alalım dedi. Ama doktor hanım aynı gün aynı testi yapmanın anlamsız olduğunu, yatış yaptıktan sonra istersek tekrarlayabileceğimizi söyledi. Zaten haftasonu olduğu için yapılabilecek tek şey pazartesi günü perinatoloji doktorunun gelmesini ve durumu değerlendirmesini beklemekti. Yatış yaptık ve benim yine araştırmalarım başladı. Erken membran rüptürü konusunda Türkçe İngilizce bulabildiğim bütün makaleleri okudum. Gördüğüm kadarıyla 24 haftanın altında pek yaşam şansı verilmiyor, annenin sepsis riski de olduğu için gebelik sonlandırılıyordu. Ama çok çok düşük bir ihtimal de olsa kesedeki minimal yırtıklar iyileşebiliyordu. İkinci iyi ihtimal ise su gelmeye devam etse de enfeksiyon gelişmedigi sürece gebelik devam edebilirdi. Bu şekilde aktif akıntı ile 10 hafta devam eden bir arkadaşımla konuştum. O an 16 haftalık gebeydim. 10 hafta devam edebilirsek 26. haftada doğsa da bebeğim yaşayabilirdi. O sebeple gittiği yere kadar devam etme kararı aldım. Fakat pazartesi günü olup perinatoloji uzmanı gelinceye kadar orada nöbetçi doktorlar asistanlar bana gebeligi sonlandırmam konusunda psikolojik baskı yaptı. Gelip gidip bağırdılar, öleceğimi söylediler, ağladım, hiç ağlama yapılması gereken belli diye bağırdılar. Okuduğum makalelerden bahsettim. Kesenin kendini onarma ihtimalinden bahsettim. O koca koca doktorlar karşıma aksi görüşte makale koyamayıp "delik amniyon kesesi delinmiş bir balon gibidir, o delik kapanmaz" dediler. Şaşkınlıktan kalakaldım. Plastik bir materyali organik bir yapıyla nasıl kıyaslayabilirdi. Kemikler bile parçalanıp tekrardan iyileşiyor. Ama anlamadılar. En son onlarla konuşmak istemediğimi, perinatoloji doktorunu bekleyeceğimi söyledim. "Perinatologdan sonra da sonlandırmayı kabul etmezse gönderin evine gitsin" diye elinin tersiyle kovar tarzda hareket yaptı doktor. Sonrasında imzalar falan attık. Anne ölümü durumunda sorumluluğu üzerimize aldık. Geceleri gebeliğini sonlandıran kadınların çığlıkları geliyordu. Hep dua ettim Allah a bana bu acıyı yaşatmaması için. Gün geldi perinatolog muayenesine gittim. Doktor hanım beni uzun uzun dinledi, muayene etti. Kesenin kendini onarma ihtimalini kabul etti. Riskli bir karar ama eğer buna bir şans vermek istiyorsan biz senin tedavini burada yapar, durumunu izleriz, ters bir durumda senin onayın olmadan gebeliği sonlandıririz dedi. Kabul ettim. 10 gün orada kaldım. Antibiyotik tedavisi ve crp kontrolü yapıldı. Sonra amnisure testi tekrarlandı. Ve evet mucize gerçekleşmişti. Testim negatifti sızıntı yoktu. Kese kendini onarmıştı. Eğer crp yani enfeksiyon yükselse kendimi riske atmazdım ama enfeksiyon yokken "ya olursa" diyerek karnımda hareketini hissettiğim oğlumu öldüremezdim. Hep şunu dedim "belki bu işin sonunda oğlum yaşamayacak ama ben mezarına gittiğimde 'senin için elimden geleni yaptım' diyeceğim". Test negatif olunca tüm servise pasta vs ikram ettik. Bana kese kendini onarmaz diyenler uzaktan izlediler sadece. Sonuç olarak taburcu oldum ama evde 5 ay boyunca yattım. Her şeye dikkat ettim. Hafta hafta saydım. Önce 24. haftayı atlattık. Artık doğsa da küvözde bir şans verilecekti. Sonra 27 ve diğerleri... Haftalar ilerledikçe kaygı düzeyim azalıyordu. Taa ki 29. haftada bir kontrolde doktorum bebeğimin başının haftasından 3 hafta ileride olduğunu söyleyene kadar. Büyük ihtimalle yapısal dedi yani bize çekmişti ama bir ihtimal de hidrosefali gibi bir hastalık olabilirdi. Ventriküller ölçüldü. Olması gerekenden biraz genişti. Daha fazla genişlemezse sorun yoktu ama genişlerse beyinde su birikiyor demekti. Bu da hidrosefali işaretiydi. Ve büyümeye devam etti. Her kontrolde ödüm kopuyordu. 6 mm ile başlayan ventriküller 9 a çıkmıştı. 10 ise patoloji sınırıydı. 10 un üzerine hidrosefali başlangıcı anlamında ventrikülomegali teşhisi konuyordu. Ama sonra araştırdığım kadarıyla erkek bebeklerde bu tür genişleme olabiliyormuş, 12 mm ye kadar bile çıkıp sonra azaliyormuş. Yine de korkulu haftalar geri gelmişti. Ben düz kafa yastığı alırken bebeğim hidrosefali olursa diye ödüm kopuyordu. Gebeliğin sonuna doğru ventriküller 6 mm ye geri döndü. Çok şükür. 37. haftada serklaj dikişim alındı. 2 gün sonra doğum başladı. Normal doğumla başladık ama kafa biraz büyük olunca kanaldan geçemedi ve acil sezeryan ile doğum yaptım. Genel anesteziyle olmuştu. Kendime gelir gelmez oğlumu sordum kimse cevap vermedi. Sonra kapılardan geçtik. Her yerde gözüm eşimi aradı. Onu görür görmez oğlumuz sağlıklı mı diye sordum. Tüm çektigim acıları bitiren o cümleyi duydum "oğlumuz çok iyi". Sonra yanıma getirdiler. Boncuk boncuk bana bakıyordu. Allah'ım bu hangi güzel amelimin karşılığı olabilir ki dedim. Çok şükür her şey bitmişti. Artık mucizem yanımda kolumdaydı. Adını Umut koyarım demiştim ama Utku oldu. Utku: büyük ve tehlikeli mücadeleler sonunda elde edilen güzel sonuç, zafer, yengi
Bu konuyu açmak için çok bekledim. Çok şükür hayaldi, nasip oldu. Profilime şöyle bir not bırakmıştım:
En baştan başlayalım. İlk hamileliğimde keseyi görmenin heyecanını yaşarken doktor rahmimde şekil bozukluğu olduğunu, düşük ve erken doğum riskimin arttığını söyledi ve progestan verdi. O andan itibaren deli gibi rahimde şekil bozukluklarını araştırdım. Buradaki tüm yazılanları da okudum. Okudukça bir mahvoluyor bir umut doluyordum. Bunları yazma sebebim de birilerine umut olmak. Neyse, rahmimde ne tür bir bozukluk olduğunu bilmiyorduk çünkü hamileydim ve rahim filmi çekemiyordum. Ama genel kanı 2d ultrasonla bile gôrüldüyse ileri boyutta olduğuydu. O zamandan sonra her tuvalete gittiğimde peçeteyle kanama olup olmadığını kontrol ediyordum. Peçeteyi beyaz şekilde geri çekene kadar da kalbim stresle çarpıyordu. 9. Haftaya geldik. Tam biraz rahatladım, belki de sağlıkla doğar dedim. Kontrole babasıyla süslenerek gittik çünkü o ilk defa duyacaktı kalp atışını. Ultrasona bakan doktorun "bir terslik var" şeklinde gözünü kısmasını bilenler bilir. Bilmeyenler de hiç görmez umarım. Bebeğim iyi mi dedim. Cevap duygudan yoksundu. "Değil, fka negatif, kalp atışı yok" Eşime baktım, o da bana. Ağlamaya başladık. "Kusura bakmayın bunu söylemenin daha iyi bir yolu yok, aşağıya inin büyük ultrasonla doğrulansın, sonra tahliye işlemine başlayalım" dedi. O gün hepsine bir umut diyerek 5 farklı ultrason cihazına girdik. Sonuç değişmedi. Işığım dediğim meleğim beni karanlıkta bırakmıştı. Küretaj ve iyileşmeden sonra sebebini araştırmaya başladım. Yaptığım bütün testler normal çıkıyordu. Doktorlar kalp durmasının rahimdeki şekil bozukluguyla bir alakası yok diyordu. Bu arada artık ne tür bir uterus anomalisi ne sahip olduğumu biliyordum. "9 mm derinliğe ulaşan bicornu uteri+rahmin girişine kadar uzanan derin bir septum". Bu rahme işlem yapılırsa hamile kalmada zorluk yaşayabileceğimi, yapılacak en iyi şeyin tekrardan denemek olduğunu söylediler. Hamile kaldıktan sonra serklaj ile erken doğum engellenebilirmiş. Öyle yaptık. 3 ay sonra yeni bir çift çizgiyle yeni bir heyecan ve stres başladı. Kaybetme korkusu had safhadaydı. Tüm gün onlarca makale okuyordum. Rahim anomalileriyle hamileliği araştırıyordum. Nihayetinde 15. haftada önlem amaçlı serklaj oldum. Tam erken doğumu engelledik diye sevinirken çamaşırımın ıslandığını fark ettim. İlk başlarda tuvaletten sonra iyi kurulanamadım sandım. Taa ki o sabah hapşurmamla beraber bir şeylerin aktığını hissedene kadar. Amniyon kesesinde bir kaçak varsa öksürme ve hapşurmayla akıntının tetikleneceğini okumuştum. Sonraki yarım saat içinde acildeydik. İlk muayenede bebeğin suyunun iyi olduğunu, sızıntı olmadığını söylediler. Sonra için rahat etsin istiyorsan eczaneden amnisure testi al getir yapalım dediler. Testi yaparken doktor beni öksürttü ve o an tavrı değişti. Aktif bir akıntı görmüştü muhtemelen. Testi yaptık. Beni çıkardılar. 10 dk sonra sonucu söyleyeceğiz dediler. Bir saatte geçen 10 dk sonra doktor gelip testin pozitif olduğunu, hastaneye yatmam gerektiğini, gebeliği sonlandırma yapılabileceğini söyledi. İşte ikinci kez yıkılıyordum. Ağlayarak dışarı çıktım, eşim karşıladı. Olanı anlattım ve sarılıp haykırarak ağladık. Sonra eşim belki test yanlıştır yeni test alalım dedi. Ama doktor hanım aynı gün aynı testi yapmanın anlamsız olduğunu, yatış yaptıktan sonra istersek tekrarlayabileceğimizi söyledi. Zaten haftasonu olduğu için yapılabilecek tek şey pazartesi günü perinatoloji doktorunun gelmesini ve durumu değerlendirmesini beklemekti. Yatış yaptık ve benim yine araştırmalarım başladı. Erken membran rüptürü konusunda Türkçe İngilizce bulabildiğim bütün makaleleri okudum. Gördüğüm kadarıyla 24 haftanın altında pek yaşam şansı verilmiyor, annenin sepsis riski de olduğu için gebelik sonlandırılıyordu. Ama çok çok düşük bir ihtimal de olsa kesedeki minimal yırtıklar iyileşebiliyordu. İkinci iyi ihtimal ise su gelmeye devam etse de enfeksiyon gelişmedigi sürece gebelik devam edebilirdi. Bu şekilde aktif akıntı ile 10 hafta devam eden bir arkadaşımla konuştum. O an 16 haftalık gebeydim. 10 hafta devam edebilirsek 26. haftada doğsa da bebeğim yaşayabilirdi. O sebeple gittiği yere kadar devam etme kararı aldım. Fakat pazartesi günü olup perinatoloji uzmanı gelinceye kadar orada nöbetçi doktorlar asistanlar bana gebeligi sonlandırmam konusunda psikolojik baskı yaptı. Gelip gidip bağırdılar, öleceğimi söylediler, ağladım, hiç ağlama yapılması gereken belli diye bağırdılar. Okuduğum makalelerden bahsettim. Kesenin kendini onarma ihtimalinden bahsettim. O koca koca doktorlar karşıma aksi görüşte makale koyamayıp "delik amniyon kesesi delinmiş bir balon gibidir, o delik kapanmaz" dediler. Şaşkınlıktan kalakaldım. Plastik bir materyali organik bir yapıyla nasıl kıyaslayabilirdi. Kemikler bile parçalanıp tekrardan iyileşiyor. Ama anlamadılar. En son onlarla konuşmak istemediğimi, perinatoloji doktorunu bekleyeceğimi söyledim. "Perinatologdan sonra da sonlandırmayı kabul etmezse gönderin evine gitsin" diye elinin tersiyle kovar tarzda hareket yaptı doktor. Sonrasında imzalar falan attık. Anne ölümü durumunda sorumluluğu üzerimize aldık. Geceleri gebeliğini sonlandıran kadınların çığlıkları geliyordu. Hep dua ettim Allah a bana bu acıyı yaşatmaması için. Gün geldi perinatolog muayenesine gittim. Doktor hanım beni uzun uzun dinledi, muayene etti. Kesenin kendini onarma ihtimalini kabul etti. Riskli bir karar ama eğer buna bir şans vermek istiyorsan biz senin tedavini burada yapar, durumunu izleriz, ters bir durumda senin onayın olmadan gebeliği sonlandıririz dedi. Kabul ettim. 10 gün orada kaldım. Antibiyotik tedavisi ve crp kontrolü yapıldı. Sonra amnisure testi tekrarlandı. Ve evet mucize gerçekleşmişti. Testim negatifti sızıntı yoktu. Kese kendini onarmıştı. Eğer crp yani enfeksiyon yükselse kendimi riske atmazdım ama enfeksiyon yokken "ya olursa" diyerek karnımda hareketini hissettiğim oğlumu öldüremezdim. Hep şunu dedim "belki bu işin sonunda oğlum yaşamayacak ama ben mezarına gittiğimde 'senin için elimden geleni yaptım' diyeceğim". Test negatif olunca tüm servise pasta vs ikram ettik. Bana kese kendini onarmaz diyenler uzaktan izlediler sadece. Sonuç olarak taburcu oldum ama evde 5 ay boyunca yattım. Her şeye dikkat ettim. Hafta hafta saydım. Önce 24. haftayı atlattık. Artık doğsa da küvözde bir şans verilecekti. Sonra 27 ve diğerleri... Haftalar ilerledikçe kaygı düzeyim azalıyordu. Taa ki 29. haftada bir kontrolde doktorum bebeğimin başının haftasından 3 hafta ileride olduğunu söyleyene kadar. Büyük ihtimalle yapısal dedi yani bize çekmişti ama bir ihtimal de hidrosefali gibi bir hastalık olabilirdi. Ventriküller ölçüldü. Olması gerekenden biraz genişti. Daha fazla genişlemezse sorun yoktu ama genişlerse beyinde su birikiyor demekti. Bu da hidrosefali işaretiydi. Ve büyümeye devam etti. Her kontrolde ödüm kopuyordu. 6 mm ile başlayan ventriküller 9 a çıkmıştı. 10 ise patoloji sınırıydı. 10 un üzerine hidrosefali başlangıcı anlamında ventrikülomegali teşhisi konuyordu. Ama sonra araştırdığım kadarıyla erkek bebeklerde bu tür genişleme olabiliyormuş, 12 mm ye kadar bile çıkıp sonra azaliyormuş. Yine de korkulu haftalar geri gelmişti. Ben düz kafa yastığı alırken bebeğim hidrosefali olursa diye ödüm kopuyordu. Gebeliğin sonuna doğru ventriküller 6 mm ye geri döndü. Çok şükür. 37. haftada serklaj dikişim alındı. 2 gün sonra doğum başladı. Normal doğumla başladık ama kafa biraz büyük olunca kanaldan geçemedi ve acil sezeryan ile doğum yaptım. Genel anesteziyle olmuştu. Kendime gelir gelmez oğlumu sordum kimse cevap vermedi. Sonra kapılardan geçtik. Her yerde gözüm eşimi aradı. Onu görür görmez oğlumuz sağlıklı mı diye sordum. Tüm çektigim acıları bitiren o cümleyi duydum "oğlumuz çok iyi". Sonra yanıma getirdiler. Boncuk boncuk bana bakıyordu. Allah'ım bu hangi güzel amelimin karşılığı olabilir ki dedim. Çok şükür her şey bitmişti. Artık mucizem yanımda kolumdaydı. Adını Umut koyarım demiştim ama Utku oldu. Utku: büyük ve tehlikeli mücadeleler sonunda elde edilen güzel sonuç, zafer, yengi
