Bizde yedinci aydayız. Benzer şeyler yaşanıyor bizim evimizde de. Hatta konunu okurken başlarda ben mi yazdım bunu dedim. Ben çabuk öfkelenirim. Eşim ise hırslıdır. Kırılırsa daha çok kırar, üzülürse daha çok üzer, bağırırsam o daha çok bağırır. Meydan okursam hiç dur demez. Blöf yemez yani. Annesine günlük şeyleri anlatmasında benim için bir sakınca yok. Annesiyle ve babasıyla her gün mutlaka konuşur. Hatta aramazsa annesi dayanamaz sahurda arar mesela ama ben bunun hiç art niyetle yapıldığını sanmıyorum. Ailesini çok seviyorum. Özelimiz hariç anlatır ev halimizi. Hanım yemek yapmış der mesela. Annesi sorar ne pişirmiş diye. Şakalaşırız yani ailesiyle hep kahkalı olur sohbetler. Bende kendi annemi her gün iki üç kere ararım. Anlatırım herşeyi ( yine özelimiz hariç) eşim için geldi gitti yedik çay yaptım vs. Gurbette olunca özleniyor normal bana göre bunlar.
Kavga ediyoruz ve tecrübelilerin söylediğine göre bir iki yıl evlilik oturasıya kadar olurmuş. Sonra eşler birbirini tanıyıp sakinleşirmiş. Eşime bakıyorum annesinin kanatları altından yeni çıktı. Babasının gölgesindeydi hep. Şimdi kendisi bir aile oldu. Hiç bilmediği sorumluluklar öğrendi. Evde eksik bitmiyor diye sızlanıyor ama ben bunu hiç alınmadım çünkü bende yeni öğreniyorum bir çok şeyi. Birbirinden tamamen farklı iki dünyayi bir eve koyup kapıyı kapatıyorlar. İçerde fırtınalar kopuyor gerçekten ama hepsi karakter çatışması sonuçta. Biz kadınlar daha yatkın oluyoruz evliliğe genellikle ama erkekler için gerçekten zor bence. Eşim mesela yıllarca çalışmış ve kazandığını hep kendine harcamış. Beraber gezdik yedik içtik yalan yok çok tatil yaptık. Şehir şehir gezdik ülkeyi ama sorumluluk yoktu. Çalışır biriktirir gezerdik :) şimdi öyle olmuyormuş. İkimizde ilk defa kira diye birşeyle karşılaştık. Aidat varmış, faturalar varmış, marketi varmış. Biz mesela hep suyu musluktan içen ailelerdik ama burda içilmiyormuş. Sürekli su alıyoruz. Evin temizliği varmış, yemeği varmış. Biz buluşunca (uzak memleketlerdendik) evlilikten önce birlikte olurduk yalan konuşmayayım şimdi:) ama o zaman özlem oluyormuş. Şimdi özlenmiyor her gün aynı evdeyiz( çok şükür ) ama insanlık işte bazen bir tarafın yapası gelmiyor ama hatır işin içine giriyormuş. Bambaşka bir aile, akrabalar oluyormuş. Kendi ailem benim için ne kadar önemliyse eşimin ailesi de ona önemli. Asla benim ailem öncelikli demem mesela. İkisi de eşittir bu evde. İki tarafta başımızın tacıdır. Ama erkeğin alışması bir nebze daha zor. Daha bir sürü şey. Bende alışamıyorum evliliğe. Zorlanıyorum. Erkeği de anlamak lazım. Şuan bana çok bağlı değil. Bende ona değilim. Kafam atsa çeker giderim modundayım. O da öyle. Seviyoruz deli gibi ama dedm ya daha bekarlıktan kurtulamadık ve hep egolarımız tartışıyor. Burda uzun yıllardır evli olanlar diyor ya hep kolay yıkılmıyor yuva diye. Hah işte biz daha o “yuva” kavramını tam oturtamadık. Zamanla bence de düzelecek. İkimizde daha yeni aile mi olduk biz şimdi demeye başladık. Geçen hafta eşim ilk defa evlenmişim ben dedi. Farkına vardı bir meselede. Bana hala bir iki gün kalıp evime dönecekmişim gibi geliyor arada :) bazıları yadırgayabilir bu yazdıklarımı. Kimisi hemen aile olur kafasında ama beş parmağın beşi bir değil. Herkesin iç dünyası bambaşka. Herşeye rağmen iyi ki evlenmişim bu adamla. Seviliyorum, değer görüyorum. Kavgalar bitecek bence. Sende çok yıpratma kendini bence. Zamana bırak. Sabırlı ol. Eşine zaman tanı aile olduğunu kendisi anlasın. Sen ne kadar anlatsan da şuan onun ailesi anne ve babası. Kafasında kolay değişmiyor bu kavramlar. Uzun oldu kusura bakma ama kendi yaşadıklarım üstünden anlatmak iatedim. İnşallah huzurlu yuvalarımız olur.