- 20 Ağustos 2016
- 774
- 3.002
- 113
- Konu Sahibi kurdelemsi
- #1
Merhabalar KK'nın dayanışmacı, kaliteli, pratik zeka, her derde deva hatunları :)
Bu 2.5 senelik ilişkisini bir anda hiç düşünmeden yıkmış ve bu yüzden ağır bedeller "ödetilmiş" bir kızın kendiyle son bir kez yüzleşmesi ve kendine teşekkür etme yazısıdır..
Lütfen şu an içine sinmeyen, bir dakika sonrasına dahi umutla bakmadığı bir ilişkinin ortasında çırpınan arkadaşlarım okusun.
Çok kısa bu ilişkiyi özetleyeceğim: küfür, saygısızlık, sömürücülük, ağır eleştiriler (çevremdeki herkese her şeye), insan yerine koyulmamak, fiziksel ve psikolojik şiddet.
Çok kısa bu ilişkiyi bitirdikten sonraki kısmı özetleyeceğim: yalvarışlar, yurdun kapısında yatmak, her şekilde iletişim kurmaya çalışmak, arkadaşlarıma varana kadar verilen rahatsızlıklar, tacizler, tehditler, bıçak, sinir krizleri, İstanbul'un orta yerinde başını yerlere vuran bir kız, gördüyseniz o benim. Yurdumun önünde koca koca adamlarla bekleyişleri ve yine sinir krizleri, odama bağırışları, tüm yurdun benim için her gün okula giderken dönerken ettiği seferberlik altında ezilişlerim, güçlü olmaya çalışmalarım, babamı ayağına çağırıp her şeyi anlatması ve babamın 3 aydır yüzüme bakmıyor olduğu için (keşke vursaydı, dövseydi, sövseydi, onlara alışıktım nasılsa, hak etmiştimde. Ah be benim merhametli babam..) onu çok özlüyor olmam, kendimi babamdan sonra ilk defa güçsüz kimsesiz hissetmem, evimin önüne gelişi, bitmeyen mesajlar tehditler. Çok basite indirgeyerek anlattım fakat yaşayan bunların insana hissettirdiği acizliği, korkuyu, kimseye zarar gelmesin diye kendini feda etmekten gocunmayanlar bilir. Allah kimseye yaşatmasın, kula kulluk edilmesine izin vermesin.
Yani ilişkide yaşadığım eziyetleri aratacak acılar çektim böyle bir beladan kurtulma sürecinde.
Kurtuldum çok şükür, yani inşallah öyle olmuştur ben memleketimdeyim o İstanbulda, okullar açılınca umarım peşime takılmaz.
Babam adeta bir gurur timsali. Tam bir "babam ve oğlum" babası, yerim :) bir duanızı alırım diye söylüyorum.
Şimdi bu tür bir ilişkinin içinde olan arkadaşlara sesleniyorum, ya da illa benim yaşadıklarımı yaşamıyor olabilirsin, dertlerin bunlar yanında toz pembe olabilir ama eğer ilişkin ile ilgili en ufacık bir seni üzen şüphe varsa arkana dahi bakma. Bir kusuru varsa ve rahatsızsan, düzelmesini bekleme, düzelmeyecek, daha da rahatsız edecek. Birini seviyorsanız kusurlarıyla sevin diyenlerin ağzını tıka. Kusurları sizi rahatsız etmeyecek insanları sevin. Kimsenin terbiyecisi ya da bakıcısı değilsin. Bir de yurt müdüresi teyzoşumun bir lafı vardı onu da sıkıştırayım eminim nasibini alacak olacaktır SUSTUKLARINI DUYANLA ÖMRÜNÜ GEÇİR. Ne yalnızlıktan kork, ne benim yaşadıklarımı yaşayacak olmaktan, bir şeyler bir şekilde yaşanıyor ve toz olup geçmişin sayfalarına karışıyor. O an onsuzluk düşüncesi acıtıyor, yakıyor, yıkıyor, ölümü özletiyor ama geçiyor, yemin ederim ki geçiyor. Öyle bir geçiyor ki önce kızıyorsun kendine zamanında vermediğin değer için, sonra teşekkür ediyorsun kendine yaptığın iyilik için! Ama o iyiliği mutlaka yap kendine, tamam kendine yapma, senin için üzülenlere yap. Mutlu olan insanlara bakıp imrenip kıskanmayı bırak, mutsuz olmayı seçen sensin, bunu kendine sen yapıyorsun. Şu an bir kalbe dokunacak mı bu yazdıklarım bilmiyorum ama bunları okuyorsan ve beni kendine yakın hissettiysen, senin için ağlayabilirim, haksızlık edilen duyguların, örselenen hayatların olduğu gerçeği bile bunu yapmama yeter. Sen çok değerlisin, 60'lı 70'li yaşlarını bir düşün ve şu an içinde bulunduğun duruma öyle bak. İleride hayıflanarak hatırlayacağın değil, yüzünde tebessüm bırakacak yollara git, hatta koş, bir saniye bile bekleme!
Her zaman kendime fısıldadım bu cümleleri, hep konuştum kendimi karşıma alıp, yani hep dışarıdan baktım kendime ve içinde bulunduğum duruma hiçbir zaman razı gelmedim. İyi ki yüzleşmişim kendimle canımı acıta acıta, her kötü hissedişimde, her kötü olayda sorgulamaktan asla vazgeçmemişim, iyi ki. Sadece hamle yapma cesaretim yoktu, bu damarı kesmek için. Hiçbir zaman olmadı! Hiç düşünmediğim beklemediğim bir anda bir saniyede sildim attım her şeyi! O ana binlerce kez şükürler olsun. Er ya da geç artık mutluyum. Öyle ya da böyle bir şekilde kurtuldum ya, bu eziyet ömrümün sonuna kadar devam etmeyecek ya, o yaşatılan zindan günlere bile şükürler olsun. Mutluluğumu kazıya kazıya kazandım. Arkadaşlarımı ve sizi çok seviyorum, bilmeseniz de her şeyde emeğiniz çok fazla.
Bu da böyle bir anımdır :))

Bu 2.5 senelik ilişkisini bir anda hiç düşünmeden yıkmış ve bu yüzden ağır bedeller "ödetilmiş" bir kızın kendiyle son bir kez yüzleşmesi ve kendine teşekkür etme yazısıdır..
Lütfen şu an içine sinmeyen, bir dakika sonrasına dahi umutla bakmadığı bir ilişkinin ortasında çırpınan arkadaşlarım okusun.
Çok kısa bu ilişkiyi özetleyeceğim: küfür, saygısızlık, sömürücülük, ağır eleştiriler (çevremdeki herkese her şeye), insan yerine koyulmamak, fiziksel ve psikolojik şiddet.
Çok kısa bu ilişkiyi bitirdikten sonraki kısmı özetleyeceğim: yalvarışlar, yurdun kapısında yatmak, her şekilde iletişim kurmaya çalışmak, arkadaşlarıma varana kadar verilen rahatsızlıklar, tacizler, tehditler, bıçak, sinir krizleri, İstanbul'un orta yerinde başını yerlere vuran bir kız, gördüyseniz o benim. Yurdumun önünde koca koca adamlarla bekleyişleri ve yine sinir krizleri, odama bağırışları, tüm yurdun benim için her gün okula giderken dönerken ettiği seferberlik altında ezilişlerim, güçlü olmaya çalışmalarım, babamı ayağına çağırıp her şeyi anlatması ve babamın 3 aydır yüzüme bakmıyor olduğu için (keşke vursaydı, dövseydi, sövseydi, onlara alışıktım nasılsa, hak etmiştimde. Ah be benim merhametli babam..) onu çok özlüyor olmam, kendimi babamdan sonra ilk defa güçsüz kimsesiz hissetmem, evimin önüne gelişi, bitmeyen mesajlar tehditler. Çok basite indirgeyerek anlattım fakat yaşayan bunların insana hissettirdiği acizliği, korkuyu, kimseye zarar gelmesin diye kendini feda etmekten gocunmayanlar bilir. Allah kimseye yaşatmasın, kula kulluk edilmesine izin vermesin.
Yani ilişkide yaşadığım eziyetleri aratacak acılar çektim böyle bir beladan kurtulma sürecinde.
Kurtuldum çok şükür, yani inşallah öyle olmuştur ben memleketimdeyim o İstanbulda, okullar açılınca umarım peşime takılmaz.
Babam adeta bir gurur timsali. Tam bir "babam ve oğlum" babası, yerim :) bir duanızı alırım diye söylüyorum.
Şimdi bu tür bir ilişkinin içinde olan arkadaşlara sesleniyorum, ya da illa benim yaşadıklarımı yaşamıyor olabilirsin, dertlerin bunlar yanında toz pembe olabilir ama eğer ilişkin ile ilgili en ufacık bir seni üzen şüphe varsa arkana dahi bakma. Bir kusuru varsa ve rahatsızsan, düzelmesini bekleme, düzelmeyecek, daha da rahatsız edecek. Birini seviyorsanız kusurlarıyla sevin diyenlerin ağzını tıka. Kusurları sizi rahatsız etmeyecek insanları sevin. Kimsenin terbiyecisi ya da bakıcısı değilsin. Bir de yurt müdüresi teyzoşumun bir lafı vardı onu da sıkıştırayım eminim nasibini alacak olacaktır SUSTUKLARINI DUYANLA ÖMRÜNÜ GEÇİR. Ne yalnızlıktan kork, ne benim yaşadıklarımı yaşayacak olmaktan, bir şeyler bir şekilde yaşanıyor ve toz olup geçmişin sayfalarına karışıyor. O an onsuzluk düşüncesi acıtıyor, yakıyor, yıkıyor, ölümü özletiyor ama geçiyor, yemin ederim ki geçiyor. Öyle bir geçiyor ki önce kızıyorsun kendine zamanında vermediğin değer için, sonra teşekkür ediyorsun kendine yaptığın iyilik için! Ama o iyiliği mutlaka yap kendine, tamam kendine yapma, senin için üzülenlere yap. Mutlu olan insanlara bakıp imrenip kıskanmayı bırak, mutsuz olmayı seçen sensin, bunu kendine sen yapıyorsun. Şu an bir kalbe dokunacak mı bu yazdıklarım bilmiyorum ama bunları okuyorsan ve beni kendine yakın hissettiysen, senin için ağlayabilirim, haksızlık edilen duyguların, örselenen hayatların olduğu gerçeği bile bunu yapmama yeter. Sen çok değerlisin, 60'lı 70'li yaşlarını bir düşün ve şu an içinde bulunduğun duruma öyle bak. İleride hayıflanarak hatırlayacağın değil, yüzünde tebessüm bırakacak yollara git, hatta koş, bir saniye bile bekleme!
Her zaman kendime fısıldadım bu cümleleri, hep konuştum kendimi karşıma alıp, yani hep dışarıdan baktım kendime ve içinde bulunduğum duruma hiçbir zaman razı gelmedim. İyi ki yüzleşmişim kendimle canımı acıta acıta, her kötü hissedişimde, her kötü olayda sorgulamaktan asla vazgeçmemişim, iyi ki. Sadece hamle yapma cesaretim yoktu, bu damarı kesmek için. Hiçbir zaman olmadı! Hiç düşünmediğim beklemediğim bir anda bir saniyede sildim attım her şeyi! O ana binlerce kez şükürler olsun. Er ya da geç artık mutluyum. Öyle ya da böyle bir şekilde kurtuldum ya, bu eziyet ömrümün sonuna kadar devam etmeyecek ya, o yaşatılan zindan günlere bile şükürler olsun. Mutluluğumu kazıya kazıya kazandım. Arkadaşlarımı ve sizi çok seviyorum, bilmeseniz de her şeyde emeğiniz çok fazla.
Bu da böyle bir anımdır :))
