- 6 Mart 2007
- 2.549
- 115
- 323
- Konu Sahibi Revolucion
- #81
GİDİŞİNDEKİ İLK ANLAR 2
morgtan çıktım polislerin eve bakmaları gerektiği evde kimsenin olup olmadığını sordular. çocuklar dedim iki küçük çocumuz var uyandırmayın sakın uynadırmayın onları. sonra aklıma geldi yaşlılara buraya getirmeden bişey söylemeyin biri tansiyon biri kalp hastası. tamam dediler bense hastahane polisine ifade vermeye çağırıldım. neden bilmiyorum hava sıcaktı ama tirtir titriyordum. konuşabilecekmisiniz dediler ve tekrar başa sardı bütün hikaye. hala kaskatıydım ve halen gülümsüyordum. çünkü bebeğim gülümsüyordu sadece uyuyordu sanki. o ara tekrar morga gitmemiz gerektiğini ismi yazmayı unuttuklarını herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermemek için tekrar göreceğimi söylediler. dünyalar benim olmuştu bir kez daha görebilecektim. yürümedim uçarak gittim o yolu dışarı çıkarken babamla yüz yüze geldik. ( polisler getirmişler halen bilmiyor o an anladım ) morgun önündeydik ama noldu ne işimiz var burda diye bağırıyordu. sadece gitti diyebildim. sonra eve getirildim ama kim getirdi o yolu nasıl geldim bilmiyorum. balkona çıktım titriyordum ama bir taraftanda yanıyordum üzerimdekileri yırtıp atasım vardı. dayım geldi yanıma nereye defnedicez selada hangi vakti söyliycez dedi. durdum bilmiyordum. hiç bir şey bilmiyordum. sadece adli tıptan ne zaman alabilicez onu düşüyordum. o an çocukluk arkadaşım geldi yanıma şaka de yalan de kandırdım seni özledim ondan de diye bağırıyordu. sustu hadi biraz dinlenmelisin herkes sessiz olsun dedi. saf bir çocuk gibiydim o an ne yapmalıyım bilmiyordum sadece itaat etmeye başladım. bir çocuk gibi yatırdı beni sarıldı gençliğimizdeki gibi ama o dedğildi sanki yanımdaki o dedğildi bebeğimdi.
uyudummu bilmiyorum sadece artık kalkalım kimse gelmeden çocukların evden çıkması lazım dedim. kalktık söylemek zorundasın ve şimdi senden duymalılar dedi ( kendisi pedagog) gittim büyük oğlumu kaldırdım. doğruca benim odama götürdüm daha sekiz yaşında nasıl söylenir ??????????? kendimi topladım " akşam baban biraz rahatsızlandı ve hastahaneye gitmek zorunda kaldık ama malesef oradan beraber dönemedik " dedim. yüzüme baktı o bizi görüyor sadece bundan sonra biz onu göremiycez dedi. dondum boğazım düğümlenmişti. kucağıma aldım diğer odaya geçtik. ben kardeşime söylerim hadi git işlerin var biliyorum dedi. ağlamıyor bağırmıyor sadece soğuk bir ifadeyle bakıyordu. görmek istermisin bir daha göremeceksin dedim buz gibi baktı yüzüme " biz markete gittik " dedi. son an onu kazımıştı beynine.
VEDA HAZIRLIĞI
bir arkadaşımla birlikte yola çıktık adli tıptan aradılar saat 8.30 defin yerini sordular. tüm işaretler hiç istemedğim bir saattlik bir yeri gösteriyor ama çıldırıyorum onu kardeşimin yanına gömücem diye. nereyi arasam yok diyorlar orada yer yok. saat 9. 00 öğlene doğru alabileceğimiz söyleniyor. eve gelesim yok orda kalmak en azından yakınında olmak istiyorum. hala ağlamıyorum hala görme şansım var. eve haber yolluyorum selayı verdirin cenaze ikindiye kalkacak sosyal medyadan duyurun.şurdan şu burdan bu halledilicek. elimden gelen herşeyi hallediyorum. ( eşim bir kurumun başkanı, bende yöneticilerindenim ) ama mezar yeri hala yok tanımadığım bir numara tanıdığım bir ses üst makamlardan yapabileceğimiz birşey varmı diyor. EVET diyorum o yeri istiyorum. ama diyor aması yok sıra sizde bulun diyorum. yarım saat sonra mezarlıklar müdürlüğünden bir telefon yeriniz hazır :) çok şükür istediğim zaman ulaşabilicem gelip okşayabilicem toprağını saçlarınmış gibi. öğlen oldu kapıdan sesleniyorlar alabilirsiniz. görevli şaşkın herkes genç en yaşlımız 37 yaşında aramızda. kim teşhis edecek diyor yine atlıyorum. yüzünü gördüğüm an o burukluk gidiyor ve yine gülümsemeye başlıyorum. şimdi gasilhanedeyiz. kalabalık yıllardır yetiştirdiğimiz bütün çocuklarımız gençler orda yüzüme bakan kesiyor ağlamayı. tekrar yanındayım öbür yarım. ama bu kez son bu son şansım. doya doya kokluyorum saçlarını son kez öpüyorum, o an farkediyorum gözlerin yarım açık, kapatıyorum tekrar açılıyor kapanmıyor. tekrar tekrar bir kez daha öpüyorum yanığını hala mis gibi kokuyorsun herşeye rağmen ve yumuşacık. kulağına eğilip emanetlerin bende diyorum. koklarken saçlarını bir kez daha deniyorum gözlerini kapatmayı bu kez açılmıyor. herşey bitiyor evin önüne gidiyoruz. şoktayım düğünümüzde bile bu kadar kalabalık değildi koca sokak mahşer yeri.
hemen eve çıkıyorum çocuklar nerdeler alt komşumda ve arka odadalar büyük oğlum geliyor git anne babamı götür öyle gel diyor. ( bir yıl önce babannesini defnettik süreci az çok biliyor en azından o arada orada olamayacağımı ) tekrar gidiyorum yanına biri başıma örtü takmaya çalışıyor ( o nefret ederdi beni öyle görmekten ) atıyorum örtüyü ama artık dayanamıyorum ağlamak istiyorum. ama ama olmaz sen hep gül ben ağlayayım ağlamak istiyorsan ama sen gül derdi o geliyor aklıma sıkıyorum dişimi aynı anda yanımdakinin elini kim bilmiyorum sadece güce ihtiyacım var. saat geliyor cami evin karşısı çocukluğumda gülüp oynadığım taş şimdi goncamın döşeği
dayanıyorum hala dayanıyorum. başında babam ve yetiştirdiği onca evladı. sonra hocalarımız eş dost akrabalar sokak dolu. kimse ağlayamıyor ben ağlamıyorum kimse ağlayamıyor. biraz sonra mezarlıktayız artık mecalim yok iki oğlu iniyor onu uykusuna yatırmak için gözüme bir mezar taşı takılıyor " seni çok seviyorum isyan etme " ve son kez görüyorum beyazlar içinde artık tutamıyorum. yanına gidiyorum söyleyecek hiç bir şeyim yok düşünebildiğim tek şey benide koyun yanına onu burda yanlız bırakamam çekiyorlar kolumdan gitmek istemiyorum. ( şimdi yazıcaklarımı ilk kez dile getiriyorum içimdeki en büyük yüküm oldu aylardır ) " nasıl götürebilirim onları canlarını yakmadan, hiçbirşey hissettirmeden nasıl çocuklarımıda alıp yanına gidebilirim " o an aklımdan geçen ve bir anda kendime geliyorum mezarın başından hışım gibi fırladım kalabalığın arasında doktor bir arkadaş var onu arıyorum buldum yanına gittim şaşkın bana bakıyor " abi sakinleşmem lazım ben iyi değilim sakın beni eve böyle yollama" diyorum. anlamış olmalı ki ( o ara kayıp hatırlamıyorum ) yatak odamdayım yine arkadaşım yanımda bu kez elinde bir şırıngayla birde hemşire bir arkadaşım var uyu diyor biraz uyu. 1 saat kadar uyumuşum ev sakin. kendimi yokluyorum hayır saçmalamıyorum. alt kata gidip çocuklarıma sarılıyorum. yine ağlamıyorum. hatta gülümsüyorum. küçük oğlum " anne babamın üstünü örttünmü üşümesin " diyor. anlık bir şok büyük oğlum söze giriyor " babaannemin üstünü örtmüştünüz ya " diyor. goncamın sözleri kulaklarımda çınlıyor. ( orada çok uzun süre uyuyacağı için üzerine toprak örtüyoruz yoksa kokar, enerji bedenden ayrıldıktan sonra beden bir daha üşümez hissetmez diye anlatmıştı oğlumuza babaannesinin gidişini ) yine gülümsüyorum.
o gün dahil hiç görmediler ağladığımı elbet zaman zaman anlıyorlar yüzümdeki ifade den ama gözyaşlarımı hiç görmediler. keza ne annem ne babam onlarda hatta hiç kimse. ama artık zorluyor saklamak.
""""" bu arada psikolojik yardım almak istedim, doğru hatırlıyorsam 7 ayrı psikoloğa gittim. sen benim söyleyebileceğim herşeyi yapıyorsun zaten dedi. ağlamak hariç. eşimden sonra işlere dört elle sarıldım. artık aktif araba kullanıyorum. onun arabasını sanki o yanımdaymış gibi :) beraber başladığımız okula yanlız devam ediyorum
hobiler edindim. uyuyamadığım zamanlarda illaki birşeylerle ilgileniyorum. ama psikolog aramayı 4. aydan sonra bıraktım.
adli tıptan rapor çıktı. KALP YETMEZLİĞİ yaşı genç olduğu için bir kez vurup götürmüş. bu sebeple hiç bir müdahele sonuç vermemiş belki bir ihtimal ilk dakikada şok kurtarabilirmiş oda çoookkkk düşük bir ihtimal. """""
derdime ortak olan herkese teşekkürler Allah hepinizden razı olsun. Yüce Rabbimiz inşallah hepimizi cennetlerinde sevdikleriyle buluştursun. artık iki temennim var biri oğullarımızı okutup kendi ayaklarının üzerine bastırmak. diğeriyse Rabbimin rızasına erebilmek ve O'nun hayır gördüğü vakitte inşallah orda da onun hatunu olabilmek.
morgtan çıktım polislerin eve bakmaları gerektiği evde kimsenin olup olmadığını sordular. çocuklar dedim iki küçük çocumuz var uyandırmayın sakın uynadırmayın onları. sonra aklıma geldi yaşlılara buraya getirmeden bişey söylemeyin biri tansiyon biri kalp hastası. tamam dediler bense hastahane polisine ifade vermeye çağırıldım. neden bilmiyorum hava sıcaktı ama tirtir titriyordum. konuşabilecekmisiniz dediler ve tekrar başa sardı bütün hikaye. hala kaskatıydım ve halen gülümsüyordum. çünkü bebeğim gülümsüyordu sadece uyuyordu sanki. o ara tekrar morga gitmemiz gerektiğini ismi yazmayı unuttuklarını herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermemek için tekrar göreceğimi söylediler. dünyalar benim olmuştu bir kez daha görebilecektim. yürümedim uçarak gittim o yolu dışarı çıkarken babamla yüz yüze geldik. ( polisler getirmişler halen bilmiyor o an anladım ) morgun önündeydik ama noldu ne işimiz var burda diye bağırıyordu. sadece gitti diyebildim. sonra eve getirildim ama kim getirdi o yolu nasıl geldim bilmiyorum. balkona çıktım titriyordum ama bir taraftanda yanıyordum üzerimdekileri yırtıp atasım vardı. dayım geldi yanıma nereye defnedicez selada hangi vakti söyliycez dedi. durdum bilmiyordum. hiç bir şey bilmiyordum. sadece adli tıptan ne zaman alabilicez onu düşüyordum. o an çocukluk arkadaşım geldi yanıma şaka de yalan de kandırdım seni özledim ondan de diye bağırıyordu. sustu hadi biraz dinlenmelisin herkes sessiz olsun dedi. saf bir çocuk gibiydim o an ne yapmalıyım bilmiyordum sadece itaat etmeye başladım. bir çocuk gibi yatırdı beni sarıldı gençliğimizdeki gibi ama o dedğildi sanki yanımdaki o dedğildi bebeğimdi.
uyudummu bilmiyorum sadece artık kalkalım kimse gelmeden çocukların evden çıkması lazım dedim. kalktık söylemek zorundasın ve şimdi senden duymalılar dedi ( kendisi pedagog) gittim büyük oğlumu kaldırdım. doğruca benim odama götürdüm daha sekiz yaşında nasıl söylenir ??????????? kendimi topladım " akşam baban biraz rahatsızlandı ve hastahaneye gitmek zorunda kaldık ama malesef oradan beraber dönemedik " dedim. yüzüme baktı o bizi görüyor sadece bundan sonra biz onu göremiycez dedi. dondum boğazım düğümlenmişti. kucağıma aldım diğer odaya geçtik. ben kardeşime söylerim hadi git işlerin var biliyorum dedi. ağlamıyor bağırmıyor sadece soğuk bir ifadeyle bakıyordu. görmek istermisin bir daha göremeceksin dedim buz gibi baktı yüzüme " biz markete gittik " dedi. son an onu kazımıştı beynine.
VEDA HAZIRLIĞI
bir arkadaşımla birlikte yola çıktık adli tıptan aradılar saat 8.30 defin yerini sordular. tüm işaretler hiç istemedğim bir saattlik bir yeri gösteriyor ama çıldırıyorum onu kardeşimin yanına gömücem diye. nereyi arasam yok diyorlar orada yer yok. saat 9. 00 öğlene doğru alabileceğimiz söyleniyor. eve gelesim yok orda kalmak en azından yakınında olmak istiyorum. hala ağlamıyorum hala görme şansım var. eve haber yolluyorum selayı verdirin cenaze ikindiye kalkacak sosyal medyadan duyurun.şurdan şu burdan bu halledilicek. elimden gelen herşeyi hallediyorum. ( eşim bir kurumun başkanı, bende yöneticilerindenim ) ama mezar yeri hala yok tanımadığım bir numara tanıdığım bir ses üst makamlardan yapabileceğimiz birşey varmı diyor. EVET diyorum o yeri istiyorum. ama diyor aması yok sıra sizde bulun diyorum. yarım saat sonra mezarlıklar müdürlüğünden bir telefon yeriniz hazır :) çok şükür istediğim zaman ulaşabilicem gelip okşayabilicem toprağını saçlarınmış gibi. öğlen oldu kapıdan sesleniyorlar alabilirsiniz. görevli şaşkın herkes genç en yaşlımız 37 yaşında aramızda. kim teşhis edecek diyor yine atlıyorum. yüzünü gördüğüm an o burukluk gidiyor ve yine gülümsemeye başlıyorum. şimdi gasilhanedeyiz. kalabalık yıllardır yetiştirdiğimiz bütün çocuklarımız gençler orda yüzüme bakan kesiyor ağlamayı. tekrar yanındayım öbür yarım. ama bu kez son bu son şansım. doya doya kokluyorum saçlarını son kez öpüyorum, o an farkediyorum gözlerin yarım açık, kapatıyorum tekrar açılıyor kapanmıyor. tekrar tekrar bir kez daha öpüyorum yanığını hala mis gibi kokuyorsun herşeye rağmen ve yumuşacık. kulağına eğilip emanetlerin bende diyorum. koklarken saçlarını bir kez daha deniyorum gözlerini kapatmayı bu kez açılmıyor. herşey bitiyor evin önüne gidiyoruz. şoktayım düğünümüzde bile bu kadar kalabalık değildi koca sokak mahşer yeri.
hemen eve çıkıyorum çocuklar nerdeler alt komşumda ve arka odadalar büyük oğlum geliyor git anne babamı götür öyle gel diyor. ( bir yıl önce babannesini defnettik süreci az çok biliyor en azından o arada orada olamayacağımı ) tekrar gidiyorum yanına biri başıma örtü takmaya çalışıyor ( o nefret ederdi beni öyle görmekten ) atıyorum örtüyü ama artık dayanamıyorum ağlamak istiyorum. ama ama olmaz sen hep gül ben ağlayayım ağlamak istiyorsan ama sen gül derdi o geliyor aklıma sıkıyorum dişimi aynı anda yanımdakinin elini kim bilmiyorum sadece güce ihtiyacım var. saat geliyor cami evin karşısı çocukluğumda gülüp oynadığım taş şimdi goncamın döşeği

o gün dahil hiç görmediler ağladığımı elbet zaman zaman anlıyorlar yüzümdeki ifade den ama gözyaşlarımı hiç görmediler. keza ne annem ne babam onlarda hatta hiç kimse. ama artık zorluyor saklamak.
""""" bu arada psikolojik yardım almak istedim, doğru hatırlıyorsam 7 ayrı psikoloğa gittim. sen benim söyleyebileceğim herşeyi yapıyorsun zaten dedi. ağlamak hariç. eşimden sonra işlere dört elle sarıldım. artık aktif araba kullanıyorum. onun arabasını sanki o yanımdaymış gibi :) beraber başladığımız okula yanlız devam ediyorum

adli tıptan rapor çıktı. KALP YETMEZLİĞİ yaşı genç olduğu için bir kez vurup götürmüş. bu sebeple hiç bir müdahele sonuç vermemiş belki bir ihtimal ilk dakikada şok kurtarabilirmiş oda çoookkkk düşük bir ihtimal. """""
derdime ortak olan herkese teşekkürler Allah hepinizden razı olsun. Yüce Rabbimiz inşallah hepimizi cennetlerinde sevdikleriyle buluştursun. artık iki temennim var biri oğullarımızı okutup kendi ayaklarının üzerine bastırmak. diğeriyse Rabbimin rızasına erebilmek ve O'nun hayır gördüğü vakitte inşallah orda da onun hatunu olabilmek.