Ben kıskançlık konusuna çok kızıyorum. Vaktizamanı benim de başıma geldi ve taviz verdim. Sonra verdiğim tavizle ortada kalıp pişman oldum.
Şimdi evlendiğim eşimin ise zerre kıskançlığı yok (bu da aslında bir problem ve abartı) yani birazcık kıskançlık olmalı tabi. Ben kıskanırım mesela.
Eşimin kıskardeşi bir evlilik geçirdi ve bir sene sürdü. Mesele tıpkı seninki gibiydi. adam kızın önce sarı saçlarını boyatmasını istedi. O da kavga dövüş (ve biliyorum ki sarıyı çok seviyor) ikna oldu simsiyah boyattı. Ama bununla bitmedi. Şimdi birkere taviz verdi ya, yeni istekler geldi,
-oraya gitme
-ailenle görüşme
-arkadaşlarınla görüşme
-abinle görüşme
-iş bulma, dışarı çıkma
yani istekler başladı ardı arkası kesilmedi. Kız güzel bir kız. ama konu içerisinde onu hep aşağılarmış ki kendine güveni kalmasın.
kız çok mücadele verdi ve 4 aylık hamileyken adam evi terk etti, kızı öyle sap gibi bıraktı. Şimdi görümcemin bebeği oldu ve önümüzdeki ay boşanacaklar.
Şimdi bunları niye söylüyorum? hani seni bırakır gider falan kork diye değil aksine bizim kadın olarak korkmamamız lazım. Herşey onlar değil. Taviz vere vere ömrün gidiyor, içine sinmeyen bir hayat yaşamaya başlıyorsun ve üstelik yaşadığınla kalıyorsun ortada.
Biraz sert olmak gerekiyor. Evden gideceğini tehdit ediyor inan tehditler insanı birsüre sonra duyarsızlaştırıyor ve sevgiyi götürüyor. Blöf yaptığı belli zaten çünkü sen güzelleşmişsin diye komplekse girmiş.
lafa bak seni çirkinleştirir bu erkek milleti gider sokaktaki güzel kızları keserler. Nefret ediyorum bu huylarından hepsinin.
Sen güzel ol, nekadar ilgi çekiyorsan da çek. Problem kendisinde kıskançlığını yenmek zorunda yoksa hayatta hep taviz vermek zorunda kalırsın...

canımmm benim düşüncelerim de bunlarrr ama sor ki terzi kendi söküğünü dikebiliyor mu hayır, benim de başedemediğim birçok sorun var bendeki de tam tersi ilgisiz ve zerre kadar kıskanmıyor. Birazcık kıskançlık da iyidir :)