Okan Bayülgen

sevgili okan dün bence konuklarini degerlendiremedin
cok daha iyi olabilirdi program
sen kasdin bence, cocuklar degil
hatta konuk ibrahimin yüzünde söyle bir ifade vardi " aa bittimi hadi lan " simdi acilicak simdi acilacak derken itti.. eserin bi kac saskinligi ve gökselin güzel yüzü, büsrada vardi tabi onunda gülen gözleri olmasaydi olmiycaktti..orda alpay olmasaydi da olurdu.. neysee

okan yüzünden itü ye üye olucam heralde ekside caylak olmakdan bir adim öteye gecemiyorum
 
Disco Kralının en keyifsiz gecesiydi belki de dün, konuklar baştan kendini belli etti, bir ahenksizlik, zorlama hep kendini hissettirdi.

Okan da hissetmiş olacak ki erken bitirdi, önceki haftalara nazaran.

Medya kralı biraz daha umut vaat ediyor...
 
Point Hotel Barbaros'ta "Resimli Rock Ansikopedisi" diyeceği çalışmaya imza atan Okan Bayülgen, ev ve araba yatırımı yerine parasını bankada tutuyor
Sivri diliyle gündemden düşmeyen Okan Bayülgen'le yeni fotoğraf çalışmasını gerçekleştirdiği İstanbul'un son açılan oteli Point Hotel Barbaros'ta bir araya geldik. Küratör Beral Madra'yla yaptığı sanat çalışması, yatırımları ve para üzerine düşüncelerini konuştuk.

Bayülgen için para ne ifade ediyor?
Parayı düşünen adam hayatını boşa harcayan adamdır. Gelecek günler için yatırım adı altında konuşulan her şey bana boş geliyor. Bir anda para geliyor ve bir anda gidiyor. Bu insanı laubali eden bir şey...

Paranızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Benim parayla hiç alakam yok. Parayı harcıyorum. Üst üste ev koyduğum da yok. Böyle şeylerden de hoşlanmıyorum. Çünkü bunlar ölü yatırımlardır. Bizim işimizde insan kazandığı parayı tekrar mesleğiyle ilgili gelişimine harcamak zorundadır. Oysa bizim camia kazandığı parayı ne kadar lüzumsuz harcadığını gösteriyor. Satın alınan arabalardan belli değil mi? Ben bunu arsızlık olarak görüyorum. O arsızlık İstanbul'da had safhada.

Yatırımınız ne yönde?
Tamamen faize karşıyım. Faizde param var bozdurmayayım falan demem. Al o sepetten buraya koy meseleleri yaptırmıyorum. Bankacı, "gel senin şu paranın buraya koyalım" dediğinde sinir oluyorum. Her medeni adam gibi param bankada durur. Evde durursa o parayı çalmak için evime adamlar girer. Bu nedenle banka iyidir.

Nerelere harcıyorsunuz?
Yaptığım işlere paramı harcıyorum. "Bana ne zenginliğin var?" diye sorsan fotoğraf makinelerim derim. En büyük lüksüm kendime zaman satın almaktır. Başkaları ise paraları ne yapacağını bilemediği için, arabaları için otopark, senetleri için kasa, hiç aşkı yaşayamadığı için kadın satın alıyor. Bir adamın sadece sağlık sigortası ve ekstresini çok iplemediği kredi kartı varsa, dünyanın en zenginidir zaten.

Artık fotoğrafçılık konusunda çok başka yerdesiniz. Ne düşünüyorsunuz?
Hem sanat hem de popüler olabilecek bir iş isteniyorsa böyle davetler alıyorum. Ama bir sanat işinden bahsettiğimiz zaman 10-30 sene sonra da zevk alacak işler çıkartmak gerekir. Tiyatrocular, rockçılar işleriyle yaptığım şey öldükten sonrasına yatırımdır.

İŞ ARKADAŞLARIMIN ÖDEME DÜZENLERİ SORUN OLDU AMA...
Krizde sizi etkileyen bir şey oldu mu?
İş arkadaşlarımla ilgili oldu. Onların maaşlarıyla değil, ama ödeme düzenleriyle ilgili bazı aksilikler yaşadım, ama kimseyi mutsuz etmedim. Tek aksilik bu... Busines class'ta oturan adamlar var ya, hepsi bir örnek okula gidiyormuş gibi giyinen takım elbiseli adamlar... Ben o adamlar, businessman'ler, için üzülüyorum. Sanatla ilgilenen herkes böyledir. Üzülürsün biraz...


Rö.SİNAN ÖZEDİNCİK
 
Türk rock’n’ roll’unun 50 yıllık tarihine Okan Bayülgen’in gözüyle bakmaya hazırlanın. Moğollar’dan Duman’a Mazhar Alanson’dan Şebnem Ferah’a ‘resim’li, ‘müzik’li bir hikaye bu. Sayfaları çevirin

Geçen ay buradan duyurmuştum; proje sona yaklaştıkça sağda solda daha sık görünmeye başladı. İki gece önce Can Dündar’ın Canlı Gaste’sine de misafir olduktan sonra olay koptu gitti. Okan Bayülgen’le birlikte hazırladığımız Resimli Müzik Ansiklopedisi’nden söz ediyorum. Projenin gerek sergi, gerek kitap formatında direkt olarak Türkiye’nin her yanındaki üniversitelere gideceğini açıkladıktan sonra mesaj kutum gerçek anlamda kilitlendi.

NEDİR?
Meselenin detaylarını öğrenmek ve olaya entegre olmak isteyen sayısız üniversite öğrencisine buradan yanıt verebilirsem mutlu olacağım. Türk ‘rock ‘n’ roll’ tarihini 1960’lardan bugüne dek inşa etmiş insanların hemen hepsiyle konuşmanın nefes kesici olduğunu söylemeliyim. Büyük resmi görme fırsatı bulunca memlekete ve onun müziğine olan inancım kuvvetlendi. Yazının devamında yalnız teknik detayları değil, ilk defa yayımlanacak bazı fotoğrafları ve röportajlardan alınmış kimi sözleri de bulabileceksiniz.
-Tam anlamıyla bir antoloji ya da ansiklopedi değil. İkisinin karışımı. Sanatlı katalog, fotoğraflı envanter, belgesel seyrüssefer defteri ya da ansiklopedimtrak tarih araştırması da diyebilirsiniz.
-Açılış sergisi İstanbul’da yapıldıktan sonra, mümkün olan tüm üniversitelere ulaşacak.
-İş bittiği zaman, tüm malzeme 100 sayfalık 6 fasikül halinde basılacak ve her ay bir fasikül çıkacak. Bunlar, üniversitelerin ilgili kulüplerine ulaştırılacak ve gerekli izinler halledildikten sonra gelirleri bu topluluklara kalacak şekilde satışa sunulacak. Satış fiyatı da herkes alabilsin diye 1 Lira filan gibi sembolik düzeyde tutulacak. Eseri meydana getirenler bu işten para kazanmayacak.
-Bütün fotoğraflar analog ve fotoşopsuz. O nedenle, hayran olduğumuz insanlar hakikaten de hayran oluncak gibi görünüyorlar.
-“Falanca niye yok?” Falanca hayattaysa büyük ihtimalle içeride yer alacak. Çalışma hala devam ediyor.
-“Bu hadise bir müzik festivaline dönüşebilir mi?” Bence süper olur ehehe. Neden olmasın? Üniversitelerin teveccühü böyle delicesine artarak devam ederse rock gruplarını birleştirip bir devlet bile kurabiliriz.

Nikki Wild (Punk Levent)
“Rock müzisyeni rock müzisyeni gibi görünür. Ben rock’çıyım ama memur gibi giyiniyorum olmaz”

Batuhan Mutlugil (Duman)
“Bırakmak mı? Yok canım. Bundan yirmi yıl sonra, ne olursa olsun, bizi yine bir barda çalarken göreceksin. Ama daha büyük, ama daha izbe... Önemli değil. Başka yolu yok.”

Ferman Akgül (Manga)
“Grup müziğinde disipline, planlamaya, titizliğe filan inanmıyorum. Şu etrafımda gördüğün adamlara inanıyorum”

Cahit Berkay (Moğollar)
“... hostes sevgili bulmaya çalışırdık ki bize yurt dışından malzeme getirsin. Bunları yaşayan adam dinleyicisini kandırmaya çalışmaz. 41 senedir her yeni albümde yeni ne yapabiliriz acaba diye kafa yoruyoruz”

Hayko Cepkin
“Herkese kafa atmak istiyorum. Anlıyor musun, dağıtırım yani burayı...”
Mazhar Alanson
“78’de Paris’te param bitti. Metroda en şahane akorlarımla yaptığım bir şarkımı çaldım. Kimse aldırmadı. Geçip gittiler. Dedim ki ne oluyor? Arkadaşım dedi ki, pozu bırak! Gözlerimi kapayıp çok sevdiğim bir Grateful Dead şarkısı çaldım. 40 kişi toplandı. Bu samimiyet dersini hiç unutmadım”

Hakan Nurcanlı (Art Diktatör)
“Ne yaparlarsa yapsınlar, Allah kahretsin. İsterlerse öldürsünler. Korkma, al bütün bu şarkı sözlerini kitaba koy. Artık insanlar uyansın istiyorum”

Özer Sarısakal (Kronik)
“Eskiden ekipman, şu bu yoktu. Şimdi her şey var çok şükür ama ‘o’ azaldı. ‘O’ dediğim, seyircinin gözündeki bir şey. Açıklamak kolay değil. Ama azaldı diyorum, bitti demiyorum. Her durumu kendi zamanı içinde değerlendireceksin. Bu da düzelecektir.”

Aziz kedi
 


Uploaded with ImageShack.us


Okan Bayülgen iki yeni proje için kolları sıvadı.Bir yandan Türk rock tarihi konulu altı ciltlik bir resimli rock ansiklopedisi hazırlayan Bayülgen diğer yandan bu kitabın sergisi üzerinde çalışıyor.Şovmen bu ilginç projeyi ilk kez Kelebek e anlattı.



Okan Bayülgen’in temposu giderek hızlanıyor. Haftanın üç günü Kanal D’de canlı yayına çıkan Bayülgen, iki yeni proje için daha kolları sıvadı. Bir yandan Türk rock tarihi konulu altı ciltlik bir resimli rock ansiklopedisi hazırlayan Bayülgen, diğer yandan bu kitabın sergisi üzerinde çalışıyor. Ünlü şovmen, bu ilginç projenin neden ve nasıllarını ilk kez Kelebek’le paylaştı.


Yeni bir kitap, yeni bir sergi söz konusu... Yaklaşık üç aydır 1960’lardan günümüze kadar olan tüm rock gruplarını, solistlerini fotoğraflıyorsunuz. Bu çalışmanızdan biraz detay verir misiniz?

- Aslında resimli bir rock ansiklopedisi hazırlıyordum. Bir gün Gayrettepe’deki Point Otel’in başındaki Beral Madra beni aradı ve otelde benim işlerimden bir sergi açmak istediklerini söyledi. Yani benden “Pudra” gibi bir çalışma yapmamı talep ettiler. O dönemde rock projemden hiç haberleri yoktu. Onlara bir rock kitabı hazırladığımı, isterlerse bu kitabın sergisini yapabileceğimi söyledim, kabul ettiler.


Sonra nasıl gelişti çalışma?

- Bu sergi için 20 kişiyi çekmek üzere işe başladık ama şu an 110 kişiyiz, daha da bitmiş değil. 110 kişi derken, grupları da 1 kişi sayıyoruz. Bazen o grup elemanlarını tek tek de çekiyoruz. Dolayısıyla şu ana kadar 300-400 kişi çektik. Fakat Türkiye’de rock müziğe bulaşmış herkesi çekmiyoruz. Biraz subjektif bir bakışla, rock barın garsonundan menajere, prodüktöründen ses mühendisine, kaybolup gitmiş rock gitaristinden dün ilk bar konserini vermiş adamlara kadar bir seçme yaptık. Bir sürü surat çektim. Tamamen rock’la da sınırlamadım; elektronik müziğe, pop müziğe kaçmış tipleri ya da geçmişinde rock albümü yapmış, sonra popla kariyerine devam etmiş isimlerle de çalıştım.


BUNLAR SÜRÜDEN AYRILMIŞ İNSANLAR


Tam bir rock hikayesi...

- Evet. ışin içinde 3 Hürel de var, dün çıkmış grup da... Kitabı Aziz Kedi ile birlikte hazırlıyorum. Çünkü bu rock antolojisinde, çektiğimiz isimlerin hikayeleri de olacak, müzikseverler için bu kişiler hakkında çok detaylı bilgiler yer alacak. Hepsinin tarihleri, ne yaptıkları, neler yaşadıkları falan her şey var. Onlarla röportaj işini de Aziz yapıyor. Çalıştıkları yerlere de gidip fotoğraflayacağız, evlerini, yıllardır hangi gitarı kullandıklarını, kulislerini, mutfaklarını, sabah uyandıkları zaman nasıllar, onları da göstereceğiz. Ama bunu 20 kişiyle yapacağız.


Peki amaç ne?

Buradaki amaç sadece rock’n roll yaşamı fotoğraflamak... Çektiğim adamların, kadınların hepsi de böyle yaşıyor. Bu insanların bizden farklı yaşamları, acaba yüzlerinde nasıl izler bırakmıştır diye bakıyoruz. Bu nedenle onları çoğunlukla beyaz bir fonun önünde, helikopter pistinde ya da bulutlu bir gökyüzü fonunda çekiyoruz. Bunu da fotoğrafların aynı elden çıktığı, aynı yerde çekildiği belli olsun diye yapıyoruz. Bunlar bir şekilde sürüden ayrılmış insanlar... Rock’n Roll dediğimiz şey de bu zaten.


Farklı oldukları için onları fotoğraflamak istediniz yani...

- Evet. Farklı hayatları, farklı suratları var. Bize fotoğraf çektirmek için gelen genç-yaşlı bütün adamların davranışları, samimiyetleri birbirine benziyor. Hiçbirinde zengin, büyük, şöhretli, star havası yok. Hepsinin canı sıkılıyor, hepsi bir an önce çekimin bitmesini istiyor, hepsi içki istiyor, hepsi deli gibi sigara içiyor, hepsinin buradan yetişecekleri provaları, müzikleri var. Ve hepsinin ortak özellikleri hiçbirinin emekli olmamış olması...


POPÇULAR EVDE KOMPLEKSTEN ÖLÜR


Peki bu kitap toplamda kaç cilt olacak?

Her biri 100 sayfadan oluşan 6 ciltlik bir ansiklopedi olacak. Eskiden nasıl ansiklopediler dağıtılıyorsa, bunu da aynı şekilde dağıtacağım. “Pudra” çok pahalı olduğu için geniş kitlelere ulaşamamıştı. Bu da beni çok üzmüştü. Bunda aynı şeyi yaşamamak için bir projem var, onu da sonra anlatırım.


Peki bu projeyi ileride popüler müzik için de yapabilir misiniz?

Böyle bir şey yapmak istemiyorum. Ama müzikle ilgili bir proje daha var gündemde... Müziğe nefes veren, ses veren herkesi içine alabileceğimiz bir proje. Yani yaylı tambur üstadından klarnetçiye, bir müzik hocasından vokaliste kadar pek çok kişi ile çalışacağız.


Neden önce rock’çıları seçtiniz?

Rock şu an Türkiye’de poptan daha fazla satıyor. Ve rock’çılar, popçulardan daha fazla konser veriyor. Rock müzisyenleri şu kadar metrekare sahne isterim, ışık isterim, böyle kulis isterim, küvete süt isterim gibi şeylerle uğraşmadıkları, bir biraya tamah ettikleri için hiç boş kalmıyorlar, çok fazla konser veriyorlar. Popçular evde kompleksten ve açlıktan ölürken, rock’çılar her gün sahne alıp, en azından sanatlarını sürdürme ve bununla mutlu olma imkanlarına sahipler.


MEMLEKETİNİ SEVEN ADAMLAR HEP ROCK’ÇILARDAN ÇIKMIŞ

Aslında Türk rock müziğinin Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray gibi ustalardan gelen delikanlı bir geleneği var. Bu delikanlılık müzisyen olarak başkalarında pek göremediğimiz bir durum. Ben kirli pasaklı, uzun saçlı heriflerden söz etmiyorum. Rock’n roll yaşayan bir sürü güzel kızdan, bir sürü yakışıklı heriften bahsediyorum. Çok zengin ya da çok fakir fark etmiyor ama müthiş tatlı para harcayan adamlardan söz ediyorum. Ve bunların hepsi benim arkadaşlık etmek isteyeceğim, evrensel müzikten ve kültürden haberi olan, memleketini seven adamlar. Zaten memleketini seven adamlar hep rock’çılardan çıkmış. Türk müziğine yaptıkları katkı, basit bir katkı değil. Çünkü başkaları aranjman söylerken, yabancı parçaların üzerine Türkçe sözler yazarken (onları da küçümsüyor değilim, orada da çok büyük üstadlar çıkmış), rock’çılar Anadolu’yu getirmişler. Anadolu’dan söz etmişler, beslenmişler. Türkçe müzik yapmak, Türk ezgileri kullanmak, aynı zamanda hem lokal hem de evrensel olabilmek gibi dertleri varmış. Ben de bu delikanlı adamların, delikanlı fotoğraflarını çekiyorum. Bu röportajı sevgili ustam Ferhan şensoy’un şu sözüyle bitiriyorum: “Delikanlılık da o kadar dijitalleşmedi ya!”
 
sende muhabbetını sevıyorum...ızlerken eglenıyorum..hoş sohbet..
 
23 mayis medya krali cok keyifliydi
hassasiyetin icin ayrica tesekkürler okan

okanla hasbihal etmeyi cok isterim
hakki beye yönelttigi kelimelerin hepsini biliyorum ben sasiriyorum ordakiler bilmeyin.. farsca osmanlica lugata merakliymdir..ama bazen öyle kelimeleri soruyorki bilmemesine sasiriyorum
sevgili okanin dedesi hamdi yazirin 12 ciltlik tefsir kitabi var bende zaman zaman okurum .. müthis! okyanus
kesinlikle hazirliksiz ileriye gidsersen bogulursun

merak ediyorum dedesinin eserlerini okumustur mutlaka

zaten sima olarakta ne cok benziyor
 
Kardeş sistemde yerin nedir
Sorsam halini nice derin
Kingodisco dört hece
Haftada yalnız üç gece
Tamam hocam uzatmayalım…
Yatıyoruz işte…
Diskonun kralısın
Medyanın kralısın
Muhabbetin kralısınBu alemin kralısın


hihoyyyt
 
Ağıt

Oğlum;

Sana bu mektubu bizim cehennemden yazıyorum
Bir yaşıma daha gireceğim neredeyse
Tabii bundan haberin yok senin
Kronometreye erken bastığın için
Beni hep yakışıklı hatırlayacaksın
Bizi bırakıp gittiğin yerde
Eski güzel günleri düşünüp hayıflanacaksın

Ama DUR!

Sen hatırlıyor musun beni?
Peki sen herhangi bir şeyi hatırlıyor musun?
Ben yirmiydim tanıştığımızda
Sen beni en son otuzbeşimde gördün İstanbul'da
Sonra sen Kaş'ta öldün
O akşam aynı anda geldik Antalya'ya
Sen beni görmedin, ben sana bakıyorken
Ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken
Sen iyi ki görmedin beni

Yoksa gözgöze gelir gülerdik, eskisi gibi

Olmadık bir yerde gülerdik ya hani?
Öyle olurdu yine
Gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak için
Hani sahnede olduğu gibi.
Sen ağlarken bakamazdım sana
Sinirimi bozardın, gülerdim
Çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum
Öyle çok şikayet ederdin ki
Sonunda sıkılır gülerdim
Sonra sen de sıkılırdın kendinden
Başkası gibi olmak isterdin
Mutlu olan bir başkası gibi
Dert etmeyen biri
Hani, benim gibi biri

Birşey diyeyim mi sana oğlum?
Şimdi dönsen buralara
Ne gidilecek bir yol
Ne uğruna ölünecek bir kadın
Herneyse...
Ama kadınları çok dert ederdin sen
Ama onlar seni severdi oğlum
Ama sen çok ağlardın onlar için
Sevemezdin kendini bir türlü
Onlar seni çok sevse de
Senin gibi olmak istemezdim o zaman

Daha çok sevin beni!
Daha çok gülün bana!
Beni daha çok isteyin!
Daha çok!
Ama seni en çok ben...

Birşey diyeyim mi sana oğlum?
Şimdi dönsen buralara
Ne gidilecek bir yol
Ne uğruna ölünecek bir kadın
Ne de sabaha kadar konuşarak sana vaadettiklerim

Kandırdım seni oğlum
Parayı dert etme diye
Yok öyle birşey, başarısızlık diye
İlla da başkası olmaya çalışma salak gibi
Bir kadın için ölme diye

Kandırdım

Artık umrunda değil mi bunlar?
Artık bozulmuyor musun bu işlere?
Aşkın da bir önemi kalmadı mı yoksa?
O kadın için ölmez misin bir daha?
Ne var, bir kere daha ölsen?
Değmez mi o kadın buna?

Hani, hani değerdi?

Çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünde
Keyiflenmeyecek misin toprağın beş karış altında?
Öyle de oldu zaten, vasiyet ettiğin gibi
Çıplak ayaklı kıza

Bıraktın değil mi oğlum?
Bıraktın, gittin
Peki!
Ama ben buradayım hala
Ben devam ediyorum
Peki sen bakıyor musun bana oradan?
Gülüyor musun bana?
Sanıyor musun ben aynı şarkıyı söylüyorum?

Beni daha çok sevin!
Bana daha çok gülün!
Daha da çok isteyin beni!
Beni daha çok özleyin!

Ama seni...
Seni en çok ben, ben!

Hayır ben çok değiştim oğlum
Bir başkası değilim artık
Vazgeçtim maymunların dünyasından
Bıraktım alkışları, istemiyorum kahkahaları
İstemiyorum bir xxxxx gibi yaşlanmak

İşte belki de bu yüzden
Seni en çok ben...
En çok ben özlüyorum!

BENİM

ÖLÜ

ARKADAŞIM!...
 
okanin dünki medeniyyet tarifi cok guzeldi
daha öncede yapmisti bu tarifi

okan, ben bugün kederliyim
 
simdi okani izliyorum
konugu niyah yalcinla cilvelesmeleri :)) hatunda süper zekimis he

gecen hafta okan " ben söyleyim ben böyleyim bli bli bli sürekli pornografik seyler dusunen bi adamim" diyorum herkes bana estagfirullah diyooo dedi

bunu söylerken bir yaninda DUPduru defne samyeli diger yanda BEMberrak nefize karatay vardi

bu sözü söylemeden önce okanin aklindan pornografik seyler gectigini hissettim ( tam neydi bende kalsin :)) birkac dakika sonra okan kendini yukaridaki gibi tanimladi :)
 
dün gece cok tatliydi yaa.. salak yaaa


evet okanin bahsettigi pisikoloji dergilerini biliyorum.. hatta haftasonu köln seyahatimde trende karsimda dünyagüzeli bir erkek oturuyordu elindeki dergi pisikoloji, evet tam adi buydu
hatta" icimden ah yavrum bu güzelim yüzle sen niye kafani böyle seylere yorarsin " diyede gecirmedim degil
neyse bendede bi tarih dergisi vardi..takas etmek istedim yolculukta biraz bakindim dergiye..hic sIKICI degildi..hep bölye hos tesadüfler oluyor

medya arkasinda yalcin abinin vtrsi gercekten "pes" dedirticek cinstendi :))) uyku gözlügüm vardi..arada aralayip bakiyordum.. daha cok programi dinlyierek takip ediyordum dün gece

kendimi hayal ettim.. uyku gözlükleriyle yatakta kikirdayan biri..aslinda ben okana hic gülmem ..hic komikte bulmam..komik olmamasinida tercih ederim..degil cunku :) ama cok seviyorum..dün ne tatli uysal iltifatlari kabul ediyordu
 
okani izlerken aklima geldi
hafta ici okan carkifelege katilmis buluop netten izledim.. kendi programi disinda konuk olarak ilk defa izledim.. ne seker di yaa.. iki cilgin kadinin arasinda saskin gülen hali

aman allahim yaa

salak simdi masasinin yani galiba konuklarin feng shui ye göre yerlestirildigini iddia ederek öyle inandirici anlatiyo ki :))))
bu gece zagada muhtesem caliyor
 
Çarkıfelek yarışmasını Okan Bayülgen konuk olduğu için izledim. Ve çok eğreti geldi Okan Bayülgen Mehmet Ali Erbil'in programında, zoraki duruyormuşu hissettirdi, belki de kendisi de öyle hissetmiştir ondan öyle gelmiştir bana bilemem.

Dün ise programını kendimin kölesiyim dedi ve noktaladı. Gayriihtiyari sarfetti sanırım, doğru laf; kendimin efendisiyim olucaktı. Öyle çünki.
 
Kaliteli adam en başta, :1closedeyes:
kesinlikle adamına göre muamele yapıyor ki bayılıyorum.
Boş insanlarla pek işi olmuyor bu adamın. Adam görmüş geçirmiş, çok okuyan, çok iyi gözlemleyen, çok iyi fotoğraf çeken ufak tefek bi abimiz çok severiz programlarına gider fotoğraflarını çekeriz. :1rolleyes:
 
sevmeyen çok ama ben de çok severim tvye çıktığı seneden beri uzun zamandır hayranyım kendisinin.
 
nasıl olurda şimdi görürüm bu topiğii:)

bende çok severim okanı.....sevmeyenleride hiç anlamam:1closedeyes:

gerçi okanı herkes anlamaz dolayısılada hrkes sevemez.....

eğitimli,kültürlü,dosdolu bi adam..boş değil....o nedenle boş olanlar anlamaz genelde....ne diyo la bu adam derler,hatta çok boş konuşuyo diyenleri bile duydum

telefonda "güle güle " diyip kapattığı kişilere dikkat edilecek olursa aslında okanın "boş konuşanlara" tahammülsüz olduğu anlaşılır zaten....

bütün programlarını izliyorum....benimde tv da görmeyince özlediğim tek ünlü....o olmayınca "amaan tv de hiç bişey yok " diyorum.....
 
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için onları kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…