"mantığımla olmayacağını biliyordum, kalbime söz geçiremedim, güzel sebepler buldum" demişsiniz:
kalbimiz kan dolaşımının önemli bir parçası, karar organı/merkez/söz geçirilebilecek ya da sizi mantığınızla güzel sebepler bulmaya ayartacak bir mevcudiyeti yok.
gel abicim kirli kan çık abicim besinli temiz kan, hop bir iki çarpıyoruz güm güm güm: bknz. bu kalp.
şu zaman diliminde, son çalışmaların da destekleriyle duygudur/düşüncedir/entelektüel fikirdir-teoridir-hipotezdir/kuruntudur/zorlantıdır/alışkanlıktır/korkudur/saygıdır/sevgidir vs. her soyut konseptin kökleri de gövdeleri de beyinde. kalp diye bir şey yok, o bizim karalama defterimizin kenarına çizdiğimiz süs.
eski sevgilinizle geçirdiğiniz zaman (ondan ayrı geçirdiğiniz zaman dilimleri de dahil), bu tutarsız/geçişli/size çoğu zaman mantıksız da gelen ama kendinizle çelişerek-kendinize devam etmek için nedenler yaratarak (hepsini beyniniz yapar) sürdürdüğünüz bu ilişki takdir edersiniz ki size daha önce hiç iyi gelmedi (genel anlamda).
size tatmin edici bir mutluluk yaşatmayan bir ilişkiye özlem duyma nedeniniz bu kez o ilişkiyi arzu ettiğiniz şekle sokabilme inancınızdan geliyor olabilir miydi, kendinize ve sevginize dair böyle bir umudunuz mu vardı bilemiyorum, yalnızca siz kendinizi değiştirerek/siz gayret göstererek bir ilişkiyi rayına oturtamazsınız çünkü kimse oturtamaz.
ona dönmelerinizin, onu geri istemelerinizin nedenlerini düşünün; umudunuz kimdendi, siz mi bu kez daha iyi olmasını sağlayabilirdiniz karşı taraf mı? karşı tarafın nasıl güven vermediğini, ne menem olduğunu artık bildiğinize göre ve yalnız bir tarafın uğraşıyla ilişkinin düzelmeyeceğinde de uzlaştıysak geriye kalan kafanızı toplamak için gerekli olan zamandır.
kendinizi çok suçlamayın, tecrübe olduğunu düşünün ki tecrübeydi ve siz öğrenerek çıktınız içinden. karşı tarafın aklının başında olmadığına eminim.