Cinayetle ne alakası var? Ben onun bir damla gözyaşına bile kıyamam. Tek isteğim, onun mutlu olması. Onunla mutluydum ve kıskanç biri olmama rağmen bunu bile aştım. Hatta başkasıyla mutlu olabilmesi için hayatına giren kadını bile kabul ettim. Ama şu an yanında olan kadın, lüks yerlerde sürekli ondan para harcamasını isteyen, şımarık biri… Böyle kadınlar daha değerli görülüyor. Oysa ben, onun çocukları var diye ona bir kuruş bile harcatmazdım.
Boşanmış ve çocuklarından ayrı bir şehirde yaşıyor, çocukları babasız büyümüş. Tüm bayramlarımı yalnız geçireceğimi bilerek sevdim onu. Her tatilde, her izin gününde çocuklarının yanına gideceğini bile bile… Belki hayatım boyunca bir kez bile tatile çıkamayacağımı, belki anne olma hayalimden bile vazgeçeceğimi bilerek… Ama yine de tek istediğim, benim değerimi bir gün anlaması. Ondan vazgeçmek istemiyorum. Onu sevmeye devam etmek istiyorum, eski aşklar gibi…
Tıpkı Âşık Veysel’in, eşi başka bir adamla kaçarken bile onun mutlu olması için ayakkabısının içine tüm parasını koyması gibi… Ben de aynı şekilde düşünüyorum. Yeter ki o mutlu olsun. O da bana hep şunu söyledi: 'Sen çok güzel seviyorsun. Bir gün işler yolunda gitmezse döneceğim ilk kişi sensin.'
Evet, belki kendime haksızlık ediyorum. Belki başka biriyle mutlu olabilirdim ama kimseye o gözle bakamıyorum. Kimseden hoşlanamıyorum. Ondan daha yakışıklı, daha iyi insanlar karşıma çıksa bile, onun yanında hissettiğim huzuru hiçbirinde bulamıyorum. Onda bir şey var… Şeytan tüyü derler ya, işte tam da öyle