- Konu Sahibi thebiglebowski
- #1
Zen, kökeni Hindistan'daki Dhyana (ध्यान
okuluna kadar uzanan bir Mahāyāna Budist okulunun Japonca'daki ismidir. Hindistan'dan Çin'e geçen okul burada Ch'an (禪
olarak ismini duyurmuştur. Tang Hanedanlığı döneminde Çin'de belli başlı Budist okullar arasına giren Ch'an, Çin'den Kore, Vietnam ve Japonya'ya yayılmıştır. 20. yüzyılda Batı'da tanımaya başlanan bu okul, İngilizce ve diğer Batı dillerine Zen ya da Zen Budizm ismiyle girmiştir.
Zen diğer Budist okulların arasından aydınlanma amacıyla yapılan meditasyona verdiği önemle ayırt edilir. Meditasyon anlamına gelen Çince zuochan[SUP][1][/SUP] ve Japonca zazen kelimeleri Ch'an/Zen kelimesinden türetilmiştir. Bu nedenle Batı'da yalnızca bir meditasyon pratiğinden ibaret olarak algılanan Zen aslında Budizm'in bir koludur. 20. yüzyılın ortalarından itibaren Batı'da bir felsefe, bir yaşam tarzı, bir sanat akımı vb. olarak yaygınlaşmıştır. Ancak bu batılı bakış açısı, Uzakdoğu'daki Zen Budistlerin çoğunluğu tarafından paylaşılmamaktadır.
1. Zen, törensel olana değil, duygusal olana ağırlık verir; kişiyi kuramsal ve sözel yorumlardan ötedeki dolaysız ve sezgisel yaşantıya, anlatıma, iletişime yöneltir.
2. Zen, dine ve töreye değil, sanata ve yaratıcılığa yakındır. Öğretisinde ve uygulamasında, geleneksel değerlerden çok estetik ilkeler egemendir. Sanatçı olmak, tanrı gibi tanrı vergisi bir yaratıcılığa sahip olmaktır.
3. Zen, doğanın ve yaşamın dünyasında var olur. Zen eğitimi, dağların derinindeki manastırlarda, çalışıp yaşayarak yapılır. Zen, sanat nesnesinin içine girmeyi onun ruhunu yakalayıp anlatmayı amaçlar.
4. Zen, çay sanatına da yakındır. Çünkü çay, tıpkı Zen gibi, insanın doğaya, kendine dönüşü, doğayla bir ve birlik oluşunun sanatıdır.
5. Zen’in amacı, felsefe ile öteki dinler ve sanatlar gibi, kişiyi düzlüğe, aydınlığa (Satori’ye) çıkarmaktadır. Zen, bu aydınlığın nasıl kazanılacağını açıklamıyor. Ama, bir Zen ustası, aydınlıkla karanlığın arakesitini şöyle çiziyor: “Satori’ye erişince kişi her çimen yaprağının ardında değer biçilmez taşlardan yapılmış anıtlar keşfeder. Ama Satori’ye ermedikçe kişi anıtsal yapılar tek bir çimen yaprağının altında saklanabilir.” (Suzuki Daisetsu 1979:109)
Zen diğer Budist okulların arasından aydınlanma amacıyla yapılan meditasyona verdiği önemle ayırt edilir. Meditasyon anlamına gelen Çince zuochan[SUP][1][/SUP] ve Japonca zazen kelimeleri Ch'an/Zen kelimesinden türetilmiştir. Bu nedenle Batı'da yalnızca bir meditasyon pratiğinden ibaret olarak algılanan Zen aslında Budizm'in bir koludur. 20. yüzyılın ortalarından itibaren Batı'da bir felsefe, bir yaşam tarzı, bir sanat akımı vb. olarak yaygınlaşmıştır. Ancak bu batılı bakış açısı, Uzakdoğu'daki Zen Budistlerin çoğunluğu tarafından paylaşılmamaktadır.
1. Zen, törensel olana değil, duygusal olana ağırlık verir; kişiyi kuramsal ve sözel yorumlardan ötedeki dolaysız ve sezgisel yaşantıya, anlatıma, iletişime yöneltir.
2. Zen, dine ve töreye değil, sanata ve yaratıcılığa yakındır. Öğretisinde ve uygulamasında, geleneksel değerlerden çok estetik ilkeler egemendir. Sanatçı olmak, tanrı gibi tanrı vergisi bir yaratıcılığa sahip olmaktır.
3. Zen, doğanın ve yaşamın dünyasında var olur. Zen eğitimi, dağların derinindeki manastırlarda, çalışıp yaşayarak yapılır. Zen, sanat nesnesinin içine girmeyi onun ruhunu yakalayıp anlatmayı amaçlar.
4. Zen, çay sanatına da yakındır. Çünkü çay, tıpkı Zen gibi, insanın doğaya, kendine dönüşü, doğayla bir ve birlik oluşunun sanatıdır.
5. Zen’in amacı, felsefe ile öteki dinler ve sanatlar gibi, kişiyi düzlüğe, aydınlığa (Satori’ye) çıkarmaktadır. Zen, bu aydınlığın nasıl kazanılacağını açıklamıyor. Ama, bir Zen ustası, aydınlıkla karanlığın arakesitini şöyle çiziyor: “Satori’ye erişince kişi her çimen yaprağının ardında değer biçilmez taşlardan yapılmış anıtlar keşfeder. Ama Satori’ye ermedikçe kişi anıtsal yapılar tek bir çimen yaprağının altında saklanabilir.” (Suzuki Daisetsu 1979:109)