akşam üzeri yürüyüşe çıktım tam 1 saat yürümüşüm 6 km. zorladım kendimi ilginç bir şekilde hamlık yaşamadım. demek eskiden yaptığım sporlar hala vücudumda etkisi var ilginç. hatta topuklarım kanamış ayakkabıya sürtmekten acıyodu ama yine devam ettim "no pain no gain"
güzelce duşumu aldım saçımı taradım ne zamandır hindistan cevizi yağı sürmemiştim güzelce uçlarını yağladım biraz topuz yaptım bakım yapsın durduğu yerde.
sevgilimin arkadaşıyla çıkan bir kız vardı benim sınıfımda. birlikte takılırdık ama sonra ayrıldılar tusu kazandı tabi başka memlekete gitti koptuk, o ama çok iyi olmayan bir şehirde. denk geldi fotosu facete bi baktım yakışıklı bir dr ile evlenmiş maviş gözlü bebişi olmuş. şöyle bi baktım gezip tozmuşlar imrendim. demek ki dünyanın sonu değilmiş dedim. daha iyisini bulabiliyormuş yani kocası pek kibar ve yakışıklı göründü fotolarda tabi bilemem içini ama kız mutlu görünüyor önemli olan o.
bilmiyorum kafam çok karışık. eskiden bir nüfuzum vardı okullarımda. geçen erkek arkadaşımla buluştuk dertleştik dedim ya, o mesela benim okulumdan birileriyle tanıştığında beni soruyormuş tanıyor musun diye, kime sorsa herkes evet tanıyorum hmmm güzel kız anlamında mimikler falan yapıyorlarmış. şaşırdım. sanırım. kendimi çok küçümsüyorum ya. bilmiyorum. yani şu an kendimi hiç beğenmiyorum. eskiden de elim yüzüm düzgün bakımlı kızım derdim ama çok güzelim diye dolanmadım hiç. bana özgüven veren şey dışım değil içimdi. kendime bi güvenim vardı çocukluktan gelme, çocukken dış görünüş hiç umrumda olmadı ama yürürken yerlere topuklarım vururken resmen herkes dönüp bakardı o kadar dimdik yürürdüm kendime güvenerek. yine olsun istiyorum öyle içimden bir özgüven gelsin kafam dimdik yürüyebileyim her yerde. kimse eğemesin istiyorum.
bana hediye aldığı bi saat vardı adım falan sayıyor o yokken evden çıkmıyodum çıkayım diye almış. onu çıkarıp atıyordum kolumdan arada sinirlenip ama çok güzel bir şey. ben o gidince eve kapanmıştım 1 ay boyunca çıkmadım nerdeyse çok moralim de bozuktu. çaktırmamaya çalıştım ona ama çok üzülmüştüm onsuzluğa alışamamıştım nerdeyse her gün görüşürdük, evlerimiz çok yakın en ufak bir kafam attığında yanına gider sarılırdım

onun evine gidip onun olmaması çok garip geliyordu. bazen yastığına sarılıp kokluyordum iyi geliyordu bana hani bebekler anne kokusu duyunca sakinleşir ya öyle birden huzur doluyordum.. anahtarını bırakmaya gittiğimde evine yine sarıldım yastığına son kez veda ettim ona o yoktu ama yastığına ve kokusuna. "seni bırakmak zorundayım artık" dedim.. zorundayım çünkü beni o bıraktı. tek başıma bu aşkı yüreğimde yaşatmaya devam edemem zulüm olur bu bana. şeytan diyor git yastığını çal. onla uyu. ama bana işkence olur bu.
dün bütün gece şarkılar dinledim.. dinledikçe ağladım o kadar bana uygun bir şarkı buldum ki anlatamam sabaha kadar onu dinledim. sabah uyandığımda biraz daha iyiydi herşey...
yalnızca hava çok güzeldi. sanki yaz gibiydi. yazın hep tatil izni aldığında sabah kahvaltı ederdik ya da denize giderdik. öyle bir his geldi sanki o burdaymış yine ve birazdan buluşucakmışız gibi.
farklı bir çevreye gittikten sonra benden ayrılması çok gaddarcaydı. onun için herşey kolay. çünkü evinde bile benim bir izim yok. sadece birlikte fotoğrafımızı alıp gitmiş onu da atmıştır belki de gözünün önündedir umursamıyodur bile. bense nereye baksam onu görüyorum. başımın altındaki yastığı yattığım yatağı bile birlikte beğenip aldık. odamdaki masayı bile onun eski arabasıyla taşımıştık... aynaya bakınca bile onu görüyorum gizlice girip matkapla monte etmişti annemlerin olmadığı bir gün. baş ucumda buhar makinası var, ameliyat olduğumda almıştım.. o ameliyatım olduğunda sabaha kadar başımda beklemişti uyumadan her uyandığımda onun yüzünü görüp rahatlamıştı içim.
ben onu hayatıma sokmadım ama o öyle müdahil olmuş ki herşeye. herşeyimde o var. ben o olmuşum artık. etle tırnak ayrılması gibi eksik kaldım. kafamı oyalıyorum bir müddet iyi oluyorum ama genel olarak mizacım hep buruk. geleceğimiz birlikte olsa nası olurdu bilemeyeceğim hiçbir zaman.
bazen an geliyor kızıyorum hiddetleniyorum gururumu kırdığı beni böylesine yalnız bıraktığı için. ihtiyacım olduğunda yanımda olmadığı için. beni böylesine kalbinden söküp atabildiği için hiddetleniyorum.
kalkamayacakmışım gibi ayağa sanki hiç. hep bir yanım eksik kalacakmış gibi. belki ondan daha çok sevdiklerim olur gelecekte. ama onun kadar herşeyim olan çıkmayacak onun kadar ben gibi çıkmayacak biliyorum. biz artık ruh ikizi gibiydik ama o benden düşününce geriye bakıp eski günlüğümü okudum az yazmışım ama 1 sene önceden kopuşunun belirtilerini göstermeye başlamış.
belki de başka biri vardır. bilmiyorum.