Doğru bildiğimiz yanlışlar.......

[h=1]Gözle İlgili Yanlış Bilinen Doğrular[/h][h=2]Sağlık konuları hakkında bildiğimiz yanlışlarla birbirimizi olumsuz yönlendirme eğilimine sahibiz. İhmal edilmemesi ve uzmanlık gerektiren bir konu olan sağlık problemlerinizi mutlaka bir hekime danışmanızı önermekteyiz...[/h]
Bugüne kadar en sık karşılaştığımız yanlış yönlendirmelerden yola çıkarak derlediğimiz "Göz sağlığı ile ilgili yanlış bilinen doğruları sizlerle paylaşmak istiyoruz.


  • Göz banyosunun göze bir faydası yoktur.
  • Kontakt lens kullanımı gözlük numarasının artışını engellemez.

  • Gözlük kullanıp kullanmamak numarayı değiştirmez.
  • Göze limon sıkmanın faydası yoktur, hatta zararlıdır.
  • Çocuk büyüdükçe göz kayması düzelmez.
  • Çocuk yakından televizyon seyrediyor diye gözü bozulmaz. Yakından televizyon seyreden çocuğun gözü bozuk olabilir ve daha iyi görebilmek için televizyona yaklaşır.
  • Göz muayenesi doğuştan itibaren yapılabilir. 3 aylıktan itibaren bebekler gözlük takabilir.
  • Halk arasında dinlendirici olarak tanımlanan gözlük numaralıdır ve ihtiyacı olana verilir.
  • Bilgisayar başında uzun süre durmak gözü bozmaz.
  • Gözlük takınca göz alışır, numara ilerler düşüncesi yanlıştır.
  • Başkasının gözlüğünü kullanmak veya yanlış numaralı gözlük kullanmak gözü bozmaz ancak şikayete neden olur.
  • Gözlük ve lensin muayenesiz alınıp kullanılması doğru değildir.
  • Bebeklerde katarakt veya glokom (göz tansiyonu) görülebilir.
  • Gözüne yabancı cisim kaçanların kullandığı kızarıklığı giderici veya uyuşturan bazı ilaçlar göze zarar verir.
  • Gözün parlaması için kullanılan damlalar zararlıdır.
  • Göz tembeliği ameliyatla düzelmez. Küçük yaştan itibaren gözlük kullanılması ve gözün kapatılıp çalıştırılması ile düzelir. (7 yaşın altında)
  • Göz tansiyonu ilaçlarının ömür boyu kullanılması gerekir.
  • Başkasına iyi geldi diye göz damlası gelişigüzel kullanılmamalıdır.
  • Çok kitap okumakla göz daha da bozulmaz.
  • Gözde hissedilen her ağrı mutlaka göz rahatsızlığından kaynaklanmayabilir.
  • Glokom (Göz tansiyonu) ilerleyip göz sinirinde tahribat yaptıktan sonra belirti verir.
kaynak:Gözle İlgili Yanlış Bilinen Doğrular - Milliyet.com.tr
 
[h=1]Doğru Bilinen Yanlışlar, Yanlış Bilinen Doğrular[/h]
Sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda en sık sorulan ve cevapları hakkında pek çok farklı görüş öne sürülen soruları derleyip; yanlış bilinen doğrularla doğru bilinen yanlışları tek tek ele alıyoruz… İşte sağlıklı beslenmede en merak edilenler…
*Natürel zeytinyağı, saf zeytinyağından daha mı az kalori içerir?
Tipleri fark etmeksizin zeytinyağında tekli doymamış yağ asitleri yüksektir ve kalorileri oranları aynıdır. Ekstra natürel zeytinyağı daha az asit içerir ve saf ya da natürelden daha aromalıdır.

*Menopoz döneminde fazla magnezyum alınması ateş basmasını önler mi?
Menopozdaki rahatsızlıkların tedavisinde, ekstra magnezyum alımı da dahil olmak üzere diyetsel içeriklerin etkili olduğu konusunda kesin bir kanıt yoktur. Fakat menopozdan sonra yiyeceklerdeki magnezyumun yeterli miktarda alınması, kalsiyumun vücutta etkin kullanılmasına yardımcı olarak kemik sağlığını artırır.

*Gıdalardaki katkı maddeleri kansere neden olur mu?
Birçok kişi gıdalara katılan kimyasal maddelerin kanserin başlıca nedeni olduğuna inanmaktadır. Oysa ki, bu konudaki araştırmalar tüm kanser nedenlerinin yüzde birinden daha azının katkı maddelerine bağlanabileceğini göstermektedir. Gıdalara eklenen bazı katkı maddeleri ise inanılanın oluşumunu ya da etkisini engelleyebilmektedir. Burada önemli olan gıda denetiminin tam yapılması ve üreticilerin iyi üretim koşullarını sağlamasıdır.

*Gıdaların besin değerlerini düşürmemek için çiğ olarak mı yemeliyiz?
Gıdaların pişirme işlemleri de dahil, herhangi bir yolla işlenmesi besin öğelerinde bir miktar azalmaya yol açar. Bu besin değeri kayıpları uygulanan sıcaklık derecesine ve süresinin uzunluğunu bağlı olarak artar. Örneğin; çiğ yumurta salmonella bakterisinin, çiğ çiğ et çeşitli bakteri ve parazitlerin, pastörize edilmemiş çiğ süt bir çok hastalık mikrobunun vücuda girmesine neden olur. Buna karşılık çiğ olarak tüketilebilen sebze ve meyvelerden besin öğelerini ve kalp, kanser gibi çeşitli hastalıklardan koruyucu maddeleri daha fazla alırız.

*Şekersiz besin aynı zamanda kalorisiz midir?
Tam olarak değil! Şekersiz bir besin şeker içermez, ancak diğer karbonhidratlardan, yağdan ve proteinden dolayı kalori içerebilir.

*Baharatlı besinleri tüketmek ülsere neden olur mu?
Besin seçiminiz ne ülser nedenidir ne de ülseri tedavi eder. Ülserin çoğu “helicobacter pylori” adlı bakteri nedeniyle oluşur ve antibiyotiklerle tedavi edilir.


kaynak:Doğru Bilinen Yanlışlar, Yanlış Bilinen Doğrular - Marie Claire | Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı - Diyetisyen Taylan Kümeli
 
[h=1]Sabahları Aç Karnına İçilen Suyun 5 Avantajı[/h][h=1]
diyetisyen_taylan_kumeli_su_icmenin_faydalari.png
1- Lenfosit sisteminizi düzenler. Lenf bezleri günlük hareketlerinizi düzenlemeye, vücut sıvılarını dengelemeye ve enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olur.

2- Cildin parlamasını sağlar. Su, kandaki toksinleri temizlemeye yardımcı olur, bu nedenle cildiniz temiz ve ışıltılı görünür.

3- Kilo vermenize yardımcı olur. Sabahları en azından 500ml’lik ılık su içmek metabolizmanızı %24 oranında artırmaya yardımcı olur.

4- Yeni kas ve kan hücreleri üretimini artırır.

5- Boş mide ile içilen su, kolon’u temizler ve besinlerin absorbe edilmesini kolaylaştırır.

kaynak:
Sabahları Aç Karnına İçilen Suyun 5 Avantajı | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]Kahvaltı Kültürü ve Doğru Bilinen Yanlışlar[/h][h=1]
diyetisyen_taylan_kumeli_kahvalti_kulturu.png
1- Kahvaltıda şekeri yüksek yiyecekler tüketmek gün içinde beynin daha iyi çalışmasını sağlar

Yanlış: Kahvaltıda fazla şekerli yiyecekler tüketince günün geri kalanında da devam edecek bir kısır döngü başlar. Kahvaltı şekerli bir yiyecekten oluşursa, kandaki glikozda hızlı bir yükselme olur. Bir saat gibi kısa süreden sonra kan şeker seviyeleri düşer, enerji seviyesi aşağı çekilir ve açlık açığa çıkar. Vücut bundan sonra hızlı bir doyum ve şeker seviyelerini yerine getirmek için bir başka şekerli atıştırmalığa ihtiyaç duyar.

2- Kahvaltıyı atlamak davranışsal ve duygusal problemlere neden olur.

Doğru: Kahvaltı atlandığında, açlık ve enerji seviyelerinde gün içinde hissedilecek düşüşler olur. Böylece sağlıklı düşünmek ve duyguları kontrol etmek edebilmek zorlaşır. Kahvaltıyı atlamak özellikle çocuklarda konsantrasyon eksikliği, öz güven eksikliği, sosyal etkileşim eksikliği, hiperaktivite ve sinirlilik gibi durumlara neden olur.

3- Sağlıklı bir kahvaltı 2 ila 4 farklı besin grubu içermelidir.

Yanlış: Sağlıklı bir kahvaltı, en azından 3 ve fazlası farklı Besin grubundan oluşmalıdır. Bunlar da tahıllar, sebze veya meyve, süt ürünleri, et ve alternatiflerinden oluşmalıdır. Bütün bunlar kahvaltıya ihtiyacı olan çeşitliliği kazandırır ve gün içinde enerji seviyelerini sağlam tutmaya yarar.

4- Kahvaltıda fazla yemek en iyi yöntemdir.

Yanlış: Az önce söylediğim gibi kahvaltıda önemli olan çeşitliliktir. Sadece 4 adet kızarmış ekmekten oluşan bir kahvaltının sağlıklı olmasını beklemek yanlış olur. Veya sadece 4 adet elma yemek de aynı şekilde sizi bir yere vardırmaz. Yiyeceklerin çeşitliliği, güne doğru başlamanız için ihtiyacınız olan enerji ve besinleri sağlamaya yardımcı olur.

kaynak:
Kahvaltı Kültürü ve Doğru Bilinen Yanlışlar | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]Kilo Verememenizin 12 Nedeni[/h][h=1]
taylan_kumeli_kilo_veremememizin_12_nedeni.png
Farkında olmadan diyetinizi sabote ediyor olabilirsiniz. Kilo kaybından sizi neyin alıkoyduğunu ve kilo verme düzeninin tekrar yerine oturmasını öğrenebileceğiniz ortak diyet hatalarına gelin hep birlikte göz atalım.







th_taylan_kumeli_kilo_veremememizin_12_nedeni_1_1.png
Yeteri Kadar Egzersiz Yapmıyorsunuz.

Birçok kişi egzersiz yaptığında ne kadar yağ kaybettiği konusunda her zaman abartılı hisseder. Kalori yakımını birçok faktör belirler, örneğin egzersizin süresi ve yoğunluğu, farklı yoğunluk seçenekleri ve egzersizin türü. Koşmak, yürümek ve aerobik gibi belirli bir ağırlığı taşıyan egzersizler, vücudun daha fazla çalışmasını gerektirdiğinden daha fazla kalori yakmanıza yol açar. Ama bisiklet ve yüzme gibi ağırlık taşımayan egzersizler, kaslarda fazla yerçekimsel gerilme olmadığı için daha az kalori yakan egzersizlerdir. Gerçekten egzersizinizi takip edip izlemenin en iyi yolu bir günlük tutmak veya gerçek süre ve yoğunluğu hatta yoğunluğu ne şekilde artırabileceğinizi görebilmek için bir kalp monitörü kullanmaktır.



Yeterli Uyku Almıyorsunuz

Birçok çalışma sonrasında uyku eksikliği daha fazla yeme ve kilo alımıyla bağlantılı bulunuyor. Mayo Klinik bir araştırma sonucunda yorgun insanların günde ortalama 500 kalori daha fazla yediği ortaya çıktı. Gece ve uyku dönemlerinde salgılanan birçok düzenleyici hormon bulunmaktadır. "Uyku eksikliği muhtemelen hormon salınımının doğru dizilişini etkileyebilir." Eğer gece yarısı televizyon izlemesi atıştırması veya arkadaşlarla parti yaptıysanız, geç kalkmak size ekstra kalorilerle geri dönebilir.

Çok Fazla Streslisiniz

Şikago Rush Ünviersitesi Tıp Bölümünde yapılan bir araştırmada, özellikle orta yaşlı kadınlarda stresin kilo alımına neden olduğu bulunmuştur.
Sürekli değişken bir uyku düzeni ve yağ koruma arasında bir bağlantı olduğu görünüyor (ki ikisi de hormonlarla ilgilidir) Ama aynı zamanda çoğu kadın duygularını yiyeceklerle yöneterek, düşüncesizce yemek yer çünkü yemekler çok kolay ulaşılabilir ve çabuk rahatlatıcı özellikleri vardır. Ve ne yazık ki kalori almak için de en kolay yoldur.
Öğünlerinizi Atlıyorsunuz

Öğün atlama günün ilerleyen saatlerinde yiyecek isteklerini ve aşırı yemelere yol açabilir. Sizde o sırada hangi yiyecek uygunsa onu daha fazla yiyerek kaçırdığınız kalorileri fazlasıyla alarak telefi edersiniz.
Vanderbilt Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, 72 saat boyunca sürekli olarak bir şey yemediğiniz takdirde, vücut kalori yakma yetkilerini kapatıyor ve yağ depolamaya başlıyor.
Klinik çalışmalarda bir haftadan sonra sağlıklı kadınlarda %16 oranında istirahat halinde bulunan enerji tüketimini kaybettikleri görüldü ki bu da yağ depolanmasının arttığını ve metabolizmanın yavaşlamaya başladığını gösterir


Çok Fazla Kalori Alıyorsunuz

Porsiyonları küçülterek daha az kalori alabileceğinizi düşünebilirsiniz fakat yediğiniz şeyin içindeki gerçek kalori miktarının farkında olmayabilirsiniz.
Benim size önerilerim: ölçme aletleri ve gıda ölçekleri kullanın, porsiyon boylarını tahmin edebilmek için görsel ipuçları öğrenin.
Örneğin, 85 gram protein bir iskambil destesi veya not defteri boyutundadır, bir fincan pirinç veya makarna beysbol topuna benzer ve 28 gram peynir iki adet oyun zarı gibi görünür. Gün boyunca tüketilen total miktarların gerçekten farkında olmak için yediğiniz ve içtiğiniz her şeyi yazdığınız bir yiyecek günlüğü tutun.

Çok Fazla Kalori İçiyorsunuz

Çoğu zaman insanlar içeceklerin aldığınız kalorilere önemli miktarda katkıda bulunduğunu göz ardı ederler. Bu 330 gramlık porsiyonların içindeki kalori miktarlarını göz önünde bulundurun: normal soda;150 ile 200 arası, şeker ilavesiz meyve suyu; 180 veya fazlası, tatlı çay; 150 kadar ve birçok sporcu içeceği; 100 ve üzeri. Bir hafta boyunca günde 3 porsiyon içeceğiniz içecekler 3500 kalori olarak hesabınıza yazılır, ya da bir haftada kaybetmiş olabileceğiniz 1 kiloyu kaybetmezsiniz. Tüm bu kalorili içecekler yerine suyu tercih ederseniz, çok fazla kaloriden kurtulup, kilonuzun azaldığını görmeye başlayacaksınız.

Diyet ve Egzersiz Konusunda Çok Dikkatsizsiniz.

Salata barına gidip tabağınızı sebzelerle dolduruyorsunuz fakat sonra zengin ve lezzetli görünen salata soslarını ekliyorsanız tabağınızı yüzlerce kalori ile dolduruyorsunuz demektir. Üç mil yürüyerek 300 kalori yakıyor fakat sonrasında aynı sayıda kaloriye sahip olan muffin'i yiyerek egzersizin bütün efektlerini yok ediyorsunuz. Kalori yakmayı maksimize edecek ve kilo kontrolünü sağlayan kalori açıklarını doldurabilecek sağlıklı, kalori kontrollü bir yemek ve egzersiz planına ihtiyacınız vardır. Egzersiz yaptığınız için kaloriler konusunda veya daha az kalori aldığınızı düşündüğünüz için egzersiz yapma konusunda umursamaz olmayın.

Hafta Sonları Kendinizi Bırakıyorsunuz

Hafta sonu kaçamakları hızlı bir şekilde kilonuza eklenir. Akşam yemeğinden önce yenen atıştırmalıklar, ekstra yiyecekler, tatlı ve alkollü içecekler günlük kalori alımınızı bir kaç yüz kadar artıracaktır. Aslında sorun, hafta sonu ne yendiyse, yenilen yiyeceklerin bütün hafta boyunca bir etkiye sahip olmasıdır. Bir gün boyunca toplamda 1300 kalori alıp kilo kaybederek günü kapatmaktansa, ortalama olarak 1600 kaloriye yaklaşarak, verilebileceğiniz kilonun önüne bir engel koyuyorsunuz Bir çözüm, hafta sonu boyunca bu kaçamakları diyetinizdeki kalori sınırları içerisinde yapmaktır.

Kilo Verme Konusunda Sabırsızsınız

Kilo vermede sonuçları görmek için zamana ihtiyacımız vardır, vücut kendi şeklini değiştirmek için yağ depolarına erişir onları enerjiye dönüştürür ve yağsız bir vücut dokusu oluşturmak için yeniden şekillendirir. Unutmayın ki, kilonuzun 500 gramı 3500 kalori ile eşdeğerdir. Eğer kilonuzu korumak için günlük 2500 kaloriye almak yeterliyse, bir hafta içinde 500 gr vermek istiyorsanız, bunun için günde 2000 kalori almanız ve 30 dakika egzersiz yapmanız gerekmektedir. Kulağa çok fazla efor sarf eceksiniz gibi geliyor olabilir, ki gerçekten de öyle. Diyet planlarına kendinizi inandırmanız çok zordur fakat inanmalısınız.

Tıbbi bir Durumunuz Olabilir

Hareketliliğin azalması ve daha az aktiviteye neden olan herhangi bir durum sonucunda kilo vermek büyük bir sıkıntı ve soruna yol açar çünkü egzersiz kısıtlıdır ve evde oturarak boş vakitleri doldurmak için sürekli birşeyler atıştırırsınız. Steroidler, bazı psikiyatrik ilaçlar, insülin ve bazı beta blokerler gibi ilaçlar kilo kontrolünü sağlamak konusunda zorluklara yol açar ve genelde bu sorunlar kilo alınarak son bulur. Rehabilitasyon aktivitesi, ilaçların düzünlenmesi veya bir diyetisyen ile birlikte özel bir diyet programı planlamak gibi konularda doktorunuza danışın
Ayar Noktası*

Kilo vermede ayar noktasına* gelmek sık karşılaşılan bir durumdur, fakat şunu bilmelisiniz ki bunun tamamen kilo ile alakası yoktur.

Sadece belirli bir ölçeğe bakarak belirgin olmayan olumlu fizyolojik değişiklikler yaşıyor olabilirsiniz; Eğer yağ dokusu kaybediyorsanız, aynı zamanda daha fazla yağsız vücut dokusu elde ediyor ve daha da zayıflıyor olabilirsiniz. Fakat metabolik hızınızın artmaya başladığı andan itibaren bu süre zarfında kilo vermeye devam edeceğinizi bilmelisiniz. Ayar noktasına geldiğinizde görünen şeyler düzensizlik veya vücudunuzun fazla su tutması gibi diğer faktörlerle bağlantılı olabilir. *Ayar Noktası: alınan enerji ile verilen enerjinin aynı olması durumu. Örneğin bir kişi günlük beslenmesiyle 1500 kalori alırken 1500 kalori yakıyorsa, aldığı enerji ve verdiği enerji eşitlendiğinden, kilo veremez. Çünkü bir kilo 7700 kalori karşılığıdır. Bu günlük beslenmemizi azaltarak ve fiziksel aktivitemizi artırarak sağlanır. Ayar noktasını atlayabilmenin tek çaresi verilen sağlıklı beslenme programını o noktada ekstra 100 ila 200 kalori düşürmek ve yapılan aktiviteyi de haftalık rutinin %25 üzerine çıkarmaktır.

Daha Fazla Kilo Vermeye İhtiyacınız Olmayabilir

Vücudunuz size, kilonuza ve boyunuza göre ideal kiloda olduğunuzu anlatmaya çalışıyor olabilir.
Kilo verme sürecindeki her türlü fazla girişim, kas kaybı ve metabolizma yavaşlamasına yol açar çünkü, daha düşük bir ağırlık elde etmek ve bunu korumak son derece sınırlayıcı bir beslenme planıyla elde edilebilir.
Bunu yaparken hala sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmeyi kontrol altında tutmak istiyorsanız, neden kilo vermek istiyorum sorusunu kendinize yöneltin, daha fazla kilo verme konusunda sizi ne etkiliyor olabilir ya da bu etkileşim ne kadar sağlıklı ve sizin için uygundur?

kaynak:Kilo Verememenizin 12 Nedeni | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı




[/h]
 
[h=1]Vücut Şekliniz Sağlığınız için Tehlikeli mi?[/h][h=1]
diyetisyen_taylan_kumeli_vucut_sekli_sagliginiz.png
Genelde vücut şekliniz genetik görünüşünüze bağlıdır fakat vücut tipini bilmek, genel sağlığınızı anlamak açısından oldukça yararlıdır. Fazla kilolu olmak sağlık problemleriyle bağlantılıdır. Eğer vücut tipinizin hangi sağlık sorunlarına eğilimi olduğunu bilirseniz, önleyici tedbirler almak ve sağlığınızı daha iyi yönetebilmenize yardımcı olursunuz.

Son araştırmalara göre, ne kadar miktar kilo taşıdığınız değil, kiloyu en çok nerede taşıdığınız önemlidir çünkü bu gelecekteki sağlık risklerinizi belirler.

Bel ve basen ölçümü yardımıyla vücut tipinizi kolaylıkla belirleyebilirsiniz. En yaygın olan vücut şekilleri genellikle elma ve armut tipidir. Gelin bunlar ne anlama geliyor hep birlikte öğrenelim.

Vücut Tipleri;

Elma Şekli: Genelde bel etrafında yağ depolanması eğiliminde olan vücut tipleri elma şekli olarak kabul edilir. Çünkü tıpkı elma gibi vücudun tam ortası geniştir. Elma şeklindeki vücut tipi genellikle erkekler arasında daha yaygındır.

Armut Şekli: Armut şekline sahip olan bireyler diğer bir yandan, vücuttaki yağların fazlasını kalça ve uyluk bölgesinde depolarlar. Bu vücut şekli kadınlarda daha yaygındır.

Hangi Vücut Tipine Benzediğinizi Nasıl Anlarsınız?

Bu sorunun cevabı bel basen oranı denilen bir ölçümden geçiyor. Bel basen oranınızı hesaplamanız için de ihtiyacınız olan tek şey bir mezura ve bir hesap makinesi.

Eğer bel basen oranınız 0.85 veya daha az ise vücudunuz armut biçimli olarak sınıflandırılabilir. Eğer bel basen oranınız 1 den fazla ise, vücut tipiniz elma şekli kategorisine girer.Büyük bir ölçüde, vücut şekliniz kilo aldığınız zaman yağların nerede birikeceğini belirler.

kaynak:
Vücut Şekliniz Sağlığınız için Tehlikeli mi? | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]Limonun Faydaları[/h][h=1]
diyetisyen_taylan_kumeli_limonun_faydalari.png
Sitrik Asit
Limon suyunun içindeki sitrik asit; safra taşı, kireçlenme ve böbrek taşlarının çözünmesi için yardımcı olur.

Karaciğere Yardım Eder.
Her sabah bir büyük bardak suyun içine eklenen taze sıkılmış limon suyu en iyi karaciğer detoksifiyesidir.

C Vitamini Açısından Oldukça Yükseklerdir.
Limon; grip ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyonlara karşı savaşan flavonoidler ve C vitamini bakımından zengindir.

kaynak:
Limonun Faydaları | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]Şeker Bağımlılığından Kurtulmanın Kolay Yolları[/h][h=1]
taylan_kumeli_seker_bagimliligindan_kurtulmanin_kolay_yollari.png
Eğer dondurma, kurabiyeler, pastalar ve şekerli meşrubatlar vazgeçilmezleriniz ise, üzülmeyin. Her zaman bir umut vardır. İşte, sizleri şeker bağımlılığından kurtarmanın kolay yolları. Deneyin ve hiç ummadığınız sağlıklı yollarla şeker alışkanlıklarını unutup sağlıklı yaşam yolunda nasıl yürüyebileceğinizi görün.

Tatlı şeylerden uzak kalmak mümkün görünmüyor mu? Bunun bir nedeni var. Şekerli bir şey yediğiniz zaman, beyindeki dopamin salınımı uyarılır, buda sizin mutlu ve huzurlu hissetmenizi sağlar. Beyin bu hissi tanır, sever ve daha da fazlasını istemeye başlar. Bunu öğrenmek sizi korkutabilir fakat birtakım uyuşturucu maddelerin de beyinde şeker ile aynı reseptörleri uyarabildiği bilinmektedir. Ve tehlikeleri sadece kilo almakla sınırlı değildir. Son araştırmalar şekerin böbrek hasarları, kanser riski ve kalp hastalıkları gibi en çok korkulan hastalıklarla bağlantısı olduğunu ortaya çıkardı.

İşte size şeker alışkanlıklarından kurtulmanın kolay yolları;

Krom

Krom kan şekerinin insülin düzenlenmesinde ve enerji üretiminde önemli bir rol oynar. Krom kan şekerinin düşmesini ve ani şeker ataklarını önler. Sizi sonrasında daha fazla şeker dalgalanmalarına sürükleyecek şeker isteklerinden kurtulmak için yemeklerinizin başında günde 200mcg olmak üzere krom alabilirsiniz.

Öğünlerinize Meyve Ekleyin

Sağlıklı kurutulmuş meyveler veya yaş meyveleri gibi doğal olarak tatlandırılmış şeyleri yiyeceklerinize ekleyerek, onların tatlı olduğunu düşünüp tatlı ihtiyacınızı sağlıklı bir şekilde kandırabilirsiniz. Böylece bir tatlı veya pastayı yemeden önce tatlı isteğini kesmiş olursunuz. Öğle yemeği vaktinde, hindi fümeli sandviçinizin içine bir tatlı kaşığı doğal kızılcık reçeli eklemeyi deneyin. Veya bir parça mangoyu doğrayıp ızgara tavuğunuza ekleyin. Hatta pilavınızın içine bir avuç kuru üzüm bile serpiştirebilirsiniz. Hayal gücü size kalmış...

kaynak:
Şeker Bağımlılığından Kurtulmanın Kolay Yolları | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]Diyetinizi Bozabilecek 10 Sağlıklı Beslenme Efsanesi[/h][h=1]
taylan_kumeli_diyetinizi_bozabilecek_10_saglikli_beslenme_efsanesi.png
Efsane: Az yağlı fıstık ezmesi sağlıklıdırGerçek: Yağı azaltılmış fıstık ezmesinin, normal olanına göre daha iyi bir seçim olması gerekmez. Aslında, daha düşük yağ içeriğini telafi etmek için genelde daha fazla şeker ve soydum eklenir.

Birçok markanın ürünleri raf ömrünü uzatmanın yanı sıra daha az yağlı olmasından dolayı lezzetini artırmak için trans yağ asitleri ve kısmen hidrojene yağlar -sizin için kötü, sinir bozucu yağlar- içeriyor bu nedenle dikkat ederek alıp, mutlaka etiketlerini okumak lazım. Bunlar yerine saf, katkısız taze yer fıstıkları sizin için en iyi seçimdir.

Efsane: Dondurmayı, dondurulmuş yoğurtla değiştirmek sizi kalorilerden kurtarabilir.

Gerçek: Bu değişim sizin için kalori tasarrufu olmayabilir. Çünkü bazı insanlar, nede olsa yoğurt tabi ki dondurmadan daha sağlıklıdır diye düşünüyor.

Ama yanılıyorlar. Dondurulmuş yoğurdu daha fazla yiyebileceklerini düşünüyorlar, böylece bu tüketim daha fazla kalori alarak sonlanıyor. Ayrıca, bazı markaların dondurulmuş yoğurtları, %50 daha az yağ içeren light dondurmalara göre neredeyse daha fazla kalori içermektedir.
*Dip Not: Etiketlerini okuyun ve porsiyonlarınızı gözetime alın.

Efsane: Meyve suyunu soda ile değiştirmek şekerden tasarruf etmenizi sağlar.

Gerçek: Hiç kimse sodayı kesmenin iyi bir şey olup olmadığını tartışmıyor fakat hızlıca içilen meyve sularına geçmek gerekli değildir. - bir kutu kola, şekersiz elma veya portakal suyuyla neredeyse aynı şeker miktarına sahiptir.- %100 meyve suyu vitamin, mineral ve antioksidanlar gibi sizin için iyi olan besinleri içerirken, çok fazla meyve suyu içmek kalorilerin hızla eklenmesiyle bel kısmınızda genişlemeye yol açar. Günde bir bardak %100 meyve suyunun fazlasını içmeyiniz. Daha fazla içmek için favori şekersiz meyve suyunuzu su veya soda ile seyreltebilirsiniz.

Efsane: Tereyağ yerine margarin kullanmak daha sağlıklıdır!
Gerçek: Tereyağı ve margarin tartışması yeni değil. Burada hatırlamanız gerek şey, satın aldığınız margarin türüne bağlı olarak tostunuzun üzerine sürdüğünüz birazcık margarin tereyağından çok daha zararlı olabilir.

Trans yağ içeren margarinler (hidrojene yağlar), kötü kolesterolü (LDL) yükseltmekle kalmıyor, aynı zamanda iyi kolesterolü (HDL) de düşürüyor. Her zaman en iyi seçenek değildir. Aslına bakarsanız, yarım yemek kaşığı tereyağ sadece 45 kaloridir ve herhangi bir trans yağ içermez.

Eğer margarin tadını tercih ediyorsanız veya süt ürünlerine intoleransınız varsa, araştırmalara göre kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan, bitkisel stanollerden yapılmış margarinleri kullanabilirsiniz. Ayrıca margarin ve tereyağının kalori ve yağ miktarlarının aynı olduğunu unutmayın.

Efsane: Düşük Yağlı veya Şekersiz Kurabiyeler Akıllıca Tatlı Seçenekleridir

Gerçek: Eğer kurabiye veya tatlı yemek istiyorsanız, gerçek olanının çok küçük bir miktarını yemelisiniz. Şekersiz veya yağsız çeşitler her zaman daha fazla yiyebileceğinizi hissettirir ve sizi fazla yemeye sevk eder. Ayrıca çok sevdiğiniz aburcubur veya kurabiyelerin şekersiz veya yağsız versiyonları, sizlere düşündüğünüz kadar fazla kalori tasarrufu yaptırmaz.

Efsane: Salata Her Zaman En İyi Yoldur!

Gerçek: Yediğiniz şey size bir boşluk gibi göründüğünde, her zaman gittiğiniz burger restoranındaki favori burger siparişinizi salata için değiştirin. Bu tercih sağlıklı olsa da, garantisi yoktur. Örneğin: Izgara tavuklu sezar salatası 380 kalori ve 23 gram yağ içerirken, düz sade bir hamburger 250 kalori ve 9 gram yağ içerebiliyor. Ama eğer kızarmış tavuklu salata seçtiyseniz, 540 kalori ve 36 gram yağ içeren bir salataya bakıyorsunuz demektir. Salata seçerken aynı zamanda bir sürü kalori ile paketlenmiş salata soslarına da dikkat etmelisiniz. Balzamik veya italyan sos gibi daha az yağlı sosları tercih edin ve ranch veya sezar gibi ağır kremalı soslardan kaçının. Kruton, peynir, jambon veya herhangi bir kızartma ile süslenmiş salatalar istemediğiniz kadar fazla kalori ve yağ ile paketlenmiştir.
Efsane: Taze Ürünler Dondurulmuş Meyve ve Sebzelere Göre Her Zaman Daha İyi bir Seçimdir.

Gerçek: Dondurulmuş meyve ve sebze satın almanın herhangi bir yanlışı yoktur, özellikle de sezonu dışındaysa. Eğer sezon dışında bir ürün satın alıyorsanız, ürünün saklanması ve taşınması için daha fazla para ödüyorsunuz demektir yani bunun anlamı da besin kaybı olarak çevirilebilir.

Dondurulmuş ürünler aslında gerçekten sağlıklı seçimdir çünkü olgunlaşmanın en zirvesine geldiklerinde dondurulurlar.

Katkı maddesi, şeker içermeyen markaların ürünlerini alın ve soslu sebze karışımlarından sakının. Eğer tek seçeneğiniz konserve olarak satın almaksa, meyve ve sebzelerin kendi suları içinde ve düşük sodyumlu olanlarını alın. Tüm konseve sebzeleri pişirmeden önce soğuk suyun altına tutmak, sodyum içeriğini biraz olsun düşürebilir.

Efsane: Hindi Pastırması Normal Olanından daha Az Yağ ve Sodyum İçerir

Gerçek: Hindi eti daha etine göre daha yağsız olsa da, hindiye pastırma tadı vermek için neler eklendiği konusunda dikkatli olmalısınız. Tipik olarak yağ, tuz ve bazı durumlarda kalori, eğer yüksek değilse aynıdır. Sodyum ve yağ oranı düşük, iyi marka hindi pastırmalarını bulmak için marketinizde ufak bir gezintiye çıkmalısınız

Efsane: Kahverengi Yumurtalar Daha Sağlıklıdır.

Gerçek: Söz konusu yumrta olduğunda dışındaki rengin, içindeki besin içeriğiyle hiçbir ilgisi yoktur. Kahverengi ve beyaz yumurta bulunan besin içerikleri temelde aynıdır, ancak, kahverengi yumurta genellikle daha pahalıdır. Normal kahverengi yumurtalar yüksek fiyat etiketine değer değildir. Eğer yumurtanın besin içeriğini artırmak istiyorsanız, paketinin üzerinde ''omega-3 bakımından zengindir'' (tavuklara verilen besin omega-3 açısından zengindir) yazan markaları seçin; biraz daha pahalıdır evet, ama bu durumda ödediğiniz miktarın faydalarını gerçek anlamda alırsınız.

Efsane: %2 Süt, Tam Yağlıdan Daha Düşük Yağ İçeriğine Sahiptir.
Gerçek: Sütün etiketlenme aşaması bu konuda çok büyük bir hata yapar. %2 süt, tam yağlı süte göre kulağa çok daha az yağ içeriyor gibi geliyor fakat, gerçekte tam yağlı süt kabaca %3 yağ içerir, yani aralarında pek fazla fark yoktur. Az yağlı bir yiyeceğin, porsiyon başına 3 gram yağ içerdiği tanımlanır ve %2 süt porsiyon başına 49 gram yağ içerir. Benim sizlere önerim, tamamen yağsız süt veya soya sütünü tercih etmenizdir.

kaynak:
Diyetinizi Bozabilecek 10 Sağlıklı Beslenme Efsanesi | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]150 yıl ömrün sırrı renkli beslenmede[/h][h=1]
150_yil_omrun_sirri_renkli_beslenmede_taylan_kumeli.png
Diyetisyen Taylan Kümeli: Siyah üzüm, ahududu gibi vitamin zengini renkli meyve-sebzeleri tercih edin. Doğru mönü ve hayat tarzıyla 150 yıl yaşayabilirsiniz.

Ünlü diyetisyen Taylan Kümeli "Daha renkli beslenin; siyah üzüm, çilek ve ahududu ilk tercihiniz olsun. Soğan, sarımsak ve lahana dışında beyaz yemekten kaçının" diyor. Doğru mönüler ve yaşam tarzıyla 150 yaşına kadar yaşamanın mümkün olduğunu öne süren Taylan Kümeli, mutfağı ilaç gibi kullanabilmenin formülünü verdi: Yaşlanma hızınızı ve çeşitli hastalıklara yakalanma riskinizi bazı noktalara dikkat ederek geciktirebilirsiniz. Daha genç ve geç yaşlanmak istiyorsanız aşağıdaki önerileri unutmamalısınız.

Kanserojenlere maruz kalma sürenizi azaltın: "Serbest radikaller" olarak bilinen ağır metallerle kurşun, civa, alüminyum etkileşim sürenizi en aza indirin. Şehir yaşamında oldukça zor olan bu durumun üstesinden gelebilmek için haftanın belli günlerinde ormanlık alanlarda yürüyüş yaparak hem ruhunuzu ve hem de bedeninizi arındırın.

Doğal antioksidanlar olan sebze ve meyvelere; brokoli, ıspanak, portakal, çilek, ahududu gibi vitamin ve mineral zengini besinlere bol bol yer verin.

Daha fazla pigment tüketin: Ahududu, çilek, erik, siyah üzüm ve kiraz gibi meyveler ile bu meyvelerin kabukları bol miktarda antioksidan içerikli renkli bileşikler ihtiva ederler. Ispanak, brokoli ve kırmızı biber gibi sebzeler de aynı güce sahiptir. Bu besinler çeşitli hastalıkların neden olduğu problemlerin oluşumunu yavaşlatabilir veya başlangıcını geciktirebilir. Bu nedenle soğan, sarmısak, lahana dışındaki beyazlardan kaçının. Bol veya koyu renkli, pigment içeriği fazla olan sebze ve meyvelerden tüketin.

Özellikle kan şekerini kontrol etmede problemleri olan veya aile öyküsünde diyabet bulunan biriyseniz şeker, beyaz un, beyaz pirinç gibi basit karbonhidratların sahip olduğu boş kalorilerden kaçının. Yüksek kan şekeri yaşlanma işlemini yüzde 30 oranında artırmaktadır.
YASAKLAR KOYMAYIN

Antioksidan vitamin ve besin desteklerine olan ihtiyaçlarınızı düşünün. Antioksidan besinleri yeteri miktarlarda tükettiğinizde belki vitamin veya besin desteklerine ihtiyacınız olmayabilir. Ancak herhangi bir rahatsızlığınız ya da riskiniz varsa daha fazla dikkat etmek zorundasınız.

"Alfa lipoic" asit özellikle derin ve soğuk su balıklarında ve keten tohumunda bulunur. Yaşlanmayı yavaşlatır.

"Lycopene" kırmızı yiyeceklerde bulunur, yaşlanmayı önler.

Beslenmenize yasak koymayın. Önemli olan besinin ne kadar, ne sıklıkta ve nasıl tüketileceğini bilmektir. Patates cipsini asla yiyemezsiniz demek yerine, haftada bir defa bir avuç ve bir kase yoğurtla yiyebilirsiniz demek daha doğru olur.

YAŞLANMA ÖNLEYİCİ MÖNÜ

Yağ, şeker, tuz tüketimini azaltın.

Yağı alınmış süt ve yoğurt kullanın.

Günde 2.5 litre su için.

Diyet lifi içeren sebze, meyve, tahıl, kuru baklagilleri tüketin.

Haftada 2 kez balık tüketin.

Etli pişirilen yemeklere dışarıdan yağ ilave etmeyin, eti kendi yağı ile pişirin.

Katı yağ tüketiminizi azaltın. Yemeklerinizde fındık yağ, ayçiçek, soya, mısırözü, salatalarınızda zeytinyağı kullanın.

Esmer ekmeği tercih edin.

Sigara, alkol, kafein tüketiminizi azaltın.
Ağız ve diş sağlığınıza dikkat edin.

Yaşama sarılın. Düzenli olarak egzersiz yapın.

Şişmanlıktan sakının.

kaynak:
150 yıl ömrün sırrı renkli beslenmede | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]Bölgesel Kilolarınızdan Kurtulmak için Doğru Çözüm[/h][h=1]
taylan_kumeli_bolgesel_kilolardan_kurtulma.png
Danışma Merkezimize müracaat eden ve amacı kilo vermek olan danışanlarımın sordukları en önemli konulardan birisi bölgesel kilolardır. Taylan Hanım biz bu kiloyu vereceğiz ancak basenim ve /veya göbeğim gidecek mi? sorularıdır. Bu soruyu sormakta kısmen haklı olsalar da kilo vermeyi sadece bedenin yağlarından arınmak olarak görmemelidirler. Kilo vermek başlangıç noktasındaki kilomuzdan ideal kilomuza gelene kadar degiştirdigimiz beslenme alışkanlıklarımızdır. Eğer bunun dışında metabolik bir nedenle kilo alıyorsak beslenme eğitimine paralel bu dönemde onun tedavisine de başlamalı ve tıbbı tedavi gerektiren konuları sadece çözüm esnasında değil koruma gerektiren durumda da takip etmeliyiz.

Bu esnada bölgesel kiloların verilmesi istendiğinde alınma nedenlerinin de çok iyi biliniyor olması gerekir.Karın bölgesindeki kilolar elma tipi dediğimiz ve genellikle insüline karşı rezistansı olan kişilerde olur.Yine karın yağlanmasından şikayeti olanlar karbonhidrata düşkün ve hızlı yemek yiyenlerdir ..Böyle kişilerde karbonhidrat mutlaka yenecekse öğlen ve rafine edilmemiş olanı yenmeli,yemek yeme süresi 20 dakikaya uzatılmalı,ve insülinle ilgili herhangi bir problemi varsa tıbbi tedavi almalıdır.

Basen genişliği ise genellikle genetik olup kadınlık hormonlarıyla ilgilidir. Aynı zamanda kadınlarda doğurganlığın simgesidir. Ayrıca üst üste doğumlar, doğum kilolarının verilememesi, oturarak çalışma, fiziksel aktivite yoksunluğu da basen büyüklüğünün diğer nedenleridir.

işte böyle durumlarda danışanın vücudu çok iyi incelenmeli ve özellikle kilo verme süreciyle birlikte, bölgesel problemleri yok edici tüm yöntemler aynı anda başlatılmalıdır.Yani spor, bölgesel masaj, , SPM gibi ses dalgalarının kullanıldığı herhangi bir kimyasal barındırmayan sistem, LPG- INTEGRAL, inceltici kremler
[/h]
 
[h=1]Yazın En Büyük Sıkıntısı Selülit[/h][h=1]
yazin_en_buyuk_sikintisi_selulit.png
Yaz aylarına çok az kaldı… Bahara daha yeni merhaba diyorduk ki işte kısa süre sonra yaza gireceğiz. Bayanların en büyük sıkıntıları ise bir güzellik kusuru olarak kabul ettikleri selülit. Özellikle yaz aylarında kumsallarda maalesef bu gözler önüne serilen, derinin alt tabakasında, yağ dokusunun hemen çevresinde oluşan ve derinin üst bölümünde pütür pütür görüntü bırakan bir hastalık. Keşke sihirli bir değnek olsa ve anında bu problemimizi ortadan kaldırabilse ne hoş olurdu öyle değil mi? Maalesef hayatta masallardaki gibi kullanabileceğimiz sihirli bir değnek yok. Fakat selülitle baş edebilme konusunda yapabileceklerimiz var!!

Özellikle kadınlarda görülen ve deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çöküntülerle ve portakal kabuğu görünümüyle kendini gösteriyor.

Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörlerdir.

Sıklıkla bölgesel olan selülit, kilolu, zayıf, balık etli, uzun, kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor. Selülit nadiren erkeklerde de oluşuyor, ancak kadınlarda daha büyük sorun olması, östrojen hormon düzeyinin onlarda daha fazla olmasıyla ilgili. Selülitin tek nedeni östrojen değil; başka tetikleyiciler de var. Sigara damarların en büyük düşmanı. Güçlü bir damar daraltıcı özelliğe sahip olan sigara, cildin yeterince beslenmesini engelleyerek selülite neden oluyor. Hareketsiz yaşam biçimi, sürekli bacak bacak üstüne atarak oturmak, çok dar pantolon ve diz altı çorap giymek de dolaşım sistemini ve lenf sisteminin düzenli çalışmasını engelleyerek selülite yol açabiliyor. Bunlar, kişinin yaşam tarzı ve alışkanlıklarına bağlı etkenler. Ancak selülitin, kan dolaşımındaki bozukluklar, ailesel yatkınlıklar ve hormonal etkenler gibi elimizde olmayan nedenleri de var. Selüliti önlemek için ilk alınacak önlem, sigarayı bırakmak. Düzenli spor yapmak yalnızca genel vücut sağlığı için değil, selüliti önlemek için de çok önemli. Günde 30-60 dakika yapılan yürüyüş, bisiklete binmek veya merdiven inip çıkmak kan dolaşımını düzenleyerek selülit oluşumunu engelliyor. Yalnızca kilo vererek selülitten kurtulmak mümkün değil. Beslenme alışkanlığını değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmek önemli. Beslenme ne kadar tek yönlü olursa, selülit de o kadar çabuk oluşuyor. Özellikle fast food ve hazır yemekler dokuları kötü yönde etkiliyor. Hayvansal yağlar, fazla şeker ve tuz da oldukça zararlı. Bunlar yağ hücrelerini şişiriyor, dokularda su birikmesine yol açıyor ve
vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyor. Günlük beslenme programında tuz, şeker ve yağdan fakir, sebze ve meyvelerden zengin bir diyet kan dolaşımını artırıp bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor. A ve C vitamini alımını artırmanın selüliti azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle, mutlaka günlük meyve tüketimine özen göstermek gerekiyor. Bol lifli gıdalar ve çinko alımı da selüliti engelliyor. Selülit önlemekte bol su içmek de önemli. Su, idrar oluşumunu artırarak vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlıyor.

Beslenmeye ve yaşam biçimine yönelik alınacak önlemler

• Günde en 2,5-3 litre su içilmeli.

• Günde 30-60 dakika egzersiz yapın,hayatınıza hareket katın

• Rafine şekerlerden uzak durulmalı ve günlük tuz tüketimi azaltılmalı.

• Yemeklerde kullanılan yağ miktarı azaltılmalı.

• Alkol, sigara, koyu çay-kahve ve gazlı içeçek tüketimi minimuma indirilmeli.

• Yemekleri pişirirken kızartma yerine haşlama ya da buğulama yöntemi tercih edilmeli.

• Mümkün olduğunca mevsiminde ürünler tüketmeye özen göstermeli, dondurulmuş ve konserve ürünlerden kaçınılmalı.

• Metabolizmanın düzenli çalışması için öğün atlamamaya özen gösterilmeli.

• Çok sık kilo alıp vermekten kaçınılmalı.

• Günlük alınan posa miktarı artırılmalı, posanın en iyi kaynakları sebze, meyve ve kurubaklagiller mutlaka beslenme sisteminin içerisinde yer almalı.
• Stresten uzak durmaya çalışın.[/h]
Sihirli Değnek Yok! Ama Selülite Destek Tedavi İle Kısa Zamanda Sonuç Alınabilmekte!!

Selülitle baş etme beslenme ve yaşam biçiminin sağlıklı bir şekle dönüştürülmesi yanında selüliti azaltma amaçlı tedavilerle de desteklenirse, işte o zaman kısa zamanda sonuç alınması sağlanmaktadır. Selülitle savaşmak için günümüzde tıp doktorları, uzay bilimciler ve kozmetologların işbirliği ile uzun yıllar süren araştırmalar neticesinde geliştirilen, özellikle akut lenf dolaşım bozukluklarının tedavisinde önemli yer tutan, toksin arındırma ve vücut sıkılaştırma amaçlı kullanılan “Vacustyler”, ”SPM Vacupress”, “Slide Styler” ‘’LPG- INTEGRAL’’ gibi uygulamalar bulunmaktadır. Yani yaşam tarzı değiştirmek, beslenme biçiminizi sağlıklı bir hale getirmekle beraber, uzman terapistlerce kişisel ihtiyaçlarınız ve hedefleriniz doğrultusunda özel programların belirlenmesiyle, selülit tedavisinde kısa zamanda sonuç almanız artık çok uzak değil..Bu uygulamaların yanında selülit tedavisinde masajın da ayrı bir önemi bulunmaktadır. Ayaktan başlanarak diz, baldır ve kalçalara kadar uygulanan selülit masajı sayesinde bozuk kan dolaşımı yeniden düzenlenmekte, toksik maddelerin atılması ve hücrelere daha iyi oksijen gitmesi sağlanmaktadır. Böylece selülit tedavisi etkin bir biçimde uygulanabilmektedir.
 
[h=1]Baharat Rehberiniz[/h][h=1]
BaharatRehberiniz.jpg
Baharatlar, yiyecek ve içeceklere çeşitlilik, lezzet ve zevk ekleyerek hayatımızda çok büyük rol oynar. Hatta bazı baharatlar antioksidan içerdiğinden dolayı sağlık yararları oldukça fazladır. Baharatlar, tohum, meyve, kök, tomurcuklar, gövde ve kabuk gibi çeşitli tropik bitkiler ve ağaç bölümlerinden meydana gelir. Genellikle kuru formda bulunurlar.

Baharatlar çok önemsiz bir kaloriye sahip olmakla birlikte, yiyeceklerinize fazlasıyla lezzet katar. Gelin 6 önemli baharatımızı daha yakından tanıyalım ve lezzetli yemekler oluşturmak için onları nasıl kullanabileceğimize göz atalım. Baharatları kullanarak ne kadar eğlenebileceğinizi görün. Şunu da unutmamalıyız ki, çekilmiş baharatlar bütün haldeki baharatlara göre tatlarını daha hızlı bir sürede yayarlar. Ve son olarak, baharatlar tüm bir yemeğin tadını bastırıp değiştirmek için değil, yemeklere daha fazla tat katmak için kullanılır.

Cayenne_arnavut_biberi.jpg
Cayenne (arnavut biberi)

Cayenne genelde çekilmiş kırmızıbiber olarak da bilinir, belli bir zeminde kurutulmuş acılı kırmızıbiberden elde edilir. Cayenne acı sosların içindeki en önemli maddelerden biridir. Yemeklere sıcaklık katar. Cayenne barbekü soslarında da sık sık kullanılır, fakat aynı zamanda domates sosları, çorbalar, güveçler, peynir sosları ve yağsız etleri tatlandırmak için de kullanılabilir.

tarcin.jpg
Tarçın

Tarçın yaprak dökmeyen tarçın ve sinameki ağaçlarının kabuğundan elde edilir. Çubuk veya toz formlarında satılır. Tarçın aroması, güçlü ve baharatlıdan, tatlı ve yumuşak tada kadar giderek yemeklerde ve fırında pişirilen yiyeceklerde kullanılmak üzere çok yönlü bir baharat olarak aktarlarda yerini bulur. Tarçın; kurabiye, ekmek, pasta, şeker, kahve ve diğer içecekler gibi birçok alanda kullanılabilir. Aynı zamanda etleri baharatlandırmak, marine etmek ve makarna sosları için de kullanabilirsiniz. Tarçın aynı zamanda balkabağı ve tatlı patates gibi tatlı sebzelerle birlikte de çok güzel uyumlanabilir. Hatta tarçını meyve salatası veya fırınlanmış fasulyelerde birlikte de kullanabilirsiniz.


kimyon.jpg
Kimyon

Kimyon, maydanoz ailesinden bir bitkinin kurutulmuş tohumlarından elde edilir. Lezzeti tamamen doğal ve biraz cevize benzer. Kimyon tohum halinde veya öğütülmüş olarak satılır. Kimyon tohumlarının tadını artırmak için, yapışmayan bir tavada kuru bir şekilde kavurabilirsiniz. Kimyon genellikle körinin içinde kullanılır. Aynı zamanda nohut, çeşitli yahniler, kuskus, sebze tabakları ve çeşniler ve bir çeşit yoğurt bazlı hint yemeği olan raita ve bunlar gibi yiyecekleri tatlandırmada kimyon kullanılır.



[/h][h=1]
Paprika.jpg
Paprika

Paprika, öğütülmüş tatlı kırmızıbiberlerden üretilir. Paprikanın aroması türüne göre değişerek hafif, tatlı veya acı olarak satılabilir. Geleneksel olarak Macar mutfağına özgü gulaş çorbasında bulunur, ama aynı zamanda paprikayı, patateslere, peynir soslarına, domates soslarına, fırınlanmış balık veya tavuğa, çorba ve salata soslarına ekleyebilirsiniz.




Safran.jpg
Safran

Safran mor çiçekli çiğdem bitkisinden meydana gelir. Genellikle toz veya parça parça formundadır.Safran parçacıklarını kullanmak için, tabağınıza eklemeden önce ezip sıcak suyun içinde 15 dakika bekletebilirsiniz. Veya yemek pişirme aşamasında da ekleyebilirsiniz.Yemeden önce yemeğin içinden parçacıkları ayıklayabilirsiniz fakat safran yenilebilir bir bitkidir. Bir İspanyol yemeği olan Paella gibi safran yiyeceklere sarı renk verir. Aynı zamanda safranı çorbalar, deniz mahsulleri, tavuk, makara veya pilav tarzı yiyeceklerde de kullanabilirsiniz
Zerdecal.jpg
Zerdeçal

Zerdeçal zencefille ilgili bir kökten meydana gelir. Tadı keskin ve odunsudur. Zerdeçal genellikle Güney Asya mutfaklarında kullanılır.Patates, mercimek, karnabahar ve pilav ile çok güzel bir şekilde uyumlanabilir. Yemeklere sarı bir renk katar




kaynak:
Baharat Rehberiniz | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]Hiç acıkmadığımız halde neden yeriz?[/h][h=1]
taylan_kumeli_hic_acikmadigimiz_halde_neden_yeriz.png
Duygusal yeme davranışında kişiyi yemeye yönlendiren şey aslında "açlık" değil, "çözümlenemeyen duygulardır". Açlık yavaş yavaş gelişir ve midede hissedilir, buna karşılık, duygusal yeme atağı aniden meydana gelir ve özellikle ağızda, "bir şeyler yeme isteği" olarak kendini gösterir.

Duygusal yeme eğilimi olan kişiler baş edemedikleri olumsuz duygularının neticesinde hemen bir şeyler atıştırarak, kendilerini o an için rahatlatırlar. Ancak, çoğu zaman farkına vararak, keyfini çıkararak yenmez bu atıştırmalıklar, tam tersine bir de bakılır ki koskoca bir paket cips bitivermiş, ya da en büyük boy çikolata paketinden geriye bir şey kalmamış! Sorunlarıyla direkt bir biçimde yüzleşmeyen, sıkıntılarına çözüm bulmaya çalışmayan bu kişilerin yedikleri, adeta bir ağrı kesici görevi görür, ama her ağrı kesici gibi etkileri sadece kısa bir süre içindir! Bir sonraki sıkıntı verici ve baş etmesi güç duyguda, bu kişiler kendilerini tekrar yemekle teskin etmeye çalışır ve bu böyle sürer gider. Duygusal yeme eğilimi olan kişiler, artık bir süre sonra fazla kilolu kişiler haline gelir ve ondan sonraki süreçte baş etmeleri gereken şeyler bir değil birkaç tane olur: İlk etapta kendini gösteren duygular (stres, üzüntü, can sıkıntısı, kzıgınlık vb.) ve yedikten sonra hissedilen pişmanlık, suçluluk, başarısızlık düşünceleri..Bu durum tam bir kısır döngüye dönüşüp, yıllar boyu devam edebilir.

Fiziksel açlık, bekletilebilir.

Duygusal yeme, arkasında suçluluk bırakır; fiziksel açlığı doyurmak için yenen yemek bırakmaz . Tok olduğunuzda bile, bir duyguyu tatmin etmek için yiyor iseniz, bundan sonra da yemeye devam edeceksiniz demektir. Aç olduğunuz için yediğinizde isdoyduğunuzda duracaksınız.

Duygusal açlık bastırdığı zaman, en önemli belirtilerinden biri belirli bir yiyecek üzerine odaklanmanızdır, bunun daha çok bir rahatlatma yemeği olduğunu bilirsiniz.

Rahatlatıcı yiyecekler, insanların bir duyguyu sağlamak ya da sürdürmek için tercih ettikleridir. Negatif ruh halleriyle birlikte gelen istek yeterince ilginç değilmiş gibi bazı insanlar kendilerini ancak bu yemeklerle iyi hisseder.
Dondurma rahatlatıcı yemekler listesinin en başında gelenlerden birisidir. Dondurmadan sonra, kadınlar için çikolata ve kurabiye; erkekler için pizza, biftek ve güveçler gelir...

Hepimiz bazen duygusal sebeplerden dolayı yeriz. Ama yemek yemek duyguları ayarlamak için insanın tek ve ana stratejisi haline gelmemelidir. Özellikle de o insan seçimlerini son derece sağlıksız yiyeceklerden yana yapıyorsa...

Eğer yiyorsanız, aç değilseniz, vücudunuzun kaloriye ihtiyacı yok demektir. Bu sıklıkla olmaya başlarsa, bu ekstra kaloriler vücudunuzda yağ olarak depolanmaya başlar ki bu da ileride çok daha ciddi sağlık problemleri ile karşılaşmanıza sebep olur.

Yemek yemek yerine bir arkadaşı aramak, yürüyüşe çıkmak, evi toparlamak ya da başka işlere yönelmek çok daha sağlıklı olacaktır.

Bir yemek günlüğü edinin ve neler yediğinizi yazın. Hangi saatte yeme ihtiyacınız oluyorsa yarım saat öncesinde sağlıklı bir yiyecek yiyin.Bu şekilde ne zaman ne yemek istediğinizi fark edeceksiniz. 2-3 hafta yazmayı sürdürdüğünüzde ise duygusal bir yiyici olup olmadığınıza karar vereceksiniz. Eğer öyle iseniz, profesyonel yardıma ihtiyacınız var demektir.

Eski çağlarda, insanlar acıktıklarında karınlarını doyurmak için yerlermiş ve zaten işlerinin büyük bir kısmı bedensel olarak çalışmayı da gerektirdiği için yediklerinin kalorisini büyük ölçüde yakarlarmış. Ancak, dünyanın gelişmesiyle ve tüketim seçeneklerinin zenginleşmeye başlamasıyla “yemek” artık sadece açlığı doyurmak için değil, keyif almak için de gerçekleştirilen bir davranış olmaya başladı. Hepimiz gündelik yaşamımızda, zaman zaman, sadece tadını sevdiğimiz için, keyif almak için tabii ki bir şeyler yiyebiliriz. Ancak, bunun sıklığı artmaya başlamışsa ve üzüntü, stres, öfke gibi olumsuz duyguları her hissedişinizde kendinizi buzdolabının önünde, özellikle de hemen tüketebileceğiniz şekerli, yağlı, unlu yiyeceklere elinizi uzatırken buluyorsanız, duygusal yeme atakları yaşıyor olabilirsiniz.

Duygusal yemeyi nasıl durdurabilirsiniz?

Bu bilgiler ışığında, duygusal yeme ataklarınız olduğunu düşünüyorsanız, çevrenizin desteğini de alarak, ilk olarak kendi kendinize yardım etmeyi deneyebilirsiniz. Sağlıklı baş etme becerisini kazanmaya doğru ilk adım, yeme isteğiniz belirdiğinde, duygularınızı ve yaşadıklarınızı isimlendirerek durumu tanımlamanız ve farkındalık kazanmanızdır.
Ancak, bazı duygusal yeme ataklarının temelinde kronik stres, depresyon, panik atak, yeme bozuklukları gibi psikolojik sorunlar yatabilir ve kendi kendinize yardım etme girişimleriniz büyük olasılıkla yeterli olmayabilir. Bu tür durumlarda, konusunda uzman bir psikoloğun yardımına başvurmanız, tıbbi destek almanız gerekiyor ise bir psikiyatri uzmanı ile görüşmeniz, sıkıntılarınızı etkili biçimde çözümlemenizde size yardımcı olacaktır.

Açlığınız duygusal mı biyolojik mi?

Gerçek açlık hissi tamamen biyolojik ve etkisini yavaş yavaş gösteriyor.

Duygusal açlık ise tamamen psikolojik sorunlar üzerinden şekilleniyor. Şayet ikisi arasındaki farkı anlamakta zorluk çekiyorsanız, aşağıdaki yorumları dikkatle incelemeniz yeterli...

Biyolojik açlık

• Yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
• Sebzeden meyveye her türlü besinle yok etmeniz mümkün.
• Boyun altından başlayan bölgede etkisini gösteriyor (Karın guruldaması gibi...) • Öğünlerden birkaç saat sonra başlıyor.
• Yemek yedikten sonra tamamen kayboluyor.
• Tatminkârlık sağlıyor.
Duygusal açlık

• Bir anda ortaya çıkıyor.
• Genellikle belli yiyeceklere yöneliniyor.
• Boyun üstündeki bölgelerde etkisini gösteriyor. (Çikolata yemeyi hayal etmek gibi...)
• Son yediğiniz öğün ile hiçbir bağlantısı bulunmuyor.
• Tok olmanıza rağmen yemeğe devam etmek istiyorsunuz.
• Pişmanlığa neden oluyor.
Stres ve beslenme her zaman bağlantılı olmuştur - bu bir gerçektir. Sağlıklı ve Dengeli bir diyet yapan kişi ,dengesiz diyet yapan birinden daha az stresli olması muhtemeldir.

Stres artık dünyada milyonlarca insanı etkileyen, önemli bir sağlık bozukluğu olarak bilinir.

Gıdalar stres seviyelerini nasıl etkiler?

Gıda, stres ve yardım

Sağlıklı, besleyici gıdalar tüketerek ve nefes egzersizleri yaparak stresten biraz olsun kurtulmak mümkündür. Bu yöntemler sadece etkili değil aynı zamanda maliyetsizdir ve herhangi bir yan etkisi yoktur. Yüksek vitamin ve mineral düzeyleri ile gıdalar aktif stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olur.

Bazı yiyecek ve içecekler stresi kötüleştirebilir.

Stres tetikleyebilir ve kötüleştirebilir Yiyecekler ve içecekler şunlardır:

• Enerji içecekleri
• Hızlı yenen yemekler
• Tereyağı, peynir
• Et ve kabuklu deniz ürünleri
• Şeker
• Alkol
• Gazlı içecekler ve çikolatalı içecekler
Abur cubur her zaman lezzetlidir ancak dengeli ve sağlıklı beslenme için iyi değil. Bunlar protein, yağ ve strese neden olabilir hayati mineraller ve vitaminler, içermezler. Karbonhidrat yüksek düzeyde içerirler.

Kalorisi yuksek olan iceceklerden kacinin..Içeceklerdeki karbondioksit yüksek düzeyde stres artırabilmektedir, bu nedenle alkolsüz içecekler diyet için gereksiz olarak kabul edilir. Şekerden kaçınılmalıdır.

Tavsiye edilen gıdalar:
• Taze sebzeler
• Taze meyveleri
• Balık
• Çorbalar
• Yoğurtlar
• Bitkisel ürünler
Taze meyve ve sebze stresi azaltmak için harika vitamin ve mineral destegi saglar. Sebzeler aynı zamanda kabızlık tedavisinde yararlı olduğu yüksek lif içeriği var.

Uskumru gibi balık kalp için son derece iyi ve kalp hastalıklarından koruyabilir omega yağ asitleri içerir. Büyük bir bellek güçlendirici - Balık da kolin içerir.

Yoğurtlar iyi işleyen bir sinir uyarılarının korumak için gerekli kalsiyum gibi mineralleri sağlarlar. Kalsiyum aynı zamanda etkili bir bağırsak florasının (düzgün yemek sindirimi için yardımcı mikro organizmalar) bakımı için önemlidir lactobacillus içerir.

Minimum stres için, sabah kahvaltısı büyük bir önem içermektedir.

Mantıklı bir diyet sayesinde stresin etkilerini azaltmak mümkündür,
Ortak Sorunlar

Hazımsızlık.

Sindirim sistemi rahat değildir, bu durum, bir stresli bir durumun ortasında yemeye neden olabilir. Ayrıca ayaktayemek nedeniyle olabilir, bu yüzden her zaman düzgün yiyecek çiğneme, yemek ve daha yavaş yemek için oturmak gerekir. Daha sonra gerçekten tat ve yemekler ve atıştırmalıkların keyfine varacaksınız.

Şişkinlik.

Hepimizin bildiği gibi, şişkinlik tatsız, ve kendisi streslidir. Bu buğday ürünleri (ekmek, makarna, kek ve bisküvi) ve süt ürünleri (süt, peynir, tereyağı ve krema) tarafından tetiklenmiş olabilir, bu nedenle sorunu kolaylaştırmak için birkaç hafta her besin grubundan kesmeyi deneyin.

Uykusuzluk ve aşırı su kaybına yol açabilir.Bu da stres hormonlarını yükseltir.

Diyet iyileştirilmesi ile ilgili bazı ipuçları:

Kahvaltı.

Yalnızca bir parça meyve yogurtla karistirildiginda kahvaltı için yeterlidir. Meyve kahvaltı için farkli bir seçenektir.

Öğle ve akşam yemeği. Sağlıklı seçenekler pişmiş fasulye veya ton balığı, suşi, sebze çorbası, tam tahıllı sandviç veya salata. Restoranlar, pişmiş balık veya sebze ile tavuk iyi seçimlerdir. Ya da bir domates tabanlı soslu makarna.
Öğün arasında. Gün boyunca sağlıklı gıda üzerinde enerjiyi sürdürmek. Bu küçük bir planlama gerektirir. Bir meyva, yoğurt, fındık ve kuru erik , bir kepekli simit olabilir.

İçecekler., Kahve, bitki caylari ,siyah cayDehidratasyonu önlemek ve böbrekleri korumak için bol su içilmelidir.

Takviyeler. B vitaminleri, özellikle stres tarafından tüketilmiş besin yerine bir vitamin ve mineral takviyesi düşünün C vitamini, kalsiyum, magnezyum ve çinko. Sindirime yardımcı Bitkisel takviyeleri meyan kökü, aloe vera, limon, karahindiba, rezene, yeşil çay ,zencefil, papatya çaylar sindirime yardımcıdır.

kaynak:
Hiç acıkmadığımız halde neden yeriz? | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
[h=1]Egzersiz Yapıyor, Doğru Besleniyor ve Hala Kilo Veremiyor musunuz?[/h][h=1]
egzersiz_yapiyor_dogru_besleniyor_ve_hala_kilo_veremiyor_musunuz.png
Bunların suçlusu kullandığınız ilaçlar olabilir...Sorun: Antidepresanlar

Depresyonla mücadele ederken isteyebileceğiniz son şey de kilo problemi ile mücadele etmektir. Cleveland Klinik araştırmacılarına göre antideprasan alımı, ağır bir şekilde 15 ila 20 kilo arasında bir kilo artışını tetikleyebilir. Sorun mu? Bütün bu ilaçlar kaslarınızı onararak onları insülin direncine daha eğilimli hale getirir böylece vücudun enerji için karbonhidrat yakma yeteneğini sabote eder.

Onarım: Ruh durumu artırıcı serotoninin temel yapı taşı

Tüm anti depresanlar tabiki de kilo aldırmıyor. Ama kullandığınız ilaç sorun yaratıyorsa doktorunuza danışarak onu Wellbutrin veya Effexor ile değiştirmesini rica edin. Antidepresanlardan kaçınmak mı istiyorsunuz? 5-HTP ile ilgili doktorunuza danışın Roma Üniversitesi araştırmacılarına göre, günlük 300 miligram 5-HTP alımının %70 insan üzerinde depresyonu azalttığı görüldü. Aynı zamanda karbonhidrat isteklerini azaltarak kadınların haftada 1 kilo almasını engelledi.

Sorun: Diyabet İlaçları

Kulağa çılgınca gelebilir fakat bu doğru; eğer diyabet hastasıysanız, kilo vermeniz biraz zordur -diyabet ilaçları her ay size bir kaç kilo aldırır- Ağızdan alınan ilaçlar kan şekeri dalgalanmalarına yol açar ve vücudunuz bu aşırı şeker yüklemesini yağ olarak depolayarak size yanıt verir. İnsülin güçlü bir yağ depolama hormonu olduğu için insülin iğnelerine geçtiğiniz zaman sorunlarınız çoğalır.

Onarım: Terlemek

Metformine geçiş iyi bir karardır. Aynı zamanda araştırmacılar henüznedeni bilmiyorlar fakat metformin olan diyabet ilaçları kullanımı kilo ile size geri dönmüyor. Fakat doktorunuz hangi tedaviyi planlamış olursa olsun, terlemeyi unutmayın. Harvard araştırmacılarına göre, günde 30 dakika gibi az bir egzersiz kan şekeri ve vücut yağını yakmak için hücre yeteneğini geliştirerek sinir bozucu kilo riskini önleyebiliyor.
Sorun: Steroid Hormonlar

Johns Hopkins araştırmacılarına göre, reçete ile satılan steroidlerden ( romatoid artrit, lupus, kolit, crohn hastalığı gibi iltihaplı durumların tedavisinde kullanılan ve tamamen yasal olan kortikosteroid sınıfı ilaçlar) alan inanların yarısı ilk yıl 28 kilo aldı. Ve bu ilaçları uzun vadeli kullananlar zamanla 100'e yakın kilo alırlar. Peki neden? Bu güçlü ilaçlar vücudunuzun her hücresinde inflamasyonu tersine çevirebilir ama aynı zamanda bu ilaçların kan şekerini yakma yeteneği de vardır.

UCLA araştırmacılarına göre, kullanılmayan bu şekerler daha sonra yağ hücrelerine doğrudan gitmektedir.

Onarım: Şekersizlik

Doktorunuzun, hastalığınız kontrol altına alındığı zaman bu anti-enflamatuarı en kısa sürede keseceğine emin olun. Ve ilaçlar vücudunuzdan tamamen atılıncaya dek şeker alımınızı olabildiğince düşük tutun.

Sorun: Antihistaminikler

Eğer korkunç alerji alevlenmeleriyle mücade ediyorsanız, antihistaminikler sizin için muhteşem kurtarıcılardır. Fakat Harvard araştırmacılarına göre antihistaminikler aynı zamanda size ihtiyacınız olandan daha fazla yeme isteği de verir. Beyninize karnınız tok olduğunda yemek yememenizi söyleyen hormon olan Leptin'in vücudunuzda çalışmasını sabote eder.

Onarım: Balık Yağı

Sizleri durmaksızın yüksek dozlarda açlığa teşvik eden bu ilaçları kullanmadan alerji alevlenmelerini azaltmak için, bir yıl boyunca günde 2000mg omega-3 yağ asidi almayı deneyin. Balık yağı burun ve bronşiyal tüplerin iltihabını azaltır. Ki bu da zaten antihistaminiğin yaptığı birşeydir.
Sorun: Tansiyon İlaçları

Johns Hopkins araştırmacılarına göre, kilo almak kan basıncınızı sinsice yükseltir ve kan basıncı düşürücü ilaçlar almak daha da sinsice kilonuzu yükseltir! Beta-blokerler ve kalsiyum kanal blokerleri kötü adamlardır. Beta-blokerler yorgunluk ve nefes darlığını tetikler. Kalsiyum kanal blokerleri sıvı retansiyonuna yani ödeme neden olur.

Onarım: Susam Yağı

Eğer tansiyon ilaçlarınızın kullanımını azaltmak (veya onlardan tamamen kurtulmak) isterseniz, yemeklerinizi susam yağıyla tatlandırmayı deneyin. Hindistanda bir üniversitede yapılan çalışmaya göre, denekler günlük beslenmelerine 1 yemek kaşığı susam yağını eklediler. İki ayda kan basınçları 32 birim düştü ve basınç kontrolü sağlayan ilaçları kullanma oranları da %67 oranında azalma gösterdi

kaynak:
Egzersiz Yapıyor, Doğru Besleniyor ve Hala Kilo Veremiyor musunuz? | Diyetisyen Taylan Kümeli, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı[/h]
 
Back