Kategori: Kadın

  • İletişimi Daha Kolay Bir Hale Getirmenin En Kolay Yolu Sendpulse

    İletişimi Daha Kolay Bir Hale Getirmenin En Kolay Yolu Sendpulse

    Müşterilerinizle ve hedef kitleniz ile daha kısa yoldan iletişim sağlayabilmek için birçok platformu bir araya getirebilirsiniz. Bu konuda Sendpulse olarak sizlere çoklu iletişim kanalları sunan bir platform hizmetleri veriyoruz. Bu platform içerisinde e-mail pazarlama veya web push hizmetleri alabiliyorsunuz.

    Facebook chatbot ile Messenger kullanımı ve viber mesaj gibi birçok farklı seçeneği bir araya getiriyoruz. Bu sayede isterseniz ayrı ayrı isterseniz otomatik yanıtlama ile birleşim elde edebiliyorsunuz.Aynı platformda işlemsel e-postalar için kanalları birbirine birleştirerek, dönüşümü artırabilirsiniz.

    Bu gibi birçok imkanla birlikte yüzlerce ücretsiz şablon, tetikleyici mesajlar ve zamanlamalı gönderim elde edilebilir. Abonelik formları sağlanabilir ve izleme imkanları gibi birçok fırsatı sistemimiz sayesinde elde edebilirsiniz.

    İletişimi Daha Kolay Bir Hale Getirmenin En Kolay Yolu Sendpulse | 1

    E-Mail Pazarlama Sistemlerimizi Mutlaka Deneyin

    E-mail pazarlama temel olarak, belirli bir kitleye ulaşmak için markalara avantajlar sağlamaktadır. Hedefli gönderim ile ürün tanıtım, bilgilendirme ve kutlama mesajları gibi noktalarda da toplu e-posta gönderimleri sağlanabilir. E-mail marketing olarak da adlandırılan bu işlemlerde toplu gönderim yapılarak, avantajlı pazarlama ve yüksek geri dönüşüm sağlanabilir.

    Sendpulse sistemi olarak sizlere e-posta pazarlama kampanyalarında şablon kullanmanın avantajları konusunda da önerilerde bulunabiliriz. Kullanışlı bir e-posta editörümüz bulunduğu için sürükle-bırak yöntemi ile hızlı şekilde pratik şablonlar ile toplu mail gönderimleri sağlayabilirsiniz.

    Bu sistemde abonelerinizin faaliyetlerini kontrol edebilir, toplu mail gönderimlerinizi kişiselleştirilebilir ve abonelik formları oluşturabilirsiniz. Bilhassa e-mail marketing fiyatları konusunda en uygun hizmetleri sistemimiz üzerinden alabilirsiniz.

    Sistemimizde sunulan rapor ve grafiklerin kullanılması ile birlikte e-posta kampanyalarında sonuçları net bir şekilde görme imkanınız bulunur. İnsanlara daha kolay ulaşabilmek için toplu mail gönderimi konusunda uygun fiyatlar ile çok yüksek noktalara dahi ulaştırabilirsiniz.

    Web Push İle Ziyaretçileri Yakınınızda Tutun

    Web Push sistemi sayesinde her zaman ücretsiz pazarlama hizmetleri arasında kullanım elde edebilirsiniz. Oluşturacağınız bildirimler sayesinde ziyaretçileriniz web sitesinden ayrılsa da kısa sürede onları geri çekebilirsiniz. Kolay bir kurulum sağlayan bu hizmette çevrimdışı bildirimler oluşturabilir ve kişiselleştirme sağlayabilirsiniz.

    Sendpulse firması olarak web push nedir konusunda size gereken tüm bilgileri sağladıktan sonra pratik bir kullanım imkanı sunuyoruz. Sistemde kolayca segmentasyon sağlayabilirsiniz. Müşterileriniz için oluşturduğunuz bildirimlerde satış, sipariş durumu ve önemli olayları aktarabilirsiniz.

    Akıllı telefonlarda ve bilgisayarda kullanım sağlarken Google Chrome, Firefox ve Opera tarayıcıları ile uyum sağlayabilirsiniz. Özellikle bu bildirimler sayesinde web push notification oluşumları ile abonelik yönlendirmeleri yapabilirsiniz. Bu sayede yüksek abonelik tetikleyen mesajlar, çevrimdışı bildirimler ve yüksek tıklanma oranı elde edebilirsiniz. Hatta reklamverenler üzerinden aldığınız mesajlar ile bildirimleri para kazanma yollarına dönüştürebilirsiniz. 

    İletişimi Daha Kolay Bir Hale Getirmenin En Kolay Yolu Sendpulse | 2

    Facebook Chatbot Sayesinde Daha Fazla Kişiye Ulaşabilirsiniz

    Facebook chatbot sistemi sayesinde e-mail veya bildirimler kadar etkili şekilde birçok fazla kişiye ulaşabilirsiniz. Çünkü sosyal medya çok etkili bir mecra olarak özellikle Messenger sayesinde Facebook’ta etki göstermektedir. Bu sayede kodlama olmadan bir chatbot tasarımı sağlayabilir ve kurulumunu gerçekleştirebilirsiniz.

    Sistemimize eklediğiniz chatbot sayesinde Facebook sayfası seçebilir ve ile kişiler listenizi entegre edebilirsiniz. Sistemimiz sayesinde facebook chatbot nedir konusunda ön bilgiler alarak, daha kolay bir işlem sağlayabilirsiniz. Farklı mesaj türleri, canlı sohbet, test modülü, otomatik yayın, sohbet paneli ve mesaj ön izlemesi gibi fırsatlar bulabilirsiniz.

    Viber Kullanımı Birçok Noktadan Daha Ucuz

    Viber kullanımı sayesinde SMS göndermek yerine çok daha ucuz bir yöntem elde edebilirsiniz. Bu sistem yine bir mesaj gönderme sistemi sağlamakla birlikte ücretsiz telefon görüşmeleri gibi imkanlar da sunar. Mesajlarda medya dosyaları ekleyebilir, karakter sayısı konusunda neredeyse 6 kat daha fazla imkan elde edebilirsiniz.

    Sistem sayesinde Viber web messenger kullanımını otomasyon sistemine eklediğimiz için metin, ürün görselleri ve kampanya görselleri birleştirilebilir. Bu sayede görsel algı artırılarak, çok daha etkili bir kampanya yürütme imkanına sahip olabilirsiniz. 1000 karakter mesajlar ile kolay bir ayarlama yapabilir, mükemmel fiyatla rahat bir yönetim elde edebilirsiniz.

    İletişimi Daha Kolay Bir Hale Getirmenin En Kolay Yolu Sendpulse | 3

    İşlemsel E-Postalar İle Binlerce Kişiye Ulaşın

    İşlemsel e-postalar belirli bir uygulama yoluyla toplu mail kampanyaları sağlıyor. Bu sayede Sendpulse sistemi üzerinde 12 bin e-postaya kadar ücretsiz gönderim elde edebiliyorsunuz. İşlemsel olduklarından dolayı bahsedildiği şekilde genellikle abonelik işlemleri, rezervasyon onayı, satış işlemleri gibi noktalarda cevap oluşturmak için kullanılırlar.Bu e-posta gönderileri hakkında etkinlik raporları alabilir, kolay bir kullanım ile otomatik cevaplamalar ve özel izleme elde edebilirsiniz.

     

    Daha fazla detaylı bilgiye ulaşmak için Sendpulse sitesini ziyaret ediniz.

     

  • D4 Satranç Spor Kulübü ve Eğitim Merkezi

    D4 Satranç Spor Kulübü ve Eğitim Merkezi

    FIDE (Dünya Satranç Federasyonu) eğitmeni ünvanı taşıyan iki milli sporcu  GM Mert Erdoğdu ve FM Alper Olcayöz  tarafından 2016 yılında İzmit Kocaeli’de kurulan satranç eğitim merkezi, bünyesindeki tecrübeli eğitimciler ve  milli sporcu eğitmenler ile kentin alanında tek yetkin kurumu olma konumunda.

    Seviyelere göre ayrılan sekiz kişilik sınıflarda, otuz öğrenci kapasiteli mekanında,  butik eğitim anlayışını sürdüren eğitim kurumu  2017 yılında spor kulübü kurarak, adını il ve ülke genelinde çeşitli başarılara yazdırmayı hedefliyor.

    Kocaeli ilinde, hem eğitimci kadrosu  hem de fiziki imkanlar olarak bir ilk olan eğitim kurumu,  kentteki çocukların satranç ile buluşmasını sağlayacak  etkinlikleri de gerçekleştiriyor.

    İletişim:

    0553 676 5710

    info@d4satranc.com

    www.d4satranc.com

    İzmit / Kocaeli

    D4 Satranç Spor Kulübü ve Eğitim Merkezi | 4

    Satrancın Yararları

    •  – Kötü alışkanlıklar edinilmesine engel olur.

     – Planlı hareket etmenin önemini ve gerekliliğini kavratır.

     -Süratli, doğru  ve çabuk düşünebilmeye yardımcı olur, olaylara doğru yorumlarla  yaklaşabilme yeteneklerini geliştirir.

     – Kişiliği ve karekteri olumlu yönde etkiler ve geliştirir.

     -“Kendine güven” duygusu aşılar ve bunu geliştirir.

     – Kendi güç ve yeteneklerini daha iyi tanıyarak,  bireysel güç ve yetenekleri açığa çıkarmaya ve bireysel doğru kararlar alabilmeye yardımcı olur.

     – Dikkatini tek konu üzerinde yoğunlaştırabilme alışkanlığı kazandırır.

     -Diğer ders konularının daha iyi anlaşılıp kavramasına  yardımcı olur. Bilimselliği ön plana alarak araştırmalar yapmaya yönlendirir.

     – Konulara karşı şüpheci yaklaşımı benimsetir, onları ezberci zihniyetten arındırır.

     – Kişileri düşünen, araştıran, yargılayan varlıklar haline getirir ve  yaratıcılıklarında özgür bırakan bir ortam hazırlar.

     – Başarıya ancak ve ancak sistemli ve disiplinli bir çalışmayla varılabileceğini gösterir.

     – Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın gerekliliğini benimsetir.

     – Başarısızlıklar karşısında yılmamayı, başarı için daha da çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.

     – Başarılardan büyük hazlar duyarak daha da başarılı olmaya yönlendirir.

     – Yepyeni hedefler göstererek bu yeni hedefler doğrultusunda motivasyon sağlar.

     – Kişilerin olumsuz bir yönünü, eksikliğini, veya bir davranış bozukluğunu hızlıca ortaya çıkarır.

     – Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir.

     – Yakın dostluklar kurup daha çok sosyalleşmeye ve sosyal yaşamının zenginleşmesine yardımcı olur.

     – Satrancın yararlarını gösteren bütün bu maddeler, Milli Eğitimin de temel amaçlarındandır, Türk Milli  Eğitimi’nin  öğrenciler tarafından kazanılmasını istediği temel davranışlardır. Bu kadar pozitif etkisi olan bir araç kesinlikle bir ‘EĞİTİM ARACI’dır. Yeryüzünde başka hiçbir araç, bu kadar olumlu davranışların hepsini birden bireylere kazandıramaz!

    Öyleyse, çocuklarımızın olabildiğince küçük yaştan başlayarak ‘Kişilik gelişiminde satrancın pozitif etkilerinden yararlanma’ amaçlanmalı, çocuklarımızın olumlu davranışlar sergilemelerini sağlamaya çalışmalı  bu amaç  bir  ‘görev’ olarak benimsenmelidir. Kaynak: www.tsf.org.tr

    Çocuklar Satranç öğrensin Tıklayın !

  • TRT1 Ekranlarına Yeni Bir Türk Kahraman geliyor! Tozkoparan

    TRT1 Ekranlarına Yeni Bir Türk Kahraman geliyor! Tozkoparan

    TRT 1’de tüm çocukların ve onlarla birlikte ailelerin severek izleyeceği, sıra dışı ve macera dolu bir hikaye ekrana gelecek: Tozkoparan!

    Yapımcılığını Veya i.m.p. yapım Elif Hamamcı’nın, yönetmenliğini Şevki Es’in üstlendiği Tozkoparan’da çocukların çok seveceği ve örnek alacağı bir kahraman ortaya çıkacak. Gelişim çağındaki çocukların ve gençlerin, ruhsal ve bedensel gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan Tozkoparan, yediden yetmişe tüm izleyicilerin gönlünde taht kuracak.

    Küçük Mete’nin hastalıktan kahramanlığa uzanan hikâyesi…

    Minik yıldız Özgür Ege Nalcı’nın hayat vereceği Mete karakterinin hastalığı ile mücadele etmek için ailesiyle birlikte İstanbul’dan küçük bir kasabaya yerleşmesiyle başlayan hikâyede, Mete’nin yolu okçuluk sporuyla kesişecek ve ardı arkası kesilmeyen maceralar izleyici ile buluşacak.

    Çocuk oyunculara, ünlü oyuncularda eşlik ediyor.

    Yunus Emre dizisinde Yunus Emre karakteri ile gündeme gelen Yusuf Gökhan Atalay; projede eski bir kemankeşi canlandırıyor. Mete’nin annesini ekranların sevilen yüzü Burcu Altın, okul müdürü olan babasını ise ünlü yıldız Burak Kut oynuyor.

    Tozkoparan İskender günümüzde tekrar hayat buluyor

    916 yılında gelmiş geçmiş en uzun menzilli oku atarak Osmanlı kayıtlarına giren ve bu güne kadar rekoru kırılamayan kemankeş Tozkoparan İskender de bu projenin sürprizleri arasında yer alıyor.

    Heyecan Dolu Okçuluk Müsabakaları İçin Hazır Olun!

    Hayal dünyasında kendisini şahbaz okçu Tozkoparan olarak hayal eden Mete Sağlam, rahatsızlığı ve annesinin korumacı tavırlarından dolayı bugüne kadar okçuluk yapamamıştır. Mete taşındığı kasabada bu fırsatı yakalayacak ve büyük bir maceranın içine girecek.

    Yayin Tarihi: Her Pazar – 17.15

  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

    29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

    Ulusumuzun büyük fedakarlıkları ve kahramanlıklarıyla kurulan Cumhuriyetimiz 96 yaşında. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

    Cumhuriyetin İlanı – Cumhuriyet Bayramı

    Lozan’n kabulü ve barışın sağlanması ile geride Türk Devleti’nin siyasal yapısını belirleyecek devlet şeklinin ve adının ne olacağı sorunu kaldı. T.B.M.M.’nin varlığı ile egemenliğin kayıtsız – şartsız ulusa ait olan, insan haklarına dayanan bir devlet sistemi kurulmuştu.

    Fakat gerek halkın, gerekse Meclis içinde bulunanların büyük kısmı Padişah’a dinsel ve geleneksel bağlarla bağlıydılar. Padişah’ın işgal ettiği Saltanat – Hilafet makamı yüzyıllardır kökleşmiş bir teokratik sistemdi.

    1300 yılından beri de Osmanoğullarından başka hiçbir aile iktidar olmamıştı. Egemenlik biri dinden, diğeri gelenekten gelen iki kaynaktan çıkıyor ve Padişah’ta toplanıyordu. Gerçi İttihat Terakki bu gücü kırmıştı, fakat sistemin özünü, yani egemenliğin kaynağını ve kullanılış biçimini değiştirememişti.

    Egemenliğin, tanrı hakları sisteminden, insan hakları sistemine geçişin bir sonucu olarak Padişah’tan ulusa geçişi, bir ilke ve ülkü olarak Amasya Genelgesi’nde ortaya konmuş ve 23 Nisan 1920’de B.M.M.’nde somutlaşmıştı. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu da bu temel üzerine oturmuştu.

    Kurtuluş Savaşı ulusal bağımsızlık yanında ulus egemenliğini de açık bir biçimde ortaya koyduğu için Padişah daha başından beri milliyetçilerin amansız düşmanı kesilmişti.

    M. Kemal Paşa Padişah’ın ihanetini bildiği halde, henüz zamanı olmadığı için Padişah’ı hedef almadı. Genç subaylık yıllarından beri inandığı ve Erzurum’da Mazhar Müfit’e not ettirdiği “Cumhuriyet” inancını “Ulusal bir sır” olarak sakladı. Kurtuluş Savaşı içinde “Cumhuriyetçi” bir düşünceyi ortaya atmak, iç parçalanmaya yol açacağı için bu yola gitmedi. Hatta Sivas Kongresi sırasında “Cumhuriyet” ilan edelim önerilerini red etmişti.

    Fakat Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı, Türk Ulusu’nun kurtarıcısı M. Kemal, Türkiye’nin siyasal yapısını değiştirmenin ilk adımını Saltanat’ın kaldırılmasını sağlamakla attı. Saltanat’ın kaldırılışına en yakın arkadaşları bile karşı çıkmışlardı. Meclis’te tutucu kanat direndiyse de, M. Kemal Paşa’nın kararlı ve sert tutumu sonucu Saltanat’ın kaldırılışı sağlandı. Fakat onun bu sert tutumu endişe doğurdu. Bunun bir başlangıç olduğunu görenler çeşitli yöntemlerle M. Kemal Paşa’yı engellemeye çalıştılar.

    2 Aralık 1922’de Meclis’e muhalif grup tarafından bir öneri verildi. “İntihab-ı Mebusan Kanunu”nda değişiklik yapılmasını isteyen önergede “Büyük Millet Meclisi’ne üye seçilmek için Türkiye’nin bugünkü sınırları içindeki yerler halkından olmak ve seçim çevresine yeni gelenlerin ise en az beş yıl oturmuş olmaları” gerektiği kanun hükmü haline getirilmek isteniyordu.

    M. Kemal Paşa’yı milletvekili seçilmekten yoksun bırakmak isteyen bu önerge üzerine söz alan M. Kemal Paşa, doğum yerinin Türkiye’nin sınırları dışında kaldığını ve bir yerde beş yıl oturmadığını belirttikten sonra, düşmanlara karşı savaştığını, vatanı kurtarmak için hiç bir yerde beş yıl oturamadığını hatırlatıp, ulusun sevgisisi kazanmış bir insan olmasına rağmen kendisini yurttaşlık haklarından yoksun bırakmak isteyen bu kimselerin bu yetkiyi kimden aldıklarını sordu. Önerge red edildi.

    Mustafa Kemal’in kamuoyu yoklaması yapmak üzere 14 Ocak 1923’de Batı Anadolu’da bir geziye çıkmasını fırsat bilen muhalif grup, O’nun Ankara’dan ayrıldığının ertesi günü “Hilafet-i İslamiye ve Büyük Millet Meclisi” başlıklı bir broşür yayınladılar. Broşürün önceden hazırlanmış olduğu ve M. Kemal’in Ankara’dan ayrılmasını fırsat bilerek dağıtıldığı anlaşılıyordu.

    Broşürün ana fikri, islam kamuoyunun son gelişmelerden (Saltanatın Kaldırılışı) büyük ızdırap içinde bulunduğu, Hilafet’in hükümet demek olduğu ve Hilafet’in hukuk ve görevlerini yok etmenin hiç kimsenin, hiç bir meclisin elinde olmadığı esaslarına dayanıyor, “Halife Meclisin, Meclis Halife’nindir.” sözleriyle bitiriyordu.

    Yürütme yetkisinin Halife’ye verilmesini ve Meclis’in aldığı kararların ve kanunların Halife’yi bağlamayacağı, dolayısıyla Meclis’in çıkardığı Saltanat ve Hilafet ile ilgili yasaların meşru olmadığı görüşü savunuluyordu. Bu bildiri, M. Kemal’e ve O’nun gerçekleştirmek istediği devrime bir tepki idi.

    İzmit’e gelen M. Kemal, din ve hilafet konusunda yaptığı açıklamada “Türkiye Büyük Millet Meclisi Halife’nin değildir ve olamaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız Ulusundur.” dedi.

    T.B.M.M.nin büyük programının tam bağımsızlık, kayıtsız şartsız ulusal egemenlik esaslarına dayandığını, teokratik devlet biçiminin ve buna bağlı bütün toplumsal düzenin ve çıkarların yıkılacağını belirtti.

    16 Ocak’ta yaptığı toplantıda, Hilafet’in dinle ilgisi olmadığını, siyasi bir mevki olduğunu, idare-i maslahatçılıkla devrim yapılamayacağını belirttikten sonra “Devrimin kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafamızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız devrim ve ilerleme bir an bile durmayacaktır” diyerek gericilere gerekli yanıtı verdi.

    Basınla iyi ilişki kurmak istediği için İzmit’te yaptığı basın toplantısında, “Devrim” yapılacağını açıklarken, Meclis’te birliğin sağlanması için “Müdafaa-ı Hukuk Gurubu”nun gerekli olduğunu bunun dışındaki grupların yararlı olmadığını belirtti ve İttihatçılardan ülke yararı için politikaya karışmamalarını istedi.

    Bu sırada Annesi Zübeyde Hanım’ın ölüm haberi geldi. İzmir’de annesinin mezarı başında devrimci inancını “Ulusal hakimiyet uğrunda canımı vermek benim için bir vicdan ve namus borcu olsun” sözleriyle bir kez daha yineledi. Bu sırada Lozan’ın ilk görüşmeleri kesildiği için İsmet Paşa ile Ankara’ya döndü. Meclis’te gizli oturumlar çok sert geçti. Trabzon mebusu Şükrü Bey’in Topal Osman tarafından öldürülüşü, M. Kemal’e saldırılara yol açtı.

    M. Kemal’i kendilerine buyük engel gören, tutucu, gerici, ittihatçılar, çıkarcı gruplar, O’na karşı muhalefette birleşiyorlardı. Yakın arkadaşlarından Rauf Bey, Kazım Karabekir, Refet Bele, Ali Fuat Paşa’lar da yavaş, yavaş yanından ayrılıp, Hilâfetçilere kuvvet veriyorlardı.

    Saltanatı geri getirmek isteyen gericilerin çalışmaları karşısında arkadaşlarının kendisini yalnız bıraktığını gören M. Kemal, 20 Mart 1923’te Konya’da yaptığı bir konuşmada Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına çekmek isteyen gericilere karşı tutumunu açıkça şu sözleriyle belirtti: “Eğer onlara karşı benim şahsımda bir şey anlamak isterseniz, derim ki, ben şahsen onların düşmanıyım.

    Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim şahsi imanıma değil, yalnız benim amacıma değil, o adım benim ulusumun hayatıyla ilgili, o adım benim ulusumun hayatına karşı bir kasıt, o adım ulusumun kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı fikirde olan arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka o adımları atanları tepelemektir… Sizlere bunun da üstünde bir söz söyleyeyim.

    Örneğin eğer bunu sağlıyacak kanunlar olmasa, bunu sağlayacak meclis olmasa, öyle olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam; yine tepeler ve yine öldürürüm.”

    Cumhuriyet’e doğru gidiş bu kararlı sözlerle açıkça görülüyordu. M. Kemal Paşa, 8 Nisan 1923’de dokuz ilkede görüşlerini toplatarak, programını belirlerken, siyasi biçimlenmeyi de hazırladı.


    Savaş zamanının T.B.M.M.’nin görevi son bulmuştu. Bu sebeple Meclis kendini dağıtıp, seçime gitme kararı aldı. M. Kemal, dağılmadan önce Meclisten 15 Nisan’da, Saltanatı geri getirmeye çalışanları vatan haini kabul eden bir kanun değişikliği ile “Hıyanet-i Vataniye Kanunu”na, ileride gerekirse yine İstiklal Mahkemeleri kurma fırsatını veren bir ek getirdi.

    Yeni kurulacak Meclis’te kuvvetli bir kadro oluşturmayı ve böylece Cumhuriyet’i ilan etmeyi düşünen M. Kemal’in bu çalışmaları yakın arkadaşlarının kendisinden uzaklaşmasını hızlandırdı. Rauf Bey ve arkadaşları, M. Kemal’in partiler üstü kalmasını, politikaya karışmamasını, önererek, O’nu pasif duruma getirmek istiyorlardı.

    Rauf Bey’in İsmet Paşa ile aralarının açılması da bu ayrılığın başka bir yönü idi. Lozan’dan dönen İsmet Paşa’yı karşılamak istemeyen Rauf Bey Başbakanlık’tan bile istifa etti.
    İkinci Meclis, toplandıktan sonra Lozan’ı onayladı.

    Artık sorun Türkiye’nin rejiminin belirlenmesiydi. M. Kemal 22 Eylül 1923’de “Neue Treie Presse” adlı bir Viyana gazetesi muhabiriyle yaptığı görüşmede, 23 Nisan 1920’de kurulan sistemin Cumhuriyet olduğunu fakat adının açıklanamadığını belirtip, yapılacak işin yalnızca isim koymak olduğunu söyledi.

    Yeni devletin başkentinin neresi olacağı da bir sorundu. Ankara 1920’den beri bu işi yapıyordu. Merkezi ve güvenli durumu ortada idi. Meclis’te uzun tartışmalardan sonra 13 Ekim’de Ankara başkent olarak oy çokluğu ile kabul edildi. Cumhuriyet’in ilanına bir adım daha yaklaşılmıştı.


    M. Kemal’e Cumhuriyet’in ilanına fırsat veren bir hükümet buhranı oldu. Başbakan Fethi Okyar Bey’e karşı Meclis’te muhalefet oluşması üzerine M. Kemal, “Erkan-ı Harbiye Umumiye Riyaseti Vekili Fevzi Paşa”nın dışında kabinenin istifasına karar verdi ve 27 Ekim’de uygulandı.

    Mevcut sisteme göre her bakan Meclis tarafından tek tek seçiliyordu. İstifa eden bakanlar yeniden seçilirlerse, görev kabul etmeyeceklerdi. Bu sırada Rauf Bey, Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet Paşalar İstanbul’da bulunuyorlar ve temasları, Halife’ye yakınlık gösterileri oluyordu.

    Ankara’da’ ise kabine kurulamıyordu. Bu gelişmeler üzerine “Cumhuriyet İlanı” ile işi kökünden çözmeye karar veren M. Kemal 28 Ekim gecesi Çankaya’da İsmet Paşa ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.” diyerek kararını açıkladı.

    Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet Paşa’yı alıkoydu ve birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar. Ertesi gün saat 10’da Parti grubunda yapılan toplantıda, M. Kemal Paşa Genel Başkan olarak Hükümet buhranının mevcut sistemden kaynaklandığını, bunun çözumünün istikrarlı bir sistemde olduğunu belirtttkten sonra değişiklik önergesini okuttu:

    * Türkiye Devleti’nin Hukümet şekli Cumhuriyettir
    * Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur
    * Türkiye Devleti, Hükümetin inkisam ettiği idare şubelerini İcra Vekilleri (Bakanlar Kurulu)
    vasıtasıyla idare eder.

    Bu önerge Parti toplantısında tartışıldı Büyük Millet Meclisi’nin aynı akşam (29 Ekim 1923) saat 18:45’de yaptığı toplantıdan sonra 20.30’da “YAŞASIN CUMHURİYET” sesleri arasında Cumhuriyet ilan olundu ve yeni Türk Devleti’nin adı kondu. “TÜRKİYE CUMHURİYETİ”. Hemen arkasından da Türk Ulusu’nun kurtarıcısı Gazi M.Kemal oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçildi.

    Kürsüye gelen Cumhurbaşkanı M. Kemal, kendisini Cumhurbaşkanı seçen Meclis’e teşekkür ettikten sonra “Son yıllarda Ulusumuzun fiili olarak gösterdiği kabiliyet ve istidat, kendi hakkında kötü düşüncede bulunanlarınn ne kadar tedkikten uzak görünüşe önem veren insanlar olduğunu pek güzel ispat etti.

    Ulusumuz kendisinde bulunan nitelikleri ve değeri, hükümetin yeni adıyla uygarlık dünyasına çok daha kolay gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünyada işgal ettiği yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir…

    Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve muzaffer olacaktır.” sözleriyle konuşmasını tamamladı. M. Kemal Cumhurbaşkanı seçildiğinde henüz 42 yaşındaydı. Cumhuriyetin ilk Başbakanı İsmet Paşa oldu.

    19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan yeni ve bağımsız, bir Türk Devleti kurmak savaşı dış ve iç düşmanlara karşı başarıyla sonuçlanarak Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Kurtuluş Savaşı’nın inanç ve başarısı nasıl Atatürk’ün eseri idiyse, Cumhuriyet de yine O’nun eseri idi. İleriki yıllarda bunu şu sözleriyle belirtti. “Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti’dir.”

    SONUÇ
    Bir zamanların muhteşem Osmanlı İmparatorluğu, gerek iç gerekse dış etkenlerin sonucunda 18. y.y.’dan itibaren hızlı bir çökuntüye girdi. Kapitülasyonlar sebebiyle Avrupa devletlerinin açık pazarı durumuna geldi.

    Rusya ve Avusturya’nın devamlı saldırıları sonunda savaşları kaybederken, önemli topraklarını elden çıkardı. İmparatorluğun bu çöküntüsünü gören Padişahlar, İmparatorluğu kurtarmak için ıslahat önlemlerine başladılar. Fakat yalnızca askeri olan bu önlemler etkili olamadı. III. Selim’in başlattığı Nizam-ı Cedit ise 1807’de gerici bir ayaklanma ile son buldu.

    19. y.y.’da çöküntü büyük hızla sürerken, Fransız Devrimi’nin ortaya koyduğu ulusal bağımsızlık ve egemenlik akımları, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlar’da yaşayan Hristiyan azınlıklarını etkiledi ve bagımsızlık isteklerini kamçıladı. Sırp, Yunan ve hatta Mısır ayaklanmaları İmparatorluğun iç bünyesini sarstı ve bunlar giderek bağımsızlık veya özerklik kazandılar.

    Bu yüz yılda Rus tehlikesi karşısında İngiltere ve Fransa Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünü koruma potikası izlediler. Kırım Savaşı’nda bu politika sonucu Rusya’ya savaş bile açtılar. 1838 ticaret anlaşması ile imparatorluk ekonomik bakımdan batının eline geçerken, 1854’den sonra başlayan dış borçlanma ile, 1881’de mali iflasa ve batının mali denetimine girdi.

    II. Mahmut Islahatı ve Tanzimat da İmparatorluğun kurtuluşu için çözüm olmadı. Genç Osmanlılar’ın çalışmaları 1876’da Kanun-u Esasi’nin ilanını hazırladı. Birinci Meşrutiyet yaşama fırsatı bulamadan 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı bu dönemin sonunu hazırlarken, Abdülhamid’in “İstibdatı” başladı.

    Bu tarihten sonra İngiltere de koruyucu politikasını terk etti. Ermeni konusu da ilk kez gündeme geldi. Osmanlı İmparatorluğu bundan sonra Almanya’ya yanaştı. Alman siyasi, askeri ilişkisi, Alman ekonomik ihtiraslarını da getirdi. Bağdat Demiryolu projesi bunu simgeledi.

    20. y.y.’a girilirken Abdülhamid’e karşı başlayan Genç Türk hareketi gittikçe kuvvetlendi ve 1908’de II. Meşrutiyeti getirdi. Fakat 31 Mart gerici ayaklanması ile 1909’da iç buhran yaşandı. II. Meşrutiyet de İmparatorluğu kurtaramadı. Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık ve Türkçülük akımlarının çatıştığı bu dönem, içte buhranlar, anarşi yaratırken, dışta da Trablus ve Balkan Savaşları’nda büyük yenilgi ve tüm Makedonya’nın kaybı ile sonuçlandı.

    1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı’na Almanya yanında giren İmparatorluğun kaderi de çizilmiş oldu. Bu savaştan çok ağır kayıplarla yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu Mondros Ateşkesi ile kayıtsız şartsız teslim oldu.

    Yüz yıldan beri süren Doğu Sorununun çözümü, Avrupa’nın Hasta Adamının mirasının paylaşılması ile Türk Ulusu’nun dünya siyasi tarihindeki varlığı ortadan kaldırılmak isteniyordu. Savaş içinde gizli anlaşmalarla, İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşılmasını kararlaştırmışlardı.

    Fakat Rusya’da devrim çıkınca anlaşmalar önemini yitirdi. Türk Ulusu’nun hakkında karar verecek en büyük kuvvet İngiltere idi. İngiltere Batı Anadolu’yu Yunanistan’a veriyor, Doğuda bir Ermenistan ve Kürdistan kurmak istiyor, Türk yurdunun geri kalan yerlerini de Fransa ve İtalya ile paylaşıyordu.

    Ülkenin yağmalanmasına boyun eğen Padişah ve Hükümet, kurtuluşu İngiliz himayesinde görüyorlardı. Halk ve aydınlar çaresizlik içinde, çoğunluk kadere boyun eğmiş görünüyordu. Kurtuluş çareleri arayanlar Padişah – Halifesiz bir çare düşünemiyordu. Kurtuluşu Amerikan mandasında görenler veya yörelerinin kurtuluşunu sağlamak için çalışanlar vardı.

    Birinci Dünya Savaşı’nın sonundaki perişan ve çaresiz durumda, bir tek insan, M. Kemal topyekün kurtuluş ve tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak düşüncesiyle Samsun’a geldi. O’nun yola çıktığı sırada ise Yunanlılar İzmir’i işgal ediyorlardı. Padişah ve Hukümet ise İzmir’i Yunanlılara veren İngilizlerin hala körü körüne her isteğine boyun eğiyorlardı.

    Düşmanla işbirliği yapan Padişah ve İstanbul Hükümeti’nin bu tutumları karşısında M. Kemal, ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik savaşının esaslarını Amasya’da ulusu ve orduyu Padişah – Halifeye karşı ayaklandırmak şeklinde belirledi.

    Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde de bu esaslar içinde yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşunun ulusal bilinçlenme, idari, siyasi örgütlenmesini de gerçekleştirdi. Misak-ı Milli ile bu esaslar İstanbul’da bir kez daha ortaya konunca İngilizler, İstanbul’u işgal ettiler.

    Bundan yılmayan M. Kemal, Ankara’da ulusun meşru iradesinin eseri olan ulusal egemenlik prensibini B.M.M. ile ortaya koydu. Fakat bütün bunların gerçekleşmesi çok büyük güçlükler ve olanaksızlıklar içinde yapılıyordı. Bir yandan İtilaf Devletleri ve Yunan saldırısı ve baskıları bir yandan Padişah ve İstanbul Hükümeti’nin M. Kemal ve B.M.M.’ni gayri meşru ilan etmesi, Türk Ulusu’nu olumsuz yönde etkiledi.

    Türk Ulusu, yüzlerce yıldan beri dini ve geleneksel iktidar kabul edilen Padişah – Halife ile bu değerleri yıkan ve yerine ulusal, egemenlik değerleriyle ulusu bir araya toplamak isteyen M. Kemal hareketi arasında bir süre bocaladı. Yer yer B.M.M.’nin otoritesine karşı ayaklanmalar çıktı.

    Doğu Anadolu’da Ermenilere, Güneyde Fransızlara karşı savaşıldı. Batıda Yunan Taarruzu ve iç ayaklanmalara karşı Kuva-yı Milliye ile çözüm bulan B.M.M. daha sonra düzenli ordu kurar. I. ve II. İnönü Savaşları ile ilk askeri başarılarını sağladı. Diğer yandan dış ilişkilerde Sovyetler Birliği ile Moskova Antlaşması’nı imzaladı.

    Sakarya Meydan Savaşı’nda Yunan Ordusu’nu yendi. Fransa ile de anlaşan Türkiye İtilaf blokunu da parçaladı. 26 Ağustos 1922’de başlayan ve 9 Eylül’de İzmir’de Yunan Ordusu’nun denize dökülmesi ile son bulan Büyük Taarruz, Türkiye gerçeğini ve Türk Ulusu’nun yenilmez azmini bütün dünyaya kanıtladı. Askeri başarısını Mudanya Ateşkesi ve Lozan Antlaşması ile de onaylattı. Emperyalizme karşı yapılan bağımsızlık savaşını kazanan, “Türk Mucizesi”ni yaratan Türkiye’nin bu başarısı bütün Mazlum Uluslara örnek oldu.

    M. Kemal Kurtuluş Savaşı’nın bittiği yerde; Türkiye’nin çağdaşlaşma savaşını başlattı. 1 Kasım 1922’de Saltanat’ın kaldırılışı ve 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet’in İlanı ile Türkiye yeni devlet sistemini Fransız Devrimi ile ortaya konan insan haklarına dayanan “Ulusal ve Laik Devlet”i gerçekleştirmiş oldu. Ancak, çağdaş devlet ve ülke olma mücadelesi için Türk Devrimi’nin başarılması için Cumhuriyet döneminde Atatürk ‘ün yeni mücadele vermesi gerekiyordu.

    Kaynak : meb.gov.tr

  • Annelere Büyük Sürpriz: Anne Servisi

    Annelere Büyük Sürpriz: Anne Servisi

    Annelere Büyük Sürpriz: Anne Servisi
    Annelere Büyük Sürpriz: Anne Servisi | 5

  • Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film

    Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film

    Dünya çapında çok satan kitapların kahramanı Dav Pilkey’nin komik ve deli dolu animasyon filmi Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film sizlerle!

    Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film, Amerikalı yazar ve illüstratör Dav Pilkey’in aynı adı taşıyan çocuk romanından uyarlama animasyon film, Pilkey’nin 12 kitaplık çok satan serisinin ilk dört kitabına dayanıyor.

    Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film

    Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film iki yaratıcı ve muzip dördüncü sınıfa giden arkadaş arasındaki dostluğu konu alıyor. Aynı sınıfa giden bu iki arkadaş hipnozla kötü müdürlerini kendi yarattıkları beceriksiz bir süper kahraman olan Kaptan Düşükdon’a (Ed Helms) çeviriyor.

    Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film | 6

    Dav Pilkey’i Tanıyalım mı?

    Kaptan Düşükdon animasyon filmiyle tekrar karşımıza çıkan Dav Pilkey’nin 12 kitap serisinin ilk kitabı 1997’de yayınlandı. Dav Pilkey’nin bu bahsedilen serisi dünya çapında 20 dile çevrildi ve 80 milyon sattı.

    DreamWorks Animation’ın 35. Projesi olan Kaptan Düşükdon filminin yönetmeni birçok başarılı çalışmaya imza atmış olan David Soren.

    Filmin yapımcısı olan Mark Swift projeye başlamadan çok önce serinin büyük hayranı olduğunu söylüyor. Ayrıca Swift, Dav Pilkey’nin kitapları dostluk şöleni olduğunu söylüyor.

    Yapımcı Mark Swift: “İki büyük oğluma okurdum ve bazen iş yerinde uzun bir günün ardından gözlerimi açık tutmakta zorlanırdım” diyor.

    Filmle ilgili ise; “Kendi hayatınıza dönüp baktığınızda, vakit geçirmeyi sevdiğiniz, dünyaya sizin baktığınız gibi bakan arkadaşlarınızı bulmanız harika. Kitap serisi aynı zamanda yaratıcılığın kesintisiz bir şöleni. Kaptan Düşükdon çocukların kendi başlarına yarattığı bir kahraman ve ekranda gördüğümüz diğer süper kahramanlardan farklı.” yorumunu yapıyor.

    Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film | 7

    Filmde George’u seslendiren Kevin Hart, bu projenin parçası olmanın onu heyecanlandırdığını söylüyor. “Bu filmi gerçekten yapmak istedim, çünkü Kaptan Düşükdon çok büyük bir iş ve aynı zamanda çocuklarımın kendileriyle bağlantı kurabilecekleri bir film. Hem oğlum hem de kızım, bunu yapmak için dünyanın en havalı kişisi olduğumu düşündü “.

    Hart için, işin en eğlenceli yönlerinden biri, karakterinin ilerlemesine tanıklık etmekti. “George’un basit bir siyah-beyaz eskizden daha eksiksiz, renkli ve animasyon versiyonuna geçişine şahit olmak çok güzeldi. Seslendirdiğiniz karakterin yavaş yavaş hareket etmesini izlemek gerçekten özel bir deneyimdir. Animasyon sanatçılarının bu karakteri adım adım nasıl inşa ettiklerini ve George’un hayata dönüşüne tanık olmayı çok sevdim! ”

    ABD yapım Kaptan Düşükdon filmi 2 Haziran’da vizyona giriyor. Şimdiden keyifli seyirler!

    Kaptan Düşükdon: Destansı İlk Film | 8

  • Ayrıldıktan Sonra Yapılması Gerekenler

    Ayrıldıktan Sonra Yapılması Gerekenler

    İlişkiniz bittiğine göre artık tamamen kendinize odaklanmanın vakti geldi. Ayrıldıktan sonra yapılması gerekenler nelerdir? Ayrılığı kolay atlatma yolları arasından istediğinizi seçin.

    Ayrıldıktan Sonra Yapılması Gerekenler

    İlişkilerin bitişleri genellikle üzücü bir şekilde olur. İlişkinizi kurtarabilmek adına elinizden geleni yaptınız ama istediğiniz gibi sonuçlanmayıp ilişkiniz bittiyse artık odaklanmanız ve toparlanmanız gereken kişi kendinizden başkası değil. Ayrılığı ilk günleri herkes için zor geçer. Tekrar aramak yada telefon başında beklemek bir süre vaktinizi alabilir. Sizin için sıraladığımız yöntemler ile ayrılık sürecini kolaylıkla atlatabilirsiniz.

    Ayrıldıktan Sonra Yapılması Gerekenler | 9

    Enerjinizi Düşürmeyin
    İlişkiniz bittikten sonra kendinizi ” Drama Kraliçesi” durumuna getirmeyin. Özellikle biten ilk ilişkiniz değilse sonrasında da çok mutlu olmayı başarmıştınız bunu hatırlayın. Kendinizi iyi hissedeceğiniz noktalara odaklanın. Moralinizi yükseltecek müzikler dinleyin. Yemek yapmayı seviyorsanız yemek yapın. Arkadaşlarınızın dışarı çıkma davetlerini geri çevirmeyin. Sosyalleşin.

    Mesajları Silin
    Ayrıldıktan sonra ilk yapılacaklar listesinde tüm konuşmaları silmek yer alır. Sosyal medyadaki yada telefondaki tüm mesajları tekrar tekrar okuyup kendinizi üzmenize gerek yoktur. Hepsini okumadan tek tuşla silin.

    Özgüveninizi Diri Tutun
    Ayrılığınız hangi sebeble gerçekleşmiş olursa olsun kendinizi suçlamayın. Sonuca odaklanın. Bir daha onun gibisini bulamayacağım yada kimse beni o şekilde sevmeyecek gibi cümleler kurmayın. Tekrar sevmeyi ve sevilmeyi hakettiğinizi unutmayın.

    Hakkında Çok Fazla Konuşmayın
    Hayatınıza girmiş insanı elbette tamamen hafızanızdan silemezsiniz özellikle ilk zamanlarda bu çok zordur. Etrafınızdaki kişiler biten ilişkiniz hakkında konuşmak istediğinde kibarca konuyu kapatın. Tekrar üzülmenize izin vermeyin.

    Mantıklı Yenilikler Yapın
    Hayatınızda mantıklı yenilikler yapın. Ayrıldınız diye uzun saçlarınızı aniden kısacık kestirmeyin yada hemen yeni biriyle birlikte olmaya başlamayın. Bunun bir süreç olduğunu ve zamanla alışacağınızı kendinize hatırlatın. Zorlu bir dönemden geçerken verilen ani kararların pişmalık ile sonuçlanma ihtimalinin fazla olduğunu bilmelisiniz. Kendinizde uzun zamandır düşündüğünüz değişiklikler yapın.

  • Saftirik Greg’in Günlüğü: Bende Bu Şans Varken!

    Saftirik Greg’in Günlüğü: Bende Bu Şans Varken!

    Hem macera hem de serüven peşindeyseniz 19 Mayıs’ta sinemalara girecek olan Saftirik Greg’in Günlüğü: Bende Bu Şans Varken filmi tam size göre diyoruz!

    19 Mayıs’ta sinemalarda yerini alacak olan Saftirik Greg’in Günlüğü: Bende Bu Şans Varken adlı komedi filmini hem büyükler hem de küçükler keyifle izleyecek.

    Yepyeni maceraya doğru yola koyulan Saftirik Greg’in Günlüğü’ nü kaçırmayın deriz!

    Saftirik Greg'in Günlüğü: Bende Bu Şans Varken! | 10

    Saftirik Greg’in Günlüğü’nün Özeti

    Greg, kendisinden beklenmeyecek biçimde büyük büyükannesinin 90. doğum günü partisine gitmek ister; ve ailesi bu uzun yolculuğa ikna olur. Yine oyunlar çeviren Greg’in asıl amacı bambaşkadır.

    Büyük büyükannenin yaşadığı şehirde bir bilgisayara oyunları fuarı vardır! Maceracı Greg ne yapıp edip bu fuara katılmanın bir yolunu arayacaktır ama tabii ki planlar istediği gibi, tıkır tıkır gitmez.

    Saftirik Greg’in Günlüğü serisinin devam filminde yönetmenliği David Bowers üstlenirken senaryo Adam Sztykiel’e emanet!

    Başrol Greg olarak Jason Drucker rol alırken kadroda kendisine Alicia Silverstone, Tom Everett Scott, Charlie Wright ve Owen Asztalos eşlik ediyor!

    Saftirik Greg’in Günlüğü: Bende Bu Şans Varken!

    Türü: Komedi

    Orijinal adı:  Diary Of A Wimpy Kid: The Long Haul

    Dağıtımcı: TME (The Moments Entertainment)

    Yepyeni maceraya adım atan Greg’i bizce kaçırmayın deriz!

    Saftirik Greg’in Günlüğü: Bende Bu Şans Varken


    Saftirik Greg'in Günlüğü: Bende Bu Şans Varken! | 11

  • Ev Yapımı Saç Uzatma Yöntemi

    Ev Yapımı Saç Uzatma Yöntemi

    Uzun ve gür saçları kim istemez ki! Bir türlü uzamayan saçlarından sıkılanlar için süper bir ev yapımı saç uzatma yöntemi bulduk hanımlar!

    Saçınız çok çabuk küsebilir, uzamayabilir ya da sürekli dökülmekten uzamaya fırsat bulamayabilir. Bunlar klasik saç sorunlarını oluşturur. Peki ya saçlarımız kısa mı kalsın dediğinizi duyar gibiyiz ama, hayır tabi ki de hanımlar! Şimdi sizlere saçlarınızı kısa sürede uzatacak ev yapımı saç uzatma yöntemini paylaşacağız.

    Ev Yapımı Saç Uzatma Yöntemi

    Ev yapımı saç uzatma yöntemi sadece saçlarınızı uzatmakla kalmayacak üstüne bir de saçlarınızın dökülmesinin önüne geçecek.

    Ev Yapımı Saç Uzatma Yöntemi | 12

    Gerekli Malzemeler:

    1 yumurta sarısı

    1 kaşık bal

    1 kaşık Hint yağı

    Hazırlanışı ve Uygulanışı:

    Hazırlanışı ve uygulanışı son derece basit olan bu yöntem için tüm malzemeleri güzelce karıştırıyorsunuz, saçlarınıza ve saç diplerinize güzelce masaj yaparak yediriyorsunuz. Yarım saat saçınızda beklettikten sonra saçlarınızı yıkayın. İşte bu kadar!

    Editörün Önerisi:

    Bu karışımı haftada en az 2 kez ve en az 2 ay kullandığınızda etkisini görebilirsiniz.

  • puhu tv’de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri

    puhu tv’de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri

    En komik komedi diziler puhu tv ’de artık daha keyifli. Evinizde dizi keyfinize farklı bir boyut kazandıracak olan internetin yeni adresi puhu tv!

    puhu tv’de izlenebilecek en iyi komedi dizilerini sizler için inceledik! Sizin tercihiniz hangisi?

    Hayatımın Rolü

    9 Temmuz 2012’de Star TV’de yayın hayatına başlayan Türk komedi televizyon dizisidir.

    Başrollerini Haluk Bilginer ve Ebru Özkan paylaşıyor. Dizinin diğer oyuncaları ise; İlhan Şeşen, Bekir Aksoy, Güzin Özyağcılar ve Emel Göksu. Dizi, başrolünü Robin Williams’ın oynadığı 1993 yapımı Müthiş Dadı adlı filmden esinlenilerek yapılmıştır.10 Aralık 2012 tarihinde final bölümü ile veda etmiştir.

    Müşfik ile Ela boşanmıştır. Fakat Müşfik, Ela ve üç çocuğundan uzak kalmaya dayanamaz. Çözüm olarak da kılık değiştirerek onların dadısı olarak işe başlar.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 13

    1 Erkek 1 Kadın

    1 Erkek 1 Kadın 2 Çocuk, Bando Yapım tarafından yapılan Türk komedi dizisidir.

    2008 yılında yayınlanmaya başlayan dizi 8 Aralık 2013 tarihindeki 375. bölümüyle final yapmıştır. 11 Eylül 2014’te ekranlara dönen dizi 8 Nisan 2015 tarihindeki bölümüyle tekrar final yapmıştır.

    Hayattan gündelik olaylarla, kadın-erkek ilişkilerinin komik ve samimi halleri. Uzun süredir birlikte yaşayan tipik şehirli genç çift Zeynep ile Ozan’ın bol mizahlı hikayesi.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 14

    İşler Güçler

    İşler Güçler, 28 Haziran 2012 tarihinde yaz dizisi olarak yayınlanmaya başlamıştır. Başrollerini Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Sadi Celil Cengiz’in paylaştığı Türk komedi televizyon dizisidir. Dizinin final tarihi 4 Haziran 2013’tür.

    Ahmet, Murat ve Sadi bir belgesel-programda sunuculuk yapmaktadırlar. Amaçları bu programdan para topladıktan sonra gişe rekorları kıracak bir film çekmektir.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 15

    Kaçak Gelinler

    Biri gelinlik provasından, biri nikah masasından, biri düğün salonundan kaçan; aşkın ve hayatın peşinden koşan üç kadının hikayesi..

    23 Haziran 2014’te yayın hayatına başlayan Türk televizyon dizisi olan Kaçak Gelinler 22 Ocak 2015 tarihinde 29. bölümüyle ekranlara veda etti.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 16

    Fırıldak Ailesi

    Türk animasyon televizyon dizisi olan Fırıldak Ailesi 11 Şubat 2013 tarihinde yayın hayatına başlamıştır. Fırıldak Ailesi, Türk televizyonlarında yetişkinlere yönelik yapılan ilk yerli çizgi filmdir.

    Dizinin oyuncuları olan Sabri, Yıldız, Dürdane, Afet, Zeki ve Tosun’dan oluşan orta sınıf bir Türk ailesinin satirik bir parodisidir. Animasyon dizinin sloganı ‘Dünya dursa da onlar döner’dir. Orta halli bir aile olan Fırıldak Ailesi, yaşadıkları sıkıntılı ve dramatik durumlarla izleyenleri ekrana kitlemiş bir çizgi-dizidir.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 17

    Sil Baştan

    Yapımcılığını Tükenmezkalem Film’in, yönetmenliğini ise Gani Müjde’ın üstlenmiştir. Başrol oyuncuları Emre Kınay, Dilara Gönder, Sergen Yalçın , Esra Dermancıoğlu, Belma Canciğer, Murat Dalkılıç paylaştığı televizyon komedi dizisidir.

    8 arkadaşın liseye geri dönmesiyle macera başlar. Ancak aradan tam 23 yıl geçmiştir.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 18

    Geniş Aile

    2009 yılında Kanal D’de yayına başlayan Türk komedi televizyon dizisidir. Proje tasarımı Kamuran Süner ve Cüneyt İnay’a aittir. Yönetmenlik koltuğunda Ömer Uğur vardır. Yapımcı D Productions ve senarist Cüneyt İnay’dır. Dizi 18 Kasım 2011 tarihinde 18. bölümüyle final yapmıştır.

    Geniş Aile’nin, sorumsuz oğulları Cevahir’i adam etmek ve kızları Nazan’ı evlendirip evdeki kalabalık nüfusu azaltmak için verdikleri mücadele ve babanın tutmayan planları.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 19

    Kardeş Payı

    Mehmet Yiğit Alp’in yapımcılığını ve Selçuk Aydemir’in yönetmenliğini üstlendiği Türk televizyon komedi dizisidir. Dizi 30 Nisan 2015 tarihinde 35.bölümü ile ekranlara veda etmiştir.

    Dizinin başrollerinde Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Seda Bakan yer almaktadır. Metin, Ali ve Feyyza Özdemir kardeşler, dünyayı kurtaracak olan borla çalışan bir motor icat edeceklerdir.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 20

     

    İbret-i Alem

    27 Haziran 2012’de yayın hayatına başlayan Türk komedi dizisidir. Başrollerini Müjdat Gezen, Olkan Serdar Yıldız’ın paylaştığı dizi 26 Ağustos 2012’de yayın hayatına son vermiştir. Hayallerinin peşinde koşan, ama bu yolda kestirmeden gitmeye çalışırken, kaybolan, kaybeden insanların hikayesi.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 21

    Hayat Bazen Tatlıdır

    Hayat Bazen Tatlıdır 2016 yılında yayın hayatına başlamış başarılı bir dizidir. Süreç Film / Ali Gündoğdu imzalı, başrollerini Birce Akalay, Kanbolat Görkem Arslan ve Ufuk Özkan’ın paylaştığı, senaristliğini Gani Müjde’nin yaptığı, yönetmen koltuğuna Hamdi Alkan’ın oturduğu televizyon dizisidir.

    Yüksek iş ahlaklı, idealist Hayat Öğretmen ve kardeşinin çarpık okul müdürleri, haylaz öğrenciler ve mafya üyeleriyle dolu ilginç hikayesi.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 22

    Aramızda Kalsın

    19 Eylül 2013’te komedi türündeki televizyon dizisidir.Dizi 22 Ocak 2015’te ekranlara veda etmiştir. Ömründe hiç başka bir şehre gitmemiş, otuz yaşında, iki çocuklu dul bir kadının hayatı eğlenceli bir peri masalına dönüşebilir mi? Bu hayat Yadigar’ınsa evet!

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 23

    Ben de Özledim

    efLAtunfilm tarafından yapılıp 25 Ekim 2013’te yayın hayatına başlayan absürt komedi türündeki Türk televizyon dizisidir. Başrollerini Ali Atay, Serkan Keskin ve Osman Sonant’ın paylaştığı dizi 29 Ocak 2014’te yayın hayatına son vermiştir.

    Ben de Özledim, Leyla ile Mecnun dizisinin ani bir kararla yayından kalkıp, bütün dizi ekibinin işsiz kalmasından sonra geçen olayları konu alan absürt komedi dizisidir.

    puhu tv'de İzlenebilecek En İyi Komedi Dizileri | 24