Yaz için lezzetli, hafif bir salata arıyorsanız, çilek salatası resimli tarif makalemizdeki tarifi deneyebilirsiniz. Ispanaklı çilekli salata tarifimizin temel yiyecekleri çilek ve ıspanaktır. Çilek romatizma ve diğer ağrıları hafifletir, bağışıklığı güçlendirir, kansere karşı korur ve daha pek çok yararı vardır.
Ispanak ise binbir derde deva harika bir sebzedir. Kansızlığı giderir, cilt sorunlarını tedavi eder, lifli yapısıyla kabızlığa iyi gelir.
A, B,C E vitaminleri, demir, fosfat, protein ve daha pek çok vitaminle minerali içerir.
Malzemeler
Taze ıspanak
Çilek
Rendelenmiş badem
Yarım orta boy soğan
Sızma zeytinyağı
3-4 yemek kaşığı şeker (tercihe bağlı)
tuz
biber
Yapılışı
Çilek ve ıspanakları yıkayıp kurulayın.
Çilekleri dörder parçaya bölün.
Ispanakları küçük küçük kesin, şayet mini boy ıspanaksa olduğu gibi de kalabilir.
Soğanları ince ince dilimleyin.
Eşit oranda balzamik sirke ve zeytinyağını karıştırın.
2-4 yemek kaşığı toz şeker ekleyin.
Tuz ve karabiber katın.
Tüm malzemeyi karıştırın.
Sosunu ekleyip, servis yapın.
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Demir bakımından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler demir eksikliğine bağlı saç dökülmesini durdurabilir. Demir eksikliği anemisinin karakteristik belirtisi saçların incelmesi ve dökülmesidir.
Havuç A vitamini sayesinde parlak saçlara kavuşmanızı sağlar. Ayrıca saçtaki doğal yağların korunmasına ve saç derisinin nemli kalmasına yardımcı olur.
Ceviz İçeriğindeki biotin saçları güçlendirir, saç dökülmesini engeller ve uzamayı destekler. E vitamini sayesinde de saçların kırılmasını önler.
Çinko deposu istiridye saç diplerindeki yağ bezlerinin dengesini korur. Bu sayede saçlarınız daha sağlıklı görünür.
Yumurta Yumurtayı hem saçınıza sürebilir hem de tüketebilirsiniz. Yüksek protein içeriği sayesinde saç derisini canlandırır ve saçın uzamasını hızlandırır.
Mercimek Çinko ve biotin deposu olan mercimek aynı zamanda kaliteli proteinler içerir. Proteinler saç tellerini güçlendirir ve saçın uzamasını destekler.
Ispanak B, C ve E vitaminleri, potasyum, kalsiyum, demir, magnezyum ve Omega-3 içeren ıspanak saç köklerine oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerini destekler. Bu sayede saçınız daha hızlı ve sağlıklı uzar.
Somon Somonda bulunan Omega-3 yağ asitleri enflamasyonu engeller, saç köklerini açar ve saçların büyümesini hızlandırır. Omega-3 eksikliğinin göstergeleri arasında kuru saç derisi ve donuk saçlar yer alır.
Yemek ve zayıflamak gibi birbirine düşman iki kelimenin aynı cümlede telaffuzu ironik geliyor değil mi?
Uzmanlar yiyerek zayıflamanın mümkün olduğunu, bazı yiyeceklerin metabolizmayı doğrudan veya dolaylı olarak hızlandırdığını ve kilo vermeye sebep olduğunu
belirtiyorlar.Herşey metabolizma hızında düğümleniyor. Yani esas hedef az yemek, uzun süre aç kalmak değil, bizi uzun süre tok tutan, sindirimi kolay
yağ yakan, metabolizmayı hızlandıran gıdalara devam etmektir.
Çoğu kişi zayıflamanın imkansız olduğunu düşünüyor ve diyetleri bırakıp pes ediyorlar çünkü çabuk sonuç istiyorlar! Halbuki zayıflamayı kafanıza koymuşsanız ihtiyacınız olan şey sabırla, istikrarla uzman tavsiyelerine uymak.
Bugün sizlerle yiyerek zayıflayacağımız, yağ yakımını hızlandıran, sizi tok tutan gıdaları paylaşacağız.
Bu gıdalarla yiyerek zayıflayın
Doymamış yağ içeren besinler
badem yiyerek zayıflama
Badem:
Bir badem yalnızca 7 kalori içerir. İçeriğindeki protein ve doymamış yağlar sayesinde kalp sağlığınızı da korur.
Bu güçlü gıda aşırı yemenize neden olan, kan şekerinde meydana gelebilecek dalgalanmaları önler.
Bademi salatalarınızın üzerine rendeleyip veya bütün olarak ekleyebilirsiniz.
avakado yiyerek zayıflama
Avokado:
Bu meyve daha uzun süre tok kalmanızı sağlayan hormonlar salgılar ve tam bir doymamış yağ deposudur.
Araştırmalar diyet listesine avokado ekleyenlerin, eklemeyenlere oranla, daha az kalori alarak daha hızlı zayıfladığını gösteriyor.
zeytinyağlı yiyerek zayıflama
Zeytinyağı:
Kronik hastalıklara ve iltihablara yol açan, zararlı hücrelerin çoğalmasını engelleyen antioksidan deposudur.
Yemeklere ve salatalara konan bu çeşni, ayrıca bel ve göbek çevresindeki yağlanmayı önler.
Protein içeren gıdalar
yumurta yiyerek zayıflama
Yumurta:
12 gramlık, 2 Büyük yumurta, günlük ihtiyacın dörtte birinden daha fazla protein içerir.
Obezite hakkında araştırma yapan, Ulusrarası Obezite Araştırma Bülteni, yaptıkları deney sonucunda, hergün kahvaltıda bir yumurta yiyen kadınların,
simit yiyenlere oranla, iki kat daha hızlı kilo verdiklerini bildirdi.
Haşlanmış olarak tüketin, yanında da tam tahıllı ekmek yerseniz yerinde bir seçim yapmış olursunuz.
yoğurt yiyerek zayıflama
Yoğurt:
Enerji vermekte, diyet listenizde muhakkak yeralması gereken protein dostu gıda
olmakta, top bire oynayan çok gıda yoktur. Yoğurt , ise bu konuda tam biçilmiş kaftandır.
Enerji verir, yüksek protein içerir, diyetisyenler tarafından diyet listelerinin vazgeçilmez besinidir.
Omega 3 içeren gıdalar:
alabalık yiyerek zayıflama
Alabalık:
Bu denizlerin yıldızı gıda, en yüksek omega3 yağ asidir içeren besinlerden biridir.
Kalb dostudur, beyinizin sağlıklı çalışmasını sağlar. Ayrıca, diyetisyenlerden tarafından bildirilen en önemli etkisi,
içerdiği omega 3 yağ asitleri sayesinde zayıflayıcı etkisi olmasıdır.
Yapılan araştırmalarda, alabalıkın, vücudun kendini yenilemesinde ve sağlığını korumasında, daha fazla yağsız kas sahibi olmakta ve daha hızlı kilo vermekte etkili olduğunu gösteriyor.
sardalya yiyerek zayıflama
Sardalya:
Bu gıdanın küçük gözüktüğüne bakmayın!Faydaları çok büyük, saymakla bitmez…
Diğer balık türlerine oranla daha ucuz olan bu gıdanın bir porsiyonu, günlük protein ihtiyacının yarısını içerir.
Ayrıca içeriğindeki yağ asitleri ve protein sayesinde zayıflamanıza yardımcı olur.1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile soteleyip tüketin.
Yeşil Yapraklı bitkiler
lahana yiyerek zayıflama
Lahana:
Antioksiodan deposu bu bitki, sağlığınız için çok önemldir. Araştırmalar gösteriyor ki, lahana gibi su içeriği
fazla olan gıdalarla beslenenlerin, bu gıdalar içermeyen kişilere beslenenlere oranla % 23 daha fazla kilo verdiklerini ortaya koymuştur.
Yine araştırma sonuçlarına göre, su bazlı gıdalar, diğer gıdalara kıyasla açlık duygusunu bastırarak daha uzun süre tok tutuyorlar.
ıspanak yiyerek zayıflama
Ispanak:
1 bardak çiğ ıspanak yalnızca 7 kalori içerir.
Ayrıca taze ıspanak, kemiklerin gelişmesine yardımcı olan, günlük alınması tavsiye edilen K vitaminini neredeyse % 200 oranında içerir.
Haşlayarak yemek doğru tercih olacaktır.
Antioksidanlar
yaban mersini yiyerek zayıflama
Yaban Mersini:
Bir yaban mersininde, bir kaloriden az kalori vardır.
Ayrıca bu gıda ABD Tarım Bakanlığı’nın araştırmalarına göre en yüksek antioksidan içeren meyvedir.
Meyve olarak tüketebilir veya kek, kurabiye gibi tatlı gıdalarınızın içine ekleyebilirsiniz.
yeşilçay içerek zayıflama
Yeşil Çay:
Bu içecek kanser riskinin azaltılmasından tutun, uzun yaşama sırrına kadar, sağlık hakkında, her konuda öncelikli gelen biktiler arasındadır.
Araştırmalar gösteriyor ki, yeşilçayın içerisinde bulunan kateşin maddesi, hastalıklarla mücadelede ve metabolizmanın yağ yakımı konusunda müthiş rol oynuyor.
Tavsiye edilen içme şekli, sıcak veya soğuk tercihinize bağlı, içine az biraz bal ekleyerek bu leziz çayı içmeyi alışkanlık haline getirmek.
nar yiyerek zayıflama
Nar:
Narın çekirdekleri ve kan kırmızı suyu, hastalıklarla savaşan antioksidan deposudur.
Büyük bir narda yalnızca 235 kalori vardır. Ara öğün gıda için muhteşem bir seçimdir.
Meyve olarak tüketebilir veya salatalarınıza serpiştirebilirsiniz.
Kansızlık, adet düzensizliğine, gebe kalmada riske, kalp damar hastalıklarında artışa, kadının yaşam süresinin kısalmasına, yorgunluk, tırnaklarda beyazlık, sağlıklı insanlarda alt göz kapağı aşağıya çekildiğindeki kırmızı görüntünün beyaza yakın olması, cilt renginin kara sarı durması, nefes almada sıkıntı çekilmesi ile belirti veriyor.
Türkiye’de kadınların yarısından fazlası kansızlık (anemi) problemi yaşıyor. Türkiye Aile Planlaması Derneği Başkanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, kadınların yaşamları boyunca ciddi oranlarda kan kaybettiklerini belirterek, kansızlığın, adet düzensizliğine, gebe kalmada riske, kalp damar hastalıklarında artışa, kadının yaşam süresinin kısalmasına, iş ve yaşam performansında azalmaya neden olabileceğini kaydetti. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda çok çalıştığını ifade eden Şatıroğlu, bakanlığın, geçtiğimiz 3 yıl boyunca ücretsiz demir hapı dağıttığını söyledi.
ERKEN YAŞLANMA RİSKİ
Şatıroğlu, kansızlık çeken kadınların dokularının yeterince beslenemediğini ve erken yaşlanma riski taşıdıklarını ifade ederek, “Kansızlık çabuk yorgunluk, tırnaklarda beyazlık, sağlıklı insanlarda alt göz kapağı aşağıya çekildiğindeki kırmızı görüntünün beyaza yakın olması, cilt renginin kara sarı durması, nefes almada sıkıntı çekilmesi ile belirti verir” diye konuştu.
BEBEĞİ DE ETKİLİYOR
Prof. Dr. Şatıroğlu, kansızlık sorunu yaşayan gebelerin, bebeğiyle paylaşacak kan miktarının da az olacağını belirterek, annedeki anemi nedeniyle bebeklerde de düşük doğum ağırlıklı doğma, gelişimleriyle ilgi sıkıntı ve sakat olma ihtimali bulunduğunu söyledi. Kansızlık problemi olan kadının, gebe kalma ihtimalinin azaldığına, istediği zaman çocuk sahibi olma şansının düştüğüne işaret eden Şatıroğlu, aneminin, gebe olan kadınlarda düşük ve erken doğum ihtimalini artırdığını kaydetti.
ISPANAĞIN SUYUNU ATMAYIN
Doğru beslenme yöntemi ile kan yapımının artacağını belirten Şatıroğlu, önerilerde bulundu: Ispanak yemeği yapılırken acı suyu çıksın diye haşlandıktan sonra sıkılıp, suyu atılmamalı. Böyle yapıldığında sebzenin suyunda kalan tüm demir kullanılamadan atılmış oluyor. Demirden zengin makarna da az suda haşlanmalı, soğuk sudan geçirilmeden haşlandığı su ile tüketilmeli.
BEYAZ EKMEĞE DİKKAT
Diyet programlarındaki gibi her şey haşlama ile yenmemeli. Beyaz ekmek çok tercih edilmemeli. Bunun yerine tam tahıllı köy ekmeği ya da yufka tüketilmeli. Çay ve kahve ya yemek yedikten 1-2 saat sonra tüketilmeli ya da yemekten önce içilmeli. Konsantre meyve suları yerine taze sıkılmış meyve suları içilmeli. Yemeklerin tadına bakılmadan tuz dökülmemeli. Keçiboynuzu, üzüm ya da dut pekmezinden, sabahları bir kahve fincanı dolusu içilmeli.
DOKTORA BAŞVURUN
Kadınların, özellikle adet dönemlerindeki kanamalarının şiddetine ve süresine dikkat etmeleri gerektiğini belirten Şatıroğlu, adet kanamalarının çokluğunun sağlıklı olmanın göstergesi olduğu yönündeki inanışların tamamen yanlış olduğunu söyledi. Şatıroğlu, 3-4 günden fazla devam eden şiddetli adet kanaması durumunda, kadın doğum uzmanına gidilmesi gerektiğini belirterek, “Bu kadının sağlığını tehdit eden bir durum. Bu durumda kadın, yediği içtiği her şeyi gereksiz yere dışarı atıyor demektir” dedi. Şatıroğlu, kandaki hemoglobin oranının ortalama 14 olması gerektiğini, hemoglobin değerinin 6’ya düştüğü zamanlarda ayaklarda ve yüzde ödem görülebileceğini, uyku bozuklukları ve yorgunluk şikayetleri ile karşılaşılabilineceğini de sözlerine ekledi.
Beta karoten A vitamininin öncül maddesidir. (Provitamin) Karaciğerde depolanır ve ihtiyaç duyulduğu zaman A vitaminine dönüşür. 600 e yakın karotenoid vardır. Bunların hepsi A vitaminine dönüşmez. Dönüşme oranının en fazla olduğu karoten beta karotendir.
Karotenoidler, meyve ve sebzelere rengini veren maddelerdir.
Beta Karoten Hangi Besinlerde Bulunur?
Beta karoten meyve ve sebzelerde bulunur. Ispanak, marul, lahana, brokoli, kavun, şeftali, havuç, kayısı beta karoten açısından zengin besinlerdir. Genel olarak sarı, turuncu ve koyu yeşil sebzeler ile sarı turuncu meyveler beta karoten içeren yiyeceklerdir.
Beta Karotenin Faydaları:
– Beta karoten serbest radikallerin nötralize edilmesine yardımcı olan güçlü bir antioksidandır.
– Bağışıklık sistemini destekleyerek vücudun enfeksiyonlara karşı mücadele etmesini sağlar.
– Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Ağız, göğüs, mide, kalın bağırsak, serviks, yemek borusu gibi kanser türlerinin görülme sıklığının yetersiz beta karoten alımıyla ilişkisinin olduğunu tespit eden araştırmalar vardır.
– Kalp damar hastalıklarını önleyici etkisi vardır. Damar sertliğini ve kalp krizi riskini azaltır.
– Katarakt oluşumunu engelleyebileceği yine yapılan bazı araştırmalarda görülmüştür.
Beta Karoten Günlük Kullanım Dozu:
A vitamini için RDA (Önerilen Günlük Kullanım) değeri günlük 4,000-5,000 IU dür. Beta karoten için resmi bir RDA yoktur ancak 10,000 ve 15,000 IU arası RDA değerinin eşdeğeridir. Beta karotenin 3 mg’ı A vitamininin 5000 IU değerinin karşılığıdır. Genel olarak tavsiye edilen günlük doz 6-12 mg (10.000 IU-20.000 IU) beta karotendir.
Beta karoten E ve C vitaminleriyle birlikte kullanıldığında etkisi daha da artar.
Beta Karoten Zararları:
– Sigara içenlerin beta karoten takviyeleri almamaları gerektiğine dair yapılan uyarılar vardır. Sigara içimi ile birlikte beta karoten takviyesi alımının akciğer kanseri olasılığını artıracağı belirtilmektedir.
– A vitamini yüksek dozlarda alındığında toksik ( zehirleyici) etki yapar. Oysa Beta karotenin yüksek dozlarda alımında bile toksik etkisi olmadığı düşünülmektedir. 50 mg’a kadar yüksek doz alınmasıyla yapılan araştırmalarda toksik etki görülmemiştir.
– Beta karoten açısından zengin yiyeceklerin veya beta karoten takviyelerinin aşırı miktarda alınması cilt renginde koyulaşmaya sebep olabilir.
– Yüksek dozajlı takviye kullanılması uzun vadede sağlık riskleri oluşturabilir ve sadece belirli eksiklik durumlarında düşünülmelidir.
Yaşlanma sürecinde kalıtım, çevresel faktörler ve yaşam şekli önemli rol oynuyor. Çevresel faktörler ve yaşam şekli bu sürecin neredeyse yüzde 70’ini etkiliyor.
Bunun oldukça yüksek bir oran olduğunu söyleyen Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Tuğçe Aytulu, “kalıtımsal özellikleri henüz kontrol edemediğimize göre çevresel faktörleri ve yaşam tarzını kontrol ederek genç kalmayı veya sağlıklı yaşlanmayı sağlamak mümkün olabilir” diyor.
Buradaki en önemli kontrol basamaklarından birinin beslenme davranışı olduğunu vurgulayan Aytulu şöyle devam ediyor:
VİTAMİN VE MİNERALLERİN ROLÜ ÖNEMLİ
Beslenmenin çeşitlendirilmesi, tek gıdaya yönelmemek gibi beslenme davranışları vitamin ve minerallerin yeterli alınabilmesi için önemlidir. Eğer bazı gıda grupları uzun süreli olarak tüketilmiyorsa, bu gıdaların içerdiği bazı vitamin ve mineraller yeterli alınmıyor demektir. Örneğin; süt ve süt ürünleri içinde yer alan peynir, yoğurt, ayran, dondurma, sütlü tatlılar gibi gıdaların hiçbiri uzun süredir tüketilmiyorsa kalsiyum minerali yönünden eksik besleniliyor demektir. Bu durumda kalsiyum yerine getirmesi gereken görevlerini yapamayacak ve metabolizmada bazı eksiklikler oluşacaktır.
Araştırmalar bazı vitaminlerin yaşlanma sürecini yavaşlattığını ve yaşam kalitesini artırdığını gösteriyor. Antioksidan olarak adlandırdığımız bu öğeler hücrelere serbest radikallerin zarar vermesine engel olurlar. Her insanın vücudu ve her hücre serbest radikallerle karşı karşıya kalabilir ve bu maddeler hücrenin zarar görmesine neden olur. Bu durum hastalıklara yakalanma riskini arttıracak ve erken yaşlanmaya sebep olacaktır.
Bu nedenle gıdalarla yeterince antioksidan almak veya gıdalarla karşılanamadığı durumlarda destek ürünlerle eksiklikleri karşılamak yaşlanmaya ve hastalıklara karşı koruyucu olacaktır. Ancak bu ürünlerin gereksiz yere veya fazla kullanımının da ters etkilerinin olabileceğini hatırlatmak gerekir. Antioksidan etki gösteren vitaminlerin içinde A, C ve E vitaminleri yer alır.
A vitamininin en iyi kaynakları süt, koyu yeşil yapraklı sebzeler, havuç, ıspanak sayılabilir. C vitamini ise en çok turunçgiller, çilek, brokoli, lahana, maydonoz ve birçok meyve ve sebzede bulunur. E vitamini kaynakları ise bitkisel yağlar, ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişlerdir.
Antioksidan ihtiyacını karşılamak için pratik olarak her gün 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Ancak bu sebze ve meyvelerin toplanmasından itibaren kısa süre içinde ve çiğ olarak tüketilmesi antioksidanların etkisinin azalmaması için gereklidir. Beslenmeyle birlikte bu gıdaları alırken aynı zamanda yaşam tarzı değişiklikleri de yapmak gerekiyor. Eğer sigara ve alkol kullanmaya devam ediyor, egzersizi hala hayatınızda bulundurmuyorsanız daha sağlıklı yaşlanmak için yeterince çaba göstermiyorsunuz demektir.
HASTALIKLARDA ETKİLİ BİLEŞENLERİ İÇEREN GIDALAR
Fitoöstrojenler: Soya ürünleri, kurubaklagiller, çekirdekli üzüm
Beta karoten, Likopen: Domates, havuç, ıspanak
Kateşinler: Siyah ve yeşil çay
GENÇ VE SAĞLIKLI KALMAK İÇİN…
Hergün 5 porsiyon meyve ve sebze yiyin. Bunun bir kısmını taze ve çiğ olarak tüketin,Günlük beslenmenizde daha az yağ kullanmak koşuluyla az miktarda badem, ceviz, fındık tüketin. Ancak aşırıya kaçmanız halinde kilo alabileceğinizi unutmayın,Kızartılmış ve kavrulmuş gıdalardan uzak durun,Günde 2-2,5 litre su tüketin,Haftada 2 kez balık tüketmeye çalışın,Rafine edilmiş gıdalar yerine tam tahıl ürünlerini tercih edin. Yani kurubaklagil, tam tahıllı ekmekler, kabuğu soyulmamış pirinç gibi.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu, genel temizlik kurallarının önemli olduğunu ancak fazlasının zararlı olduğunu belirterek “Temiz olsun diye her şeye çamaşır suyu kullananlar bile var” dedi.
Kişinin günlük hayatında temizlik kurallarına uyması çok önemli ancak bu konunun abartılmasının zarar getirdiği belirtiliyor.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu, kişisel hijyenin sağlık için çok önemli olduğunu belirterek “Saç, tırnak, genel vücut temizliği, düzenli banyo, ellerin düzenli yıkanması, kıyafet temizliği gibi kişisel kurallar genel sağlık için çok önemli. Ancak bu işi abartanlar var. Onlar hem kendilerine hem de çevrelerine zarar veriyorlar “ diyor.
El yıkamanın çok önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Sönmezoğlu, “Tuvalete gitmeden önce ve sonra, yemeğe gitmeden önce ve sonra, mutlaka el yıkanmalıdır” diyor; bu durumların dışında sürekli el yıkamanın hastalık işareti olabileceğine dikkat çekiyor:
“Günlük hayatta el yıkama dediğimiz eylem bilinen sabunla temizlemedir. Ancak sadece dezenfektan içeren sabunları kullananlar, çok fazla el yıkayanlar, onun üzerine alkol ve dezenfektan kullanan kişiler var. Ellerini hiçbir yere dokundurmayan, her yere kağıt mendillerle dokunan, kapıyı ayağı ile açan bu kişiler sosyal hayat içerisinde hem başkalarını rahatsız eder, hem de kendileri sıkılırlar. Bunun tıptaki adı “obsesif kompulsif takıntı”dır. Oysa elleri dezenfektanlarla yıkamak cilt üzerinde zararlı bakterilerin girişini engelleyen koruyucu tabakayı yok ediyor. Böylece vücut çıplak kalıyor ve bakteriler vücuda çok daha rahat girebiliyorlar. Deri bütünlüğü bozuluyor.”
Fazla dezenfektan kullanan kişilerde cilt hastalıklarının fazla görüldüğünü vurgulayan Dr. Meral Sönmezoğlu, “Bu kişilerde deri enfeksiyonları, egzama türü alerjik deri reaksiyonları, kadınlarda vajinal enfeksiyonlar çok fazla oluyor. Örneğin vajenin florasının çok iyi korunması gerekir ve sabunla değil sadece suyla yıkanmalıdır. Çünkü sabun bölgedeki floraya zarar verir. Bu kişiler doktora genellikle ‘o kadar temizim ki sürekli yıkarım derler’ oysa o kadar fazla yıkamakla zarar verirler. Aşırı hijyenin çok fazla zararı var. Ağız floramız, vajen ve bağırsaklarımız bakterilerle doludur. Bu bakteriler bizi zararlı bakterilere karşı koruyor. Bunları yok etmemiz doğru değildir. Aşırı dezenfektan kullanmak son derece zararlıdır” diyor.
ÇAMAŞIR SUYU İLE SEBZE YIKIYORLAR
Dr. Sönmezoğlu, birçok kişinin temiz olsun diye evdeki her tür malzemeyi çamaşır suyuyla yıkadığını belirterek bunun yanlış olduğunun altını çiziyor:
“Öyle titiz hastalarımız var ki mesela lavaboyu çamaşır suyu ile siliyor, üzerine de tuz ruhu döküyor. Asit ve alkalin birbirine karıştığı anda çok zararlı gazlar oluşur. Bunlar da ilk anda solunduğunda akciğerlerde ve solunum yollarında çok ciddi zararlar oluşturuyor. Bazen de çamaşır suyunu sulandırarak temizlik yapan kadınlar o suları meyve suyu şişelerinde saklıyor. Evdeki küçük çocuklar da onları içtiğinde kalıcı yanıklar oluşuyor.
Ayrıca sebzelerini dezenfektanlarla yıkayan ev hanımları ıspanakları, salata malzemelerini çamaşır suyunda bekletiyor, iyi durulanmayan sebzeler klor zehirlenmesine yol açıyor. Sebzeleri ovuştura ovuştura bol su ile yıkamak yeterlidir. Salata malzemeleri de üzüm sirkesinde bekletilirse yine temizlenmiş olur. Çamaşır suyu kesinlikle yiyecek dezenfektanı olarak kullanılmamalıdır.”