Etiket: vucut sekillendirme

  • Doğum sonrası yeni bir vücut için !

    Doğum sonrası yeni bir vücut için !

    Anne adayı için fiziksel olarak oldukça yıpratıcı geçen hamilelik sürecinde, vücut, bebeğin büyümesini sağlamak için olağanüstü bir efor sarfeder. Bu dönemde 10-14 kilo alınması doğal.

    Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Sönmez, bazı anne adaylarının daha fazla da kilo alabildiğine dikkat çekerken, “Kilonun çoğu karın bölgesinden, bir kısmı da kalçalardan alınır” dedi.

    Doç. Dr. Ahmet Sönmez “Hormonların etkisiyle emzirme için hazırlanan memeler büyürler, hacimleri artar. Doğum sırasında ve takip eden birkaç hafta içinde alınan kiloların önemli bir kısmı verilecektir. Emzirme dönemi bittikten sonra hormonların normal seviyelerine dönmesiyle memeler de eski haline dönecek ve hacim kaybına uğrayacaktır.” derken “Doğumdan belli bir süre sonra anne, vücudunun hamilelik öncesi formunu arayacaktır ama o forma ulaşmak çok da kolay değildir. Hele araya ikinci, üçüncü doğumlar da girerse iş daha da zordur” şeklinde konuştu.

    Doğum sonrası, süt verme, hormonal değişim, artan iş yükü, değişen sosyal yaşam, uykusuzluk gibi faktörler de devreye girince annenin kendini iyi hissetme çabasıyla estetik cerrahların kapısını çalması muhtemel.

    Zayıflamanın en sağlıklı yolu nedir?

    Doç Dr Ahmet Sönmez bu konuda anneleri uyarıyor: Eski forma kavuşmak için bilinçli bir diyet ve düzenli sporun yerini hiçbir şey tutamaz. Bunların yeterli olmadığı durumlarda biz plastik cerrahlar elbette devreye gireriz. Ancak bunun için doğumdan sonra belirli bir zaman geçmesi doğru olacaktır. En azından emzirmenin sonlandığı döneme kadar beklenmesi gereklidir.

    En büyük deformasyon nerede?

    Doğum sonrası en büyük deformasyon meme ve karında meydana geliyor. Bu bölgelere yönelik ameliyatlar genelde tek seansta ve birlikte yapılıyor. “Bir tanesini yapıp diğerini bıraktığınız zaman mevcut deformiteyi tam olarak düzeltmek mümkün olamıyor. Emzirme döneminden sonra memeler genelde hamilelik öncesine göre hacim olarak küçülür. Aynı zamanda memenin derisinde de fazlalık olacağından memede sarkma görülür. Hormonların etkisiyle ortaya çıkan bu durum hamilelik dışı nedenlerle yapılan meme ameliyatlarından genelde farklıdır, çünkü memeyi hem büyütme hem de dikleştirme işini aynı anda yapmak gerekmektedir” diye konuştu.

    Karın ameliyatında da en önemli nokta, karın kaslarını yeteri kadar gerginleştirmek olduğunun altını çizen Doç. Dr. Sönmez ” Doğum yapmış bir karında bu kaslar oldukça gevşek ve ayrıktır. Halbuki düz ve gergin bir karna sahip olmanın ilk şartı sıkı karın adaleleridir.” dedi.

    Liposuction doğru bir karar mı?

    Doç. Dr. Ahmet Sönmez, hamilelik döneminden sonra liposuction talebi ile de gelen hastaların arttığını söylerken, burada bilinmesi gereken en önemli noktanın, deride sarkma olup olmadığıdır derken. “Deride sarkma varsa yapılacak liposuction sonrası bu sarkma daha da belirginleşecektir. Bu durumda liposuction yerine, germe ameliyatı tavsiye ediyoruz. Böylece hasta, doğum öncesi, gergin ve fit karnına kavuşacaktır.” şeklinde konuştu. Bu ameliyatlardan sonra anneler ev ya da iş hayatına kısa bir süre içinde dönebilir, çocuğuyla rahatça ilgilenebilir. 1-1, 5 ay sonra yeniden spor yapmaya başlayabilir. Hastaların pek çoğunun ikinci bir hamilelikte kilo aldıklarında yeniden liposuction ya da germe ameliyatı yapıp yapamayacaklarını sorduklarını ifade eden Doç. Dr. Ahmet Sönmez “İkinci bir ameliyata engel yoktur. Ancak yakın aralarla ikinci gebelik planlanıyorsa ameliyatı ikinci gebelik sonrasına saklamak daha uygundur” dedi.

    İz kalır mı?

    Meme ameliyatının ardından, sonraki çocuklarına süt vermek mümkün olabilecek mi şeklindeki soruya “Bu çoğunlukla kullanılacak tekniğe bağlıdır. Uygun teknik seçildiğinde ameliyat sonrası da süt vermek mümkün olabilir” şeklinde cevap veren Doç. Dr. Ahmet Sönmez; ameliyatlar sonrasında iz kalıp kalmayacağının da çok merak edildiğini ifade ederek, soruyu şu şekilde cevapladı: “Her ameliyattan sonra belli bir miktar iz kalacaktır, ancak ameliyat sonunda elde edilen form ve şekil, iz ile ilgili kaygıları ortadan kaldırmaktadır.” Doğum sonrası fazla kilolar için diyet ve sporu öneren Doç. Dr. Sönmez, “Bu ameliyatlar hamilelik sırasında alınan kilolardan kurtulmak amacıyla planlanmamalıdır. Kilo kaybı bu ameliyatlardan sonra elde edilebilecek bir yan kazançtır, ana hedef vücudu şekillendirmek, yeniden doğum öncesine hatta daha da iyisine ulaşmak olmadır” şeklinde konuştu.

  • Vaser liposelection nedir?

    Vaser liposelection nedir?

    Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Naci Çelik, vaser liposelection işleminin nasıl ve ne amaçlar için yapıldığını anlattı.

    Liposuction ameliyatı -önüne veya sonuna hangi kelime getirilirse getirilsin, önce yağ alınacak vücut bölgesinin özel hazırlanmış solüsyonlarıyla şişirildikten sonra küçük kanüllerle deride açılan küçük deliklerden girilerek verilen bu sıvının ve aynı zamanda yağın alınması işlemidir. İşlemin amacı “kontur bozukluklarını” ortadan kaldırmaktır. Basenler, bel, karın bölgesi, diz içleri, uyluklar, üst kol bölgesi ve gıdı bölgesi kadın ve erkeklerde bu işlemin en çok uygulandığı alanlardır. Uygun hastada doğru şekilde uygulandığı takdirde liposuction çok fazla yan etkisi olmayan ve hastanın 1-2 gün içinde normal hayatına dönmesine izin veren bir operasyondur.

    Hastanın aktif yaşama dönmesi değişkenlik gösteriyor

    Klasik liposuctionda hastanın aktif yaşantısına dönmesi yağın alındığı bölge ve miktarına uygun olarak değişkenlik göstermektedir. Bu işlem hem uygulamayı yapan doktor için oldukça yorucu hem de hasta için oldukça travmatiktir. Hastaların şişlik ve morluklarının sebebi emme işlemi sırasında yapılan travmaya bağlıdır ve hastaların en önemli postoperatif şikayetlerine neden olur; ağrı, şişlik, morluk ve geç dönemde deride düzensizlik ve dalgalanmalar.

    Bu noktada vaser liposelection (yağ seçici) devreye girmektedir. Vaser cihazı yağ dokusunu emulsifiye (eritme) etmek için ultrasonik dalgaları kullanır ve bu sırada çevre dokuya (sinirler kan damarları konnektif doku) zarar vermez. Bu da ameliyat sonrası dönemin hastalar için daha kolay geçmesini sağlar. Vaser sonrası hastaların ağrı, şişlik ve morluk düzeyleri liposuction yapılmış hastalara göre daha azdır. Vaser, hasta ve işlemi uygulayacak doktor açısından çok avantajları olan bir yöntem olmakla birlikte liposuctiondan daha fazla tecrübe gerektirir. Aslında teknik olarak daha zor ve pahalı bir operasyondur.

    Vaser hidef (4D) ise liposuction ameliyatlarının şu an en üst seviyesidir. Kısaca tanımlamak gerekirse, günümüz kadın ve erkeğinin spor ve diyet ile sağlayamadığı veya sağladığı halde devamlılığını sürdüremediği atletik bir görünüme kavuşmak için en etkili araçtır.

    Vaser hidef (4D) lipoplasty ile kadınlarda yapmaya amaçlanan değişiklikler

    Vücudun kum saati görünümü, meme dolgunluğunun sağlanması, sakral bölge depresyonları (popo üstündeki gamzeler), karın bölgesinde kadınlara özgü oblique kaslarda hafif bir belirginleştirme ve popo yuvarlaklığının sağlanmasıdır.

    Spor yapamayan veya yaptığı halde kaslarını belirginleştiremeyen erkeklerde ise…

    Kol kasların ortaya çıkarılması, six pack yani erkeğe özgü baklava dilimlerinin belirginleştirilmesi, bel bölgesindeki yağlanmanın (love handle) giderilmesi, göğüs kaslarının ve var olan sırt kaslarının görünür hale getirilmesi.

    Vaser hidef (4D) yüzeysel liposuction yapmaya izin veren bir yöntemdir. Yüzeysel liposuction ile deri gerginliği çok güzel sağlanabilir ve normalde liposuction sonrası görülen deri sarkmaları bu yöntemde görülmez. Bunun için yeterli olan iki şey vaser cihazı ve vaser hidef (4D) eğitimini (Kolombiya’da veriliyor) almış bir plastik cerrahtır.