Etiket: TIROIT

  • Tiroit Bezlerinin Az Çalışması Belirtileri

    Tiroit Bezlerinin Az Çalışması Belirtileri

    İnsanların %60’ı özellikle kadınlar tiroid hastalıklarından muzdariptir. Tiroitlerin iyi çalışmaması belirtileri makalemizde tiroit bezlerinin az çalışması durumunda ne gibi şeylerle karşılarız, bunlara yer verdik. Tirotilerim az çalışıyor diye bir şüpheniz varsa bu makale sizi bilgilendirecektir.

    tiroid_hastaligi (1)
    Enerji Yetersizliği
    Devamlı halsizlik ve yorgunluk hissi.
    Hatta saatlerce uyuyup dinlenseniz de kendinizi güçsüz bulmanız
    tiroidlerin çalışmaması yani hipotiroid belirtilerindendir.

    tiroid_hastaligi (10)
    Adet Düzensizliği
    Menstrual sorunlar tiroidlerle ilgili bir durumdan kaynaklanabilir.
    Aşırı adet kanaması da bu nedenle olabilir.

    tiroid_hastaligi (9)
    Kabızlık Sorunları
    Meyve, sebze, tahıllı gıdalar gibi bol lifli yiyeceklerle beslenseniz de peklik çekmeniz
    tiroidlerle ilgili sorununuz olabileceğini gösterir.

    tiroid_hastaligi (2)
    Unutkanlık
    Şayet bunamayacak kadar genç yaştaysanız ve sık sık ciddi boyutta unutkanlık problemi yaşıyorsanız, tiroidlerinizi ölçtürmenizde fayda var.
    Kilo Değişimleri
    Hızlı kilo alıp verebilme de tiroidlerdeki olası problemi gösterir.
    Basit bir tiroid testiyle tiroid oranını tespit ettirebilirsiniz.

    tiroid_hastaligi (4)
    Kaşıntı
    Cildinizde sık kaşıntı duymanız, tiroid sorunu göstergelerindendir.

    tiroid_hastaligi (5)
    Yutkunma Zorluğu
    Boğazınızda şişme yaşıyor ve yiyecekleri yutmak güçleşiyorsa, bu durum da tiroid hastalıkları belirtilerindendir.
    Mod Değişimi
    Manik depresif, anksiyete tiroidlerin düzgün çalışmadığının işaretlerindendir.
    Aşırı Saç Dökülmesi
    Saç dökülmesinin kansızlıktan strese kadar pek çok nedeni vardır.
    Bu nedenlerden biri de tiroidlerin düzgün çalışmamasıdır.
    Libido Düşüklüğü
    Libido yani kadında cinsel istek azlığı tiroid kaynaklı olabilir.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

  • Tiroit hastaları ve cinsellik

    Tiroit hastaları ve cinsellik

    Doğurganlık çağındaki planlı gebeliklerde ve/veya yardımcı üreme teknikleriyle gebe kalmayı planlayan kadınlarda, gebelikten önce TSH denilen ve tiroit fonksiyonları hakkında detaylı bilgi veren hormonun ve tiroit antikorlarının ölçülmesi, gebelik sırasındaki olası problemlere engel oluyor.

    Özellikle gebelikte, süt veren annelerde, bebeklik ve gelişme çağındaki çocuklarda yeterli iyot alımı büyük önem taşıyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi, İyot Koruma Programı Sağlık Bakanlığı Üniversite Danışmanı Prof. Dr. Murat Faik Erdoğan, “İyotlu tuz mu yoksa iyotsuz tuz mu?” sorusunu, “Tabii ki iyotlu tuz” diye yanıtlıyor.

    İyot anne rahminden başlayarak, özellikle bebeklik ve çocukluk çağında, genç yetişkinlerde, hamilelikte ve süt veren annelerde son derecede önemli bir mikro besleyici olarak görülüyor. Aksi doktor tarafından belirtilmedikçe iyotlu tuz tüketilmemesi gerekiyor. İyotsuz tuz tüketmesi gereken kesim tiroit hastalarının çok ufak bir kısmını oluşturuyor. Prof. Dr. Erdoğan, “Hedefimiz Türkiye’de endemik guatr ve iyot eksikliği hastalıklarını yok etmektir” diye konuşuyor.

    İyot eksikliğine dikkat!
    Tiroit bezinin büyümesine ‘guatr’ deniyor. Bu büyüme bezin genelinde olabileceği gibi, nodül adı verilen oval bezeler şeklinde de olabiliyor. Guatrın veya nodüllerin en iyi bilinen nedeninin iyot eksikliği olduğu belirtiliyor.

    Kişi özellikle gelişme çağında yeterli iyot alamazsa bez kendisini büyüterek yeterli hormon salgılamaya çalışıyor ve bu arada nodüller oluşabiliyor. Ayrıca vücudun bağışıklık sisteminden kaynaklanan ve bezin az veya çok çalışmasıyla giden guatrlar, nadiren de tiroit kanserlerine ait nodüller görülebiliyor.

    Kanserli nodüller tüm nodüllerin yüzde 5’ini oluşturuyor. Nodüllerin, uzmanlar tarafından ultrason ve biyopsiyle değerlendirilmesi gerekiyor. Hastaların önemli kısmında ameliyata gerek duyulmuyor. Hipo ve hipertirodi sorunu cinsel işlev bozukluklarına, âdet düzensizliklerine, düşüğe ve ölü doğumlara neden olabiliyor. Sertleşme ve boşalma sorunları ya da isteksizlik yaşayan kişilerin, âdetleri düzensiz olan gebe kalmada problem yaşayan kadınların tiroit fonksiyonlarını ölçtürmesinde yarar bulunuyor.

    Çarpıntı, terleme ve kilo kaybına dikkat!
    Hipertiroidi bazen sinsi ilerlese de, kendini genellikle çarpıntı, terleme, ciddi bir iştaha rağmen kilo kaybı, sinirlilik, uykusuzluk gibi belirtilerle ele veriyor. Kadınlarda en sık görülen orta ve ileri yaş hastalığı olduğu belirtiliyor. Ailesinde bezin az veya çok çalışma hikâyesi olanlarda, doğum sonrası dönemde, stresli bireylerde veya bir psikolojik travmayı takiben ortaya çıkabiliyor. Kendisi depresyon ve huzursuzluk yapabilmekle beraber, depresif ve huzursuz bireylerde de tiroit hastalıklarıyla sık karşılaşılıyor.

  • Zayıflatan Ürünler Bağımlılık Yapıyor

    Zayıflatan Ürünler Bağımlılık Yapıyor

    Dikkat! Zayıflattığı gerekçesiyle piyasaya sürülen bazı bitkisel ürünler, bağımlılığa yol açabiliyor.

    Üsküdar Üniversitesi NPİstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gül Eryılmaz “Bu ürünlerin bazılarında uyuşturucu ve keyif verici özelliğe sahip maddelerin bulunabildiği” uyarısında bulunuyor ve ekliyor; “Bu ürünler, zamanla doz artırımına sürükleyerek ürüne bağımlı hale getirebiliyor. İlaçlar alınmadığında ise kişide terleme, sıkıntı, telaşlı hal, hareketlilik ve epileptik nöbet geçirimi durumları görülebiliyor.”

    Bitkisel ürünlerin kullanılarak hastalığı tedavi yaklaşımı günümüzde alternatif tıp ya da destekleyici tedavi seçenekleri arasında tanımlanırken bilimsellik ışığında bu tedavilerin etkinlikleri ve yan etkileri ise tartışılmaya devam ediyor.

    Kişilerin bu tür ürünlerin bitkisel olmasından kaynaklanan yan etkisi olmayacağı inancında olduğunu ifade eden Üsküdar Üniversitesi NPİstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gül Eryılmaz, Alman Federal İlaç ve Tıbbi Planlar Enstitüsü ve Amerikan Gıda ve İlaç Yönetimi’nden (FDA) gelen son uyarılarda, karaciğer nakline giden ve ölümle sonuçlanan bir olguda kava bitkisi ve karaciğer hasarı arasında ilişkinin söz konusu olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Özellikle obezite gibi uzun soluklu tedavileri olan hastalıklarda bu gibi bitkisel ürünlerin cazip sunulduğunu belirten Eryılmaz, ürünlerin çok rahatlıkla internetten elde edilebildiğini kaydetti.

    Yrd. Doç. Dr. Eryılmaz, zayıflama ürünü olarak satılan bu ürünlerin içerdiği maddeler konusunda da eksik bilgilendirmelerin yapıldığını söyledi. Eryılmaz;

    “Bu ürünlerin içerdiği maddeler konusunda ne yazık ki kamuoyuna eksik bilgilendirme yapılıyor. Yapılan çalışmalarda bu bitkilerin içerdiği kimyasal maddelerin santral sinir sistemini etkilediği ve bu sebeple, iştah azaltıcı etkilerin yanında epilepsi nöbetleri ve uyuşturucu etkisi nedeniyle de bağımlılık yaptığı, ilaç alınmadığında ise yoksunluk belirtilerine neden olduğu gözlemlenmiştir. Bazıları ciddi yan etkilerinden dolayı kullanımdan kalkmıştır.”dedi. Bu ürünlerin santral sinir sistemi dışında da ciddi yan etkilerinin bulunduğunun altını çizen Eryılmaz, Bu tarz ilaçlarda kullanılan Aristolochia fangchi bitkisinin karaciğer, böbrek gibi hayati organlara zararı dışında ani ölümlere de neden olduğunu belirtti.

    ABD’de satılan 72 bitkisel zayıflama ürününde, beyan dışı olarak, sibutramin, bumetanid, fenitoin, rimonabant ve fenolftalein bulunduğunun tespit edildiğini de kaydeden Dr. Gül Eryılmaz, tüketicileri ciddi sağlık problemleriyle karşılaşabilecekleri konusunda uyarıyor.

    “Bu maddeler bağımlılık yapıcı özellikleri nedeniyle kişiyi fiziksel ve ruhsal yoksunluk ile esir alıyor. Aynı zamanda içerdikleri kimyasal özellikler sebebiyle de fiziksel ve ruhsal hastalıklara neden oluyor.”

    Ergenliğin, fiziksel, ruhsal, duygusal ve sosyal gelişmelerin olması nedeniyle madde ile tanışma ve kullanmaya başlama açısından oldukça kritik bir dönem olduğunu ifade eden Gül Eryılmaz, bu döneminde özellikle beden imajı ile ilgili kaygılarla ergenlerin zayıflama ilacı kullanımına gittiği için bağımlılık risklerinin yüksek olduğunu söyledi.

    Ergenlik çağındaki kişilerin gerek kilosu nedeniyle yaşadığı kendini beğenmeme gerek ise karşı cinse kendini beğendirme kaygısıyla bu ürünlere yönelme ve bağımlı olma riskinin yüksek olduğunu hatırlatan Eryılmaz, uyuşturucu ve keyif verici özelliğiyle bu ürünlerin kişiyi zamanla doz artırımına sürüklediğini kaydetti.

    Kişilerin bu şekilde bağımlılığa gittiğini belirten Eryılmaz, ürünü kullanılmaması halinde kişide terleme, sıkıntı, telaşlı hal, hareketlilik ve epileptik nöbetlerin söz konusu olabileceğini ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Gül Eryılmaz bu ürün ya da benzeri ürünlerin bu özelliklerinin ülkemiz ve dünya sağlık örgütü tarafından ele alınmasının şart olduğunu vurguladı.

  • Hipotiroid Diyeti

    Hipotiroid Diyeti

    Tiroid bezi az çalışan hipotiroidli kişilerde beslenme ve vitamin kullanımı ile ilgili öneriler şunlardır:
    1.Karbonhidratlı, unlu ve şekerli gıdaları az tüketiniz.
    2.Kafein içeren kola, kahve ve çikolatayı azaltın.
    3.Hidrojenize yağları (margarin) yemeyin. Zeytinyağı veya sıvı yağlar yiyin
    4.Kilonuz fazla ise zayıflamaya çalışın
    5.Haftada 2 defa balık yiyin, balık yemiyorsanız omega 3 desteği alın
    6.Egzersiz yapınız. Egzersiz tiroid bezinin daha iyi çalışmasını sağlar
    7.Protein yeteri kadar alın
    8.Vitamin, mineral eksikliği varsa destek alınız.
    9.Sigarayı kesiniz. Sigara tiroid hormonlarını azaltır.
    10. Selenyum, çinko ve magnezyum eksikliği varsa giderilmelidir.
    11.Kanda homosistein yüksek ise folik asit vitamini, B12 vitamini, B2 vitamini ve B6 vitamini alınız.
    12.A vitamini veya beta karoten almayınız. Tiroid yetmezliğinde kanda A vitamini veya beta karoten yüksektir.
    13.Multivitamin ilaçların içerisinde iyot ve A vitamini varsa almayınız.
    14.Tiamin vitamini tiroid hormonlarını azalttığından almayınız.
    15.Alfa-lipoik asit (bir antioksidandır) T3 hormon üretimini azalır; bu nedenle hipotiroidili hastalar kullanmamalıdır.

    Tiroid Yetmezliği Olan Bir Kişide Kabızlık Varsa Nasıl Beslenmeli?
    Kepeği ve posası bol sebze, meyve ve tam tahıllar yiyiniz, düzenli egzersiz yapınız. Günde en az 8-10 bardak su içiniz. Keten tohumu, yaban mersini , kuru kayısı yiyebilirsiniz. Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek veya tam buğday ekmeği yiyiniz. Patates, muz ve yoğurdu az tüketin. Her gün belirli saatte tuvalet yapmayı alışkanlık haline getiriniz.

    Tiroid Bezi Yetmezliğinde Selenyum Desteği:
    Selenyum verilen hastalarda serum T3 hormonunda artış T4/ T3 oranında azalış olur. Selenyum T4’den T3’e dönüşümü artırır. Selenyum alanlarda kan yağlarında düşme ve anti-TPO antikorunda azalma meydana gelmektedir. Selenyum antioksidan bir mineral olarak tiroid bezini ve vücudu hasardan korur.
    Doğuştan tiroid yetmezliği olan çocuklarda aşağıdaki dozlarda selenyum verilebilir:

    – 0-3 yaş arasında günlük 20 mikrogram
    – 3-6 yaş arası günlük 30 mikrogram
    – 6 yaştan büyüklere günlük 60 mikrogram selenyum verilir.

    Selenometionin şeklindeki selenyum sodyum selenit şeklindeki selenyumdan daha iyi emildiğinden bulunabilirse selenometionin kullanılmalıdır; çünkü daha iyi emilir.
    Yaşlılarda selenyum eksikliği T4 düzeylerinde azalma yapmaktadır. Bu nedenle erişkinlerde ve yaşlılarda selenyum eksikliği varsa destek tedavisi yapılmalıdır. Selenyum kullanmadan önce mutlaka kanda selenyum düzeyi ölçtürünüz. Selenyum rastgele alınmamalıdır, fazlası saçlarda dökülme yapar.

    EN İYİ BESLENME YÖNTEMİ Gİ DİYETİDİR

    Gİ diyetinin uygulanmasında 3 önemli adım vardır:
    • Akılcı karbonhidrat seçimi yapmak, yani yüksek Gİ yerine düşük Gİ’li karbonhidratları yemek
    • Gıdaların yaklaşık olarak Gİ değerlerini öğrenmek
    • Günlük karbonhidrat miktarını ölçülü almak ve düşük Gİ’li de olsa fazla karbonhidrat almamak. Yani her öğünde asla fazla kalori almamak.
    Bir diyetin başarılı olması onun devam ettirilebilir olmasına bağlıdır. Bir süre uygulanıp sonra devam ettirilemeyen diyet veya beslenmenin anlamı yoktur. Herkesin vücudu, bağırsakları, gıdaları parçalayan enzimleri aynı olduğuna göre gıda seçimi büyük önem taşımaktadır.
    Kilo vermede en önemli konu iştah kontrolüdür. İştah kontrolü için barsakta sindirimi uzun süren ve bu nedenle kan şekerini hızla artırmayan düşük GI’li gıdaların seçilmesi önem taşımaktadır.
    GI’le beslenmeniz demek elinizde hesap makinesi Gİ hesaplamak, elde tablolar ona göre beslenmek demek değildir. Önemli olan kaliteli karbonhidrat yemektir.

    Gıda Seçimi veya Beslenme Nasıl Olmalı?

    Beslenmede en önemli ilke 3 ana öğün 3 ara öğün yemektir. Yani kahvaltı, saat 10.30’da ara öğün, öğle yemeği, ikindi ara öğün, akşam yemeği, gece saat 22.00 de ara öğün almalıdır.
    Günlük beslenmenizde yüksek GI’li gıdalar yerine düşük GI’li gıdalar yemek pratik noktadır. Örneğin sabah kahvaltıda beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, tereyağı veya reçel yerine yoğurt, meyve yenebilir. Yediğimiz gıdalar protein, karbonhidrat ve yağ içerir. Et ve yumurtada protein çoktur. Ekmekte ise karbonhidrat çoktur. Tereyağı ise yağdan oluşur. Önemli olan çeşitli gıdalardan farklı ölçülerde yemektir. Her gıdanın GI’ini ölçmek imkansızdır. Örneğin et, balık, tavuk, badem, tereyağı, sebzelerin GI’i ihmal edebilir. GI’i yüksek olan gıdalardan az yemek kuralımızdır. Ancak düşük GI’li sosis yememek lazımdır. Bunda doymuş yağlar çoktur. Yani amacımız sadece düşük GI’li gıda yemek değildir. Yüksek ve düşük GI’li gıdalar karışık yenirse GI ‘i orta derecede olur. Eğer yemeğinizde yüksek GI’li gıda varsa düşük GI’li gıda ilave edebilirsiniz.

    Beyaz ekmek, pasta ve kurabiye yerine bir dilim tam buğday ekmeği, veya üzerine az reçel sürüp yiyebilirsiniz. Bembeyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, çavdar veya kepekli ekmek yiyin. Kahvaltı gevreği yerine müsli yiyin. Kek veya pasta yerine yoğurt yiyin. Beyaz patates yerine tatlı patates yiyin.Cips yerine tane üzüm veya çilek yiyin. Kruvasan yerine yağsız sütten yapılmış kapuçino için. Kraker yerine dilimlenmiş havuç, biber yiyin. Şeker yerine kuru üzüm, kuru kayısı, kuru meyeri yükselmez hem başka faydalar sağlanır.
    Tam buğdaydan yapılmış ekmekte daha fazla vitamin ve mineraller vardır. Tam tahıllar şeker hastalığına karşı koruyucudurlar ve kalp hastalığı görülme riskini azalttıkları gibi bağırsakları daha iyi çalıştırarak kabızlığı önlerler.
    Günde en fazla 5 porsiyon ( 5 dilim) ekmek yenmelidir.

    Kilo vermek için önemli beslenme önerileri:

    1.Sebze ve meyve yemeğe fazla önem verin
    2. Yağ miktarını azaltın.
    3. Porsiyonları küçültün
    3. Her yemekte en azından bir düşük GI’li gıda yiyin.
    4. Öğün atlamayın, 3 ana öğün 3 ara öğün şeklinde beslenin
    5. Yemek sonrası tatlı yerine meyve yiyin
    6.Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği yiyin
    7.Trigliserit yüksek değilse düzenli olarak ceviz, badem veya fındık yiyin
    8. Kırmızı eti az beyaz eti çok yiyin
    9. Süt ürünlerini yağsız olarak yiyin
    10.Yağ olarak sadece zeytinyağı yiyiniz

    Öğünlerin Zamanı
    Bu beslenme şeklinde 3 ana öğün ve 3 ara öğün vardır. Kahvaltı genellikle kalktıktan bir saat sonra yaklaşık saat 7.00 civarı olmalıdır. İlk ara öğün saat 10.30’da olmalı, öğle yemeği saat 12.00-1300 arası olmalıdır. İkinci ara öğün saat 15.30-16.00 civarında olmalı, akşam yemeği saat 19.00 civarında olmalıdır. Son ara öğün ise gece saat 22.30 civarında olmalıdır.

    Kahvaltı:

    Kahvaltı mutlaka yapılmalıdır. Kahvaltı yapan kişiler gün içinde daha enerjik olurlar ve daha az atıştırma yaparlar ve daha iyi kilo verirler. Bu kişilerin daha mutlu, işlerinde başarılı olduğu saptanmıştır. Kahvaltı yapmayan kişiler yorgun, enerjisi azalmış ve vücutlarında su miktarı daha az olarak yaşarlar. Sabah kahvaltı yapacak zaman yok diyerek kahvaltı yapmayanlar yolda yiyebilecekleri sağlıklı kahvaltı paketleri kendilerine hazırlayabilirler. Örneğin kepekli ekmekten yapılmış sandviç ekmeği içine yağsız peynir, marul, biber, domates ve salatalık konarak bir sandviç hazırlanabilir.
    Kahvaltıda şekeri gıdalar yemek sizin çabuk acıkmanıza neden olur. Kahvaltıda meyve veya meyve suyu, yağsız süt veya yoğurt yenmeli, ekmek olarak tam buğday ekmeği yenmelidir. Kahvaltıda taze meyve veya meyve suları yenerek başlanabilir.
    Meyve ve yoğurt ile doymazsanız tam buğday ekmeği kahvaltıda yenebilir. Kahvaltıda çorba içmek de faydalıdır.

    Öğle ve Akşam Yemekleri (Tabak modeli)

    Bir öğünde yiyeceğiniz yemeklerin hepsini bir tabak üzerinde olacağını düşünelim. Bu tabağın yarısını sebze ve meyve doldurmalı, protein (et veya kuru baklagil) tabağın ¼’nü doldurmalı ve geri kalan ¼’ü karbonhidrat olmalıdır. Yani her öğünde protein (et türü), karbonhidrat, ve meyve-sebze olmalıdır. Öğünlerde et yemekle karbonhidrat miktarı azalır ve tüm yemeğin Gİ’i düşer.

    Öğle yemeği günün en iyi yemeği olmalıdır. Düşük Gİ’li karbonhidratlar seçilmelidir. Öğleyin tam buğday ekmeği, kuru baklagil, balık, yağsız et, tavuk, fazla miktarda salata ve arkasından meyve yenmelidir.
    Akşamları yemek hafif olmalı, sebze, et ve yoğurt yenmelidir. Tatlı yerine dondurma veya meyve yenmelidir.

    Ara Öğünler:
    Ara öğünlerde aşağıdakilerden birini seçiniz.
    1.Bir portakal veya bir elma veya bir armut
    2.Yağsız yoğurt
    3.Bir bardak süt
    4. 5-6 Kuru kayısı
    5.Bir avuç kuru üzüm
    7.Bir külah dondurma
    8. Bir avuç badem

    Nadiren Yenecekler gıdalar şunlardır:
    1.Yüksek GI’li gıdalar (hamur işleri, pasta, kek, kurabiye)
    2. Yağda kızarmış, kavrulmuş veya sos ilave edilmiş yiyecekler
    3. Tüm yağlı gıdalar ( kaymak, krema, mayonez, margarin)
    4. İçeriği bilinmeyen hazır gıdalar
    5.Hazır meyve suları, bunların yerine meyve yiyiniz
    6.Tatlandırıcılar, bunlar iştahı artırabilir
    7.Kahve ve kafein
    8.Alkol azaltın, haftada bire indirin
    9.Gazoz, kola içmeyin yerine su içiniz.