Etiket: şeker

  • Eritritol ve Stevia: Sağlıklı 2 Tatlandırıcı Karşılaştırması

    Eritritol ve Stevia: Sağlıklı 2 Tatlandırıcı Karşılaştırması

    Eritritol ve Stevia tatlandırıcıları karşılaştırması: Sağlığınız için en iyi seçimi yapın. Özellikleri, etkileri ve kullanımları hakkında bilgi edinin.

    Tatlı lezzetleri sevenler arasında sağlıklı bir alternatif arayışı, Eritritol ve Stevia gibi doğal tatlandırıcıları popüler hale getirmiştir. Geleneksel şekerin yerine geçen bu düşük kalorili tatlandırıcılar, sağlığa olan olumsuz etkileri minimize ederken tatlı tat beklentisini karşılamaktadır. Ancak, Eritritol ve Stevia arasında bazı temel farklılıklar vardır. Bu makalede, Eritritol ve Stevia’nın özelliklerini, sağlık etkilerini ve kullanımlarını karşılaştırarak, size hangi tatlandırıcının daha uygun olduğunu belirleme konusunda rehberlik edeceğiz. Sağlıklı bir tatlandırıcı seçimi için bu iki doğal alternatifi ayrıntılı bir şekilde keşfetmeye hazır mısınız?

    Eritritol ve Stevia: Sağlıklı Tatlandırıcılar Karşılaştırması

    Tatlı lezzetleri sevenler için sağlıklı bir alternatif arayan birçok insan, doğal tatlandırıcılar Eritritol ve Stevia’yı tercih etmektedir. Eritritol ve Stevia, geleneksel şekerin yerine geçen düşük kalorili ve doğal seçeneklerdir. Ancak, bu tatlandırıcılar arasında bazı farklılıklar vardır. Bu makalede, Eritritol ve Stevia’nın özelliklerini, sağlık etkilerini ve kullanımlarını karşılaştıracağız, böylece sizin için hangi tatlandırıcının daha uygun olduğuna karar verebilirsiniz.

    Eritritol

    Eritritol, bir poliol olarak bilinen bir şeker alkolidir. Doğada bulunan bazı meyvelerde, özellikle armutta ve kivide doğal olarak bulunur, ancak genellikle şeker alkolleri üretimi sırasında elde edilir. Eritritol, şekerden yaklaşık %70 daha tatlıdır ve düşük kalorili bir tatlandırıcıdır. Birçok insan için çekici olan bir özelliği, kan şekeri seviyelerini etkilememesidir. Bu, diyabetik bireyler ve düşük karbonhidratlı diyet uygulayan kişiler için bir avantaj olabilir. Ayrıca, diş sağlığına olumsuz etkisi olmadığı da bilinmektedir.

    Ancak, eritritolün bazı dezavantajları da vardır. Yüksek miktarda tüketildiğinde bağırsak rahatsızlıklarına, özellikle ishale neden olabilir. Ayrıca, bazı insanlar eritritolün metalik bir tat bıraktığını bildirmiştir. Bununla birlikte, eritritol diğer şeker alkollerine kıyasla daha az yan etkiye sahiptir.

    Stevia

    Stevia, Güney Amerika kökenli bir bitki olan Stevia rebaudiana’dan elde edilen doğal bir tatlandırıcıdır. Stevia, geleneksel şekerden 200 ila 400 kez daha tatlıdır ve kalorisi yoktur, bu nedenle düşük kalorili diyetler için ideal bir seçenektir. Aynı zamanda kan şekeri seviyelerini etkilemez ve diş sağlığına zarar vermez. Stevia, piyasada toz, sıvı veya tablet formunda bulunabilir.

    Birçok insan için Stevia’nın bir dezavantajı, bitkisel bir tat bırakmasıdır. Bazı kişiler bitkisel tadı hoş bulmazken, bazıları da çay ve kahve gibi içeceklerde kullanımının tadını beğenmez. Ayrıca, bazı ürünlerde Stevia’nın tatlandırıcı özü kullanıldığında, tatlandırıcıyı taşıyan diğer bileşenlerin kalitesi önemli olabilir.

    Oku: Şeker Hastaları ve Sigarayı Bırakmak İçin “Stevia Bitkisi” Kullanımı

    Eritritol vs. Stevia Karşılaştırması

    Eritritol ve Stevia, tatlandırıcı olarak kullanıldığında bazı benzerliklere sahiptir. İkisi de düşük kalorilidir, kan şekeri seviyelerini etkilemez ve diş sağlığı için zararlı değildir. Ancak, bazı farklılıklar da vardır.

    Eritritol ve stevia
    Eritritol ve stevia

    Eritritol, şeker alkolleri arasında en az yan etkiye sahip olanıdır, ancak yüksek miktarlarda tüketildiğinde bağırsak rahatsızlıklarına yol açabilir. Stevia ise bitkisel bir tat bırakabilir ve bazı insanlar tarafından beğenilmeyebilir. Stevia ayrıca, tatlandırıcı özü kullanıldığında diğer bileşenlerin kalitesinin önemli olduğu ürünlerde dikkatli kullanılmalıdır.

    Sonuç

    Eritritol ve Stevia, sağlıklı bir şekilde tatlandırmak isteyenler için iyi alternatiflerdir. Eritritol, metalik bir tada neden olabilir ve yüksek miktarlarda tüketildiğinde bağırsak rahatsızlıklarına yol açabilirken, Stevia bitkisel bir tat bırakabilir ve bazı insanlar tarafından hoş bulunmayabilir. Seçiminiz, kişisel tercihlerinize, diyetinize ve vücudunuzun nasıl tepki verdiğine bağlı olmalıdır. Eğer eritritol veya Stevia kullanmaya karar verirseniz, ölçülü bir şekilde kullanmanız ve her ikisinin de etiketlerini dikkatlice okumanız önemlidir.

    Oku: Tatlandırıcı Kullanmak Sağlıklı Mı? Tıklayın!

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    Eritritol nedir ve nasıl elde edilir?

    Eritritol, bir poliol olarak bilinen bir şeker alkolidir. Bazı meyvelerde doğal olarak bulunsa da genellikle şeker alkolleri üretimi sırasında elde edilir.

    Stevia nedir ve nasıl elde edilir?

    Stevia, Güney Amerika kökenli bir bitki olan Stevia rebaudiana’dan elde edilen doğal bir tatlandırıcıdır. Stevia bitkisinin yaprakları kullanılarak özü çıkarılır.

    Eritritol ve Stevia’nın kalori içeriği nedir?

    Hem eritritol hem de Stevia, düşük kalorili tatlandırıcılar olarak bilinir. Eritritolün kalori içeriği oldukça düşüktür ve Stevia’nın neredeyse hiç kalorisi yoktur.

    Eritritol ve Stevia’nın kan şekerine etkisi var mı?

    Hem eritritol hem de Stevia, kan şekerini etkilemez. Bu nedenle, diyabetik bireyler ve düşük karbonhidratlı diyet uygulayan kişiler için tercih edilen tatlandırıcılar arasındadır.

    Eritritol ve Stevia’nın diş sağlığı üzerindeki etkisi nedir?

    Hem eritritol hem de Stevia, diş sağlığı için zararsızdır. Şeker gibi diş çürümelerine yol açmadıkları için tercih edilen tatlandırıcılar arasında yer alırlar.

    Eritritol ve Stevia’nın tadı nasıldır?

    Eritritol, şekerden biraz daha az tatlıdır ve bazı insanlarda metalik bir tat bırakabilir. Stevia ise bitkisel bir tada sahiptir ve bazı insanlar tarafından sevilmeyebilir.

    Eritritol ve Stevia’nın kullanımıyla ilgili herhangi bir yan etki var mı?

    Eritritol yüksek miktarlarda tüketildiğinde bazı kişilerde bağırsak rahatsızlıklarına neden olabilir. Stevia ise genellikle güvenli kabul edilir, ancak bazı insanlar bitkisel tadı hoş bulmayabilir.

    Eritritol ve Stevia, pişirme ve pişmiş ürünlerde kullanılabilir mi?

    Evet, hem eritritol hem de Stevia, pişirme ve pişmiş ürünlerde kullanılabilir. İkisi de yüksek ısıya dayanıklıdır ve tatlı lezzet sağlamak için çeşitli tariflerde kullanılabilir.

    Stevia veya Eritritol’lu Diyet Dondurma Tarifi Tıklayın!

  • Şekeri Kesin Rahat Edin

    Şekeri Kesin Rahat Edin

    Şekerin vücuda yararlı karar zararı da olduğunu hepimiz biliyoruz. O yüzden şekeri kesin rahat edin. Karbonhidratı yani şekeri kestiğininizde vücüudunuzda olan değişiklikeri merak ediyor musunuz?

    Şekeri Kesin Rahat Edin

    Şeker yani karbonhidrat vücudumuzun temel besin kaynağıdır. Ancak her besini olduğu gibi karbonhidatlarıda dengeli tüketmeniz gerekiyor. Fazla şeker ise obeziteden başlayaak bir çok sağlık problemine neden oluyor. Şekeri keserek vücudunuza yapabileceğiniz en büyük iyiliklerden biri olacaktır.

    Şekeri Kesin Rahat Edin | 1

    Uzmanlar günlük 6 çay kaşığını geçmeyecek kadar şeker tüketiminin yeerli olduğunu söylüyor. Hazır olarak aldığımız paketlenmiş gıdaların içerisinde yüksek miktarda karbonhidrat bulunur. Şeker tüketimini azaltabilmek için ilk olarak bu besinleri daha az miktarda tüketmelisiniz. Doğal şeker olan meyve şekerlerine ağırlık vermelisiniz.

    Şeker Tüketimini Azalttığınızda Oluşan Değişiklikler

    Kalp Sağlığı

    Fazla şeker tüketimine bağlı olarak gelişen obezitenin getirisi olan kalp damar hastalıklarından korunabilirsiniz. Şeker kronik olarak, sempatik sinir sistemini harekete geçiren, kan basıncını ve kalp atış hızını arttıran insülin seviyelerini yükseltir

    Sivilce Tedavisi

    Karbonhidratlı gıdaların sivilce ve akne oluşumu üzerindeki etkisi hala araştırılmaya devam ediyor. Uzmanların görüşlerine göre ise ergenlik dönemi sivilcelerinin oluşumunda şekerli gıdaların tüketimi doğrudan etkilidir. Sivilcelerden kurtulmak için sağlıklı gıdalar ile şeker ihtiyacınızı karşılamalısınız.

    Diyabet

    Fazla şeker tükettiğinizde karaciğer tarafından salgılanan insülin hormonu ile vücuttaki denge sağlanmış olur. Yüksek  şeker tüketimi ile insülin hormonunda hasar meydana gelir ve diyabet denilen şeker hastalığı ortaya çıkar.

    Mutlu Ruh Hali

    Mutluluk hormonlar ve beyin ile alakalı bir durumdur. Beyinin çalışması için gerekli olan karbonhidratı almanız gerekir. Daha fazlası beyninizin çabuk yorulmasına neden olur. Hızla artan insülin hormonu yorgunluğa neden olabileği için fazla şeker tüketimini kestiğinizde daha mutlu ve sağlıklı birey haline gelirsiniz.

  • Şeker ve Tuz Mucizesini Duydunuz mu?

    Şeker ve Tuz Mucizesini Duydunuz mu?

    Amerikalı bilim adamları şeker ve tuz karışımının öyle bir faydasını açıkladı ki inanamayacaksınız

    Amerikalı bilim adamı Matt Stone beslenme ve metabolizma hakkında bir kitap yayınladı. Kitapta öyle bilgiler vardı ki çoğumuzun işine yarayacak türden. Şimdi sizlere bizim en dikkat ettiğimiz kısmını açıklayacağız. Şeker ve tuz size ne ifade ediyor? İkisi de zıt tatlar değil mi ikisini aynı anda kullanmak bir yana düşünemezsiniz bile.

    seker-ve-tuz-mucizesi-3

    Bilim adamının açıklamasına göre şeker ve tuz karışımının etkileri bakalım nelermiş:

    Baş ağrısına iyi geliyor

    -Uykusuzluk çekenlere birebir

    -Bağışıklık sisteminin gelişmesine

    -Strese sebep olan hormonların kontrolü

    -Mutluluk hormonu sağlayan seratonin seviyesinin arttırması  gibi birçok faydası varmış.

    -Enerji seviyesini yükseltir

    seker-ve-tuz-mucizesi-4

    En çok etkiyi hangi üzerinde sağlıyor diyorsanız hemen açıklayalım. Şeker ve tuz ikilisi en çok uykusuzluk üzerinde etkiliymiş. Uykusuzluk çoğu kişini yaşadığı bir sıkıntıdır. Uykusuzluğun nedenleri değişebilir ancak en temel nedeni strestir.  Uyuyamama, uykuda dalmada zorlanma , rahat bir uyku geçirememe gibi nedenler uyuyamamanıza neden olur bu da negatif bir yapıya dönüşmenize neden olur.

    Uykusuzluk çeken kişi gece geç saatlere kadar uyuyamayabilir hatta sabahları çok erken kalkar. Üzülmeyin bu problemi sadece siz yaşamıyorsunuz. Tüm insanların hayatının bir bölümünde yaşadığı bir sorundur.  Uykusuz kalan kişi iş , özel ve sosyal hayatını kaliteli geçiremez. Bu da zamanla sorunlar çıkmasına neden olur.

    Uykusuzluk çeken bir kişinin çözümü direk doktora gidip ilaç kullanmak olmamalıdır.  Kendi kendinizi tedavi etme yoluna gitmelisiniz. İlaç kullanmak çözüm değildir.

    seker-ve-tuz-mucizesi-1

    Tuz ve şeker ikilisinin uykuya ne  gibi etkisi var?

    Uyku problemlerinin temelini stresin oluşturduğunu söylemiştik.  Yani uyku hormonlarının üretildiği yerde biyokimyasal reaksiyonlara yol açar. Stres hormonlarının yükseldiği zamanlarda uyku hormonları etkisini yitirir. Bunun sonucunda ise uyuyamama ve uykuda zorlanma gibi sorunlar yaşarsınız. Tuz ve şeker bu noktada devreye girer. İkisi stres hormonlarını düzenler uyku hormonları dengeye girdiği için uykusuzluk sorunu da ortadan kalkar.

    “Eat for Heat” kitabında araştırmacı Matt Stone bahsettiğimiz bu daha iyi uyumanızı sağlayacak çözümü açıklıyor.

    “Tuz ve şeker karışımı gece olan stres dolu durumlar için kesinlikle gerekli. Uykusuzluk gece saat 02.00 ile 04.00 arasında sizi vücudunuzda dolaşan aşırı miktarda adrenalin ile vurduğunda (adrenalin bu saatlerde salgılanır), dilin altına koyulan tuz ve şeker tek çare olacaktır.”

    Gelelim tarifine : 5 yemek kaşığı deniz tuzuna 1 tatlı kaşığı şeker karıştırın ve bir kavanoza koyun.  Yatmadan önce parmağınızla kavanozdan dilinizin altına sürün etkisine inanamayacaksın.

  • Sivilceye Neden Olan Yiyecekler

    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık dermatologlar tarafından belirlenen sivilceye neden olan yiyecekler yazımızı siz akne derdinden kurtulmak isteyen kişiler için hazırladık,
    bu yiyeceklerden uzak durarak sivilcelere elveda diyebilirsiniz.

    Sivilce ile ilgili probleminiz mi var? Denedikleriniz bir işe yaramıyor mu?
    O zaman size önerimiz yediklerinizi içtiklerinizi gözden geçirip, size bildireceğimiz sivilceye neden olan yiyeceklerden uzak durmanızdır.
    Akne sorunu bir insanın başına gelebilecek en talihsiz şeylerdendir.Tükettiğimiz gıdalar ve sivilce arasında doğrudan bir ilişki vardır. Belli yiyecekleri yediğimizde, bunlar sivilceye neden olurlar.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler

    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler
    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler

    Diyet İçecekler
    Diyet içecekler, aspartam içerdiğinden yüzünüzde sivilce olarak size geri dönebilecektir.
    Diyet içeceklerin sivilceye neden olmasının nedeni cildin pH seviyesini düşürmesindendir.
    Bu tarz suni içeceklerden uzak durup evde taze taze hazırladığımız meyve sularını,
    kompostoları içmek en sağlıklısıdır.

    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler
    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler

    İşlenmiş Gıdalar
    Marketler satılan paketlenmiş gıdalar, hazır meyve suları,
    pizza, hamburger vb. gibi gıdalar işlenmiş gıdalar sınıfındandır.
    İşlenmiş gıdaların sindirimi zor olduğundan sağlığımıza özellikle cildimize büyük zarar verirler.
    Bu gıdalar ayrıca kimyasal madde içerdiklerinden alerji de yapabilirler.
    Sivilceye neden olan yiyeceklerin neler olduğunu yani size
    neyin dokunup neyin dokunmadığını tecrübe ederek test edebilirsiniz.
    Yediklerinize dikkat edin, tüketiğinizde sivilceye neden olan gıdalardan uzak durun.

    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler
    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler

    Baharat
    Aşırı baharatlı gıda tüketimi sindirim sistemine zarar verebilir.
    Bu durum ciltte sindirim sorunlarına dolaylı olarakta sivilceye yol açar.
    Baharatların size zarar verdiğini tecrübe ettiyseniz, baharatı mutfağınızdan uzak tutun.

    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler
    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler

    Şeker
    Yüksek şeker alımı ve yüksek glisemik indeksli bir diyet sivilceye neden olan etkenlerdendir.
    Bu beslenme tarzı, sivilceye neden olan hormonları tetikleyip, akne oluşturabilir.
    Çikolata ve diğer şekerli gıdalar kan şekerini yükseltip, sivilce çıkarabilir.
    Sivilceden kurtulmak için mümkün mertebe şekerden uzak durmalısınız.

    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler
    Sivilceye Neden Olan Yiyecekler

    Yağlar
    Trans yağlar ve çok işlenmiş bitkisel yağlar cilt döküntülerinin en büyük sebeplerindendir.
    Kanola yağı, mısır yağı, margarin ve diğer bitkisel yağlar, iltihabı teşvik eden yağlardır.
    Şayet bu yağlarla yapılmış gıdaları tükettiğinizde sivilceleriniz azıyorsa, size önerimiz zeytinyağı kullanmanız.

    Sivilceye Neden Olan Besinler
    Sivilceye Neden Olan Besinler

    Şekerleme
    Şekerlemeler şeker deposudur ve akne, kırışıklık, sağlıksız bir cildin baş sebepleridir.
    Cildin kolajen yapısına ve elastin liflere büyük zarar verirler.
    Bu dokular genç ve güzel bir cildin olmazsa olmaz elementleridir.
    Şekerleme tarzı gıdaların diğer bir zararı ise cildinizi kurutup,
    erken kırışıklıklarla sizi tanıştırmasıdır.
    Güzel bir cilt için sağlıklı beslenin.

    Sivilceye Neden Olan Besinler
    Sivilceye Neden Olan Besinler

    Şeker
    Yüksek şeker alımı ve yüksek glisemik indeksli bir diyet sivilceye neden olan etkenlerdendir.
    Bu beslenme tarzı, sivilceye neden olan hormonları tetikleyip, akne oluşturabilir.
    Çikolata ve diğer şekerli gıdalar kan şekerini yükseltip, sivilce çıkarabilir.
    Sivilceden kurtulmak için mümkün mertebe şekerden uzak durmalısınız.

    Sivilceye Neden Olan Besinler
    Sivilceye Neden Olan Besinler

    Gluten
    Gluten, iltihap ve sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi sivilceyle ilgili sorunlara neden olmaktadır.
    Un, makarna, ekmek gibi tahıl ve tahıl ürünleri gibi gıdalar gluten içerir,
    bunları sık tükettiğinizde vücudumuzdaki iltihap oranı artar,
    bu durumda yüzünüzde sivilce ile karşı karşıya kalmakla sonuçlanır
    Gluten, şekerle benzer etki yaptığından, bu gıdaları çok tüketmekten kaçınmalıdır.

    Sivilceye Neden Olan Besinler
    Sivilceye Neden Olan Besinler

    Tuz
    Tuz cilt dokusunda şişme ve kabarıklığı yol açıp, yüzünüzde kötü bir görüntüye yol açabilir.
    Gıdaları tüketmeden önce tuz oranlarına bakıp öyle yiyin.
    Et, pirinç, konserve sebze, fasulye gibi gıdaları yemeden, su ile yıkayın,
    bu uygulama yiyeceklerin tuz oranlarının azalmasını sağlayacaktır.

  • Hangisi daha kötü : Şeker mi ? Yapay tadlandırıcılar mı ?

    tatlandiricilarBiz diyetisyenler, danışanlarımızdan kilo verme sürecinde harcadıkları enerjiden daha düşük enerji almalarını sağlamaktayız. Bu bağlamda diyetteki yağ ve şeker alımını biraz kısıtlarız. Genel olarak danışanlar, yağlı yiyeceklerin ve kızartılmış ürünlerin tüketimini sınırlandırabilse de; şekerin eksikliğini hissetmekte, doğal karbonhidrat kaynağı olan (tahıllar, kurubaklagiller, peynir dışındaki süt ürünleri, sebze ve meyve gibi) besinlerden aldıkları şeker ile yetinememekte. Zaten çocukluk çağındaki ödüllendirici beslenme alışkanlığında sürekli tatlı verilmesi, kişide yetişkinlik döneminde tatlı yenildiğinde pişmanlık hissinin oluşmamasına, hatta “iyi bir şey yapmış” gibi tatlıyı yerken mutluluk duymasına sebebiyet vermektedir.

    Vücudumuzun Gerçekten Şekere İhtiyacı Var mıdır ?

    Beyin, sinir sistemi ve alyuvarlar normal koşullarda enerji ihtiyaçlarını mutlak surette karbonhidratlardan karşılamak durumundadır. Bazı karbonhidratlar besinlerde doğal olarak bulunurlar (meyvelerde fruktoz, sütte laktoz, tahıllarda nişasta gibi). Bazıları ise sonradan ilave edilirler (sofra şekeri ve şeker içeren besinler). Kaynağı ne olursa olsun, vücut gerçekte bu farkı anlamaz. Karbonhidratlar büyük oranda bitkisel kaynaklı besinlerden alınmaktadır. Bu karbonhidratlar vücudumuzda yapıtaşı olan glikoza dönüşür ve kan şekerinin esas kaynağını oluştururlar. O nedenle Dünya Sağlık Örgütü günlük enerjimizin %55-60’ının karbonhidratlardan karşılanması gerektiğini vurgulamaktadır.

    Fazla Karbonhidrat Tüketiminin Zararları Nelerdir ?

    42-15666011Vücut, kan şekerinin tümünü aynı anda enerjiye çevirememektedir. Kan şekeri düzeyi normalin üzerine çıktığında; pankreastan salınan insülin hormonu fazla şekerin depolanması için karaciğer, kas ve diğer hücreleri uyarır. Glikozun bir kısmı, kas ve karaciğerde glikojen şeklinde depolanır. İhtiyacından fazla enerji tüketimi durumunda vücut, bir kısım glikozu vücut yağına çevirir. Dolayısıyla obezite ve beraberindeki 40’ı aşkın hastalık için davetiye çıkartılmış olmaktadır. Bu nedenle karbonhidratları azı karar çoğu zarar mantığı ile değerlendirmekte yarar vardır. Son zamanlarda şeker kullanımının hızla artmasıyla birlikte kalp – damar hastalıkları, diyabet, kanser, sindirim sistemi hastalıkları ve romatizmal hastalıkların görülme sıklıklarında artışlar olmaktadır.

    Hiç Şeker Tüketmemek Vücutta Bir Eksiklik Yaratmaz mı ?

    Rafine edilmiş haliyle şeker 200 – 300 yıllık kısa bir geçmişe sahiptir. Peki şekerin keşfinden önce insanlar bu ihtiyaçlarını nasıl karşılıyordu, acaba vücutlarında bir eksiklik olmuyor muydu? Nasıl ki arabanın hareket edebilmesi için deposunda benzin olması gerekiyorsa, vücudumuz için de temel enerji kaynağı glikozun bulunması gerekir. Ancak bu glikoz, çayın içerisine atılan ve tatlıların yapımında kullanılan rafine haliyle sofra şekeri olarak görülmemelidir. Yukarıda da belirtildiği gibi doğal besinlerden de bu şekerin elde edilmesi söz konusu olmaktadır. Eğer ki sofra şekerinin eksikliği durumunda metabolizmamız sıkıntı oluştursaydı; sağlık personeli diyabeti olan bireylere de her gün tatlı yemelerini önerirdi. Yoğun olarak 1900’lü yılların başından itibaren beslenmemizde yer alan şeker, daha öncesinde saraylarda kullanılan lüks bir besin maddesi olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde şekerin girmediği bir yer yok gibi. O nedenle bebeklikten itibaren şekerli besinlere alıştırılan bir insana sağlık problemlerinden ötürü “artık şekeri hayatınızdan çıkarmalısınız” demek çok zor.

    Şeker Vücutta Nasıl Bir Sıkıntı Yaratmaktadır ?

    Hızla ve hemen kana karışan, saflaştırılmış ve rafine şeker içeren besinler kan şekerinde ani bir dalgalanmaya neden olurlar. Çok kısa sürede yükselen kan şekeri yaklaşık yarım saat sonra aynı hızda düşmeye başlar. Her çıkışın bir inişi vardır. İşin kötü tarafı; tatlı yenildikten bir süre sonra artan ve azalmaya başlayan kan şekeri seviyesi eski seviyesinin de altına düşmektedir. Dolayısıyla kan şekerinde aniden bir pik yaşanması tekrardan tatlı yeme isteği doğurmaktadır. Bu nedenle kimse bir parça tatlı yiyerek “dur” diyememektedir.

    Peki Şekerin Yerini Nasıl Doldurabiliriz ?

    42-18468401Her zaman için besinlerin doğalını tercih etmekte yarar vardır. Ama bu demek değildir ki: Hiç tatlı yenilmemelidir. Elbette tatlı yenilmemesini gerektiren şeker hastalığı gibi bir durum söz konusu değilse bazen tatlı yenilebilir. Ancak tatlıların tüketim sıklığına ve miktarına dikkat etmek, ayrıca lokma, tulumba gibi şerbetli tatlılar yerine; sütlaç, muhallebi, puding, komposto, hoşaf, kabak tatlısı gibi hafif tatlıları tercih etmek gerekir. İşte bu tatlıların yapımında – enerji alımını azaltmak adına – toz tatlandırıcılardan yararlanılabilir.

    Diyabetliler başta olmak üzere, şeker tadından vazgeçemeyen, iştahını baskılamakta güçlük çeken, formuna önem veren bireyler ve aileleri için çok iyi bir alternatif olarak yapay tatlandırıcıların şeker yerine kullanılması daha uygun görülmektedir. Gerek içeceklerde tablet olarak, gerekse tatlıların yapımı esnasında toz formları ile güvenle kullanılabilen bu tatlandırıcıların enerji değeri yok veya göz ardı edilecek kadar düşüktür. Kan şekeri üzerinde de olumsuz etki yaratmamaları nedeniyle saflaştırılmış ve rafine şeker yerine tercih edilmeleri daha sağlıklı olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; bazı yapay tatlandırıcıların ocağı kapattıktan (besin pişirildikten) sonra ilave edilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde topaklanma ve metalik bir tat oluşturabilmektedir.

    Yapay Tatlandırıcılara Geçiş

    Yapay tatlandırıcılar ilk olarak 1900’lü yılların başında ortaya çıkmış, 1940’lardan beri tüm dünyada hem şeker hastaları hem de sağlığına özen gösterenler tarafından yoğun olarak kullanılmaktadırlar. Günümüzde en fazla kullanılan yapay tatlandırıcılardan biri olan aspartam üzerinde 200’ü aşkın bilimsel çalışma yapılmış, yüksek dozlarda kullanımında dahi zararlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Aspartam kullanımı Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmıştır.

    Yapay Tatlandırıcılar Kanser Yapar mı ?

    1939 yılında yapılan küçük çapta bir araştırmada sakarin içeren yapay tatlandırıcıların sıçanlarda mesane kanserine yol açtığı saptanmıştır. Ancak bunu izleyen çalışmaların hiçbirinde benzer bir etkiye rastlanmamıştır. Zaten bilim dünyasında “hayvan modelinde karşılaşılan bir durum insanlarda da aynen gerçekleşir” diye bir durum söz konusu değildir. Yaklaşık 70 yıldır yapılan çalışmalarda çok daha yüksek dozlarda insanlara verilen bu yapay tatlandırıcılarda benzer bir yan etkinin görülmemesi üzerine, bugün bizler danışanlarımıza Dünya Sağlık Örgütü’nün onay verdiği bu yapay tatlandırıcıları önermekte ve kullanımlarında bir sakınca görmemekteyiz. Bu şekilde bir kanının oluşmasında 20. yüzyılın sonlarına doğru bulunan aspartamın rolü büyüktür. Aspartam piyasada sakarinin önüne geçmiştir. Sonraları sakarinin aspartama “çamur at izi kalsın” mantığı ile misilleme olarak unutkanlık yaptığına dair demeçlerin verilmesi sonucu her 2 grup yapay tatlandırıcı da “kötü” olarak hafızalara kazınmıştır. Ancak tüm tatlandırıcılar gerek diyabetliler gerekse formuna dikkat edenler ve aileleri tarafından rahatlıkla kullanılabilirler. Formda kalmak, şekerin zararlı etkilerine maruz kalmamak ve ağız tadından vazgeçmemek için yapay tatlandırıcılar güvenle kullanılabilir. Özetle; yapay tatlandırıcılar iyi, rafine şeker kötü olarak tanımlanabilir.

    Uzman Diyetisyen
    M. Turgay KÖSE

    1977 İstanbul doğumlu Köse, ilk ve ortaöğrenimini aynı şehirde tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden 2001 yılında derece ile mezun oldu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yedek subay Diyetisyen olarak askerlik görevini tamamladı. Sonrasında Florence Nightingale Hastanesi Diyabet, Obezite ve Metabolizma Hastalıkları Merkezi bünyesinde Diyetisyen olarak çalıştı. 2004 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisans programını tamamlayarak “Toplu Beslenme Sistemleri Bilim Uzmanlığı” aldı.

    Türkiye Diyetisyenler Derneği, Obezite Derneği ile Diyabet, Obezite ve Beslenme Derneği ve Yeni Çınar Lions Kulübü’ne üye olan Köse, hem bireysel hem de kurumsal anlamda beslenme danışmanlığı ve eğitimi çalışmalarını 2004’ten beri kurucusu olduğu Etik Diyet Danışmanlık’ta sürdürmektedir. Uzman Diyetisyen Turgay Köse fuar, kongre, seminer, internet TV, radyo ve televizyon programlarında konuşmacı; çeşitli gazete, dergi ve web sayfalarında köşe yazarı olarak yer almaktadır. Uzman Diyetisyen M. Turgay Köse’nin beslenme alanındaki ilk kitabı “Beslenme ve Diyetetik” Ekim – 2007’de piyasaya çıkmıştır.