Etiket: sütlaç

  • Kestaneli Fırın Sütlaç Tarifi

    Kestaneli Fırın Sütlaç Tarifi

    Kestaneli Fırın Sütlaç Tarifi…
    Malzemeler;
    8-10 adet kestane
    1 su bardağı süt
    ½ su bardağı toz şeker

    Sütlaç için;
    ½ su bardağı pirinç
    1,5 su bardağı su
    6 su bardağı süt
    3 yemek kaşığı pirinç unu
    1 yemek kaşığı nişasta
    1 paket vanilya
    1 su bardağı toz şeker

    Kestaneli Fırın Sütlaç Tarifi
    Kestaneli Fırın Sütlaç Tarifi

    Hazırlanışı;
    Kestaneleri suda yıkayın kurulayın ve bombeli taraflarından kesik atın. 190 derece fırında 25- 30 dakika kadar pişirin. Pişen kestanelerin üzerini temiz bir bezle kapatıp soğutun.
    Soğuyan kestaneleri soyun bir kapta ezin ve tencereye alın, üzerine süt ve şekeri ilave edip kaynatın. Kaynayan karışımı ocaktan alın ılınması için kenara alın ardından el blender’ıyla küçük parçalar kalana kadar çekin.
    Pirinci ılık suda dinlendirin, süzün ve bir sos tenceresine alıp 1 su bardağı süt ile iyice yumuşayana kadar pişirin.
    Nişasta, pirinç unu, vanilya ve şekeri bir tencerede karıştırın, içerisine sütü ekleyerek homojen bir kıvam alıncaya kadar çırpın ve ocağa alın.
    Karışım hafif koyulaşmaya başlayınca pirinç ve kestaneli karışımı ilave edip kıvam alıncaya kadar pişirin.
    Sütlaçı kâselere paylaştırarak fırın tepsisine koyun ve biraz ılımasını bekleyin.
    Fırın tepsisine kâselerin yarısına gelinceye kadar su ilave edin.
    Önceden ısıtılmış 200 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar 15-20 dakika pişirin ve soğuk servis edin.

     

     

    Kaynak: Ardanın Mutfağı / Facebook

  • Fırın sütlaç tarifi

    Fırın sütlaç tarifi

    Fırında sütlaç nasıl yapılır ?
    Malzemeleri 1 litre süt
    1 litre su
    1 çay bardağı pirinç
    2 Su Bardağı toz şeker (daha az tatlı olmasını istiyorsanız şekeri azaltabilirsiniz)
    3 yemek kaşığı buğday nişastası
    1 paket vanilya
    1 yumurtanın sarısı

    Yapılışı:

    Pirinçleri yıkayıp küçük bir tencerede su ekleyip haşlayın ve ılımaya bırakın.büyük bir tencerede şekeri,suyu ve sütü karıştırın kaynamaya yakın pirinçleri katın.Ayrı bir kasede soğuk sütle vanilya ve nişastayı eritin ve içine yumurtanın sarısını katıp iyicene karıştırın kaynayan sütlaca karışımı ilave edin. Hemen koyulaşmaya başlayacaktır.kaynayıp koyulaşınca altını kapatın. Bir tepsinin içine 9-10 adet ateşe dayanıklı kase yerleştirin.sütlacı kaselere bölüştürüp, Tepsinin içine kaselerin yarısına gelecek kadar su ile doldurun ( kaselere değil tepsiye). masanın üstünde 10 dk kadar bekletinki üzeri biraz kabuk tutar gibi olsun ve 200 derece fırında üzeri yanınca fırından alın.

    Afiyet olsun…
  • Güllaç sarma tarifi

    Güllaç sarma tarifi

    Güllaç sarma nasıl yapılır ?

    Malzemeler:

    4 adet güllaç yufkası
    1 kase ceviz
    100 gram gül reçeli
    3 adet yumurta
    2 bardak süt
    1 çay bardağı sıvı yağ
    Şerbeti için:
    3 bardak şeker
    3 bardak su
    ¼ limon
    Üzeri için:
    100 gram kaymak
    50 gram antep fıstığı

    Yapılışı:

    4 adet güllaç yufkası üçgen şekilde dilimlenir ve ısıtılan 2 bardak sütle yumuşatılır. 100 gram gül reçeliyle karıştırılan ceviz içi karıştırılarak hazırlanan iç harcından yufkaya koyularak dolma gibi sarılır. Kırılıp çırpılan 3 yumurtaya batırılan sarmalar yağda kızartılır. 3 bardak şeker ve 3 bardak suyla hazırlanıp limon sıkılan şerbet kaynatılır. Yumurtayla kızaran sarmalar ılık şerbete atılır ve servis tabağına alınır. Üzerine kaymak ve Antep fıstığı serpilir.
    Güllaç sarması sunuma hazırdır…

    Güllaç sarma

  • Güllaç Tarifi

    Güllaç Tarifi

    Güllaç Tarifi –  Güllaç nasıl yapılır ? Güllaç malzemeleri – Güllaç yapılışı …


    Malzemeler

    10-11 güllaç yufkası
    2,5 litre süt
    750 gram toz şeker
    1 paket şekerli vanilin
    nar taneleri
    dövülmüş ceviz veya antep fıstığı

    Tarif

    Süt ve şekeri kaynatın.
    Vanilini ekleyip ılıtın.
    Bir güllaç yaprağını parlak kısmı yukarı gelecek şekilde tepsiye serin.
    üzerine bir kepçe ılınmış sütten gezdirin.
    Diğer yaprağı bunun üzerine koyup tekrar süt gezdirin.
    Bu işlemi tüm yapraklar bitene kadar tekrarlayın.
    Kalan sütü en üstteki yaprağın üzerine dökün. (süt fazla gelir diye merak etmeyin, yapraklar çok fazla süt çekiyor) tepsiyi buzdolabında 1,5 saat bekletin.
    Servisten önce üzerini nar taneleri ve dövülmüş ceviz (veya antepfıstığı) ile süsleyin.

  • Fas Sütlacı tarifi

    Fas Sütlacı tarifi

    İster sıcak yiyin, ister sıcak yaz akşamlarını serinletin. Hem çok hafif, hem de çok lezzetli… Üstelik süt sevmeyen çocuklar için harika bir tercih!

    Malzemeler:

    – 450 gr kırık pirinç
    – 300 ml su
    – 25 gr pudra şeker
    – 1 çubuk tarçın
    – 50 gr tereyaı
    – Yarım çay kaşığı tuz
    – 350 ml süt
    – Badem esansı için
    – 25 gr dövülmüş badem
    – 60 ml sıcak su

    Süslemek için

    – File badem
    – Tarçın

    Hazırlanışı:

    Sıcak su ve bademi mutfak robotunda püre haline getirin.

    Bir tencereye su, pirinç, şeker, tarçın, tuz, badem esansı, sütün yarısı ve tereyağının yarısını ekleyin.

    Hepsini karıştırıp kapağı kapalı olarak kaynatın.

    Gerekirse süt ekleyin.

    Kalan sütü ilave edip muhallebi kıvamına gelinceye kadar pişirin.

    Sütlacı servis kaselerine aktarın.

    Üzerlerine file badem serpin.

    Tarçın serpip meyvelerle birlikte servis yapın.

    Afiyet olsun!

    İlgili Konular ;
    Fırında Sütlaç (Resimli)
    İyi Bir Sütlaç Yapmanın Püf Noktaları Nelerdir?

    kaynak : yuksektopuklar.net

  • Limonlu Sütlaç

    Limonlu Sütlaç

    Pirinçle yapılan en güzel tatlıardan biri sütlaçtır. Anne tatlısı sütlacı, limon aromalı denemek ister misiniz? Klasik sütlaç tarifine yeni yorum limonlu sütlaçla geliyor.

    Malzemeler,
    – 1 su bardağı pirinç
    – 3 su bardağı su
    – 1 litre süt
    – 1,5 su bardağı tozşeker
    – 2,5 yemek kaşığı buğday nişastası
    – 1 limon kabuğu rendesi

    Hazırlanışı,
    – Pirinçleri yıkayıp fazla suyunu süzün.
    – Orta boy tencereye pirinç ve 3 su bardağı suyu alın.
    – Orta dereceli ateşte pirinçler yumuşayana kadar haşlayın.
    – Süt ve şeker ilave ederek 5 dakika daha kaynatın.
    – Nişastayı biraz soğuk su ile ezip tencereye ekleyin.
    – Hızlı hızlı karıştırarak yedirin.
    – 1-2 dakika daha kaynattıktan sonra ocaktan alın.
    – Limon kabuğu rendesini ilave edip, karıştırın.
    – Kaselere paylaştırın.
    – Oda sıcaklığına geldikten sonra buzdolabına kaldırın.

    Afiyet olsun…

    İlgili konular ;
    Meyveli Muhallebi
    İyi Bir Sütlaç Yapmanın Püf Noktaları Nelerdir?

    Kaynak : yuksektopuklar.net

  • Meyveli Muhallebi

    Meyveli Muhallebi

    Sütlü tatlılardan kolay bir tarif, Meyveli Muhallebi…

    Malzemeler: 4 kişilik

    – 3 su bardağı süt
    – 1,5 su bardağı tozşeker
    – 1,5 su bardağı sübye
    – 200 g mevsim meyvesi

    Hazırlanışı:

    Sütü kaynatın, sübyeyi ekleyerek kaynatın. 1 su bardağı şekeri ekledikten sonra 3-5 dakika pişirip muhallebiyi hazırlayın, kaselere paylaştırın. Meyveyi ½ su bardağı şekerle pişirin, muhallebi kaselerinin üzerine eşit paylaştırın. Soğuduktan sonra servis yapın.

    MUHALLEBİ (DİYET)

    – 5 kişilik Gerekli malzeme
    – 750 ml diyet süt
    – 3 çorba kaşığı un
    – 3 çorba kaşığı nişasta
    – Diyet sıvı tatlandırıcı
    – Tarçın veya mevsim meyveleri

    Bir tencerede un, nişasta ve diyet sütü pürüzsüz bir kıvama gelinceye kadar çırpın. Tencereyi ocağa alıp karışım kaynayınca kadar sürekli karıştırın. Kaynadıktan sonra 1-2 dakika içinde ateşten indirin.
    Dilediğiniz kadar tatlandırıcı ekleyin. Yayvan bir cam kaba boşaltıp soğumaya bırakın. Tarçın veya mevsim meyvesi ile süsleyerek servis yapın.

    İlgili Konular ;
    Bebek İçin Muhallebi

  • Hangisi daha kötü : Şeker mi ? Yapay tadlandırıcılar mı ?

    tatlandiricilarBiz diyetisyenler, danışanlarımızdan kilo verme sürecinde harcadıkları enerjiden daha düşük enerji almalarını sağlamaktayız. Bu bağlamda diyetteki yağ ve şeker alımını biraz kısıtlarız. Genel olarak danışanlar, yağlı yiyeceklerin ve kızartılmış ürünlerin tüketimini sınırlandırabilse de; şekerin eksikliğini hissetmekte, doğal karbonhidrat kaynağı olan (tahıllar, kurubaklagiller, peynir dışındaki süt ürünleri, sebze ve meyve gibi) besinlerden aldıkları şeker ile yetinememekte. Zaten çocukluk çağındaki ödüllendirici beslenme alışkanlığında sürekli tatlı verilmesi, kişide yetişkinlik döneminde tatlı yenildiğinde pişmanlık hissinin oluşmamasına, hatta “iyi bir şey yapmış” gibi tatlıyı yerken mutluluk duymasına sebebiyet vermektedir.

    Vücudumuzun Gerçekten Şekere İhtiyacı Var mıdır ?

    Beyin, sinir sistemi ve alyuvarlar normal koşullarda enerji ihtiyaçlarını mutlak surette karbonhidratlardan karşılamak durumundadır. Bazı karbonhidratlar besinlerde doğal olarak bulunurlar (meyvelerde fruktoz, sütte laktoz, tahıllarda nişasta gibi). Bazıları ise sonradan ilave edilirler (sofra şekeri ve şeker içeren besinler). Kaynağı ne olursa olsun, vücut gerçekte bu farkı anlamaz. Karbonhidratlar büyük oranda bitkisel kaynaklı besinlerden alınmaktadır. Bu karbonhidratlar vücudumuzda yapıtaşı olan glikoza dönüşür ve kan şekerinin esas kaynağını oluştururlar. O nedenle Dünya Sağlık Örgütü günlük enerjimizin %55-60’ının karbonhidratlardan karşılanması gerektiğini vurgulamaktadır.

    Fazla Karbonhidrat Tüketiminin Zararları Nelerdir ?

    42-15666011Vücut, kan şekerinin tümünü aynı anda enerjiye çevirememektedir. Kan şekeri düzeyi normalin üzerine çıktığında; pankreastan salınan insülin hormonu fazla şekerin depolanması için karaciğer, kas ve diğer hücreleri uyarır. Glikozun bir kısmı, kas ve karaciğerde glikojen şeklinde depolanır. İhtiyacından fazla enerji tüketimi durumunda vücut, bir kısım glikozu vücut yağına çevirir. Dolayısıyla obezite ve beraberindeki 40’ı aşkın hastalık için davetiye çıkartılmış olmaktadır. Bu nedenle karbonhidratları azı karar çoğu zarar mantığı ile değerlendirmekte yarar vardır. Son zamanlarda şeker kullanımının hızla artmasıyla birlikte kalp – damar hastalıkları, diyabet, kanser, sindirim sistemi hastalıkları ve romatizmal hastalıkların görülme sıklıklarında artışlar olmaktadır.

    Hiç Şeker Tüketmemek Vücutta Bir Eksiklik Yaratmaz mı ?

    Rafine edilmiş haliyle şeker 200 – 300 yıllık kısa bir geçmişe sahiptir. Peki şekerin keşfinden önce insanlar bu ihtiyaçlarını nasıl karşılıyordu, acaba vücutlarında bir eksiklik olmuyor muydu? Nasıl ki arabanın hareket edebilmesi için deposunda benzin olması gerekiyorsa, vücudumuz için de temel enerji kaynağı glikozun bulunması gerekir. Ancak bu glikoz, çayın içerisine atılan ve tatlıların yapımında kullanılan rafine haliyle sofra şekeri olarak görülmemelidir. Yukarıda da belirtildiği gibi doğal besinlerden de bu şekerin elde edilmesi söz konusu olmaktadır. Eğer ki sofra şekerinin eksikliği durumunda metabolizmamız sıkıntı oluştursaydı; sağlık personeli diyabeti olan bireylere de her gün tatlı yemelerini önerirdi. Yoğun olarak 1900’lü yılların başından itibaren beslenmemizde yer alan şeker, daha öncesinde saraylarda kullanılan lüks bir besin maddesi olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde şekerin girmediği bir yer yok gibi. O nedenle bebeklikten itibaren şekerli besinlere alıştırılan bir insana sağlık problemlerinden ötürü “artık şekeri hayatınızdan çıkarmalısınız” demek çok zor.

    Şeker Vücutta Nasıl Bir Sıkıntı Yaratmaktadır ?

    Hızla ve hemen kana karışan, saflaştırılmış ve rafine şeker içeren besinler kan şekerinde ani bir dalgalanmaya neden olurlar. Çok kısa sürede yükselen kan şekeri yaklaşık yarım saat sonra aynı hızda düşmeye başlar. Her çıkışın bir inişi vardır. İşin kötü tarafı; tatlı yenildikten bir süre sonra artan ve azalmaya başlayan kan şekeri seviyesi eski seviyesinin de altına düşmektedir. Dolayısıyla kan şekerinde aniden bir pik yaşanması tekrardan tatlı yeme isteği doğurmaktadır. Bu nedenle kimse bir parça tatlı yiyerek “dur” diyememektedir.

    Peki Şekerin Yerini Nasıl Doldurabiliriz ?

    42-18468401Her zaman için besinlerin doğalını tercih etmekte yarar vardır. Ama bu demek değildir ki: Hiç tatlı yenilmemelidir. Elbette tatlı yenilmemesini gerektiren şeker hastalığı gibi bir durum söz konusu değilse bazen tatlı yenilebilir. Ancak tatlıların tüketim sıklığına ve miktarına dikkat etmek, ayrıca lokma, tulumba gibi şerbetli tatlılar yerine; sütlaç, muhallebi, puding, komposto, hoşaf, kabak tatlısı gibi hafif tatlıları tercih etmek gerekir. İşte bu tatlıların yapımında – enerji alımını azaltmak adına – toz tatlandırıcılardan yararlanılabilir.

    Diyabetliler başta olmak üzere, şeker tadından vazgeçemeyen, iştahını baskılamakta güçlük çeken, formuna önem veren bireyler ve aileleri için çok iyi bir alternatif olarak yapay tatlandırıcıların şeker yerine kullanılması daha uygun görülmektedir. Gerek içeceklerde tablet olarak, gerekse tatlıların yapımı esnasında toz formları ile güvenle kullanılabilen bu tatlandırıcıların enerji değeri yok veya göz ardı edilecek kadar düşüktür. Kan şekeri üzerinde de olumsuz etki yaratmamaları nedeniyle saflaştırılmış ve rafine şeker yerine tercih edilmeleri daha sağlıklı olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; bazı yapay tatlandırıcıların ocağı kapattıktan (besin pişirildikten) sonra ilave edilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde topaklanma ve metalik bir tat oluşturabilmektedir.

    Yapay Tatlandırıcılara Geçiş

    Yapay tatlandırıcılar ilk olarak 1900’lü yılların başında ortaya çıkmış, 1940’lardan beri tüm dünyada hem şeker hastaları hem de sağlığına özen gösterenler tarafından yoğun olarak kullanılmaktadırlar. Günümüzde en fazla kullanılan yapay tatlandırıcılardan biri olan aspartam üzerinde 200’ü aşkın bilimsel çalışma yapılmış, yüksek dozlarda kullanımında dahi zararlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Aspartam kullanımı Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmıştır.

    Yapay Tatlandırıcılar Kanser Yapar mı ?

    1939 yılında yapılan küçük çapta bir araştırmada sakarin içeren yapay tatlandırıcıların sıçanlarda mesane kanserine yol açtığı saptanmıştır. Ancak bunu izleyen çalışmaların hiçbirinde benzer bir etkiye rastlanmamıştır. Zaten bilim dünyasında “hayvan modelinde karşılaşılan bir durum insanlarda da aynen gerçekleşir” diye bir durum söz konusu değildir. Yaklaşık 70 yıldır yapılan çalışmalarda çok daha yüksek dozlarda insanlara verilen bu yapay tatlandırıcılarda benzer bir yan etkinin görülmemesi üzerine, bugün bizler danışanlarımıza Dünya Sağlık Örgütü’nün onay verdiği bu yapay tatlandırıcıları önermekte ve kullanımlarında bir sakınca görmemekteyiz. Bu şekilde bir kanının oluşmasında 20. yüzyılın sonlarına doğru bulunan aspartamın rolü büyüktür. Aspartam piyasada sakarinin önüne geçmiştir. Sonraları sakarinin aspartama “çamur at izi kalsın” mantığı ile misilleme olarak unutkanlık yaptığına dair demeçlerin verilmesi sonucu her 2 grup yapay tatlandırıcı da “kötü” olarak hafızalara kazınmıştır. Ancak tüm tatlandırıcılar gerek diyabetliler gerekse formuna dikkat edenler ve aileleri tarafından rahatlıkla kullanılabilirler. Formda kalmak, şekerin zararlı etkilerine maruz kalmamak ve ağız tadından vazgeçmemek için yapay tatlandırıcılar güvenle kullanılabilir. Özetle; yapay tatlandırıcılar iyi, rafine şeker kötü olarak tanımlanabilir.

    Uzman Diyetisyen
    M. Turgay KÖSE

    1977 İstanbul doğumlu Köse, ilk ve ortaöğrenimini aynı şehirde tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden 2001 yılında derece ile mezun oldu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yedek subay Diyetisyen olarak askerlik görevini tamamladı. Sonrasında Florence Nightingale Hastanesi Diyabet, Obezite ve Metabolizma Hastalıkları Merkezi bünyesinde Diyetisyen olarak çalıştı. 2004 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisans programını tamamlayarak “Toplu Beslenme Sistemleri Bilim Uzmanlığı” aldı.

    Türkiye Diyetisyenler Derneği, Obezite Derneği ile Diyabet, Obezite ve Beslenme Derneği ve Yeni Çınar Lions Kulübü’ne üye olan Köse, hem bireysel hem de kurumsal anlamda beslenme danışmanlığı ve eğitimi çalışmalarını 2004’ten beri kurucusu olduğu Etik Diyet Danışmanlık’ta sürdürmektedir. Uzman Diyetisyen Turgay Köse fuar, kongre, seminer, internet TV, radyo ve televizyon programlarında konuşmacı; çeşitli gazete, dergi ve web sayfalarında köşe yazarı olarak yer almaktadır. Uzman Diyetisyen M. Turgay Köse’nin beslenme alanındaki ilk kitabı “Beslenme ve Diyetetik” Ekim – 2007’de piyasaya çıkmıştır.