Etiket: sperm sayısı

  • Hiç Spermi Olmayan Erkek Baba Olabilir mi?

    Hiç Spermi Olmayan Erkek Baba Olabilir mi?

    Düşük sperm sayısı (tıbbi olarak oligospermi olarak bilinir), çiftlerde subfertilitenin veya infertilitenin çok yaygın bir nedenidir. Aslında sperm sayısı veya kalitesi ile ilgili sorunlar doğurganlık sorunlarının yaklaşık yarısına sebep olmaktadır. İyi haber şu ki; düşük sperm sayısı, hamileliğin oluşmasını engellemez ve bebek sahibi olma şansını artırmak için yapabileceğiniz çok şey bulunmaktadır.

    Düşük sperm sayısı nedir?

    Düşük sperm sayısı, bir erkeğin spermindeki sperm sayısının normal olarak kabul edilen eşiğin altında olduğu anlamına gelir. Sperm motilitesi (hareket kabiliyeti) ve sperm morfolojisi (şekilleri veya şekli) de durumdan etkilenebilir.

    Sperm sayısı semen analizi denilen bir test ile belirlenir. Bu genellikle doktorunuzun isteyeceği ilk testtir (klinik geçmişinizi aldıktan ve muhtemelen fizik muayene yaptıktan sonra). Semen, bir erkek boşaldığında penisten çıkan sıvıyı ifade eder. Çeşitli bezlerden (esas olarak prostat ve seminal veziküller) ve spermlerden gelen sıvılardan oluşur. Şaşırtıcı bir şekilde, sperm toplam semen hacminin sadece % 5’ini oluşturur. Bir sperma analizi hem spermi hem de spermin kalitesini ve miktarını değerlendirir. Temel bir semen analizi ürolog doktor tarafından istenebilir.

    Sıfır Sperm (Azospermi)

    Hiç sperm olmaması olarak da bilinen azospermi, erkek semen sıvısında hemen hemen hiç sperm olmadığı zaman ortaya çıkan bir erkek doğurganlığı sorunudur. Azospermi genel erkek nüfusunun % 2’sinde bulunur ve gebe kalmada sorunlara katkıda bulunan bir faktördür.

    Peki Bu Ne Demek?

    Tanım olarak azospermi; bir insanın semeninde ölçülebilir miktarda sperm olmadığı anlamına gelir. Hasta ve eşi, gebelik uzmanına göründüklerinde, durum tipik olarak teşhis edilir. Erkek hastanın semeninde bulunan canlı sperm sayısını belirlemek için bir semen analizi yapılacaktır. Hemen hemen hiç sperm bulunamazsa, doktorunuz gerekli görülmesi halinde ek testlere ihtiyaç duyabilir.

    Hiç Spermi Olmayan Erkek Baba Olabilir mi? | 1

    Azospermi Nedenleri Nelerdir?

    Azospermi çeşitli koşullardan kaynaklanabilir, bu koşullar aşağıdakileri içerir:

    • Obstrüktif azospermi olarak da bilinen genital bölgedeki bir tıkanıklık
    • Erkek üreme sistemi içinde bir enfeksiyon
    • Cinsel bölgede yaralanma
    • Radyasyon ve kemoterapi tedavileri de dahil olmak üzere, tedavinin erkek üreme sistemine olumsuz etkisi
    • Genetik nedenler

    Diğer potansiyel nedenler şunlardır: İnmemiş testisler, varikosel, steroidler ve antibiyotikler gibi ilaçlar, aşırı alkol tüketimi ve yasadışı uyuşturucu kullanımı

    Hiç Spermi Olmayan Erkek Baba Olabilir mi?

    Kadının hamile kalıp kalamayacağı, doktor tarafından yapılan teşhise bağlıdır. Doktor, azospermi nedeni konusunda hastaya tavsiyede bulunacaktır. Hastalar azospermi teşhisinin, baba sahibi olmanın imkansız olduğu anlamına gelmediğine dikkat etmelidir. Erkekler genellikle sperm üretiyor, ancak bu üretilmiş sperm vücudun dışında yaşayamayacak kadar güçsüz olabiliyor. Erkek doğurganlık uzmanlarına göre, genellikle baba olmak için gerekli olanın, milyonlarca sperm yerine yarım düzine sperm olabileceğini söylüyor.

    Sperm Sayısını Artırmak İçin Yapılması Gerekenler Tıklayın !

    Azospermi Nedir? Micro Tese Ameliyatı Nedir? Tıklayın !

    Tüp Bebek Öncesi Erkeklerde Beslenme Nasıl Olmalı? Tıklayın !

    Erkeklerde Neler Kısırlığa Yol Açıyor? Tıklayın !

     

  • Mikro Çip ile Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır? Mikro Çip Yönteminin Faydası Nedir?

    Mikro Çip ile Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır? Mikro Çip Yönteminin Faydası Nedir?

    Günümüzde yeni geliştirilen tüp bebek (IVF) yöntemleri sayesinde, hastalardaki gebelik oranları giderek artmaktadır. Tüp bebek tedavisinde mikro çip uygulaması sayesinde, düşük sperm sayısı olan erkeklerde çocuk sahibi olmak kolaylaşmıştır. Amerika’da geliştirilen bu yeni yöntem, bir süredir hayata geçirilmeye başlandı. Bu yöntem, infertilite problemleri olan erkeklerde, bebek sahibi olma oranlarında anlamlı artışlara neden olmuştur. Mikro çip teknolojisi sayesinde, DNA hasarı en az olan güçlü spermler seçilebiliyor ve böylece, gebelik laboratuvar ortamında gerçekleştirilebiliyor. Bu teknoloji, tüm tüp bebek merkezlerinde henüz kullanılmaya başlanmamakla birlikte, başarılı ve güncel tıbbi yenilikleri takip eden merkezler tarafından yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Mikro çip, erkek infertilitesinin üstesinden gelmek için önemli bir katkı sağlayacaktır.

    Mikro Çip ile Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Normal yollarla, yani cinsel ilişki ile elde edilen gebeliklerde, sperm hücreleri çok uzun bir yolculuğa çıkarlar, çeşitli engelleri aşarlar ve yumurta hücresiyle buluşurlar ve döllenme gerçekleşir. Bu şekilde annede bulunan doğal semen bariyerini taklit eden mikroçipler geliştirilmiştir. Bu bağlamda, tüp bebek tedavisi sırasında yumurta ile kombine edilecek en iyi spermin seçilmesi amaçlanmaktadır. Bu ortamda, oluşturulan mikro çip sayesinde, spermler doğal ortamda olduğu gibi filtrelenir ve en iyi gübreleme kabiliyetine sahip sağlıklı sperm seçilir. Bu nedenle, en iyi kalitede embriyolar elde edilerek gebelik oranları artırılmaktadır. Diğer tıp alanlarında kullanılan mikroçip teknolojisi, tüp bebek (IVF) tedavisinde çok önemli bir gelişmedir.

    Sperm sayısı, motilitesi ve morfolojisi iyi olsa bile gebelik elde edilmediğinde veya hamileliğin başarılı olmasına rağmen ya da çiftin embriyoların genetik analizi sırasında normal embriyolar gözlenmediğinde uygulanan bir yöntemdir. Akrozomdaki genetik materyaller geliştikten sonra ortaya çıkan DNA hasarlarının ortadan kaldırıldığı ve sağlıklı spermlerin seçildiği ve işlendiği bir süreçtir.

    Mikro Çip ile Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır? Mikro Çip Yönteminin Faydası Nedir? | 2

    Spermde DNA Hasarı Nedir?

    İnfertilite yaşayan çiftlerin yaklaşık % 35’inde ana sebep erkektir. Kadın faktörü de dahil edildiğinde, bu oran % 40 ila % 50’ye kadar ulaşmaktadır. Günümüzde, erkek infertilitesinin değerlendirilmesinde rutin semen analizi kullanılmaktadır, ancak bu problemi olan erkeklerin yaklaşık % 25’i normal semen analizi sonuçlarına sahip olsa da, bu analiz ile infertilitenin kesin tanısı oluşturulamamaktadır. Bu nedenle, fertil ve infertil erkekleri ayırmak ve gebelik sonuçlarını öngörmek için yeni belirleyicilere ihtiyaç duyulmaktadır.

    Nasıl Yapılır?

    Erkek hastalara, sperm DNA testleri ve rutin semen analizi uygulanır ve sonuçlara göre hangi mikroçipin uygulanacağına karar verilir. DNA hasarı derecesine göre bir mikroçip modeli seçilir ve hastadan ardışık bir sperm örneği alınır. Mümkünse uygun mikroçip yöntemi uygulanır.

    Mikro Çip Yönteminin Faydası Nedir?

    Özellikle iyi embriyo oranı % 25 ila % 30 arasında artarken, 5. gün olarak tanımlanan blastosist embriyo seviyesine ulaşma oranı da önemli ölçüde artmaktadır. Sigara içen, yoğun ısıya veya radyasyona maruz kalan, kimyasal ilaç veya uzun süreli ilaç tedavisi gören hastalarda başarı oranı daha yüksektir.

    Mikro Çip ile Tüp Bebekte Başarıyı Artırıyor! Tıklayın !

    Gelecek Nesil Genetik Tarama (NGS) Yöntemi Tıklayın !

    Erkek kısırlığında mikroçip avantajı Tıklayın !

    Embriyoya Genetik Test Yaptıranlar Tıklayın !

    Tüp Bebek Tedavisi sorularınız için tıklayınız!

    AMH testi nedir? AMH Testi Ne İçin Kullanılır? AMH Seviyesi Düşük Çıkarsa Ne Olur? Tıklayın !

    Mikro Çipli Tüp Bebek Tedavisi Tıklayın !

  • Sperm Sayısını Artırmak İçin Yapılması Gerekenler

    Sperm Sayısını Artırmak İçin Yapılması Gerekenler

    Baba olmak istiyorsunuz fakat sperm sayınız mı çok düşük? sperm sayısı nasıl artar, ne yapmalı? makalemizde sperm hareketliliği için ne yapmalı?konusu hakkında bilgiler verdik.Günümüzde erkeklerde kısırlık gittikçe yaygınlaşan bir sorun olmaktadır. Bilim adamları sigara, alkol, çevre kirliliği, kötü yaşam tarzı gibi nedenlerin erkekte sperm sayısını azalttığını tespit etmişlerdir. Bu faktörlerin birlikte bulunması ise sperm üretiminde büyük bir azalma demektir.

    Testislerinizin aşırı ısınmasını önleyin.Testisler sıcak oldukları zaman yeterli sperm üretemezler
    Dar pantolon ve kotlar giymeyin.
    Kilot yerine bol, rahat boxer şortlar giyin.
    Sıcak banyo ve saunadan kaçının.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (1)

    Spor yaparken jockstrap iç çamaşırı giyin. Böylece topun penise gelmesi ve spermlerin ölmesi riskinden korunmuş olursunuz.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (2)

    Bitkisel yağlar ile vücudunuza masaj yaptırın. Masaj vücutta kan dolaşımını artırır.
    Artan kan dolaşımı sağlıklı sperm demektir.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (3)

    Stresle mücadele edin
    Stres cinsel fonskiyonunuzu azaltarak, sperm sayısında düşüşe yol açar.
    Stres hormonları testosteron üretimini düzenlemekle görevli Leyding hücrelerini bloke eder. Vücudunuzun çok fazla stres yaşandığında,sperm üretimi tamamen bile durabilir.
    Uykunuzu iyi alın, yorgunluk stres hormonlarını çalıştırır ve sperm üretimini azaltır.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (4)

    Sigarayı bırakın.
    Sigara içmek düşük sperm sayısına neden olur, spermleri yavaşlatır ve deforme eder.
    Bir araştırmaya göre, sigara içen erkekler, içmeyen erkeklere göre% 22 daha az sperme sahiptir.
    Esrar da spermler üzerine sigarayla benzer etkilere sahiptir.
    Tüm bu zararlı alışkanlıklardan uzak durmalısınız.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (5)

    Alkol erkekte bulunan östrojen yani kadın hormonluğu seviyesini artırır, testeronu düşürür.
    Erkekte de kadında östrojen hormonu vardır, fakat kadınlar bu hormon daha fazla salgılandığından kadın hormonu olarak bilinir.
    Testeronunun düşüşü sperm sağlığına ve üretimine darbe yapar.
    Güçlü spermler için asla alkol tüketmeyin.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (6)

    Daha az boşalın. Sık boşalma sperm sayısını düşürebilir. Vücudunuz her gün milyonlarca sperm üretir, fakat sperm sayınız düşükse, boşalma arasında mevcut spermleri depolamaya bakın.Zaruret olmadıkça mastürbasyondan uzak durun.

    Toksin içeren maddelere karşı dikkatli olun. Kimyasallara maruz kalma sperm büyüklüğünü, hareketini ve sayısını etkileyebilir.
    Şayet gün boyu kimyasal maddelerin olduğu bir ortamda çalışıyorsanız, uzun kollu ve eldiven ile cildinizi koruyun, yüzünü korumak için ise maske ve gözlük kullanın.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (7)

    İlaç kullanmadan prospektüsünü okuyun.
    Bazı ilaçlar sperm sayısında azalmaya hatta kalıcı kısırlığa bile yol açabilir.
    Sperm üretimi sizin için çok mühim ise, hastalanıp ilaç kullandığınızda, yan etkilerinin spermleri etkileyip etkilemediğini doktorunuza danışın.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (8)

    Düzenli spor yapın
    Modern dünyada kapitalist sistem hakim olduğundan çalışmaktan egzersiz yapmaya kalan zaman ve fırsat azdır fakat sağlıklı spermler için spor çok mühim bir uğraştır.
    Fakat egzersizde de aşırıya gitmeyin, çünkü çok fazla spor yapmak
    testosteron eksikliğine neden olan adrenal steroid hormonların salınımına yol açar.Kas yapacağım, vücudumda baklavalar oluşsun diye anabolik steroid yani sentetik olarak üretilmiş testosteron türevlerini asla kullanmayın. Bu kimyasal maddeler testislerde küçülmeye ve kısırlığa yol açabilirler.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (9)

     

    Sağlıklı gıdalarla beslenin.
    Yağca düşük, protein, sebze ve tam tahıllı gıdalarca yüksek bir diyet programı sizin ideal olan beslenme şeklidir.
    Bol bol balık, et, yumurta, meyve ve sebze yiyin.
    Fıstık, ceviz, kaju fıstığı, ayçiçeği ve kabak çekirdeği de sperm sayısını artırmakta etkili yiyecekler arasında yer alır.Soya bazlı yiyeceklerden ve asitli içeceklerden kaçının. Soyalı gıdalar vücutta hafif östrojenik etkiye sahiptir. Bu besinler kadınlar için iyi olabilir iken, erkek spermi için iyi değildir. Kola, fanta gibi yüksek fruktozlu içecekler doğurganlığı düşürür insülin direncine neden olur. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki her gün 1 litre kola içen erkekler, içmeyen erkeklerden% 30 daha az sperm stoğuna sahiplerdir.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (10)

     

    Kilo verin
    Zayıflamanız düşük sperm sayısını artırmaya yardımcı olacaktır.
    Fransız bilim adamlarınca yapılan araştırmaya göre obez erkekler, obez olmayan erkeklerden %42 daha az sperme sahiptirler, bu durumun nedeni bilim tarafından henüz belirlenmemiştir.
    Aynı çalışmada, boşalan obez erkeklerin menideki ölü sperm oranı %81 olarak
    olarak tespit edilmiştir.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (11)

    Takviye hap alın
    Vücudun meni üretimine yardımcı olmak için, doktorunuza da danışarak bitkisel malzemelerle yapılan hapları kullanın.
    Yapılan araştırmalar gösteriyor ki , 26 hafta boyunca günde 5 mg folik asit ve 66 mg çinko sülfat hap alan erkeklerde, sperm sayısında neredeyse %75 gibi bir artış tespit edilmiştir.
    Folik asit ve çinko sülfat DNA oluşumunda büyük önem taşımaktadır.
    C vitamini ve selenyum da sperm üretimini artırmak amacıyla alınabilecek takviye ilaçlardandır.

    Bitkilerin gücünden yararlanın!
    Passiflora incarnata bitkisi erkeğe cinsel güç verip, düşük sperm sayısını artırabilir.
    Zincum Metalikum: Bu homeopatik madde, düzenli alındığında çinko seviyesini yükseltir ve sperm kalitesiyle, sperm sayısını artırmaya yardımcı olur.
    Damiana, Yohinbinum: Bitkisinin erkek cinselliğini artırdığı ve kadınlarda libidoyu yükseltiğine dair bilimsel çalışmalar yapılmıştır.
    Ipomoea digitata, Emblica officinalis Chlorophytum arundinaceum, Argyreia speciosa, Mucuna pruriens, Withania somnifera , Tinospora cordifolia Tribulus terrestris, Sida cordifolia ve kuşkonmaz gibi otlar, geçmişten günümüze doğal afrodizyak olarak kullanılmışlardır. Testosteron düzeylerini artırarak erektil disfonksiyon bozukluklarını düzeltirler.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (13)

    Klamidya ve gonore gibi bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, sperm geçişini engelleyerek kısırlığa yol açabilirlerler. Düzenli olarak CYBE testi yaptırın.
    Şayet enfeksiyon nedeniyle spermlerde sorun varsa biran önce tedavi olun.
    Çoğu durumda bu rahatsızlık antibiyotik tedavisiyle atlatılabilir.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (14)

    Erkeklerde varikosel testislerin sıcaklığını artırıp, sperm sayısının azalmasına neden olabilir.Doktora gidip, varikosel yani testislerde damar genişlemesi var mı diye tespit ettirin ve tedavi olun.
    Hormon tedavisi ve ilaç kullanmayı deneyin.
    Sperminizin düşük olması hormonlardaki dengesizlik nedeniyle olabilir.sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (15)
    Hormon tedavisi hormon düzeylerini iyileştirerek daha fazla sperm üretimine yardımcı olabilir.
    Bu tedavi uzun süreç gerektirir, öncelikle yapmanız gereken bir endokrinoloji uzmanına başvurup hormonlarınızın düzgün çalışıp çalışmadığını öğrenmek olmalıdır.

    ilgili konular

    Erkekte Sperm Sayısını Artıran Yiyecekler tıklayınız

     

    sperm_sayisi_nasil_artar_ne_yapmali (16)

  • Erkekte Sperm Sayısını Artıran Yiyecekler

    Erkekte Sperm Sayısını Artıran Yiyecekler

    Kadınlar kulübü editörler olarak araştırdık, erkekte sperm sayısını artıran yiyecekler yazımızı bu konuda muzdarip olanlara deva olmak için hazırladık.
    Son yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kısırlığın en büyük nedenlerinden biri erkekteki sperm sayısının yetersizliğidir.
    Erkekte sperm sayısının azalmasına neden olan pek çok faktör vardır.
    Sağlıksız beslenme, ilerlemiş yaş, hormonlu gıdalar, radyasyon bunlardan bazılarıdır.
    Sperm artışında çevresel faktörler büyük rol oynasa da, yenilen gıdalarında payı azımsanamayacak çoktur.
    Şayet sperm sayısını ve kalitesini artırmak istiyorsanız, yaşam biçiminizde kökten değişiklik yapmalısınız.
    Yapılacak değişiklerden biri de sperm sayısını artıracak yiyecekleri tüketmek olmalıdır. Sperm sayısını artıran besinler vardır. Bunlarla beslenerek
    doğurganlık şansınızı artırabilirsiniz.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    Sperm Sayısını Artıran Besinler

    erkekte sperm sayısını artıran yiyecekler
    erkekte sperm sayısını artıran yiyecekler

    Bitter Çikolata
    Atıştırmalık tatlı birşeyler arıyorsanız size önerimiz siyah çikolata yemenizdir.
    Uzmanlar sperm sayısı yetersiz olan erkeklere,
    sperm sayısını artırmakta etkin rol oynayan L-Arginin HCI enzimi içeren
    bitter çikolatayı tüketmelerini öneriyor.

    erkekte sperm sayısını artıran yiyecekler
    erkekte sperm sayısını artıran yiyecekler

    Yemişler
    Çilek, kiraz, vişne, yaban mersini yüksek antioksidan içerikleriyle
    çeşitli hastalıklarla savaştığı gibi, erkekte spermi de artıran gıdalardandır.
    Antioksidandan zengin olmaları nedeniyle kan dolaşımı daha iyi gerçekleştirirle
    ve erkekte sperm sayısına olumlu etkide bulunurlar.

    erkekte sperm sayısını artıran yiyecekler
    erkekte sperm sayısını artıran yiyecekler

    Sarımsak
    Şaşırdınız mı? Evet doğru duydunuz, sarımsakta kötü kokusuna ve pek tercih edilen
    gıdalardan olmamasına rağmen sper artırıcı süper gıdalardandır.
    Allicin maddesi içeren sarımsağın, sperm sayısını artırdığı ve kanın cinsel organlara akışını hızlandırdığı kanıtlanmıştır.

    sperm sayısını artıran besinler
    sperm sayısını artıran besinler

    Muz
    Muz, içeriğindeki bromelain enzimi ile oldukça güçlü ve etkili bir sperm artırıcı yiyecektir.
    Günde bir muz yemeniz doğurganlık genleriniz üzerinde olumlu etkide bulunacaktır.

    sperm sayısını artıran besinler
    sperm sayısını artıran besinler

    Ceviz
    Ceviz kanser dahil pek çok hastalığı önlemekte başarılı bir yiyecektir.
    Sperm sayısını artırmakta da cevizin rolü yadsınamaz.
    Bu muhteşem gıda omega 3 kaynağı olmasının yanında iyi de bir sperm artırıcıdır.

    ilgili konular

    Sperm Sayısını Artırmak İçin Yapılması Gerekenler tıklayınız

  • Tüp bebek tedavisinden önce yapılması gerekenler

    Tüp bebek tedavisinden önce yapılması gerekenler

    Çocuk sahibi olmakta zorlanan çiftlerin büyük bir kısmı en kısa sürede tedavi olup bebeklerine kavuşmak isterler. Hatta bazıları neden çocuk sahibi olamadıklarını öğrenmeden hemen tüp bebek yaptırmaya çalışırlar.

    Bahçeci Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ulun Uluğ tüp bebek tedavisinden önce yapılması gerekenleri anlatıyor…

    Defalarca tüp bebek tedavisi deneyip kendiliğinden gebe kalan birçok kişiye tanık olunur. En son teknolojik gelişmeleri kullanılsa bile tüp bebek kesin bir yöntem değildir.

    Amerikan Üremeye Yardımcı Tedavi Edenler Derneği’ne göre tüp bebek tedavisinin başarı oranı %40 ancak ulaşmaktadır.

    Tüp Bebek Tedavisinden Önce…

    Tüp bebek tedavisine başlamadan veya karar vermeden önce daha basit yöntemler ile gebe kalınıp kalınmayacağı araştırılmalıdır. Ciddi erkeğe bağlı sperm problemi yoksa yumurtlama fonksiyonları normal olan genç çiftlerde denemeye gerek yoktur. Yumurtlamayı artırıcı yöntemler veya aşılama tedavisi ile daha basit daha hesaplı bir şekilde netice alınabilir.

    Yumurtlamayı artırıcı tedavi kadınlarda normalde 1 tane gelişen yumurta sayısını daha fazlalaştırmaktır. Bunun için hap benzer bazen de iğne benzeri ilaçlar kullanılır ve daha fazla sayıda yumurta büyümesi sağlanır.

    Doktorunuzun belirleyeceği bir zamanda da eşinizle beraber olarak doğal yollardan hamile kalma şansı artırılmış olur. Aşılama dediğimiz ‘İntrauterin inseminasyon’da ise eşten alınan spermler laboratuvar koşullarında daha yoğun ve daha hareketli hale getirilerek kadının rahminin içine enjekte edilir. Burada hem zamanlama hem de rahmin içerisine daha fazla sayıda sperm bırakıldığı için gebelik şansı artmaktadır. Aynı zamanda yumurtlamayı artırıcı tedavi de uygulandığı için başarı şansı daha fazlada artmaktadır. Tüp bebek tedavilerine göre daha zahmetsiz ve basit tedaviler olduğu için öncelik tanımak gerekir. Sayılara yani başarı oranlarına gelecek olursak yumurtlama tedavisinde her bir seferinde % 6 iken aşılamada bu oran%18’dir. Bu oranlara bakarak biraz umutsuzluğa kapılabilir ancak basit yöntemler olduğu için ve her koşulda rahatlıkla uygulanabildiğini düşündüğümüzde tedavi algoritmasında ilk planda olmaları gerekir. Yukarıdaki bahsettiğim yöntemlerde başarının en önemli kuralı sabırlı olmaktır. Unutulmaması gereken nokta; bazı hastalarda tüp bebek tedavisine gerek kalmadan birçok çiftin bu yöntemlerle bebek sahibi olduğudur.

  • Tüp Bebekte Cevabı Aranan Sorular

    Tüp Bebekte Cevabı Aranan Sorular

    Ülkemizde çocuk sahibi olma problemi yaşayan 1.5 milyon çift en kısa zamanda hayallerini gerçeğe dönüştürmek için cevabını bilmediği soruların yanıtını arıyor.

    İnsanın varoluş sebeplerinden biri yaşamak diğeri de üremektir. Ancak gelişen teknoloji ve modern yaşamın insanlığa verdiği yanıtlardan biri de kısırlık… Yapılan araştırmalar ülkemizde 1.5 milyon çiftin çocuk sahibi olma problemi yaşadığını ortaya koyuyor.

    İşte çiftlerin cevabını aradığı sorular ve yanıtları:

    Tüp bebek tedavisine ne zaman karar verilmelidir?

    Tüp bebek tedavisine başlamadan veya karar vermeden önce daha basit yöntemler ile gebe kalınıp kalınmayacağı araştırılmalıdır. Erkeğe bağlı sperm problemi yoksa yumurtlama fonksiyonları normal ise genç çiftlerde tüp bebek denemeye gerek yoktur. Yumurtlamayı artırıcı yöntemler veya aşılama tedavisi ile daha basit daha hesaplı bir şekilde netice alınabilir.

    Tüp bebek tedavilerinde başarının tanımı nedir?

    Tüp bebek merkezleri başarılarını klinik gebelik oranı ve canlı doğum oranı ile belirler. Klinik gebelik oranı pozitif gebelik testinin ardından rahimiçi gebelik kesesinin de ultrasonografik olarak geliştiği hasta grubunu kapsar. Canlı doğum oranı ise kimi tanımlarda gebeliğin 20 haftaya ulaşması, kimi tanımlarda ise eve bebek götürme oranı olarak belirlenmiştir. Bu anlamda en önemli etken az sayıda embriyo transferi ile elde edilen tekil veya ikiz gebeliklerdir. Merkezlerin başarıları tüp bebek tedavilerinin tüm basamaklarının doğru uygulanması ile yükselmektedir. Bir çifte, iyi uygulanmış ovülasyon indüksiyonu, doğru zamanda toplanmış yumurta, iyi seçilmiş sperm ile uygulanan doğru mikroenjeksiyon nihayetin de iyi bir teknikle embriyonun transfer edilmesi yüksek gebelik oranı sağlayacaktır. İyi merkezler zor hasta karakteristiğine sahip olmalarına rağmen klinik gebelik ve canlı doğum oranlarını yüksek tutmaktadır.

    Dondurulmuş embriyo transferinden sağlanan gebeliklerde hastalık riski artar mı?

    Bilimsel çalışmalar tüp bebek tedavilerinde dondurulmuş embriyo transferi ile elde edilen gebeliklerde taze embriyo gebeliklerine oranla fetuslarda artmış doğumsal anomali veya genetik hastalık riski saptamamıştır. Günümüzde embriyo dondurulması tüp bebek tedavilerinin standart bir ayağını oluşturmaktadır.

    Dondurulmuş embriyo transferlerinden sonra gebelik oranları azalır mı?

    Dondurulmuş embriyo transferi, taze siklusta transferin mümkün olmadığı durumlarda, endometriyum tabakası inceliği veya ohss riski gibi veya taze embriyo transferinden elde edilen fazla sağlıklı embriyoların tekrarlayan denemelerde uygulanması ile gerçekleştirilir. İyi tekniklerle dondurma ve çözdürme işlemi uygulanmış kaliteli embriyolar ile taze transferlere oranla daha yüksek gebelik başarısı sağlanır. Bunun en olası sebebi aktif embriyo geliştirilen aylarda hormonal değişimlerin rahim alıcılığı üzerindeki olumsuz etkisidir. Bu nedenle dondurulmuş embriyo transferi, tekrarlayan basarisiz IVF denemeleri olan hastalarda bir tedavi stratejisi de olabilmektedir.

    Yumurtalık dondurulabilir mi? Kimlere önerilir?

    Yumurtalık dokusunun dondurularak saklanması kanser tedavileri nedeniyle doğurganlığı tehdit altında olan kadınlar için uygulanabilen bir yöntemdir. Kemoterapi ve/veya radyoterapi öncesi laparoskopik ameliyat ile alınan over dokusu dondurularak saklanır ve kanser tedavisinin ardından üreme fonksiyonlarının kazanılması için tekrar vücuda yerleştirilir. Günümüzde nakil sonrası başarılı gebelikler ve doğumlar elde edilmiş olmasına rağmen halen deneysel bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Kanser tedavisi için kemoterapi ve/veya radyoterapi planlanan, kemik iliği veya kök hücre nakline hazırlanan ve bağışıklık sistemi hastalıkları nedeniyle yüksek doz kemoterapi planlanan kadınlara önerilir. Klinik olarak doğurganlığını doğal limitlerin üzerine taşıma isteği bulunan kadınlar için de uygulanabilir olsa da bilimsel olarak bu hasta grubuna uygulanmamaktadır.

    Kanser tedavileri, kemoterapi sperm yapımını bozar mı?

    Kemoterapi hızlı bölünen hücreleri yok etme prensibi ile çalışan bir tedavi yöntemidir. Hedef hücre kanser hücresi olmakla beraber vücutta hızla bölünen saç-kök, mide-bağırsak sistem ve üreme hücreleri olan sperm ve yumurta hücrelerini de yok eder. Aynı şekilde radyasyon terapileri de sperm ve sperm hücresini oluşturan germ hücrelerine zarar verir. Kemoterapi ve radyoterapi tedavi tipi sayısı ve toplam doza bağlı olarak erkeklerde geri dönüşsüz ‘azoospermiye’ yani ‘hiç sperm oluşturamama’ durumuna dolayısıyla kısırlığa yol açabilir. Kanser tedavileri öncesinde spermin dondurularak saklanması doğurganlığın korunması için uygulanan kanıtlanmış tek tedavi yöntemidir.

    Genetik hastalıklar kısırlık nedeni midir?

    İnsanlarda normalde 46 kromozom bulunmaktadır. Bunların iki tanesi cinsiyet kromozomu olan X ve Y kromozomlarıdır. Kadınlar iki X kromozomu (46XX), erkekler bir X ve bir Y kromozomu (46XY) taşırlar. Cinsiyet kromozomlarında ki bozukluklar kısırlık sebebidir. Erkeklerde Y kromozomunun bazı bölgelerinde ki genetik materyal kaybı azoospermi veya şiddetli sperm sayı azlığı şekil ve hareket bozukluğuna yol açarak kısırlık sebebi olmaktadır. Aynı şekilde kadınlarda x kromozomu kaybı yumurtalıkların fonksiyon görmemesine ve dolayısıyla kısırlığa neden olmaktadır. Cinsiyet kromozomları dışında ki otozomal kromozomlarda olabilen genetik kusurlar da çiftlerde tekrarlayan düşüklere, kısırlığa ve fetusta genetik bozukluğa yol açmaktadır.

    Adet görmeyen kadınlar gebe kalabilir mi?

    Primer Amenore olarak adlandırılan ve beyinden yumurtalıkları uyaran hormon döngüsünün çalışmadığı Hipogonadotropik Hipogonadizm olgularında kadınlar kendiliğinden hiç adet göremez. Bu eksik hormonların takviye edilmesiyle yumurtlama sağlanır ve çift uygun yardımlı üreme tekniğine yönlendirilerek gebelik elde edilir. Adet göremeyen diğer durumlar da ise Turner Sendromu olarak bilinen genetik sendrom ( 45, X0), erken menoza yol açan Prematur Over Yetmezliği ve menopoz döneminde kadınlarda kendi yumurtaları ile gebelik elde etmek mümkün değildir. Bu olgular yumurta donasyonu yöntemiyle gebe kalabilir.

    Hangi enfeksiyonlar tüplerde tıkanma yapar?

    Fallopian tüpleri rahim ile yumurtalıklar arasında ki bağlantıyı sağlayan ve yumurta ile spermin döllenmeyi gerçekleştirdiği yapılardır. Tüplerdeki enfeksiyonlar tıkanmaya yol açarak kadın kısırlığı oluşturmaktadır. Tüpleri tutan ve en sık enfeksiyona yol açan ajanlar streptokok, stafilokok ve mikroplazma bakterileri ve cinsel yolla bulaşan klamidya ve gonokok enfeksiyonlarıdır. Tüberküloz enfeksiyonu da nadiren tüpleri tutarak tıkanıklığa yol açabilir. Enfeksiyonlar rahimiçi araç uygulaması, cinsel ilişki, düşük, kuretaj ve doğum sonrası, cinsel yolla bulaşma ve appendisit gibi durumlarla tüplere yerleşebilir.

    Tüp bebek tedavilerinde kullanılan ilaçlar kanser yapar mı?

    Bugüne kadar yapılmış en geniş çalışmalar kısırlık tedavilerinde kullanılan ilaçların kadınlarda kanser olasılığını arttırmadığını göstermektedir. Meme ve rahim kanserleri için artmış bir risk görülmemektedir. Kuzey Avrupa’da yapılmış bir çalışma infertilite tedavisi almış kadınlarda yumurtalık kanserleri için hafif artmış bir risk oranı saptamış olsa da bunun hasta karakterinden kaynaklanabilecek bir çalışma hatası olabileceği düşünülmektedir. Tüm bu bilgilerle beraber hormon tedavisi almış kadınların rutin kontrollerini düzenli yaptırmaları önemlidir.

    Tüp bebek tedavisine şehirdışı ve yurtdışından gelirken hangi hazırlıkları yapmak gereklidir?

    Tedavi kararı verildiğinde on hazırlık testleri kendi bulunduğunuz şehirde yapılmalı ve sonuçlar tüp bebek doktorunuzla paylaşılmalı, böylece tedavi öncesi tüp bebek programı veya gebelik için engel bir durum olmadığından emin olunmalıdır. Bu dönemde prenatal vitamin kullanımı başlanmalıdır. Tüp bebek tedavileri bayan esin adet kanamasının 2. günü başlar ve yaklaşık olarak 15-18 gün kadar devam eder. Bu dönem içerisinde toplam 6-7 kez merkezinizde kontrolünüz olacaktır. Adet düzensizliği yaşayan hastalarımız doktorlarının tercihi doğrultusunda adet düzenleyici ilaçlar kullanabilir. Yasal prosedürler gereği gerekli resmi belgeleri ve tüm tıbbi kayıtlarınızı yanınızda getiriniz.

    Tüp bebek tedavisi sonrası gebelikler içinde tedavi gerekir mi?

    Tüp bebek tedavisi ile gebe kalmış özellikle açıklanamayan kısırlık, pkos, hafif erkek faktörü  ve düşük ovaryen rezerv tanıları almış çiftler daha sonra ki dönemler de doğal yollarla gebe kalabilirler. Tubal faktör ve ağır erkek infertilitesi nedeniyle tedavi görmüş çiftlerde doğal gebelik beklenmez.

    Tüp bebek ile ilgili merak ettikleriniz için tıklayın !

  • Cep Telefonu Spermin Düşmanı mı?

    Cep Telefonu Spermin Düşmanı mı?

    Cep Telefonu Spermin Düşmanı mı?

    Uzun süreli cep telefonu kullanımı sperm sayısı, hareketliliği, canlılığı, morfolojisini bozar mı? Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bora Cengiz  “Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri özellikle cep telefonlarının spermin taşıdığı DNA üzerine olumsuz etki göstererek erkek kısırlığını tetiklediği yönünde.” dedi.

    Yapılan çalışmalar son 50 yıl içinde muhtemel çevresel faktörlere bağlı olarak sperm sayı ve kalitesinde belirgin azalma olduğunu göstermektedir. Buradan anlaşılan şudur ki; kısa bir süre sonra erkek kısırlığı çok daha yaygın bir hale gelecektir. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bora Cengiz ‘cep telefonu spermin düşmanı mı?’ sorusunu cevaplandırdı. “Sperm sayısındaki azalma ülke, bölge ve ırklara göre farklıdır. Bu değişikliklerin başlıca nedenleri arasında su, süt ve et kökenli östrojen (kadınlık hormonu) gelmektedir. Erkek çocuk bekleyen anne adayının gebelikte kırmızı et tüketmesi de çocuk üreme çağına geldiğinde sperm sayısında azalma ile ilişkilidir. Organik tarımla uğraşan çiftçilerin sperm sayılarının basım, elektrik veya metal sektöründe çalışanlara göre daha yüksek olması da sperm üretiminde çevresel faktörlerin muhtemel etkisini göstermektedir.

    Spermin Kalitesini Etkileyen Çevresel Faktörler…

    *Fitalatlar (phthalate): Özellikle plastik malzemelerde esneklik, şeffaflık ve raf ömrünü uzatmak için kullanılmaktadır

    *Hava kirliliği

    *İçme suyu kirliliği

    *Böcek ve kontrolsüz tarım ilacı kullanımı

    *Sigara

    *Yüksek frekanslı elektromanyetik radyasyon (cep telefonu kaynaklı)

    ‘Cep Telefonu Spermin Düşmanı Mı?’

    Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada 4.8 milyar cep telefonu kullanıcısı var. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı cep telefonlarınca üretilen elektromanyetik dalgaları insanlarda muhtemel karsinojen olarak sınıflandırmaktadır. Cep telefonu kullanımının uzun süreli potansiyel etkileri ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.

    Elektromanyetik Dalgalar Korunun!

    Elektromanyetik dalgaların insan sağlığına olumsuz etkide bulunmasının mekanizması henüz bilinmiyor. Cep telefonu üreticileri tarafından kullanıcılara ürünlerinin güvenilir olduğuna dair güvence verilse de cep telefonlarını biyolojik sistemler üzerine olumsuz etkisi olduğunu gösteren insan ve hayvan deneyleri bulunmaktadır.

    Cep Telefonun Olumsuz Etkileri

    Aşırı cep telefonu kullanımı yorgunluk, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, lokal iritasyon ve yanma hissine sebep olur. Hipertansiyon, nabız artışı, bilişsel fonksiyonlarda değişiklik, uyku bozuklukları, bazı beyin tümörlerinin oluşumunda etkisi olduğu da bilinmektedir.

    Erkek İnfertilitesi ve Cep Telefonu Kullanımı

    Sperm üretiminin daha sağlıklı olabilmesi için testisler (erkek yumurtalıkları)  vücudun dışında ve yaklaşık vücut ısısından 2 derece daha düşük bir ısıdalar. Yüksek yoğunluklu radyofrekans dalgaları lokal ısı artışına yol açarak sperm üretimini olumsuz etkiliyor olabilir. Ancak mevcut cep telefonlarının böyle termal bir etkiye yol açmadığı bilinmekte. Bu nedenle elektromanyetik dalgaların farklı “metabolik” yollarla olumsuz etkiye yol açtığı ileri sürülmektedir. Sperm hareketliliği için gereken enerji üretiminden sorumlu süreçlerin engellenmesi düşünülen mekanizmalardan biridir. Yine cep telefonları spermin taşıdığı DNA üzerine olumsuz etki göstererek erkek kısırlığına yol açabilir. Ancak bu mekanizmaları destekleyen ya da karşısında olan birçok çalışma var. Mekanizmalar net olarak bilinmemekle birlikte cep telefonu kullanımının sperm parametreleri üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir.

    Normal sperm sayımı olan erkelerin günde 6 saat cep telefonu kullanımı ile ileri hareketli (hızlı) sperm sayılarının düştüğü, özellikle cep telefonlarını pantolonlarının arka cebinde veya kemerlerinde taşıyan erkeklerde sperm hareketliliğinin, bu şekilde taşımayanlara göre düşük olduğu bilinmektedir.

    Cep telefonlarının meni örneği üzerine etkileri benzer sonuçları göstermektedir. Sperm sayısı değişmemekle birlikte; EMF sperm hareketliliğini ve canlılığını azaltmaktadır.

    Uzun süreli cep telefonu kullanımı sperm sayısı, hareketliliği, canlılığı ve morfolojisini de olumsuz olarak etkilemektedir.

    Sonuç olarak cep telefonu kullanımının insan sağlığı üzerine bazı olumsuz etkileri olabileceği düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar halen elektromanyetik dalgaların insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisini ispatlayacak güçte değildir. Ancak bu durum, cep telefonlarının insan sağlığı ve üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri olabileceği gerçeğini değiştirmemektedir. Konu üzerinde yapılan uzun soluklu çalışmaların sonuçları ve bu sonuçlar üzerine Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi raporunu merakla bekliyor olacağız.

  • Tekrarlayan Gebelik Kayıplarında Kan Testi ‘Rehber’ midir ?

    Tekrarlayan Gebelik Kayıplarında Kan Testi ‘Rehber’ midir ?

    Klinik saptamalara göre gebeliklerin %10-15’i düşükle sonuçlanıyor. Erken gebelik kayıplarının tahmini sıklığı saat başı 114 vaka, tekrarlayan gebelik kaybı oranı ise %3-5 oranında. Peki erken gebelik kayıpları neden yaşanır, önlemek mümkün, kan testi ne derece bilgi verir? Tüm bu soruları Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ümit Göktolga çocuk sahibi olma çalışan çiftler için cevaplandırdı.

    Çocuk sahibi olmaya çalışan milyonlarca çift için müjdeli haber –hamilesiniz-den sonra alınan kötü haber –bebeğiniz düştü-açıklamasıdır. Çiftleri daha da derinden üzen, umutlarını kıran ise tekrarlayan düşük olayıdır. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ümit Göktolga 20. gebelik haftasından önce ve 500 gr. ağırlığın altında 3 veya daha fazla gebelik kaybının “Tekrarlayan Gebelik Kaybı” olarak tanımlanabileceğini belirterek şunları söyledi: “ Maalesef günümüzde tekrarlayan gebelik oranlarında bir artış yaşanıyor. Buna etken birçok faktör olabilir ama ilk sırada geç yaşta anne-baba olmak sayılabilir. Çiftlerde kadınların 35 yaş ve üstü, erkeklerin 40 yaş ve üstü olduklarında düşük riski artıyor. Burada en önemli risk genetik bozukluklar olarak karşımıza çıkıyor. Bir kez gebelik kaybı yaşayan kadının 2. kez düşük yapma oranı %15, 2 kez düşük yapanın 3. kez düşük yapma oranı %25, 3 kez düşük yapanın 4. kez düşük yapma oranı ise %30-45’e çıkmaktadır. Dolayısıyla peş peşe yaşanan her gebelik kaybı bir sonraki gebeliğin kaybedilme oranını da artırmaktadır. Tekrarlayan gebelik kayıpları genetik, bağışıklık sistemi, endokrinolojik, hematolojik, enfeksiyonlar, çevresel faktörler ile rahim yapısı bozukluklarına bağlı olarak ortaya çıkabilir.”

    Kan Testi ‘Rehber’ midir?

    Tekrarlayan gebelik kayıpların nedeninin bulunması için; hasta öyküsünün detaylı bir şekilde bilinmesi ve iyi bir muayene gerekir. Kan testinin de rehber olabileceğini belirten Doç. Dr. Ümit Gökdalga “Burada nedene ulaşmak için bütüncül bir tedavi süreci gerekir. Yani hormon tahlilleri, şeker, pıhtılaşma testleri, enfeksiyon nedenini araştırmaya yönelik testler, anne ve babanın kromozom tetkiki, bağışıklık sistemine yönelik immünolojik testlerin sonuçları derlenip toparlandıktan sonra ancak yorum yapılabilir. Sadece kan tahlili ile nedenin belirlenme oranı ancak %10 olabilir. Rahim yapısı bozukluğu ve çevresel faktörler tekrarlayan gebelik kayıplarında önemli faktörlerdir. Tedavi ve bir sonraki gebeliğin takip planı elde edilen bulgular göre yapılmaktadır.” dedi.

    Tedavi Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

    Tekrarlayan gebelik kayıplarında düzeltilebilecek nedenlere yönelik güncel tıbbi uygulamalar, uygun tedavi şekliyle çiftleri mutlu sona ulaştırabilir. Doç. Dr. Ümit Gökdalga çiftlere şu önerilerde bulunuyor: “ Tedaviye tekrar başlamadan önce çiftlerin çok iyi araştırma yapması gerekir. Deneyim, donanım ve teknik açıdan dünyadaki gelişmeleri takip eden, uygulayan merkezler tercih edilmelidir. Tekrarlayan gebelik kayıplarında takiple başarılı gebelik ve canlı doğum yapma oranı % 60-70 arasında değişebilir. Ayrıca stres, kafein ve sigaradan uzak bir yaşam, sağlıklı beslenme şarttır. Obezite varsa diyetle kilonun uygun seviyeye gelmesi sağlanmalıdır.”

    Tüp Bebek Tedavisi Ne Zaman Başvurulur ?

    Doç. Dr. Ümit Gökdalga tüp bebek tedavisine başvurulması gereken durumları şöyle özetledi: “Düşük materyalinden ya da anne ve babadan yapılan genetik araştırmalarda ailesel geçişli ya da tekrarlayıcı özellikte bir genetik problem tespit edilirse, sağlam embriyoları seçmek (PGD- Preimplantasyon Genetik Tanı) ve onları transfer etmek amacıyla tüp bebek tedavisi uygulanabilir.”

    Tüp Bebek ile İlgili Sık Sorulanlar
    – Aşılama nasıl bir üremeye yardımcı tedavi tekniğidir?
    – Tüp bebek tedavisinde embriyo seçimi neye göre yapılır?
    – Tüp bebek tedavisinde transfer edilen embriyoların gelişimi nasıl takip edilir?
    – Tüp bebek ile yaşanan hamileliklerde düşük riski daha mı fazla?
    – Tüp bebek tedavisinde genetik tanı testi kimlere önerilir?
    – Tüp bebek tedavisinde akupunktur ve nöral terapiden nasıl yararlanılır?

  • Kanser İlacı Tüp Bebek İçin Umut mu ?

    Kanser İlacı Tüp Bebek İçin Umut mu ?

    Meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlar, özelikle yumurtalık rezervi azalmış hastaların tüp bebek tedavisinde başarı şansını artırıyor. Bahçeci Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ulun Uluğ, ‘’ Meme kanseri tedavisinde amaç yükselen östrojen hormonu değerinin düşürülmesidir. Çünkü bu hormon kanseri tetikler. Östrojen hormonu üretimi frenlendiğinde beyinde yumurtlama hormonu harekete geçer, bu da gebe kalma şansını artırır.’ dedi.

    Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların tüp bebek tedavisinde gebe kalma şansını artırdığını biliyor musunuz? Nasıl mı? Bahçeci Umut Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ulun Uluğ konuya şöyle açıklık getirdi:

    Meme kanseri, halk arasında kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen hormonuna hassastır. Çünkü östrojen hormonu meme kanserinin gelişimini tetikleyebilir. Bu amaçla meme kanseri tedavisinde vücuttaki östrojen hormonu azaltılmaya çalışılır. Kadınlarda östrojen, erkeklik hormonu androjenlerden üretilir. Son 15 yılda popüler olan östrojen hormonun androjenlerden üremesini engelleyen ilaçlar meme kanseri tedavisinde de başarıyla uygulanmaktadır. Östrojen hormonun bir diğer etkisi; kadında seviyesi yükseldikçe yumurtalıkların gelişmesini engellemesidir. Başka bir deyişle östrojen hormonunun üretilmesine azaltacak olursak beyinde yumurtaları uyarmak için daha fazla faktör salgılanır. Tüp bebek tedavisine başvuran hastaların yüzde %30’unda yumurtalık rezervi azalmış olduğu dikkate alındığında bu tedavi umut vericidir. ‘’

    Tedavi Masraflarını Düşürüyor, Gebelik Şansını Artırıyor !

    Doç. Dr. Ulun Uluğ, meme kanseri kullanılan ilaçların tüp bebek tedavisinde masrafları düşürürken başarıyı artırdığını söyledi. Uluğ, ‘’Meme kanseri menopoz çağındaki kadınlarda daha yaygın görülür. Bu tip ilaçlar menopoz çağındaki kadınlarda kullanıldığında yeniden yumurtladıkları gözlemlenmiştir. Buradan yola çıkarak özellikle 1990’lı yılların sonunda Kanada’da tüp bebek tedavisi için meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlar uygulanmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Son yıllarda gerek tedavi maliyetlerini düşürmek gerek yumurtalık rezervi azalmış hastalarda başarı şansını artırmak amacıyla tüp bebek tedavilerinde biz de bu ilaçları kullanılıyoruz. İlk çocuk doğurma yaşının artığı dönemde yaşadığımız için özellikle ileri yaş ve yumurtalık rezervi azalmış kadınların tüp bebek tedavisine başvurma oranları artmıştır. Bu grup hastalarda alternatif tedavi olarak bu yol izlenebilir. Bir haftadan daha kısa uygulandığı için hastalarda herhangi bir yan etki veya kanser geliştirme etkisi olmamaktadır. Ayrıca daha önce geçirilmiş kanser hikayesi olan örneğin; rahim veya meme kanseri hastalarda tüp bebek tedavisi uygulanmak istediğinde vücutta östrojen hormonun yükselmemesi için bu ilaç rahatlıkla kullanılmakta ve hastalarda kanser tekrarlama riskini ortadan kaldırmaktadır. “ dedi.

  • Erkek Kısırlığında Mucizevi Yöntem: Mikro TESE

    Erkek Kısırlığında Mucizevi Yöntem: Mikro TESE

    Mikro TESE operasyonu; sperm üretim bozukluğu olan ve ilaçla tedavi edilemeyen erkeklerin çocuk sahibi olmaları için günümüzde geçerli olan tek çözüm. Bahçeci Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op.Dr. Emre Bakırcıoğlu operasyonla ilgili olarak; “Mikro TESE ile testis dokularından elde edilen spermler mikroenjeksiyon yoluyla eşlerinin yumurtalarına aktarılarak başarılı bir şekilde embriyo gelişimi ve gebelik sağlanabilir.” dedi.

    Çocuk sahibi olamayan çiftlerin yaklaşık yarısında erkek ile ilgili sorunlar görülmektedir. Sperm sayısı veya kalitesiyle ilgili sorunların çoğunun ‘neden’ kaynaklandığı konusunda hala net bilgi yoktur. Bahçeci Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Op.Dr. Emre Bakırcıoğlu çocuk sahibi olamayan erkeklerde en sık rastlanan sorunlar, tedavi yöntemleri, TESE ve Mikro TESE hakkında soruları cevaplandırdı.

    Erkek kısırlığının nedenleri nedir ?

    Erkek kısırlığının nedenleri; erkeğin çocuk yaşta geçirdiği hastalıklar, inmemiş testis hikâyesi, anatomik bozukluk olan ‘varikosel’ adı verilen testise giden damarlardaki genişlemelere bağlı olan rahatsızlıklardır. Daha az oranda da sperm yapımından sorumlu olan hormonlardaki bozukluklar (düşüklükler) ve genetik yapıyla ilgili problemlere rastlanır. Genetik yapı bozukluklarından ‘Klinefelter Sendromu’ en sık görülen kromozom bozukluğudur.

    Erkek kısırlığının ilaçla tedavisi mümkün mü ?

    Kısırlık problemi olan erkeklerin yalnızca bir kısmını oluşturan ‘Hipogonadism’ hasta grubunda ilaç tedavisiyle sperm çıkışı sağlanabilir. Bu erkeklerde ‘Azoospermi’ adı verilen sperm çıkışının hiç olmaması durumu söz konusu iken ilaç tedavisiyle sperm çıkışı sağlanabilir. Bu durum doğuştan veya sonradan gelişmiş olabilir, hormon salınımının azlığı sperm üretimini etkiler. Bu gruptaki azoospermik erkekler ilaçla tedavi edilebilen ve yüz güldürücü sonuçlar alınan yegane çocuk sahibi olamama durumudur.

    İlaç tedavisi yeni bir uygulama mıdır ?

    İlaç tedavisi geçmişten günümüze uygulanan bir yöntemdir. Ancak yeterli doz ve sürede uygulanmadığı zaman olumlu sonuç almak mümkün değildir. Bu hastaların en az bir yıl süreyle ilaç tedavisine devam etmesi gerekir. Geçmişte 3- 4 ay ilaç kullandırılan ve iyi takip edilmeyen bu gruptaki erkeklerin çocuk sahibi olmaları neredeyse imkânsız olduğu düşünülürken bu süre en az 1 yıla çıkartıldığında büyük bir kısmında menide sperm çıkışı sağlanmıştır. Bu gruptaki hastaların bir kısmı doğal yoldan bile gebe kalmayı başarabilir. Bu çiftler tedavi sürecinde desteklenmezlerse ve kısa süreli tedavi nedeniyle başarısızlığa uğrarlarsa; ümitleri kırılır, tedavi olamayacaklarına inanır. Burada önemli olan hastalara güven aşılamak ve ilaçlarını uygun dozlarda ayarlayıp, düzenli olarak kontrollerini yapmaktır.

    Tedavi sonunda doğal yoldan gebe kalamayanlar nasıl çocuk sahibi olabilir ?

    Tedavi sonunda bir kısım hasta doğal yoldan çocuk sahibi olurken bazılarının sperm sayısı ve kalitesi doğal yoldan çocuk sahibi olmaya yeterli düzeylere ulaşmaz. Bu durumda beklemek yerine mikroenjeksiyon tedavisi önerilir. Mikroenjeksiyon sonucunda da gebelik sağlanabilir.

    Diğer nedenlere bağlı sperm çıkışı olmayan erkeklerde ilaç tedavisi etkili olabilir mi?

    Özellikle ameliyatla (TESE) sperm araştırması yapılan ve sperm çıkışı olmayan bir grup erkek daha vardır. Bu guruptaki erkeklerde mikro TESE denilen operasyon tekniği ile yaklaşık yarı yarıya ameliyatla sperm bulma şansı vardır. Hormon düzeyleri normal ve çoğu zaman normalin üzerinde olduğundan bu erkeklerde ilaçlarla sperm üretimini arttırmak mümkün değildir. Mikro TESE operasyonu ile testis dokusunda sperm bulanamayan erkeklerde sperm elde etmek için henüz yeni bir yöntem gelişmedi. Bazı erkeklerde testosteron seviyelerinde düşük ise operasyondan 2-3 ay öncesinde yükseltmek için ilaç tedavisi kullanılabilir.

    Azoospermi durumu sık karşılaşılan bir durum mudur? Ne sıklıkla Mikro TESE yöntemi uygulanır ?

    Azoospermia yani sperm çıkışının olmaması durumu erkek kısırlığında %10-15 oranında karşılaşılan bir durumdur. Tıkanıklığa veya üretim bozukluğuna bağlı olabilir. Mikro TESE operasyonu sperm üretim bozukluğu olan ve ilaçla tedavi edilemeyen erkeklerde bugün için çocuk sahibi olmalarında tek çözüm. Çünkü bu yolla testis dokularından elde edilen spermler mikroenjeksiyon yoluyla eşlerinin yumurtalarına aktarılarak başarılı bir şekilde embriyo gelişimi ve gebelik sağlanabilir. Mikro TESE yöntemi 1999 yılında ilk kez ABD’de uygulanmaya başlandı. 2002 yılından beri ülkemizde bu operasyon üretim bozukluğuna bağlı erkeklerde sperm bulmak için uygulanmaktadır.

    En fazla şansı ve en az şansı olan azoospermik erkekler nasıl ayırt edilir ?

    Genel olarak sperm bulma başarısı %50 civarındadır. Açıklamak gerekirse; örneğin inmemiş testisi olan erkekler buluğ çağından önce operasyon geçirirse ve testis boyutları iyi düzeylerde ise % 65-70 oranlarında sperm bulma şansı vardır. Geçmişte hiç şans tanınmayan, kromozom yapı bozukluğu olan erkeklerde bile bu yeni teknikle sperm elde etme oranı yükseldi. ‘Klinefelter Sendromu’ olarak adlandırılan ve doğuştan kromozom yapı bozukluğu olan erkeklerde yapılan çalışmada sperm bulma olasılığının yaşla ilgili olduğu tespit edildi. Bu yüzden Mikro TESE yönteminin Klinefelter sendromlu erkeklerde genç yaşlarda yapıldığında sperm bulma şansı arttığı tespit edildi. Ayrıca sperm bulma ve gebelik oranları normal kromozom yapısı olan erkeklerle aynı seviyede olduğunu görüldü. Bu nedenle azoospermik erkeklerin tetkiklerinin tam olarak yapılması ve değerlendirilmeleri gerekir. Ayrıca ameliyatta mikroskop kullanılması bazı azoospermik erkeklerin testis dokusunda sperm bulma şanslarını önemli oranda arttırmakta ve tüp bebek yöntemleriyle çocuk sahibi olma şanslarını da devam ettirmektedir.