Etiket: sosyal fobi

  • Erkekler vajinismus için ne diyor?

    Erkekler vajinismus için ne diyor?

    Uzmanlar vajinismusun bir kadın hastalığı olarak görülse de aslında bir çift problemi olduğunu söylüyor. Bazen erkek eşin karakter yapısı kadındaki sorunun pekişmesine, güçlenmesine neden olabiliyor. Bazı eşler ise tadaviyi gereksiz ya da anlamsız buluyor. Jinekolog ve cinsel terapist Dr. Süleyman Eserdağ, bazı kadın hastalarının eşlerinden hatta ailesinden gizlice kliniklerine başvurmak zorunda kaldığını söylüyor.

    Uzmanlara göre vajinismus sorunu tam olarak çözülmezse cinsel birleşme yaşansa bile ağrıya sebep olabiliyor. Bu yüzden tedavinin tam olarak yapılması gerektiği, tam olarak çözümlenmemiş hastalarda vajinismus sorununun tekrar edebileceği hatırlatılıyor. Ayrıca doğum sonrasında yaşananlar da vajinismusa neden olabiliyor.

    TEDAVİDEKİ EŞ DİRENCİ NE DEMEK?

    Vajinismusta eşlerin tedaviye direnç gösterebildiğini söyleyen Dr. Süleyman Eserdağ, “Tedaviyi gereksiz, anlamsız bulması, gereksiz maddi ve zaman kaybı olarak görmesi, eşine kendisinden başka hiç kimsenin yardımcı olamayacağı gibi düşüncelerini sürekli olarak dile getirmesi özellikle bizim ülkemizde oldukça sık görülen bir durum” diyor.

    Vajinismus hastalarının eşlerinin kullandıkları bazı cümleler:

    – Bu sorunu yalnızca sen kendi başına aşabilirsin, her şey sende bitiyor…
    – Aslında bu problemi gerçekten çözmek istemiyorsun, eğer ki gerçekten isteseydin yapardın,
    – Sen kendi kendini vajinismus yaptın,
    – Vajinismus tedavisi için doktorlar çuvalla para alıyorlar, hepsi para tuzağı,
    – Hiçbir tedavi bu sorunu çözmemiz için yeterli değil, her şey senin beyninde bitiyor
    – Başkası senin beynine sanki çip mi takacak, sihirli bir değnekle sana dokunacak da sanki birden değişecek misin?

    Vajinismus tedavisinde başarı için ana şartlardan birisi de eş desteğidir. Belki de tedavi öncesinde eşlere bilgi vermek, bu sorunun tüm dünyada oldukça sık görülen bir cinsel problem olduğunu detaylı şekilde anlatmak ve kendi eşinde cinsel ilişki sırasındaki kasılmaların istem dışı gerçekleştiğini iyice anlatmak en doğru yaklaşım olacaktır.

    VAJİNİSMUS EŞLERİNİN ORTAK ÖZELLİĞİ: AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ OLMAK

    Vajinismus bir çift problemidir. Bazen erkek eşin karakter yapısı kadındaki sorunun pekişmesine, güçlenmesine neden olabilir. Bu nedenle vajinismus eşinin gerektiği zamanlarda daha otoriter bir yapı sergilemesi gerekebilir. Ancak ilişkilerdeki dengeler iyi kurulmalı, eş asla sert, küçümseyici, aşağılayıcı, rencide edici bir tavır sergilememelidir. Hele fiziksel şiddet asla uygulanmamalıdır.

    Vajinismus eşlerinin ortak yönlerinden birisi de kadınlarına karşı normalden fazla hoşgörülü olmalarıdır. Bu da aslında tedaviyi ertelemedeki en büyük nedenler arasındadır.

    Vajinismus Nedir? Tecrübe ve deneyimlerimiz için tıklayın !

    Eşlerin “ben seni her halinle seviyorum, bizim için cinsellik olsa da olur, olmasa da, yeter ki sen üzülme, gerekirse çocuk için tüp bebek yaptırırız” şeklindeki yaklaşımları yanlıştır. Erkek eş, biraz da otoriter olmalı ve tedavi konusunda eşiyle net bir şekilde konuşup artık bu sorunla yaşayamayacaklarını, bir an önce tedaviye başlamaları gerektiğini, aksi halde evlilikle ilgili olumsuz sonuçların ortaya çıkabileceğini paylaşmalıdır.

    VAJİNİSMUS BAŞKA PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLARA DA YOL AÇABİLİR

    Depresyon: Pek çok vajinismus hastasında görülen depresyon, yani “içe çökkünlük hali” dönemsel periyodlarda veya daha ağır şekillerde uzun süreli olarak karşımıza çıkabilmektedir. Mutsuzluk, Unutkanlık, Konsantrasyonu toplayamama, Agresif tepkiler (öfke patlamaları, birdenbire ağlama isteği ) , eşi tarafından aldattığı düşüncesi ile paronoya (şüphecilik) sorunu belirtilerdendir.

    Sosyal Fobi: Öz güven eksikliği,sosyal hayattan uzak durma, kendi kabuğuna çekilme, yeni aktivitelerden kaçınma veya yeni kişi ve ortamlardan uzak durma şeklinde tanımlanabilir.

    Fobiler (içsel korkular): En sık olarak; karanlık, yalnızlık, iğne, kan aldırma, muayene, dişçi, kedi, köpek, yükseklik, asansör korkuları gibi fobiler ortaya çıkmaktadır.

    İçsel sıkıntıların bedensel ifadeleri: Uyuşma, karıncalanma, değişik yerlerdeki ağrılar, boğazda düğümlenmeler gibi hiçbir organik hastalığa psikolojik orijinlidir.

    Saplantı Takıntı Hastalığı: Aşırı titizlik, sık sık elini yıkama, temizlik yapma, batıl inançlara ve saplantılara bağlı şekilde yaşama gibi daha pek çok bulgu ile kendisini gösteren obsessif kompulsif hastalıklar pek çok filme dahi konu olmuştur ve bazen vajinismusa da eşlik eden bir hastalık durumudur.

    Hastalık hastası: Hastalar kendileri ile ilgili çeşitli problemler üretip doktor doktor dolaşmaktan kaçınmazlar. Sürekli bir yerlerinden şikayetleri vardır. Vajinismus hastalarında bu patoloji nadiren görülür.

    Madde kullanımı: Nadir de olsa sigara ve alkol kullanımı olabilir. Pek çok hasta dost tavsiyelerini dinleyerek yalan yanlış şekilde alkol alımı sonrasında eşleri ile ilişkiyi denerler. Sonuç yine hüsrandır. Alkol alımının sıklaşması ile alkole bağımlı hale gelen vajinismus hastaları televizyondaki haber bültenlerine konu olmuştur. Ülkemizde nadir de olsa, maalesef bu amaçla uyuşturucu kullanımını deneyen hastalar da mevcuttur.

    VAJİNİSMUS HASTALARI NELER HİSSEDİYOR?

    Hastaların bir kısmı evlenmeden önce korkularının çok fazla olduğunu ve evlendikten sonra böyle bir sorunla karşılaşacaklarını düşündüklerini ifade ederler. Bazıları ise önceden böyle bir sorunun ismini bile duymadıklarını veya asla kendilerine bu durumu konduramadıklarını ifade ederler. “Böyle bir problem nasıl oldu da beni buldu, bir türlü anlayamıyorum” şeklindeki düşünceleri vardır.

    Hastaların bazıları cinsel organlarının kapalı, küçük veya etten bir duvar ile örülü olduğu yönünde düşüncelere sahiptir. Hâlbuki bu, vajinadaki kasılmaya bağlı olarak gelişen bir durumdur.

    Zamanla alınganlık ve sinirlilik hali daha da sık görülen bulgulardır. Etraftan gelen “niye hala çocuk yapmıyorsunuz?” şeklindeki sorular ise mutsuzlukları arttırır.

    VAJİNİSMUS TEDAVİSİ SONRASI NELER HİSSEDİLİYOR?

    Vajinismus tedavisi sonrasında hastaların hayatında son derece olumlu gelişmeler olacaktır: Öncelikle vajinismus hastalığını kişilerin hayatlarında yaşadıkları “kazanılmış bir başarısızlık” olarak tarif etmekteyiz.

    Eşleri ile rahat bir şekilde ilişkiye girebilmesi vajinismus hastalarının “yaşamlarındaki bir dönüm noktası” olmaktadır. Hayata yeniden sımsıkı bağlanma, geçmişteki kötü anıları artık geride bırakma, evliliğe yeniden ve daha normal bir şekilde karı koca olarak devam edebilme, evlilik veya beraberliklerdeki yeni yaşam enerjisi haline gelmektedir.

    Dr. Süleyman Esendağ hastalarında yaşanan değişimi şöyle anlatıyor:

    Cinsel tedavi ettiğimiz vajinismus hastalarımız gördük ki; tedavi sonrasında kendi cinsellikleri ile barışmakta, cinselliğe olan bakışları değişmekte, hem kendilerini hem de eşlerini çok daha fazla sevmektedir.

    Tedavi sonrası vajinismus hastalarımızın kocaları da eşlerini daha çok sevmekte, eşlerine duydukları sevgi- saygı ve güven artmaktadır. Bu şekilde cinsel terapi sonrası aile bütünlüğünün devamlılığı daha güçlü bağlarla yeniden şekillenmektedir.

    Vajinismus sorununu yenen hastalarımızın kendilerine bakışları dahi değişmektedir. Cinsel tedavi sonrası hastalarımız kendilerini daha kadınsı görmekte, dışarıdan farkedilecek derecede giyimleri, duruşları, makyajları, oturuşları dahi değişmekte, hayatlarındaki bu en büyük korkularını yenmenin verdiği rahatlık ve mutluluk tüm ruhlarına işlemektedir. Öz güvenleri artmakta, özel ve profesyonel iş hayatında çok daha başarılı bir insan konumuna gelmektedir.

    ZAMANLA CİNSEL İSTEKSİZLİK DE ORTAYA ÇIKABİLİR

    Cinsel isteksizlik, cinsel ilişkiden haz alamama, cinsel fantezi ve uyarıların eksiliği veya tamamen azlığı ile kendisini gösteren önemli bir cinsel sağlık sorunudur.

    Vajinismus hastalarında cinsel istek azalması (cinsel isteksizlik) görülmemekle birlikte, zaman içerisinde başarısız ilişki denemeleri sonucunda cinsel isteksizlik gelişebilir. Burada çoğu kez vajinismus sorunu çözümlendikten sonra cinsel isteksizliğin de bittiğini izlenmektedir. Bazı durumlarda kadınlarda ve erkeklerde vajinismus sorunu olmadan cinsel isteksizlik de görülebilir. Cinsel isteksizlik sorunu daha önceden de varsa tedavisi, vajinismus tedavisine göre daha uzun sürer ve daha çok emek gerektirir.

    Cinsel isteksizlik tedavisi için kliniğimizde önce bireysel psikoterapi ve daha sonrasında davranışsal – bilişsel cinsel terapiler uygulanmaktadır.

    Bireysel psikoterapi; kişinin yetişme tarzı ve cinselliğe bakışı ile ilgili durumlarda farklı bir bakış açısı kazandırmayı hedefler, kişiye ruhsal anlamda bir rahatlama ve farkındalık kazandırır. Daha sonrasında uygulanan bilişsel terapiler; cinsellikle, genital anatomi, orgazm fizyolojisi ve ilişkilerle ilgili doğru bilgileri kazandırmakta, maketler üzerinde anlatılmakta, kazanılmış yanlış davranışları düzeltilmektedir. Son aşamada uygulanılan davranışsal terapi ise bir takım genital egzersizleri içerir. Cinsel egzersizlerle kişilerin vajina, G noktası ve klitorisini doğru şekilde kullanmaları sağlanır.

    Gerekli gördüğümüz bazı hastalarımızda tedavilere hipnoz tedavisini (hipnoterapi) de eklenmektedir. Yine, gerekli durumlarda hap ve jel formlarında medikal ilaç desteği de sağlanmaktadır. Tüm bu tedavilerde amaç; kişilere yalnıza cinselliği yeniden kazandırmak değil, ruhsal ve bedensel bütünlüğün, ahengin oluşturulmasıdır.

    VAJİNİSMUS TEDAVİ ÜCRETLERİ

    Vajinismus tedavi ücreti merkezden merkeze değişmektedir. Bazı merkezler vajinismus tedavisi için seans ücreti alırken, bazı vajinismus klinikleri tedavilerde “paket ücretlendirme” uygularlar.

    Vajinismus tedavi ücretleri pek çok klinikte “seans ücreti” olarak alınmaktadır. Seanslar haftalık olarak yapılır ve ortalama 40 dakika kadar sürer. Klinikten kliniğe vajinismus tedavi süreleri 3 ile 6 ay arasında sürebilir. Tedavinin uzaması tedavi maliyetini de arttırmaktadır.

  • Öfke nedir ? ve Nasıl baş edilir ?

    angerÖfke aslında sağlıklı, çoğu zaman hayvanların ve insanların yaşadığı doğal ve yapıcı bir duygudur. Ancak bireyler bazen öfkelerini farklı şekillerde ortaya koyup etrafa zarar verme şeklinde yıkıcı ve sanki kontrol edemiyormuşcasına yaşarlar. Bu durum ise kişilerin gündelik hayatlarını sekteye uğratır.. Kişi ailesiyle, çocuklarıyla, kız veya erkek arkadaşıyla problemler yaşar ve belki bazen iş yerinden çıkarılma, işe gidememe gibi uyum bozuklukları da yaşarlar. Kısaca bu tür öfke deneyimleri yaşayan kişiler hem çevreyle uyum bozuklukları yaşarlar hem de kendilerine zaman zaman zarar verirler.

    Öfkelenmemize neden olan çeşitli faktörler vardır. Bunları düşünsel süreçler, fizyolojik süreçler ve kültürel etkiler olarak öne sürebiliriz. Yıkıcı öfke dediğimiz duygu, bu faktörlerin bir ürünüdür.


    Düşünsel süreçler :
    •    “Beni adam yerine koymuyorlar”
    •    “Hakkımı yediler ve yemeye devam ediyorlar” vb.

    Aynı zamanda; karşı tarafı saldırı halinde algıladığımızda, kışkırtıldığımızı düşündüğümüzde, zaman zaman hayal kırıklıkları yaşadığımızda, stres altındayken, kendimizi ifade edemediğimiz zamanlarda öfke ortaya çıkar.

    Fizyolojik nedenlere gelince, hormonlarımızın bize oynadığı bir oyun olarak karşımıza çıkabilir ya da öfke bazı rahatsızlıkların yan kolu olarak ta ortaya çıkabilir. Buna örnek vermek gerekirse; depresyon, bipolar bozukluk vb.

    Kültürün etkisi ise şöyledir; özellikle ataerkil toplumlarda erkeklerin halk diliyle maço olması, zaman zaman öfkeli davranışlarda bulunması, normal görülen bir davranış türüdür.

    42-20138082Ancak neden herkes aynı olay olsa dahi; aynı ayarda öfkeli davranışlarda bulunmuyor. Olay aynı olsa da kişilerin verdiği öfke tepkileri birbirinden çok farklı olabiliyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri; her kişinin olaylara bakış açısının farklı olmasıdır. Eğer bakış açımızı değiştirirsek davranışlarımızı da değiştirebiliriz.

    Kimi zaman bakış açımızı değiştirmek kolay olmaz çünkü yerleşmiş inançlarımız ve vardır ve bunların farkında bile değilizdir. Uzman psikologlar ve psikiyatristler bu noktada devreye girer. Psikiyatristler normal olarak nitelendirmediğimiz öfke davranışının fizyolojik boyutunu ele alırken, psikologlar ise, terapi boyutunu ele alırlar yani, nelerin bizi öfkelendirdiğini ve bunlarla nasıl baş edeceğimizi ele alırlar.


    Baş etme yolları ise çeşitlidir.
    1. Düşünsel boyutu inceleme ve olaylara bakış açımızı değiştirmek için alternatif yollar arama
    2. Relaksasyon dediğimiz gevşeme teknikleri bize bu konuda yardımcı olur
    3. İletişim kurma becerilerini geliştirme ve bu konu üzerinde deneyim kazanma
    4. Her ne kadar olaylardan uzak duramasak ta ve hoşumuza gitmeyen olaylarla karşılaşsakta; yine de kontrol gücümüzün bizde olduğunu fark etme ve öfkelenmemize vesile olan olaylardan uzak durma
    5. Öfkelenmemize vesile olan bir problem varsa; buna yönelik mantıksal çözümler üretmek

    İlk başta da belirttiğim gibi; öfke, normal, zaman zaman güvenliğimizi sağlayan bir duygudur ama hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor ve bizi çevremizden işimizden hayatımızdan alıkoyuyorsa bir uzmana gitmekte fayda var.

    Ne demişler; “keskin sirke küpüne zarardır

    Kendinizi öfkeli hissettiğinizde aşağıdaki fiziksel belirtileri hissedersiniz.
    •    kas gerginliği
    •    hızlanmış kalp atışı
    •    midenizde değişik hisler
    •    nefes alıp vermede hızlanma
    •    titreme

    42-18621640Kalp atışınızı hızlandıran, sesinizin daha yüksek çıkmasına neden olan, adrenalinizi kontrol alma yolları için bazı ipuçları sunuyorum:
    •    Derin, uzxun ve yavaş burundan alınan nefes ve nefese konsantre olma
    •    Kendinizi mutlu ve huzurlu hissedeceğiniz bir yerde hayal etme
    •    Daha önce öfkenizi dindirmeye yaramış teknikleri uygulayabilirsiniz

    Kendi kendinize:
    •    “Sakin ol”
    •    “Kendimi ispat etmeme gerek yok”

    Durun ve yapacağınız davranışlarınızın sonuçlarını düşünün. Davranmadan önce düşünün. Sizi tahrik eden biri var ise; kendi kendinize positif düşünceler üretmeye çalışın. Problemi mantıklı yollarla çözmeye yönelik adımlar atın. Diğer insana karşı öfkeli adımlar atmak işinize yaramayacaktır.

    Size nelerin sinirlenmenize vesile olduğunu düşünün ve bunları not edin.Kontrolü kaybetmeden önce kendinize düşünme fırsatı yaratın. İnan ki; kendi kendinize saldırgan davranışlarınızı kontrol edebilirsiniz. Öfkenin sizi yönetmesine izin vermeyin.

    Huzurlu günler

    Referans: apahelpcenter.org

    Çeviren: Uzman Klinik Psikolog Merve Mamacı