Etiket: sivilcelenme

  • Polikistik Over PKO

    Polikistik Over PKO

    Polikistik Over (PKO) defalarca belirtildiği gibi, belirtiler veren, yani sinsi olmayan bir durumdur. Öncelikle bu nedenle PKO, yani yarattığı belirtilerin kadına verdiği rahatsızlıklar (adet düzensizliği, tüylenme, gebe kalamama gibi) nedeniyle kadını çoğu durumda tedavi arayışına iten bir durumdur.

    Yine de günlük yaşamı olumsuz etkileyen bir belirti veya bulgu olmasa veya kadın PKO’nun kendisinde yarattığı değişikliklerden rahatsız olmasa dahi, vücutta yarattığı olumsuz metabolizma ortamı nedeniyle PKO, basit bir yumurtlama bozukluğu olmaktan çok, kısa veya uzun vadede ciddi sorunlar yaratabilen bir durumdur.

    Polikistik over tedavisinden sonuç alan var mı? Yorumları için tıklayın !

    PKO’nun kadın yaşamı üzerinde uzun vadede yaratabileceği muhtemel olumsuzluklar aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    Diyabet (Şeker Hastalığı) Gelişme Riski

    PKO, ileri yaşlarda Tip II, yani insüline bağımlı olmayan (tedavide ağızdan alınan ilaçların kullanılabildiği) diyabet gelişme olasılığının arttığı bir durumdur. Özellikle kilolu olanlarda bu risk daha da yüksek olmakla beraber 40 yaşın üzerinde olan PKO’lu kadınların yaklaşık %40’ında diyabet gelişmektedir.

    Diyabet gelişiminin altında yatan temel neden muhtemelen PKO gelişimine de zemin hazırlamaktadır. Yani PKO kendi başına diyabet gelişimine neden olmamakta, ancak bazı kadınlarda PKO geliştiren temel mekanizma (insülin direnci), ileri yaşlarda diyabet gelişme riskini de artırmaktadır.

    PKO’nun bu özelliğinin bilinmesi PKO tanısı almış olan kadının belli aralıklarla insülin direnci ve diyabet açısından takip edilmesini ve diyabet tanısı konduğunda tedavinin erken başlamasını sağlamaktadır. Diyabet erken tanındığında ve etkili bir şekilde tedavi edildiğinde yaşam süresini kısaltan bir hastalık olma özelliğini büyük oranda kaybeder.

    Yapılan çalışmalara göre son zamanlarda gündemde olan Metformin ve diğer insülin duyarlılığını artırıcı ilaçlar etkili bir şekilde kullanıldıklarında, ileride diyabet gelişme riskini ertelemekte ve hatta ortadan kaldırmaktadırlar.

    PKO ve Gebelik Şekeri

    PKO’nun şeker hastalığıyla olan yakın ilgisinin bilinmesi PKO’su olan kadının gebeliğinin doktor tarafından ele alınmasında da bazı farklılıklar getirir. Gebelik, artan hormonların etkisiyle genel olarak zaten insülin direnci gelişme eğiliminin yüksek olduğu bir dönemdir ve duyarlı kişilerde gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) durumunun gelişmesine neden olabilir.

    Gestasyonel diyabet gebeliğin belli dönemlerinde yapılan tarama testleriyle ortaya çıkarılabilen ve bebek ve anne adayı zarar görmeden kontrol altına alınabilen bir durumdur. PKO’lu anne adayları gestasyonel diyabet gelişimi açısından daha yüksek risk altında olduklarından gebelik döneminde çok daha sıkı takip altında tutulurlar.

    Kalp ve Damar Sorunları

    PKO, kanda androjen (erkeklik) hormonların yüksek olduğu bir durumdur ve bu denli yüksek seviyeler kan yağları (lipitler) üzerine olumsuz etkiler yaratırlar.

    Yine PKO, ileri yaşlarda hipertansiyon gelişme riskini artıran bir durumdur.

    PKO’lu kadınların kilolu olmaya eğilimli olmaları, şeker hastalığı geliştirmeye olan eğilimleri ve yukarıda bahsedilen iki olumsuz durum birleştiğinde ortaya artmış bir damarlarda sertleşme (ateroskleroz) riski çıkar. Bu da inme (felç), kalp krizi gibi ciddi damarsal sorunları beraberinde getirir.

    PKO’lu kadınların kendilerini kilo almadan korumaları, gerekli durumlarda kullanılan lipit düşürücü ilaçlar, kan şekerinin sıkı denetim altında tutulması, tansiyonun sürekli olarak denetlenmesi bu tür risklerin gerçekleşme olasılığını belirgin şekilde azaltır.

    PKO, insülin direnci mekanizması üzerinden genel olarak kan pıhtılaşmasının artma eğiliminde olduğu bir ortam oluşturur. Bu da damar tıkanıklığı gelişme riskini artıran bir durumdur. Özellikle insülin direnci olan ve kilolu olan kadınlarda, normalde PKO’da nispeten sık kullanılan ve östrojen içeriği yüksek doğum kontrol haplarından kaçınmak ve insülin direnci ve kilo sorununu düzeltici girişimlerde bulunmak bu riski belirgin olarak azaltır.

    Rahim Kanseri Gelişme Riski

    Rahim kanserinin (daha doğru deyimle rahim iç tabakası kanseri (endometrium kanseri) bilinen en önemli risk faktörleri arasında şişmanlık, şeker hastalığı, hipertansiyon ve çocuk doğurmamış olmak vardır. PKO bu sayılan tüm bu risk faktörlerinin nispeten sık görüldüğü bir durumdur.

    Rahim kanseri gelişimine zemin hazırlayan en önemli etken ise rahim iç tabakasının uzun süreli tek başına östrojen hormonu hakimiyetine maruz kalmış olmasıdır. Bu son durum yumurtlama olmaması nedeniyle progesteron hormonunun koruyucu etkilerinden maruz kalan PKO’lu kadınlarda oldukça ön plandadır.

    PKO’da yumurtlamanın düzenli olarak sağlanması veya eksik olan progesteron hormonunun ilaçlarla dışarıdan takviye edilmesi ve şişmanlık, şeker hastalığı ve hipertansiyon sorununun sıkı denetim altında tutulmasıyla PKO’lu kadınlarda rahim kanseri gelişme riskinin en aza indirilmesi tümüyle mümkündür.

  • Cilt Kuruluklarından Korunma Yolları

    Cilt Kuruluklarından Korunma Yolları

    Yaşa bağlı olmaksızın meydana gelen cilt kurulukları birçok nedenden dolayı oluşabilir. Ciltteki pullanma ve sıkıntı verici bir gerginlik hissine neden olan kuru ciltlerden kurtulmanın yollarını merak ediyorsanız işte aradığınız cevaplar…

    Kuru cilt; tüm vücudumuzu bir film tabakası şeklinde örten hücrelerden oluşan stratum korneum denilen tabakadaki suyun kaybı sonucu oluşur. Bu tabaka suyunu kaybedince esnekliğini kaybeder, çatlar ve pullanır.

    Stratum korneum su tutan maddeler içerir ve cildin daha cildin alt kısımlarından suyun sızmasını engeller. Hücreler ve yağdan oluşan bir film tabakası içeren stratum korneum tarafından su tutulur ve ciltten buharlaşması engellenir.

    Kuru, pullu cildi tetikleyen faktörler nelerdir?

    Kuru cilt herhangi bir yaşta ve bir çok nedenden dolayı oluşur. Kuru cilde neden olan koşullar:

    – Kuru hava, özellikle kış aylarındaki düşük nem,

    – Düşük nem bulunan yerler, özellikle merkezi ısıtmanın olduğu kapalı alanlar, ateşe veya ısıtıcı fanlara yakın oturma,

    – Rüzgara maruz kalma,

    – Sık yıkanma, duş alma ve yüzme, özellikle bol klorlu aşırı sıcak ve soğuk suda yüzme,

    – İdrar söktürücü ilaçlar,

    – Kalıtsal faktörler ve artan yaş ile sebum (yağ) gibi doğal nemlendiricilerin azalması,

    – Atopik egzama, sedef ve ihtiyosis gibi cilt hastalıkları,

    – Metabolik faktörler, tiroid bezinin yeterince çalışmaması veya aşırı kilo kaybı

    – Sabun, deterjan ve çözücülere maruz kalma.

    Ciltten su kaybı en sık hangi durumlarda olur?

    Ciltten su kaybını arttıran diğer önemli bir faktör, ciltten banyo esnasında kaybedilen sıvıdır. Sıcak su ile yıkanma ve sabunlar, ciltteki koruyucu yağ tabakasını azaltırlar. Banyoda azalan yağ eğer dışardan uygulanan bir nemlendirici ve yağ ile dengelenmezse; ciltten su kaybı artar ve banyodan sonraki bir saat içinde, cilt normalde olduğundan daha kuru bir hal alır. Deterjanlar ve çözücüler de benzer şekilde, cildin yağ tabakasını kaldırarak cildi kuruturlar.

    Cilt pullanması nasıl oluşur?

    Cilt pullanması stratum korneum dediğimiz cilt yüzeyinden hücrelerin gözle görülebilir şekilde ayrışması ile oluşur. Normal ciltte bu süreç gözle görülmez, çünkü hücreler tek tek dökülür. Pullu ciltte cilt hücreleri birbirlerinden ayrılamazlar ve bu da gözle görülebilen kepeklenmeye neden olur. Bu durum kuru ciltte herhangi bir nedenle gelişebilir; ayrıca seboreik egzama, sedef ve ihtiyosis hastalığında cilt hücrelerinin yapısı bozuktur ve birbirlerinden kolay kolay ayrılamazlar.

    Kuru ciltten korunmanın yolları nelerdir?

    Herhangi bir nedenle kuruluğa eğilim gösteren cildin, sabun ve su ile teması azaltılmalı ve nemlendiriciler kullanılmalıdır.

    Sıcak sudan ve aşırı su temasından kaçının. Sıcak su cildin doğal yağlarını ortadan kaldırır ve cildi kurutur.

    Banyo sıklığını azaltın. İki günde bir veya daha seyrek banyo yapın ve yıkanma sıklığınızı azaltmak için kirlenmemeye dikkat edin.

    Banyo ve duş süresini kısa tutun. Kısa bir duş ve banyo cildi nemlendirir, fakat cildi havlu ile ovuşturmak veya ciltten suyun buharlaşması deriyi kurutur. Bu nedenle banyo ve duş süresi uzatılmamalı ve ılık su ile yıkanılmalıdır.

    Duştan sonra cildinizi havlu ile ovuşturmayın. Bunun yerine cilde havlu ile hafifçe dokunarak kurulanılmalıdır.

    Hafif sabunlar kullanın. Sabunlar cildi kurutur. Hafif, fakat fazla yağ içeren sabunlar veya sabunsuz temizleyiciler (pH seviyesi cildinizin pH seviyesine uygun (5.5) dermokozmetikler) kullanılmalıdır. Bu arada sabun kullanımını da minimale indirilmelidir.

    Banyodan sonra cildiniz hemen nemlendirin. Banyodan sonra cilt halen nemli iken, nemlendirici losyon ve kremleri uygulayınız. Banyo sonrasında cildinizi tamamen kurularsanız, cildin doğal nemi de buharlaşarak deriden uzaklaşır. Nemlendirici losyon ve kremler, gün içinde ihtiyaç olduğunda kullanılmalıdır. Çok şiddetli kuruluk olduğunda laktik asit veya üreli nemlendiriciler kullanılmalıdır.

    Cilt kuruluğu cilt hastalıklarına neden olabilir mi?

    Bazı kişilerde cilt kuruluğu, dermatit (egzama) denen cilt hastalığına neden olabilir. Dermatit cildin inflamasyonuna verilen addır. Bu durum alt bacaklarda egzema craquele; gövde, kollar ve bacaklarda ise numular dermatite neden olur. Bazen de ciltten herhangi bir döküntü olmadan kaşıntı görülebilir. Bu duruma yaşlılığa bağlı kaşıntı veya kış kaşıntısı denir. Dermatit geliştiğinde dermatoloji uzmanları kortizon içeren kremleri reçete ederler. Kortizonlu kremler dermatit bulunan alanlara uygulanır. Dermatit iyileştiğinde uygulamaya son verilmeli, daha sonra dermatitin yenilenmesini engellemek amacıyla nemlendiriciler kullanılmalıdır.

    Cildin iyi nemlendirilmesi cilt kuruluğunu düzeltir, eğer cildiniz tüm kurallara uyulmasına rağmen iyileşmiyorsa dermatoloji uzmanına başvurunuz.

  • Dermalogica’dan ‘dört dörtlük’ cilt bakım deneyimleri

    Müşterilerine, Skin BarSM’da cilt yapılarını keşfetme ortamı sunan Dermalogica, Geleneksel Çin Yüz Tanımlaması ile Batı Cilt Analizini birleştirdiği Face Mapping®’le cildin haritasını çıkarıyor. Kısıtlı zamanları olan kişiler içinse, Speed MappingSM ile 5 dakikada cilt analizi gerçekleştiriyor, MicrozoneSM ile de 20 dakikalık cilt bakımları yapıyor.

    Amerika’nın ilk profesyonel cilt bakım sisteminin yaratıcısı Dermalogica, kendine ait 4 özel marka uygulamasıyla müşterilerine cilt bakımında farklı deneyimler yaşatıyor.

    Doğru cilt bakım ürünlerini doğru şekilde kullanmak için: Skin BarSM

    Dermalogica, müşterilerine, ciltlerinin yapısını keşfetme ortamı sunduğu Skin BarSM ile, ideal cilt sonuçlarına ulaşılabilmek için doğru ürünleri, doğru şekilde kullanmayı öğretmeyi hedefliyor. Dermalogica müşterileri, cilt bakım terapistinin önerisi ve yönlendirmesiyle kendisine sunulan ürünleri, evinde nasıl ve hangi sıralama ile kullanacağını ilk olarak Skin Bar’da deneyimliyor. Böylece yanlış ürün kullanımı ve uygulamadan doğabilecek sorunları yaşamadan cilt bakımını doğru bir şekilde yapabiliyor.

    Face Mapping® yüzün haritasını çıkarıyor

    Dermalogica, Geleneksel Çin Yüz Tanımlaması ile Batı Cilt Analizini birleştirdiği Face Mapping® ile yüzün haritasını ortaya çıkarıyor. Face Mapping® ile yüz 14 zona ayrılıyor; cilt, aynı anda gözle ve elle dokunularak inceleniyor. Cilt bakım terapisti, bu adımda müşteriyi cildi hakkında bilgilendirirken, hangi ürünleri neden ve nasıl kullanması gerektiğini anlatıyor.

    Terapist, Face Mapping® işlemini cilt analizine özel mercekli gözlükler ile gerçekleştiriyor. Bu şekilde, zonlara ayrılan yüz ve boyun, hem gözle hem de dokunarak analiz ediliyor. Kulaklar dahil her zon incelenirken, her zonda rastlanan bulgular yüz haritasına kaydediliyor. Face Mapping®’te görsel inceleme ile kızarıklık, sivilcelenme, siyah nokta, kılcal damar çatlamaları, lekelenmeler, yağlı veya kuru bölgeler, sertlik, cilt altında meydana gelen birikimler ve diğer gizli göstergeler açığa çıkarılıyor.

    5 dakikada cilt analizi: Speed MappingSM

    Face Mapping®’e ayıracak vaktiniz yoksa Speed MappingSM tam size göre…

    Beş dakika gibi kısa bir zamanda gerçekleştirilen Dermalogica Speed MappingSM cilt analizi, yüz ve boyunda beş genel alana bakılarak uygulanıyor. Speed MappingSM, makyaj çıkarılmadan uygulanabileceği için hem zaman hem uygulama açısından avantaj sağlıyor. Speed MappingSM, Skin BarSM ve bakım odası dışında da gerçekleştirebiliyor.

    20 dakika süren sonuç odaklı cilt bakımı: MicrozoneSM

    Dermalogica’nın 20 dakika süren sonuç odaklı cilt bakımı MicroZoneSM ise, cildin ihtiyacına göre; canlandırıcı eksfoliasyon, gerginleştirici göz bakımı ve arındırıcı sivilce bakımlarından oluşuyor. MicroZoneSM Bakımlar, cildin sürekli takip edilmesini ve korunmasını sağlarken problemli bölgeler için de bakım sunuyor.

    Dermalogica ürünlerinin farklı uygulamalarını ve alet kullanımını içeren MicroZoneSM Bakım’ın en belirgin özelliği kısa zamanda hedeflenen sonucu gerçekleştiriyor olması. Bu özelliği ile MicroZoneSM Bakımlar, özellikle zamanı kısıtlı olup, aylık bakımlarına ara vermeden devam ettirmek isteyenler tarafından tercih ediliyor. MicroZoneSM Bakım’ın bir diğer özelliği ise makyajın tamamen ciltten temizlenmesine, aylar öncesinden randevu almaya ve büyük bir bütçe ayırmaya gerek olmaması.

    MicroZoneSM Bakım, yüzü 14 zona ayırarak analiz eden Face Mapping®’in bir sonraki adımında uygulanıyor.

    Dermalogica’nın bu dört özel cilt bakım uygulaması, Tüm Dermalogica cilt bakım merkezlerinde gerçekleştiriliyor. Dilerseniz size en yakın Dermalogica cilt bakım merkezinden hemen randevu alın, dilerseniz Dermalogica Türkiye distribütörü Antis Kozmetik’in Fulya’da bulunan Dermal Cilt Bakım Merkezi’ni arayın.

    Dermal: 0212 240 7777–240 7949

    Dermalogica'dan 'dört dörtlük' cilt bakım deneyimleri | 1

    International Dermal Institute ve Dermalogica

    International Dermal Institute, 1983 senesinde Jane Wurwand tarafından Los Angeles California’da kuruldu. Bu gün dünyada 40 eğitim merkezine sahip olan International Dermal Institute’un kurulma amacı estetisyen olarak tanımlanan kişilerin profesyonel cilt bakımındaki gelişmeleri, yenilikleri takip etmelerini ve kendilerini değişen sistemelere uyarlayarak müşterilerin değişen ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler sunabilmelerini sağlamaktı.

    Dermalogica, The International Dermal Institute eğitimlerinin geliştirilmesinin ardından, Jane Wurwand tarafından cilt bakım terapistlerine ihtiyaçlarını karşılayacak cilt bakım sistemini sağlamak için geliştirildi.

    Cilt bakımı ve güzelliğini estetik olarak değil sağlık olarak ele alan, bilimsel olarak yaklaşan bir marka olan Dermalogica, cilt bakımının diş bakımı gibi sağlık için çok önemli olduğu, cildin de diğer organlar gibi düzenli bakımının ve kontrollerinin yapılması gerektiği düşünülüyor. Dermalogica’da cildin bireyselliği ve değişkenliği göz önünde bulunduruluyor. Bu nedenle herkes için farklı, bireysel programlar sunuluyor.

    Dermalogica’da hiçbir ürün hayvanlar üzerinde test edilmiyor ve hiçbir ürün hayvansal maddeler içermiyor.

    Antis Kozmetik

    1991 yılında kurulan ve ilk olarak ABD’nin önde gelen saç bakım markası Hayashi’nin ithalatını yapmaya başlayan Antis Kozmetik, 1994 yılında Dermalogica’yı Türkiye pazarına getirdi. Antis, ürünlerini bitkisel ve yüksek teknoloji kullanarak yaratan cilt bakımı markası Dermalogica’nın da Türkiye distribütörlüğünü yapıyor.

    Antis Kozmetik, Türkiye genelinde 40 ilde 500’e varan bayilik ağıyla hizmet veriyor.