Etiket: seks

  • Doğal viagra havuç

    Doğal viagra havuç

    Havuçtaki seks hormonlarını aktive eden bileşenler viagra etkisi gösteriyor

    Tavşanlar neden çok çoğalıyor dersiniz? Havuçtaki seks hormanlarını aktive eden bileşenler viagra etkisi gösteriyor. Kış aylarında bol miktarda bulunan havuç ve havuç suyu konusunca çok büyük önemi vardır. Vitamin ve mineral bakımından zengin olan havuç kış aylarında vücudumuzun günlük gereksinimini karşılar ve vücudumuza birçok yönden fayda sağlar. Bolca A vitamini barından ve B, C, D, E vitamini bakımından zengin olan havuç, kan yapar, vücudumuzu kuvvetlendirir, ishali keser, pekliği giderir, mide ve bağırsak rahatsızlıkların önlenmesinde vazgeçilmez bir bitkidir.

  • Yetişkinlerin oyun zamanı: ön sevişme

    Yetişkinlerin oyun zamanı: ön sevişme

    Ön sevişme olmadan yaşanan birleşmenin bir parçası eksik kalıyor. Birbirlerine yeterince odaklanan çiftler için ise ön sevişme üzerinde düşünülmeden doğal olarak yaşanıyor.

    Cinselliği çoğunlukla “birleşme”ye indirgemek hatasına düşülse de aslında her iki taraf için de istek-uyarılma-birleşme aşamaları art arda geldiği zaman tam bir cinsel ilişkiden söz etmek mümkün oluyor. İkinci aşama olan “uyarılma” ise ön sevişme denilen süreçte gerçekleşiyor. Belli sürelerle sınırlandırılmaya çalışılan, kadınların istediği erkeklerin gereksiz gördüğü bir süreçmiş gibi tanımlanan ön sevişmenin ne olup ne olmadığını Hedef Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’nden Uzman Psikolog Şencan Taşkale’ye sorduk.

    Ön sevişmeyi nasıl tanımlayabiliriz?

    Ön sevişme “esas mesele”nin öncülü olarak düşünüldüğünde, ne olduğunu anlamaktan uzaklaşıyoruz. Esasen yapılacak bir şey var ve ön sevişme de onun öncesinde yapılması sağlıklı ve gerekli olan, aslında erkeğin çok istemediği ama kadının çok istediği bir şeymiş gibi tanımlanıyor. Aslında sevişme; birleşme ve diğer cinsel davranışların bir bütünüdür. Bu yüzden birleşmeye odaklı, cinselliğin diğer bileşenlerini atlayan bir cinsellik, eksik olacaktır. Bir yandan olması gerektiği için yapılan bir aktivite olarak algılamak da kısıtlayıcı. Bunu şöyle düşünebiliriz; hiç kimse oynaması gerektiği için oyun oynamaz, oynamak istediği için oynar. Ön sevişme de yetişkinlerin oynadığı bir oyun gibidir. O yüzden sevişilmesi gerektiği için sevişilmez. Zaten çiftler birbirlerine yeterince odaklandıklarında birbirleri için uygun davranışı ve tarzı yakalayacaktır.

    Çiftlerin gün içinde cinselliği çağrıştıran konuşmalar yapmaları, mesajlaşmaları ön sevişme tanımına girebilir mi?

    Ön sevişmenin hakkını vermeye çalışırken kavramsal olarak abartmak söz konusu olabiliyor. Cinselliğe erotik açıdan hazır olma ile ön sevişme kavramları birbirine karışıyor. Kişinin kadın ya da erkek olarak cinselliği nasıl yaşadığı ve ne hissettiği ile cinselliğe hazır olması durumu birbiri ile çok örtüşen kavramlar. Çift birbirlerini seks partneri olarak görüyorsa bu zaten beden dillerine, konuşmalarına, telefon mesajlarına yansıyacaktır. Bir taraf, “Bu akşam kaçta geliyorsun?” yerine çok daha sıcak bir mesajı uğraşarak değil, spontan bir şekilde attığında zaten karşı tarafa“Senin için varım, buradayım, hazırım” mesajını vermiş olur. Ama ön sevişme bir aktivitedir. Zamanlama olarak bir kısıtlaması olmamakla birlikte, ortalama 15-20 dakika sevişme sağlıklı bir cinsellik için gereklidir. Öte yandan çift sadece sevişip birleşmeyebilir. O zaman neyin önü olacak? Ön sevişme kelimesinin içinde cinselliği birleşmeye indirgeyen bir önyargı var. Bu şekilde bakıldığında hiç sınırlamaya bile gerek yok. Ama evet birleşmeye geçilmeden önce yaşanması gereklidir. Bazı durumlar göz ardı edilebilmekle birlikte ön sevişme olmadan birleşme çok sağlıklı bir birleşme olmayacaktır, bir parçası eksik kalacaktır.

    Dünyada bazı uzmanların monotonlaşan cinsel yaşam için çiftlerin haftanın belli günleri için randevulaşmalarını önerdiklerini okuyoruz. Böyle bir uygulama gün boyu yaşanan bir heyecan, etkili bir ön sevişme sağlar mı?

    Her ilişki birbirinden çok farklı ve bu nedenle reçete çözümler her zaman uygun olmayabiliyor. Hatta zorla yapılırsa böyle reçeteler insanları birbirlerinden uzaklaştırabilir de. Cinsel ilişki sıklığını sadece zamanlama ve süre gibi etkenler değil, kadın ve erkeğin duygu durumu, cinsel kimlik bütünlüğü ve aralarındaki duygusal ilişkinin rengi de büyük oranda belirler. Her şey tamam ama bir tek zamanlama ile ilgili sıkıntı yaşıyorlarsa randevulaşsınlar ama başka sorunlar varsa haberleşmek ve randevulaşmak çözüm olmaz, gerginlik bile yaratabilir. Şöyle örnek vereyim; cinsel terapide çiftlere birtakım egzersizler veririz. Bunlar kurallı ve nasıl yapılması gerektiği çok belli egzersizlerdir. Eğer çiftler arasında duygusal dinamikte bir sıkıntı varsa bu egzersizler yüzünden tatışmaya başlayıp cinsel terapiyi bırakırlar.

    Ön sevişme sadece bedenlerin birbirine teması ile mi olur?

    Elbette hayır, çeşitli fanteziler ve sözellik de sevişmenin bir parçası olabilir.

    Kadınların ön sevişmeye daha çok ihtiyaç duyduğu doğru mu?

    Hayır, ön sevişme sadece kadının ihtiyacı değildir. Ancak kadın ve erkeğin uyarılma biçimleri birbirinden farklı olduğu için özellikle genç erkekler tarafından daha kolay görmezden gelinebiliyor. Erkek görsel açıdan uyarılabilen bir varlık iken kadın için görsellik bu kadar kuvvetli bir materyal değil. Kadın için sevişme esnasındaki dokunma ve ilişki çok daha uyarıcı oluyor. Cinsel birlikteliğin yaşanması için her iki tarafın da uyarılmış olması gerekiyor. Bu uyarılmanın kadın açısından birleşmeye hazır olmak için ıslanma şeklinde olduğunu biliyoruz. Erkeğin ise ereksiyonu gerekiyor. Erkeğin uyarılması görsel açıdan da farklı yollarla karşılanırken kadının uyarılması az kalırsa cinsel birleşme keyif veren bir boyutta olmuyor. Bu yüzen kadın için daha elzem diyebiliriz. Ama aslına bakarsanız uzun süre bunu problem etmeyen erkekler belli yaştan sonra uyarılmak için sadece görsel materyal ile yetinemiyor ve birleşmenin öncesindeki parçanın önemini anlamaya daha hazır oluyor. İnsan ihtiyacını gidermek amacı ile her konuda çabuk davranıp keyifli ayrıntıları atlayabilen bir varlık, bu sadece cinsellik için geçerli değil.

    Kadınlar ön sevişmeyi talep etmekte zorlanıyor mu?

    Elbette… Erkekler de öyle… İnsanlar cinsellikte keyif boyutuna gelen şeyleri istemekte karşılıklı zorlanıyor. Çünkü zaten karı-koca oldukları için yapılması gereken bir birleşme faaliyeti var. Bir de “Bunu istiyorum, şunu istiyorum”diyemiyorlar. Öğrenilmiş bir utanma duygusu var ve bu kadınlarda daha fazla. Ancak burada illa sözel ifadeye gerek yok, beden diliyle de birbirinizi yönlendirebilirsiniz. Utanmış olmakla, geçmişten gelen öğretilerle başa çıkmak, cinsel mitleri değiştirmek, bunun üzerine düşünmek de gerekiyor.

    Bazen desteğe de ihtiyaç duyulabilir. Ne zaman?

    Cinselliğin fazları var; istek fazı, uyarılma fazı, doyum fazı… Bunların her birinde bir sorun olduğunda destek alınabilir. Ancak kişiler genelde işlev bozukluğu meydana geldiğinde bize başvuruyor, özellikle de birleşme yoksa. Ama cinselliğin uyarılma ya da keyif boyutu ile ilgili sıkıntı varsa çok başvuru gelmeyebiliyor. Biyolojik ve evrimsel olarak gerekli olan kısım yani bebek konusu hallolduğu için geri kalanı çok lüks geliyor kişilere. Olmasa da olur denilip göz ardı edilebiliyor.

    Ön sevişmenin kadın cinselliğine nasıl katkıları oluyor?

    Cinselliği bir bütün olarak düşünmeliyiz, bu yüzden katkıları ne diye düşünmektense, eksikliğinde neler oluru konuşmak daha yerinde olabilir. Uyarılma evresi; parasempatik sistem tarafından yönetilen ve erotik duygular eşliğinde kadında vajinal salgının arttığı “ıslanma” dönemidir. Vajina duvarlarından ve vajina girişindeki Bartholin bezlerinden salgılanan sıvılarla birlikte nabız ve solunum hızlanabilir. Erkekte ise uyarılma evresi ereksiyonu (sertleşme) şeklinde gerçekleşir. Bahsettiğim gibi kadın görsel olmaktan çok dokunsal olarak uyarılabilir. Sevişme sırasında ön sevişme atlanıp hızlıca birleşmeye gidildiğinde uyarım fazı atlanmış olacağı için daha önce bahsettiğimiz bedensel değişiklikler gerçekleşmeyecek ve birleşme kadın için doyum verici olmayacaktır.

    Formsanté Dergisi

    Orgazm hakkında yanlış bilinenler için tıklayın !

  • Seks bağımlısı bir eşle nasıl başa çıkılır?

    Seks bağımlısı bir eşle nasıl başa çıkılır?

    Yakın arkadaşlarınız eşlerinin yatak odasındaki ilgisizliğinden yakınırken, siz tam tersi bir durum yaşıyor olabilirsiniz. Çoğunlukla erkeklerde görülen Hiperseksüel Bozukluk (HB), kişinin cinselliği bir takıntı haline getirmesi şeklinde açıklanıyor. Eşinizde seks bağımlılığı fark ettiyseniz mutlaka bir hekimle görüşün.

    Hiperseksüel Bozukluk ya da diğer isimlendirmeleriyle Cinsel Bağımlılık, Sorunlu Hiperseksüalite, Nimfomani, Satiriazis, Kompulsif Cinsel Davranış, Aşırı Cinsel İstek Bozukluğu… HB, kişinin cinsel eylemleri üzerinde kontrolünü kaybettiği, olumsuz sonuçlarına rağmen sürdürülen, yineleyici ve şiddetli cinsel fanteziler, cinsel dürtüler ve cinsel davranışlardır. Mental bozuklukların tanımlanması ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda,“Hiperseksüel Bozukluk” Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından Cinsel İşlev Bozuklukları arasına bir tanı olarak yeni girdi ve kriterleri belirlendi. MedAmerikan Polikliniği’nden Psikoterapist Dr. Ayça Can, Hiperseksüel Bozukluğu (HB) olan kişinin yoğun ve aşırı düzeyde cinsel isteği olduğunu ve kişinin takıntılı halde cinsellikle ilgili düşünceleri kafasından atamadığını söylüyor.

    HB olan kişiler çalışamaz hale gelebiliyor

    Dr. Ayça Can, HB olan kişinin cinsel fantezilerinin baskınlığını şu şekilde anlatıyor: “Cinsel fanteziler ve fantezilerine nasıl ulaşacağı ile ilgili düşünceler o kadar baskın bir hale geliyor ki, kişi artık çalışamaz veya sağlıklı ilişkiler kuramaz hale geliyor. Tıpkı diğer bağımlılıklarda olduğu gibi HB olan kişiler genellikle problemleri olduğunu reddediyor ve davranışlarını açıklayacak bahaneler buluyor. Hatta kendilerini temize çıkarabilmek için çevrelerindeki insanların bazen de gerçekten varolan problemlerini bahane edip, onları suçluyorlar.”

    Sanılanın aksine HB olan kişiler genellikle cinsel aktiviteden beklenilenden daha az haz duyuyor ve cinsel partnerleri ile duygusal bir bağ kurmuyor. Psikoterapist Dr. Ayça Can, başlangıçta sağlıklı ve eğlenceli olan bir cinsel hayatın, zamanla bir takıntıya dönüştüğünü söylüyor. Cinsel fanteziler ve davranışlar birçok insanın kabul edeceği sınırların ötesine geçiyor.

    Eşini aldatma, tek gecelik ilişkiler, uygunsuz yerlerde ve aşırı sıklıkta yapılan mastürbasyon, normalde arzu edilmeyecek yerlerde ve kişilerle cinsel ilişkiye girme, korunmadan cinsellik, paralı ilişkiler kurma, paralı ilişkiyi meslek olarak edinme, siberseks, telefonla seks, porno biriktirmek, teşhircilik, dikizcilik, cinsel taciz hatta tecavüz gibi istenmeyen ve adli sonuçları olabilecek eylemlerde bulunabiliyorlar. Dr. Can, cinsel fantezi ve eylemlerin ardından çoğunlukla suçluluk hissinin geldiğini anlatıyor: “HB olan kişi finans, sağlık, sosyal ve duygusal alanlarda kayıplarına rağmen kendini birçok kişi tarafından ahlaka aykırı görülebilecek cinsel davranışlarda bulunmaktan alıkoyamıyor. Kişi, neredeyse her zaman planladığından daha uzun sürede ve boyutta cinsel eylemde bulunuyor.”

    Birçok çalışmada erkeklerin kadınlara göre cinsel fantezilerinin, mastürbasyon sıklıklarının, görsel uyaranlara cevap olarak cinsel uyarılmayla tepki vermelerinin daha fazla olduğu gösteriliyor. Psikoterapist Dr. Ayça Can, ek olarak, erkeklerin geleneksel olmayan cinsel davranışlara daha açık olduğunu da söylüyor. Kadınların cinsel isteği ise uzun süreli birlikteliklere bağlamsal olarak daha uyumlu. Bu bilgiler ışığında, erkeklerin HB’ye ve cinsel saldırganlığa daha yatkın olduğu söylenebiliyor. 

    Hiperseksüel Bozukluk belirtileri:

    ● Cinsel isteğin fazla olması: Cinsel istek; cinsel fantezilerin, cinsel eylemi başlatan öznel bilinçli dürtülerin, iç-dış uyaranlara verilen tepkilerin ve davranışların oluşturduğu bir bütündür. 15 yaşından büyük bir bireyde altı ay süreyle cinsel birliktelik veya mastürbasyon yolu ile yaşanan orgazm, haftada yediden fazla ise cinsel isteğin fazla olmasından söz edilebiliyor. Sıklıkla eşler arasında cinsel istek uygunsuzluğu görülüyor. Burada kastedilen isteksiz eşle haftada iki-üç kez cinsel ilişki isteyenler değil, hemen her gün veya günde birden fazla kez cinsel ilişki isteyip, sıklıkla partnerlerini cinsel birleşme için uyandıranlar, hatta cinsel ilişkiye zorlayan veya eşlerine tecavüz edenlerden bahsediliyor. Eşler kendilerini aşağılanmış, küçümsenmiş ve öfkeli hissediyor.

    ● Gereğinden fazla zaman ayırmak: Kişinin fantezilerini kurmak, bunları nasıl hayata geçireceğini hayal etmek ve planlamakla ilgili yoğun zihinsel meşguliyeti oluyor. Cinsel davranışları yapmak ve sonrasında mevcut suçluluk duygularından kurtulmak veya durumunu saklamak için o kadar vakit harcıyor ki, sosyal, mesleki ve kişisel ilgi alanlarındaki aktivitelere daha az vakit ayırmaya başlıyor; hatta bazılarını tamamen bırakıyor. Dr. Ayça Can, cinsel eylemin hazırlığı, uygulanması ve etkilerinin örtülmesi için bir günde iki-dört saatten fazla zaman geçirilmesi halinde problem olduğu düşünülmeli şeklinde uyarıyor.

    ● Hataları tekrar etmek: HB olan kişiler cinsel davranışlarının ardından çoğunlukla suçluluk ve utanç hissediyor. Kendilerine ve çevrelerine, bir daha yapmayacakları ile ilgili pek çok söz veriyorlar. Yeni hayatlarına başlayacakları, hiç gelmeyen milat tarihleri belirliyorlar. Bazen yeni hayatları için kendilerini güdülemek amacıyla kirli geçmişlerini hatırlatan eski kıyafet ve çamaşırlarını atıp alışveriş yapabilirler. Ancak bir süre için (bazen birkaç gün ya da birkaç ay) cinsel eylemleri erteleyebilseler de kendilerini kontrol edemeyip aynı davranışları tekrarlıyorlar. Arzu edilen hazzın alınabilmesi için cinsel davranışların sıklığı, yoğunluğu, sayısı, alınan riskler artıyor ya da aynı davranışlarla haz alınamaz duruma geliniyor. Bu da kontrolü güçleştiren bir etmen. Başarısız kontrol çabaları nedeniyle cinsel fantezi, cinsel dürtü ve cinsel davranışlar sürekli olabiliyor.

    ● Zarar görmeye ve zarar vermeye başlamak: Cinsel fantezilerin, düşlemlerin ve davranışların sıklığı veya şiddeti ile ilişkili olarak toplumsal, mesleki ya da diğer önemli işlevsellik alanlarında önemli kişisel sıkıntı, bozulma yaşanıyor. İçsel veya dışsal bir tetikleyicinin ardından gelen cinsel dürtüye engel olamayarak, arkadaşları veya ailesi ile yaptığı planları iptal edebiliyor. Dr. Ayça Can, HB olan kişilerin tüm hafta sonunu internet başında porno izleyerek geçirebileceğini belirtiyor. Geceleri uyumadan porno izleyerek mastürbasyon yapıp, ertesi gün işe bahaneler bulup gitmeyebiliyorlar. Dr. Ayça Can, “Bazen de eşine uyarıcı herhangi bir davranışta bulunmayıp (güzel bir söz, takdir, bir hediye ya da sadece gününün nasıl geçtiği ile bir konuşma) tüm gece porno izleyip, gecenin bir yarısı yatağa gelip eşi ile birlikte olmayı talep edebiliyor” şeklinde açıklıyor. Duygusal olarak tatmin olmayan eş, kullanıldığını düşünerek içerliyor ve öfkeleniyor; eşini tersleyerek çoğunlukla reddediyor. Dr. Can, cinsel eylemlere karşı engellenme eşiği düşük olan HB hastasının, red durumunda agresif tavırlar sergileyebildiğini söylüyor: “Bu da eşlerin daha çok arasının açılmasına neden oluyor. Çoğu zaman bu kişilerin partnerlerine cinsel ilgileri kayboluyor. Bazen de aşırı porno izleme davranışına biriktirme de eşlik ediyor. Bilgisayarlarında hiç izlemedikleri sadece plan aşaması için kullanılan binlerce pornografik yayın olabiliyor. Hatta biriktirme o kadar ileri gidebiliyor ki, içeriğini sorgulamadan, adli olarak da yasak pornografik içerikleri kaydetmiş olabiliyorlar.” Bu nedenle adli süreçlere maruz kalınabiliyor. Eşler aldatılabiliyor. Konumlarına uygun olmayan kişilerle olduklarından, aileleri tarafından çevreye rezil edildikleri konusunda dışlanıp, yalnız kalabiliyorlar. Korunmadan yapılan cinsel birliktelikler neticesinde ise cinsel yolla bulaşan hepatit ve AIDS gibi hastalıkları kapabiliyor hatta eşlere bulaştırabiliyorlar. Planlanmamış, istenmeyen gebelikler olabiliyor. Bazen aşırı mastürbasyon nedeniyle cinsel organda şişlik ve zedelenme gibi fiziksel zararlar da yaşanabiliyor. Dr. Ayça Can, sonuçlara ek olarak şunları söylüyor: “Cinsel takıntılar ve eylemler yüzünden kişiler şiddete maruz kalabiliyor. Cinsel eylem için paralı birliktelikler kuran kişiler ciddi finansal kayıplara uğrayabiliyor. Madde ve alkol gibi diğer bağımlılıkları edinebiliyorlar. Kayıpları nedeniyle intihar girişimleri olabiliyor. Yüzeysel birliktelikler kurduklarından destekleyici, güven ve sevgi altyapısı olan ilişkiler kuramıyorlar.”

    ● Stres ve kaygı artması: Cinsel davranışlar yalnızlık, can sıkıntısı ve stresten kaçış yöntemi olarak kullanılıyor. Dr. Ayça Can, “Ancak HB’nin kendisi zaten ilişki kurmayı zorlaştıran ve varolan ilişkileri bozan bir hastalık olduğundan, bu yanlış baş etme metodu hiçbir şeyi düzeltmez” diye uyarıyor. HB olan kişi fantezi, dürtü ve davranışlarıyla savaşmaya çalışırken başarısız olabiliyor ve tökezleme hissi kişide kaygı, huzursuzluk, stres yaratabiliyor. HB, kendi kendini doğuran bir döngüde yine cinsel davranışların ve fantezilerin artması ile sonuçlanıyor. Bu cinsel fanteziler, düşlemler ve davranışlar bir maddenin (örneğin tedavi amaçlı verilmiş bir ilacın kötüye kullanılması) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değil. Ya da başka bir ruhsal hastalık sonucunda ortaya çıkmıyorlar.

    Hiperseksüel Bozukluk’un tedavisi mümkün müdür?

    Dr. Ayça Can, tedavinin ancak kişinin böyle bir sorunu olduğunu kabul etmesiyle başlayabildiğini söylüyor ve ekliyor:“Genellikle, davranışçı, psikodinamik, grup, psikoeğitimsel, psikofarmakolojik tedaviler veya aile/çift terapisinin birlikte kullanıldığı, çok yönlü bir tedavi yaklaşımı öneriliyor.” Tedavi biçimi hastanın veya çiftin özel gereksinimlerine göre biçimlendiriliyor. Dr. Can, psikofarmakolojik tedavilerin kayda değer sayıda hastada etkili sonuç verdiğini belirtiyor. Ancak öncelikle cinsel eylem ve libido artışına da sebep olabilecek diğer ruhsal hastalıklar (örneğin Bipolar Bozukluk), genel tıbbı duruma bağlı bozukluklar ve ilaç/madde kullanımına bağlı reaksiyonların, bir psikiyatri uzmanı tarafından psikiyatrik muayenesi ve gerekli görülürse tetkikler yapılarak ekarte edilmesi gerekiyor.

    Hiperseksüel bozukluk yaygın mı?

    Psikoterapist Dr. Ayça Can, hiperseksüel bozukluğun sıklığı ve yaygınlığı ile ilgili verilerin oldukça sınırlı olduğunu söylüyor: “Bunda HB için uzlaşılmış tanı ölçütlerinin yeni oluşturulmuş olması önemli bir etken. ABD’de genel yetişkin toplumda yaygınlığı yüzde 3-6 arasında tahmin ediliyor. HB ile bilinmesi gereken şey ilişki kurulan kişilerin onay verebilecek erişkinler olmasıdır. Bazen genç erkekler skor yapmak amacıyla çok sayıda kadın ya da erkek partnerle birlikte olmayı bir üstünlük gibi görebiliyor. Bu gibi durumlarda davranışın normal veya bozukluk olarak değerlendirilmesi tartışmalıdır. Cinsel istismara uğramak, ergenliğin erken döneminde cinsel davranışa maruz kalmak, erken yaşta pornografi izlemek, erken yaşta cinsel deneyim yaşamak, normal cinsel ve duygusal yakınlaşmanın olmaması gibi etmenler kişiyi HB’ye yatkın hale getirebiliyor.”

    Cinsel davranışın sıklığına karşın bu kişilerde daha fazla cinsel yaşamları ile ilgili doyumsuzluk, ilişkisel sorunlar, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve cinsel sorun nedeniyle profesyonel yardım arama görülüyor.

    HIV riski de yüksek

    Yapılan çalışmalar cinsel bağımlıların ve kumar bağımlılarının normal kişilere göre daha fazla nörotik, anksiyöz, depresif olduğunu, daha yüksek oranda takıntılı özellik taşıdığını ve kişilerarası duyarlılıklarının daha fazla olduğunu gösteriyor. Hiperseksüel bozukluk ile risk alma davranışı arasında da kuvvetli bir ilişki olduğu düşünülüyor. Dr. Ayça Can, cinsel yoldan bulaşan hastalıklara karşı korunmadan, çok sayıda partner ile cinsellik gibi yüksek riskli cinsel davranışlar gösterdiklerini söylüyor. Dolayısıyla HB olan kişiler HIV enfeksiyonları ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risk altında bulunuyor.

    Seks bağımlısı bir eşle nasıl baş edebilirsiniz?

    Hiperseksüel Bozukluğu olan kişilerin eşlerinin, partnerlerinin yalnız olmadıkları ve dışarıda kendileri gibi aynı sorunları yaşayan, bununla baş etmeye çalışan birçok çift olduğu konusunda bilgilendirmesi tavsiye ediliyor. Partnerlerinin öncellikle hasta olduklarını kabul etmelerini sağlamalı ve tedavi için yardım almaları konusunda onları cesaretlendirmeliler. Dr. Ayça Can, kadınlara partnerlerinin cinsel davranışlarını tetikleyen duygularının farkına varmaları konusunda onlara yardımcı olmalarını öneriyor ve ekliyor: “Böylece HB olan kişiler bu duyguları hissettiğinde cinsel dürtüleri uyarılmadan önce önlem alarak dikkatlerini başka bir eyleme kaydırabilir veya kendi baş edemiyorsa daha önceden belirlediği acil durumda aranacak kişiden yardım isteyebilir. Cinsellikle ilgili düşünceleri tetikleyebilecek internet, dergi gibi materyalleri eşlerinin çevresinden mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışmalılar. Örneğin işe giderken kullandıkları yol üzerinde bu tür materyalleri satan erotik shop varsa güzergahını değiştirmeli, ev ya da iş yerinde yetişkinlere yönelik içeriğe erişimini engelleyecek filtreler kullanılmalı. HB olan kişilerin eşleri, partnerleriyle duygusal bağlarını güçlendirmeli, cinselliklerinde haz odaklı değil duygusal tatmin odaklı olmaya çalışmalı.”

  • Tahrik Noktası

    Tahrik Noktası

    Kadınları tahrik eden 8 etkeni bilmek kendinizi tanımanızı ve dolayısıyla hazzı kontrol etmenizi sağlıyor…

    1- Saçlarınıza dokunması

    Neden işe yarar?: Kafatası derisi milyonlarca sinir ucu içerir. Bir erkeğin parmaklarının saçlarınızda dolaşması, sizden hoşlandığını da gösteriyor aynı zamanda. Boşuna burun kıvırmayın, evrimsel psikoloji görev başında.

    Bunu deneyin: Bu hissi saçınızı taramasını isteyerek artırabilirsiniz.

    2- Omzunuzu öpmesi

    Neden işe yarar?: Çünkü size beklenmedik bir şekilde yaklaşır. Ayrıca sürpriz öpücükler sizin çekiciliğinizi ve onun size bağlılığını gösterir.Bunu deneyin: Partnerinize vücudunuzun ihmal edilmiş bölgelerini fark etmesi için yol gösterici olabilirsiniz. Bu konuda açıkça konuşmaktan çekiniyorsanız, kalemi kağıdı elinize alın ve romantik bir not yazın. Köprücük kemiğinizin okşanması, kulak memenize dille küçük dokunuşların ne kadar tahrik edici olduğunu öğrenince bakalım ne yapacak!

    3- Elini bacağınıza koyması

    Neden işe yarar?: “İç baldırınız gibi, vücudunuzun bazı bölümlerine kazayla dokunmaya imkan yoktur” diyor. Haksız da değil! Birisine duygusal olarak yeterince yakın olunca, o kadar yakına gelmesine izin vermek, duyguları harekete geçiriyor.

    Bunu deneyin: Onu, vücudunuzun başka bölgelerine de yönlendirebilirsiniz. Mesela elini jean’inizin arka cebine sokmasını sağlayın!

    4- Uzun bir koşu sonrası nefes nefese kalmak

    Neden işe yarar?: Egzersiz dopamin ve norepineprin salgılanmasını tetikler, vücudunuz egzersiz sonrasında endorfin salgılar ve kan akışınız artar. Egzersiz sonrası tüm bu vücutta yaşananlar, cinsellik yaşanırken olanlara paralel.

    Bunu deneyin: İşten eve gelince, TV seyretmek için koltuğa yayılmadan önce bir iki zindelik verici yoga hareketi, birkaç mekik veya şınav deneyin.

    5- Hiç tanımadığınız bir adamla göz göze gelmek

    Neden işe yarar?: İlk kez göz göze gelindiğinde, bu son derece etkileyici olabiliyor. Heyecanlanıyorsunuz çünkü göz göze gelmek kafalarda bir anda cinsel bir soru işaretini de çağrıştırıyor.Bunu deneyin: İster şaka yollu ister bilerek olsun; bir kol teması ile işe başlayabilirsiniz. Bu, bir yabancıda ufak da olsa etkileşim yaratacaktır.

    6- Jean pantolon giymesi

    Neden işe yarar?: Erotik anlamda sutyen kadın bedeni için neyse, jean pantolon da erkek bedeni için o! Uzmanlar “Burada biyolojinin de etkisini unutmayın” diyor. Sıkı bir jean pantolon, sağlıklı bacak kasları, karın kasları anlamına geliyor! Bunlar da sağlıklı ve güçlü bir partner demek tabii ki!

    Bunu deneyin: Unutmayın, erkekler de en az kadınlar kadar iltifat edilmeyi sever. Ona, jean giydiği zaman yakışıklı göründüğü yönünde ne kadar çok iltifat ederseniz, o kadar çok jean giyecek.

    7- Sabun gibi kokması

    Neden işe yarar?: Sabun kokan bir erkekten hoşlanmak, fırından geçerken kokusundan ötürü canınızın ekmek çekmesi gibidir. Koku karşılaşana dek tanımadığınız bir iştahı tetikler. Kolonyanın tersine, sabun onun doğal kokusunu bloke ediyor. Sabun kokusu ve erkeğin kokusu birbirine karışıyor. Burada vücudun salgıladığı doğal kimyasallar devreye giriyor.Bunu deneyin: Yürüyüşe çıkın veya beraber koşun. Böylelikle onun vücut ısı derecesini artırarak doğal kokusunu duyabileceksiniz.

    8- Bir köpük banyosunda uzanmak

    Neden işe yarar?: Köpük banyosu, rahatlamanın en kolay yolu. Genelde zihnimizdeki yapılacaklar listesi ile uğraştığımız için kendi fiziki uyanışımızın işaretlerini kaçırıyoruz ama ılık su, kanın cilt yüzeyinin altındaki sinir uçlarına gidişini hızlandırıyor ve bu da uyarılmayı kolaylaştırıyor.

    Bunu deneyin: Düzenli olarak banyoyu akşam rutininiz içine alın. Vücudunuzun hisleriyle ilgili olarak ne kadar rahat ve uyanıksanız, onları ilerletmekle ilgili o kadar istekli olacaksınız. Ayrıca duş başlığının gücünü asla hafife almayın.

  • 2014 cinsel trendler

    2014 cinsel trendler

    Günümüzde her şey zamana ayak uydururken moda ve güzellik gibi cinsellikte de trendler değişmeye başladı. ‘Yatakta trend mi olur?’ diye sormayın. Belki pozisyonlar yıllardır hep aynı kaldı ama cinsel kimlikler yavaş yavaş değişmeye başladı.

    Şöyle bir düşünün; ergenlik yıllarında sizin için başkaldırı demek ailenizin anlamadığı yüksek sesli müzikleri dinlemek, belki saçlarınızı hiç yıkamadan dolaşmak, belki de kotunuzu yırtmaktı. Fakat şimdilerde ergenler ne kotlarını yırtıyor, ne de saçlarını yıkamazlık yapıyor. Şimdiler de genç olmak, farklı şeyleri denemek demek. Ama bu farklı şeyler cinsellik boyutuna yani yatağa taşındığında her şey değişmeye başlıyor. Yedikule Psikiyatri Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Tuğba Kaplanhan bunu şöyle açıklıyor: “Toplumsal olarak değişen birçok durum var. Artık çok tüketiciyiz ve bu durum maalesef ilişkilere de yansıdı. Yapılan en son araştırmalar son bir yıl içerisinde ülkemizde evlenen çiftlerin sayısının arttığını fakat aynı şekilde boşanma sayısının da yükseldiğini gösteriyor. İnsanlar hemen beraber olmaya başlıyor ve evleniyorlar fakat tüketmeye yönelik bir ilişki içinde olduklarından evlilik tüketmenin son noktası oluyor. Bu nedenle de evlilikten hemen sonra boşanma geliyor.”

    İlişkilerde roller de zamanla birlikte değişmeye başlıyor. Eskiden çok önemli olan bekaret kavramı artık özellikle büyük şehirlerde anlamını yitirmeye başlarken, erkekler de eskisinden farklı olarak daha tecrübeli kadınları tercih ediyor. Uzman Klinik Psikolog Tuğba Kaplanhan, “Bugünlerde 22-23 yaşlarındaki genç erkekler sevgilisinin bakire olduğunu duyunca onu terk edebiliyor. Çünkü ‘Cinselliği ben mi öğreteceğim, yaşamak istiyorum, başıma bela mı alacağım’ gibi düşünüyorlar” diyor.

    Cinsellik marka gibi taşınıyor

    İnsanların birbirine güvensizliği, huzurlu ortamdan uzaklaşma beraberinde cinsel yönelimlerin farklılaşmasını getiriyor. Şu an ilk yetişkinlik dönemindekiler evlenme, boşanma sürecini yaşarken, ergenlik dönemindekilere yani 12-18 yaş arasına baktığımızda cinselliği marka gibi taşıdıkları görülüyor. Kaplanhan, “Gençler internetteki sosyal paylaşım sitelerine ‘Bugün 8 kızla öpüştüm’ diye yazıyorlar. Onlar için bu bir marka. Şu an orta yaş dönemini yaşayan kişiler için ergenlik, çantalara yazı yazma, farklı müzikler dinleme, kot pantolonu yırtmaktı. Ama bunlar şimdiki gençleri tatmin etmiyor. Farklı olmak için yeterli gelmiyor. Cinsel yönelimleri marka gibi taşıyorlar ve farklılaşmış olmanın oluşturacağı dikkati üzerlerine çekme güdüsünün tatminini yaşıyorlar” diyor.

    Issız adamlar

    Jager kadınının karşılığı  olarak ‘ıssız adam’ gibi bir kavram oluştu. Erkekler bağlanmaktan ve düzenli ilişkiden korkuyorlar. Bu da onları yalnızlaştırıyor ve çaresizleştiriyor. Uzman Klinik Psikolog Tuğba Kaplanhan, “Bazı erkek hastalar 40 yaşına kadar hiç ilişki yaşamamış ya da tam ilişki yaşayacağı zaman korkmuş ve uzaklaşmış olabiliyor. Bu tip ilişkileri genelde obsesif kişiler yaşıyor. Obsesif kişiler kontrollü olmayı seviyor fakat ciddi bir ilişki yaşamak kontrolsüzlük anlamına geliyor. Bu nedenle evlilik bu erkekleri ürkütüyor. Evlilik kararının sorumluluğunu almak istemiyor ve böyle bir durumda ilişkiden hemen uzaklaşıyor. Kadınlar böyle bir erkekle karşılaştığında üstüne gitmemeli ve o erkeği ciddi ilişkiye hazırlamalı. Bireysel alanlarına zarar vermemeli. Dip dibe yaşanan bir ilişki olmamalı. Çünkü böyle bir erkeği çok fazla sıkmamak gerekiyor” diyor. Issız adamların aldatma eğilimli oldukları düşünülse de aslında karşısındaki kadına gerçekten duygusal olarak bir şey hissediyorsa, sosyal olarak da birlikte olmaktan keyif alıyorsa, cinsellikte doyuma ulaşıyorsa bu erkekler dışarı yönelmiyor. Sadece bazen yine korktukları için ilişki ciddiye doğru gidiyorsa kendilerini denemek adına başka kadınlarla birlikte olmayı deneyebiliyorlar.

    Body

    Bu da cinselliğe yeni giren kavramlardan biri. Bir ilişkide hem duygusal, hem sosyal, hem de cinselliğin birlikte yaşanması gerekiyor. Fakat ‘body’ denilen ilişkilerde duygusal ve sosyal paylaşım yaşanmazken cinsellik tüm boyutlarıyla yaşanabiliyor. Kadın ve erkek sadece cinsel tatmin amaçlı olarak beraber oluyor. Dışarıdan yakın iki arkadaş gibi görünebiliyorlar. Ama ciddi, tutkulu ve tatmin eden cinsellik bağımlı bir şekilde yürüyor. Body olarak tabir edilen bu ilişkilerin en tehlikeli yanı ise cinsel sağlık açısından yaşanıyor. Cinsel hastalıkların bulaşma riski artıyor. Aynı zamanda duygusal anlamda zorluklar yaşanmasına yol açıyor. Bu tür ilişki yaşayan kişinin duygusal yatırım yapacak biriyle karşılaşma ihtimali de azalıyor. Eğer kadın bu tarz bir ilişki istemiyor fakat aşık olduğu adam istiyorsa, ilişkide değersizlik, önemsizlik, ego gücünün zayıflaması, özgüvenin azalması, yalnızlaşma gibi sorunlar yaşamaya başlıyor. Yeni birine yönelemiyor. Karmaşa yaratıyor ve ruh sağlığında ciddi dalgalanmalar oluşuyor. Ruhsal çöküntü olabiliyor. Body tarzı ilişkiler yaşayan kişilerde border line özelliği yani uçlarda yaşama görülüyor. Narsist kişilik özelliği de bu kişilerde görülebiliyor.

    Cinsellikte yeni trendler

    ➭ Yestergay

    Önceleri gay ilişkiler yaşayan ama bir süre sonra bu ilişkilerden vazgeçerek heteroseksüel ilişkiler kuran erkeklere deniyor. Bu kişiler böyle bir yaşamdan sonra evleniyor ve bir daha başka erkeklerle birlikte olmuyorlar. Yestergay’in kadın versiyonuna ise hesbiyen deniyor.

    ➭ Bromantik

    Bromantik, erkekler arasında kullanılan bir terim. İki erkek kardeş gibi yakınken aralarında romantik bir ilişki de oluyor. Woromantik ise kadınlar için geçerli olan bir terim.

    ➭ Lipstick lezbiyen

    Dişi görünüp, dişilerle arkadaşlık kuran ve kendisini dişinin beğenmesinden daha hoşnut olan kişi anlamına geliyor. Araştırmacılar bu konuda ünlü şarkıcı Madonna’yı inceliyorlar. Çünkü Madonna hem erkek hem de kadınlar tarafından çok seksi bulunan bir isim.

    ➭ Mezuniyete kadar lezbiyen

    Yurt dışında oldukça yaygın olan bu cinsel tercihte kızlar lise boyunca kimseyle çıkmıyor, yatakhanede hep birbirleriyle vakit geçiriyor ve gruplar halinde dolaşıyorlar. Mezuniyete kadar böyle ilişkiler yaşıyor fakat mezuniyetten sonra normal ilişkiler kuruyorlar.

    ➭ Heteroflexible

    Bu cinsel tercihe sahip olan kişiler, o an kadın ya da erkek hangisi müsaitse onunla birlikte oluyorlar. Biseksülden farklılar çünkü “Şimdi canım kadınla birlikte olmak istiyor” diye düşünmeden o an kim müsaitse onunla birlikte oluyorlar.

    ➭ Pan seksüel

    Türkiye’de yaygın değil fakat yurt dışında özellikle Amerika’da çok görülüyor. Kadın, erkek, transseksüeller, travestiler gibi herkesle seks yapma isteği olan kişilere deniyor.

    Ayrılık da sevdaya dahil

    İlişkiler bittikten sonra bir yas sürecinin yaşanması gerekiyor. Uzman Klinik Psikolog Tuğba Kaplanhan,”Ayrılık sürecinde yeterince yas yaşamak gerekiyor. Bir ilişkinin ardından hemen body tarzı bir ilişki yaşamak ya da hemen yeni biriyle birlikte olmak sonraki ilişkinin sağlıklı olmasını engelleyebiliyor. Bir ilişki biterken o kişinin ardından yasını tutmak gerekiyor. Yas uzun olmamalı ama ayrılığı kabullenip, kendi kişisel tercihinizin, isteklerinizin farkına varmanız gerekiyor. Birinden ayrılıp, hemen başkası devreye girerse gerçekten kimi istediğinizin ayrımını yapamayabiliyorsunuz. Dürüstlük, çalışkanlık, zeka, cömertlik, iyilik özellikleri arıyorsanız bu süreci yaşayamazsanız. Bu prensiplerin hangilerini arıyorsunuz, hangi fiziksel özellikler sizi çekiyor bunun ayrımını yapamıyorsunuz. Bu nedenle ayrılıktan sonra yas süreci yaşanmalı” diyor.

    Formsanté Dergisi

  • Hamilelikte libido düşmesi

    Hamilelikte libido düşmesi

    Eşlerin birbirleriyle olan sağlıklı iletişimlerinde önemli ölçüde söz sahibi olan libido, cinsel istek ve arzuyu tanımlıyor. Bir enerji kaynağı olarak çiftlerin mutluluklarını olumlu etkileyen libido, hamilelik döneminde kadınlarda düşebiliyor. Kadınların yanı sıra bu dönemde erkeklerde de görülebilen libido düşmesi, çiftlerin iletişiminde bazı aksaklıklara neden olabiliyor.

    Uzm. Dr. Orhan Karaca hamilelikte düşen libidoyla ilgili çiftleri uyarıyor.

    Libido nedir?
    Günümüzde cinsel istek ve arzuyu tanımlayan bir terim olarak kullanılan libido, psikiyatrik terminolojide ise cinsel istek ve arzuya ek olarak, yaşama arzu ve isteğini de tanımlar. Libido, bir enerji kaynağıdır.

    İnsan vücudundaki tüm hareketler, bir dizi kimyasal ve elektriksel reaksiyonlarla ortaya çıkar. Bu reaksiyonları sağlayan bileşenler nörotransmitterler (seratonin, noradrenalin, dopamin…), hormonlar (testosteron, östrojen, progesteron,…), sinir dokusu ve salgı bezleridir (hipofiz, böbrek üstü bezi, gonadlar…). Libidonun kaynağında da bu zemin yer almaktadır. Her iki cinste de libidoyu belirleyen hormon testosterondur.

    Erkekteki testosteron miktarı kadındakinden daha yüksektir. Bu durum, erkeğin cinsel ilişkiye daha istekli olmasını sağlar. Kadın ise, güven ve etkileşim gibi faktörlere ihtiyaç duyabilmektedir. Bu değerlendirme tüm kadınlar ve erkekler için genellenemez, bireysel farklılıklar olabileceği unutulmamalıdır.

    Hamilelik döneminde erkeklerde libido düşmesi sık görülen bir durum mudur?
    Hamilelik döneminde her iki cinste de libido düşebilir, ancak bu düşüş kural olarak algılanmamalıdır. Cinsel konularda yaygın olan kalıplaşmış inanışlar (cinsel mitler), bunu etkileyen en önemli faktördür. Bu dönemde bebeğin düşeceği, hastalık kapacağı düşünceleri ile sık karşılaşılmaktadır. Böyle bir riskin olduğunu varsayan ve bu riski azaltmak isteyen çift, kaygılanır ve cinsel birliktelik yaşamak yerine bireysel tatmin ve alternatif arayışlar içine girebilir. Halbuki, buna gerek yoktur. Hamilelikte cinsellik bebeğe zarar verir düşüncesi, çiftin birbirinden uzaklaşmasına neden olabilir. Bu düşüncenin yanlış olduğu bilinmelidir.

    Ayrıca her iki bireyin de gebelik süreci ve sonrası ile ilgili kaygıları, sorumluluk artışı, bu sorumluluğu abartılı algılama, umutsuzluk gibi faktörler de bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkiler. Bozulmuş moral, endişe, kaygı gibi duygusal değişiklikler, depresyon gibi hastalıklar libidoyu düşürebilmektedir.

    Anne adayının libidosunun düşmesindeki rolü nedir?
    Anne adayının kaygısı ve cinsel mitlerin birlikteliği, erkek tarafından reddedilme olarak algılanabilir. Reddedildiğini düşünen erkeğin de libidosu düşebilir. Anne adayının bilimsel temele dayanmayan bir düşünceyi benimsemesi ve hayatını bu çerçevede şekillendirmesi, çiftin hayatında ilk aşamada cinsel soruna, ilerleyen aşamada da iletişim sorununa neden olabilir.

    Libido düşmesinin nedenleri nelerdir?
    Libidonun dışavurumunun da nörokimyasal ve elektriksel bir zeminden kaynaklanır. Bu nörokimyasal ve elektriksel zemini bozan içsel ve dışsal her etken libidoyu etkiler. Libidoyu düşüren sebepler fiziksel ya da psikolojik bazı hastalıklar olabileceği gibi, hastalık denilemeyecek düzeydeki ruhsal değişimler de olabilir.

    Libidonun düştüğü hastalıkların başında depresyon gelir. Bunun dışında, aşırı kaygı ile giden bazı bozukluklar ve bunun tedavisinde kullanılan bir takım ilaçlar da yine aynı nörokimyasal mekanizma üzerinden libidoyu azaltabilir.

    Psikolojik kaynaklı hastalık ve bozukluklar dışında bedensel kaynaklı kanser gibi bazı hastalıklar da nörokimyasal ve nörohormonal dengeyi bozarak ya da vücudun genel enerji düzeyini azaltarak, libidonun düşmesine neden olabilir.

    Bu sorun psikolojik mi yoksa fizyolojik midir?
    Sorunun kaynağı psikolojiktir. Çift zorlandığı durumlarda, profesyonel destek almaktan çekinmemeli, sorun derinleşmeden çözüm yolunun oluşturulmasına katkıda bulunmalıdır.

    Tedavi gerektiren bir rahatsızlık mıdır?
    Hamilelik döneminde bozulan cinsel yaşam nedeniyle iletişim bozukluğu, bireysel psikiyatrik bozukluk ve hastalıklar ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Bu durumda, çiftin hayat kalitesi belirgin ölçüde azalacağı için tedavi gerekir. Tedavi yöntemi ise, terapidir. Terapi ile çiftin kendi olumsuz düşüncelerini, iç sıkıntısını ve davranışlarını gözden geçirmesi, bunlara esneklik kazandırarak yaşamları üzerindeki olumsuz etkiyi giderebilmeleri mümkündür. Bu sayede, cinsellik daha iyi ve sağlıklı yaşanabilmektedir.

    Libido düşmesi konusunda bilimsel olmayan hiçbir düşünceye ve yargıya değer verilmemeli, bu düşüncelerin kişinin hayatını nasıl olumsuz etkilediği öğrenilmeli ve gerekli esneklik sağlanmalıdır. Bitkisel kaynaklı olduğu iddia edilen ürünlere bel bağlamanın zaman kaybı olabileceği de unutulmamalıdır.

  • Kadınlarda ağrılı cinsel ilişki

    Kadınlarda ağrılı cinsel ilişki

    Cinsel ilişki sırasında genital bölgede devamlı ve yineleyici ağrı olmasıdır. Kadınların önemli bir kısmı hayatlarının bir döneminde bu ağrıyı geçirir.

    Ağrılı cinsel ilişkide ağrı yüzeysel ve derin olmak üzere iki şekilde kendini gösterir. Yüzeysel ağrılar vajinal enfeksiyonlar, jinekolojik ameliyatlar, doğum lezyonları, ilişki öncesi yeterli uyarı ve dolayısıyla ıslanma olmadan girilen cinsel ilişki vb. nedenlerden kaynaklanabilir. Klinikte sık rastlanan durum vajinal kuruluktur.
    Derin ağrılı cinsel ilişki vajinadaki doğuştan anormallikler, sistit, üretra iltihapları, kronik enfeksiyonlar, perliste kitleler, bağırsak hastalığı ve genital organlarda sarkmalar neden olabilir.

    Cinsellikle ilgili kaygılar, olumsuz düşünce ve önyargılar, suçluluk duyguları, cinsel istismar öyküsü, evlilik ve ilişki sorunları, ağrı beklentisi, anksiyete, korku, öfke, eş reddi ve doğum ve gebelik korkusu diğer önemli nedenler arasındadır.

    Tedavide nedene ve danışanın durumuna uygun cinsel terapi uygulanır. Cinsel terapi, tıbbi nedenler, dışlandıktan sonra uygulanmalıdır. Eğer bir tıbbi neden düşünülüyorsa danışan uygun uzmana yönlendirilmelidir. Varsa ilişki problemleri ve evlilik problemleri halledilmelidir. Cinsel terapi ile çiftin cinsel aktivite etkileşimleri yeniden inşa edilerek kişinin yeterli cinsel uyarımı alması ve vajinal ıslanma sağlamaya yönelik etkileşime doğru çift yavaş yavaş yönlendirilmelidir. Psikodinamik nedenler söz konusu ise dinamik yönelimli cinsel terapi uygulanmalıdır.

    Ağrılı Cinselliğin Sebepleri için tıklayın !

  • Vajinismus olduğunuzu nasıl anlarsınız?

    Vajinismus olduğunuzu nasıl anlarsınız?

    Vajinismus toplum tarafından ilk gece korkusu cinsel ilişkiye girememe olarak da isimlendirirlir.

             Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin bir kısmı öncelikle neye uğradıklarına şaşırırlar. Daha önce başlarına böyle bir şeyin geleceğini hiç düşünmemişlerdir.  Diğer bir kısmının  ise daha önceden ilk gece korkuları vardır. Hatta evlenme tarihi yaklaştıkça korkularda buna paralel olarak artar. Çiftler neden böyle bir sorun yaşadıklarına bir türlü anlayamazlar. Diğer bir gurup çift ise ilk başta vajinismus sorunu yaşadıklarını kabullenmekte zorluk çekerler. Diğer bazı çiftlerde eşlerden her biri bir diğerini suçlayabilir.

    Cinsel ilişkiye girememe(vajinismus) sorunu yaşayan kişi derinden bir üzüntü duyar. Ve ilk başlarda sık sık ağlarlar. Vajinismus sorunu yaşayan tek çift olduklarını düşünürler. Her cinsel ilişki denemesinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından kendilerine olan güvenleri sarsılır. Hatta bu problemi hiçbir zaman çözemeyeceklerine  bile inanmaya başlarlar.

    Oysaki vajinismus cinsel terapiye mükemmel cevap verir. Cinsel ilişkiye girememe deneyimli bir cinsel terapist rehberliğinde kesinlikle çözülebilen  bir cinsel sorundur.

    Siz vajinismus sorunu mu yaşıyorsunuz? Bunu anlayabilmek için aşağıdaki tipik belirtileri gözden geçirerek  vajinimus  olup olmadığınıza  kendiniz karar verebilirsiniz

    • Cinsel ilişkinin hiç gerçekleşmemesi ya da ağrılı veya acılı olması.
    • Cinsel ilişkiye girmekten korkma kaçınma ve ilişkiye girememe.
    • O an geldiğinde vücudun tümünde ya da kalçalar ve bacaklarda kasılmaların olması.
    • Sıklıkla bacakların kapatılması ve kendini geri çekme.
    • Vajinismusun en temel belirtisi o an geldiğinde kişinin panik atak benzeri bir durum yaşamasıdır. Yani kişi eşini iter kasılır. Endişe korku kaygı duyar. Bilinç açık olsa da kontrolünü yitirir. Kontrol bilinç dışının eline geçer. Sanki kişi bilinç dışı tarafından negatif bir hipnoz transı haline getirilir. ( Keçe. 2008)
    • O an geldiğinde korku, titreme, terleme, bunaltı veya bayılacakmış hissi yaşama.
    • Cinsel ilişkide ağrı acı olacağı beklentisi.
    • Cinsel ilişkinin ya hiç gerçekleşmemesi ya da kısmen (penis başı ya da penisin yarısının girişi) gerçekleşmesi.
    • Her denemede aynı şeyle karşılaşma duvara çarpma ve girişin gerçekleşmemesi.
    • O an geldiğinde vajinada ağrı acı hissetme.
    • Başarısız cinsel ilişki denemelerinden sonra ağlama krizlerinin olması.
    • Diğer bazı kişilerde cinsel ilişki gerçekleşse bile ilişkinin ağrılı ve acılı gerçekleşmesi.
    • Kişinin cinsel ilişkiye girmeyi başarmayı çok istemesine rağmen bilemedikleri bir şekilde bir erteleme ve kaçınma davranışı ve tutumu göstermeleri.

    Bu sıkıntıları yaşayıp yaşamadığınızı gözlemleyerek vajinismus(cinsel ilişkiye girememe) sorunu yaşayıp yaşamadığınıza kendiniz karar verebilirsiniz. Çünkü ne yaşadığınızı en iyi siz bilebilirsiniz.

    Diğer taraftan yukarıdaki tipik belirtilerin hepsinin birden olması gerekmez. Örneğin vajinismus surunu yaşayan bazı danışanlarımın bayılma hissi ve korkusu yaşamalarına rağmen diğer bazılarında bu belirti hiç görülmez. Bazılarında o an geldiğinde titreme olurken bazılarında bu belirti hiç yoktur. Bazıları açık açık ağrı acı olacağından korkarken bazılarında bu korku yoktur ve sade o an geldiğinde kötü şeyler olacağından korkarlar.

    Eğer siz cinsel ilişkiye giremiyorsanız ya da kısmen cinsel ilişki gerçekleşiyorsa  ya da cinsel ilişki ağrılı ve acılı oluyorsa ve o an geldiğinde bu belirtileri yaşadığınızı deneyimliyorsanız vajinismus (cinsel ilişkiye girememe) sorunu yaşıyorsunuz demektir. Bu sorunu yaşayan çiftlerin bazıları zamanla çözüleceğine inanıp zamanın akışına kendini bırakırlar. Bazı vajinismus kocaları bu sorunun eşlerin kafasında halledebilecekleri bir sorun olarak görüp eşlerinin kendi kafalarında bu sorunu zamanla kendi kendilerine çözeceklerine inanırlar.

    Diğer bazı grup çift her başarısız denemeden sonra artık yavaş yavaş deneme motivasyonlarını kaybederler. Yavaş yavaş denemelerin arası açılır deneme sayısı düşer ve zamanla hiç denememeye ve bu sorunu konuşmamaya başlarlar. Diğer bir grup çift ise paniğe kapılıp ne yapacağını şaşırır, acele ve hızlı tedavi arayışına girerler. Oysa bu yaklaşımların hiç birisi verimli ve doğru değildir. Yapılması gereken sakin olup biraz araştırıp bilgilenmek ve ardından yukarıdaki belirtilerin kendilerinde olup olmadığını ayırt etmeye fark etmeye çalışmalarıdır. Eğer vajinismus sorunu yaşadıklarını düşünüyorlarsa hiç vakit kaybetmeden bir çift olarak deneyimli bir cinsel terapiste başvurmalıdırlar. Çünkü vajinismus zamanla kendi kendine çözülmez. Ve kişide görülen kasılma ve kaçınmalar onun elinde değildir ve kesinlikle kontrolü dışındadır. Diğer taraftan vajinismus bütün kadın cinsel fonksiyon bozuklukları içerisinde cinsel terapiyle en mükemmel şekilde çözülebilen bir problemdir.

    O an geldiğinde kişinin kendini kasması kaçınması bacaklarını kapatması   eşini elleri ile itmesi  ve bir korku hali yaşaması kişinin kesinlikle kontrolü dışındadır. Bu nedenle çift birbirini suçlamamalıdır. Bir çift olarak birbirlerini destekleyerek bir cinsel terapist   eşliğinde sorunun çözümü konusunda ilerlemek için ileriye yönelik adım atma konusunda karar birliğine varmalıdırlar.

    Vajinismus bir erteleme ve kaçınma rahatsızlığıdır. Çifti   bugün olmaz yarın, bu hafta olmaz öbür hafta, bu ay olmaz öbür ay  olur mantığı ile zaman kaybettirerek bir kısır döngünün içine sokar. Ne yazık ki bu geçen süre çiftin evlilik ilişkilerinin aleyhine işler. Zamanla cinsel ilişkiye girememe sorununa evlilik sorunları da eklenir. Çiftin yükü giderek ağırlaşır.

    Aynı zamanda vajinismus kişide özgüven sorununa neden olur. Özgüven kaybı hem kişinin zamanla bu problem hiç çözülmeyecekmiş gibi düşünmesine hem de evlilik problemlerine zemin hazırlar ve ilişkiyi yavaş yavaş olumsuz yönde etkilemeye başlar. Vajinismus çifti inanılmaz derecede üzen ve hırpalayan bir problemdir. İyi haber şu ki vajinismus çözümsüz değildir. Vajinismus cinsel terapi ile mükemmel bir şekilde çözülebilir bir problemdir.

    Acaba benim de iyi bir yaşantım olacak mı, bu sorunu çözebilecek miyiz? Diğer çiftler gibi keyifli bir cinsellik yaşayabilecek miyiz? diye kendinize soruyorsanız kesinlikle özlediğiniz bu yaşantıya kavuşacaksınız. Bunun için yapmanız gereken deneyimli bir cinsel terapiste başvurup onun rehberliğinde ilerlemenizdir.

    Biz Sentez Vajinismus Terapi Merkezi olarak çiftlerimize vajinismustan korkmamalarını mutlaka bir çözümün olduğunu bilmelerini ve terapi süreci boyunca bir çift olarak hareket etmelerini ve birbirlerini desteklemenin ne kadar önemli olduğunu bilmelerini tercih ve tavsiye ederiz.

    Güldane KAVGACI
    Aile ve Evlilik Terapisti & Cinsel Terapist

    Vajinismus Tecrübe ve Deneyimlerimiz için tıklayın !

  • Libido düşüklüğü

    Libido düşüklüğü

    Kansızlık kadınlarda cinsel isteksizlik nedeni. Her yüz kadından 70’ı kansızlık (anemi) sorunuyla baş etmeye çalışıyor. Halsizlikten, depresyona saç dökülmesinden görme kaybına kadar ciddi sorunları da beraberinde getiren kansızlığın kadınlarda libidoyu düşürdüğünü biliyor muydunuz?

    Vücutta düşen hemoglobinin hücrelere ve beyne yeteri kadar oksijen taşıyamamasının kişide arzu ve isteklerin körelterek cinsel isteksizliğe neden olduğunu söyleyen Medical Park Göztepe hastane Kompleksi’nden Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Cafer Adıgüzel kadınların baş belası kansızlıkla ilgili merak edilenleri anlattı: oksijen kanda hemoglobin adı verilen bir proteine bağlanarak taşınır.

    Alyuvarlarda bulunan hemoglobin aynı zamanda kana kırmızı rengi veren maddedir. Hemoglobinin normalden düşük olması ise kansızlık olarak isimlendirilir. Hemoglobinin düşmesi dokulara ve beyine yeteri kadar oksijen gitmesini engeller.

    Yetersiz oksijen ise fiziksel pek çok soruna yol açacağı gibi psikolojik olarak da kişiyi etkiler. Kişi kendini bitkin, depresif hisseder, arzu ve istekleri körelir. Bu durum cinsel hayatını da olumsuz etkiler. Kadınlarda cinsel isteksizliğin nedeni kansızlık olabilir.

    İşitme ve görme kaybına neden olur. Kansızlık en sık kadınlarda görülür. Regl dönemlerinin uzaması, hemoroid, kanamalı ülser, mide ve bağırsak hastalıkları, folik asit eksikliği, demir ve b12 vitamini eksikliği kansızlığın başlıca nedenlerindendir.

    Kansızlık tedavi edilmediğinde hayat kalitesini ciddi şekilde düşürür.
    Halsizlik, yorgunluk, soluk bir cilt, asabiyet, uykusuzluk, konsantrasyon eksikliği, saç dökülmesi, tırnaklarda incelme ve kırılma görülebilir. Kansızlık ileri derecelerde elde ve ayakta karıncalanma, depresyon, çarpıntı, kulak çınlaması, görme ve işitme kaybı gibi sorunları da beraberinde getirir.

    Anne karnında bebeğin gelişimini engeller.
    Kadınlarda özellikle hamilelik döneminde en sık karşılaşılan anemi türü demir eksikliği anemisidir. Demir eksikliği anemisinin en sık karşılaşılan nedeni yetersiz demir alımıdır. Demir hayvansal gıdalarda, iyi pişmiş kuru baklagillerde, kurutulmuş meyvelerde (kayısı, üzüm v.s.), pekmezde, fındık, fıstık, tahin gibi gıdalarda, yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunur. Folik asit ve b 12 vitamini eksikliği de gıdalarla ilgili olan anemiye neden olur. Basur, mide, barsak sisteminde olan kanamalar ya da benzeri patolojiler nedeni ile kronik kan kaybı gelişmekte olan bebeğin annesinin depolarını tüketmesi de diğer bir nedendir. Hamilelik döneminde kansızlık sorunu ciddiye alınmadığında ve derinleştiğinde bebeğin gelişimini engelleyebilir.

    Aneminin nedeni iyi tespit edilmeli.
    Anemi tedavisinde birinci koşul, anemiyi yapan nedenin çok net ortaya konulmasıdır. Eğer kansızlığın nedeni demir eksikliğiyse hastada demir tedavisine başlanırken diğer taraftan demir eksikliğinin nasıl ortaya çıktığının bulunması büyük önem taşıyor.

    Mide bağırsakta kayıp söz konusuysa bu durumun nereden kaynaklandığı tespit edilip ortadan kaldırılması gerekir. Jinekolojik kayıpsa, bir jinekoloji uzmanıyla birlikte problemin çözülebilir. Kansızlık bir sonuçtur. Bu sonucu oluşturan sebep mutlaka aydınlatılmalı ve tedavi edilmelidir.

    Bu besinler kan yapıyor. Demir yetersizliğine bağlı anemi tedavisinde doğru bir beslenme düzeni oluşturmak büyük önem taşıyor. İşte kansızlığa iyi gelen besinler; karaciğer, kırmızı et, tavuk ve balıketi, yumurta, üzüm ve pekmez, kuru baklagiller, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru dut gibi kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı ), fındık, fıstık ve susam demir eksikliği ileri boyutta olan kişiler; süt, yoğurt ve ayran gibi kalsiyum içeren gıdaları yemeklerin yanına değil, ara öğünlerde tüketmelidir. Çünkü kalsiyumun demirin emilimini yavaşlatma özelliği vardır.

    Yemeklerle çay ve kahve tüketilmemelidir. C vitamini demir emilimini arttırır.

  • Kadınlar ve seks hakkında çarpıcı gerçekler…

    Kadınlar ve seks hakkında çarpıcı gerçekler…

    Masters ve Johnson’ın 1950’lerde, 60’larda ve 70’lerde yürüttükleri cinsellik araştırmaları bir devrim niteliğindeydi. Peki günümüzde seks hakkında neler biliyoruz?

    1. Işık döngüleri doğurganlığı etkiler: Kadınlar yeni ay sırasında (gece karanlık olduğu zaman) regl olurken, dolunay sırasında (aydınlık olduğu zaman) da yumurtlama döneminde olurlardı. Ancak şimdi, yapay aydınlatmalarla ve parlak ekranlarla dolu bir dünyada, kadınlar biyolojileri ve doğaları arasındaki bağlantı ile uyum içinde değiller. Bazıları ay algısı (lunaception) olarak bilinen bir yöntemle, ay ışığına göre kendi yatak odalarındaki ışığı değiştirerek, yumurtlama dönemlerini değiştirmeye çalışıyorlar.

    2. Kadınlar seks yaptıktan sonra 5 ile 8 gün içinde hamile kalabiliyorlar: Araştırmalar, bazı spermlerin seks yaptıktan sonra, 5 günden 8 güne kadar olan bir sürede, aslında yumurta döllenmeden önce, servikal mukus’ta (rahim ağzındaki sıvı) yaşayabildiklerini gösterdi.

    3. Yüksek topuklu ayakkabılar giymek kadının orgazmını kötü yönde etkilemektedir: Yüksek topuklu ayakkabılar pelvik tabanda kasılmaya neden olur. Bu durum problem teşkil eder çünkü orgazm sırasında pelvik taban daha fazla kasılamaz. Dr. Fromberg,“Bir orgazm genellikle şu şekildedir; 0’dan başlayıp 60’a gider, eğer siz zaten 55’te iseniz (topuklu ayakkabı giyerek), tam bir deneyim yaşayamazsınız” diye açıkladı.

    4. Orgazm kadınların daha yaratıcı olmasını sağlar: Yapılan çalışmalar, orgazm yaşamanın; kadınların daha kendine güvenen, daha üretken ve daha yaratıcı olmalarını sağladığını gösterdi. Dahası, bu bir geribesleme döngüsüdür- kadınlar yaratıcı oldukları zaman tam bir orgazm yaşarlar.

    5. Doğum kontrol hapları libidoyu düşürür: Her hormonsal doğum kontrol yönteminin bu çeşit bir psikolojik yan etkisi vardır.

    6. Sandalyede oturmak kadınları uyarabilir: Buttox ve oturma kemikleri altındaki pudental sinirler vajina, klitoris anüs gibi dokuların uyarılmasını sağlar. Pudental sinir üzerine baskı yapan oturma şekli cinsel uyarılmaya yol açabilir.

    7. Ama bu aynı zamanda orgazmları azaltabilir: Diğer yandan, günün neredeyse tamamını bir sandalyede oturarak geçirmek, pelvik tabanı ve belin iki kasından biri ve tam vücut orgazmı için gerekli olan psoas kasını kısaltır. Bu kaslar çok fazla oturmaktan sıkıştığı zaman, kadınlar daha zor orgazm olmaktadır.

    8. Kadınlar 3 adet erojen bölgeye sahiptirler: Klitoris, g-noktası, rahim boynu. Bazıları, meme uçlarını da bu listeye eklemektedirler.

    9. Sinir uçları her kadının vajinasında farklı şekilde dağılmıştır: Bir kar tanesi gibi, sinir uçlarının vajinaya dağılımı bakımından her kadın diğerlerinden farklı ve eşsizdir. Bu da, her kadının orgazm yaşaması için farklı yöntemler geliştirmeye ihtiyacı olduğu anlamına gelmektedir.

    10. Bir kadının orgazm esnasında hissettiği kalp atışı aslında rahminin sperm toplamaya çalışması anlamana gelmektedir: Fromberg,“Dış dudakların sonunda yer alan yuvarlak bağlar orgazm sırasında döl yatağı vajinanın arkasında depolanmış meniyi çıkarma fırsatı bulabilmesi için rahmi ileri ve geri bir şekilde sarsar ki bu da doğurganlığı arttırmaktadır” dedi.

    11. Yeterli su tüketimi ile vücudun ihtiyacı olan sıvıya sahip olması daha iyi orgazm yaşamayı sağlar: Vücudun büyük çoğunluğu sudan oluşması sebebiyle, insan vücudunun yeterli sıvıya sahip olması daha iyi orgazm yaşamalarını sağlar.

    12. Her kadın orgazm olabilir: Neredeyse hiçbir kadın orgazm olmamak için doğmaz. Fromberg,”Kadınlar doğuştan orgazm olmaya programlıdırlar ancak herkes bu makinayı nasıl iyi kullanacağını öğrenemez” dedi.