Etiket: sakın

  • Panik Atak ve Hamilelik

    Panik Atak ve Hamilelik

    Kadınlar fiziksel özelliklerinden dolayı duygusal anlamda daha duyarlı, korkulara ve hastalıklara karşı daha dirençsizdirler. Bir de günümüz koşullarının eklenmesi, kadınlarda bazı psikolojik rahatsızlıklara neden olmaktadır.

    Bu rahatsızlıklardan en çok karşılaşılanı panik ataktır. Özellikle genç kadınlarda daha sık görülen bu rahatsızlık, hormonların da değişimiyle hamilelik döneminde sorun yaratmaktadır.

    Hamilelik dönemi kimi anne adayları için sorunsuz geçer, kimileri için bir takım rahatsızlıkları beraberinde getirir. Özellikle de fizyolojik ve psikolojik değişimlerin yaşandığı bu dönemde, daha karamsar ve sinirli olabilen kadınlar duygusallığı da en üst seviyede yaşamaktadırlar. Hamilelikte genetik yatkınlıkla ortaya çıkabilecek nadir hastalıklardan biri de panik ataktır.

    Panik atak; ansızın ortaya çıkan yoğun kaygı, bunaltı, korku ve sıkıntı karışımı nöbetlerdir. Bu rahatsızlık, ruhsal kaynaklı olan ve kendini oldukça güçlü bedensel belirtilerle gösterebilen bir kaygı bozukluğudur. Dolayısıyla hamilelik döneminde, anne ve bebek için de tehlikleli zeminler oluşturabilir.

    Hamilelik döneminde ve doğum sonrasında hem fiziksel hem de ruhsal hastalıklar mutlaka yaşanmaktadır. Genetik yatkınlık varsa ve çevredeki yaşananların yoğun etkisine de bağlı olarak anne adaylarında, depresyon, panik bozukluk, şizofrenik belirtiler gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu her iki dönemde yaşanan stres, ekonomik zorluklar, iş ve aile içi problemler anneyi ve bebeği olumsuz etkiler. Bebeğin verdiği sorumluluk ve bebeğine bakamama kaygısıyla anne biraz daha fazla duygusal rahatsızlık içine girer. Bunların yaşanmasıyla birlikte iş daha kötüye de giderek; insanlara anlaşamama, toplum içine çıkamama, boşanma durumları, aile içi tartışmalar, uyuyamama ve beslenme bozuklukları gündeme gelir. Bebeğin ve annenin gelişimi bunlardan son derece etkilenir. Hamileliğin düşük ya da erken doğum gibi durumlarla sonlanması söz konusu olabilir.

    Panik atak yaşayanlar, evlerinden çıkamaya korkarlar ama yanlız da kalamazlar. Çarşıya pazara gidemez, köprüden ve tünelden geçemez, kapalı küçük yerlerde kalamazlar. Hastaneye yakın evlerde otururlar ve kalabalıktan kaçarlar. Sürekli ölüm, aklını ve kontrolünü kaybetme, kalp krizi geçirme, felç olma ve çıldırma korkusuyla yaşarlar. Akıllarında sürekli bu düşünceler olduğu için de işlerini güçlerini ve kendilerini ihmâl ederler. Panik atak yaşayan kişiler bu ataklar toplum içinde de ortaya çıkabileceğinden toplumdan kaçma eğilimi gösterirler.

    Panik atak belirtileri:

    -Kalp atımlarında artış, çarpıntı
    -Terleme
    -Bulantı ve kusma
    -Nefes darlığı
    -Boğulma hissi
    -Vücutta titreme ve sarsılma
    -Soluğun kesilmesi
    -Baş dönmesi ve bayılma hissi
    -Karında ağrı
    -Üşüme ve ürperme
    -Ateş basması
    -Uyuşma ya da karıncalanma hissi
    -Göğüs ağrısı

    Bunlar hamileliğin ya da fiziksel hastalıkların da belirtileri olabileceğinden, hasta ilkönce genel bir sağlık kontrolünden geçmeli daha sonra panik atak tanısı konmalıdır. Eğer ortada yaşanan bir panik atak durumu varsa, anne adayına eleştrilerde bulunmak en kötü şeydir. Bu durumu daha da tetikleyebilir. Doktorun yaptığı muayene, tetkikler ve tecrübesi sonucunda, hasta için en uygun ilaçlar seçilir. Bir ilaç her hasta da aynı sonucu vermeyebilir. Tedavi sadece ilaçtan ibaret değildir. Hastalığın kökenini araştırmak da gerekir. Kişilik analizi yapılır, çocukluk dönemi, bilinçaltı ile ilgili bilgiler elde edilmeye çalışılır. Stres faktörü araştırılır. İnsanlarla iletişim, etkileşim sorunları incelenir. Bireysel psikoterapi ile hasta takibe alınır.

    Hasta ve doktor arasında çok iyi bir iletişim olmalıdır. Hasta doktoruna rahatsızlık anında her an ulaşmalıdır. Tedavide kullanılan ana ilaçlar antidepresanlardır. Yardımcı olarak; sakinleştiriciler, yatıştırıcılar, bedensel belirtileri önleyen ilaçlar kullanılır. Bu tip ilaçlar mutlaka hamilelikte doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Genellikle kadın doğum doktorları ile işbirliği içinde tedavi yöntemine gidilir. Annenin panik atak yaşamasındansa, daha hafif ilaçlar kullanılması ya da psikoterapi ile tedaviye gidilmesi uygulanan ilk seçeneklerdir.

    İlaç ve terapi ile tedavi dışında, hasta gündelik hayatta daha rahat ve sakin günler geçirmelidir. Bunun için de; yürüyüş yapmak, sakin aile filmleri izlemek, hafif ve düzenli beslenmek, bebek ya da doğum ile ilgili kurslara gitmek, gevşeme egzersizleri yapmak, duş almak, yüzmek, arkadaş ziyaretlerinde bulunmak, problemleri kulak ardı etmek, bebek mağazalarını dolaşmak ve en önemlisi iyi bir anne olabileceğinizi sürekli kendinize hatırlatmak panik ataktan uzaklaşmak için önemli bir adımlardır.

    Panik atak, her bireyin karşılaşacağı bir durum olduğundan, bu tip rahatsızlıklarda duyarlı olmak önemlidir. Ön yargıda bulunmadan, destek vermek, sakin olmak ve anlayışlı davranmak, hasta üzerinde daha fazla olumlu etki sağlar. Panik atak geçiren kişiye bunun 10 dakika ile 20 dakika arasında geçeceğini söylemek, bunun yüzünden herhangi bir şey olmayacağını, sakinleşmesi gerektiğini söylemek ve nefes egzersizi yapmasını sağlamak çok yerinde ve rahatlatıcı bir davranış olacaktır.

  • Dışarıda çoban, yatakta avcı

    Dışarıda çoban, yatakta avcı

    Bazı erkekleri tanımak için yatağa girene kadar bekleyin.

    Çünkü dışarıda sakin, sessiz görünenler bazen yatakta saldırgan bir kişiliğe bürünebiliyor. Peki bu erkeklerden ilk cinsel deneyimden sonra kaçmak mı gerekiyor, yoksa onları kurt halleriyle kabul etmek mi? Dışarıda çoban, yatakta avcı olmayı tercih edecekseniz bu yazı tam size göre!

    Hayallerinizin erkeğiyle sonunda tanıştınız. Her şey gerçek olamayacak kadar güzel gidiyor. İlişkiniz tüm hızıyla ilerlemeye başladı ve sonunda beklenen gün geldi. Siz ilk birlikteliğin heyecanını yaşarken, bir de baktınız ki yanınızda nezaket timsali görünen erkeğiniz yatakta adeta bir kaplana dönüşüyor. Ne oluyor da sevdiğiniz tüm özelliklere sahip sevgiliniz böyle değişiyor? Bu sorunun cevabını biz de merak ettik ve işin uzmanlarından olan Psikolog Narek Karasu’ya yönelttik. Karasu, “Cinsel ilişki sırasında farklı davranışlar sergileyen erkeklerin böyle davranmasının nedenlerinin başında farklılık arayışı geliyor. Fakat durumu sadece buna bağlı olarak açıklamak doğru olmaz. Bazen insanlar, bilinçaltında kendilerine haksızlık yapıldığını düşündükleri durumlarda zihinlerinde düşüncelerini kodlarlar. Bu durum, söz konusu düşüncenin dışavurumu olabilir. Cinsel ilişki sırasındaki sert tavırlar, intikam almak ya da hırslarını boşaltmak gibi düşünülebilir” diyor.

    Kaçmak gerekir mi?

    Eğer böyle bir ilişkiniz varsa hemen korkuya kapılmak gerekmiyor. Çünkü cinsellikte yaşanan bu tür durumlar, eğer size zarar verecek boyutta değilse ve her iki taraf da durumdan memnunsa ilişkinin canlanmasına bile yardımcı olabiliyor. Psikolog Narek Karasu, “Bu durum, kötü bir davranış olarak kabul edilmemeli. Çiftlerin beklentilerini de düşünmek gerekiyor. Aynı zamanda kadınlar da böyle davranılmasını isteyebiliyor. Yataktaki bu tür davranışlara kötü demek doğru değil ama davranışlar uç yerlere vardığında taciz, cinsel birlikteliğe zorlama ve şiddet gibi davranışlar olduğunda tabii ki kabul edilmemesi gerekiyor” diyor.

    Neden, “Yönetme arzusu” mu?

    Eşlerden biri şiddeti seviyor olabilir. Bilinçaltındaki olayların bir yansıması da yatakta ortaya çıkabiliyor. Kişinin sağlıklı bir yapısı olmaması da yatakta şiddet eğilimine neden olabiliyor. Kendine güveni olmayan, kendini zayıf gören kişinin yönetme ve yönetilme arzusu da cinsel hayattaki şiddet eğilimini doğurabiliyor. Bu durum gücün ifadesi olarak yatağa da yansıyabiliyor.

    Aile etkili mi?

    Psikolog Narek Karasu, “Anne ve baba modeli etkili olmuş olabilir. Eşini döven bir baba modeli, eşlerin dövülebileceği ya da eşe şiddet gösterilebileceğiyle ilgili düşüncelerin doğmasına zemin hazırlayabiliyor. Ama temelsorun, ilişkideki problemler nedeniyle intikam almak olabilir. Çiftlerden birinin hoşuna gitmeyen davranışlar, ifade edilmediğinde yatakta bunu gösterme yoluna gidilebiliyor. Pasif agresif biçimde, daha kabul edilebilir şekildeki bir ortamda tepki gösteriliyor olabilir” diyor.

    “Sıkılgan, değişiklik arayan erkekler cinsel fantezilere yönelebiliyor. Her fantezi kuran kişi kötüdür demek doğru değil. Ancak sürekli fantezi kuran, arayış içinde olan kişi, ilişkisinde ya da kendiyle ilgili bir sorun yaşıyor olabilir.”

    Günümüz ilişkileri

    Psikolog Narek Karasu , “Modern çağın ilişkileri için bozuk diyebiliriz. Sosyal yaşamın, şehir hayatının, iş yaşamının getirdiği süreçler beklentileri değiştirdi. İnsanlar daha çok kazanmaya başladı. Çok yorulup, çok çalışınca bir ilişkiye yeteri kadar zaman ayrılamıyor. Farklı kişilerle tanışma kolaylığı da ilişkileri etkiledi. İnternet, iletişim ağları, kadının sosyalleşmesi gibi faktörler kadın ve erkeğin ilişkisini bozdu. Bu etkinin sosyolojik nedenleri de bulunuyor. Ekonomik olarak güçlü olmak için çok çalışan kadın ve erkek yoruluyor. İlişkiye çok fazla ilgi gösterilmiyor. Çok hızlı tanışmak ve beraber olmak gündelik ilişki tarzlarını değiştirdi. Beklentiler de değişti ama burada kafaları karıştıran bir faktör de, kadının doğurganlık yaşı. Ailelerin beklentileri var. Bir taraftan değişen şehir hayatına uyum sağlanmaya çalışılırken, bir taraftan da ailelerin beklentileri karşılanmaya çalışılıyor. Çocuk sahibi olmak isteyen kadın bir ilişki arıyor. Aynı şekilde erkeklerin de kafaları karışmış durumda. Böylece git gel arasında kalan bir ilişki modeli oluşuyor” diyor.

    Fantezi olarak kabul edilebilir mi?

    Fanteziler ilişkiyi besliyor, cinsel hayatı renklendiriyor. Ama fanteziler bir taraftan da kırılganlık ve güvensizlik yaratabiliyor. Çünkü fantezilerden dolayı cinsel hayata odaklanma durumu söz konusu oluyor. Fanteziler her yerde bulunabiliyor, bu da karşı tarafı korkutabiliyor. Fantezi çok vurgulandığında çiftlerden birini üzebiliyor. Çünkü çok değişik fanteziler istenebiliyor. Eşten habersiz fantezi kurulabiliyor ve ipin ucu kaçabiliyor. Bu da güvensizliğe neden olabiliyor. Dozu konusunda dikkatli olmak gerekiyor.

    Ne yapmalı?

    Erkeğin yatakta bir anda değişmesi, çiftler beraber olduklarında sorun olmaya başladıysa önce şiddeti uygulayan kişiye bakmak gerekiyor. Kendi ruh durumuyla ilgili bir uzman yardımıyla değerlendirme yapılması gerekiyor. Cinsellikle birleşen şiddet eğiliminin incelenmesi öneriliyor.

    “Bazen ilişkide yaşanan sorunlar bazen yönetme arzusu erkeklerin yatakta normalde olduklarından daha saldırgan tavırlar sergilemelerine neden olabiliyor. Fakat bu davranışlar, eğer iki taraf da halinden memnunsa kabul edilmeyecek bir durum değil.”

  • Daha Alımlı Görünmenin Yolları

    Daha Alımlı Görünmenin Yolları

    Güzel olmak için saatlerce çabalamanıza gerek yok. Basit ipuçlarını dikkate alın ve her zaman kendinize güvenin…

    SAÇLARINIZI DÜZENLEYİN

    Eliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz. Nemlendiriciyi banyo sırasında sürerseniz saçlarınızı kuruladıktan sonra daha parlak ve canlı olduğunu görürsünüz.

    GÜNE ZİNDE BAŞLAMAK

    Sabahları yorgun kalıyorsanız vücudunuzu toksinlerden arındırmak için bir bardak limonlu ılık su içebilir, cildinize de maden suyu ile masaj yaparsanız canlandırmış olursunuz.

    DİŞ SAĞLIĞI

    Diş etlerinizi kuvvetlendirmeniz için küçük taneli tuzları diş fırçanızın üzerine koyun. Daha sonra da diş etlerinize kadar dişlerinizi fırçalayın.

    ELLERE SÜT BANYOSU

    Manikür yapılırken su yerine artık süt kullanılıyor. Ellerinizi en az beş dakika ılık sütün içinde dinlendirirseniz elleriniz ve özellikle tırnaklarınızıngüçleneceklerini göreceksiniz.

    MAT DUDAKLAR İÇİN

    Mat rujları seviyorsanız dudak kalemi kullanmalısınız. Böylece dudaklarınız parlamayacak ve çerçeveyi çok fazla taşırmadığınız sürece dudaklarınıza ayrı bir dolgunluk kazandıracaktır. Sadece dudak kalemi ile de dudaklarınıza renk verebilirsiniz. Ama burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var; kalemi dudağınıza dik hareketlerle sürdükten sonra parmağınızla iyice dağıtmalısınız.

    GÖZ MAKYAJI TEMİZLİĞİ

    Göz makyajınızı temizlerken göz kapağı ve çevresini ovuşturmamalısınız. Bunun için kullandığınız ürünü göz kapağınıza sürdükten sonra bir parça pamukla göz pınarından dışarıya doğru hafif dairesel hareketlerle silin.

    CİLDİNİZ PARLIYORSA

    Cildinizi kurutmadan matlaştırmanız gerekir. Fondöteninizi sürmeden önce matlaştırıcı kremler kullanmalısınız. Ve günlük kremler kullanırken bunların jel olmalarına özen gösterin.

    REJİM YAPARKEN GÖĞÜSLERİNİZ SARKARSA

    Kadınların sıkı bir rejime girdiklerinde kilo vermekten göğüslerinin sarktığı görülür. Bu durumda proteini zengin rejimler yapmalısınız. Böylece elastin ve kolajen lifleri esnekliğini kaybetmemiş olur.