Etiket: piskoloji

  • Asabı bozulan, antidepresana sarılıyor!

    Asabı bozulan, antidepresana sarılıyor!

    Son yıllarda antidepresan kullanımı artıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Cem Hızlan, “Türkiye’de her 10 kişiden 1’i antidepresan kullanıyor. Antidepresan kullanımında kadınlar erkekleri ikiye katlıyor” diyor.

    Takvim’de yer alan habere göre bir doktorun önerisi ve takibinde içilen antidepresanların güvenli olduğunu söyleyen Dr. Hızlan, “Bu ilaçlar kesinlikle ‘mutluluk hapı’ değildir” şeklinde konuşuyor.

    Dr. Cem Hızlan, şöyle devam ediyor: “Antidepresanların asıl etkisi bizim duygu halimizde bir değişiklik yapmaktan çok, aksamakta olan zihinsel foksiyonları düzenlemek şeklindedir. Ayrıca antidepresan ilaçlar bağımlılık yapmaz. Zamanından önce kesildiğinde hastalığın belirtileri kısa zamanda tekrarlar. Antidepresan kullanımı, hastalığın tekrarlamayacağından emin olana kadar sonlandırılmamalı. Buna da tabii ki doktor karar vermeli.”

  • Çocuklar da depresyona girer!

    Çocuklar da depresyona girer!

    Sadece biz yetişkinlerin psikolojisi olduğunu, ve sadece bizim depresyona girdiğimizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Evet, dünyadan bir haber ve kendi dünyasında mutlu sandığımız çocuğumuzun da biz yetişkinler gibi kendisine ait psikolojisi dünyası var. Ve onlar da kendi dünyalarına ait sebeplerle depresyona girebilirler.

    Bunun sebebi, anne baba çatışmaları ve sorunlarının çocukta yansıyan davranışları olabileceği gibi, kendinden sonra dünyaya gelen kardeş kıskançlığı, ebeveynlerin yanlış davranış ve tutumları vs sebeplerle olabilir.

    Çocuk, bir şekilde psikolojisinin bozuk olduğunu davranışlarıyla gösterir. İlgilenilmediğini düşündüğü için içine kapanabilir veya dikkat çekmek için anlamsız va aşırı davranışlarda bulunabilir. İçine atıyorsa bunu altını ıslatma şeklinde gösterebileceği gibi öfke ve şiddete de başvurabilir.

    Genellikle ebeveyn davranış ve tutumlarından kaynaklanan bu sorunlarda, odaklanılması gereken aslında ebeveynlerdir. Anne ve babanın değişiklik gösteren tutumları direkt olarak çocukta kendisini gösterir. Yanlış olan bazı davranış ve tutumlar düzeltilirse, çocukta da düzelmeler gözlenir.

    Çocuk, ifade edemediği duygularını, öfke ve şiddet olarak yansıtabileceği gibi, bu yaptığı resimlere de yansır. Dikkatli bir ebeveyn çocuğunda psikolojik bir sıkıntı, ifade edemediği bir sorunu olduğunu anlayabilir.

    Çocukla sağlıklı bir şekilde iletişim kurmak, onun kendisini ifade edebilmesine izin vermek, kaliteli zaman geçirmek çok önemlidir. Çocuğa sürekli yapma, etme, hayır demek, katı kurallar koymak, üzerinde baskı hissetmesine ve içine kapanmasına sebep olabilir. Bu baskılar gereğinden fazla olursa, çocukta çekingenlik oluşabilir ve bu çekingenlik yerleşirse ilerleyen yaşlarda bu sosyal fobiye sebep olabilir.

    Çocuğa konulan kuralların, ödül ve ceza sisteminin çok iyi ayarlanması gerekir. Çocuğa konulacak olan bu kurallar, hayırlar, ödüller ve cezalar ebeveynlerin her ikisi tarafından da aynı anda uygulanmalıdır. Ebeveynlerin birinin evet dediğine diğerinin hayır dememesi, hayır denilen bir durumdan sebep göstermeksizin vazgeçilmemesi çocuğun psikolojik ve karakter gelişimi için çok önemlidir.

    Çocukta görülen herhangi bir psikolojik sorunda, ebeveynlerin ilk önce dönüp kendilerine bakması, kendi aralarindaki çatısmaların, sorunların çocuğa yansımamasına, çocuğa yaklaşımlarında, kurallarında, davranışlarında her iki ebeveynin de tutarlı olmasına özen göstermesi gerekmektedir.

    Aşılamayan ve çözümlenemeyen durumlarda ise, ileride daha büyük sorunların ortaya çıkmaması için, bir uzmanla görüşmek en mantıklı ve sağlıklı yol olacaktır.

    Psk.Berna Incekara

  • Ruhunuza Kışı Yaşatmayın

    Ruhunuza Kışı Yaşatmayın

    Ruhu ısıtan ve insana pozitif enerji yükleyerek yüzünü güldüren güneş ışınlarının yokluğu nedeniyle, insanlar da mevsimsel depresiflik belirmeye başladı bile. Kış mevsiminde günlerin kısalması, güneş ışınlarının azalması ve insanların zorunlu olarak kapalı ortamlarda kalması insan psikolojisi üzerinde negatif etki bırakıyor. Özellikle kadınları etkisi altına alan kış depresyonu sonucu dinlenemeyen, uykusunu alamayan, kendini karamsar hisseden kadınların cinsel isteği zamanla azalabiliyor.

    DEPRESYON VE CİNSEL İSTEKSİZLİK BİRBİRİNİ TETİKLİYOR…

    Kış depresyonu ile birlikte gelişen cinsel istek azalması uyarılma ve orgazm sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Kadın partneriyle cinsel birleşme yaşasa bile zevk alamamaktan şikâyet edebiliyor. Bu durumda kadın, kendi yetersizliğinden kaynaklanan bir problem olduğu düşüncesiyle daha çok depresyona giriyor. Dolayısıyla, depresyon cinsel sorunlara yol açabilirken, cinsel sorunlarda kadının içinde bulunduğu depresif hali ağırlaştırabiliyor. Kış ayının verdiği karamsarlık nedeniyle mutsuz olan kadın, daha önce var olmayan cinsel sorunların ortaya çıkması nedeniyle cinsel hayatının sona erdiğini düşünerek depresyonu çok daha ağır derecede geçirebiliyor. Bu tür vakalarda cinsel isteksizlik nedeniyle başaramama korkusu yani performans anksiyetesi yaşayan kadın, depresyon tedavi edilmesine rağmen cinsel işlev bozukluğu yaşamaya devam edebiliyor.

    KIŞ DEPRESYONU BULAŞICIDIR!

    Yapılan araştırmalar sonucunda, özellikle ailelerde ve birlikte yaşayan çiftlerde depresyonun bulaşıcı olma olasılığının çok daha fazla olduğu tespit edildi. Eşlerden birinin kış depresyonuna yakalanması gerek iletişim yönünden gerekse cinsel yaşamda gelişen aksaklıklardan dolayı tüm aileyi etkileyebiliyor. Bu durumda partnerin sabırlı, anlayışlı ve yönlendirici olması gerekiyor. Eşine yardım eden erkek ona verdiği cesaretle partnerini ciddi sonuçlar oluşturabilecek bir durumdan kurtarabilir.

    BÜYÜK YANLIŞ: İLAÇ KULLANIMI

    Kış depresyonuna yakalanan kişinin, özellikle kadın partnerin, duygusal olarak aileden ve cinsellikten uzaklaşmasını engelleyebilmek için erkeğe büyük bir görevler düşüyor. Erkek partnerine ne kadar ilgili, alakalı ve anlayışlı davranırsa kış depresyonu illeti o kadar kolay bitiyor. Bunun dışında olabildiğince güneşe çıkılmalı, kişi yüzünü ve sırtını sıcağa ve güneşe vermeli, rahatlamak için doğal yağlarla vücuduna masaj yapmalı, bol bol temiz hava almalı, spor yapılmalı, arkadaşlarıyla ya da partneriyle moral verici aktiviteler yapmalı, hafif müzik dinlenmeli, bol bol gülmeli, protein ve omega-3 içerikli besinler alınmalıdır. Kış depresyonu ile baş edebilmek adına alınan ilaçlar duygusal etkileşimin ve cinsel yaşamın bir numaralı düşmanıdır. Bu nedenle hekim tavsiyesi olmadan depresyon ilaçları kullanılmamalıdır. Ayrıca günümüzde depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların pek çoğu yan etki olarak cinsel isteksizliğe ve cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açmaktadır. Erkeklerde sertleşme probleminin en başında gelen depresyon ilaçları erkek ve kadında cinsel istekte azalma, orgazm yoğunluğunda düşme ve duygusal çakışmalara neden olmaktadır. Size önerdiklerimizin haricinde depresyonla başa çıkmanın en hızlı ve kolay yolu bir terapistten yardım almaktır.

  • Ruh Haline Göre Beslen

    Ruh Haline Göre Beslen

    Beslenme ve diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Yeşim Çelik, farklı ruh hallerine göre sağlıklı beslenme hakkında bilgi verdi.

    Yorgunsanız C vitamini alın
    Bedenen yorgun olmak, iştahın azalmasına sebep olur. Kişiler çoğu zaman yemek yemek istemezler. Dikkat edilmediği takdirde düşen vücut direnci hastalıklara daha kolay yakalanılmasına sebep olur. Böyle dönemlerde C vitamini tüketiminin özellikle artırılması gerekir. Taze meyve ve sebzeler en ideal tercihlerdir, vitamin kaybına uğramamaları için çiğ tüketilmeleri önerilir. Suyunu sıkmak hem alınan kalori miktarının artmasına hem de alınan posanın azalmasına sebep olur. Bekletilerek içilen meyve sularında vitamin kayıpları çok fazla olur. Portakal, kivi, elma, armut, havuç, yeşil biber, maydanoz, tere, roka, tercih edilmesi gereken sebze ve meyvelerdir. İçecek olarak kuşburnu ile bitkisel çaylar önerilir.

    Peynir, süt ve ayran halsizliğe iyi geliyor
    İş ve sosyal yaşamın getirdiği halsizlik durumunda, özellikle kalsiyum ve proteinden zengin besinler tercih etmek doğru olacaktır. Süt, yoğurt, ayran, cacık ve peynir en büyük yardımcılardandır. C vitamini ihtiyacı da bu dönemde artacağı için taze meyve ve sebze tüketimi artırılmalıdır. Meyveli yoğurtlar ve sütler tercih edilebilir. Mevsim meyveleri ile hazırlanmış meyveli yoğurtlar halsizliği hafifletecektir.

    Mutsuzluğunuzdan tatlı ile değil kuru meyvelerle kurtulun
    Fosfordan zengin olan balıklar, kuru baklagiller ve bulgur bu dönemin çabuk atlatılmasına yardımcı olacaktır. Bu dönemde daha çok şeker ve şekerli besinler tercih edilir. Oysaki kompleks karbonhidrat içeren yiyecekler, kan şekerini kontrol edecektir. Tahıllı ekmeklerle hazırlanan sandviçler en ideal tercihlerdir. Yine bu dönemde tatlı ihtiyacı için kuru meyveler çok iyi birer alternatif olacaktır.

    Kızgınsanız demli çay ve koyu kahve içmeyin
    Öfke durumunda yağlı tohumlar; özellikle fındık, ceviz, badem ve fıstık tüketilmesi uygundur. Kahve, demli çay, gazlı içecekler ve kafeinli içeceklerden bu dönemde özellikle uzak durulması önerilir. Daha çok rezene, kuşburnu, ıhlamur, adaçayı gibi bitkisel çaylar veya ılık, tarçınlı süt tüketimi artırılmalıdır.

    Endişeleriniz su ile birlikte aksın
    Endişe durumunda vücutta aşırı sıvı kaybı olacağından sıvı alımı artırılmalıdır. İlk tercih, her zaman saf sudur. Daha sonrasında çorba, komposto, meyve suyu, ayran, bitki çayları ve mineralli sular içilebilir.

    Hayal kırıklığına karşı muz, çilek ve kivi
    Daha çok şeker, çikolata, pasta, kurabiye gibi besinlerin tercih edildiği bu dönemde posalı ve c vitamin içeriği yüksek yiyecekler en doğru tercih olacaktır. Sebze ve meyveler bu dönem için en iyi tercihtir. Bol yeşillikli salatalar, muz, ananas, kivi, çilek iyi birer kaynaktır.

  • TAKINTI, SAPLANTI, OBSESYON SORUNUNUZ OLUP OLMADIĞINI TEST EDEBİLİRSİNİZ.

    TAKINTI, SAPLANTI, OBSESYON SORUNUNUZ OLUP OLMADIĞINI TEST EDEBİLİRSİNİZ.

    TAKINTI, SAPLANTI, OBSESYON SORUNUNUZ OLUP OLMADIĞINI TEST EDEBİLİRSİNİZ.

    PADUA ENVANTERİ

    Herkesin günlük hayatta kafasına taktığı şeyler muhakkak vardır. Ama önemli olan bu takıntıların hastalık derecesinde olup olmadığını bilmek. İşte İtalyanların hazırladığı, takıntı derecenizi ölçen bir test. Aşağıdaki maddelerden her birine sıfır ile dört puan arasında bir puan verin. Ortalama 40 puan alırsanız normalsiniz, puanınız 40’ın biraz üzerine çıkarsa normalden biraz takıntılısınız. 80 puan civarında alırsanız ise takıntı hastasısınız demektir.

    0=hiç, 1=çok az, 2=biraz, 3=fazla, 4=çok fazla

    • Paraya dokunduğum zaman ellerimin kirlendiğini hissediyorum.
    • Vücut salgılarım (ter, tükürük, idrar vs.) herhangi bir yerime çok az değse bile elbiselerimi kirletebileceğini düşünüyorum.
    • Y ab ancıların veya tanıdığım bazı kişilerin dokunduğunu bildiğim cisimlere dokunmakta zorluk çekiyorum.
    • Çöpe veya kirli şeylere dokunm ak ta zorluk çekiyorum.
    • Hastalıktan veya kirlenmekten korktuğum için umumi tuvaletleri kullanmaktan kaçınıyorum.
    • Hastalık bulaşmasından korktuğum için umumi telefonları kullanmaktan kaçınıyorum.
    • Ellerimi gerektiğinden daha sık ve daha uzun yıkıyorum.
    • Bazen hiçbir sebep yokken sadece kirlenmiş ol ab ileceğimi veya üzerime bir şey bulaşmış ol ab ileceğini düşündüğüm için yıkanıyor veya temizleniyorum.
    • Kirlenmiş olduğunu düşündüğüm bir şeye dokunursam kendimi derhal yıkanm ak veya temizlenmek zorunda hissediyorum.
    • Eğer bir hayvan bana dokunursa yıkanmak ya da giysilerimi değiştirmek zorunda kalıyorum.
    • Aklıma şüpheler veya endişeler geldiği zaman, bunlar hakkında bana güvence verecek biriyle konuşmadan duramıyorum.
    • Konuşurken aynı şeyleri ve aynı cümleleri birkaç defa tekrarlıyorum.
    • İnsanların söylediklerini bir kerede anlasam bile, aynı şeyi birkaç defa tekrarlamalarını istiyorum.
    • Giyinirken, soyunurken, yıkanırken kendimi belli bir sırayı takip etmek zorundaymış gibi hissediyorum.
    • Yatmadan önce giysilerimi belli bir şekilde asmak veya katlamak zorundaymışım gibi hissediyorum.
    • Yatmadan önce kendimi belli bir sıra içinde belli işleri yapm ak zorunda hissediyorum.
    • Doğru yapılıp yapılmadıklarından emin olm ak için işleri birkaç defa yapmak zorundayım. Bazı şeyleri gerektiğinden daha fazla kontrol ediyorum.
    • Su musluklarını, elektrik düğmelerini kapattıktan sonra tekrar tekrar kontrol ediyorum.
    • İyice kapalı olup olmadığından emin olm ak için yoldan eve geri dönüp kapıları, pencereleri vs. kontrol ediyorum.
    • Her türlü belgeyi, formu, çeki doğru doldurup doldurmadığımdan emin olmak için defalarca kontrol ediyorum.
    • Kibritlerin, sigaraların vs. iyice sönüp sönmediklerini anlamak için defalarca kontrol ediyorum.
    • Bir yerden para aldığım zaman defalarca sayıyorum.
    • Mektupları yollamadan önce defalarca ve dikkatle kontrol ediyorum.
    • Önemsiz konularda bile karar vermekte zorluk çekiyorum.
    • Yaptığımı bildiğim şeyleri gerçekten yapıp yapmadığımdan bazen emin olamıyorum.
    • Anlattığım bir şeyi yeterince açıklayamadığımı düşünüyorum.
    • Bir işi dikkatle yaptıktan sonra bile, yanlış yaptığımı veya bitiremediğimi düşünüyorum.
    • Bazı şeyleri gerektiğinden daha sık yaptığım için bazen gideceğim yerlere geç gidiyorum.
    • Yaptığım şeylerin çoğu hakkında şüphe ve sorunlar uyduruyorum.
    • Belli şeyleri düşünmeye başlarsam bir türlü kafamdan atamıyorum.
    • İstemediğim halde aklıma kötü şeyler geliyor.
    • Aklıma ayıp ve kötü sözler geliyor ve kafamdan atamıyorum.
    • Aklım düşüncelerle öylesine meşgul ki, etrafta ne olup bittiğini fark edemiyorum.
    • Küçük hatalarımın fel ak etlere yol açacağını düşünüyorum.
    • Farkında olmadan birine zarar vermiş ol ab ileceğime endişe duyuyorum.
    • Bir felaket haberi aldığım zaman benim hatam olduğunu düşünüyorum.
    • Bazen hiçbir sebep yokken kendime zarar verebileceğimden veya bir hastalığım olduğundan aşırı derecede endişe duyuyorum.
    • Hiçbir sebep yokken cisimleri sayıyorum.
    • Hiçbir önemi olmayan sayıları hatırlamak zorundaymışım gibi hissediyorum.
    • Okurken önemli bir şeyi kaçırdığım fikrine kapılıyorum, geri dönüp aynı bölümü en az iki kere okum ak zorunda kalıyorum.
    • Hiçbir önem taşımayan şeyleri unutm ak tan endişe duyuyorum.
    • Aklıma bir şey geldiği zaman, bunu bütün açılardan inceleme gereği duyuyorum.
    • Bazı durumlarda kontrolümü kaybetmekten ve ayıp şeyler yapmaktan korkuyorum.
    • Yüksekten aşağıya baktığım zaman, kendimi aşağı atmamı söyleyen bir dürtüye kapılıyorum.
    • Yaklaşan bir tren görünce, rayların altına atlayabileceğim hissine kapılıyorum.
    • Topluma açık yerlerde aklımdan elbiselerimi çıkarmak geçiyor.
    • Araba kullanırken birinin veya bir şeyin üstüne gitmek dürtüsüne kapılıyorum.
    • Silah görünce heyecanlanıyorum, aklımdan şiddet içeren düşünceler geçiyor.
    • Bıçak , hançer ve diğer sivri uçlu cisimler beni huzursuz ediyor.
    • Bazen içimde bana yapmak istemediğim anlamsız şeyleri yaptıracak bir şey hissediyorum.
    • Bazen sebep yokken cisimleri kırmak veya tahrip etmek istiyorum.
    • İşime yaramasalar bile, başkalarına ait şeyleri çalmak istiyorum.
    • Bazen marketten bir şey çalmak için dayanılmaz bir istek duyuyorum.
    • Bazen savunmasız çocuklara ve hayvanlara zarar verme dürtüsüne kapılıyorum.
    • Sonradan rahatsız olsam bile, belli durumlarda aşırı yemek yeme dürtüsüne kapılıyorum.
    • İntihar ve suç haberi aldığım zaman uzun bir süre çok etkisinde kalıyorum, bu konudaki düşüncelerimi durduramıyorum.
    • Mikroplar ve hastalıklar hakkında yersiz endişeler icat ediyorum.