Etiket: para

  • Evliliklerde en çok tartışma nedeni!

    Evliliklerde en çok tartışma nedeni!

    TIME Money’nin yaptığı araştırmada her 5 çiftten 4’ü eşleriyle para konusunda hemfikir olduklarını söyledi.

    Çiftlerin, yüzde 29’u ev işleri, yüzde 32’si ise para için her ay eşleriyle tartıştıklarını belirtti. TIME Dergisi 1000’i aşkın evli ve 25 yaş üzeri çifte ilişkileri ve para arasındaki ilişkiyi sordu. Araştırmada oldukça ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmada, eşlerin yüzde 4’ünün yatırım stratejisi, yüzde 14’ünün cimrilik, yüzde 18’inin kredi kartı harcamaları ve yüzde 32’sinin ise gereksiz harcamalar yüzünden tartıştıkları ortaya çıktı.

    Ankete katılan kadınların yüzde 19’u kocalarının çok cimri olduğundan ve fazla para kazanmamasından rahatsız olduğunu, erkeklerin yüzde 21’i ise eşlerinin gereksiz harcamalarından ve bütçe planlamasına uymamalarından şikayetçi olduklarını söyledi. Kişisel harcamaların yönetimi konusunda ise, kadınların yüzde 68’i kendini bu konuda yetkin görürken, erkeklerde bu oran yüzde 78 düzeyine kadar çıkıyor.

    PARA KONUSUNDA KİM DAHA FAZLA KAYGILI?
    Anket sonuçlarına göre, çiftlerin banka hesaplarını kontrol etme sıklığı, cinsel birliktelik sıklığından daha fazla olduğunu gösterdi. Erkeklerin yüzde 45’i “bu konuda en çok ben endişeleniyorum” derken, eşim daha endişeli diyenlerin oranı ise yüzde 23’te kalıyor.
    Kadınlarda ise bu konuda kendilerini erkeklerden daha fazla ilgili görüyor. Kadınların yüzde 47’si ben endişeliyim derken, kocam bu konuyla ilgili diyenlerin oranı ise sadece yüzde 18’de kalıyor. Araştırmadaki kadınların yüzde 37’si eşlerinden daha az veya hiç bir şey kazanmazken, erkeklerde çalışmayanların oranı sadece yüzde 3.
    EN FAZLA TARTIŞMA PARADAN ÇIKIYOR
    Sonuç olarak çiftlerin yüzde 70’i para yüzünden sürekli tartışıyor. 18 yaşın altında çocuğu olan çiftlerde ise bu oran yüzde 80’i buluyor. Diğer ilginç bir bulgu ise çiftlerin yüzde 22’si yaptıkları harcamaları eşlerinden saklıyor. Erkekler kazanç konusunda kendisi eşiyle eşit bir biçimde görmüyor. Kadınlarda ise daha çok ‘biz’ düşüncesi hakim.

    Araştırmaya göre, kadınların hane halkı gelirine yaptıkları katkı veya çalışmama durumları, birlikte yaşayan her çiftin ilişkisine doğrudan etki ediyor. Bu şu anlama geliyor, para sadece nasıl tasarruf edecekleri, ne kadar harcayacakları değil aynı zamanda ne hakkında kavga ettikleri, nasıl mutlu oldukları ve neler hakkında endişelendiklerini de belirliyor.

    Kadınlar ne kadar fazla kazanırlarsa bütçe planlamasındaki rolleri de o kadar aktif hale geliyor. Kadınlar bu konuda daha işbirlikçi olarak düşünüyor ve erkeklerin büyük çoğunluğu da bu durumdan memnun. Erkeklerin çoğunluk eşlerinin fazla para kazanıyor olmasından memnun.

    Fakat ister çok kazansın ister az kazansın her kadın ve erkek arasındaki tartışmanın en baştaki sebebinin para olduğu araştırmadan çıkan en önemli sonuç.

  • İşte evlenmeden önce yapmanız gerekenler…

    İşte evlenmeden önce yapmanız gerekenler…

    Hepimiz hayatımızın nasıl olacağını hayal ederek büyüdük. Evlenecek miyiz? Çocuklarımız olacak mı? 30 yaşında nerede olacağım? gibi sorular her zaman aklımızı kurcaladı.

    En çok yapmak istediklerimizi erteleyip, onları hiç gerçekleştirememekten ve pişman olmaktan korkuyoruz. Hepimizin amacı hayalimizdeki erkeğe kavuşup mutlu bir hayat yaşamak.

    Bazen ilişkimize kendimizi kaptırıp, çevremizi ailemizi ve en önemlisi kendimizi ihmal edebiliyoruz. Daha sağlıklı kararlar vermek ve mutlu bir hayata emin adımlarla yürümek için, işte evlenmeden önce yapmanız gerekenler…

    Ailenizle tatile çıkın. Anneniz, kuzeniniz, kız kardeşiniz. Kim olduğunun bir önemi yok. Kendinize yakın hissettiğiniz birileriyle düğün öncesi ufak bir tatile çıkmanız sizi etrafınıza ördüğünüz kozadan çıkaracak ve herşeye daha sağlıklı yaklaşmanızı sağlayacaktır.

    Sevgilinizle büyük bir kavga edin ve barışın. Sorunların üstesinden gelebimeniz ilişkinizin gücünü gösterir. Hayatınız boyunca birçok tartışma ve sorunla karşılaşacaksınız. Bir çift olarak bunların üstesinden nasıl geleceğinizi bilmek önemli.

    Birini terk edin! Bu hoş bir tecrübe olmayabilir ama hayatınızda iyi gitmeyen birşeyler olduğunda olaylara müdahale etmeyi bilmelisiniz. Evliliğinizle ve eşinizle ilgili sizi rahatsız eden bir konuya “dur” demeyi de bilmelisiniz.

    En büyük korkularınızdan biriyle yüzleşin. Hayatınız boyunca hiç yalnız kalmamak için evleniyor olsanız da tek başınıza kalacağınız durumlar da olacaktır. Bu durumların üstesinden gelmek için yapmaktan çekindiğiniz birşeyi tek başınıza yapın!

    Yaz aşkı yaşayın! Yaz aşkı hatıraların en güzelidir. Sorumluluktan ve hayatın gerçeklerinden uzak tatil günlerinde kısa, eğlenceli bir aşk yaşayın. Pişman olmayacaksınız!

    Sevgilinizle tatile çıkın. Hiç ayrılmamak üzere hayatlarınızı birleştiriyorsunuz ama hiç bütün bir haftasonunu birlikte geçirdiniz mi? Birlikte yaşaması zor biriyle mi evleneceksiniz? Bunları öğrenmek ve birbirinizi daha iyi tanımak için tatile çıkın.

    Bütçe planlaması yapın. Bekarlık borçlarınızı müstakbel kocanızın üzerine yıkmayın. Zaten düğün masraflarınızı ödemekle meşgul olacaksınız. Bu nedenle kendi borçlarınızı kendiniz kapatın.

    Yemek yapmayı öğrenin! Sadece evlendikten sonra birinin özel aşçısı olacağınız için değil, eve gelen misafirlerinize kendi yaptığınız kurabiyeleri ikram edebilin diye, kolay birkaç tarif öğrenin. İleride kocaman bir aileyi aç bırakmak istemezsiniz değil mi?

    Kendiniz için para harcayın! Henüz sadece kendi sorumluluğunuzu taşıyorken ve maddi olarak kimsenin sorumluluğu üstünüzde değilken pahallı bir çift ayakkabı almanızın kime zararı olur ki?

     

  • Parayla mutluluk

    Parayla mutluluk

    Sadece parayla mutluluk olamayacağını artık pek bilmeyen kalmadı. İşte para ve mutluluk dengesi ile ilgili yapılan bir araştırma…

    İsviçreli iktisatçı Bruno Frey’in on yıllar süren araştırmalarının sonucuna göre para, insanların mutluluğunda önemli bir role sahip. İngiltere’deki Warwick Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren bilim insanı, iktisadi modellerle mutluluğun ilişkisini inceleyen ilk isimlerden.

    Ülkeler arası karşılaştırma

    Frey, “Daha fazla para kazanan insanlar daha mutlu. Bu ülkeler arası karşılaştırma yapıldığında da geçerli. Yoksul ülkeler ile ortalama gelir düzeyinin daha yüksek olduğu ülkeleri karşılaştırdığımızda, daha varlıklı ülkelerdeki insanların daha mutlu olduğunu görüyoruz” diyor.

    Frey gibi bilim insanlarının bahsettikleri mutluluk, ölçülebilir ve öznel memnuniyet. Anketlere katılan kişilere örneğin 1’den 10’a kadar bir skalada sürdükleri hayattan ne kadar memnun oldukları soruluyor.

    Sağlık ve genetik yapı da önemli

    Hissedilir mutlulukta paranın rolüyle refah düzeyi arasında doğrudan bir bağ var. Frey, varlığını ikiye katlayan yoksul bir kişinin, aynı şekilde servetini arttıran zengin bir kişiden daha mutlu olduğunu söylüyor.

    Fakir zengin dengesi

    “Para tabii ki her şey değil” diyen bilim insanı, öncelikle sağlığın, genetik yapının ve aile ile arkadaşlar gibi sosyal etkenlerin de önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.

    Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW) Yönetim Kurulu üyesi iktisatçı Gerd Wagner ise Almanya gibi refah toplumlarında ekonomik büyümenin uzun bir süredir öncelikli konu olmaktan çıktığını kaydediyor: “Bambaşka hedefler önemli artık. Örneğin düşük işsizlik, devlet finansmanının sürdürülebilirliği, iyi bir sağlık sistemi, demokrasi ve özgürlük. Tüm bunlar, araştırmalarımıza katılanlar tarafından ekonomik büyümeden daha ağırlıklı olarak görülen hedefler.”

    Siyasi etkenler

    Mutluluk konusunda araştırmalar yapan iktisatçı Frey, siyasi etkenlerin de insanların mutluluklarında önemli rol oynadığını belirtiyor. Demokrasilerde yaşayan insanların otoriter rejimlerde ya da diktatörlüklerde yaşayanlardan daha mutlu olduğunu söyleyen Frey, vatandaşların mutluluğunun, siyasi kararları anlayabildikleri ve etkileyebildikleri oranda arttığını da vurguluyor.

    Bilim insanı Avrupa Birliği’nin ise önemli bir demokrasi açığı olduğu kanısında. Düzenli olarak yapılan ve Birlik vatandaşlarının siyasi kurumlarına olan güvensizliğini gösteren kamuoyu araştırmaları da bunu gösteriyor.

    Frey, “Avrupa Birliği önemli konularda daha sık referandumlara gitmeli. Böylece Avrupa’nın gündemini belirleyen konular ile halk arasında bir bağ kurulabilir” şeklinde konuşuyor.

    İşsizlik erkekleri vuruyor

    Halkın gündemini belirleyen önemli konulardan biri ise işsizlik. Avrupa Birliği’nde 20 milyonu aşkın insan iş arıyor ki buna uzun süredir işsiz olanların sayısı dahil değil.

    Frey yüksek işsizliğin mutluluk konusunda belirleyici olduğunu söylüyor. Genelde bir kaza ya da farklı bir üzücü olay olduğunda insanların uzun süre mutsuz kalmadıklarını, bir süre sonra eski mutluluk seviyelerine döndüklerini kaydeden iktisatçı, işini kaybedenler için ise durumun farklı olduğunu, devletin yaptığı işsizlik yardımı ve sosyal güvenlik sisteminin bile bu mutsuzluğu gideremediğini belirtiyor: “İşini kaybeden gerçekten eskisine oranla çok daha mutsuz oluyor, bu da özgüveni azaltıyor, insanlar kendilerine ihtiyaç duyulmadığıhı düşünüyor. Araştırmalarımıza göre, erkekler vurdukları dipten çıkamıyor.”

    Araştırmalar, kadınların ise duruma erkeklerden daha kolay uyum sağladıklarını gösteriyor. İşini kaybeden kadınlar, bir süre sonra aileleri içinde kendilerine yeni görevler bularak, morallerini düzeltmeyi başarabiliyor.

  • Aşkta bu hatalara yer yok

    Aşkta bu hatalara yer yok

    Erkeğinizi elinizden kaçırmak istemezsiniz, değil mi? Öyleyse uzmanların ortaya koyduğu 10 hatadan uzak durmalısınız…

    Erkeğinizi konuşmaya zorlamayın

    Mutlaka siz de böyle bir sahne yaşamışsınızdır. Sevgiliniz biraz suskun ve bunu bir sorun olarak algılıyorsunuz. Ne yaparsınız? Onu biraz rahat bırakmak yerine, sürekli üzerine gidip her şeyin yolunda olup olmadığını sorarsınız. Sevgiliniz iyi olduğunu söylemesine rağmen sorularınızın sonu bir türlü gelmez. Böyle davranarak aslında iyilik yapmıyorsunuz. Kabul edin erkekler kadınlar kadar çok konuşmayı sevmez. Sizin için vakit geçirmek arkadaşlarınızla oturup sohbet etmek anlamına gelebilir belki; ama erkekler tek başlarına da çok mutlu olabiliyorlar.

    Erkeğiniz suskun mu? Suskunluğunun nedenini bir düşünün. Eğer daha yeni kavga etmişseniz ve erkeğiniz sizinle konuşmuyorsa, o başka. Üstünüze alınabilirsiniz. Kalbini kırmış olabilirsiniz ve kızgınlığını konuşmayarak ifade ediyor olabilir. Eğer ortada bir tartışma yokken suskun davranıyorsa, belki de onun da biraz yalnız kalmaya ihtiyacı vardır. Onu soru bombardımanına tutmak yerine suskunluğuna saygı gösterirseniz size daha minnettar olacaktır.

    Parasız dışarı çıkmayın

    Erkekler genellikle cömert davranmayı severler belki elinizi cebinize sokmanıza bile izin vermezler. Ama bırakın içlerinden gelerek bunu yapsınlar. Eğer her zaman hesap ödeme görevini ona bırakıyorsanız, kendilerini kullanılmış gibi hissederler. İlişkide eşitlik olmalı. Eğer sürekli sevgilinizin her şeyi ödemesini bekliyorsanız, kısa sürede asıl duygularınızdan şüphelenip, ondan faydalandığınızı düşünecektir.

    Durumu kurtarmak için ağlayıp sızlanmayın

    Hiç fark ettiniz mi? Bir tartışma sonrasında erkekler hatalı olsalar da, ya hiçbir şey söylemiyorlar ya da çok doğal bir şekilde özür diliyorlar. Kadınlara gelince ise durum değişiyor. Sizden taş gibi duygusuz olmanız beklenmiyor, yeter ki tartışmalar sırasında duygularınıza hakim olup bir yetişkin gibi konuşun. Erkekler gözyaşlarından etkilenir ve hiçbir erkek bir kadını ağlatmak istemez. Ne var ki, her şeye ağlarsanız sizinle doğru dürüst konuşamayacak ve söylemek istediklerini söyleyemeyecek. Daha da fazlası, size bir suçlama getirildiğinde ağlamaya başlarsanız, sevgiliniz suçunuzu örtmek istediğinizi düşünebilir.

    Arkadaşlarınızla sevgilinizin arkasından konuşmayın

    İlişkinizin sırlarını anlatmak kadar kötü bir şey yoktur. Bir düşünün: En şık kıyafetlerinizi giyip arkadaşlarınızla birlikte bir davete gidiyorsunuz. Ne var ki aranızdaki bir olayın tüm detaylarını anlatmışsınız onlara ve şimdi sevgilinize anlamlı bakışlar atmaktan kendilerini alamıyorlar. Bu yine bir derece idare edebilir; ama sevgilinizin hatalarını anlatmak çok büyük bir gaf olur. Uzmanlara göre arkadaşlarınıza anlattığınız şeyler konusunda çok dikkatli olmanız gerekiyor.

    Siz unutabilirsiniz veya affedebilirsiniz ama arkadaşlarınız size yapılan haksızlıkları kolay unutmazlar. Anlattıklarınız olumsuz olmasa da, sevgilinizle ilgili olan bütün sırlarınızı ortaya dökmekten kaçınmalısınız. Bazı olaylar yanlız sizin aranızda kalmalı.

    ‘Bir dahaki sefere’ sözünü sürekli kullanmayın

    Bu üç kelimenin neden bu kadar can sıkıcı olduğunu biliyor musunuz? Hatırlayın: Küçükken anneniz de sizi böyle azarlardı.

    Fazla üstüne düşmeyin

    Bazı kadınlar var ki sevgililerini günde en az 10 kez ararlar. Tabi erkeğinizi düşünmek güzel bir şey ama onunda bir iş ve sorumluluk sahibi olduğunu unutmayın. Herkes çalışırken onun oturup sizinle sohbet etmesi profesyonel bir davranış sayılmaz. Saat başı sevgilinizi arayıp onu kontrol etmeniz onu oldukça sıkabilir. Eğer aramadan duramıyorsanız en azından vakti olup olmadığını sorun. Yine de aramalarınızı en aza indirmenizde fayda var. Sürekli sesinizi duymaktan sıkılabilir, ama eğer onu nadir arıyorsanız sesinizi duymak için can atacaktır.

    Kalabalık yerlerde sevgilinize fazla asılmayın

    Erkek arkadaşınıza sevginizi göstermek güzel bir şey, ama unutulmaması gereken bir nokta var: Yatak odanızda yapacağınız hareketleri herkesin gözünün önünde yapmamalısınız. Erkekler, duygularını kadınlar kadar kolay gösteremezler, yabancıların önünde ise hiç gösteremezler. Her erkeğin kendine özgü bir davranışı vardır.Fazla ileri gidip gitmediğinizi anlamak için önce bir deneyin. Elini tutun veya omuzuna elinizi koyun ve nasıl bir tepki vereceğini görün. Eğer fazla yakınlıktan rahatsızlık duymuyorsa, soruın yok. Ama hareketlerinize karşı çekingen davranıyorsa, onu fazla zorlamayın.

    Arkadaşlarına bütün sırlarını vermeyin

    Onun sevgilisi olduğunuz için hayatının birçok detayını biliyorsunuz. Bu bir ayrıcalıktır ve aynı zamanda sorumluluk ister. Size 5 yaşına kadar yatağını ıslattığını anlatmış olabilir; ama bunu herkese anlatırsanız rahatsız olabilir. Söylenecek ve söylenmeyecek şeyler var. Kaldı ki size anlattığı bütün sırları başkaları ile paylaşırsanız sizin ne ayrıcalığınız kalır? Oturun ve düşünün: Siz onun yerinde olsaydınız sizin her şeyinizi anlatmasını ister miydiniz?

    Selülit kreminizden tutun, göğüslerinizi büyük gösteren sutyenlerinize kadar her şeyinizi ortaya dökmesini ister miydiniz? Tabi ki hayır. Aynı şekilde onun da başkalarının bilmesini istemediği şeyler vardır. Kesinlikle anlatmamanız gereken bir şey daha var: Yatak odası davranışlarınız. Çıkardığı sesler ve gizli zevkleri hakkında asla konuşmayın.

    Geleceği planlamak

    Erkekler içlerinden geldiği gibi davranmayı severler, sürprizlerle dolu bir yaşam isterler. Siz cumartesi akşamlarının programını 3 hafta önceden yaparsanız, çok sevdikleri sürprizleri yaşayamazlar.
    Fazla üstlerine düşerseniz, hareketlerinin kısıtlandığını düşünürler. Uzun zamandır biriyle birlikte olan bir erkek bile özgürlüğünden kolay kolay vazgeçmez. Eğer siz de planlama huyundan vazgeçemiyorsanız, en azından havayı yumuşatın. Ona öneri yapın emir vermeyin. Böylece kendine de söz hakkı verdiğinizi düşünür ve rahatsız olmaz.

    Biz kelimesini çok erken kullanmayın

    Her ilişki sen ve ben olarak başlar ve bunların “biz”e dönüşüp dönüşmeyeceği kesin değildir. Bunun olmasını beklemekte acele etmeyin. Erkekler aceleci kadınlardan hiç hoşlanmazlar. Erkeklere her şeyden bahsedin sadece evlilikten bahsetmeyin. Evlilik kelimesini duyar duymaz bekarlık zamanlarının özlemini duymaya başlar. Gelecekle ilgili çeşitli fantezileriniz varsa onlardan fazla söz etmeyin, yoksa onu nikah masasına oturtmayı planladığınızı düşünüp sizden uzaklaşabilir.

  • İlk buluşmada hesabı kim ödemeli?

    İlk buluşmada hesabı kim ödemeli?

    Bir görüşe göre, hesap ödemek söz konusu olunca bazı erkekler kadından bir iyilik beklemektedir.

    Günümüzün modern çalışan kadını, erkekler kadar para kazanabiliyor. Bu durumda beraber çıkılan bir yemeğin parasını kim, niye ödüyor? Amerika’da yapılan anketlere göre, her üç erkekten ikisi, birlikte yemeğe çıktıkları kadından beklentileri olduğu için hesabı üstleniyorlar. Zaten bilinen klişeleri “son araştırmalardan elde edilen bilimsel sonuç” diye yutturmaya kalkmadan sadede gelelim: Bedava yemek diye bir şey yoktur.

    Köşe yazarı Jasmin geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı yazısında bu konuya eğilmiş. İlk randevuların pek çoğunun yazılı olmayan kuralları aslında 1920′li yılların aşk romanlarından çıkmış gibidir. Erkek kadına cömert ve nazik davranır ama gene de karşılığında bir şeyler beklemektedir. Adını doğru koyalım: Hesap ödemek söz konusu olunca erkek kadından bir iyilik beklemektedir.

    Elle dergisi ve msnbc.com sitesinin ortaklaşa yürüttükleri bir anketin sonuçlarına bakarsak 74.000 online okur “ilk bir kaç buluşmadan sonraki buluşmalarda erkeklerin kadınlardan ‘hesaba katkıda bulunmalarını’ beklediğini” düşünmekte. Biraz akıl karıştırıcı bir sonuç olduğunu düşünebilirsiniz çünkü kadınların bu konuya yaklaşımları ikiye ayrılıyor: Kimi kadınlar hesabı ödeme konusunda isteksizken kimileri de ‘kendi ödeme güçlerinin’ tanınmasını ve kabul edilmesini ister görünüyorlar.

    Para, Seks ve Aşk konulu ankette ‘hesabı kim öder’ sorusu bu noktada karışmaya başlıyor.

    Neredeyse erkeklerin üçte ikisi, özellikle genç erkekler, bir kaç buluşmadan sonra kadınların
    da hesaba katkıda bulunmalarını istediklerini söylüyor.

    Kadınların yüzde 44′ü, eğer erkek onlardan ‘hesabın ödenmesi konusunda yardım isterse’ bundan rahatsızlık duyacağını belirtiyor.

    Kadınların yüzde 57′si, özellikle genç kadınlar, her zaman (hatta ilk buluşmalarda bile) hesabı ödemeyi teklif ettiklerini söylerken; %34′lük bir kesim ‘eğer erkek bu teklifi kabul ederse’ ; yüzde 46′sı ise ‘eğer erkek bunu teklifi redderse’ bundan rahatsız olacaklarını söylüyor.

    Bu konulardaki görgü kurallarının genel anlamda bir ‘geçiş aşamasında’ olduğunu söylemek pek de boş bir iddia değil. Bu yüzden erkekler özellikle ilk buluşmalarda geleneksel yöntemlere ve etiketlere saygı gösterirken, kadınların ‘hesabı paylaşmayı’ teklif etmesi giderek modern bir görgü kuralına dönüşüyor.

    Bu öneriyi yapmayan kadınların, özellikle ilk bir kaç buluşmadan sonraki buluşmalarda erkekleri incittiği söylenebilir. Fakat bu öneriyi yapan kadınlar erkekleri başka bir ikilemde bırakabiliyor:
    Bu teklifi kabul ederek veya redderek bu sefer erkeklerin kadınları incitme riski var. Söz konusu anket çalışmasının yorumlanması konusunda büyük katkıları olan ve Kaliforniya Eyalet Üniversite sosyoloğu Janet Lever’e göre bu durum erkekler açısından, kadınlar açısından olduğundan daha fazla zorluk yaratabiliyor. Çünkü ‘hesabı paylaşmayı’ teklif eden kadınların önemli bir kısmı sırf ‘nezaket icabı’ bu teklifi yapmış oluyor.

    HESABI BANA ÖDETTİRİYOR

    “How Not to Date” kitabının yazarı ve aynı zamanda profesyonel bir çöpçatan olan Judy McGuire, geçenlerde çok şaşırtıcı bir telefon aldı. İki arkadaş arasında bir buluşma ayarlamıştı. Bu buluşma sırasında, arkadaşı kadınlar tuvaletinden onu aramış ve şaşkınlık içinde “Bu adam hesabı bana ödettiriyor” diye sızlanmıştı.

    1920′lerde erkeğin hesabı ödeyecek olması kesin kuraldı. O zamanlar genel kabul gören anlayışa göre daha fazla parası olan erkek en güzel kızlarla birlikte olabilirdi.

    Ama o günlerde pek az kadının kendi adına harcama yapacak ekonomik güce sahip olduğunu hatırda tutmak gerek. Bugün kadınlar her ne kadar aynı işi yapan erkeklere kıyasla daha az ücret alıyor olsa da, Amerika’da ‘bir erkekle’ buluşmaya giden kadınların buluştukları
    erkeklerden daha çok kazanıyor olmaları artık sık rastlanan bir durum.

    Sosyolog Janet Lever “Yepyeni bir dünyada yaşıyoruz ve bu dünya pahalı bir dünya” dedikten sonra ekliyor “tahtırevanla dolaşan nazik küçük prenses etiketi artık kadınların pek işine yaramıyor.”

    Bazı eski alışkanlıklar hala devam ediyor. Mesela hala çıkma teklifinin erkeklerden gelmesi gerekiyor. Bu durumda çıkma teklifinin kimden geldiği önemli bir konuya dönüşebiliyor. Ankete katılan erkeklerin yarısı “daveti yapan hesabı ödemeli” görüşünü dile getiriyor. Erkeklerin dörtte üçü ise, kadın ne kadar kazanıyor olursa olsun, hesabı kadının paylaşması durumunda kendilerini suçlu hissettiklerini belirtmekte.

    BU KADIN BENİMLE GERÇEKTEN İLGİLENİYOR MU?

    Eğer erkekten yararlanmak gibi bir fikirleri yoksa kadınlar hesabı ödeme konusunda niçin isteksiz olurlar? İş hesabı ödemeye gelince hiç bir şey hesap pusulasındaki gibi net ve açık değil.

    Kendisine hiç hesap ödettirmeyen adamın aslında ‘kadını kontrol etmeye’ çalıştığını düşünen kadınlar olduğu kadar, hesap ödeme konusunda tereddüt gösteren erkeğin aslında parasız veya cimri biri olduğunu düşünen kadınlar da çok. Ama hesabı ödeme konusunda kadından hiç bir zaman teklif gelmediğini gören erkeklerin de aklı karışabiliyor.

    31 yaşındaki Kaliforniyalı müzik öğretmeni Jeremy Chung bir kaç buluşmadan sonra kadının da hesaba katkıda bulunmayı önermesini bekleyenlerden. Aksi takdirde kafasında bir takım şüphelerin oluşmaya başlayacağını düşünüyor “Hesabı ödediğim için mi benimle birlikte yoksa aslında benimle gerçekten ilgileniyor mu?”

    Herhangi bir yanlış anlamaya meydan vermemek adına, niçin taraflar bu konudaki tercihlerini ve fikirlerini en baştan belirtmiyorlar. Masaya oturdukları sırada bu konuda birbirlerinin nasıl hissettiklerini bilseler daha iyi olmaz mı?

    Bu konunun pek çok kişi açısından niçin tabu olduğunu anlamak kolay… İnsanların fikirleri çok farklı da olsa, romantik bir buluşmaya para hakkında konuşarak başlamak hiç de nazikçe bir tutum değil. Özellikle kadınlar kendi ekonomik şartlarıyla ilgili konuları yeni tanıştıkları insanlarla paylaşmak istemiyorlar.

    Chung, hesabı kimin ödeyeceği konusunu asla dile getirmediğini söylüyor. Geçtiğimiz ay kız arkadaşı ikinci buluşmada içkileri ödemeyi teklif edince bu tekliften çok hoşnut kaldığını gizlemiyor “Bir sonraki içkiler benden, diye bir teklif kulağa ne kadar hoş geliyor. Aklınıza
    herhangi bir art niyet gelmeden kabul ediveriyorsunuz.”

    ERKEKLERİN BEKLEDİĞİ BU MU YANİ?

    Eğer kadınlardan herhangi bir teklif gelmezse, ankete katılan erkeklerin bir kısmı ‘kadının hesaba katkıda bulunmasını beklediğini’ doğrudan söyleyeceğini belirtti. Bir kısmı ise “yanımda yeteri kadar para yok” gibi bahaneler ileri sürebileceğini söylerken özellikle genç erkekler bu konuda daha açık sözlü olmayı tercih edebiliyor.

    Eğer çiftler üç ay kadar bir süredir birliktelerse, zaten hesabın ne kadarını hangi şartlarda kimin ödeyeceğine dair konularda bir mutabakata varmış oluyorlar.

    Kız arkadaşlarından daha az kazanan erkekler bile genelde hesabın daha yüksek bir bölümünü ödemeye devam etse de, ankete katılan 8-10 kadar erkek “masraflı ilişkileri bitirmekte tereddüt etmeyeceklerini” açıklıkla ifade ettiler.

    Peki, erkekler yemekten sonra “tatlı” ister mi? Ankete katılan kadınların üçte biri (özellikle yaşlı olanlar) hesaba katkıda bulunduklarında yemekten sonraki aktiviteler konusunda daha az baskı hissettiklerini belirtti.

    Erkeklerinse sadece yüzde 16′sı “hesabı ödediklerinde kadından beklenti içinde olabileceklerini söylüyor. Artık 1920′lerde değiliz. Erkelerin beklentisi “hesabın ödenmesine” katkı şeklinde, yoksa hesabı ödediler diye başka türden beklenti içine girdiklerini söyleyemeyiz.

  • Aşkınızın isim analizi…

    Aşkınızın isim analizi…

    İşte alfabemizdeki harflere karşılık gelen kişilik biçimleri…

    İsim analizi

    A: Yönetici yapı. Emretme eğilimi. Egosantrik. Baskın olma isteği. Liderlik. Gurur.

    B: Duygusallık. Ağırbaşlılık. Alttan alma. Naiflik. Yaratıcı düşünme gücü.

    C: Kendini kolay ifade etme. Uyum. Dışadönüklük.

    Ç: Kendini kolay ifade etme. Uyum. Dışadönüklük.

    D: Gerçekçilik. Pratik zekâ. Başarı için yaşama. Girişim. Azla yetinmeme.

    E: Yetenekli kişilik. Güven eksikliği. İnsancıllık. İçe dönüklük. Merhamet.

    F: Sorumluluk duygusu. Güven veren kişilik. Organizasyon yeteneği. Sosyallik.

    G: İçe dönük yaşama. Güven arayışı. Yalnızlık eğilimi. Hayal gücü.

    Ğ: İçe dönük yaşama. Güven arayışı. Yalnızlık eğilimi. Hayal gücü.

    H: İstikrarsız hırs. Liderlik. Önde gitme arzusu. Gelenekçilik. Ağırkanlılık. Baskın olma.

    I: Yalnızlığı sevme. Orijinallik. Kibar ve zarif olma. İnce ruh. Detaycılık.

    İ: Yalnızlığı sevme. Orijinallik. Kibar ve zarif olma. İnce ruh. Detaycılık.

    J: Yaratıcı düşünebilme. İstikrarlı olma. Farklı olmayı sevmek. Hızlı sıkılma.

    K: İlham dolu kişilik. Gerginlik. Seçim yapmada tereddüt. İkilem.

    L: Rahat olma. İddialı olma. Seçicilik. Affetmeme. Kendine güven.

    M: Çalışma aşkı. Yoğun enerji. Kendini sevme. Eğlenceye düşkünlük. Gerçekçilik.

    N: Yerleşik düzeni sorgulama. Değişikliği sevmeme. Zor yaratılış. Cesaret.

    O: Toplumu önemseme. Utangaçlık. Ün. Duygusallığa önem verme.

    Ö: Toplumu önemseme. Utangaçlık. Ün. Duygusallığa önem verme.

    P: Yalnız yaşamayı seçme. Kendini dışa vurmada zorlanma. Sakinlik.

    R: Heyecanlı yapı. Kibir. Alaycılık. Affetmeme. Girişim. Zor kişilik.

    S: Entrika. Hız. İleriyi görme. Hırs. Manevracı düşünme yetisi.

    Ş: Entrika. Hız. İleriyi görme. Hırs. Manevracı düşünme yetisi.

    T: Güçlü ve güvenilir karakter. İş gücü. Organize olma. Büyük idealler.

    U: Derinlik. İhtiyat. İnançlı olma. Sakin yapı. Hümanist.

    Ü: Derinlik. İhtiyat. İnançlı olma. Sakin yapı. Hümanist.

    V: Değişikliği sevme. İstikrar. Zor beğenme. Farklı duruş.

    Y: Sezgi gücü. Aşka önem verme. Duygusallık. Çok kararlı olamama.

    Z: Maddiyata önem verme. Hız. Akılcılık. Dürüstlük. Huzurlu olma.

    Örnek isim analizi… Nasıl yapılır? >>>

    BRAD PITT

    B: Her şeye rağmen duygusal ve utangaç biri… Baskın karakter değil…

    R: Kendi tarzı var… Dikkat çekmeyi seviyor… Doğal…

    A: Egosu yüksek… Ama ego harfi A isminde 3. sırada: yani alçakgönüllü tarafı da var…

    D: Huzuru ve güveni seviyor, fazla ihtişam ona göre değil.

    P: Yetiştiği ailesinde sorunlar yaşamış…

    I: Aile içinde çok söz sahibi olamamış…

    T: Ailesiyle arasında görüş farklılıkları var.

  • Aile İçi Tartışmaların En Yaygın Olan Sebepleri

    Aile İçi Tartışmaların En Yaygın Olan Sebepleri

    Hepimizin zaman zaman evlilik hayatında irili,ufaklı tartışmalarımız olmuştur muhakkak ama bunun sebeplerini bilirsek ve ona göre davranırsak bu tür kavga ve tartışmaları daha aza indirebilir yada tamamen ortadan kaldırabiliriz. İşte arkadaşlar evlilik hayatınıza yardımcı olabileceğini düşündüğüm bu yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum…

    Karakter farklılıkları: Bazen aranızdaki farklılıklar kavga etmenize neden olabilir. Karakterimiz yirmili yaşlarımızda oluşmuş olur. Sonuç olarak, dünyayı ve çevremizi farklı algılayabiliriz.

    Çözümlenmemiş ailevi sorunlar: Daha önceden gördüğümüz gibi dışsal baskılar birbirinize tepkilerinizi etkileyebilir.

    Esnek olamama ve ben-merkezcilik: Bütün evli çiftler kendilerini bazen birarada yaşamanın rutinine kaptırabilirler. Bu da esnekliği kaybetmeyle sonuçlanıp bencilliğe neden olabilir.

    Güdü eksikliği: Sıkıntı, doyumsuzluğa ve kavgalara neden olabilir.

    Sorumluluk stresi: Kişisel sorumlulukla ilgili sorunlar, evin sorumluluğunu alma, para kazanma ve ev işleri yapma gibi, kolaylıkla tartışma ortamı yaratabilir.

    Çiftlerin kendi hayatlarını yaşamaları: Bazen kendiniz bile farkında olmadan aynı evde duygusal ve ruhsal olarak ayrı odalarda yaşamaya başlayabilirsiniz.

    Çiftlerin birbirinin duygusal ihtiyaçlarını görmezden gelmesi: Kendi duygularınızı hatırlamanız çok kolaydır. Oysa eşinizinkileri takip etmeniz o kadar kolay değildir.

    Çiftlerin birbirlerini çantada keklik görmeleri: Birkaç yıl evli kaldıktan sonra klasikleşen bu duygunun ortaya çıkması, yıllardan beri birlikteyseniz ya da birlikte yaşıyorsanız sizi şaşırtmamalı. Duygusal olarak her an vermeye hazır olmasanız bile kendi ihtiyaçlarınızı dikkate almanız ve eşinizin koşulsuz sevgisine ve ilgisine güvenmeniz oldukça kolaydır.

    Duygusuzluk: Siz ve eşiniz birbirinize hiçbir şey hissetmemeye başladığınızda sorunlar er ya da geç kapınızı çalacaktır.

    İletişimsizlik: Kavgalar ve tartışmalar iletişimsizlikle başlayıp sona erebilir. Eşinizle, sorun ilk sinyalini verdiğinde iletişime geçemediğiniz takdirde büyük sorunlar doğacaktır.

    Para: Para, sizi ve eşinizi cendereye sokma gücüne sahiptir. Sorun ne olabilir? Siz adlandırın: Müşterek hesaplar, ayrı hesaplar, kıskançlık, çok az para kazanmak, çok fazla para harcamak, tasarruf etmemek, iki yakayı biraraya getirememek, cimrilik, bütçeyi ayarlayamarnak, çok savurgan ya da pinti olmak, eşinin mirasını har vurup harman savurmak, ödünç para almak, kredi kartı borcu yapmak, vergileri ödemeyi unutmak, faturaları ödememek, çok önemli bir malı almadan önce eşine danışmamak. Bu liste böyle uzayıp gider.

    Akrabalar: Potansiyel para sorunları listesi gibi akrabalarla ilgili sorunların da listesi uzayıp gidecektir. Siz onlardan nefret edersiniz, kocanız sever; kocanız onlardan nefret eder, siz kararsız kalırsınız; çok fazla ziyaretinize gelirler; çok uzun zaman kalırlar; anlayışsız davranırlar; sizi aşağılarlar; siz onları aşağılarsınız. Bu da uzun bir listedir.

    Çoğu sorunun temelinde şu nedenler yatabilir:

    “Kocamı süt almaya yolladım. Yol üzerindeki bir bara uğramış. Eve birkaç saat sonra geldi ve elinde süt yoktu.”

    “Bizim ilk kavgamız yatağın hangi tarafında kim yatacak kadar basit bir nedenle yaşanmıştı.”

    Bu listeye ev işlerini, kirli çorapları, iç çamaşırlarını, çamaşırları, yemekten sonra masayı kimin toplayacağını ve yemek pişirmeyi ekleyebiliriz. Bu liste, ayrıca, eşine fazla zaman ayırmamayı, eski arkadaşlarla görüşmeyi tercih etmeyi, gece çok geç yatmayı, bencilliği, kıskançlığı, sorumlulukları paylaşmamayı da içerir.

    Seks: Eşlerden biri diğerinin yatakta çok bencil olduğunu, çok istekli ya da çok isteksiz olduğunu düşünebilir.

    İş: Eşlerden biri çalışır, diğeri hep gezer. Eşlerden biri çalışmaz, diğerinden az para kazanır ve hep onun parasını yer.

    Ciddi sorunlar: İstismar, taciz ve sadakatsizlik gibi nedenler kavgaların önemli nedenlerinden bazılarıdır.

  • İsme göre fal

    İsme göre fal

    Fal için sözkonusu isimdeki fiziksel, zihinsel,
    duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına
    bakmak gerek. İsimdeki harflerin anlamlarını biraraya
    getirerek anlamlı sonuç çıkarıyorsunuz. Örnek-1 : Aranan ad “Elif” olsun, harf tablosundan
    E-L-İ-F harflerinin karşılığını bulup alt alta
    getiriyoruz ve isim falına bakılmış oluyor.

    “ Daimi bir ruhsal karışıklık içerisindesiniz. Belki de
    buna bağlı olarak sanatsal yönleriniz ağır basıyor.
    Kırılgan bir yapıya sahipsiniz.Aynı zamanda sükuneti seven,
    güvenilir ve uysal bir yapıya sahipsiniz.”

    HARFLER & ANLAMLARI
    A : Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek
    kişiliği temsil eder.

    B : Ön sezileri kuvvetli kişiliği temsil eder. En
    olumsuz olaylarda dahi umutlarını yitirmeyen kişiliktir,
    aynı zamanda.

    C : Güzel sanatlara yatkınlığı temsil eden duygusal
    kişiliği ifade eder.

    Ç : Zevk ve sefa düşkünü kişiliği ifade eder.

    D : Üstün gücü temsil eder, hırslı ve zorluklara direnen
    kişiliği ifade eder.

    E : Ruhsal karışıklığı temsil eder, yani üzüntü ve sevinci
    birarada yaşayan ve ruhsal gel-gitleri olan kişiliği
    ifade eder.

    F : Sakinliği temsil eder, uysal ve güvenilir kişiliğin
    işaretçisidir.

    G : İnatçı kişilik, gerginlik ve üstün güçlere sahip olma
    arzusunu ifade eder.

    H : Sakin ve durağan bir kişiliği ifade eder.

    I,İ : Hassas, duygusal ve kırılgan bir kişiliği temsil eder.

    J : Kaprisli ve kıskanç kişilik belirtisidir.

    K : Başarılı, ünvan sahibi ve daima yükselen bir kişiliği
    ifade eder.

    L : Sanatsal yönleri olan kabiliyetli kişilik ifadesidir.

    M : Ticarete yatkınlık ve yüksek zeka seviyeli kişiliği
    ifade eder.

    N : Üstün güçlere sahip, sağduyulu kişiliği ifade eder.

    O,Ö : Gizemli kişilik sahibidir. Gizliliği sever ve
    duygularını açığa vurmaktan kaçınan tiplerdir.

    P : Kendinden emin kişilik, girdikleri ortamda kendine güvenli
    tavırlarıyla dikkat çekerler.

    R : Tereddütlü kişilik demektir, karar vermede zorlanmalar
    yaşarlar.

    S,Ş : Hayalperestliği sembolize eder. Aşırı hayal kuran
    kişilik.

    T : Oldukça ketum tavırlı ve duygularını karşısındakine
    açmayı zor başarabilen kişiliği temsil eder.

    U,Ü : Durgun görünümlü, çok ağır hareket eden, işlerini
    ağırdan alan bir profil çizen kişilik.

    V : Kendi içine dönük, umursamaz bir kişiliği ifade eder,
    bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesiyle hareket
    eden kişilik örneği.

    Y : Geçmişteki izleri, üzüntü ve diğer olayları sürekli
    yaşarlar,geçmişlerini asla unutmazlar ve güçlü bir kişilik
    yapısı gösterirler.

    Z : Bilimsel açıdan başarılı, okumayı seven, akademik anlamda
    başarılı kişilik ifadesidir.

  • Akrep burcu kadınının aşk hayatı nasıldır?

    Akrep burcu kadınının aşk hayatı nasıldır?

    Olumlu Yanları: Sırdaş, duygularım belli etmez, gerçek dost, cazibeli, güçlü, seks sembolü, çalışkan, kararlı, unutmaz, güçlü sezgiler, güçlü duygular, yüksek imajinasyon, anlayışlı, dikkatli, yüksek analiz gücüne sahip, sevgi, pişmanlık.

    Olumsuz Yanları: Kindar, kuşkucu, kıskanç, alıngan, dik kafalı, suskun, akrep gibi zehirleyici, alaycı, ben merkezci, ihtiraslı

    Akrep Takım Yıldızı (Astronomi)
    Akrep takımyıldızının en üstünde, üç dekanı da kapsayacak şekilde, Zodyak’ın dışında Ophiuchus-Yılancı, onun üzerinde Hercules ve Cerberus-Cehennemin Üç Başlı Köpeği yer alır. Bunların hepsinin altında Akrep takımyıldızı bulunur. Hercules yıldız kümesindeki en parlak yıldız, Ras el Gethi’dir.

    Akrep Burcu Kadını Genel Özellikleri

    Akrep burcu kadını cazibeli, azimli,hırslı,akıllı ve sezgileri kuvvetli yapısıyla dikkat çeker. Hoş bir mizacı vardır, alçak gönüllü ve yumuşak başlı görünmesine karşın bir o kadar da mağrur ve kibirlidir.

    Kıskançlık akrep burcu kadınının mizacında vardır. Kendisinden üstün olan ya da sahip olamadığı her şeyi kıskanabilir. Dostlukları onun için çok önemlidir. Daima çevresinde nüfuzlu dostları bulunur.Yalandan nefret eder. Yalan söylenildiğini hissettiği anda o ortamdan uzaklaşmayı tercih eder. Dürüsttür ve dürüstlüğe fazlasıyla önem verir.

    Gururlu akrep burcu kadını doğru bildiği konularda kesinlikle taviz vermez.Cesurdur ve tuttuğunu koparıncaya kadar çabalamaya devam eder. Başarısızlığı hiçbir şekilde kabul etmez. En olumsuz yönü şüpheci olmasıdır. Herkese karşı garip bir şüphecilikle yaklaşır. Kolay kolay karşı tarafa güvenmez. Her ne kadar mantığıyla hareket etse de içten içe fazlasıyla duygusaldır.

    Akrep burcu kadını yapılan iyiliği de kötülüğü de unutmaz. İntikam duygusu çok gelişmiştir. Çevresindeki kötü niyetli insanlara karşı suskun kalmayı pek tercih etmez.

    Akrep burcu kadını doğal cazibesiyle karşı cinsi fazlasıyla çeker. Bir ilişkide öncelikle sevgi ve saygıya önem verir. Fazlasıyla kıskançtır ve eşini aşırı derecede sahiplenir. Eğer erkek saygılı aşk dolu ve arzulu bir yaklaşım içinde olursa akrep burcu kadını eşini mutlu etmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Sahiplenme duygusu fazlasıyla gelişmiştir.

    Akrep burcu kadını aşkla sevdiği bir erkekle ömür boyu mutlu olabilir. İlişkisinde sorumluluk sahibidir. İlişkide genelde çocuk istemez, fakat çocuk sahibi olmuşsa sorumluluk sahibi mükemmel bir anne olacaktır.