Etiket: meyveler

  • Limonun Faydaları ve Limon Suyu Mucizesi

    Limonun Faydaları ve Limon Suyu Mucizesi

    Limon, hepimizin hayatında sıklıkla kullandığı meyvelerden. Bazılarımızda alerjik etkisi olsa da aslında limonun faydalarının ne denli çok olduğunu bilmeyenimiz de yoktur. Limonun faydalarını biliyoruz da limonun faydaları arasında bir de bilmediğimiz faydaları yer alıyor. Limonun faydaları hakkında kısaca bilgi sahibi olmak isterseniz, bakın limon ve limon hakkında, limonun faydaları ile ilgili bilmediğiniz ne çok şey var:

    Limon içerisinde bol miktarda asit bulunmaktadır. Bu asit, limonun faydalarının da bazılarını sağlayıcı etki göstermektedir. Örneğin, limonun faydaları arasında, içeriğinde bulunan asit sayesinde enfeksiyonlarla savaşmasının sayılması gerekmektedir.
    Limon, güçlü bir antioksidan görevi görmektedir. Bununla birlikte, limonun faydaları arasında, kanser, kalp krizi; ve kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisinden de söz etmek gerekmektedir.
    Limonun faydaları arasında, tansiyonu düşürmesinden ve iyi kolesterolü arttırmasından da söz etmek gerekmektedir.
    Hücrelerde var olan metabolizma sorunlarını gideren limon, anti kanserojen etkisi ile de bilinmektedir. Göğüs, kolon, ve prostat kanserleri başta olmak üzere, kanser türlerini geriletme gibi bir özelliği bulunmaktadır.
    Limonun faydalarından yararlanırken limon suyunun yararlarından da istifade etmek gerekmektedir. Limon suyunun, clde parlaklık veren bir özelliği bulunmaktadır.
    Limon suyundan bir kaç damla alarak eklediğiniz sıcak suda, limon suyu ile birleşen sıcak suyun, sindirim sisteminizi rahatlattığını farkedersiniz. Bu karışım aynı zamanda, karaciğerin temizlenmesinde de önemli rol oynamaktadır.
    Limon kabuğu güneş altında kurutulur; ve sonrasında da kurutulan bu limon kabuğu öğütülürse, öğütülen limon kabuğu da saç diplerine uygulanırsa, hem baş ağrısının giderilmesine yardımcı olur; hem de vücudu serinletici bir etkisi bulunmaktadır.
    Limonun faydaları arasında yer alan bir diğer özellik ise, limonun sivilceler üzerindeki etkisidir. Sivilcelere uygulanan limon, aknelerin giderilmesinde yardımcı olmaktadır.
    Limon suyu ile ilgili olarak bilinen, saçların rengini açtığı söylentileri doğrudur. Bununla birlikte limon suyu, cilt renginin açılmasına yardımcı bir özelliğe de sahiptir.
    Dil üzerinde yer alan iltihaplı yaralara da iyi gelen limon suyunun bu faydasının da unutulmaması gerekmektedir.
    Limonun faydaları arasında, içeriğindeki yoğun C vitamini sebebi ile, soğuk algınlığına iyi gelmesi özelliğinin de herkes tarafından bilindiği görülmektedir.
    Limonun faydaları arasında, idrar yollarında ortaya çıkmış olan enfeksiyonların çözümlenmesinden de söz etmek doğru olacaktır.
    Limonun faydaları arasında, bazı zamanlar panzehir özelliğinden de söz etmek gerekir. Şöyle ki: bazı böcek ve sinek türlerinin soktuğu yerlere uygulanan limon, hem o bölgedeki zehiri almakta; hem de ağrıyı gidermektedir.
    Limonun faydaları arasında, mide rahatsızlıklarından olan kolit ağrılarına ve gastrit problemine karşı iyi geldiğinden de söz etmek gerekmektedir.
    Limon suyunun içerisine eklenen az miktarda gliserin, kuru ciltler için faydalı olacaktır.
    Deniz canlılarının ve etin üzerine sıkılan limon suyu, bu besinler üzerindeki bakterilerin öldürülmesini sağlamaktadır. Bu durum da, bakteriler nedeniyle ortaya çıkan sindirim sorunlarına karşı bir önlem olarak görülmektedir.
    Limonun faydaları arasında, zayıflatma etkisinden de söz etmek gerekmektedir. Şöyle ki: her sabah, limon suyuna tuz eklenerek tuzlu limon suyunun içilmesi, hem kolesterolü düşürücü etki göstermektedir; hem de zayıflatmaktadır.
    Limon suyunun, susuzluk ve ishale karşı iyi geldiği de bilinmektedir.
    Limon suyu, ağız sağlığı için de kullanılmaktadır. Diş etlerin güçlendiren, dişleri beyazlatan; ve plakları yok eden bir etki göstermektedir limon suyu ile yapılacak olan gargara
    Limon suyunun her gün bir yemek kaşığı içilmesi, astıma karşı oldukça etkili bir özellik taşımaktadır.
    Limonun faydaları arasında, cilt kaşıntılarına iyi gelmesinden de söz etmek gerekmektedir.
    Limon suyu ile yapılan gargara, yukarıda belirttiğimiz ağız sağlığına etkilerinin yanında, boğaz enfeksiyonlarına karşı iyi gelmesi ve diftri sorununu çözmesi ile de bilinmektedir.
    Yağlı saç tipine sahip olanlar ve saçında kepek problemi yaşayanlar, sorunlarına, limon suyu ile mucizevi çözüm yaratabilirler.
    Limon suyu yüzde uygulandığında, kırışıklıkların gerginleştirilmesini sağlarken, cildi canlandırıcı etki de göstermektedir.
    Limon suyu son olarak, limonun faydaları arasında da yer alan kemik erimesini de önlemektedir.

  • Tatlı istediğinizde meyve yiyin!

    Tatlı istediğinizde meyve yiyin!

    Hem tatlı isteğinizi bastırıp, hem de daha az kalori almak istiyorsanız, tatlı yerine meyve yemeyi tercih edin!

    Greyfurt (1 adet: 50 kalori)

    Anavatanı Çin ve Hindistan’dır. Ancak günümüzde birçok türü çeşitli bölgelerde yetiştirilebilmektedir. Greyfurt sizin tatlı ihtiyacınızı giderebilecek bir meyvedir. Ancak yapılan araştırmalar greyfurt suyunun bazı ilaçların etkilerini arttırdığı ve ölümle sonuçlanabilecek zararlı yan etkiler ortaya çıkardığını göstermiştir. Bu nedenle ilaç kullanan kişilerin greyfurttan uzak durmaları gerekmektedir.

    Neye iyi gelir
    – Soğuk algınlığına iyi gelir.
    – Sindirimi uyarır.
    Diş etlerinin kanamasını azaltır.
    – Kılcal damarlardaki kan dolaşımını hızlandırır.
    – Mide ve pankreas kanserlerine yakalanma riskini azaltır.
    – Tansiyonu dengeler.
    – İdrar sökücü özelliği vardır.

    Karpuz (100 gr: 30 kalori)

    Sıcak havalarda kaybettiğimiz su ve mineralleri karpuz yiyerek geri kazabilirsiniz. Hem ferahlatıcı hem tok tutucu özelliği sayesinde yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi olan karpuzu istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. Ancak dikkat çekilmesi gereken bir nokta var. Yanında beyaz peynir yiyerek zayıflamayı beklemeyin. Beyaz peynir yiyerek susturmanız gereken tatlı ihtiyacınızı da azaltamamış olacaksınız.

    Neye iyi gelir
    – Böbreği temizler.
    Astım, damar tıkanıklığı, diyabet, kolon kanseri ve kireçlenme gibi hastalıklara iyi gelir.
    – Tatlı, sulu karpuz doğada bulunan en önemli antioksidanlarla doludur.
    – Bağışıklık sistemini güçlendirir.
    – Karpuz çekirdeklerindeki Cucurbocitrin adlı madde kan basıncını düşürmeye ve düzenlenmeye yardımcı olur.
    – Kabuğundaki çinko, iktidarsızlığa iyi gelir.

    Kavun (100 gr: 26 kalori)

    Kavunun yüzde doksan beşini su oluşturur. A, B 1, C vitaminleri, meyve şekeri, selüloz, azotlu ve yağlı maddeler de var. Kavun gerek cildi tazeler, ona canlılık ve güzellik kazandırır. İsmi estetik tarihine geçen ünlü güzellerin ve artistlerin pek çoğu ciltlerindeki gerginlik ve tazeliği kavuna borçlu olduklarını söylerler.

    Neye iyi gelir
    – Kanı temizler.
    – Antioksidan özelliği vardır.
    – Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir.
    – Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Enstitüsü tarafından tavsiye edilmiştir

    Kayısı (1 adet: 15 kalori)

    Kayısı yemeklerden sonra yenildiği zaman hem sindirimi kolaylaştırır hem de tatlı ihtiyacınızı giderir. Ancak yeme işini çok abartırsanız ishale yol açabilir.

    Neye iyi gelir
    – Kan yapıcıdır, kansızlığa iyi gelir.
    – Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri vardır.
    – Özellikle akciğer kanserinin önlenmesinde yardım eder.
    – Kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesinde yardımcıdır.
    – Kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır.
    – Sinirleri gevşetip uyku verir.
    – Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalıdır.
    – Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katar.

    Kiraz (100 gr: 70 kalori)

    Mucize meyve olarak adlandırılan kirazın da faydaları saymakla bitmiyor.Araştırmalara göre günde 20 tane kiraz yerseniz bu 1 aspirin almakla eşdeğer. Ayrıca içerdiği meyve şekeri levüloz rahat sindirilebildiği için, şeker hastaları da kirazı yanında protein kaynağı besinlerle birlikte tüketebilir.

    Neye iyi gelir
    – Güçlü bir ağrı kesicidir, 20 kirazda 12-25 miligram arası antoksiyanin maddesi bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici – etkisinin Aspirinden on kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir,
    – Kolesterolü ve kan şekerini düşürür,
    – Kirazlarda bulunan flavanoidler vücuttaki zehri temizler, antioksidan etki yapar.
    – Kabızlık gidericidir.
    – Nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
    – Böbreklerin taş ve kum yapmasını önler ve varsa zamanla döker.
    – Safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olur.
    – Yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlar.

    Papaya (Orta boy bir papaya: 54 kalori)

    Özellikle Güney Afrika, Latin Amerika, Avustralya ve Hawaii de bulunabilen bu tropikal meyveyi artık ülkemizde de bulabiliyoruz. Diğer benzer tropikal meyvelerde olduğu gibi etlerin yumuşatılması sırasında kullanılmaktadır. Özellikle Hindistan’da et yemeklerine papaya ilave edilerek etin daha yumuşak ve daha kolay sindirilebilir hale gelmesi sağlanır. Tayland ve Asya yemeklerinde de sıkça kullanılır. Papaya, taze olarak tüketilmesinin yanı sıra, meyve salatalarında, meyve suyu olarak, pasta yapımında kullanabilirsiniz

    Neye iyi gelir
    – Papayanın suyu ilt bozukluklarına iyi gelir.
    – Kırılmış omurga tedavilerinde kullanılır.
    – Sindirimi kolaylaştırır.
    – Kilo ve yağ oluşumunu engeller.
    – Kanser oluşumunu engeller.

    Şeftali (1 adet : 46 kalori)

    Şeftalinin en önemli özelliği kadifemsi dokusudur. Bu dokudan hoşlanmayanlar tüysüz bir türü olan nektarini tercih edebilirler. B ve C vitaminleri açısından oldukça zengin olan bu meyvenin tadına da doyum olmaz.Şeftali taze olarak tüketilmesinin yanında komposto reçel ve meyve suyu olarak da tüketilir. Çiçekleri kaynatılıp suyu içilirse bağırsak solucanlarını düşürür. Şeftali soyulup ezildikten sonra yüze maske yapılırsa özellikle kuru ve yorgun ciltlere iyi gelir.

    Neye iyi gelir
    – Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı korur.
    – Sindirim sistemini çalıştırır, hazmı kolaylaştırır.
    – Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar.
    – İdrar sökücüdür.

    Yaban Mersini (100 gr: 63 kalori)

    Yaban mersini Avrupa, Batı Asya ve Kuzey Amerika’da Kayalık Dağlar’dan gelen uzun ömürlü bir bitkidir. Amerikan çay üzümlerine benzer meyveleri olan bir çalı bitkisidir. Aynı zamanda kızılcık meyve ailesi ile de ilgilidir. Ülkemizde yaban mersinine farklı bölgelerde farklı isimler verilmektedir. Örneğin Rize’de likapa, Trabzon’da Ligarba, Lifos veya Trabzon Üzümü, Artvin’de Morsivit veya Mahabak, Giresun’da Çalı Çileği, diğer bölgelerde ise Ayı Üzümü, Çay Üzümü veya Çoban Üzümü deniliyor.

    Neye iyi gelir
    – Güçlü bir antioksidandır.
    – Görme bozukluklarına iyi gelir.
    – İdrar yolu enfeksiyonlarına iyi gelir.
    – Alzheimer hastalığının oluşumunu engelleyebileceğine dair araştırma sonuçları olmuştur.
    – Güçlü bir şeker düşürücüdür.
    – Damar sertliği ve varise iyi gelir.

    Dut (100 gr: 90 kalori)

    Dut’un ilk başta kalorisi yüksekmiş gibi gelse de çok az dut yiyerek ona alternatif olarak yiyeceğiniz tatlılardan çok daha az kalori alabilirsiniz. Üstelik faydaları da saymakla bitmez. Özellikle ipek yapımı ile Çinliler tarafından tüm dünyaya yayılan dutun meyvesi kadar yapraklarının da çok faydalı olduğu biliniyor. Dut yaprağını kaynatarak içebilirsiniz. Dutun, meyve olarak faydaları kadar ağacı da birçok alanda kullanıyor. Dut ağacının tahtasının sert, dayanıklı ve sıkı zerreli olduğu için özellikle tenis raketi, sörf tahtası ve bot gibi spor ekipmanı yapımında kullanıyor. Öte yandan, dut ağacından beslenen zararlı böcek olmadığı için herhangi bir tarım ilacı da kullanılmıyor. Bu nedenle dut dünyanın en ekolojik ürünlerinden biri olarak sayılıyor.

    Neye iyi gelir
    – Kanseri önleyici bir maddeye sahiptir.
    – Kolestrolü dengeler.
    – Yüksek kan şekerini düşürür.
    – Beden ve zihin gevşetici özelliğe sahiptir.
    – İdrar söktürücüdür.
    – Ateş düşürücüdür.

    Çilek (100 gr: 30 kalori)

    Çilek hem tatlı ihtiyacınızı gideren hem de şeker oranı çok yüksek olmayan bir meyvedir. Alerjiniz yok ise tatlı isteğinizi çilek yiyerek geçirebilirsiniz. Çilekte bol miktarda demir ve fosfor bulunmaktadır.

    Neye iyi gelir
    – Strese iyi gelir, sakinleştirici etkisi vardır.
    – Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.
    – Çocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol açan virüsleri öldürücü etkisi vardır.
    – Kansere yakalanma riskini azaltır.
    – Mide ve bağırsak zayıflıklarını giderir.
    – Safra kesesi hastalıklarına iyi gelir.
    – Yüksek ateşi düşürür.
    – Dişlere ve diş etlerine iyi gelir, diş taşlarının oluşmasını engeller.
    – Cilde canlılık kazandırır.

  • Yemeklerimizde Hangi Yağı Kullanmalıyız?

    Yemeklerimizde Hangi Yağı Kullanmalıyız?

    Yemeklerimizde hangi yağı kullanmalıyız ? En sağlıklı bitkisel yağlar hangileri ve nelerdir?

    Beslenmede yağların önemi ve etkisi kesinlikle ihmal edilemez. Ancak sağlıklı beslenmek için yağların faydalı ve zararlı olanları hakkında bilgi edinmek zorundayız.

    Zeytinyağı sağlıklı diye biliyoruz, ancak en az diğer yağlar kadar o da kalorili… Yemeklerimizde kullanacağımız yağ sıvı olmalı. Tereyağı ve margarinleri hayatımızdan çıkarmalıyız. Sıvıyağı kullanırken de ölçüsüne dikkat etmeliyiz. Katı yağın da sıvı yağın da kalorisi aynıdır ve bir tatlı kaşığı yağ 45 kaloridir. Sıvıyağı kullanmanın en doğru yolu ise, zeytinyağı veya fındık yağından bir ölçü, diğer sıvıyağlardan da bir ölçü karıştırarak kullanmaktır. Böylece, yağ dengesini yakalamış oluruz.

    Yağları Tanıyalım

    Besinlerdeki yağlar; sadece yüksek oranda enerji içeren makro besinler olmakla kalmayıp, hormonlar, hormon benzeri yapılar ve hücre zarlarının yapımına önemli ölçüde katılan maddelerdir. Bu nedenle yağların diyetimizden çıkartılması ya da kısıtlanması, vücut sistemlerinin işlevlerini olumsuz etkileyebilecektir. Ancak yemeklerimizde yağ kullanımının kısıtlanmaması demek, hangi yağların yararlı, hangi yağların zararlı olduğu konusunda bilinçlenmemek demek değildir.

    Bu konuda modern tip ve medya kuruluşları, bizlere bitkisel kaynaklı yağların, hayvansal kaynaklı yağlara göre daha sağlıklı olduğunu sürekli hatırlatmaktadırlar. Bunun nedeni olarak da hayvansal kaynaklı yağların kalp-damar hastalıkları ile kanser riskini arttırdığı gösterilmektedir. Bu iddialar, 1900’lu yılların ortalarından itibaren bütün dünyada besin tüketimini önemli ölçüde değiştirmiştir. Hatta ülkemizde bile yüzyıllardır Türk mutfağının bir parçası olan tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı, sade yenilen ya da sebze yemeklerine katılan yağlı etler, tam yağlı sade yoğurt ve peynirler, artik yerini daha önce adini bile duymadığımız bitkisel margarinlere, soya ve kanola yağlarına, soyadan elde etilen yapay etlere, büyük holding kuruluşlarının ürettiği ve içine bin bir çeşit katkı malzemesi, boya ve seker eklenmiş, buna karşılık yağı arındırılmış “light” süt ve süt ürünlerine bırakmıştır. Hayvansal yağları karsısına alan bu yeni akıma katılmadan önce, acaba kaçımız yağları A’dan Z’ye tanıyor?

    Yağlar, suda çözünme özelliği olmayan organik bileşiklerdir. Yağların yapıtaşları, yağ asitleri olarak bilinen ve karbon ile hidrojen atomlarının birbirlerine bağlı olarak bulunduğu çeşitli uzunluklardaki zincir yapılardır. Vücudumuzdaki depo yağlarının ve yediğimiz yiyeceklerdeki yağların büyük bir çoğunluğu, trigliserit denilen ve üç yağ asidi zincirinin, bir gliserol molekülüne bağlanması suretiyle oluşmuş yapılardan meydana gelmiştir. Yağ asitleri, aslında birden fazla şekilde sınıflansa da, konumuzla olan ilgisi dolayısıyla burada sadece onları doymuşluk derecelerine göre sınıflayacağız:

    Doymuş: Bir yağ asidinin bütün karbon atomu bağları bir hidrojen atomu ile esleşmiş ise bunlara doymuş ya da sature yağ asitleri denilir (1,2). Oldukça dayanıklı yapılardır çünkü karbon bağlarının hepsi hidrojen ile dolmuştur. Bu demektir ki doymuş yağ asitleri kolay kolay bozulmazlar. Yüksek sıcaklıklara kadar ısıtıldıklarında bile yapılarını büyük oranda muhafaza edebilirler. Oda sıcaklığında kati ya da yari kati haldedirler ve çoğunlukla hayvansal yağlarda (kuyruk yağı, tereyağı, kaymak vs.) ve tropikal yağlarda (hindistan cevizi yağı) bulunurlar. Margarinler ise bitkisel olmalarına rağmen cifte bağları hidrojen ile doyurulduğu için doymuş yağ asidi sınıfına girerler (2). Ayrıca vücudumuz bu yağ asitlerini karbonhidratları kullanarak yapabilmektedir.

    Tekli Doymamış: Tekli doymamış ya da diğer adıyla monoansature yağ asitleri, yapılarındaki iki karbon atomunun birbirine çiftli bağ ile bağlı olmasından dolayı iki hidrojen atomu açığı bulunan yağ asitleridir (1,2). Vücudumuz bu yağ asitlerini doymuş yağ asitlerini kullanarak yapar ve çeşitli görevlerde kullanır. Bu yağ asitlerinin kimyasal yapısında, çift bağın olduğu noktada bir bükülme oluştuğu için bu onların kolayca bir araya gelememelerine ve oda sıcaklığında sıvı halde bulunmalarına sebep olur. Buna rağmen doymuş yağlar kadar olmasa da dayanıklıdırlar. Yiyecek maddelerinde en çok bulunan turu oleik asittir ve zeytin yagi, badem yağı, fıstık yağı ve avokado bitkisinin yağında bulunur.

    Çoklu Doymamış: Çoklu doymamış (poliansature) yağ asitleri, yapılarında iki ya da daha fazla çift bağ bulunan, dolayısıyla dört ya da daha fazla hidrojen atomu açığı olan yağ asitleridir (1,2). En çok bilinen iki örneği, iki çift bağı bulunan linoleik asit (Omega-6 olarak da bilinir) ile üç çift bağı bulunan linoleik asit (Omega-3 olarak da bilinir) tir. Vücudumuz, bu yağ asitlerini oluşturamadığı için Omega–6 ve Omega–3 yağ asitleri “esansiyel” olarak adlandırılır. Esansiyel yağ asitleri, yediğimiz besinlerden sağlanmalıdır. Yapılarındaki çiftli bağlar sebebiyle kolayca bir araya gelemezler ve sıvı/akışkan haldedirler. Çift bağların çokluğu nedeniyle orbitlerinde esleşmemiş elektronlar bulunur ve bu nedenle ısıya ve ışığa karsı oldukça dayanıksızdırlar. Omega–6 yağlarına örnek olarak mısırözü, ayçiçeği, pamuk ve soya fasulyesi yağı, Omega–3 yağlarına ise keten tohumu yağı, kabak çekirdeği, koyu yeşil sebzeler, ceviz, yumurta sarısı ve balık gösterilebilir.

    Doğadaki bütün yağlar, gerek hayvansal, gerekse bitkisel kökenli olsun, tek bir tur yağ asidinden oluşmaz ve doymuş, tekli doymamış, çoklu doymamış linoleik ve çoklu doymamış linolenik yağ asitlerinin bir kombinasyonundan oluşmuşlardır. Genellikle tereyağı, kaymak, iç yağı, kuyruk yağı vb. hayvansal kaynaklı yağlar yüzde 40–60 oranında doymuş yağ içerirler ve bu nedenle oda sıcaklığında kati haldedirler. Kuzey iklimlerindeki bitkisel yağlar çoğunlukla çoklu doymamış yağ asitleri içerirler ve oda sıcaklığında sıvıdırlar. Ancak tropikal ülkelerdeki bitkisel kökenli yağlar %92’ye varan oranlarda doymuş yağ içerirler. Bunun sebebi, doymuşluk derecesi artan bitki yağlarının, bitkinin yapraklarını sertleştirebilmesi ve onları aşırı sıcağa karşı koruyabilmesi içindir.