Etiket: mesane

  • Ekojenite Artışı Nedir ve Hangi Hastalıklarla İlişkilidir?

    Ekojenite Artışı Nedir ve Hangi Hastalıklarla İlişkilidir?

    Ekojenite artışı, görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılan muayenelerde vücut dokularında normalden daha yüksek yoğunlukta yansıyan bölümlerin varlığıdır. Bu durum, genellikle organlarda ya da dokularda meydana gelen anormalliklerin bir işareti olarak kabul edilir. Bu makalede, ekojenite artışının tanımı, nedenleri ve hangi hastalıklarla ilişkili olduğu hakkında bilgi verilecektir.

    Ekojenite Nedir?

    Ekojenite artışı, ultrason (USG) gibi görüntüleme teknikleriyle yapılan muayenelerde, vücut dokularında normalden daha yüksek yoğunlukta yansıyan (yani daha parlak) bölümlerin varlığıdır. Bu durum, genellikle organlarda ya da dokularda meydana gelen anormalliklerin bir işareti olarak kabul edilir. Ekojenite artışı, birçok farklı sebebe bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bunlar arasında inflamasyon, enfeksiyon, tümör, yaralanma ya da dejeneratif değişiklikler sayılabilir.

    Böbrekte ekojenite nedir?

    Böbrekte ekojenite, ultrason görüntüleme sırasında böbrek dokusunun yoğunluğunu gösteren bir terimdir. Normal olarak, böbrek dokusu ultrason sırasında hafifçe ekojeniktir ve ses dalgaları tarafından yansıtılan yoğunluğu düşüktür. Ancak, bazı durumlarda böbrek dokusu daha yüksek yoğunluğa sahip olabilir ve daha ekojen görünebilir. Buna “böbrekte ekojenite artışı” denir.

    Böbrekte ekojenite artışı, birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Bunlar arasında böbrek enfeksiyonları, böbrek taşları, böbrek iltihabı, böbrek yetmezliği, polikistik böbrek hastalığı, diyabet, hipertansiyon, ilaç toksisitesi ve daha pek çok faktör yer alabilir.

    Bazı durumlarda, böbrekteki ekojenite artışı, yalnızca bir geçici durum olabilir ve ciddi bir sağlık sorunu göstermeyebilir. Ancak, bazı durumlarda, ekojenite artışı ciddi bir sağlık sorununun belirtisi olabilir ve tedavi edilmesi gerekebilir.

    Böbrekte ekojenite artışı olan kişilerde genellikle belirtiler olmaz. Ancak, bazı durumlarda idrar yolu enfeksiyonları, ağrı, ateş ve idrar yaparken yanma gibi semptomlar görülebilir. Bu belirtiler varsa, bir doktora danışmak önemlidir.

    Böbrekte ekojenite artışının nedeni, altta yatan hastalığa bağlı olarak değişebilir. Tedavi, altta yatan nedenin türüne ve ciddiyetine göre değişebilir. Bazen, sadece yaşam tarzı değişiklikleri, diyet ve egzersiz önerilirken, bazen ilaç tedavisi, diyaliz veya böbrek nakli gerekebilir.

    Memede ekojenite nedir?

    Memede ekojenite, meme dokusunun ultrason görüntüleme sırasında ne kadar yoğun olduğunu gösteren bir terimdir. Normal olarak, memenin dokusu ultrason sırasında hafif ekojeniktir ve ses dalgaları tarafından yansıtılan yoğunluğu düşüktür. Ancak, bazı durumlarda meme dokusu daha yüksek yoğunluğa sahip olabilir ve daha ekojen görünebilir. Bu duruma “memede ekojenite artışı” denir.

    Memede ekojenite artışı
    Memede ekojenite artışı

    Memede ekojenite artışı, birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Bunlar arasında kistler, fibroadenomlar, enfeksiyonlar, süt kanallarındaki tıkanmalar, kanser ve diğer hastalıklar yer alabilir.

    Bir mamografi, ultrason veya manyetik rezonans görüntüleme (MRI) testi sırasında memede ekojenite artışı tespit edildiğinde, genellikle daha fazla test yapılması gereklidir. Bu testlerin amacı, ekojenite artışının nedenini belirlemek ve kanser gibi ciddi bir hastalığın varlığını tespit etmek için yapılmaktadır.

    Memede ekojenite artışı olan kadınlar genellikle semptomlar göstermezler. Ancak, bazı durumlarda memede ağrı, hassasiyet veya şişlik gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtiler varsa, bir doktora danışmak önemlidir.

    Tedavi, memede ekojenite artışının nedenine bağlı olarak değişebilir. Kistler veya fibroadenomlar gibi iyi huylu kitleler genellikle izlemek için takip edilir, ancak bazen cerrahi müdahale gerekebilir. Kanser gibi ciddi hastalıkların varlığında ise, tedavi kemoterapi, radyasyon terapisi veya cerrahi müdahale gibi yöntemlerle gerçekleştirilir.

    oku: Meme cerrahi yada anlayan birileri var mı?

    Mesanede ekojenite nedir?

    Mesanede ekojenite, mesane dokusunun ultrasonografi testi sırasında görüntülenen yoğunluğunu ifade eder. Normalde, mesane dokusu hafif ekojeniktir ve ses dalgalarının dokudan yansıtılması sırasında az yoğunlukta yansır. Ancak, bazı durumlarda mesane dokusu daha yüksek yoğunluğa sahip olabilir ve daha ekojen görünebilir.

    Mesanede ekojenite artışı, birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. En yaygın nedenler arasında mesane iltihabı (sistit), mesanede taş veya tümörler, mesane duvarındaki kalınlaşma ve mesane boynu darlığı yer alır.

    Ekojenite artışı, genellikle ultrasonografi testi sırasında tesadüfen keşfedilir. Bununla birlikte, semptomlara bağlı olarak da teşhis edilebilir. Mesane iltihabı gibi durumlarda idrarda yanma, sık idrara çıkma, ağrı ve kanama gibi semptomlar görülebilir. Mesanede tümör veya taş varlığı gibi durumlarda ise sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma hissi, ağrı, kanlı idrar ve idrar yaparken zorlanma gibi semptomlar gözlemlenebilir.

    Tedavi, mesanede ekojenite artışının nedenine bağlıdır. Mesane iltihabı genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Mesane taşı varlığı durumunda, küçük taşlar sıklıkla doğal olarak atılırken büyük taşlar cerrahi müdahale gerektirebilir. Mesane duvarında kalınlaşma veya mesane boynu darlığı durumunda ise, endoskopik işlemler veya cerrahi müdahale gerekebilir.

    Ekojenite Nedenleri

    Ekojenite artışı, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenler arasında enfeksiyonlar, inflamasyonlar, tümörler, yaralanmalar, kanamalar, yağ birikmesi, toksik madde birikmesi, dejeneratif değişiklikler gibi faktörler sayılabilir.

    Enfeksiyonlar: Vücutta meydana gelen enfeksiyonlar, özellikle de karaciğer ve böbreklerdeki enfeksiyonlar, ekojenite artışına neden olabilir.

    Inflamasyonlar: Organlarda veya dokularda meydana gelen inflamasyonlar, ekojenite artışının en yaygın nedenlerinden biridir. Özellikle pankreas, safra kesesi ve karaciğerde meydana gelen inflamasyonlar, ekojenite artışına neden olabilir.

    Tümörler: Tümörler, vücut dokularında anormal hücre büyümesi sonucu oluşurlar. Tümörler, ekojenite artışına neden olabilir ve sıklıkla tiroid bezinde, karaciğerde, böbreklerde ve pankreasta görülürler.

    Yaralanmalar: Yaralanmalar, vücut dokularında hasara neden olabilir ve bu da ekojenite artışına yol açabilir. Özellikle karaciğer ve dalakta görülen yaralanmalar, ekojenite artışına neden olabilir.

    Kanamalar: Vücuttaki kanamalar, ekojenite artışına neden olabilir. Özellikle karaciğerde ve dalakta meydana gelen kanamalar, ekojenite artışının en yaygın görülen nedenlerindendir.

    Yağ birikmesi: Karaciğerde yağ birikmesi, ekojenite artışına neden olabilir. Bu durum, yağlı karaciğer hastalığı olarak bilinir ve genellikle aşırı alkol tüketimi veya obezite gibi faktörlere bağlı olarak gelişir.

    Toksik madde birikmesi: Bazı toksik maddeler, vücutta birikerek ekojenite artışına neden olabilir. Özellikle böbreklerde görülen toksik madde birikimi, böbreklerin normal fonksiyonlarını etkileyerek ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

    Dejeneratif değişiklikler: Yaşlanma süreciyle birlikte, bazı organlarda veya dokularda dejeneratif değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler, ekojenite artışına neden olabilir ve özellikle karaciğer ve böbreklerde görülür.

    Son ultrasonda artan parankimal ekojenite: Bu ne anlama geliyor?

    Elde edilen son ultrason sonucunda artan parankimal ekojenite, birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Parankimal ekojenite, ultrason sırasında organlarda yansıyan ses dalgalarının yoğunluğunu gösteren bir terimdir. Bu yoğunluğun artması, organların dokularında bir değişiklik olduğunu gösterir.

    Parankimal ekojenite artışı, birçok farklı hastalığın belirtisi olabilir. Bu hastalıklar arasında yağlı karaciğer hastalığı, safra kesesi hastalıkları, pankreas hastalıkları, böbrek hastalıkları, kalp hastalıkları, kanserler ve enfeksiyonlar yer alır.

    Yağlı karaciğer hastalığı, karaciğerdeki yağ birikiminden kaynaklanır ve karaciğer fonksiyonlarının düzgün çalışmasını engeller. Safra kesesi hastalıkları, safra taşları veya safra kesesi iltihaplanması gibi problemlerden kaynaklanabilir. Pankreas hastalıkları, pankreatit veya pankreas kanseri gibi durumlardan kaynaklanabilir. Böbrek hastalıkları, böbrek enfeksiyonları veya böbrek taşları gibi problemlerden kaynaklanabilir. Kalp hastalıkları, kalp yetmezliği veya kalp kası hastalığı gibi problemlerden kaynaklanabilir. Kanserler, özellikle karaciğer kanseri, böbrek kanseri, pankreas kanseri ve tiroid kanseri gibi kanser türleri, parankimal ekojenite artışına neden olabilir. Enfeksiyonlar, özellikle böbrek enfeksiyonları, parankimal ekojenite artışına neden olabilir.

    Parankimal ekojenite artışı, altta yatan hastalığın tedavisine bağlı olarak düzeltilebilir. Yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi veya ameliyat gibi tedaviler uygulanabilir. Hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi, parankimal ekojenite artışının ilerlemesini engelleyebilir ve daha ciddi sağlık sorunlarının önlenmesine yardımcı olabilir.

    Hangi Hastalıklarla İlişkilidir?

    Ekojenite artışı, birçok farklı hastalıkla ilişkilidir. Bu hastalıklar arasında tiroid hastalıkları, karaciğer hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, böbrek hastalıkları, pankreas hastalıkları, kalp hastalıkları, kanserler ve enfeksiyonlar sayılabilir.

    Tiroid hastalıkları: Tiroid bezinde meydana gelen anormal hücre büyümesi veya tiroid hormonlarının normal düzeylerin altında olması, ekojenite artışına neden olabilir.

    Karaciğer hastalıkları: Karaciğerde meydana gelen hastalıklar, özellikle yağlı karaciğer hastalığı, ekojenite artışına neden olabilir.

    Safra kesesi hastalıkları: Safra kesesi taşları veya safra yolu tıkanıklığı gibi safra kesesi hastalıkları, ekojenite artışına neden olabilir.

    Böbrek hastalıkları: Böbreklerdeki dejeneratif değişiklikler, böbrek enfeksiyonları veya böbrek taşları, ekojenite artışına neden olabilir.

    Pankreas hastalıkları: Pankreas kanseri veya kronik pankreatit gibi pankreas hastalıkları, ekojenite artışına neden olabilir.

    Kalp hastalıkları: Kalp yetmezliği veya kalp kası hastalıkları, karaciğerde kanın birikmesine neden olabilir ve ekojenite artışına yol açabilir.

    Kanserler: Bazı kanser türleri, ekojenite artışına neden olabilir. Özellikle karaciğer kanseri, böbrek kanseri, pankreas kanseri ve tiroid kanseri gibi kanser türleri bu duruma yol açabilir.

    Enfeksiyonlar: Bazı enfeksiyonlar, özellikle böbrek enfeksiyonları, ekojenite artışına neden olabilir.

    Oku: Hiperekojen ekojenik bağırsak Tıklayın!

    Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

    Ekojenite artışı, altta yatan hastalığın tedavisine bağlı olarak düzeltilebilir. Örneğin, yağlı karaciğer hastalığına bağlı ekojenite artışı, alkol tüketiminin azaltılması ve kilo verme gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle düzeltilebilir. Safra kesesi taşlarına bağlı ekojenite artışı ise safra kesesi ameliyatıyla tedavi edilebilir.

    Böbrek hastalıklarına bağlı ekojenite artışı, böbrek fonksiyonlarının iyileştirilmesi veya enfeksiyonların tedavisiyle düzeltilebilir. Kalp yetmezliği veya kalp kası hastalığına bağlı ekojenite artışı ise kalp hastalıklarının tedavisiyle düzeltilebilir.

    Kanserler, özellikle erken teşhis edildiğinde, cerrahi müdahale, kemoterapi veya radyoterapi gibi tedavilerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Ancak ilerlemiş kanserlerde, ekojenite artışı genellikle kalıcı olabilir.

    Sonuç Olarak,

    Ekojenite artışı, birçok farklı hastalığın belirtisi olabilir ve altta yatan hastalığın tedavisine bağlı olarak düzeltilebilir. Hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi, ekojenite artışının ilerlemesini engelleyebilir ve daha ciddi sağlık sorunlarının önlenmesine yardımcı olabilir. Bu nedenle, herhangi bir ekojenite artışı belirtisi gösteren kişilerin bir doktora danışması önerilir.

  • Tatilcileri bekleyen gizli tehlike: Havuz sistiti

    Tatilcileri bekleyen gizli tehlike: Havuz sistiti

    Sağlık için gerekli şartlara sahip olmayan havuzlar ve kimi zaman da deniz suyu idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Havuz enfeksiyonları arasında en sık rastlanan şikâyet ise ‘havuz sistiti’ olarak gösteriliyor.

    Medicana Samsun Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Ahmet Gençbay tatilcilere önemli uyarılarda bulundu.

    Sistit nedir?
    Sistit; mesanenin (idrar kesesi) iltihaplanmasıdır. Anatomik olarak erkeklerden farklı olmalarından dolayı kadınlarda daha sık görülen sistit, ihmal edildiği takdirde kronikleşebilir ve üriner sistemde (mesane ve böbreklerde) kalıcı hasara neden olabilir.

    Bakteriyel sistitler genellikle 20-40 yaşları arasındaki genç kadınlarda daha sık görülür. Her 5 kadından biri, yaşamının herhangi bir döneminde en az bir kez sistit geçirmektedir. Kadınlarda sistitin daha fazla görülmesinin en sık sebebi üretranın daha kısa olmasıdır. Sistitin en sık görülen etkeni, vakaların yüzde 85’inden sorumlu olan Koli basilidir. Normalde bu bakteriler kalın bağırsakta bol miktarda bulunurlar. Bazı risk faktörlerinin varlığında bu bakteriler mesaneye ulaşarak sistite neden olurlar.

    Sistite neden olan risk faktörleri nelerdir?
    Kötü genital temizlik
    İdrar akımının engellendiği durumlar (üriner sistemde taş, tümör veya sonda gibi yabancı cisim bulunması)
    Nörolojik olarak mesanenin boşalamaması
    Şeker hastalığı
    Hamilelik
    Yaşlılık
    Düzensiz cinsel ilişki ( sistit yeni evlilerde daha sık görülür ki, buna ‘balayı sistiti’ denir )
    Menopoz dönemi
    Erkeklerde prostat ve üretra hastalıkları

    Sistitin belirtileri nelerdir?
    Dizüri (idrar yaparken yanma, sızı, ağrı)
    Pollaküri (sık idrara çıkma) ve az idrar yapma
    Acil idrar yapma hissi
    Tam boşalamama hissi
    Kötü kokulu ve bulanık idrar
    Disparoni (cinsel ilişki sırasında ağrı duyulması)
    Kasıklarda ve göbek altında ağrı olması
    Hematüri (idrarda kan olması)

    Sistitin tanısı nasıl konur?
    Sistitin tanısında en önemli bulgu anamnezdir. Hastaların çoğunda yukarıda bahsedilen şikayetlerden birçoğu vardır. Bu şikayetlerle gelen bir hastaya ilk yapılacak tetkik, idrarın mikroskobik incelenmesidir. Sistitli bir hastanın idrarında alyuvarlar, akyuvarlar ve bakteriler görülmelidir. Enfeksiyona neden olan bakteriyi tanımlayabilmek için de idrar kültürü gerekebilir. Sistite sebep olan birincil bir hastalık düşünülüyorsa hastaya üriner ultrason, İVP (ilaçlı böbrek filmi) ve sistiskopi (ışıklı bir aletle mesaneye bakma işlemi) de yapılabilir. Sistit ve altta yatan neden tedavi edilmezse, kronikleşebilir ve hastayı zayıf ve bitkin bırakabilir.

    Sistit nasıl tedavi edilmelidir?
    Bakteriyel bir hastalık olduğundan dolayı tedavide antibiyotikler kullanılmalıdır. Kültür sonuçları çıkana kadar tedaviye gram negatif basillere etkili ilaçlarla başlanmalıdır. Daha sonra tedavi kültüre göre düzenlenmelidir.

    Sistitten korunmak için neler yapılmalıdır?
    Günlük su alımı en az 2 litre olmalıdır. Su, bakterilerin mesaneye tutunmasını engeller ve dışarı atılmasını sağlar.

    Kahve, koyu çay, alkol gibi içecekler ve acılı baharatlı yiyecekler en aza indirilmelidir. Bunların mesane üzerinde uyarıcı etkileri vardır.

    Mümkün olabildiği kadar sık idrara çıkılmalıdır. İdrarı tutmak mesanedeki bakterilerin mesane duvarına yapışmasını ve enfeksiyon oluşmasını kolaylaştırır.

    Tuvaletten sonraki temizlik doğru olmalıdır. Temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır. Böylece bakterileri idrar kanalına doğru taşımamış olursunuz. Sadece kağıtla silinmek yeterli değildir. Anal bölge mutlaka bol suyla yıkanmalıdır. Ancak aşırı hijyen takıntısı normal vajinal florayı bozabileceğinden dikkatli olunmalıdır.

    Vajinal deodorant, parfümlü sabun, pudra kullanımı idrar kanalını tahriş edebileceğinden bu tür ürünler kullanılmamalıdır.

    İç çamaşırı tercihi doğru yapılmalıdır. Sıkı, dar pantolonlar ve naylonlu iç çamaşırları giymeyin. Bahsedilen giysiler genital bölgenin nemlilik oranını artırarak bakterilerin üremesini kolaylaştırır.

    Pamuklu iç çamaşırları tercih edilmeli ve her gün değiştirilmelidir.

    Cinsel ilişkiden sonraki erken dönemde idrara çıkılmalıdır. Bu durum bakterilerin yayılmasını önlemektedir.

    Menopoz sonrası dönemde östrojen kremleri kullanılmalıdır.

    Özellikle yaz aylarında havuz sistitine dikkat edilmelidir. Kalabalık ve kirli havuzlara girmekten kaçınılmalıdır.

  • Balayı sistiti cinsel hayatınızı etkilemesin

    Balayı sistiti cinsel hayatınızı etkilemesin

    Yaz aylarının gelmesi ile birlikte düğünlerin artması yeni evli çiftlerde sıkça görülen bir sağlık problemi olan balayı sistitinin de artmasına sebep oldu. Yeni evli çiftlerin ilerleyen cinsel yaşamlarıyla ilgili süreçlerde belirleyici etkisi olan balayı sistiti konusunda, Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) yeni bir basın açıklaması yaptı. Toplumsal çalışmaları ve basın açıklamalarıyla ülkemizde gündem yaratan CİSED’in basın açıklamasından işte çok çarpıcı başlıklar:

    İlk cinsel ilişki öncesi veya hemen sonrasında idrar yapın
    Yeni evli çiftlerin yaşamında her zaman keyifle ve güzelliklerle anılacak bir gün olan balayının, idrar kanalı enfeksiyonu olan sistit nedeniyle çileye dönüşebileceğine dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “Balayı sistiti; ilk cinsel ilişkilerini evlilik sonrası balayında yaşayan bayanlarda uzun ilişki süreleri ile birlikte vajinanın hemen önünde ona bitişik olarak yer alan, üretra olarak da bilinen dış idrar yolunun tahriş olmasıyla ortaya çıkar. Ülkemizde evlilik öncesi cinsel ilişkinin genellikle özgürce yaşanamaması nedeniyle, yeni evli çiftler evlilikle birlikte ilk defa yaşayacakları cinselliği balayı olarak tanımlanan ilk günlerinde hem sayı olarak fazla, hem de süre olarak uzun yaşamaktadırlar. Bunun doğrultusunda da yaşanılan aşırı cinsellik sürtünmeye ve dolayısıyla da üretrada tahrişe neden olabilmektedir. Cinsel ilişki ile zaten tahriş olmuş olan idrar kanalı da bakterilerin kolayca yerleşip üreyebilecekleri uygun ortamı hazırlamaktadır. Yani balayında yapılan aşırı seks balayı sistitine sebep olabiliyor. Bu duruma, bir de yaz aylarında balayı için gidilen mekânların yeterince sağlıklı olmaması da eklenince balayı sistiti kaçınılmaz olmaktadır. Balayı sistitinin en sık görülen belirtileri ise; idrar yaparken yanma ve acıma hissi, sık ve ani idrara çıkma ihtiyacı, bulanık ve bazen pembemsi idrar rengi, karnın alt bölgesinde ağrı hissidir. Bu belirtilerin oluşması ilk olarak balayı sistitini akla getirmeli ve cinsel ilişkiye ara verilerek bir uzmana danışılmalıdır. Çünkü var olan enfeksiyonlar ile yaşanılacak bir cinsel deneyim cinsel ilişkiyi acılı hale getirebilmektedir. Bu durum ilk cinsel tecrübesini yaşamış olan kadının, çok şiddetli ağrılarla yüz yüze gelmesine sebep olmakla birlikte kadının cinsellikten uzaklaşmasına veya soğumasına da neden olabilmektedir. İlk cinsel deneyimini yaşayacak olan genç kadın, ilk geceye yönelik acıma-kanama gibi zaten var olan korkularını haklı çıkarmaya meyilli olmakta ve yaşanılan sistit nedeniyle cinselliğin acılı olduğu ve hep böyle devam edeceği yönünde bir kanıya saplanabilmektedir. İlk ilişkileri şiddetli bir ağrı ile yaşamak, sonraki ilişkilerinde de bu şekilde bir cinsel yaşama sahip olunacağı endişesine yönelik duygular ve hep ağrı olacağına dair korku nedeniyle cinsel ilişki sırasında vajen kuru kalabilir, yeterince zevk alınamayabilir. Tedavi edilmeyen ve ciddiye alınmayan balayı sistiti ileride cinsel isteksizliğe ve disparoni adı verilen cinsel ağrı bozukluğuna zemin hazırlayabilir. Bu nedenle balayı sistiti olasılığını azaltmak için cinsel ilişki öncesi ve hemen sonrasında idrar yapılmaya çalışılarak idrar kanalında var olabilen ya da cinsel ilişkiyle idrar kanalına doğru zorlanan bakterilerin dışarı doğru yıkanıp atılması sağlanabilir. Bunun için de bol sıvı içmek faydalı olacaktır. Cinsel yaşamı yeni başlayan kadının vajen ıslaklığını sağlaması çok kolay değildir. Vajen ıslaklığı için bazı kremler kullanılabilir. Çünkü kuru ilişki de, enfeksiyona neden olabilen etkenlerden biridir. Su bazlı kayganlaştırıcılar kullanılarak olası idrar kanalı tahrişi engellenebilir ve böylece balayı sistiti riski azaltılabilir. Tüm bu önlemlere rağmen balayı sistiti yine de olabilir, bu durum halinde bir uzmana danışmak ve tedavi önerilerine uymak, iyileşmek ve sonraki cinsel yaşam sağlığı için çok önemlidir.” dedi.
    Evlenmeden önce cinsel danışmanlık ve rehberlik hizmetleri alınmalı
    Evlilik ve balayı öncesi cinsel eğitim ve danışmanlık almanın, ilk cinsel deneyimlerde oluşabilecek sıkıntıları ve bunların getirebileceği cinsel problemleri ortadan kaldırabileceğine dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri ve CİSED Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Psikolog Serap Güngör; “Cinsellikle ilgili korkuların ve soğukluğun atılması noktasında kişinin temel cinsel eğitiminin olması çok önemlidir. Kişi eğer gerekli olan cinsel eğitime önceden sahipse karşılaşılan sorunları daha kolay ve kısa zamanda atlatabilir. Ama kişi eğitimsizse korkmaya devam edebilir ve var olan cinsel sorunları bir hayat boyu devam edebilir. İşte tam da bu sebeplerden dolayı, evlenmeden önce çiftlerin mutlaka cinsel bilgi düzeylerini artırıcı cinsel danışmanlık ve rehberlik hizmetleri almaları önemlidir. Alınan cinsel danışmanlık ve rehberlik hizmetleriyle çiftler; cinsellikle ilgili kaygı ve endişelerini giderebilirler, cinsel mitlerini ortadan kaldırabilirler, bedenlerini ve haz noktalarının keşfedebilirler, evlilik sürecinde ihtiyaç duyacakları doğru bilgi ve materyalleri elde edebilirler. Buna ek olarak, karşılaşılabilecek olası cinsel sorunlarla ilgili daha bilinçli çözüm yolları bulabilmeleri açısından da bir cinsel danışmana başvurmak çok önemlidir. Ayrıca bütün bu durumlara ilaveten çiftlerde herhangi bir cinsel hastalığın bulunup bulunmadığının araştırılması ve fiziksel muayene sürecinden geçmeleri de çok önemlidir. Yani yeni evlenecek olan çiftlerin anatomik yapılarının cinsel yaşamlarıyla uyumlu olup olmayacağı tespit edilmelidir.” dedi.