Etiket: kış hastalığı

  • Kışı sağlıklı geçirmek için…

    Kışı sağlıklı geçirmek için…

    Prof. Dr. Çağatay Öktenli sağlıklı bir kış geçirmemiz için önerilerde bulundu.

    Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Check-Up Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli sağlıklı bir kış geçirmemiz için önerilerde bulundu.

    Mümkün olduğunca aktif olun

    Çok soğuk havalardan korunmayla önerileriniz nelerdir?

    Evlerin ısısının sağlanması ve korunması çok önemlidir. Kapı ve pencereleri ısı kaybını önleyecek şekilde sıkıca kapatmak gerekir, ısı izolasyonu şarttır. Sıcak yiyecek ve içecekler tüketmek ısı dengesinin sağlanması için yararlı olacaktır. Mümkün olduğu kadar aktif olunmalıdır. Günlük hava durumu takip edilmelidir. Ayrıca dışarda iken titreme hissediyorsanız vücudunuzdan ısı kaybı oluyordur, hemen sıcak kapalı bir mekana gitmek gerekir. Soğuk ve soluk bir cilt, kendinizi çok halsiz ve uykulu hissediyorsanız, yürümede zorluk ve nefes darlığı oluyorsa ve kalp hızınız çok azaldı ise vücut ısınız düşmeye başlamış olabilir. Hemen sıcak bir ortama gitmek gerekir.Evin ısısını dengeleyin

    Kış aylarında evin ısısı nasıl olmalıdır?

    Gün içinde kullanılan tüm odalar ısıtılmalıdır. Dışarıya çıkıldığında ısıtıcı düşük ayarlarda çalıştırılarak evin çok soğuması önlenmiş olur, böylece ev ısınıncaya kadar geçecek zamanda üşünmemiş olunur. Evin ısısı, oturma odasında 21°C ve evin diğer bölümlerinde en az 16°C civarında olmalıdır. Yatarken oturma odasının ısısı azaltılabilir. Yatmadan önce yatak odası ısıtılmalıdır. Gece boyunca yatak odasının ısısının 18°C’nin altına düşmemesine dikkat edilmelidir. Eğer soba benzeri bir ısıtıcı kullanılıyorsa gece kapı ya da pencereyi bir miktar açarak havalandırmayı ihmal etmemek gerekir. Eğer elektrikli battaniye kullanılıyorsa, elektrik kapalı bile olsa asla sıcak su termoforlarını yatağınıza almayınız. Termostat kontrolü olmayan elektrikli battaniyelerin fişi yatmadan önce mutlaka çekilmelidir. Elektrikli battaniyelerin yıllık elektrik tesisatı kontrolleri ihmal edilmemelidir.

    Kışın en sık görülen alt ve üst solunum yolu problemlerinden korunmak için neler yapılabilir?

    Soğuğun vücut direncini düşürmesi, kapalı yerlerde uzun süre kalınması ve buraların iyi havalandırılmaması, sigara dumanı, yetersiz-dengesiz beslenme gibi nedenlerle kışın artış gösteren üst solunum yolu enfeksiyonları yaşlılar için önemli bir problemdir. Soba veya elektrikli ısıtıcılar oda havasını kurutarak inatçı bir öksürüğe neden olabilirler. Özellikle geceleri artan kuru öksürük yaşlının uyku kalitesini bozar ve yorar. Soba üzerinde sürekli kaynayan bir çaydanlık veya kalorifer üzerine konan su dolu kaplar ile oda havası nemlendirilebilir. Ortamı sık sık havalandırmak yararlı olabilir.

    Grip, yaşlıların yaklaşık % 15’inde, hastaneye yatış gerektirecek kadar ciddi sağlık problemlerine hatta ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle özellikle 65 yaş üzerinde ve şeker veya böbrek hastalığı olanlar yüksek risk altındadır. Korunabilmek adına, düzenli olarak eller yıkanmalıdır. Böylece, kapı kolları ve ışık düğmeleri gibi diğer insanların da kullandığı yüzeylerden ellerinize bulaşan mikropları yok etmiş olursunuz. Soğuk algınlığı geçiren bir misafirinizin kullandığı bardak, havlu vb. gibi eşyalar temizlemeden kullanılmamalıdır. Eğer soğuk algınlığı geçiriyorsanız, kendi kendinizi tekrar enfekte etmemek için kumaş mendil yerine tek kullanımlık kağıt mendiller tercih edin. Grip aşısı gripten korunmanın en iyi yoludur. Yıllık tekrarlanması gerekir. Grip aşısı için en uygun mevsim Sonbaharda Eylül ile Kasım ayları arasıdır.

    Kışın görülebilen diğer sağlık problemleri nelerdir? Nasıl korunabiliriz?

    Kalp krizleri kışın yaygın olarak görülür. Aşırı soğuk kan basıncımızı artırarak kalbimizin yükünü artırır. Kalbimiz soğukta vücut ısımızı korumak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu nedenle evimizin ısısının yeterli olması gerekir. Dışarı çıktığımızda da sıkı giyinmek, sapka, atkı ve eldiven takmak çok önemlidir. Kar kürümek gibi zorlayıcı aktiviteler zaten soğukta üzerinde büyük bir yük bulunan kalbimizin daha da yorulmasına neden olacaktır. Bunun dışında, tüm mevsimlerde görülebilmesine rağmen kışın daha yaygın olan nörovirus sindirim sistemimizi etkileyen viral bir hastalık etkenidir. Bulantı, kusma ve ishal yapar. Bol sıvı ve mineral almak gerekir, bu sağlanamıyorsa serum tedavisi için bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte bir çok artritli kişinin eklem ağrıları kışın daha fazla olmaktadır. Soğuk havanın eklem iltihabını artırdığına dair bir kanıt yoktur, sadece eklem ağrısı ve eklem sertliği gibi şikayetler artmaktadır. Buna kışın depresif yakınmaların artması neden olur ki sadece eklem şikayetleri değil bir çok tıbbi durum kışın daha fazla şikayetle ortaya çıkmaktadır. Günlük düzenli egzersiz kişinin mental ve fiziksel durumunu güçlendirir. Eklem şikayetleri için özellikle yüzme çok yararlıdır.

    Cilt kuruluğu yaşlıların çoğunun ortak sorunudur ve kışın daha da kötüleşir. Soğuk ve kuru hava, ortamın neminin az olması, klima cihazları kuruluğu artıran faktörlerdir. Kuruluk bacaklarda daha fazla olmak üzere ellerin üzerinde, kollarda ve gövdede görülür. Kaşıntı ile birlikte, bu bölgelerde cilt kuru, kepekli ve çatlak görünümdedir. Kış boyunca nemlendirici kullanımı gerekebilir. Popüler nemlendirici kremler ve losyonlar bilinenin aksine ciltten emilmezler. Bunun yerine ciltten buharlaşarak nem kaybını engelleyerek cildin doğal nemini koruyarak etki gösterirler. Nemlendiricileri uygulamak için en uygun zaman banyo ya da duş sonrası cilt hafif nemli iken ve yatmadan öncedir. Banyoyu ılık su ile almak daha uygundur. Çok sıcak su cildin kuru hissedilmesine neden olur ve kaşıntılara neden olabilir. Sıcak su aynı zamanda saçlarınızı kurutur ve matlaştırır.

     

  • Kışa sıkı hazırlanın

    Kışa sıkı hazırlanın

    Okulların açılmasıyla birlikte kış enfeksiyonları daha kolay yayılacak. Grip ve nezleye karşı; D vitamini takviyesi yapmak, Omega 3 kullanmak, meyve, sebze, tavuk, balık, kırmızı et, tahıl tüketmek ve bol bol su içmek gerekiyor

    Solunum yolları hastalıkları; sonbahar ve kış aylarında, özellikle de okulların açılmasının ardından çok artıyor. Prof. Dr. Yonca Tabak, soğuk havaların ve kapalı ortamların; nezle ve gripten sorumlu mikroplar için uygun yaşam alanı oluşturduğunu belirtiyor.

    BASİT ÖNLEMLER ALIN

    Tabak; özellikle alerjik bünyelerin burun zarında bulunan özel bir molekülün virüsleri tuttuğunu, dolayısıyla alerjik kişilerin hastalanmasının kolay olduğunu söylüyor. Kış gelmeden önce bazı basit önlemler alınarak bağışıklık sistemi güçlendirilebilir. İşte dikkat edilmesi gerekenler:

    MİKROP AŞISI YAPTIRIN

    Yakın zamanda tıp camiasının fikir birliğine vardığı ve kış enfeksiyonlarının sinüzite neden olmadan ilerlemesini azalttığını tespit ettikleri mikrop aşısından yararlanılabilir. Sonbaharda uygulanan mikrop aşısı, özellikle çocukların kışı daha sağlıklı geçirmesini sağlıyor.

    Yeterince güneş görülmeyen kış aylarında; ciltte D vitamini sentezi yetersiz kalır, eksikliğinde enfeksiyonlar daha zor atlatılır. Bu nedenle kış aylarında D vitamini takviyesi şarttır.

    Enfeksiyona karşı direnci artıran bir diğer madde de Omega 3 yağ asitleridir. Balık ve balık yağında bol miktarda bulunan bu madde, kış aylarında çocuklara destek olarak verilmelidir.

    SU EN İYİ BALGAM SÖKTÜRÜCÜ

    Bağışıklık sisteminde dengeli beslenmenin önemi büyüktür. Bol bol meyve-sebze, tavuk, balık, kırmızı et ve tahıllı besinler tüketmek, grip ve nezleden koruyacaktır.
    En iyi balgam söktürücünün su olduğu düşünüldüğünde; özellikle çocuklara meyve suyu yerine bol bol su içirilmelidir.

    UZUN SÜREN AKINTI SİNÜZİT BELİRTİSİDİR

    Sinüzit çocuklarda, yetişkinlerde olduğu gibi baş ağrısıyla kendisini göstermez. Çocukta, sadece burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı görülür. Bu tablonun 10 günden uzun sürmesiyle birlikte de sinüzit teşhisi konulur. Alerjik çocukların kış aylarında çok sık hasta olması; halk arasında enfeksiyonun ‘göğse inmesi’ diye tabir edilen bronşit ataklarını da tetikler.

    ALERJİK NEZLE BURUN TIKANIKLIĞI İLE BAŞLAR

    Alerjik nezle, burun tıkanıklığı ile başlıyor. Hasta olmasa bile burnu tıkalı olan kişi, ağzı açık uyuyor, zaman zaman horluyor. Bu durum burnun içindeki zarda oluşan alerjik ödemden yani şişmeden kaynaklanıyor. Bu tabloya, virüslerle gelişen soğuk algınlığının yarattığı burun tıkanıklığı da eklendiğinde; alerjik kişinin hastalığı atlatması çok zor hale geliyor.

    MİKROP YUVASI

    Nezle, grip ve soğuk algınlığı sırasında burnun iki yanındaki sinüs boşluklarının içinde salgı birikiyor. Burun tıkanıklığının şiddetli yaşandığı alerjik bireylerde bu salgı dışarı atılamıyor. İçeri oksijen girmediği için bu ortam mikropların üremesine ve sinüzite neden oluyor.