Etiket: kiloyu koruma

  • Kiloyu şimdi verin sonsuza kadar koruyun

    Kiloyu şimdi verin sonsuza kadar koruyun

    Siz de ne yapmanız gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmıyor musunuz? Çünkü kendiniz için en doğru, en akıllıca kararı verebileceğinizden eminsiniz, değil mi? Ama bu kez bir istisna yapmaya ne dersiniz? Bu basit ama temel kurallara uyarak bir yandan kilo verip, diğer yandan formunuzu koruyabilirsiniz.

    ✽ Hacmi yükseltin
    Yemek tercihi yaparken yağ ve kalori oranı kadar, su ve hava içeriği ile hacmini de kontrol etmek gerekiyor. Çünkü hacmi yoğun olan gıdalar daha az enerji almaya neden olabiliyor. Yüksek hacimli gıdalar daha az kalori almaya yol açarken, daha hızlı doygunluk hissi yaratabiliyor. Örneğin 100 gram taze üzüm yemek kişiyi aynı miktarda kuru üzüm yemekten daha çok tatmin ediyor, ayrıca çok daha az kalori almaya yardımcı oluyor.

    ✽ Kalori içmeyin
    Araştırmalar, günlük beslenmelerinde şekerli içeceklere yer vermeyen kişilerin, günlük beslenmelerindeki besin miktarını düşürenlerden daha fazla kilo verdiğini gösteriyor. Düşünün bir kere! Yarım saat kan ter içinde egzersiz yaptıktan sonra, üzerine soğuk bir şişe meşrubat içerek yaktığınız bütün kalorileri geri almaya ne gerek var?

    ✽ Uyukladıkça kilo verin
    Güne erken bir saatte başlamak harika bir fikir olabilir. Fakat bir gece önce uykusuz kaldıysanız, erken kalkarak kilo verme çabalarınızı sabote edebileceğinizi biliyor musunuz? Araştırmalar, diyet yaparken kalitesiz uykunun vücuttan yağ yerine daha fazla su, kas ve doku kaybetmeye neden olduğunu gösteriyor. Uykusuzluk ayrıca vücudu strese sokuyor ve var olan yağların depolanmasına yol açıyor. Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise uykusuzluğun, iştahı artıran ghrelin hormonunun salınımını artırdığı… Günde beş saatten az uyuyanların obezite riski, günde altı saat uyuyanlara oranla yüzde 9 artıyor. Bu yüzden yeterince uyuduğunuzdan emin olmak için sabah alarm çalmadan sekiz saat önce yatağa girmeye özen gösterin.
    ✽ Bu ikiliye dikkat edin
    Et, baklagil ve kuru yemişlerde bulunan protein ile tam tahıllı ekmekte bulunan lifler, zayıflamanın ve zayıf kalmanın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Lifler, suyla birlikte şişerek kişide doygunluk hissi yaratıyor. Protein ise vücudunuza sinyal göndererek yediklerinizden tatmin olmanızı sağlıyor. Vücut ise kas üretmek için proteini kullanıyor. Araştırmalara göre protein ve liften zengin beslenenler hem daha kolay kilo veriyor hem de kan şekerinde dalgalanmalar yaşamadıkları için aşırı yeme eğilimine girmiyor. Örnek bir menüde ızgara tavuk, salata ve bir miktar tam tahıllı ekmek en uygun seçenek olarak görülüyor.

    ✽ Haftada en az bir kez sebze yiyin
    Vejetaryenler, beslenme düzeninde ete çokça yer veren kişilerden daha az kilo problemi yaşıyor. Çünkü onlar az miktarda yağa karşın çokça sebze ve meyve tüketiyorlar. Size vejetaryen olun demiyoruz ama hiç değilse hafta bir gün biftek yerine fasulye, peynir yerine humus tüketmeye özen gösterin. Göreceksiniz, bu sayede hem damağınız farklı tatlara alışacak hem de kilo verme hızınız artacak.

    ✽ Yemek dedektifi olun
    Önünüze gelen menü ya da paketli gıda maddelerinin az kalorili olması, onun sizin için ideal olduğu anlamına gelmiyor. Sağlıklı bir restoranda yiyeceğiniz 840 kalorilik bir yemek hafif bir öğün sayılabilirken, daha düşük kalorili ancak yüksek yağ oranı olan bir başka alternatif zararlı olabilir. Bu nedenle öğle yemeğinden önce dersinizi iyi çalışın. Yemek yiyeceğiniz restoranın web sitesine girerek, o öğünde gerçekte kaç kalori alacağınızı hesaplayın.

    ✽ Porsiyonlarınızı küçültün
    Kalori hesabı yapmak, kilo vermenin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Fakat bu yöntemin porsiyon kontrolüyle birlikte olması gerekiyor. Oysa gözümüzü doyurmaktansa tabağımızda ne var ne yok yemeyi tercih ediyoruz. Uzmanlara göre, bu beyninizin bir oyunu! Çünkü o, tabağımızda yemek görünce bunu bitirmeniz gerektiğini düşünüyor. Bu sorunu yaşamak yerine porsiyonlarınızı azaltmak için daha küçük tabaklar kullanmaya ne dersiniz?

    Kilo kaybetme psikolojisi
    Eğer siz zihnen bu oyuna hazır değilseniz, dünyanın en iyi diyetisyeni dahi sizin kilo vermenizi sağlayamaz. İşte bu konuda size yardımcı olacak birkaç basit çözüm:
    ● Seçiminizi yapın: Zihnen sağlıklı bir seçim yapacak durumda değilseniz, diyet ya da egzersiz planı için karar almayın. Unutmayın ki kontrol sizde!
    ● Gerçekçi olun: İşe küçük hedeflerle başladığınızda, örneğin iki hafta boyunca düzenli kahvaltı etmek gibi, kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
    ● Açlığınızı bastırın: Birçoğumuz kendini stresli ya da moralsiz hissettiğinde yemek yiyor. Bir sonraki sefer, gerçekten aç olup olmadığınızı anlamak için ufak bir atıştırmalık yiyin. Hisleriniz devam ediyorsa, yürüyüşe çıkmayı ya da bir arkadaşınızla konuşmayı deneyin.
    ● Kendinize bir destekçi bulun: Diyet yapanlar kendileriyle aynı fikri paylaşan kişilerle görüşüp, konuştuklarında daha başarılı oluyorlar. Kendinizi diyet treninden düşmüş gibi hissediyorsanız, birileriyle görüşmeye çalışın. Bu sizi daha iyi hissettirir.

    ✽ Kilolarınıza sırtınızı dönün
    Artık öğün atlamamanız gerektiğini biliyorsunuz. Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğu konusunda da hemfikiriz! Ancak halen birçok kişi vakti ya da iştahı olmadığı gerekçesiyle kahvaltı yapmayı atlıyor ya da erteliyor. Peki, şu gerçeği bilmek fikrinizi değiştirir mi? Uyanır uyanmaz bir şeyler yemek metabolizmanızı hızlandırıyor. Eğer yataktan kalktıktan sonraki iki saat içinde hiçbir şey yemezseniz metabolizmanız tamamen yavaşlıyor. Sabahları yapacağınız güzel bir kahvaltı, gün boyu daha dengeli beslenmenize, abur cuburdan uzak durmanıza yardımcı oluyor. Güne başlarken kendinize kahvaltı hazırlamak için vaktiniz olmuyorsa, yumurtanızı akşamdan haşlayın ya da yağsız sütle yulaf kepeğinin içine bir miktar muz koyarak hızlı bir öğün tüketin.

    ✽ Yağlarla dost olun
    Kilo vermek için yağı hayatınızdan tamamen çıkarmanız gerektiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü vücudunuzun çalışması için yağa da ihtiyacı var. Eğer yeterince yağ alamazsanız, beyin yağ hücrelerine vücuda sıkı sıkıya tutunmaları için sinyal gönderiyor. Bu durumda ters mantıkla hareket etmek, yağ yakmak için yağ tüketmek gerekiyor. Ama yiyeceğiniz yağ tipi önem taşıyor. Beslenmenizde zeytinyağı, fındık, avokado ve balık gibi sağlıklı tekli ve çoklu doymamış yağlar tüketmeye özen gösterin. Et, peynir, süt gibi kalp rahatsızlıkları açısından risk oluşturan ve yüksek miktarda doymuş yağ içeren besinlerden ise uzak durmaya çalışın.

    ✽ Temel etkinliğiniz yemek olsun!
    İnsanlar özellikle bilgisayar ya da televizyon karşısında zaman geçirirken çoğu zaman ne yediğini bilmiyor. Mideleri dolmadan da akılları yaptıkları işe odaklanamıyor. İdeal bir dünyada ise günde üç öğün dengeli beslenebileceğiniz bir masada yemek öneriliyor. Ancak günlük hayatın yoğunluğunda bunu beklemek pek de gerçekçi olmuyor. En fazla bir öğünü gerektiği gibi yiyorsunuz. Eğer yemek boyunca çalışmak zorundaysanız, yazdığınız her e-posta sırasında yemeğinizden güzel bir lokma alıp, onun tadını çıkarmak için bilinçli bir çaba harcamaya özen gösterin. Bu sayede yediklerinizin size zarardan çok yarar getirmesini sağlayabilirsiniz.

    Öğle yemeğinden önce dersinizi iyi çalışın. Yemek yiyeceğiniz restoranın web sitesine girerek, o öğünde gerçekte kaç kalori alacağınızı hesaplayın.

    Formsante

  • Gebelik diyeti

    Gebelik diyeti

    “Artık çift canlısın bol yemen gerekir” cümlesi gebelik yaşamış kadınlar için tanıdık. Eş dostun artan ikramları, gebenin canı çeker diye her besinin tattırılması, bebeğin gelişiminden tereddüt edildiği için büyüyen porsiyonlar daha gebeliğin ilk aylarından itibaren anne adaylarını yoruyor.

    Bunun ardından  alınan fazla kilolar sadece dış görünümü etkilemekte kalmıyor, hem annenin hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkiliyor. Her bir dönemi ayrı ayrı önemli olan gebelik sürecinde sağlıklı beslenmek aslında çok da zor değil. İşte size bu dönemi daha sağlıklı geçirebilmeniz için önerilerim:

    Gebelik toplamda 3 farklı süreçten oluşan bir dönem. Ortalama 40 hafta süren bu süreci 3’er aylara böldüğümüzde ilk, orta ve son 3 ay olmak üzere ayrılıyor. İşte bu dönemler içinde biraz sıkıntılı, biraz yorucu, biraz eğlenceli ve keyifli birçok olay yaşanıyor.

    İLK 3 AY: VÜCUDUNUZ BEBEĞE ALIŞIYOR

    Yeni bir canlıyı dünyaya getirmek için değişen bedeniniz size fazlasıyla sinyal veriyor. 4.6. haftalar arasında mide bulantıları, bu dönemin sonuna kadar süren kabızlık şikayeti, uykusuzluk, yorgunluk ve aynı zamanda anne olmanın getirdiği heyecan. Kısacası karmaşık bir 3 ay. İşin psikolojik yükünü bir kenara bırakırsak, biyoloji ile ilgilenirsek içinizde bir canlı var ve büyüyor. Ne yapalım? Bol bol beslenelim mi? Cevabımız hayır. Daha nohut büyüklüğündeki fetus( anne karnındaki bebek) sizden fazla enerji istemiyor. Sizden istediği biraz dengeli beslenmeniz. Ortalama olarak ideal beden ağırlığı ile gebe kalmış bir anne adayının, gebeliğinin ilk 3 ayında günlük olarak 1600-1800kkal enerji ile beslenmesi yeterli oluyor. Mutlaka güne kahvaltı ile başlamak, 3 saatten daha uzun süre aç kalmamak, sindirim sistemini rahatlatan, salata, yoğurt, makarna, balık gibi besinlere yer vermek temel prensip. Bu dönemde anne adaylarının canını sıkan yerli yersiz mide bulantılarının çözümü ise yine beslenmede. Sabah bulantıları için yataktan kalkmadan tüketilen 1 parça ekmek kabuğu veya 1/3 paket çubuk kraker veya galetalar mide içindeki sıvıyı emerek mide bulantısına iyi geliyor. Gün içinde oluşan mide bulantıları için ise daha katı besinlerle beslenme bir çözüm yolu. Makarna, tavuk, köfte, susuz sebze yemekleri, ekşimsi meyveler ise mide bulantılarına en iyi gelen besinler.

    Gebeliğin ilk 3 ayında bebeğin sinir sistemi oluşmaya başlarken, kalbi de uzun yıllarca kan pompalamaya hazırlanıyor. Bu dönemde hem omega-3 diye bilinen balık yağları hem de patates, havuç, muzda yer alan potasyum ön plana çıkıyor. Kabızlık şikayetini daha da artırmamak adına haftada 1-2 defa muz tüketimi, yemeklerin içine az da olsa patatesin, havucun ilave edilmesi bebeğimizin gelişimini olumlu etkiliyor.

    İKİNCİ 3 AY: GEBELİĞİN EN KEYİFLİ GÜNLERİ

    Çoğu anne adayının sık sık gezdiği, seyahat ettiği, rahatça yemek yiyebildiği kısacası gebeliğin keyfini çıkardığı aylardır bu aylar. Artık vücut bebeğe alışmıştır. Büyüyen rahim, mideyi, bağırsakları kısacası tüm organları hafifçe iteleyerek kendine güzelce yer açmıştır. İçinde bebek mutlu mutlu yaşıyordur. Tabi bebeğin bu mutluluğu anneye de yansır. Artık mide bulantıları kesilmiş, bağırsak hareketleri normale dönmüştür.12. hafta itibari ile tat almaya başlayan bebeğimiz artık annesi ile aynı tabaktan yemek yemeğe başlamıştır. Bebeğimizin yavaş yavaş büyümeye başlaması gün içinde anne adayının alması gereken enerji ihtiyacını da bir nebze artırmıştır. Ama hala “çift canlı” gibi iki katı yemek yemeye ihtiyaç yoktur. Bu dönem boyunca ortalama 1700-1900kkal enerji ile günlük beslenmesini sürdürmesi gereken anne adaylarının dikkat etmesi gereken belli başlı noktalar vardır. Yavaş yavaş süt ürünleri ve et, tavuk, balık, yumurta gibi proteinli besinler önem kazanmaya başlamıştır. Gün içinde mutlaka yeterli düzeyde protein tüketimi yapılmalıdır. Belki kırmızı et, tavuk ve balıketinin hiç tüketilmediği günler olacaktır fakat özellikle bu günlerde peynirlerden, yoğurt, süt ve yumurtadan protein ihtiyacı karşılanmalıdır.  Haşlayarak, sahanda, omlet şeklinde veya her hangi bir yemeğin içinde yumurtayı günlük olarak tüketmek, bedenin protein ihtiyacına oldukça başarılı bir destek olacaktır. Günde 2 bardak süt, 1 kase yoğurt, 2 dilim peynir tüketimi ile kalsiyum ihtiyacının karşılanması ise annenin kemik ve diş sağlığı için son derece önemlidir. Gebeliğin ilerlemesi, karın içi basıncın artması, hormonal değişikliklerin de etkisi ile anne adaylarında yüksek tansiyon görülme riski bu dönemlerde artar. Sadece buna önlem amaçlı günlük tuz ve zeytin, turşu gibi tuz içeriği yüksek salamura besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

    SON 3 AY: SAĞLIKLI BİR DOĞUMA HAZIRLANIYORUZ

    Zaman zaman fazla büyüyen karınlar anne adaylarını sıkıntıya soksa da bu dönemin en önemli konusu artık doğumun yaklaşmasıdır. Önemli bir eşik olan 32. haftayı atlatan anne ve bebek fizyolojik olarak kendini doğuma hazırlamaya başlar. Besinler ise bu süreçte yine en yakın dostlardır. Karın içinin iyice genişlemesi hem mideye, hem de akciğerlere basıncın artması, dönem dönem yemek yemekle ilgili sıkıntılar yaşatabilir. Günlük olarak ortalama 1800-2000kkal enerji ile beslenmesi gereken anne adayı artık gerçekten sık sık ve az az beslenmelidir. Uzun süreli açlıklar hem kan şekeri dengesinde olumsuz sonuçlar doğurur hem de karnını doyurmak isteyen anne, fazla besin tüketimine bağlı mide problemi yaşayabilir. Bu sebeple sindirimi kolay, yağ içeriği az, ufak porsiyonlarda besinler seçilmelidir. ½ kase çorba, 1 tabak etli sebze yemeği veya 2 adet etli dolma ve yoğurt gibi bir menü öğlen veya akşam öğünü için uygun bir alternatiftir. Özellikle bebeğin beyin gelişiminde bir pik noktasının yaşandığı bu aylarda balık yağı olarak geçen omega-3’lerin değeri bir kez daha gündeme gelir. Anne adayı mutlaka balık tüketmeli, haftalık balık tüketimi 400g’ı bulmalıdır. Bu dönemde anne adayını takip eden doktorunda tavsiyesi ile balık yağı takviyesine de başlanabilir. Artan su ihtiyacı da gün içinde tüketilen sıvı besinler ve su ile mutlaka karşılanmalıdır. Gün içinde2 litresu tüketimi gereksinimleri karşılamaya yetecektir.

    Ortalama 40. haftada gebelik sonlanır ve kitabın başkahramanları olan anne ve bebek için başka serüvenler başlar. Tüm anne adaylarının sağlıklı bir gebelik geçirmeliği dileğiyle…

    40 hafta boyunca anne adayının kilo takibi yapması da son derece önemlidir. İşte gebelik süresinde olması gereken ağırlık artışları;

      • Eğer anne adayı gebe kaldığında zayıf ise gebelik sürecinde15 kgağırlık kazanabilir. Fakat15 kgüst sınır olmalıdır.
      • Anne adayı ideal beden ağırlığı ile gebe kaldıysa gebelikte kazanması gereken kilo 10-12 kg‘da sabitlenmelidir.
      •  Anne adayı ideal beden ağırlığının üzerinde gebe kaldıysa  7 kgile10 kgarasında kilo kazanımı ile gebelik sonlandırılmalıdır.

     

    Diyetisyen Başak Kefeli

  • Hamileyken Fazla Et  Kısırlığa, Az Karbonhidrat Şişmanlığa Sebep Oluyor !

    Hamileyken Fazla Et Kısırlığa, Az Karbonhidrat Şişmanlığa Sebep Oluyor !

    Hamilelik döneminde fazla miktarda kırmızı et tüketmek doğacak erkek çocukta sperm kalite sorunu, yetersiz düzeyde karbonhidrat tüketmek ise şişmanlık, şeker hastalığı gibi riskler yaşanması ihtimallerini artıyor. Bahçeci Sağlık Grubu doktorlarından Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy hamilelik döneminde annenin aldığı besinlerin bebeğin ileriki hayatında ayrıca Alzheimer, kalp, şeker, infertilite gibi hastalılıklara sebep olabildiğini söyledi.

    Anne adaylarının hamilelik sürecindeki beslenmesi, bebeklerinin DNA’sında önemli değişiklikler oluşturduğu için tüm yaşamını olumsuz etkiliyor. Bahçeci Sağlık Grubu doktorlarından Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy hamilelik süresinde yanlış beslenen, ağır metaller, kimyasal ve biyolojik toksinlere maruz kalan anne adayının bebeğinde, ileriki yaşlarda yüksek tansiyon, şeker, kalp-damar hastalığının yanısıra zeka geriliği, otizm ve davranış bozukluğu gibi sorunlar yaşanabileceğini söyledi.

    Ayrıca anne hamileyken çok fazla kırmızı et tüketirse, bebek erkek ise, bunun gelecekte sperm sayısını olumsuz yönde etkileyebileceğini söyleyen Dr. Berksoy, ‘’Çevresel kimyasal kirleticilerden PCB poliklorine bifeniller, dioksinler, kurşun, civa, bisfenol A ve perstisitler gibi endokrin bozucular çocuklarda işitme ve konuşma bozukluklarına, eğitimde başarısızlığın yanında gebelik sırasında benzer durumlara maruz kalındığında ise ileriki yıllarda bebeğin üreme sorunlarıyla karşılaşma olasılığını arttırmaktadır. Anne hamile iken çok kırmızı et tüketirse, bebek erkek ise, bu gelecekte sperm sayısını olumsuz yönde etkileyebilir. Hamileyken yetersiz düzeyde karbonhidrat tüketmek ise bebeğin genlerinde bazı unsurların değişmesine yol açıyor. Bu bebekler, yaşamlarının ileriki aşamalarında daha çok kilo alıyor. Yani anne adayı yetersiz karbonhidratlı bir beslenmeye geçerse, çocuğunun kilo alma riskini artırıyor. Anne karnındayken çocuk yetersiz beslenirse, çocuk ileride şişmanlık, şeker hastalığı gibi risklerle karşılaşabiliyor. Bu nedenle özellikle hamile kadınların beslenme ve yaşam tarzları konusunda daha bilinçli davranması gerekir’’ dedi.

    Anne Bebeğinin Genlerini Nasıl Etkiler?

    Uzmanların teorisine göre, anne karnında gelişimini sürdüren bebek, dünyaya geldiğinde karşılaşacağı ortama hazırlıklı olmaya çalışıyor ve DNA’sında buna göre değişiklikler oluyor. Dr. Murat Berksoy, karbonhidratı yetersiz bir ortamda gelişen bebeğin yeterli besin olmadığı varsayımıyla vücudunu depolamaya programladığını belirterek, şunları söyledi: ‘’ Daha önce hayvanlarda yapılan çalışmalarda da beslenmenin gen işlevlerinde değişiklik yaratabildiği belirlenmişti. Buna, Epigenetik değişim deniyor. Bu alana eğilen uzmanlar ise çevre ile genlerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu anlamaya çalışıyor. Annenin aldığı besinler ve diğer etkenler bebeğin hayatında Alzheimer, kalp, şeker, infertilite gibi hastalılıklara sebep olabiliyor. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin D vitamini, iyot, Omega 3, B12 vitamini, folik asit, A vitamini ve demir eksikliklerinin giderilmesi büyük önem taşıyor.’’

    Dr. Murat Berksoy Epigenetik değişimlerin kısmen de olsa yaşamın ilk dönemleri ile daha sonraki hastalıklar arasında bağlantı oluşturduğuna ilişkin önemli kanıtlar olduğunu belirterek, kadınların gelecek nesillerin sağlığını iyileştirebilmek için beslenme konusunda daha fazla desteğe ihtiyacı olduğunu sözlerine ekledi.

    Erkeklerde Kısırlık
    1. Erkeklerde kısırlık hangi sebeplerden olur?
    2. Erkeklerde kısırlık nasıl tedavi edilir?
    3. Erkeklerde kısırlık nasıl tespit edilir?
    4. Erkeklerde kısırlıktan nasıl emin olunur?
    5. Genetik faktörler erkeklerde kısırlığa neden olabilir mi?
    6. Erkeklerde kısırlığın nedeninin belirlenemediği durumlar nelerdir?
    7. Sigara kullanımı erkeklerde kısırlık riskini artırır mı?
    8. Erkeklerde kısırlığın yaş ile ilişkisi var mı?
    9. Alkol kullanımı erkeklerde kısırlık riskini artırır mı?