Etiket: kilo koruma

  • Verilen kiloyu korumak

    Verilen kiloyu korumak

    Kilo verebilmek önemli ama daha da önemlisi verilen kiloyu koruyabilmek, bir daha eski hale dönmemek, peki nasıl?

    Kilo probleminiz var, defalarca diyet yaptınız, evet kilo verebildiniz ama ne yazık ki her seferinde geri aldınız hem de fazlasıyla, neden olmuyor? Neden koruyamıyorsunuz verdiğiniz kiloları?

    En önemli etken tabi ki de davranış değişikliği yapamamaktan kaynaklanıyor. Yani hatalı beslenme davranışlarınızı, doğru beslenme davranışlarıyla değiştiremiyorsunuz. Ya da başka bir deyişle diyet yaptığınız dönemde ki beslenme şeklinizi yaşam standardı haline getiremiyorsunuz. Sadece diyet yaparken değil, tüm hayatınız boyunca sürdürebileceğiniz sağlıklı bir yaşam tarzına odaklanmanız gerekiyor. Yani diyeti bir dönem gibi değil yaşam biçimi olarak benimsemelisiniz. Tabi diyetinizde yaşam şekli olarak kabul edilecek ölçü de yeterli ve dengeli, her besin öğesini barındıran bir biçimde olmalıdır.

    Vücudunuzda birkaç kilo fazla taşımak, sürekli kilo alıp vermekten daha az zararlı olabilir! Kilo kontrolü gibi uzun bir süreci kapsayan durumlarda sürekli kilo alıp verme döngüsü içinde olmanız işinizi daha da zorlaştırabilir. Bazal metabolik hızınızın yavaşlamasına, yeme bozukluklarına ve zayıf bir öz güvene neden olabilir. Yapılan bazı çalışmalar, sürekli kilo alıp verme döngüsünün kalp hastalığı gibi sağlık problemleri olan kişilerde olumsuz sonuçlar yarattığını göstermiştir. Bunların yanı sıra kaybedilen kilonun tekrar geri kazanılması moral bozukluğu ve başarısızlık duygularına neden olabilmektedir.

    Uzun süre kilo ile mücadelede başarı, diyet ve egzersiz tedavisine ek olarak hastanın davranış değiştirmede ki becerisine bağlıdır.

    Obezitenin davranış değişikliği tedavisi; obeziteye neden olan yemek yeme ve fiziksel aktiviteyle ilgili istenmeyen davranışları, istenen davranışlarla değiştirmek veya istenmeyen davranışları azaltmak ayrıca istenen davranışları pekiştirerek ‘yaşam tarzı’ haline gelmesini sağlamak amacıyla uygulanan tedavi şeklidir. Davranış değişikliği tedavisinde amaç; yaşam boyu sürecek davranış değişikliğini oluşturmak ve böylece diyet döneminde sağlanan ağırlık kaybının korunmasını sağlamaktır.

    Uzm. Dyt. Özgecan ASTARLI

  • Verilen kiloyu korumak için neler yapılmalı?

    Verilen kiloyu korumak için neler yapılmalı?

    Kilo verebilmek önemli ama daha da önemlisi verilen kiloyu koruyabilmek, bir daha eski hale dönmemek, peki nasıl?

    Kilo probleminiz var, defalarca diyet yaptınız, evet kilo verebildiniz ama ne yazık ki her seferinde geri aldınız hem de fazlasıyla, neden olmuyor? Neden koruyamıyorsunuz verdiğiniz kiloları?

    En önemli etken tabi ki de davranış değişikliği yapamamaktan kaynaklanıyor. Yani hatalı beslenme davranışlarınızı, doğru beslenme davranışlarıyla değiştiremiyorsunuz. Ya da başka bir deyişle diyet yaptığınız dönemde ki beslenme şeklinizi yaşam standardı haline getiremiyorsunuz. Sadece diyet yaparken değil, tüm hayatınız boyunca sürdürebileceğiniz sağlıklı bir yaşam tarzına odaklanmanız gerekiyor. Yani diyeti bir dönem gibi değil yaşam biçimi olarak benimsemelisiniz. Tabi diyetinizde yaşam şekli olarak kabul edilecek ölçü de yeterli ve dengeli, her besin öğesini barındıran bir biçimde olmalıdır.

    Vücudunuzda birkaç kilo fazla taşımak, sürekli kilo alıp vermekten daha az zararlı olabilir! Kilo kontrolü gibi uzun bir süreci kapsayan durumlarda sürekli kilo alıp verme döngüsü içinde olmanız işinizi daha da zorlaştırabilir. Bazal metabolik hızınızın yavaşlamasına, yeme bozukluklarına ve zayıf bir öz güvene neden olabilir. Yapılan bazı çalışmalar, sürekli kilo alıp verme döngüsünün kalp hastalığı gibi sağlık problemleri olan kişilerde olumsuz sonuçlar yarattığını göstermiştir. Bunların yanı sıra kaybedilen kilonun tekrar geri kazanılması moral bozukluğu ve başarısızlık duygularına neden olabilmektedir.

    Uzun süre kilo ile mücadelede başarı, diyet ve egzersiz tedavisine ek olarak hastanın davranış değiştirmede ki becerisine bağlıdır.

    Obezitenin davranış değişikliği tedavisi; obeziteye neden olan yemek yeme ve fiziksel aktiviteyle ilgili istenmeyen davranışları, istenen davranışlarla değiştirmek veya istenmeyen davranışları azaltmak ayrıca istenen davranışları pekiştirerek ‘yaşam tarzı’ haline gelmesini sağlamak amacıyla uygulanan tedavi şeklidir. Davranış değişikliği tedavisinde amaç; yaşam boyu sürecek davranış değişikliğini oluşturmak ve böylece diyet döneminde sağlanan ağırlık kaybının korunmasını sağlamaktır.

    Uzm. Dyt. Özgecan ASTARLI

  • Kilonuzu Kahvaltı İle Koruyun

    Kilonuzu Kahvaltı İle Koruyun

    Uyandığınızda tok olsanız bile bir şey atıştırmak, metabolizmayı harekete geçirerek vücudu çalıştırır.

    Kahvaltı, günün en önemli öğünü. Özellikle çocuklar ve kilo vermek isteyenler için güne başlamanın ilk şartı olmalı. Ancak gece geç saatte yemek yediğimizde ve sabah uyandığımızda biraz da fazla yemiş olmanın pişmanlık duygusuyla kahvaltı atlanıyor. Öğle yemeği de geçiştirilirse akşamüstü ve gece yeme döngüsü tekrar etmeye başlıyor. Başka bir deyişle gece yemelerinizin sebebi aslında, kah-valtıyı atlıyor olmanız diyebiliriz. Çoğu zaman anneler de aynı hataya düşüyor. Gece yatarken çocuğa ballı süt içiriyor veya yemek yediriyor. Bu da çocukluk çağında reflüyü tetikleyebiliyor.

    Mazeretler bitmiyor

    Birçok araştırma, güne kahvaltıyla başlamanın önemini gösteriyor. Bu öğünde sağlıklı seçimler yaparak beden kitle indeksinizi azaltmanız ve kilo vermeniz mümkün. Kahvaltıyı atlamak, erkeklere oranla kadınlarda daha güçlü etkiler gösteriyor. Zamansızlık, geç uyanma, iştahsızlık, yorgunluk, aç hissetmemek kah-valtı yapmayan bireylerin genel mazeretleri. Ama unutmayın ki bunlar, mazeret. Düzeltmek sizin elinizde, hemen şimdi değişim için karar verebilirsiniz.

    Öğün atlamak zayıflatmıyor

    Araştırmalara göre, kahvaltıyı atlayan veya geçiştirenler, öğle saatlerinde sağlıksız yemek seçme eğiliminde oluyor ve gün içinde daha fazla yemek yiyor. Kahvaltı etmeyen bireylerin bazılarıysa daha eksik kalori aldığı için kendini avantajlı zannediyor. Oysa diğer öğünlerde bu açığı fazlasıyla kapatmış oluyor. Kahvaltı etmek veya atlamak, vücutta iştah metabolizmasını etkiliyor ve gün boyu artıp azalarak kan şekeri değerini belirliyor. Güne harika bir şekilde başlamanın en iyi yolu, dengeli kan şekeri seviyesi sağlamak ve daha az kalori almak. Kahvaltıda protein, yağ ve karbonhidrat dengesinin sağlanması da önemli. Bu şekilde uygun besinlerden oluşan bir kahvaltı tüketildiğinde vücudumuzda sürekli bir enerji üretimi söz konusu. Üstelik kahvaltı, bağırsak hareketlerinin düzeni ve posa ihtiyacı için de önem taşıyor.

    Kahvaltı kalorileri: Peynir, ekmek, zeytinden oluşan klasik kahvaltılardan sıkılanlar için yumurta, yoğurt veya yulaf tercih etmek daha az kalori almayı ve kilo kaybetmeyi sağlıyor.

    Tam tahıllara yönelin: Kahvaltılık gevrekler ve rafine edilmiş ekmekle tam tahıllı ekmek arasında yapılan bir araştırmaya göre, tam tahıllar içeren bir kahvaltı, sizi daha uzun tok tutması açısından avantajlı. Tam tahıllı ürün tüketen bireyler, diğer gruba göre kahvaltıyı takip eden sekiz saat boyunca kendilerini daha az aç hissediyor. Ekmek olarak tam buğday, çavdar, kepek de seçilebilir.

    Yumurta yiyin: Yumurta, anne sütünden sonra en kaliteli protein. Aynı zamanda uzun süre tok tutucu etkiye sahip. Kilo vermeye çalışan ve yaşları 25-60 arasında değişen bireyler üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, kahvaltıda iki yumurta tüketenler, poğaça tüketenlere oranla yüzde 65 daha fazla kilo kaybetti ve gün içinde daha enerjik olduklarını belirtti.

    Çok şekerli seçeneklerden uzak durun: Sabah kahvaltı olarak gofret, kek, kurabiye, çikolata ve şeker ilaveli kahvaltılık gevrek yiyenler, kan şekerinde oynamalar yaşayacağı için 1-2 saat içinde tekrar acıkacak ve enerji düşüklüğü yaşayacak.

    Farklı seçenekler

    Herkes yataktan aç kalkmak durumunda değil ve bazı bireyler erken vakitte bir şey yiyemedikleri için de kahvaltıyı atlayabiliyor. Uyandığınızda aç değilseniz bile iki saat içinde kahvaltı yapmanızı öneririm ki, vücudunuz güne başladığı komutunu alsın ve metabolizmayı çalıştırmaya başlasın. Aşağıdaki seçenekleri deneyebilirsiniz:

    * Tam tahıllı, şekersiz kahvaltılık gevreklerle süt,
    * Grisiniyle fıstık ezmesi,
    * Yoğurtla yulaf,
    * Meyveyle ceviz,
    * Bir tam yumurta ve iki beyazla peynirli omlet,
    * Kefirle light kepekli kraker,
    * Tam buğday unundan yapılmış kreple bal.

    Dilara Koçak

  • Kiloyu şimdi verin sonsuza kadar koruyun

    Kiloyu şimdi verin sonsuza kadar koruyun

    Siz de ne yapmanız gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmıyor musunuz? Çünkü kendiniz için en doğru, en akıllıca kararı verebileceğinizden eminsiniz, değil mi? Ama bu kez bir istisna yapmaya ne dersiniz? Bu basit ama temel kurallara uyarak bir yandan kilo verip, diğer yandan formunuzu koruyabilirsiniz.

    ✽ Hacmi yükseltin
    Yemek tercihi yaparken yağ ve kalori oranı kadar, su ve hava içeriği ile hacmini de kontrol etmek gerekiyor. Çünkü hacmi yoğun olan gıdalar daha az enerji almaya neden olabiliyor. Yüksek hacimli gıdalar daha az kalori almaya yol açarken, daha hızlı doygunluk hissi yaratabiliyor. Örneğin 100 gram taze üzüm yemek kişiyi aynı miktarda kuru üzüm yemekten daha çok tatmin ediyor, ayrıca çok daha az kalori almaya yardımcı oluyor.

    ✽ Kalori içmeyin
    Araştırmalar, günlük beslenmelerinde şekerli içeceklere yer vermeyen kişilerin, günlük beslenmelerindeki besin miktarını düşürenlerden daha fazla kilo verdiğini gösteriyor. Düşünün bir kere! Yarım saat kan ter içinde egzersiz yaptıktan sonra, üzerine soğuk bir şişe meşrubat içerek yaktığınız bütün kalorileri geri almaya ne gerek var?

    ✽ Uyukladıkça kilo verin
    Güne erken bir saatte başlamak harika bir fikir olabilir. Fakat bir gece önce uykusuz kaldıysanız, erken kalkarak kilo verme çabalarınızı sabote edebileceğinizi biliyor musunuz? Araştırmalar, diyet yaparken kalitesiz uykunun vücuttan yağ yerine daha fazla su, kas ve doku kaybetmeye neden olduğunu gösteriyor. Uykusuzluk ayrıca vücudu strese sokuyor ve var olan yağların depolanmasına yol açıyor. Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise uykusuzluğun, iştahı artıran ghrelin hormonunun salınımını artırdığı… Günde beş saatten az uyuyanların obezite riski, günde altı saat uyuyanlara oranla yüzde 9 artıyor. Bu yüzden yeterince uyuduğunuzdan emin olmak için sabah alarm çalmadan sekiz saat önce yatağa girmeye özen gösterin.
    ✽ Bu ikiliye dikkat edin
    Et, baklagil ve kuru yemişlerde bulunan protein ile tam tahıllı ekmekte bulunan lifler, zayıflamanın ve zayıf kalmanın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Lifler, suyla birlikte şişerek kişide doygunluk hissi yaratıyor. Protein ise vücudunuza sinyal göndererek yediklerinizden tatmin olmanızı sağlıyor. Vücut ise kas üretmek için proteini kullanıyor. Araştırmalara göre protein ve liften zengin beslenenler hem daha kolay kilo veriyor hem de kan şekerinde dalgalanmalar yaşamadıkları için aşırı yeme eğilimine girmiyor. Örnek bir menüde ızgara tavuk, salata ve bir miktar tam tahıllı ekmek en uygun seçenek olarak görülüyor.

    ✽ Haftada en az bir kez sebze yiyin
    Vejetaryenler, beslenme düzeninde ete çokça yer veren kişilerden daha az kilo problemi yaşıyor. Çünkü onlar az miktarda yağa karşın çokça sebze ve meyve tüketiyorlar. Size vejetaryen olun demiyoruz ama hiç değilse hafta bir gün biftek yerine fasulye, peynir yerine humus tüketmeye özen gösterin. Göreceksiniz, bu sayede hem damağınız farklı tatlara alışacak hem de kilo verme hızınız artacak.

    ✽ Yemek dedektifi olun
    Önünüze gelen menü ya da paketli gıda maddelerinin az kalorili olması, onun sizin için ideal olduğu anlamına gelmiyor. Sağlıklı bir restoranda yiyeceğiniz 840 kalorilik bir yemek hafif bir öğün sayılabilirken, daha düşük kalorili ancak yüksek yağ oranı olan bir başka alternatif zararlı olabilir. Bu nedenle öğle yemeğinden önce dersinizi iyi çalışın. Yemek yiyeceğiniz restoranın web sitesine girerek, o öğünde gerçekte kaç kalori alacağınızı hesaplayın.

    ✽ Porsiyonlarınızı küçültün
    Kalori hesabı yapmak, kilo vermenin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Fakat bu yöntemin porsiyon kontrolüyle birlikte olması gerekiyor. Oysa gözümüzü doyurmaktansa tabağımızda ne var ne yok yemeyi tercih ediyoruz. Uzmanlara göre, bu beyninizin bir oyunu! Çünkü o, tabağımızda yemek görünce bunu bitirmeniz gerektiğini düşünüyor. Bu sorunu yaşamak yerine porsiyonlarınızı azaltmak için daha küçük tabaklar kullanmaya ne dersiniz?

    Kilo kaybetme psikolojisi
    Eğer siz zihnen bu oyuna hazır değilseniz, dünyanın en iyi diyetisyeni dahi sizin kilo vermenizi sağlayamaz. İşte bu konuda size yardımcı olacak birkaç basit çözüm:
    ● Seçiminizi yapın: Zihnen sağlıklı bir seçim yapacak durumda değilseniz, diyet ya da egzersiz planı için karar almayın. Unutmayın ki kontrol sizde!
    ● Gerçekçi olun: İşe küçük hedeflerle başladığınızda, örneğin iki hafta boyunca düzenli kahvaltı etmek gibi, kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
    ● Açlığınızı bastırın: Birçoğumuz kendini stresli ya da moralsiz hissettiğinde yemek yiyor. Bir sonraki sefer, gerçekten aç olup olmadığınızı anlamak için ufak bir atıştırmalık yiyin. Hisleriniz devam ediyorsa, yürüyüşe çıkmayı ya da bir arkadaşınızla konuşmayı deneyin.
    ● Kendinize bir destekçi bulun: Diyet yapanlar kendileriyle aynı fikri paylaşan kişilerle görüşüp, konuştuklarında daha başarılı oluyorlar. Kendinizi diyet treninden düşmüş gibi hissediyorsanız, birileriyle görüşmeye çalışın. Bu sizi daha iyi hissettirir.

    ✽ Kilolarınıza sırtınızı dönün
    Artık öğün atlamamanız gerektiğini biliyorsunuz. Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğu konusunda da hemfikiriz! Ancak halen birçok kişi vakti ya da iştahı olmadığı gerekçesiyle kahvaltı yapmayı atlıyor ya da erteliyor. Peki, şu gerçeği bilmek fikrinizi değiştirir mi? Uyanır uyanmaz bir şeyler yemek metabolizmanızı hızlandırıyor. Eğer yataktan kalktıktan sonraki iki saat içinde hiçbir şey yemezseniz metabolizmanız tamamen yavaşlıyor. Sabahları yapacağınız güzel bir kahvaltı, gün boyu daha dengeli beslenmenize, abur cuburdan uzak durmanıza yardımcı oluyor. Güne başlarken kendinize kahvaltı hazırlamak için vaktiniz olmuyorsa, yumurtanızı akşamdan haşlayın ya da yağsız sütle yulaf kepeğinin içine bir miktar muz koyarak hızlı bir öğün tüketin.

    ✽ Yağlarla dost olun
    Kilo vermek için yağı hayatınızdan tamamen çıkarmanız gerektiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü vücudunuzun çalışması için yağa da ihtiyacı var. Eğer yeterince yağ alamazsanız, beyin yağ hücrelerine vücuda sıkı sıkıya tutunmaları için sinyal gönderiyor. Bu durumda ters mantıkla hareket etmek, yağ yakmak için yağ tüketmek gerekiyor. Ama yiyeceğiniz yağ tipi önem taşıyor. Beslenmenizde zeytinyağı, fındık, avokado ve balık gibi sağlıklı tekli ve çoklu doymamış yağlar tüketmeye özen gösterin. Et, peynir, süt gibi kalp rahatsızlıkları açısından risk oluşturan ve yüksek miktarda doymuş yağ içeren besinlerden ise uzak durmaya çalışın.

    ✽ Temel etkinliğiniz yemek olsun!
    İnsanlar özellikle bilgisayar ya da televizyon karşısında zaman geçirirken çoğu zaman ne yediğini bilmiyor. Mideleri dolmadan da akılları yaptıkları işe odaklanamıyor. İdeal bir dünyada ise günde üç öğün dengeli beslenebileceğiniz bir masada yemek öneriliyor. Ancak günlük hayatın yoğunluğunda bunu beklemek pek de gerçekçi olmuyor. En fazla bir öğünü gerektiği gibi yiyorsunuz. Eğer yemek boyunca çalışmak zorundaysanız, yazdığınız her e-posta sırasında yemeğinizden güzel bir lokma alıp, onun tadını çıkarmak için bilinçli bir çaba harcamaya özen gösterin. Bu sayede yediklerinizin size zarardan çok yarar getirmesini sağlayabilirsiniz.

    Öğle yemeğinden önce dersinizi iyi çalışın. Yemek yiyeceğiniz restoranın web sitesine girerek, o öğünde gerçekte kaç kalori alacağınızı hesaplayın.

    Formsante

  • Glisemik indeks Diyeti nedir?

    Glisemik indeks Diyeti nedir?

    Gİ diyetinin uygulanmasında 3 önemli adım vardır:

    Akılcı karbonhidrat seçimi yapmak, yani yüksek Gİ yerine düşük Gİ’li karbonhidratları yemek

    Gıdaların yaklaşık olarak Gİ değerlerini öğrenmek

    Günlük karbonhidrat miktarını ölçülü almak ve düşük Gİ’li de olsa fazla karbonhidrat almamak. Yani her öğünde asla fazla kalori almamak.

    Bir diyetin başarılı olması onun devam ettirilebilir olmasına bağlıdır. Bir süre uygulanıp sonra devam ettirilemeyen diyet veya beslenmenin anlamı yoktur. Herkesin vücudu, bağırsakları, gıdaları parçalayan enzimleri aynı olduğuna göre gıda seçimi büyük önem taşımaktadır. Kilo vermede en önemli konu iştah kontrolüdür. İştah kontrolü için barsakta sindirimi uzun süren ve bu nedenle kan şekerini hızla artırmayan düşük GI’li gıdaların seçilmesi önem taşımaktadır.

    Gıda Seçimi veya Beslenme Nasıl Olmalı?

    Beslenmede en önemli ilke 3 ana öğün 3 ara öğün yemektir. Yani kahvaltı, saat 10.30’da ara öğün, öğle yemeği, ikindi ara öğün, akşam yemeği, gece saat 22.00 de ara öğün almalıdır. Günlük beslenmenizde yüksek GI’li gıdalar yerine düşük GI’li gıdalar yemek pratik noktadır. Örneğin sabah kahvaltıda beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, tereyağı veya reçel yerine yoğurt, meyve yenebilir. Yediğimiz gıdalar protein, karbonhidrat ve yağ içerir. Et ve yumurtada protein çoktur. Ekmekte ise karbonhidrat çoktur. Tereyağı ise yağdan oluşur. Önemli olan çeşitli gıdalardan farklı ölçülerde yemektir. Her gıdanın GI’ini ölçmek imkansızdır. Örneğin et, balık, tavuk, badem, tereyağı, sebzelerin GI’i ihmal edebilir. GI’i yüksek olan gıdalardan az yemek kuralımızdır. Ancak düşük GI’li sosis yememek lazımdır. Bunda doymuş yağlar çoktur. Yani amacımız sadece düşük GI’li gıda yemek değildir. Yüksek ve düşük GI’li gıdalar karışık yenirse GI ‘i orta derecede olur. Eğer yemeğinizde yüksek GI’li gıda varsa düşük GI’li gıda ilave edebilirsiniz.

    Beyaz ekmek, pasta ve kurabiye yerine bir dilim tam buğday ekmeği, veya üzerine az reçel sürüp yiyebilirsiniz. Bembeyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, çavdar veya kepekli ekmek yiyin. Kahvaltı gevreği yerine müsli yiyin. Kek veya pasta yerine yoğurt yiyin. Beyaz patates yerine tatlı patates yiyin.Cips yerine tane üzüm veya çilek yiyin. Kruvasan yerine yağsız sütten yapılmış kapuçino için. Kraker yerine dilimlenmiş havuç, biber yiyin. Şeker yerine kuru üzüm, kuru kayısı, kuru meyve yiyin. Pirinç yerine bulgur,makarna, erişte yiyin.Gazoz ve kola yerine su için. Şeker yerine elma suyu, bal veya fruktoz kullanın.

    Patates püresi, beyaz ekmek ve beyaz pirinç, kan şekerini, kesme şekerden daha fazla yükseltme gücüne sahiptir. Bu nedenle şeker yükü az olan tam tahıldan yapılmış besinleri yemek daha faydalıdır. Böylelikle hem kan şekeri yükselmez hem başka faydalar sağlanır. Tam buğdaydan yapılmış ekmekte daha fazla vitamin ve mineraller vardır. Tam tahıllar şeker hastalığına karşı koruyucudurlar ve kalp hastalığı görülme riskini azalttıkları gibi bağırsakları daha iyi çalıştırarak kabızlığı önlerler.

    Günde en fazla 5 porsiyon ( 5 dilim) ekmek yenmelidir.

    Kilo vermek için önemli beslenme önerileri:

    Sebze ve meyve yemeğe fazla önem verin

    Yağ miktarını azaltın.

    Porsiyonları küçültün

    Her yemekte en azından bir düşük GI’li gıda yiyin.

    Öğün atlamayın, 3 ana öğün 3 ara öğün şeklinde beslenin

    Yemek sonrası tatlı yerine meyve yiyin

    Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği yiyin

    Trigliserit yüksek değilse düzenli olarak ceviz, badem veya fındık yiyin

    Kırmızı eti az beyaz eti çok yiyin

    Süt ürünlerini yağsız olarak yiyin

    Yağ olarak sadece zeytinyağı yiyiniz

    Öğünlerin Zamanı

    Bu beslenme şeklinde 3 ana öğün ve 3 ara öğün vardır. Kahvaltı genellikle kalktıktan bir saat sonra yaklaşık saat 7.00 civarı olmalıdır. İlk ara öğün saat 10.30’da olmalı, öğle yemeği saat 12.00-1300 arası olmalıdır. İkinci ara öğün saat 15.30-16.00 civarında olmalı, akşam yemeği saat 19.00 civarında olmalıdır. Son ara öğün ise gece saat 22.30 cvarında olmalıdır.

    Kahvaltı:

    Kahvaltı mutlaka yapılmalıdır. Kahvaltı yapan kişiler gün içinde daha enerjik olurlar ve daha az atıştırma yaparlar ve daha iyi kilo verirler. Bu kişilerin daha mutlu, işlerinde başarılı olduğu saptanmıştır. Kahvaltı yapmayan kişiler yorgun, enerjisi azalmış ve vüctlarında su miktarı daha az olarak yaşarlar. Sabah kahvaltı yapacak zaman yok diyerek kahvaltı yapmayanlar yolda yiyebilecekleri sağlıklı kahvaltı paketleri kendilerine hazırlayabilirler.

    Örneğin kepekli ekmekten yapılmış sandviç ekmeği içine yağsız peynir, marul, biber, domates ve salatalık konarak bir sandviç hazırlanabilir. Kahvaltıda şekeri gıdalar yemek sizin çabuk acıkmanıza neden olur. Kahvaltıda meyva veya meyva suyu, yağsız süt veya yoğurt yenmeli, ekmek olarak tam buğday ekmeği yenmelidir. Kahvaltıda taze meyve veya meyve suları yenerek başlanabilir.

    Gİ seviyesi düşük meyve ve meyve suları şunlardır:

    Kivi (53)
    Elma (38)
    Elma suyu (37)
    Mango (51)
    Portakal (42)
    Havuç suyu (43)
    Greyfurt (25)
    Şeftali (42)
    Ananas suyu (46)
    Erik (39)
    Üzüm (53)
    Domates suyu (38)

    Meyve ve yoğurt ile doymazsanız tam buğday ekmeği kahvaltıda yenebilir. Kahvaltıda çorba içmek de faydalıdır.

    Öğle ve Akşam Yemekleri (Tabak modeli)

    Bir öğünde yiyeceğiniz yemeklerin hepsini bir tabak üzerinde olacağını düşünelim. Bu tabağın yarısısını sebze ve meyve doldurmalı, protein (et veya kuru baklagil) tabağın ¼’nü doldurmalı ve geri kalan ¼’ü karbonhidrat olmalıdır. Yani her öğünde protein (et türü), karbonhidrat, ve meyve-sebze olmalıdır. Öğünlerde et yemekle karbonhidrat miktarı azalır ve tüm yemeğin Gİ’i düşer.

    Öğle yemeği günün en iyi yemeği olmalıdır. Düşük Gİ’li karbonhidratlar seçilmelidir. Öğleyin tam buğday ekmeği, kuru baklagil, balık, yağsız et, tavuk, fazla miktarda salata ve arkasından meyve yenmelidir.

    Akşamları yemek hafif olmalı, sebze, et ve yoğurt yenmelidir. Tatlı yerine dondurma veya meyve yenmelidir.

    Ara Öğünler:

    Ara öğünlerde aşağıdakilerden birini seçiniz.

    Bir portakal veya bir elma veya bir armut

    Yağsız yoğurt

    Bir bardak süt

    5-6 Kuru kayısı

    Bir avuç kuru üzüm

    Bir külah dondurma

    Bir avuç badem

    Nadiren Yenecekler gıdalar şunlardır:

    Yüksek GI’li gıdalar (hamur işleri, pasta, kek, kurabiye)

    Yağda kızarmış, kavrulmuş veya sos ilave edilmiş yiyecekler

    Tüm yağlı gıdalar ( kaymak, krema, mayonez, margarin)

    İçeriği bilinmeyen hazır gıdalar

    Hazır meyve suları, bunların yerine meyve yiyiniz

    Tatlandırıcılar, bunlar iştahı artırabilir

    Kahve ve kafein

    Alkol azaltın, haftada bire indirin

    Gazoz, kola içmeyin yerine su içiniz.

    Öğleyin Kuvvetli, akşam hafif yiyin.

    Metabolizma sabahları daha hızlı iken akşamları yavaşlar. Bu nedenle akşam yemeklerinin hafif olması, sabah ve öğle yemeklerinin biraz daha ağırlıklı olması kilo verme açısından çok önemlidir. Oysa ülkemizde genellikle, öğle yemekleri bir sandviç veya döner ile geçiştirilmekte ve metabolizmanın zayıfladığı saatlerde, yani akşamları daha fazla yemek yenmekte ve bu durum kilo alınmasına neden olmaktadır. Zayıflamak istiyorsanız bu beslenme şeklini tersine çevirmeniz gerekir. Öğlen iyi yemeli akşamları ise az yemelidir.

    Akşamları saat 19.00’dan sonra da yemek yenmemelidir. Geceleri yemekten sonra çok acıkırsanız bir kase yoğurt içine elma dilimleri koyup yiyiniz, veya 4-5 tane badem veya ceviz yiyiniz. Bunlar açlığınızı giderecektir.

    Yağ ve Protein Ne Kadar ve Nasıl Yenmeli?

    Yağ ve proteinin glisemik indeks değeri yok kabul edilebilir. Ancak yüksek yağlı ve yüksek proteinli diyetler ensülin direncini arttırlar. Bu nedenle de yenen karbonhidratlar kan şekerini bu tür beslenen kişilerde daha fazla yükseltir. Yağ olarak zeytinyağı yenmeli, tereyağı veya donmuş yağlar yenmemelidir. Proteini fazla artırmak da damar sertliği yapar. Günlük diyette yeteri kadar protein olmalıdır. Bunun miktarı avucunuz kadar et parçası yemek şeklinde kabaca özetlenebilir. Protein bağırsaklardan gıdaların emilimini azaltır ve daha fazla tok tutar. Salataların içine de proteinli gıdalar konmalıdır. Protein denince yağsız süt ürünleri, yağsız tavuk-hindi eti, deniz ürünleri, yumurta beyazı, bezelye, kuru fasulye, nohut anlaşılmalıdır.

    Günlük 65-70 gram proteine ihtiyacımız vardır. 800-1200 kalorilik bir diyette günlük protein alımı ideal vücut ağırlığının her kilosu için en azından 1 gram olmalıdır. 1200 kalorinin üzerindeki diyetlerde ise bu miktar ağırlığın her kilosu için 0.8 gram olmalıdır. Proteinli gıdalar kişiyi daha fazla tok tutar ve mide boşalmasını geciktirir. Bu nedenle zayıflarken ızgara veya haşlama beyaz et yemeği ihmal etmemek gerekir. Bu et yemeklerinin yanına patates püresi yerine bezelye, kuru fasulye (3-4 kaşık) ilave etmek ve bol salata yemek faydalı olur.

    Bir Davete Giderken Ne Yapmalı?

    Yemekten bir saat önce hafif bir şeyler yiyin; bu yoğurt veya bir elma olabilir. Yemekten önce gelen zeytinyağı veya tereyağını görmezden gelin, ekmeğe sürmeye veya ekmeği bandırmayı hiç düşünmeyin. Hatta hiç getirmemelerini istemeniz daha doğrudur. Yemekten önce bir bardak su için ve yemeğe salata ile başlayın. Ana yemekten önce gelecek olan meze veya ara sıcaklardan sebze olanlarını tercih edin veya bunları yemeden ana yemek gelinceye kadar bekleyin. Et yemeklerinin yanında mutlaka sebze yiyin. Yemeğin sonunda tatlı değil meyve yemeye çalışın.

    Tatlandırıcı Kullanımı

    Tatlandırıcı kullanımına pek sıcak bakmıyoruz. Ne de olsa kimyasal bir maddedir. Ancak mutlaka kullanmak isteyenler içinde aspartam bulunan tatlandırıcılardan günde en fazla 8-10 tane kullanabilirler. Bitkisel bir tatlandırıcı olan stevya veya splenda da kullanılabilir. Mümkünse tatlandırıcı kullanmadan çayınızı içmeye çalışın.

    Her Zaman Düşük Gİ’li Yemek Mecburiyeti Var Mı?

    Gİ diyeti yapıyoruz diye bazı gıdaları hiç yemeyeceğiz anlamı çıkarılmamalıdır. Gİ değeri yüksek olan patates veya beyaz ekmek çok az oranda yenebilir. Bunları yediğinizde yanında düşük Gİ’li gıda yerseniz Gİ oranını düşürmüş olursunuz. Yüksek ve düşük Gİ’li gıdaları birlikte yersek aldığımız ortalama Gİ düşer. Örneğin papates cipsi ile çilek birlikte yenirse patates cipsinin etkisi azalır. Yani yüksek Gİ li gıda yediğinizde bunun etkisini azaltmak için yanında düşük Gİ’li gıda seçmeye çalışılmalıdır. Patates yediğinizde yanında yoğurt yerseniz patatesin etkisi azalır. Yine her düşük Gİ’li gıda sağlıklı olmayabilir. Örneğin sosisin Gİ’i düşüktür ancak yağ oranı fazladır ve zararlıdır. Ayrıca Gİ’i düşük diye bir gıdadan fazla da yememek gerekir. Miktar arttıkça aldığınız şeker yükü artar.

    Düşük Gİ’li Beslenmenin 7 Kuralı:

    Sebze ve meyveden günde 7 porsiyon yemeli: amacımız en azından günde 2 porsiyon meyve (2 elma gibi) ve 5 porsiyon sebze yemelidir. Bir porsiyon meyve bir elmadır. Bir porsiyon sebze bir tabak salata= bir adet domates veya salatalık= 4-5 adet biber=bir küçük havuç=3-4 yemek kaşığı sebze yemeği anlamına gelir.

    Düşük Gİ’li ekmek ve tahıl yiyiniz: Çok tahıllı ekmek, tam buğday ekmeği, erişte düşük Gİ’lidir. Günde en az 5 porsiyon yenmeli. Bir porsiyon bir dilim ekmektir. Pirinç pilavı yerine bulgur yiyiniz. Makarna yerken biraz sert olmalı, az pişmiş olmalı, hamur gibi olmamalıdır.

    Daha çok kuru baklagil yiyiniz. Lif oranı yüksek olan nohut, kuru fasulye, mercimek, barbunya gibi hububatları tercih edin.

    Düzenli olarak fındık, badem veya ceviz yiyiniz. Her gün bir avuç kadar fındık, ceviz veya badem yemeye çalışınız. Bunların içinde faydalı yağ, lif, vitaminler vardır. Patates cipsi, çikolata veya kuabiye yerine bunları yemek daha faydalıdır.

    Daha çok Balık yiyiniz Balıkların omega-3 kaynağı yani sağlığa faydalı yağ içerdiği bilinmektedir ve Gİ’leri düşüktür. Bağışıklık sistemi kuvvetlendiği gibi, kalp hastalığından korur ve psikolojinizi düzeltir. Haftada 2-3 defa balık yemek lazımdır. Balıkların yağlı olanını tercih etmek gerekir. Norveç somonu, sardalya, hamsi, tuna balığı yağlı balıkladır ve daha çok omega -3 içerir.

    Tavuk eti, Yumurta ve Yağsız kırmızı et yiyiniz Bu gıdaların Gİ’leri düşüktür ve protein almamızı sağlarlar. Kırmızı et haftada bir defa mutlaka yenmeli ve bu sayede demir alımı sağlanmalıdır. Kırmızı veya beyaz et bol salata ile yenmeli yanında patates değil sebze yenmelidir. Haftada 2-3 tane yumurta ve derisi çıkarılmış tavuk da faydalıdır.

    Süt Ürünlerini Yağsız Olarak Yiyiniz Hergün 2-3 porsiyon süt ürünü tüketmek bizim yeteri kadar kalsiyum almamaızı ve kemiklerin güçlenmesini sağlar. Yağsız süt, yağsız yoğurt, dondurma, peynir yenebir. Bir porsiyon bir su bardağı süt, 28 gram peyniri içerir. Sütün Gİ 12-14, yoğurtun 20-40 arası, dondurmanın 37-49 dur.

    Düşük Gİ’li Diyete Geçmek Nasıl Başlamalı?

    Yüksek şeker yükü içeren gıdalarla beslenen bir kişinin düşük şeker içeren gıdalarla beslenmeye başlanması başta belki sıkıcı olabilir. Bu nedenle Prof. Dr. Jenni Brand –Miller’in önerdiği şu değişilikleri yapınız:

    Değişiklikleri yavaş yavaş yapınız: Diyette büyük değiklik yapılması genellikle o diyetin sürdürülmesini önler. Bu nedenle, örneğin önce daha çok sebze yemeye çalışın. Bunu başarınca ikinci değişikliğe geçin.

    İlk Önce En Kolay Değişimi Yapın: En kolay değişiklikle işe başlamak en başarılı yöntemdir. Örneğin hergün bir ara öğünde meyve yemeye başlayın. Sonra sebze porsiyonunu artırın.

    Hedefi Büyük Tutmayınız, Onu Küçük Parçalara Ayırın: Hızla kilo verme hedefi koymayın. Bu durum sıklıkla hemen olmaz ve sıkar. Onun yerine haftada bir kilogram zayıflamayı hedef seçin. Küçük hedeflerden biri örneğin hergün 30 dakika yürüyüşe başlamak olabilir.

    Arada Kaçamaklar Yapabilirsiniz: Arada yapılan kaçamakları başarısızlık olarak değerlendirmeyin. Bunlar doğal şeylerdir. Bir alışkanlığın kazanılmasının 3 ay süreceğini kabul ediniz.

    İlgili Konular ;
    Gi Diyeti

  • Hamileyken Fazla Et  Kısırlığa, Az Karbonhidrat Şişmanlığa Sebep Oluyor !

    Hamileyken Fazla Et Kısırlığa, Az Karbonhidrat Şişmanlığa Sebep Oluyor !

    Hamilelik döneminde fazla miktarda kırmızı et tüketmek doğacak erkek çocukta sperm kalite sorunu, yetersiz düzeyde karbonhidrat tüketmek ise şişmanlık, şeker hastalığı gibi riskler yaşanması ihtimallerini artıyor. Bahçeci Sağlık Grubu doktorlarından Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy hamilelik döneminde annenin aldığı besinlerin bebeğin ileriki hayatında ayrıca Alzheimer, kalp, şeker, infertilite gibi hastalılıklara sebep olabildiğini söyledi.

    Anne adaylarının hamilelik sürecindeki beslenmesi, bebeklerinin DNA’sında önemli değişiklikler oluşturduğu için tüm yaşamını olumsuz etkiliyor. Bahçeci Sağlık Grubu doktorlarından Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy hamilelik süresinde yanlış beslenen, ağır metaller, kimyasal ve biyolojik toksinlere maruz kalan anne adayının bebeğinde, ileriki yaşlarda yüksek tansiyon, şeker, kalp-damar hastalığının yanısıra zeka geriliği, otizm ve davranış bozukluğu gibi sorunlar yaşanabileceğini söyledi.

    Ayrıca anne hamileyken çok fazla kırmızı et tüketirse, bebek erkek ise, bunun gelecekte sperm sayısını olumsuz yönde etkileyebileceğini söyleyen Dr. Berksoy, ‘’Çevresel kimyasal kirleticilerden PCB poliklorine bifeniller, dioksinler, kurşun, civa, bisfenol A ve perstisitler gibi endokrin bozucular çocuklarda işitme ve konuşma bozukluklarına, eğitimde başarısızlığın yanında gebelik sırasında benzer durumlara maruz kalındığında ise ileriki yıllarda bebeğin üreme sorunlarıyla karşılaşma olasılığını arttırmaktadır. Anne hamile iken çok kırmızı et tüketirse, bebek erkek ise, bu gelecekte sperm sayısını olumsuz yönde etkileyebilir. Hamileyken yetersiz düzeyde karbonhidrat tüketmek ise bebeğin genlerinde bazı unsurların değişmesine yol açıyor. Bu bebekler, yaşamlarının ileriki aşamalarında daha çok kilo alıyor. Yani anne adayı yetersiz karbonhidratlı bir beslenmeye geçerse, çocuğunun kilo alma riskini artırıyor. Anne karnındayken çocuk yetersiz beslenirse, çocuk ileride şişmanlık, şeker hastalığı gibi risklerle karşılaşabiliyor. Bu nedenle özellikle hamile kadınların beslenme ve yaşam tarzları konusunda daha bilinçli davranması gerekir’’ dedi.

    Anne Bebeğinin Genlerini Nasıl Etkiler?

    Uzmanların teorisine göre, anne karnında gelişimini sürdüren bebek, dünyaya geldiğinde karşılaşacağı ortama hazırlıklı olmaya çalışıyor ve DNA’sında buna göre değişiklikler oluyor. Dr. Murat Berksoy, karbonhidratı yetersiz bir ortamda gelişen bebeğin yeterli besin olmadığı varsayımıyla vücudunu depolamaya programladığını belirterek, şunları söyledi: ‘’ Daha önce hayvanlarda yapılan çalışmalarda da beslenmenin gen işlevlerinde değişiklik yaratabildiği belirlenmişti. Buna, Epigenetik değişim deniyor. Bu alana eğilen uzmanlar ise çevre ile genlerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu anlamaya çalışıyor. Annenin aldığı besinler ve diğer etkenler bebeğin hayatında Alzheimer, kalp, şeker, infertilite gibi hastalılıklara sebep olabiliyor. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin D vitamini, iyot, Omega 3, B12 vitamini, folik asit, A vitamini ve demir eksikliklerinin giderilmesi büyük önem taşıyor.’’

    Dr. Murat Berksoy Epigenetik değişimlerin kısmen de olsa yaşamın ilk dönemleri ile daha sonraki hastalıklar arasında bağlantı oluşturduğuna ilişkin önemli kanıtlar olduğunu belirterek, kadınların gelecek nesillerin sağlığını iyileştirebilmek için beslenme konusunda daha fazla desteğe ihtiyacı olduğunu sözlerine ekledi.

    Erkeklerde Kısırlık
    1. Erkeklerde kısırlık hangi sebeplerden olur?
    2. Erkeklerde kısırlık nasıl tedavi edilir?
    3. Erkeklerde kısırlık nasıl tespit edilir?
    4. Erkeklerde kısırlıktan nasıl emin olunur?
    5. Genetik faktörler erkeklerde kısırlığa neden olabilir mi?
    6. Erkeklerde kısırlığın nedeninin belirlenemediği durumlar nelerdir?
    7. Sigara kullanımı erkeklerde kısırlık riskini artırır mı?
    8. Erkeklerde kısırlığın yaş ile ilişkisi var mı?
    9. Alkol kullanımı erkeklerde kısırlık riskini artırır mı?