Etiket: kahvaltı takımları

  • Mutfakta Gözümüzden Kaçanlar

    Mutfakta Gözümüzden Kaçanlar

    Severek kullandığımız çoğu ürün dikkatsizlik sebebiyle tehlike saçabiliyor. Sizler için gözden kaçan püf noktaları derledik. Listemizde teflon tencere ve tavalar, döküm tencere setleri, porselen yemek takımları ve silikon kaplar yer alıyor.

    Teflon ve döküm tencere setlerini ocağa ortalamalı ve alevin tencerenin etrafından taşmamasına dikkat etmeliyiz. Bu tencerelerde metal aletler kullanmak çizilmelere sebep olabilir. Tahta kaşıklar en ideal olanıdır. Yalnız bu kaşıklar bulaşık makinesinde yıkanmamalıdır. Yüksek sıcaklıkta direnci azalan tahta, deterjan kimyasalını emer ve yemeklere geçirir.

    Teflon ve döküm tencereler yanmaz-yapışmaz özelliği ile kolay temizlenir. Bulaşık makinasında ağır deterjanlarla temizlemek tencerelerinizin ömrünü kısaltır. Yapışmaz teflonun içerdiği PFO zararlı kimyasalı, tavanın sıcaklığı 350 dereceyi geçtiğinde tavadan gıdaya ve havaya yayılır. Tavalar ocakta boş tutulursa bu ısıya çabuk ulaşır.

    Döküm tencere ve tavalar kullanmaya başlamadan önce özel bir işlemden geçirilir. Bu tavaları ilk defa kullanıyorsak öncelikle deterjansız sıcak su ile yıkarız. Sonra ocağın üzerine koyup iyice ısınmasını bekleriz. Isınan tavaya biraz sıvıyağ döküp ısıya dayanıklı bir fırça yardımıyla her yerini sıvıyağ kullanarak yağlarız. Sonrasında kâğıt havlu ile yağın fazlasını alırız. Bu işlem emaye yüzeyin kaygan bir tabaka ile kaplanmasını sağlayacaktır.

    Döküm setleri sert bir yüzeye çarpmaktan kaçınmalıyız. Emaye tabakası bir tür camdır ve kırılabilir. Ayrıca bu setlerin hem alt hem de üst yüzeyi tamamen emaye ile kaplandığı için iki yüzeyin birleştiği yerde ham dökme demir kullanılabilir. Bu kısmın kuruluğunu dolaba koymadan önce kontrol etmeliyiz.

    Baharın gelmesiyle dolaplarımızdan çıkardığımız rengârenk çiçekli yemek takımları dikkatli kullanmazsak sağlığımız açısından risk oluşturabilir. Bu tabaklarda asitli ve tuzlu gıdaları uzun süre bekletmek ağır metallerden kurşun ve kadmiyumu açığa çıkarır. Aynı şekilde kaplamalı çatal ve kaşıklar çizildiğinde asidik ya da tuzlu gıdalara uzun süre maruz kalırsa sağlık açısından tehlikeli olabilir. Bu gereçlerdeki kurşun ve kadmiyum içeren dekor ve boyalar zamanla çözünerek yiyeceklere nüfuz eder.

    Kurşun insan vücudundaki organ ve dokulara zarar verir. Özellikle böbrek ve bağışıklık sistemini etkiler. Çocukların merkezi sinir sisteminde büyük tehlikeler yaratır. Erken doğum, yeni doğanda zekâ geriliği; yetişkinlerde bellekte zayıflama ve kan hastalıklarına sebebiyet verir. Kadmiyum akciğer tahribatına bağlı olarak ölüme neden olabilir. Kanserojen etkisi bulunur.

    Bazı Çin malı porselen tabaklarda, kurşun ve kadmiyum miktarı belirlenen limitin 40 katından fazladır.  Bu metallerin etkisi uzun vadede ortaya çıkar. 2002′de yasalar Avrupa standartlarına göre yeniden düzenlenmiş olsa da, denetimler yetersiz kalmaktadır. Bu sebeple yemek takımı gibi kritik ürünleri güvenilir kaliteli markalardan almak gerekir.

    Esnek, kullanışlı, kokusuz ve kırılmayan yapısı, cıvıl cıvıl renkleriyle silikon kaplar bayanların yeni gözdesi. Bu kapların kanserojen olduğuna yönelik söylentiler her geçen gün artıyor. Camın da hammaddesi olan kum, silikonun da hammaddesidir. Pratikte, nasıl borcamı fırında gönül rahatlığıyla kullanıyorsak, silikon ürünleri de kullanmamız gerekir. Yalnız silikonların birinci kalite solvent içermeyen yerli üretim olmasına dikkat etmeliyiz. Ucuz uzak doğu üretimi olan ürünlerin içeriğinde sağlığa zararlı kimyasallar bulunur. Yapışmazlık özelliğini tam olarak taşımaz.

    Silikon kapları alırken öncelikle % 100 silikon olduğundan ve Tarım Bakanlığı izni ile üretildiğinden emin olmalıyız. Bu kapların Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Enstitüsü ve uluslararası akredite laboratuvarındaki analizlerle Avrupa standartlarına uygunluğu belgelenmiş olmalıdır. Silikon kapların insan sağlığına etkileri hakkında AR-GE çalışmaları fazla bulunmadığı için her ihtimale karşı güvenilir kaliteli markalardan almakta fayda var.

    Bu yazı ile çoğu sorunuza yanıt bulduğunuzu düşünüyoruz. Mutfak gereçlerinizi gönül rahatlığıyla seçebilirsiniz artık.

    Vintage

  • Tatlı Bir Kış Masalı

    Tatlı Bir Kış Masalı

    Kış mevsiminin gelmesiyle havalar soğuyor. Kış benim için sahlep ve kestane demek. Bu lezzetler eskisi kadar olmasa da kış akşamlarımıza eşlik ediyorlar. Geç vakitlerde sokağın sessizliğini delen bozacı sesleri, Kız Kulesi’ne karşı yudumladığımız sahlepler, kese kâğıdına sarılı kestane kebaplar… Bu tatların yanı sıra kışın can sıkıcı bir tarafı da kısa süreli hayatımızı kâbusa dönüştüren kış hastalıkları. Grip vücudumuzun direnci düşmeye dursun hemen ortaya çıkar. Selpaklar cebimizden eksik olmaz. Silmekten kızaran burnumuz iyice iştahımızı kaçırır. Bütün bunlar bir araya geldiğinde hayat çekilmez bir hal alır.

    Pimpirikli bir insan olarak kendimi bu sinsi hastalıktan nasıl korurum diye düşünürken aklıma bir fikir geldi. Çevremdeki insanlara sorup onların fikirlerini sizlerle paylaşacaktım. Kime sorabilirim diye meraklı gözlerle dolaşırken karşıma ananem çıktı. Hemen sorumu ona yönelttim. Yılların getirdiği yıpranmışlıktan olsa gerek “Ayaklar insanın en çok üşüyen organı” dedi. Ananemin iki lafından biri “İnsan yaşlandıkça kanı koyulaşıyor, önceden hiç üşümezdim. Ayaklarını sıcak tut yavrum” oluyor. Ananemin ısıtıcısı hep yatağının yanında durur. Isıtıcıyı seçerken çok araştırdık. Özellikle havayı kurutmayan ve enerji tasarrufu yapan bir ısıtıcı seçmeye özen gösterdik. Devrilmelere karşı emniyet sistemi olan modeller bile var artık. Her şey ısıtıcı ile bitmiyor. Sıcacık battaniyeler sıcacık bir evin vazgeçilmezidir. Ananem geleneksel kış motifi olan geyikli battaniyelere bayılır. Annem farklı battaniyeler verdiğinde hemen geyikli battaniyesini ister.

    Ananemden sonra direkt mutfağa yöneldim. Mutfaktan harika bitki çayı kokuları geliyordu. Annem her zamanki gibi büyük bir keyifle çayını yudumluyordu. Annem bir çay tiryakisidir. Mutfaktaki en büyük saklama kabı bitki çaylarının olduğu kaptır. Annem beklediğim üzere dinç görünüşünü bitki çayına borçlu olduğu söyledi. Bitki çayını bu kadar anlatmışken annemin meşhur bitki çayı sırrını da sizlerle paylaşacağım. Annem bitki çayı hazırlarken her zaman taze kaynamış klorsuz su kullanır. Suyu kaynattıktan sonra hemen çayı koymaz, bir iki dakika dinlendirir. Annemin favorisi tarihi lale motifli porselen demliğidir. Porselen demliğine önce bitki çayını koyar. Sonra üzerine gerekli miktarda su katar ve çayın demlenmesi için 3-4 dakika bekler. İşte mükemmel bir çayın püf noktaları bunlar.

    Kışın olmazsa olmazı ısıtıcılardan, sarılıp ısınacağımız battaniyelerden ve içimizi ısıtan bitki çaylarından bahsettik. Şimdi sıra enerji verici kış yemeklerine geldi. Kışın en çok hangi yemekler pişer sorusuna en doğru yanıtı babam verebilirdi. Babamın en çok sevdiği kış yemekleri etli nohut, pastırmalı kuru fasulye ve çoban kavurma. Düdüklü tencere bizim eve geldiğinden beri annem bu harika yemekleri soframızdan eksik etmiyor. Bence düdüklü tencere kullanan bayanlar zamanını verimli bir şekilde değerlendiriyor. Düdüklü tencerelerde pişirme ısılarını ayarlayabildiğiniz için gıdalar vitaminlerini kaybetmiyor. Yemekler dağılmadan ve renklerini koruyarak pişiyor. En önemlisi de mutfaklarda rahatsız edici yemek kokuları artık yok. Sağlıklı beslenme ve hızlı yemekler için düdüklü tencere şart.

    Kış hastalıklarından korunmak için bu kadar tüyo verdikten sonra benim de sizlere bir önerim olacak. Mis gibi kış kokan vitamin deposu taze sıkılmış portakal suyu. Bizim evde hasta olmadan kışı geçirmenin püf noktaları bu detaylarda gizli. Peki, sizin kış mevsiminde uyguladığınız koruyucu yöntemler neler?