Etiket: iyot

  • Diyet Listelerinde Olması Gereken Mineraller

    Diyet Listelerinde Olması Gereken Mineraller

    Besin değeri bakımından zengin beslenme sistemiyle, diyet menülerinize sağlık katabilir, kendi diyet listenizi kendiniz oluşturabilirsiniz. Sağlıklı beslenme sistemi için mikro mineraller, makro mineraller ve diğer mineral çeşitlerinden, günlük olarak alınması gereklidir.

    Sağlıklı bir beden, fit ve capcanlı bir beden için vitamin ve mineraller tam olarak alınmalı, hastalıklar önlenmelidir. Bu mineraller arasında;

    • Kükürt

    Saç ve cilt sağlığı için değerli minerallerdendir. Tırnakların güçlenmesi, sağlam yapıda olması için gereklidir. Kükürt minerali, oksijen dengesinin sağlanması ile beyin fonksiyonlarının ideal biçimde çalışması için oldukça önemlidir.

    Kırmızı et, balık ve tavuk eti, sarımsak, havuç, siyah turp, kereviz, çilek, muz, ıspanak, lahana, yumurta, patates, incir, soğan, maydanoz, patates, marul ve hurmayı diyet listelerinize, ara öğünlerinize katarak daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinebilirsiniz.

    Sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilt yapısı, gür ve canlı saçlar, güçlü tırnaklar için kükürt içerikli besinleri tüketmek oldukça önemlidir.

    Diyet Listelerinde Olması Gereken Mineraller | 1

    • İyot

    Başlıca içeceğimiz olan su, iyotun en kaliteli halini sunar. Ayrıca sofra tuzu, günlük iyot ihtiyacının karşılanması için idealdir. Süt, yumurta, su ürünleri, tahıllar iyot minerali açısından zengin besinlerdir. Yetişkinlerde günlük iyot ihtiyacı 20-30 mg arasındadır.

    • Bakır

    Karaciğer organında depo edilen bakır minerali, pekmez ile ideal oranda alınabilir. Pekmezin esasen demir eksikliği tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Fakat en kaliteli olarak doğal pekmezde bulunur. Ayrıca; böbrek ve ciğer yemek, susam ve su ürünleriyle bakır ihtiyacını karşılamak gereklidir.

    Yetişkinlerde günlük bakır minerali ihtiyacı 2-5 mg arasındadır.

    Diyet Listelerinde Olması Gereken Mineraller | 2

    • Çinko

    Anne karnında alınmaya başlanan ve gelişim için önemli olan çinko minerali, yetişkinlerde 11-22 miligram arasındadır. Sağlıklı bireylerde 2-3 gr çinko minerali bulunur. Kırmızı et, tavuk ve deniz ürünleri, karaciğer, böbrekte bol miktarda bulunur.

    En Çabuk Kilo Verme Yöntemleri Tıklayın !

    Diyette Yapılmaması Gerekenler Tıklayın !

    Patates Diyet Listesi İle 3 Günde 5 Kilo Verme Tıklayın !

    Yağ Yakan 5 İçecek Tıklayın !

    Yağ yakan yiyecekler Tıklayın !

  • Kırışıklıklara karşı çözümler

    Kırışıklıklara karşı çözümler

    Gözaltındaki hafif çizgileri ve boyun bölgesindeki kırışıklıkları düzeltmek için neler yapabilirsiniz?

    1- Buz masajı: 1/4 litle suyun içerisine 1 bütün limonu sıkın. Daha sonra bunu buzlukta dondurun. Buzla cilde masaj yapmak, kan dolaşımınını hızlandırmanın yanısıra, cilde serinlik ve canlılık kazandırır.

    2- Parmaklarınızla yüzünüze dokunun: Her sabah, 2 dakika süre ile orta ve yüzük parmağınızı kullanarak masaj yapın. Burundan başlayarak yüz ve boynunuza uygulayacağınız bu masaj cildinizin gerginleşmesini sağlar.

    3- Yeterli miktarda iyot alın: Metobolizma ve cilt hücreleri için tiroid hormonu oldukça önemlidir. Eğer yeteri derecede iyot alıyorsanız, cilt hücrelerinizin çalışması ve kendini yenilemesinde bir problem yoktur. Ancak vücudunuzun iyot bakımından fakir kalması cildin erken yaşlanmasına ve kırışmasına yol açar. Özellikle yaşadığınız yerde havadaki iyot oranı düşükse, bol iyot içeren yiyecekler (örneğin deniz ürünleri) yiyin ve iyotlu tuz kullanın.

    4- Yağ maskesi: Bitkisel yağlardan oluşturulan bu maskeyi, cildinize haftada bir kez uygulamak, kırışıklıklarınızın belirgin şekilde azalmasını sağlayacaktır. Bir tatlı kaşığı buğday özü yağı, avakado yağı, zeytinyağı ve ayçicek yağını bir kabın içinde karıştırın. İçerisine iki çorba kaşığı bal ekleyin. Bir fırça veya pamuk ile yüz ve boynunuza sürün. Daha sonra ince bir tülbent veya bezi, boyun ve yüzünüzün üzerine yayın. İki saat süre ile bekletin ve ılık suyla durulayın.

    5- Sigara içmeyin: Araştırmalar uzun süre sigara içenlerde, erken kırışıklık oluşma riskinin iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu yüzden derhal sigarayı bırakmalısınız, eğer bunu yapamıyorsanız hergün C ve E vitaminleri almaya dikkat etmelisiniz. Hergün düzenli olarak nemlendiricinizi de kullanmayı ihmal etmeyin.

    6- Düzenli uyuyun: Düzenli uyumak, uykunuzu alarak yataktan kalmak, cildinizin canlı ve taze görünmesini için kaçınılmaz kural. Ancak bu arada uyuduğunuz ortamdaki nem oranı da oldukça önemli. Havası kuru bir ortamda uyumak, kırışıklıklarınızın daha belirgin hale gelmesine neden olur. Örneğin yatak odanıza nem arttırıcı bir cihaz yerleştirebilirsiniz.

    7- Bitkisel çaylardan faydalanın: Kandil otu içerisindeki silisik asidin cildin elastikiyetini arttırdığını biliyor muydunuz? Aynı şekilde ıhlamur çayı da kırışmayı geciktirir. Nane çayında bulunan dogğal özlü yağlar ise, cildi temizleyerek kan dolaşımını düzene sokar.

    8- Yosunlarla gençleşin: Günümüzde yosun özlerinden yapılan pek çok ürün kozmetik ürünleri satan parfümerilerde bulunuyor. Banyo esnasında bu yosun özlü ürünleri banyo küvetine boşaltın. Yosunların içerisinde bulunan mineral tuzlar ve bazı asit türleri, deri altı hücrelerinin çalışmasının daha aktifleştirerek cildi sıkılaştırır.

    9- Güneşten koruyucu kremler kullanın: Güneşin UV adını verilen zararlı ışınları cildinizin ve kırışıklıkların bir numaralı düşmanıdır. Kızgın güneşin altında geçirdiğiniz saatler, pigment üretimini artırarak cildi kurumaya bırakır. Güneşe çıkmadan önce muhakkak cildinizi koruyucu bir kremle kamufle etmeniz gerekiyor.

    10- Cildinize kompres uygulayın: Arpa içerisinde çok miktarda, cildi besleyen magnezyum tuzu ve bol miktarda vitamin bulunur. Arpa ile hazırlanan cilt maskesini haftada en az bir kez uygulamak, kırışıklıklarınız için oldukça faydalı olacaktır. Önce cildinizi bir tonikle silerek temizleyin. Daha sonra kobukları soyulmuş 200 gr. arpayı yumuşatana kadar kaynatın. Sonra bir tülbentten geçirerek yüzünüze yayın. 20 dakika kadar bekleyerek etki etmesini sağlayın. Bunu haftada 2 kez tekrarlayabilirsiniz.

    11- Düz yastıkla uyuyun: Eğer geceleri, içi tıka basa doldurulmuş yuvarlak bir yastık ile uyuyorsanız, kırışıklıkların yüzünüze iyice yerleşmesine neden olursunuz. Bu şekilde uyumaya devam ettiğiniz takdirde çeneniz katlı bir görünüm alır. Uyuduğunuz yastığın düz olması kırışıklıklarınız için idealdir.

    12- Soğuksıcak şok: Soğuk- sıcak değişimi deri altı hücreleri üzerinde uyarıcı etki bırakır ve kan dolaşımını hızlandırarak cildin yenilenmesini sağlar. Yüzünüzü önce sıcak su buharına tutun, daha sonra buzluktan çıkardığınız soğuk su ile yıkayın. Soğuk- socak şok sonrası açılan gözeneklerindeki siyah noktaları sıkın, sıkılaştırıcı bir tonikle yüzünüzü sildikten sonra nemlendirici bir kremle nem verin.

    13- Bol maden suyu için: Eğer devamlı olarak alkol alıyorsanız, cildinizin zamanından erken yaşlanmasına davetiye veriyorsunuz demektir. Çünkü alkol aldığınız zaman, karaciğer alkolü vücuttan atabilmek için daha fazla vitamin ve sıvı harcar. Bu arada vücudunuz vitaminsiz ve susuz kalır. Alkol kullananların bol miktarda maden suyu içmesi vücudu hem vitamin açısından dengeler, hem de ihtiyaç duyduğu sıvıyı sağlar.

    14- Kas masajı: Sabah akşam dişlerinizi fırçalamak için lavoboya gittiğinizde, ayna karşısında yüzünüze pratik bir masaj uygulayabilirsiniz. İki elinizin baş ve işaret parmaklarını gözaltı bölgenize yerleştirin. Önce bastırarak yukarı sonra aşağı doğru hareket ettirin. İçinizden altıya kadar sayarak bekleyin. Aralıklarla bu hareketleri üç dakika devam ettirin.

  • Diyet ile kilo veremeyenler tiroit uyarısı

    Diyet ile kilo veremeyenler tiroit uyarısı

    “Diyete rağmen kilo veremeyenler önce tiroit hormonuna baktırmalı”

    Prof. Dr. Ramazan Sarı, vücutta yeterli tiroit hormonu bulunmayışının metabolizmanın çalışma hızını yüzde 10 azalttığına dikkati çekerek, “Kilo problemiyle gelen hastalarda ilk olarak kandaki tiroit hormonlarına bakarak sorunun cevabını vermek lazım. Çünkü bu kişiler ne kadar diyet yaparlarsa yapsınlar tiroit hormonları eksik olduğu sürece başarıya ulaşamazlar” dedi.

    Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarı, değişen yaşam alışkanlıkları, daha az hareket, hazır gıda tüketiminin obeziteyi dünya genelinde ciddi bir sağlık sorunu haline getirdiğini kaydetti.

    Obezitenin bir başka sebebinin de vücuttaki tiroit hormon düzeyi olduğunu belirten Sarı, vücutta yeterli tiroit hormonu bulunmayışıyla ortaya çıkan hipotiroidi hastalığının metabolizmanın çalışma hızını yüzde 10 azalttığını vurguladı.

    Günde ortalama 2 bin kalori yakan bir vücudun hipotiroidinin etkisiyle günlük bin 800 kalori yakmaya başlayacağını anlatan Sarı, şöyle konuştu:

    “Aradaki bu açıklık tamamen yağ olarak vücutta depolanır. Bu da artan kilo alımı şeklinde ortaya çıkar. Tiroit hormonları vücutta sıvı toplanması ve sıvı dengesi açısından etkisi olduğu için, bir miktarı da sıvı olur. Tiroit hormonları hem enerji tüketimi açısından hem metabolizma açısından önemli. Bu nedenle kilo problemiyle gelen hastalarda ilk olarak kandaki tiroit hormonlarına bakarak sorunun cevabını vermek lazım. Çünkü bu kişiler ne kadar diyet yaparlarsa yapsınlar tiroit hormonları eksik olduğu sürece başarıya ulaşamazlar.”

    “TİTOİT HORMONUNUN NORMALE DÖNMESİ UZUN SÜRMEZ”

    Prof. Dr. Sarı, obezite hastalığıyla başvuran hastaların öncelikle tiroit hormonlarını kontrol ettiklerini anlattı. Bu hasta grubunun egzersiz kapasitesinin de daha az olacağına değinen Sarı, “Özellikle yaşlı hastalarda tiroit düzeyini düzeltmeden egzersiz önerirseniz o egzersizin zararı da olabilir. Tiroit hormonlarını normale döndürmek çok uzun sürmez. 1,5-2 ay aylık bir dönemden sonra bir beslenme programı yaparak, kalori dengesi sağlayacak bir programla hastaların kilo vermesi daha yararlı olacaktır” diye konuştu.

    Sarı, hipotiroidinin en önemli sebeplerinin başında iyot eksikliğinin geldiğini anlattı. 1990’lı yılların sonlarında hükümetin iyotlu tuz kullanımı konusunda sağlık politikası geliştirdiğini ifade eden Sarı, vatandaşlarda da iyotlu tuz kullanımı konusunda bilinç oluşması gerektiğini vurguladı.

    İyotlu tuzların yemeklere pişirme esnasında atılmasının sakıncalı olduğuna işaret eden Sarı, “Tuz kaynama esnasında iyotunu kaybeder. Bu nedenle tuzun, yemek piştikten sonra veya servis edildikten sonra tabaklara atılması gerekli” dedi.

    AA