Etiket: ikiz gebelik

  • İkiz gebelik ve riskleri

    İkiz gebelik ve riskleri

    Günümüzde kısırlık tedavilerini yaygın kullanılması sonucu çoğul gebelikler daha sık görülmektedir.

    Bizm de kliniğimizde tedavi alıp ikiz, üçüz, dördüz hatta beşiz gebe kalan ve takip ettiğimiz çok sayıda hastamız mevcut.

    En fazla ikiz gebelikleri görüyoruz. Gerek dışarıdan gelen, gerek kliniğimizden tedavi sonucu çoğul gebelik elde etmiş hastalarımıza ilk söylediğimiz artık ‘’riskli’’ gebe olduklarıdır ve takibini ona göre yaparız.

    İkiz gebeliklerde, tekil gebeliklere göre tüm gebelik riskleri artmaktadır.

    Düşük,

    erken doğum,

    erken su gelmesi,

    gebeliğin yüksek tansiyonu,

    plasentanın önde yerleşimi (plasenta previa),

    plasentanın erken ayrılması,

    bebeklerde organ sakatlıkları,

    kromozom bozuklukları,

    bebeklerden birinin ya da ikisinin anne karnında ölümü riskleri artıyor. Bu nedenle özel takip gerekiyor.

    En fazla gördüğümüz komplikasyon ise erken doğumdur. İkizler genellikle 36-37. Haftada, üçüzler 33. Haftada, dördüzler ise 31. Haftada doğar. Bu nedenle bebeklerin doğumdan sonra bir süre yenidoğan yoğun bakıma alınması gerekir.

    Bildiğiniz gibi ikiz gebelikler tek yumurta ve çift yumurta ikizlikleri olarak ayrılır. Tek yumurta ikizleri birbirine tıpatıp benzeyen kardeşlerken ve cinsiyetleri her zaman aynıyken, çift yumurta ikizleri ayrı iki batında doğmuş kardeşler kadar birbirine benzer ve cinsiyetler aynı olmak zorunda değildir.

    Tek yumurta çift yumurta ayrımı gebelik takibinde çok çok önemli. Çünkü tek yumurta ikizlikleri her zaman daha riskli seyrediyor.

    Bu ayırım en güzel ilk 14 hafta içinde ultrasonla yüksek doğrulukla yapabiliyoruz. 14. Haftadan sonra da ayırabiliriz, ama net ayrım yapma başarımız bu haftadan sonra biraz azalır.

    Gerek ikizliğin tipinin ayrımı, gerekse organ sakatlıklarının dışlanması açısından tüm çoğul gebeleri ayrıntılı ultrason muayenesi ile değerlendiriyoruz. Lütfen ayrıntılı ultrasonu ihmal etmeyin.

    Tek yumurta ikizlerinde gebelikte yukarıda saydığım olumsuz durumlara ilave olarak ikizden ikize transfüzyon sendromu, akardiyak ikizlik ve yapışık ikizlik gibi ölümcül komplikasyonlar da gelişebilmektedir. Tekrar ediyorum, ikizden ikize transfüzyon sendromu, akardia ve yapışık ikizlik sadece tek yumurta ikizlerinde gözlenir, çift yumurta ikizlerinde gözlenmez.

    Tüm bu risklerden ötürü ikiz gebeliklerin takibinin riskli gebelikler konusunda uzman bir hekim gözetiminde yapılması gerekir. Ayrıca doğumun mutlaka yenidoğan yoğun bakım imkanı olan bir hastanede gerçekleştirilmesi gerekir.

    Sağlıklı günler dilerim.

    Doç. Dr. Yavuz ŞİMŞEK tarafından yazılmıştır.

  • Çoğul – ikiz gebelik Nedir? Hangi sıklıkla izlenir?

    Çoğul – ikiz gebelik Nedir? Hangi sıklıkla izlenir?

    Anne rahiminde iki veya daha fazla embriyonun (bebeğin) oluştuğu gebeliklere çoğul yada ikiz gebelik adı verilir. Tüm doğumların sadece %3’ü çoğul yada ikiz doğum olmakla birlikte bu oran gün geçtikçe artmaktadır.

    Günümüzde çoğul ve ikiz hamileliklerin önemli bir kısmında etken, tüp bebek tekniklerinde rahim içine verilen embriyo (bebek) sayısının yüksek olmasıdır. Çoğul ve ikiz hamilelikler, başta erken doğum ve bebek gelişimindeki sorunlar olmak üzere çeşitli riskleri de beraberinde getirir. Bu yüzden gebe annenin çoğul veya ikiz bebek taşıdığı ortaya çıktıktan sonra, gebelik ve bebek gelişimi takibi için bir riskli gebelik uzmanına (perinatolog) başvurması en idealidir.

    Çoğul – İkiz Gebeliğin (İkiz Hamileliğin) Getirdiği Sorunlar Nelerdir?

    Erken doğum : İkiz gebeliklerin yarısı, ikiden daha yüksek sayılardaki bebeklerin ise tamamına yakını 37. gebelik haftasından önce doğmakta yani çoğul ve ikiz hamilelikler genelde erken doğum ile sonuçlanmaktadır.

    Hamilelik İle Ortaya Çıkan Hipertansiyon : Çoğul yada ikiz hamilelikli annelerde gebeliğe bağlı hipertansiyon gelişme sıklığı normal gebeliklere göre 3 kat daha fazladır.

    Anemi (Kansızlık) : Çoğul ve ikiz gebelikte hamile annede anemi görülme sıklığı 2 kat artmıştır.

    Doğum Defektleri : Bebekte nöral tüp defekti, kalp ve sindirim sistemi anormallikleri (anomalileri) görülme sıklığı çoğul ve ikiz gebeliklerde normal hamileliklere göre yaklaşık 2 kat artar.

    Düşük : Çoğul ve ikiz hamile kadınların gebeliklerinin düşük ile sonuçlanması riski normal gebeliklere göre daha fazladır.

    Fetal anomali-sakatlık riski

    Çoğul – İkiz Gebelik (İkiz Hamilelik) Belirlendiği Zaman Anne Nelere Dikkat Etmelidir ?

    Beslenme : Çoğul ve ikiz hamile annelerin protein,kalori ve demir ihtiyacı normal gebelikten daha fazladır.

    Yönlendirme : Çoğul ve ya ikiz gebeliği olan anne, gebelik takibi için mümkünse bir maternal-fetal tıp (riskli gebelik) (perinatoloji) uzmanına yönlendirilmeli, özel testler ve detaylı ultrason için ise mutlaka perinatalog (riskli gebelik uzmanı) ile temasa geçilmelidir.

    Doğum Öncesi Kontrol Sayısının Arttırılması : Çoğul ve ikiz gebeliklerde oluşabilecek sorunların erken belirlenebilmesi amacıyla kadın doğum doktoru (mümkünse riskli gebelik uzmanı) kontrolleri daha sık yapılmalıdır.

    Dinlenme : Anne evde veya hastanede yatak istirahatına ihtiyaç duyabilir.

    Prof. Dr. Özgür DEREN tarafından yazılmıştır.

  • Kök hücre ile çocuk yapabilme 2013

    Kök hücre ile çocuk yapabilme 2013

    Kök hücre ile sperm üretme sayesinde kanser tedavisi gören veya zayıf sperme sahip olan erkekleri baba olma hayallerine kavuşturacak

    Testislerden alınan doku örneklerini laboratuvar ortamında geliştiren uzmanlar, döllenmeye imkan veren sperm üretmeyi başardı.

    Dünya ‘kök hücre’ araştırmalarını büyük bir heyecanla takip ediyor. Henüz deney aşamasındaki çalışmaları yürüten araştırma merkezleri, tedavi amaçlı uygulamalara da imza atıyor. Bunların bazılarında elde edilen başarılı sonuçlar, bilim adamlarını daha da umutlandırıyor. Ancak bu münferit sonuçlara bakarak kök hücre ile kanser, alzheimer, parkinson, felç ve benzeri çaresiz hastalıklar yenilmek üzere” demek için henüz çok erken.

    Erkek kısırlığını yakın gelecekte bitirecek gelişme

    Kök hücre araştırmaları Türkiye’de de yapılıyor. Yağ dokusu kaynaklı yetişkin kök hücre çalışmaları yapılmakta, “Kök hücre çalışmalarının en önemli amacı günümüzde tedavi imkanı olmayan kronik hastalıkları, kanseri, yaşam kalitesini düşüren alzheimer ve parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkları tedavi etmek ve organ yetmezliğinden kaynaklanan problemleri gidermektir. Hedeflenen amaç bugün tam anlamıyla gerçekleşmemiş olmasına karşın elde edilen gelişmeler bu ölümcül hastalıkların yakın gelecekte kök hücreler kullanılarak tedavi edilebileceğini göstermektedir

    Kök hücre çalışmalarının tek amacı uygun şartlarda uygun kişilere hücre nakli yaparak hastalıkların tedavi edilmesi değil. Tedavi edici ilaçların geliştirilmesi ve hastalıkların daha iyi tanınması da hedefler arasında.

    -Kök hücre çalışmalarında neler hedefleniyor ?

    Kök hücreyi yapabilmeyi yardımcı üreme teknikleri sağlıyor. Kaynak embriyo ya da embriyo dışı dokular. Embriyodan elde edilen kök hücrelere inanarak bu işe başladık. Bilimde ileriyi hayal edebilmek ve görebilmek önemlidir. Ama hayal bilgiler doğrultusunda oluşmalıdır.

    Hedef, bugün için tedavisi imkansız hastalıkların tedavisini sağlamak. En önemlisi, kısırlıktan önce, hayatı tehdit eden ve bugün için net bir tedavisi olmayan hastalıkları tedavi etmek. Çevremizde çok fazla kanserli var. Önemli bir kısmı yemek borusu kanseri. Tedavisi yok. Acaba kanser tedavisinde kullanılabilecek bir yöntem olabilir mi ?

    Ayrıca ilerleyici romatizmal hastalıklar, alzheimer ve parkinson gibi ilerleyici beyin hastalıkları var. Bunlar kanserden daha ağır. Kanserde en azından, kişi belli süre acı çekip sonra kaybediliyor. Ama ilerleyici beyin hastalıkları, bütün yaşam boyunca devam ediyor. Stefan Hawkinks, inanılmaz bir beyin ama ALS hastası. Suna Kıraç da öyle. ALS’li çok hasta var Türkiye’de. Bunların yanında çocuklarda sık görülen lösemi gibi kanser tipleri. Acaba hücre ve doku nakli kanser tedevisi için bir alternatif olabilir mi ?

    Bugün için şeker hastalığı çok önemli. İnsanı kısa sürede öldürmüyor, ama yaşam kalitesini çok azaltıyor. Yaşam kalitesini azaltan başka hastalıklarda da aynı şekilde kullanılabilecek mi diye düşünerek yola çıktık.

    Bugünkü ileri teknolojiye rağmen tedavi edilemeyen iki grup hasta var. Biri hiç sperm üretimi olmayan erkekler. Testislerden biyopsi alınsa dahi, hiç sperm gelişimi olmayan erkekler var. Bunlarda büyük ihtimalle genetik faktörler, spermi oluşurken belli bir noktada durduruyor. Bloke ediyor. Bu blokajın ötesine geçirebilir miyiz? Daha ileri hücreler elde edebilir miyiz ? Bugün için cevap hayır. Bir sürü şey denendi ama hiçbiri bu tür erkeklerin tedavisine imkan vermiyor.

    Sperm üretimi olmayan erkeklerde, kök hücreden sperm hücrelerini elde edebilmeyi hedefleniyor. Bu birden hareket eden sperm hücrelerini elde etmek anlamında değil. Dölleyebilecek özellikte olan, daha ilkel de olsa sperme giden o ara hücreleri elde edebilmek ve bunları kullanarak döllenmeyi sağlamak.

    Kadınlarda da, yaşlanmış, yumurta sayısı azalmış ya da bitmiş olanları tedavi edilememektedir. Acaba bu kadınlarda da olgun bir yumurtayı değil ama, olgun yumurtanın önceki hücrelerini kök hücreden elde edip sonra bunları olgunlaştırarak kullanabilir miyiz diye düşünülmektedir. Fakat bu uzak bir hedeftir.

    -Hükümetin bu çalışmalara bakışı ?

    Çok gelişmiş olduğunu iddia eden birçok ülkede uygulanmayan ama insanlığın faydası için olan uygulamalar bugün Türkiye’de uygulanabiliyor. Türkiye’de başkasına ait sperm ve yumurta kullanılmıyor. Bu, birçok yönüyle tartışılabilir. Ama Türkiye’de embriyoda genetik tanı yapmaya müsade ediliyor. Bu çok önemli. Bu tıbba aydın bir bakış açısıyla yaklaşıldığını gösteriyor. Şu anda Sağlık Bakanlığı’nın insan klonlamasına karşı tamamen negatif baktığı kesin. Cinsiyet tayinini yasakladığı kesin. Ama bunun dışında şarlatanca olmayan ama insanlığın hayrına olabilecek çalışmaları kesinlikle destekleyeceğini düşünülmektedir. Burada embriyolardan elde edilen kök hücreler ne kadar etiktir diye bir tartışma konusu olabilir. Bakanlığımızın ve diğer ilgili mercilerin, araştırma ve insan sağlığını tedavi etme amaçlı ise buna sıcak bakacağını biliyorum. Kullanılamaz diye bir karar çıkmaz.

    KÖK HÜCRE NEDİR ?

    Kök hücreler, ‘yetişkin’ ve ‘embriyonik’ olmak üzere ikiye ayrılıyor. Yardımcı üreme tekniklerinde arta kalan ya da kullanılamayacak durumda olan embriyolar, çiftlerden izin alınarak kök hücre çalışmalarında değerlendirilebiliyor.

    Hücre, bir canlının en küçük hayati parçası. Canlının sağlığı, hücrelerin yeterince kendini yenilemesine, özelliklerini kaybetmemesine ve hastalık yapıcı her türlü unsura karşı dirençli olabilmesine bağlı. Kök hücreyi insan sağlığı için son derece önemli kılan sebep, sınırsız çoğalma özelliğine sahip olması. Uygun ortamı bulduğunda organ ve dokuyu oluşturan hücre tiplerine dönüşebiliyor. Kök hücre, gereken organlarda hücre yenilenmesine ve bazı hasarlı dokuların iyileşmesine imkan tanıyor. Kök hücreyle ilgili çalışmalar aslında 50 yıl öncesine dayanıyor. Kemik iliğindeki yetişkin hematopoetik kök hücrelerin kan hücrelerine dönüştüğünün keşfi, kan kanserinde dönem noktası oluyor. Günümüzde kemik iliğindeki kök hücrelerin kan haricinde kas, kemik ve damar hücrelerine dönüşebildiği görüldü. Ayrıca yetişkin tip kök hücrelerin, sadece kemik iliğinde değil; sinir, kas, karaciğer, göz ve deri gibi organ ve dokularda bulunduğu da artık biliniyor. Arayışlar sonucunda 1998’de insan embriyosundan kök hücre elde edildi. Bu bir çığırdı. Çünkü, embriyonik kök hücreler, yetişkin kök hücrelerdeki sınırlılığın aksine, insan vücudundaki tüm hücre türlerine dönüşebilme özelliğine sahipti. Emriyonik kök hücreler, yetişkin kök hücrelerden daha elverişli olmasına rağmen, kanser oluşma riski, doku uyumu problemi ve etik kaygılarla kliniklerde test amaçlı kullanılmaya başlanmadı. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda yağ dokusunda da yetişkin tip kök hücreler olduğu belirlendi.

    Testis dokusu alındı
    Nature Dergisi’nde yayınlanan araştırmaya göre, Takehiko Ogawa başkanlığındaki ekip, testisten alınan dokulara gerekli protein ve diğer besinleri vererek sperm oluşmasını sağladı. Buluşun özellikte kanser tedavisi gören erkeklere yeniden çocuk sahibi olma imkanı vereceği söyledi. Ayrıca dokudan elde edilen spermin, dünya çapındaki milyonlarca kısırlık tedavisi gören erkek için de umut ışığı olduğu belirtildi.
    Buna göre tamamen kısır veya döllenmeyi sağlayamayan zayıf sperme sahip olan erkeklerin spermleri laboratuvar ortamında geliştirilecek. Böylece erkeklerin kısırlığı tamamen tarih olacak ve başka birisinden sperm almalarına gerek kalmayacak. Tekniğin ayrıca donmuş testisler üzerinde bile işe yaradığı belirtildi. Ogawa, “Bir sonraki hedefimiz kadın için laboratuvar ortamında yumurta üretmek” diye konuştu.

    Henüz çok az hastada denenen ve bir kısmında olumlu neticeler alınan uygulamaların hala araştırma aşamasında ve gelişmeler umut verici. Ergenliğe girmeden önce kanser tedavisi geçirmek zorunda olan erkek çocukları için ileride çocuk sahibi olabilmeleri amacıyla, ‘Kök hücreden sperm hücrelerinin üretilmesi yolunun açıldığına’ dikkati çeken aratırmacılar, “Bu yöntemle, kanser tedavisi öncesi testis dokusu dondurularak, tedavi sonrasında sperm hücresi üretebilen kök hücreleri geri nakletmek mümkün oldu” diye konuştu.

    Kök hücreden sperm üreten hücre!

    İnsan embriyonik kök hücresinden, sperm ve yumurta hücresinin üretimini sağlayan germ hücreleri elde edildi.

    Bu buluş sayesinde, erkek sperm ve dişi yumurta hücrelerinin üretimi ile başlayan insan gelişiminin, şimdiye kadar sır olarak kalmış bir çok noktası aydınlatılabilecek. Bu sayede genetik hastalıkların çocuğa geçiş süreci daha iyi anlaşılabilecek ve önleminin alınmasının farklı yolları bulunabilecek.

    Yumurta ve sperm hücrelerinin üretilimin sağlayan germ hücrelerinin bunu nasıl yaptıklarının, bunun yapılması sırasında hangi genlerin ve yolların kullanıldığının bilinmediğini, genetik yapıların farklı olmasından ötürü, bu gelişimi hayvan germ hücrelerinden anlamanın da mümkün olmadığı bir gerçektir.