Etiket: hormonoterapi

  • Kanser Tedavisinde Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

    Kanser Tedavisinde Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

    İlk duyduğumuz an hafif irkilmemize neden olan kanser; hücrelerin kontrolsüz şekilde bölünüp çoğalmasıyla oluşan kötü huylu tümör ve urları ifade eder. Yakın bir zamana kadar hem hastayı hem de hasta yakınlarını epey zorlayan bu hastalık; her geçen gün ilerleyen tıbbi teknoloji, uygulanan farklı tedavi yöntemleri ve en önemlisi de erken teşhis sayesinde başarıyla atlatılabiliyor. Peki, bu süreçte nelere dikkat etmek gerekiyor? İşte detaylar…

    En başta moral şart!

    Kansere yakalanan kişinin, her şeyden önce bunun bir süreç olduğunu bilmesi ve bu süreci yeneceğine dair bir motivasyonunun olması çok önemlidir. Bu anlamda hastanelerin “hasta navigatörü” uygulamaları oldukça kolaylık sağlar. Hastanın hastaneye adımını attığı andan itibaren rehberlik eden bu uygulama; her türlü tetkik ve tedavinin yanı sıra süreç içerisinde hastanın ihtiyaç duyduğu her konuda köprü olarak onlara yalnız olmadıklarını hissettirir.

    iki.jpg

    Uygulanan tedavi hasta odaklı olmalıdır

    Kanser tedavisinde istenilen başarının elde edilmesinde kanser tipi ve uygulanan tedavi yöntemi oldukça önemli faktörlerdir. Fakat tüm bunlardan daha önemli bir faktör var ki, o da hastanın kendisidir. Çünkü her hasta farklıdır ve dolayısıyla uygulanacak tedavi yöntemleri de kişiye göre farklılıklar gösterebilir. Bu yüzden farklı disiplinlerden hekimlerin ortak kararıyla hasta için en uygun tedavinin seçilmesi hayati önem taşır.

    uc.jpg

    İkinci görüş, tedaviden emin olmayı sağlar

    Yurt dışındaki tıbbi yenilikler ve kanser tedavisinde uygulanan farklı yöntemler; hastanın kendisine önerilen tedavinin doğruluğunu sorgulamasına neden olabilir. Böyle bir durumda “ikinci görüş” almak, yaşanılan bu kararsızlığı sonlandırmaya yardımcı olurken hastanın tedaviye olan motivasyonunu artırabilir.

    dort.jpg

    En önemli kriter: Tam donanımlı bir hastane ve uzman hekimler…

    Doğru teşhis ve tedavi için ihtiyaç duyulan bütün uygulamaları bünyesinde barındıran bir hastane, tüm bu süreçlerin aksamadan sürmesinde son derece etkilidir. Kemoterapi ve hormonoterapi gibi kanser tedavisinde uygulanan standart uygulamaların yanı sıra kanser cerrahisi, immünoterapi, aşı tedavisi, akıllı ilaçlar ve biyolojik ajanlar gibi en gelişmiş yöntemlerin de uygulandığı bir hastane ve uzman kadro, bu anlamda büyük avantaj sağlar.

    bes.jpg

    Yaşam kalitesini yükseltecek önemler unutulmamalı!

    Kanser tedavisi denildiğinde akla sadece tıbbi tedavi gelmemelidir. Tedavi sırasında; hastanın beslenme düzeni, fiziksel ve ruhsal sağlığı da unutulmamalıdır. Bu anlamda diyet, spor, nefes farkındalığı, kemoterapi sonrası saç bakımı gibi birçok destekleyici tedavi ve uygulamalar da dikkate alınmalıdır.

    alti.jpg

     

    Houston Methodist ile birlikte daha güçlüyüz!

    Kent Onkoloji Merkezi, 100 yıllık deneyimiyle dünyanın önde gelen kanser merkezlerinden biri olan Houston Methodist Hospital işbirliği ile kansere karşı kişiye özel, güncel ve etkin tedavi yaklaşımlarını sunabilmek için hizmetinizde! Yurt dışına gitmeye gerek kalmadan tedavi süreçleri hakkında ikinci görüş almanızı ve yaşam kalitenizi yükseltmeyi amaçlıyoruz.

  • Her iki kadından birinin memesi…

    Her iki kadından birinin memesi…

    Birkaç yıl öncesine kadar meme kanseri ‘ölümcül bir hastalık’ olarak değerlendirilirken, günümüzde erken tanı sayesinde tedavide başarı oranı artıyor. Hastalar, uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürebiliyor. Üstelik her 2 kadından 1’inin memesi alınmadan tedavisi tamamlanabiliyor.

    Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hilal Ünal, hayat boyu meme kanseri olma riskinin, Batı Avrupa ülkelerinde ve ABD’de her 5-6 kadından birinde, Türkiye’de ise her 9-10 kadından birinde görüldüğünü ifade etti.

    Türkiye’de meme kanseri oranında bir artış olduğunu belirten Prof. Ünal, erken tanı, radyoterapi, kemoterapi ile hormon tedavisindeki gelişmelerin meme kanserine yakalanan kadınların uzun yıllar sağlıklı yaşamalarına imkan tanıdığını kaydetti.

    HASTAYA ÖZEL TEDAVİ
    Meme kanseri saptanan her hastaya uygulanabilen tek tedavi modeli olmadığını dile getiren Dr. Ünal, “Her hasta mamografi, meme ultrasonu ve vücuttaki hastalık yaygınlığını saptayan testlerden geçirildikten sonra değerlendiriliyor. Ardından kendisi için en uygun olan tedaviler planlanıyor.” dedi.

    “HER 2 HASTADAN 1’İNİN MEMESİ KORUNABİLİYOR”
    Uzak yayılımını yapmamış tüm meme kanserlerinde esas tedavi yöntemini cerrahi tedavinin oluşturduğuna işaret eden Ünal, şu bilgileri verdi:

    “Kemoterapi, radyoterapi ve hormonoterapi cerrahi tedaviye destek sağlayan yöntemler olarak uygulanıyor. Eskiden meme kanseri vakalarında memenin çıkarılmasından ve koltukaltı lenf bezlerinin tümüyle temizlenmesinden başka seçenek olmadığına dair bir inanış vardı.

    Ancak günümüzde meme kanserli hastaların yüzde 40’ında, bir başka deyişle hemen her 2 kadından 1’inde meme koruyucu cerrahi uygulanabiliyor. Bu yöntemden küçük meme, bunun aksine büyük tümör gibi tümör çapı ile meme büyüklüğü arasında uyumsuzluk olmayan, cilt ve meme başında tümör yayılması bulunmayan veya meme içinde tek bir tümör bulunan hastalar faydalanabiliyor.

    Meme koruyucu cerrahi; memedeki tümörün, etrafındaki bir miktar normal doku ile birlikte çıkarılması demek. Bu tedavinin birinci hedefi memede görünür tümör bırakmamak, ikincisi ise hastanın memesine kabul edilebilir bir kozmetik sonuç sağlamak oluşturuyor.”

    MEMENİN ALINMASINA NE ZAMAN GEREK DUYULUYOR?
    Dr. Ünal, memenin ne zaman alınacağına ilişkin şunları kaydetti:

    “Memede birden fazla tümör varsa, meme çok küçük buna karşılık tümör büyükse, ameliyat öncesi uygulanan kemoterapiye rağmen tümör küçülmemişse ve hasta mastektomiyi tercih ediyorsa memenin alınması gerekiyor. Tümörün meme başı ve çevresine yerleşmiş olması mastektomi için bir gerekçe değil. Bu yerleşimdeki tümörler de meme koruyucu yöntemlerle tedavi edilebiliyor.”

    BEKÇİ LENF BEZİ BİOPSİSİ İLE GEREKSİZ CERRAHİ GİRİŞİMLER ÖNLENİYOR
    Meme gibi, koltuk altı lenf bezlerinin korunmasının da son derece önemli olduğunu belirten Ünal, şöyle devam etti:

    “Bunun nedeni ise koltukaltı lenf bezleri çıkarılmış hastaların yüzde 30’unda kolda ödem oluşması. Erken tanı konulmuş hastalarda genellikle koltuk altında hastalık olmuyor. Bu nedenle meme cilt altına verilecek özel bir boya veya radyoaktif madde yardımı ile koltuk altında ‘bekçi lenf bezi’, yani tümör hücrelerinin ilk gideceği lenf bezi bulunarak mikroskopik inceleme yapılıyor.

    Kanser yoksa diğer lenf bezlerine dokunulmuyor. Böylece meme kanseri koltukaltı lenf bezlerine geçmemiş hastalarda tüm bezeler çıkarılmadığı için gereksiz bir cerrahi girişim ve ona bağlı kol ödemleri önlenmiş oluyor. Eğer metastaz, yani tümörün yayılmış olduğu saptanırsa tüm koltuk altı lenf bezleri çıkarılıyor.”

    HT