Etiket: heycan

  • Bebek hedefli seks

    Bebek hedefli seks

    Esas amacınız bebek yapmak olduğu için yaşadığınız cinsellik sıkıcı olmak zorunda değil, bunu aklınızdan çıkarmayın.

    Stanford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, doğurganlık problemi yaşayan kadınların seksüel disfonksiyon yaşama olasılığı yüzde 15 daha fazla. Üstelik cinsel hayatlarındaki tatmin fark edilir şekilde daha az.

    Potansiyel problemlerden kaçınmak için, aşağıdaki uzman önerilerini dikkate almak isteyebilirsiniz:

    Sebepsiz sevişin
    Sıkı bir programa bağlı kalan çiftler cinsel ilişkiden daha az zevk alır. “Erkekler genelde sadece sperm donörleri gibi hissetmeye başlar, kadınlar ise her ay başarısız olmanın tedirginliğini tekrar yaşar” diyor Pamela Fawcett Pressman, kısırlık konusunda uzmanlaşmış seks terapisti. Her iki senaryoda da performans sorunları kaçınılmazdır. Ve taraflar partnerleri için yeterince çekici olmadığını düşünmeye başlar.

    Bu problemin en basit çözümü yumurtlama dönemleri dışında da seks yapmaya başlamaktır, üstelik bu dönemlerde de az da olsa hamile kalma olasılığı vardır. “ Yeniden duygusallık yakalamak için sebepsiz sevişmek en iyi yoldur” diyor New York Üniversitesi’nden Doktor Mindy R. Schiffman ve ekliyor: “Bu ayni zamanda sevişmek zorunda olduğunuz zamanlardaki baskıyı üzerinizden atmanıza ve ‘bu gece o gece’ sendromundan kurtulmanıza yardımcı olur”

    Uygun moda geçin
    “Yapılan ilginç bir araştırmaya göre ruh haliniz, hatta yüz ifadelerinizin bile birlikteliğiniz üzerinde önemli etkisi vardır” diyor Dr. Kingsberg, “Eğer yüzünüzde sert bir ifade varsa, bu partnerinizin size yakınlaşmaya çalışmasını engeller.”

    Günün stresi ve yansımalarından uzaklaşmak için kendinize zaman tanıyın ve ondan sonra sekse yönelin. Fonda dinlendirici bir müzik ile alınacak bir duş işe yarayabilir. Afrodizyak özelliği olan hafif ve taze besinler tüketebilir ve kendinize hazır hissedene kadar süre vermek isteyebilirsiniz…

    Ön sevişmeye odaklanın
    Yumurtlama ajandası harici sevişmek dışında, sonrası olmayan ön sevişmeler de yaşamalısınız. “Masaj ve duygusal dokunuşlar, bir çiftin yakınlaşması ve bağlarını kuvvetlendirmesi için gerçekten önemlidir’ diyor Pressman. Ve sakın öpüşmeyi unutmayın! Öpüşmek sandığınızdan çok daha fazla hormon ve duyguyu harekete geçirir.

    Çeşitlilik yaratın
    Her çiftin favorisi olan ve baştan çıkmalarını kolaylaştıran birkaç pozisyonu vardır. Eski yöntemler üzerinde doğaçlama yaparken araya birkaç yenilik katın. Beklenmedik anlarda vajina kaslarınızı sıkıştırabilir ya da bacaklarınızın açısını değiştirebilirsiniz, bu sizin daha duyarlı olmanıza yararken partnerinizin da daha çok zevk almasını sağlayacaktır. Hatta hiç kıpırdamadan durmak bile karşınızdaki tarafından beklenmedik bir hareket olacaksa farklılık yaratabilir.

    Şehvetli olmaktan korkmayın
    Dr. Schiffman’a göre, bazı insanlar bebek için seviştikleri zamanlarda şehvetli olmaktan kaçınıyor ve bunun yerine mükemmel ve saf bir birleşme yaşamayı tercih ediyor. Maalesef bu mantalite çiftleri hedeflerinden oldukça uzaklaştırıyor. Tam tersine, yorucu ve yıldırıcı bir süreç yasayan çiftler için fantezilerin devreye girmesinin ve yeni, kışkırtıcı olanların denenmesinin tam zamanı. Üstelik seksi düşünmek ve istekli olmak karşınızdaki adamdan neden bir bebek istediğinizi size yeniden hatırlatacak!

    Yeniliklere açık olun
    Yeni bir şey denemek istiyorsanız, mesela çeşitli seks oyuncakları ya da şehirden uzaklaşılan bir seks kampı, şimdi tam zamanı! Çocuğunuz olduktan sonra, özellikle ilk dönemde cinsel hayatınıza ayıracak zamanı zor bulacağınızın farkında değilseniz, hatırlatalım.

    Yatak odasına tıkılıp kalmayın
    Cinsel açıdan tahrik olmanızı sağlayacak aktiviteler oldukça işe yaracaktır. Dans etmek, şarap tadım günlerine katılmak ya da birlikte gidilen bir sinema filminden sonra eve yürüyerek el ele dönmek. Birlikte dinlenmeniz de aynı derecede önemli. Birbirinizden ve birlikteliğinizden zevk almanız çok önemli. Bir çift olduğunuzu asla unutmamalısınız.

  • Konuşulmayan cinsellik

    Konuşulmayan cinsellik

    Kadınlar, doğumdan sonra vücutlarının fiziksel olarak geçirdiği değişimden şikayet ediyor ve özellikle genital bölgelerinin bir değişime uğrayıp uğramadığı konusunda tasalanıyorlar.

    Dikiş izleri de burada önemli bir rol oynuyor. Buna karşılık, uzmanlar erkeklerin eşlerinin vücutlarının değişimden dolayı şikayet etmlerinin pek karşılaşılan bir olay olmadığını söylüyor. Onlar bu durumdan daha çok psikolojik olarak etkileniyorlar.

    Bunun bir başka nedeni ise duygusal durumunuzun size yaklaşmalarına engel olması. Bazı durumlarda sorun erkeğin eşini artık sadece bir anne olarak görmesinden kaynaklanıyor. Bunun düzelmesi için birbirinize zaman tanıyın. Sonrasında ise onu karşınıza alarak sevgili ile anne arasındaki kesin sınırı çizin.

    Seks sıradanlaşmaya başladıktan sonra heyecanı kim geri getirecek?

    Psikoterapistler, insanların bir kez alıştıktan ve zevk aldıktan sonra bazı cinsel alışkanlıklar geliştirdiğini gösteriyor. Bunun sonrasında ise aynı şeyi tekrar tekrar yapıyorlar. Bu da, cinsel potansiyele bakmadan rahat olanın peşinden gitmek anlamına geliyor.

    Bir ilişkide genellikle kadınlar duygusal liderliği ele aldığından problemi başka birinin sahiplenmesi gerekiyor. Seksüel bir alışkanlıktan kurtulmak için, yatakta birbirinize neyi yanlış yaptığınızı sorun. Bu şekilde seksin nasıl olması gerektiği konusunda bir beyin fırtınası yapmış olursunuz.

    Ayrıca yatakta kullandığınız dili de değiştirebilirsiniz. Her zaman söylediklerinizden farklı şeyler söylemeye çalışın ama bunu yaparken bambaşka biri de olmayın. Bazı sorunların konuşularak çözümlenebildiğini ve aynı şeyin sekste de geçerli olduğunu aklınızdan çıkarmamaya çalışın.

    Bir ilişki cinsel elektrik olmadan yürür mü?

    Her iki taraf da halinden şikayetçi değilse cinsel elektrik tutmadan da bir ilişki yürüyebilir. Ama kendinize karşı dürüst olduğunuzdan emin olmalısınız. Eğer bir an önce evlenip çocuk sahibi olmak istiyorsanız karşınızdaki erkeğe müstakbel baba gözüyle yaklaşıp cinsel kimyayı göz ardı ediyor olabilirsiniz. Bu eksikliği yıllarca görmemezlikten gelmek ilişkiniz açısından çok riskli olabilir. Bu sorun mutlaka bir noktada patlak verecek ve o nokta da muhtemelen evlendiğiniz zaman olacaktır.

    Ama yine de bu sorunla nasıl baş ettiğiniz, sekse verdiğiniz önceliğe bağlı olarak belirleniyor. Şunu aklınızdan çıkarmayın; iki insan çoğu konuda anlaşabiliyorsa kimya da zaman içinde oluşacaktır. Bunun en güzel işareti öpüşmenizdedir. Eğer tutkulu şekilde öpüşüyorsanız, bu ilişkide bir gelecek görebilirsiniz.

    Yatakta heyecanı kaybedince ne yapmalı?

    Biriyle uzun süre birlikte olduktan sonra aradaki çekimin azalmasını normal karşılamak gerekir. Bu da, kontrol edemediğiniz dış etkenlerin ilişkinizi etkiliyor olmasından kaynaklanır. Birbirinizi yıllarca beğenebilmek için yakın olmanız gerekir.

    Onunla çıkmaya başlamadan önceki flörtleşmelerinizi hatırlayıp onları tekrar yakalamaya çalışın.

    Kimi zaman ilişki monotonlaştığında sekse bir süre ara vermek de işe yarayabiliyor. İki taraf da bu şekilde hayatlarında neyin eksik olduğunu hatırlayabiliyor.

    Biriyle sevişirken başkasını düşünüyorsam…?

    Flörtleşmek insanın içinden gelen bir şey olduğundan, son derece sağlıklıdır. İş yerinde bazen normalden fazla kibar olmanız gerekebiliyor. Karşınızdaki bir erkekse, yaptığınız bu şey flörtleşmeye giriyor. İşiniz görüldüğünde ise kendinize olan güveniniz artıyor.

    Ama bu durumda tehlikeli sularda yüzüyor olabilirsiniz. “Erkek arkadaşım bu şekilde davranıyor olsaydı kötü hisseder miydim?” sorusuna verdiğiniz cevap evetse, adımlarınızı dikkatli atmalısınız.

  • Fazla Sevgi İnsanı Zehirliyor mu?

    Fazla Sevgi İnsanı Zehirliyor mu?

    Duyguların aşırı yaşandığı, bu duyguların kişinin davranışlarını kontrol edemez hale getirdiği durumlarda kendini gösteren sevgi zehirlenmesi, sevgi duygusunu yoğun yaşayan kişilerde aşırı odaklanma, kontrol duygusu, kaygı hali şeklinde belirtiler gösteriyor.

    Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği Uzman Klinik Psikoloğu Zehra Erol sevgi zehirlenmesine karşı çiftleri uyarıyor. Çok fazla sevmenin olumsuz bir durum olmadığını vurgulayan Erol duygular aşırı olduğunda davranışların kontrol edilemez hale geleceğini ve kişiye zarar verici olabileceğini belirtiyor. Öyle ki yaşanan bu yoğun duygular kişinin algılarını daraltıp bazı şeyleri görmesini de engelliyor. Uzm. Psk. Erol bir örnekle durumu açıklıyor;

    “Yoğun sevgi yaşayan kişi karşısındakinden gördüğü ilgiye odaklanırken aynı kişinin aşağılayıcı, hakaret eden tutumlarını göremeyebilir. Karşımızdakini ve ilişkiyi gerçekçi bir şekilde görmemizi engeller. Davranışlarımız üzerinde de belirgin etkilerde bulunur. Sevilen kişinin merkezde olmasını ve mutluluğun o kişiye bağımlı olmasına neden olur. Sevgi duygusunu yoğun yaşayan kişilerde ilişki üzerinde aşırı odaklanma, kontrol duygusu, kaygı içi içedir. Bu kişilerde yoğun sevgi heyecan ve kaygı birbirine karışmıştır. Bu nedenle de bu yoğun duygular bir yandan kişiyi yorsa da yoğunluğun verdiği heyecan duygusu da tatmin edicidir.”

    Erol, aşırı sevgi yaşayan kişinin karşısındaki için ise durumun aynı olmadığını söylüyor; 

    “Başta heyecan veren bu durum sonrasında zorlayıcı olabilir. İlişkide sevgisini göstermek için aşırı verici davranan, bunu karşısındakine hissettiren kişinin beklentileri karşısındakinin özelliklerini de dikkate alarak değil tamamen kendi ihtiyaçlarına odaklı şekillenecektir. Aşırı sevgi yaşayan kişi beklentileri gerçekleşmeyince bunu bazen direkt, bazen de dolaylı yoldan ifade eder. İstediği oluncaya kadar da karşı tarafı zorlar.”

    Karşı taraf için durum boğucu hale geldiyse ilişki alarm verir diyen Psk. Zehra Erol, sevmek ile karşı tarafı boğmak arasındaki farka dikkat çekiyor.

    “Günde 3-4 kez aranmayı sevginin ifadesi olarak gören kişi 1 kez arandığında bunu yetersiz görecek ve karşı taraf onu 3-4 kez arayana kadar zorlayacaktır. Bu olmadığında da somurtarak, inciterek, bunun doğru olduğunu vurgulayarak istediğini yaptırmaya çalışacaktır. Bu durum da karşı tarafın sıkıntı yaşamasına neden olur. Karşınızdaki için durum boğucu hale geldiyse ilişkiniz alarm veriyordur. Sevginizi göstermek ile karşınızdakini boğmak arasında fark vardır. Yüzme öğrenen birine fazla müdahale ettiğinizde yüzme öğrenen kişi bocalayıp, boğulmak için zemin oluşuyorsa ilişkide de fazla müdahale boğucu hale gelmesine neden olur. Yoğun sevgi yaşayan kişiler bunu kontrol davranışlarıyla şekillendirirler.”

    Bu 3 tutuma dikkat 

    ·Karşısındaki kişinin ilgisini, dikkatini çekmek için aşırı çabalayarak
    ·Karşısındaki kişinin sorunlarını üstlenip çözmeyi kendine görev edinerek
    ·Aşırı koruyarak

    Bu üç tutumda başta cazip gelebilir. Oysaki temelde aşırı sevgi talep etme içerdiğinden bencillik de içerir. Bu şekilde aşırı tepkileri olan sevgisini bu şekilde gösteren kişiler karşısındakinden de benzer tepkiler bekleyeceklerdir. Bu olmadığında da sevilmediğini düşünüp sevgiyi alabilmek için çabalayacaktır. Bu tutumlar karşı tarafın özel alanlarını da daraltacağından kişi adeta sevgi zehirlenmesi yaşar. Çünkü ilişki her tarafını adeta kuşatır. İlişkide nefes alacak boşluklar olmaz.

    Yukardaki tutumlarda olduğu gibi görünüşte iyi niyetli olduğu için sevgi- öfke çatışması da yaşatır sevilen kişiye. Bir yandan korunmak, sorunların çözülmesi kişiyi mutlu ederken diğer yandan da fazla müdahale kişinin kendini kıstırılmış hissetmesine neden olur öfke uyandırır. İlişki sürecinde aşırı sevgi içinde kaygı, kontrol duygusu ve kızgınlık gibi farklı duyguları da barındırır. Duyguların şiddeti ve yoğunluğu davranışlarımızı belirler. Bu nedenle duygularımızı tanımlama ve uygun şekilde gösterme ilişkinin sürekliliği açısından oldukça önemlidir.

  • Farklı mekanlarda seks neden bu kadar heyecanlı?

    Farklı mekanlarda seks neden bu kadar heyecanlı?

    Alain de Botton, “21’inci yüzyıl cinselliğinin yazgısı sevgiyle arzu, macerayla bağlılık arasında denge kuran bir eylem olmaktır” diyor.

    Uçak tuvaletinde neden bu kadar heyecanlı?

    Normal önceliklerimizin değişmesi ve yabancı biriyle aramızdaki mesafenin bir anda kapanması cinsel dürtülerimizi harekete geçiriyor. Üniformalı seks fantezilerinin temelindeyse iktidar sahibi bir kişiyi alt etme, kurallarla çevrili bir ilişki içinde düzeni bozma arzusu yatıyor. Sınırı aşmanın, yasak olanı yapmanın yarattığı ‘güç bende’ hissi erotik fantezilerimizi ateşliyor.

    Neden iyi bir yalan makinesi?

    İnsanların giderek samimiyetsizleştiği bir çağda ıslak bir vajina ya da sertleşmiş bir penis karşımızdaki insanın bizi beğendiğinin, istediğinin en dürüst kanıtı. Akılla kontrol edilen düşüncelerin yerini bedenle ifade edilen duyguların alması hep arzu edilen ama bir türlü elde edilemeyen gerçek yakınlığı getiriyor.

    “Bu gece olmaz, başım ağrıyor” neden yaralar?

    Evlilik ya da uzun süreli ilişki, düzenli seksi garantileyen bir anlaşma gibi. Ancak bu, gerçek hayatta teoride kalan bir varsayım. Gündelik hayat dertlerini beraberce sırtlamak, ilişkiyi güçlendirse de kişiler arasındaki tutku ve cinsel çekime zarar verebiliyor. Ne zaman istersen sevişebilecek olma olasılığının katacağı rehavet de düşünülürse sevişme garantisi yerini sevişememe garantisine bırakıyor.

    Pornografi insanlığa ihanet mi?

    İzleyince tahrik olmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. İçki ve uyuşturucu gibi pornografi de bizi sıkıcı hayatımızdan kısa süreliğine de olsa kurtarıyor, gelecek kaygısı duymadan bedensel zevklerimizin peşinden gitmemizi sağlıyor.

    İktidarsızlık neden bir başarıdır?

    İktidarsızlık ilkel arzuların ötesine geçip karşısındakini umursama hali. Fiziksel yenilgi gibi görünse de aslında partnerin aldığı zevki düşünen, karşısındakine saygı duyan kişilerin bir etik başarısı.

    Bahsetmesi neden bu kadar daha zor?

    Cinsellikle ilgili yaşadığımız huzursuzluğun temelinde, her şeyin özgürce konuşulabildiği bir çağda yaşadığımız düşüncesi yatıyor. Bu düşünceye göre seks doğal bir mesele olarak görülmeli, mümkün olduğunca fazla yapılması gereken bir spor gibi algılanmalı. Ancak durum farklı. Cinsellik doğası gereği kibar ya da demokratik değil. Onu ehlileştirdiğimizde hayatımızı altüst ediyor, ilişkilerimizi bozuyor, bizi gece yarılarına kadar uyanık tutup barlarda hiç tanımadığımız ama tenine dokunmaktan başka hiçbir şey düşünemediğimiz insanlarla konuşturuyor.