Etiket: güneşlenme

  • Doğru Güneşlenme Nasıl Olmalıdır?

    Doğru Güneşlenme Nasıl Olmalıdır?

    Yaz tatillerinin vazgeçilmezi elbette güneşin altında uzun süre kalmaktır. Doğru güneşlenme nasıl olmalıdır? Güneşin zararlı etkilerinden korunarak sağlıklı güneşlenmenin püf noktalarına göz atabilirsiniz.

    Doğru Güneşlenme Nasıl Olmalıdır?

    Güneş insan vücudunun sağlıklı kalabilmesini sağlayan vitamin ve hormonların salgılanmasına yardımcı olur. Özellikle yaz aylarında güneşin altına uzanıp kışın üşüyen vücudunuzu ısıtmaktan büyük bir zevk alabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken nokta ise güneşin sağladığı olumlu faydaların yanı sıra oluşan olumsuz etkilerden korunmak olmalıdır.

    Doğru Güneşlenme Nasıl Olmalıdır? | 1

    Doğru Güneşlenme Nedir?

    • Güneş kremi kullanmanın önemini biliyoruz ancak doğru kullanılması gerekiyor. Güneşe çıkmadan en az 20 dakika önce güneş kreminizi uygulayın.
    • Seçtiğiniz güneş kreminin tam koruma sağladığından emin olun. En az 30 SPF olmasına dikkat edin.
    • Güneş kremlerinin ortalama koruma süresi 4 saattir. Suya girdiyseniz yenilemeniz gerekir.
    • Size en uygun koruma faktörüne sahip kremi kullandığınızdan emin olun. Cildinizin kuru yada yağlı olmasını dikkate alarak güneş kremi seçin.
    • Beyaz tenliler güneşe çıkarken son derece dikkatli olmalıdır. Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde güneşe çıkmamaya özen gösterin. Mutlaka koruyucu kullanın.
    • Göz çevresindeki deri çok ince yapılıdır. Güneş gözlüğü kullanmayı ihmal etmeyin.
    • 11.00 – 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamayı tercih edin. Çıkmanız gerekiyorsa şapka kullanmalısınız.
  • 15 dakika kremsiz güneşlenme

    15 dakika kremsiz güneşlenme

    Güneş ışınlarının sağlık açısından pek çok faydası var, doğru zaman ve doğru miktarda güneş ışınlarına maruz kalmak hayati önem taşıyor.

    Ozon tabakasının delinmesi sonucu güneşin zararlı ışınlarının yol açtığı ve cilt kanserlerinin en tehlikeli türü olan malign melanomun son yıllarda çok artış gösterdiğini belirten Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Nilüfer Oğuz, güneşin zararlı ışınlarının malign melanomun yanı sıra cildin erken yaşlanmasından kırışıklığa ve kahverengi lekelere dek pek çok soruna da yol açtığını söyledi.

    Ancak doğru zamanda ve doğru miktarda alınan güneş ışınlarının çok faydalı olduğunu aktaran Dr. Oğuz, “Son araştırmalar; öğle saatlerinde ya her gün kol ve bacakların 10 dakika; ya da haftada bir kez yüz hariç tüm vücudun 15 dakikayı aşmamak üzere kremsiz güneşlendirilmesinin önemini ortaya koymuştur. Çünkü D vitamini sentezi için ultraviyole B ışınları gerekmektedir, bu ışınlar da öğle saatlerinde yoğun olarak yeryüzüne ulaşmaktadır” dedi.

    Dr. Nilüfer Oğuz, yaz güneşinden en iyi faydayı sağlamak ve zararlarından kaçınmak için dikkat edilecek 10 noktayı şöyle sıraladı:

    “Güneşe alıştım krem gerekmez” demeyin: Güneşe ilk çıktığında 30 faktör ve üzeri güneş kremi kullanan kişiler bir süre sonra “artık cildim güneşe alıştı, 30 faktöre hatta kreme bile gerek yok” diyebiliyor. Ancak bu düşünce son derece yanlış. Özellikle çocukluktan itibaren güneşten kaçınma ve düzenli güneş koruyucu krem kullanımı ile güneş yanıklarından korunma cilt kanseri riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.

    3 saatte bir yineleyin: Yazın havuz, deniz derken kremler vücudunuzdan akıp gittiği için 3 saatte bir yinelemeyi unutmayın.

    En tehlikeli saate dikkat: Güneşin zararlı ışınlarına en yoğun maruz kaldığımız saatler öğle saatleri. Özellikle de en tehlikelisi 12:00-15:00 saatleri arası. Bu yakıcı saatlerde özellikle tatil yörelerinde 11:00-16:00 arası doğrudan güneşin altında durmaktan kaçının, gölge yerlerde zaman geçirin. Mümkün değilse de önlemlerinizi eksiksiz alın.

    Açık renk giyinin: Güneş ışınlarını kolayca emen siyah ve koyu renkli giysiler yerine, bu ışınları yansıtan ve vücudunuza geçmesini önleyen beyaz ve açık renkli giysiler giyin.

    Saçsız bölgeye de güneş kremi sürün: Kafa bölgemizdeki deriyi güneşten korumada saçlarımız büyük rol oynadığından erkeklerin saçsız bölgeye de güneş kremi sürmeleri son derece önemli.

    Geniş kenarlı gözlük takın: Çeşit çeşit güneş gözlükleri vitrinlerde ve seyyar satıcılarda karşımıza çıkarken, öncelikle göz sağlığı açısından ultraviyole ışınlarına karşı koruma sağlayan gözlük almaya özen gösterin. Çok önemli bir diğer nokta da, güneş gözlüğünüzün geniş kenarlı ve göz çevrenizi saran bir gözlük olmasına dikkat edin.

    Şapka alışkanlığı kazanın: Özellikle aşırı güneşli havalarda dışarı çıkarken mutlaka şapka takın. Ancak şapkanın deliksiz, yüzünüzü güneşten korur nitelikte geniş kenarlı olmasına dikkat edin. Şapka aynı zamanda sıcak çarpmasına karşı da sizi koruyacağından bunu alışkanlık haline getirin.

    Şemsiyeye güvenmeyin: Şemsiye altında oturmak sanıldığının aksine bizi güneşten tam korumuyor. Çardak, ağaç altı veya tam kapalı alan gibi tam gölge olan yerleri tercih edin. Şemsiye altında oturuyorsanız açık renkli, terletmeyen kumaştan kısa veya uzun kollu giysi giyin.

    Sıvı ihtiyacını suyla karşılayın: Terlemenin etkisiyle artacak sıvı kaybını önlemek için bol bol su için. Yeterli sıvının yerine konulmaması cildinizi olduğu kadar sağlığınızı da ciddi şekilde olumsuz etkileyeceğinden su içmek için susamayı beklemeyin. Sıvı ihtiyacınızı çoğunlukla su ile karşılamaya çalışın. Gazlı içeceklerden uzak durun.

    15 dakika kremsiz güneşlenin: Güneş ışınları son yıllarda ‘mucizevi’ olarak nitelendirilen D vitamininin vücutta sentezlenmesinde başlıca rolü oynuyor. D vitamini de kemik gelişiminden bağışıklık sisteminin güçlenmesine, kalp ve diyabet hastalıklarından kansere kanıtlanmış pek çok fayda sağlıyor. Bu nedenle güneşin faydalarından mahrum kalmamak gerekir. Yapılan son araştırmalar; öğle saatlerinde ya her gün kol ve bacakların 10 dakika ya da haftada bir kez yüz hariç tüm vücudun 15 dakikayı aşmamak üzere kremsiz güneşlendirilmesinin önemini ortaya koymuştur. Çünkü D vitamini sentezi için ultraviyole B ışınları gerekmektedir, bu ışınlar da öğle saatlerinde yoğun olarak yeryüzüne ulaşmaktadır.

  • Fazla güneşlenmek eroine benzer bir bağımlılık yaratıyor

    Fazla güneşlenmek eroine benzer bir bağımlılık yaratıyor

    Eğer ne kadar zararlı olduğunu bildiğiniz halde saatlerinizi güneşlenerek, denize girmeden, hareket etmeden geçiriyorsanız yalnız değilsiniz. Araştırmalara göre güneşlenmek bağımlılık yaratıyor ve beyni eroin kullanımıyla benzer bir şekilde etkisi altına alıyor.

    Harvard Üniversitesi’nden bilim adamları güneş ışınlarının vücutta endorfin hormonu salgılanmasına neden olduğunu, bunun da hem ağrıları azalttığı hem de daha iyi hissettirdiğini belirtiyor. Düzenli olarak güneş ışığına maruz kalam fareler üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda bağımlılık belirtileri gösterdiği ortaya çıktı.

    GÜNEŞLENMEKTEN VAZGEÇEMEMENİN NEDENİ BU OLABİLİR

    Bilim adamlarına göre bu da neden güneşin zararlı ışınlarının kansere yol açtığını bilmemize rağmen güneşlenmekten vazgeçemediğizi gösteriyor. ABD’li araştırmacılar bilinen en güçlü karsionjenlerden biri olan UV ışınlarına genetik olarak bağımlı olmamızın son derece şaşırtıcı olduğunu söylüyor.

    Çalışmada Harvard Tıp Fakültesi’nden bir ekip farelere 6 hafta boyunca günlük olarak UV ışını verdi. Bu her gün Florida’da 20-30 dakika güneşlenmeye eşdeğerdi. Bir hafta içinde hayvanların endorfin seviyeleri yükseldi ve acıya daha az duyarlı hale geldiler. Profesör David Fisher, bunu eroin etkisine benzetti.

  • En kötü güzellik alışkanlıkları

    En kötü güzellik alışkanlıkları

    Hepimiz güzel görünmek için her gün elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz.

    Hepimiz güzel görünmek için her gün elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz. Ancak bazen güzel görünmek adına yanlış alışkanlıklar edinip, istemeden güzelliğinize gölge düşürebilirsiniz.

    İşte en kötü güzellik alışkanlıkları:

    Saçı ıslak havlu ile sarmak
    Ne kadar saçlarınızı güçlendirici şampuan ve bakım kremi kullanırsanız kullanın, eğer ıslak saçlarınızı havlu ile sarma alışkanlığınız varsa, saçlarınız kırılacak ve hasara yol açacaktır. Eğer saçlarınızın yıpranmamasını ve saç tellerinizin kırılmamasını istiyorsanız, onlara nazik davranmalı ve geniş dişli tarak tercih etmelisiniz.

    Güneşlenme
    UV ışınlarına aşırı maruz kalmak size hayal edebileceğinizden daha çok zarar verebilir. Uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmanız cildinizin kırışmasına, sarkmasına ve hatta cilt kanserine bile yol açabilir. Bu sebeple hem güneş koruyucu kremler kullanmalı hem de uzun süre aşırı güneşlenmeden kaçınılmalı.

    Sivilce sıkmak
    Herkeste zaman zaman rahatsız edici sivilceler olabiliyor. Eğer bunları sıkarsanız içerisinde yer alan bakterilerin dışarı çıkmasıyla kalıcı izlere ve yaralara yol açabilirsiniz. Eğer cildinizde bulunan sivilceler sizi rahatsız edecek boyutta ise, o zaman profesyonel yardım alarak bu sorunla başa çıkabilirsiniz.

    Lastik bant kullanma
    Lastik bantlar sıcak ve nemli bir gün de hayat kurtarıcı gibi gibi görünse de, saçınıza zarar verebilir. Lastik şeklinde olması saçlarınızın kırılmasına, sıkışarak yıpranmasına neden olur. bunun yerine kumaş kaplı, geniş saç bantlarını tercih edebilirsiniz.

    Kirli makyaj fırçası
    Kirli bir makyaj fırçası güzellik ürünü kullanmanızı engellemenin yanında cildinize temas ettiği için bakteriler oluşmasına neden olur ve cilt sağlığınızı kaybedersiniz.

  • Güneş kremi günde kaç kez sürülmeli?

    Güneş kremi günde kaç kez sürülmeli?

    Prof. Dr. Ekrem Aktaş, tatil için denizi tercih edenlerin uzun süre güneşe maruz kalmaları nedeniyle deri kanseri olma riskiyle karşı karşıya kaldığını belirterek, deri kanserine yakalanmamak için güneşlenme süresinin zamana yayılması gerektiğini söyledi.

    Aktaş, havaların ısınmasıyla birçok kişinin denize girmek ve güneşlenmek için sahilleri tercih ettiğini, özellikle beyaz, açık tenli ve renkli gözlü kişilerin koyu tenli kişilere göre daha fazla risk altında olduklarını belirtti.

    Güneşin yakıcı ve kanserojen etkisinin daha fazla olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında güneşlenilmemesi uyarısında bulunan Aktaş, şöyle devam etti:

    “Uzun süre güneş altında kalarak vücudunda ciddi yanıklar oluşan kişilerde deri kanseri görülme sıklığı normal insanlardan çok daha fazla. Tatil için denizi tercih eden insanlar, ‘Zaten bir hafta tatilimiz var. Bu süre içerisinde iyice yanarak ten rengimizi değiştirelim’ düşüncesiyle saatlerce güneş altında kalıyor. Bu da deri kanserine neden oluyor. Deri kanserine yakalanmamak için güneşlenme süresinin zamana yayılması gerekiyor. Tatilin her gününde güneşlenme süresi 15’er dakika artırılarak güneşin zararlı etkilerinden korunulabilir. Mesela tatilin ilk gününde 15, ikinci gününde 30 ve üçüncü gününde 45 dakika güneşlenilebilir. Yani ten rengi karardıkça güneşlenme süresi artırılabilir.”

    Güneş yanığının vücutta kanın serumu olarak bilinen su toplanmasına ve dolayısıyla sıvı kaybına neden olduğunu belirten Aktaş, sıvı kaybıyla da sodyum, potasyum, protein ve elektrolit kaybı oluştuğunu söyledi.

    Elektrolit kayıplarının yerine konulmamasının olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Aktaş, “Bu durumu ikinci-üçüncü derecede yanık olarak görmek lazım. Zamanında müdahale edilerek elektrolit dengesinin sağlanması gerekiyor. Aksi taktirde sıvı kaybıyla ortaya çıkan elektrolit kaybı, kalp durması, şok ve beyin kanamasına ve kişinin ölümüne neden olabilir. Kişiler güneşleneyim derken kansere yakalanabiliyor, nadiren de olsa ölüm olayları görülebiliyor” diye konuştu.

    “BENLERİNİZİ GÜNEŞTEN KORUYUN”

    Vücuttaki siyah ve kahverengi benlerin güneşlenme esnasında üzerlerinin kapatılarak korunması gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Aktaş, aksi taktirde ben kanserlerinin oluşabildiğini söyledi.

    Ben kanserinin, güneşin en çok aktif ettiği kanserler arasında yer aldığını ifade eden Aktaş, “Özellikle güneşe çok maruz kalan siyah ve kahve renkli benler, daha da büyüyüp koyulaşarak iç organlara atlıyor ve kanser gelişiyor. Bu kanserler genellikle ölümle sonuçlanıyor” dedi.

    “GÜNEŞ KREMLERİ HER SAAT TEKRAR SÜRÜLMELİ”

    Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aktaş, zararlı etkilerini en aza indirebilmek için güneşlenmeye başlamadan 30 dakika önce güneş kremleri sürülmesi tavsiyesinde bulunarak, kremlerin koruma özelliğinin en az 30-50 faktör olması gerektiğini vurguladı. 30 faktörden az kremlerin koruma etkisinin çok az olduğunu, 50 faktörden fazlasının da alerjiye neden olduğunu belirten Prof. Dr. Aktaş, “Güneş kremlerinin her saat tekrar sürülmesi gerekiyor. Aksi taktirde koruyucu etkisi kayboluyor. Güneş yanığı olduğu zaman da mutlaka doktora gitmek lazım” şeklinde konuştu.

    Güneş kremi nasıl sürülür

    Bronzlaşma ile ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri (Sağlıklı Bronzlaşma Yolları için tıklayın) kuşkusuz güneşten koruyucu ürünler ve bunların kullanımıdır. Güneşten koruyucu ürünler losyon, sprey, jel veya başka bir topikal formda (cilt üzerinden uygulanan) hazırlanan ve güneş kaynaklı ultraviyole ışınların bir kısmını absorbe eden (emen) ya da yansıtan ürünlerdir. Cildin nem içeriğini artırabilirler. Ayrıca cildin onarımını artırmak üzere vitaminler, antioksidanlar içerebilirler.

    Güneşten koruyucu ürünlerin bir çoğu güneş yanığına neden olmayan ancak uzun vadede kanser riski yaratan UV A’ya karşı koruyucu değildir. Güneşten koruyucuların her iki UV türüne karşı etkili olması istenir.

    Diğer önemli bir konu ise gerekli korumayı sağlamak için kullanılması gereken miktarın bir çok kişi tarafından kullanılmıyor olması ve uygulama sıklığı konusundaki problemlerdir. En gelişmiş ürünlerin dahi 2 saatten daha fazla yeterli korumayı sağlayamadığı biliniyor.

    Güneşten koruyucu ürünler güneşe çıkmadan 20-30 dk önce uygulanmalı ve güneşe çıkmadan mutlaka tekrar edilmelidir. Ayrıca ense, kulak arkası gibi bölgelere de ürünün uygulandığından emin olmak gerekir. Cildimiz için ortalama 2mg/cm2 önerilen miktardır. Ayrıca deniz, havuz, kurulanma üstüne mutlaka yenilenmelidir.

    Gündelik yaşamda da yeterince güneş maruziyeti (Güneşin Zararlı Etkileri için tıklayın)yaşadığımız için açık güneşe çıkılacağı her durumda güneş sonrası krem kullanılmalıdır.

    SPF- Sun Protective Factor (Güneş Koruyucu Faktör)

    Güneşten koruyucu ürünler için farklılığı oluşturan, hepimizin sıkça duyduğu ve kullandığı ancak tam olarak anlamını birçoğumuzun bilmediği SPF – Sun Protection Factor kavramı yani pratikte kullanıldığı şekliyle “faktör” kavramıdır.

    Bir güneşten koruyucu ürünün faktörü, güneşten koruyucu etkinliğinin ölçümüdür. Örneğin herhangi bir günde 12 dakikalık güneş maruziyetinde yanan bir kişinin, 10 SPF bir ürün kullanması durumunda 120 dakikada yanması beklenir.

    Ayrıca Amerikan sistemine göre 10 SPF’nin Avrupa sistemine göre 5 SPF’ye eşit olduğu unutulmamalıdır.

    Cilt tipimize (Cilt Tipinizi Öğrenmek için tıklayın) göre değişmekle beraber en az 15 SPF ürünleri kullanmamız gerekir. Açık renk ve kolay yanabilen ciltler için minimum 30 SPF ürünler seçilmelidir. Çocuklarda cilt tipine bakılmaksızın yüksek faktörlü ürünler kullanılmalıdır.

    AA

  • Bronz görünmenin yolları

    Bronz görünmenin yolları

    Lekeleri durdurun: Ayaklarınız ve parmaklarınızdaki otobronzan fazlalılıkları temizlemek için ıslak bir bez kullanın.

    Cildinizi nemlendirin: Bronz rengi korumak için her gün nemlendirici kullanın.
    Vücudunuzu lifleyin: Bronzlaştırıcı ürün kullanmadan lekelenmeleri önlemek için cildinizi bir fırça yardımıyla ovalayın.

    Kremin içeri işlemesine izin verin: Bunu yapmazsanız, nemlendiriciniz kremin etkisini hafifletecektir.

    Bronzlaştırıcınızı karıştırın: Ürünü derinlemesine masaj yaparak yedirin.

    Cilt tipinizi tanıyor musunuz 

    Yanlış bakımlar cilde zarar verebilir. Bu yüzden herhangi bir bakım uygulamadan önce cildinizi yeterince tanıyor olmanız önem taşır. Cilt tipinizi tespit etmenin oldukça basit bir yöntemi var.

    Yüzünüzü 10 kez ılık suyla yıkayın. Daha sonra yüzünüzü hafifçe kurulayın ve böyle 30 dakika kadar bekleyin. Eğer cildiniz gerginleşiyorsa, kurudur. Kızarıyorsa, hassastır. Her iki seçenek de görülmüyorsa, bir kağıt mendili yüzünüze bastırın. Yağ kalıntıları görüyorsanız o zaman yağlı bir cildiniz var demektir. Yağ  sadece alın ve burunda belirginse, bu karma bir cilde sahip olduğunuzu gösterir.

    Mükemmel ciltler 

    Parıldayan bir cilt için sadece kremlerin mucizeleri yeterli değil. Vücudunuzun doğal ritmine ayak uydurmanız, onun güzel görünmesine yardımcı olacaktır. Işıltılı bir cilde sahip olmak için uzmanların tavsiyelerine uymanız yeterli.

    Erken uyuyun: Boşuna “güzellik uykusu” denmiyor. Eğer cildiniz günün stresinden sonra kendine gelemezse, kırışıklıklara karşı cilt bakımınıza ne kadar harcadığınızın önemini yitirdiği amansız bir savaşa girdiniz demektir. Hasarı düzeltmek için altı ila sekiz saat arasında bir zamana ihtiyacınız var.

    Sakin olun: Stresin yaşlanma üzerinde büyük etkisi var. Stresin en büyük düşmanlarından biri ise yoga… Günlük birkaç basit hareket bile sirkülasyonu ve oksijen alışverişini düzenler, stresi azaltır.

    Yo-yo diyeti yapmayın: 30’larınızda kilo verin ve yanaklarınızdan geri almayın. Çukur yanaklar yaşın göstergesidir, bu yüzden şiddetli kilo kayıplarından sakının.

    Çok sıcak ya da çok soğuk ortama girmeyin: Cilt ekstrem şeyleri sevmez. Soğuktan sıcak bir eve girmek ya da klimalı bir ofisten öğle güneşine çıkmak cildinizi büyük bir strese sokar. Her çevre değişiminde cildiniz kendini yeni yere adapte etmek için büyük enerji harcar. l Tatlı isteğinize hakim olun: Aşırı çikolata yemek kırışıklık tehlikesini beraberinde getirir. Şeker, kalçamıza nasıl etki ediyorsa cildimize de aynı şekilde davranır. Yüksek şeker tarafından hasara uğratılan kolajenin vücuttan atılması 15 yıl sürer, o yüzden bugün şekeri keserseniz gelecekte genç bir cildiniz olur.

    Cildinizi nemlendirin: Nem, cildi sulu ve dolgun tutmaya yarar. Yatak odanıza bir nemlendirici ya da geceleri radyatörünüzün üzerine ıslak bir havlu koyun.

    Kırışıklıkları masajla yok edin: Lenf sirkülasyonunu harekete geçirmek ve cilt saflığınızı artırmak için cildinize masaj yapın.

    Bitkiler, kirlenmeye karşı cildi korur: Bir NASA çalışması gösteriyor ki, 15 ev bitkisine sahip ortalama bir evde bitkiler hava kalitesini yükseltiyor.

    Yürüyün, koşmayın: Yüksek etkili egzersizler sadece vücut için değil, aynı zamanda cilt için de streslidir. Bu yüzden yürüyüş ve oval hareketler daha yararlıdır.

  • Bronzlaşma bağımlılığı: Tanoreksiya

    Bronzlaşma bağımlılığı: Tanoreksiya

    Bronzlaşma tutkusu kanser riskini beraberinde getiriyor. Uzmanlar sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram olmadığına işaret ediyorlar. İşte güneşlenmenin püf noktaları…

    Yaz mevsimiyle daha görünür hale gelen bronz tenli olma isteğini uzmanlar riskli bir eğilim olarak değerlendiriyorlar. Bu isteğin bağımlılığa dönüşmesi ise tıpta tanoreksiya olarak tanımlanıyor.
    Uzmanlar, bu kişilerin kendilerini soluk ve renksiz saydıkları için kışın solaryumda yazın güneş altında bronzlaşma çabası içine girdiklerini ve yeterince bronzlaşmış hissetmedikleri zaman sinirli olduklarını belirtiyorlar.
    Peki bronslaşmanın boyutu nedir? Ne kadarı karar ne kadarı zarar sayılmalıdır?
    Bu konuyu Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan anlattı:

    KANSERE ZEMİN HAZIRLAR

    Bronzlaşmayı tutkuya dönüştürenler tanoreksik, yani bronzluk bağımlısı heline gelmiş sayılırlar.
    Tanoreksiya özellikle gençlerde görülüyor. Hemen belirtelim ki, sağlıklı bronzluk diye bir durum söz konusu olamaz! Özellikle genç yaşlarda alınan yoğun güneş ışınlarının gelecekte cilt kanserine zemin hazırlayacağını sakın unutmayın
    Yaz-kış demeden sürekli bronz bir tene sahip olmak için solaryumdan çıkmayanları ve saatlerce güneşin altında yatanlar şunları unutmamalı:

    • Bronzlaşma; doğal ya da suni kaynaklarla yoğun UV ışınlarına maruz kalınması sonrası deri renginin koyulaşmasıdır. Bronzlaşma sonrası, deri renginde koyulaşma yanında çiller, lekeler, benler, kılcal damar genişlemeleri ve cilt kanserlerine zemin hazırlama gibi istenmeyen etkiler de oluşmaktadır.
    • İnsanların bronzlaşmaya olan merakı, bazı durumlarda bağımlılık oluşturmakta ve bu durum tıp literatüründe ‘tanoreksiya’ diye adlandırılmaktadır. Tanoreksik kişiler kendilerini soluk, renksiz olarak algılamaktadır ve bunu telafi etmek amacıyla da çok sık suni kaynaklarla bronzlaşma yoluna başvurmaktadır. Bu durum bağımlılık hali kazanmakta, kişi kendini bronz görmediği zaman sinirlilik ve ruh halinde bozukluk olmaktadır.

    MUTLAKA TEDAVİ EDİLMELİ

    • Tanoreksiya daha çok ergenlik yaşlarında görülmektedir. Genellikle zayıf ve sigara bağımlısı olan kişilerde daha sık rastlanır. Tanoreksik kişilerin yoğun UV maruziyetinden dolayı cilt kanseri riskleri fazladır. Tanoreksiklerin dermatoloji ve psikiyatri hekimleri ile ortak takip edilmeleri gerekir. Vücutlarındaki riski benler dermatologlar tarafından tespit edilip, gerektiğinde uzaklaştırılmalı, ayrıca kişi psikolojik destek almalıdır.
    • Tanoreksiya tedavi edilmediği durumlarda, özellikle ilerlemiş vakalarda, kişi solaryuma girmediği ve kendini bronz görmediği zaman mide bulantısı ve kusma gibi sorunlar da ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle bronzlaşma bağımlılığı, bu ciddi sorunlarla sonuçlanmadan mutlaka tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktır.
    • Melanosit dediğimiz hücreler, cildimize renk veren melanin maddesinin salgılanmasından sorumludur. Melanin maddesinin görevi, cildimizi güneşin zararlı etkisinden korumaktır. Çok yoğun güneşe maruz kalındığında, vücut buna koruyucu tepki olarak melanin üretimini hızlandırır. Bu da bronzlaşmanın sebebidir. Açık tenli kişilerde yoğun güneşe maruz kalınması sonrası ciltte kızarıklık sık görülmekte, bronzlaşma son derece nadir olmaktadır. Koyu ten yapısına sahip kişiler ise güneşte kızarmayıp, bronzlaşırlar.

    SOLARYUMUN ZARARLI ETKİSİ

    • Deri renginin koyulaşması, hücrelerde mevcut olan melaninin salınımının artışı ya da yeni melanin salgılanması ile gerçekleşir. Bronzlaşma aniden olabileceği gibi geç de başlayabilir. Erken bronzlaşma, koyu tenli kişilerde daha belirgindir; UVA ışınına cevap olarak hızla oluşur ve kısa sürede söner.
    • Geç bronzlaşma UVB ve UVA ışınlarına temastan 48-72 saat sonra başlar. Yeni pigment oluşumu başlar; pigmentasyon kalıcıdır, haftalarca sürer, kalıcı ve derin bir bronzluğa olur.

    CİLT KANSERİ ŞAKA DEĞİL!

    • Solaryum cihazı suni kaynaklarla cildin bronzlaşmasını sağlar. UVA ışınları ile bu etkiyi yaratır. Güneş ışınlarının neden olduğu tüm olumsuz etkiler solaryum için de geçerlidir.
    • UVA ve UVB ışınlarının cilde bronzluk kazandırma yanında çok sayıda olumsuz etkileri bulunmaktadır. UVA ışınları, cilt kanserlerinde en tehlikelisi olan malign melanom oluşmasında önemli bir etmendir. UVB ışınları erken deri yaşlanması, cilt kanseri ve benlerde değişikliğe neden olma gibi ciddi riskleri vardır.

    SAĞLIKLI BRONZLUK YOKTUR!

    • Bronzluk, tavsiye edilecek bir durum değildir. Sağlıklı bronzluk diye bir kavram söz konusu değildir. Bronz görüntü isteyen kişiler otobronz ürün kullanmalıdır. Özellikle ergenlik çağındaki gençlere güneşin uzun dönemdeki yan etkileri hakkında bilgi verilmelidir.
    • Bronzlaşmak isteyen kişiler için en iyi alternatif otobronz ürünlerdir. Otobronz ürünler; krem, losyon, sprey ve jel şeklinde olup güvenilirdirler. Yan etkileri yok denecek kadar azdır. Ultraviole ışını olmaksızın cilde bronz görünüm kazandırırlar. İçeriklerindeki güneş koruyucuların faktörleri düşük olduğundan, otobronz ürünlerin üzerine ayrıca güneş koruyucu sürülmesi unutulmamalıdır.

    BİLİNÇSİZ GÜNEŞLENMENİN FATURASI

    • GÜNEŞ YANIKLARI: Kısa sürede yoğun güneşe maruz kalma sonrasında gerçekleşir. Kızarıklık, su toplaması, ateş yüksekliği, titreme, bulantı ve kusma görülür.
    • BRONZLAŞMA: Uzun dönemde yoğun güneşe maruz kalma sonrasında gelişir. Vücudun verdiği bir savunma mekanizmasıdır. Cilt renk hücreleri, korunma amacıyla renk üretir.
    • ERKEN YAŞLANMA: Uzun süreli güneşe maruziyet ciltte derin çizgileşme, damarlarda genişleme, kahverengi lekelenme şeklinde görüntüye neden olur. Damarların genişlemesine, pigment hücrelerinin düzensiz çalışmasına, kollajen üretiminde azalmaya neden olur.
    • CİLT KANSERLERİ: Güneşin vücudumuza vermiş olduğu zararların en tehlikelisidir. Tüm dünyada sıklığı giderek artmaktadır.
    • KATARAKT: Güneş ışınları katarakt oluşumuna zemin hazırlamaktadır.
    • ALERJİK REAKSİYONLAR: UV ışınları bazı kişilerde kaşıntı, kızarıklık, sulantı ile kendini belli eden alerjik reaksiyonlara neden olur. Ayrıca kullanılan kozmetikler, parfümler ve bazı ilaçlarda güneşe karşı hassasiyet yaratabilir.
    • BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ BASKILAR: Deride bulunan bağışıklık sistemi hücreleri UV maruz kalma sonrasında baskılanır. Herpes (uçuk) virüsü gibi enfeksiyon hastalıklarının ortaya çıkışını kolaylaştırır. Lupus, porfiri gibi bazı rahatsızlıklar güneş ışınlarının etkisiyle aktifleşir.

    GÜNEŞE KARŞI NE YAPMALI?

    • UYGUN ZAMANI SEÇİN:
     Güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatler olan 10:00-16:00 arasında dışarıda mümkün olduğunca bulunulmamalı.
    • GÖLGEDE DURUN: Dışarıda zaman geçirileceği zaman mümkün olduğunca gölgede kalınmalı.
    • GİYSİNİZ DE SPF’Lİ OLSUN: Koruyucu ve açık renkli giysiler giyilmeli, güneşten koruyucu gözlükler ve şapka takılmalı.
    • DOĞRU KREM SEÇİN: Mutlaka güneş koruyucu kullanımına önem verilmeli.
    • KULAĞINIZA BİLE SÜRÜN: Güneş koruyucular dışarı çıkılmadan 20 dakika önce sürülmeli. Her tarafa eşit uygulanmalı ve arada boşluk bırakılmamalı. Burun, kulaklar, yanaklar, ayak tabanları, sırt, eller ve kolların yan yüzlerine eşit oranda sürülmeli.
    • BEBEKLERE ŞAPKA: Bebekler altı aylıktan küçükse güneş koruyucu kullanımından çok şapka takma, gölgede kalma gibi koruyucu önlemler alınmalı.

    • YEŞİL ÇAY İÇİN: Güneşten kaynaklanan zararlı etkilerden korunmak amacıyla harici ya da sistemik antioksidan kullanımı faydalı olabilir. Vitamin C, E, selenyum, çinko, yeşil çay, silimarin ve soya isoflovanları etkili başlıca antioksidanlardır.

  • Doğal malzemeyle dudak bakımı

    Doğal malzemeyle dudak bakımı

    KULLANILACAK MALZEMELER

    – 1 çay kaşığı hindistan cevizi yağı

    – 1 çay kaşığı saf badem yağı

    – 1 tatlı kaşığı kakao yağı

    – 3-4 damla saf E vitamini yağı

    – 1-2 saf nane özü damlası

    – 3-4 damla çikolata

    UYGULANIŞI

    Dudak Bakımı Tüm malzemeleri ısıya dayanıklı küçük bir kaseye boşaltın ve sıkça karıştırın. Kaseye su gelmemesine dikkat edin ve 3-5 dakika sonra kaseyi sudan çıkarın. Karışım donmadan küçük kapaklı bir kaba boşaltın ve 1-2 saatte soğumasını bekleyin. Çantanızda saklayabilirsiniz fakat çok sıcakta eriyeceğini unutmayın. Evde olduğunuzda buzdolabında muhafaza edin.

    İlgili Konular ;
    Dudak Dolgusu yaptıran var mı?
    Dudak bakımı önerileri
    Luscious Lips Dudak Pompası
    Dudaklardan Kişilik Testi Yapın

  • Kahverengi benlerin bitkisel tedavisi

    Kahverengi benlerin bitkisel tedavisi

    Yüzümüz, kuşkusuz cilt güzelliğimizde en çok dikkat ettiğimiz, yerlerimizden bir tanesidir. Ciltteki kahverengi lekeler, ufak ufak çıkarak, sizi huzursuz edebilir. Bu benleri yok edebilirsiniz.

    Kişniş, kahverengi benlerinizin kaybolmasına yardımcı oluyor. Kişnişi güzelce öğüttükten sonra kahverengi benlerinizin üzerine koyarak, masaj yapınız. Daha sonra yüzünüzü ılık su ile yıkayınız. Bu bitkisel tedavi yöntemini haftada 3 gün birer gün aralıkla uygulamanız öneriliyor.

    Keten tohumu ciltteki kahverengi benlerin önüne geçen bitkisel bir yağdır. Keten tohumunun yağını ve normal keten tohumunu ezerek birlikte iyice karıştıralım. İçerisine bir çay kaşığı organik bal ilave ederek, benlerinizin üzerine maske yapar gibi uygulayınız. Yüzünüzde 15 dakika kaldıktan sonra, ılık su ile yıkayabilirsiniz.

  • Güneş ışınları ve cilt

    Güneş ışınları ve cilt

    Güneşten korunma; spor, havuz, deniz aktiviteleri veya gezmekten vazgeçmek anlamına gelmemeli,tam aksine gerekli önlemleri alarak; bu aktiviteleri, sağlıklı bir şekilde ve doya doya yaşayabilmeye yardımcı olmalıdır.

    GÜNEŞ IŞINLARI
    “Cildiniz, güneş ışınlarının hassas terazisi olmasın!”
    20. yüzyılın özellikle ikinci yarısında güneş ile ilgili bilgi ve gözlemlerimizin artması, güneş ışınları hakkındaki yarar-zarar dengesini hassas bir noktaya getirdi. Bir yandan bronz bir ten, sağlık ve güzellik belirtisi olarak kabul edilirken; diğer yandan güneşin insan sağlığına olumsuz etkilerine işaret eden kanıtlar, gün geçtikçe artmaya başladı. Bu gelişmeler karşısında ise günlük yaşamda nasıl davranmamız gerektiği konusunda bazı soru işaretleri doğdu…

    Dünyamıza elektromanyetik ışın demetleri şeklinde ulaşan güneş enerjisi, görülebilen (gün ışığı) ve görülemeyen (ultraviyole – UV) olmak üzere ikiye ayrılıyor. UV ışınları ise, dalga boylarına göre ultraviyole – A (UVA), ultraviyole – B (UVB) ve ultraviyole – C (UVC) olarak üçe ayrılırken; UVC ışınları, atmosferi geçemedikleri için yeryüzüne ulaşamıyor ve bizler günlük hayatımızda sadece UVA ve UVB ışınlarına maruz kalıyoruz.

    GÜNEŞ IŞINLARININ ZARARLI ETKİLERİ
    “Güneş; cildin erken yaşlanmasına, kırışıklıklara ve lekelenmelere yol açıyor!”

    Erken dönemi kapsayan etkiler

    Güneş yanıkları
    Güneş yanığı; özellikle açık tenli kişilerin uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmasını takip eden 12-48 saat içinde ortaya çıkan ağrı, sızı ciltte kızarıklık ve su toplaması ile kendini belli eden geçici bir hastalıktır. Hastalık şiddetli olduğunda; baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, ateş, bulantı-kusma gibi genel belirtiler (güneş çarpması olarak bilinir) ortaya çıkabilir ve bu durum acil müdahale gerektirebilir.

    Güneş ışınlarına bağlı gelişen alerjiler
    Bazı kişiler güneş ışınlarına maruz kaldıklarında, çok kısa süre içinde (bu bazen 5-10 dakika bile olabilir) ya da birkaç gün sonra ciltlerinde; kızartı, kabartı, kaşıntı ve lekeler ile karşılaşabilir. Cilt yüzeyine sürülen kozmetik veya tıbbi ürünler ya da bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları, bazı psikiyatrik ilaçlar, tansiyon ve romatizma ilaçları) da bu durumun ortaya çıkmasını artırabilir.

    Geç dönemi kapsayan etkiler
    Güneş ışınlarının geç dönem zararlı etkileri ise günümüzde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve tıp otoritelerince daha önemli bir toplum sağlığı problemi olarak kabul edilmektedir. Güneş ışınlarının geç dönem etkilerini kısaca şöyle sıralayabiliriz:

    Cildin erken yaşlanması
    Kırışıklıklar ve güneş lekeleri ile cildin kuru, sert ve kaba bir görünüm alması, özellikle yüz ve el sırtında sert ince kabuklu cilt lekelerinin gelişmesi; cildin erken yaşlanmasının habercileridir. Bu leke ve kabuklu gelişimlerin, aktinik keratoz olarak adlandırılan ve kansere dönüşme riski taşıyan belirtiler olabileceği unutulmamalıdır.

    Cilt kanserleri
    Güneş ışınlarının özellikle açık tenli, açık renkli gözlü, sarışın / kızıl saçlı kişilerde cilt kanseri oluşma riskini çok artırdığı bilinmektedir. Cilt kanserlerinin büyük bir kısmı, vücudun güneş ışınlarına fazla maruz kalan kısımlarında oluşmaktadır.

    GÜNEŞTEN KORUNMAK
    “Güneşten korunma konusunda; davranışlar, alışkanlıklara dönüştürülmelidir!”

    Güneşten korunma kavramı, son 20-30 yılda hayatımıza girmiş bir kavram olup; sınırları henüz netlik kazanmamıştır. Güneşten korunma konusunda bugün için bilinen ve uygulamada fayda sağladığı tespit edilen bazı önemli noktalar bulunmaktadır.

    • Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşma şekli ve şiddeti coğrafi bölgelere, mevsimlere ve günün saatlerine göre farklılık göstermektedir. Coğrafi olarak; ekvatora yaklaştıkça, ilkbahar-yaz aylarında ve öğlen saatlerinde güneş ışınlarının şiddeti artmaktadır. Ayrıca yüksek rakımlarda güneş ışınlarının size ulaşmak için kat edeceği mesafe azalacağından şiddeti de daha fazla olmaktadır.

    • Güneş ışınlarının önemli zararları, direkt olarak gökyüzünden gelen ışınlarla olmakla birlikte; bu ışınların kar, kum ve su yüzeyinden yansıyabileceği ve bunun da zararlı etkilere yol açabileceği unutulmamalıdır.

    • Güneşte kalma süresi, alınan ışının dozunu da belirlemektedir.

    • Giysiler, güneş gözlükleri, şemsiye veya tente güneş ışınlarının önemli kısmını engelleyebilmektedir.

    • Açık tenli, açık renk gözlü, kızıl / sarı saçlı kişiler koyu tenli kişilere göre; bebek ve çocuklar ise erişkinlere göre güneş ışınlarına daha az dayanıklıdır.

    • Güneşten koruyucu ürünler, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerini önemli ölçüde engelleyebilmektedir.

    Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunma, çocukluk çağından başlayan ve hayat boyunca devam eden bir uygulama olmalıdır.

    Alışkanlığa dönüşmesi istenilen davranışlar

    • Açık alanda kalmanız gerekiyorsa (spor aktiviteleri, plaj – havuz aktiviteleri, iş nedeniyle veya gezinti – piknik vb. sırasında), daima gölge bir yer arayın ve gölgede kalmaya çalışın.

    • Geniş kenarlıklı şapka ve ultraviyole ışınlarını yansıtan gözlük kullanın.

    • Sıkı dokunmuş kumaşlardan üretilmiş giysileri tercih edin.

    • Dış ortamda geçireceğiniz zamanın mümkünse, sabah saat: 10.00 ile 16.00 arasına denk gelmemesine özen gösterin.

    • Güneşte kalacağınız zaman cildinizin açıkta kalan tüm alanlarına güneşten koruyucu krem veya losyon sürün.

    • Çocukları ve bebekleri mutlaka yüksek koruma faktörlü (en az SPF 30) ürünlerle koruyun ve öğlen saatlerinde başka aktiviteler yaratarak, güneşte kalmalarını engelleyin.

    Koruyucu ürünler hakkında…
    “Doğru kişiye, doğru zamanda, doğru ürün!”

    Güneşten koruyucu ürünler, içerdikleri kimyasal maddeler yolu ile cildimize ulaşan ultraviyole ışınlarını emerek ya da yansıtarak derinin alt tabakalarına geçişlerini engellemektedir. Bu ürünlerin üzerindeki numaralar, güneşten korunma faktörü (SPF) olarak bilinmekte ve ultraviyole-B ışınlarını engelleme kapasitelerini belirtmektedir. Günlük aktivitelerde 15-20 faktör yeterli olabilmekte ancak deniz kenarında geçirilen bir gün için en az 30 faktörlü bir ürün kullanılmalıdır.

    Açık tenli kişiler, koyu tenli kişilere göre çocuk ve bebekler ise büyüklere göre daha yüksek koruma faktörüne ihtiyaç duymaktadır. Bu ürünlerin etkileri, sürüldükten en az 15-30 dakika sonra başladığı için güneşe çıkmadan en az yarım saat önce sürülmeleri gerekmektedir. Terleme, su ile temas (yüzme – yıkanma) ve havlu ile kurulanma sonucu koruyucu ürünlerin etkileri kaybolabileceğinden; koruyucu ürünlerin gün içerisinde ihtiyaç duyuldukça-birkaç saatte bir- tekrar sürülmeleri gerekmektedir.

    Son yıllarda koruyucu ürünlere, cildi ultraviyole–A ışınlarından da koruyan yeni bileşenler eklenmiştir ancak bu ürünlerin kalıcılık süreleri daha kısa olduğundan, bu ürünlerin, daha sık sürülmeleri gerekmektedir.