Etiket: grip salgını

  • Bu saatlerde mutlaka uyuyun!

    Bu saatlerde mutlaka uyuyun!

    Griple savaşta sağlıklı ve kaliteli uyku şart! Üstelik saati de önemli!

    GECE 23:00 İLE 02:00 ARASI HERKES UYUMALI!

    Grip salgınının 7’den 70’e kol gezdiği bugünlerde, uzmanlardan sık sık sağlıklı beslenme ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğine yönelik açıklamalar geliyor. Griple mücadelede, sağlıklı beslenme ve hijyen kadar “sağlıklı bir uyku” da son derece önemli rol oynuyor. Çünkü uykusuzluk, gribe ve birçok hastalığa davetiye çıkardığı gibi, hastalıkların iyileşme sürecini yavaşlatıyor. İntegratif Tıp, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ebru Aydın uykunun hastalıklarla mücadelede nasıl bir rol oynadığını anlatıyor.

    Yoğun ve yorucu iş temposuna bir de uykusuzluk ve grip salgını eklenince, vücut iyice güçsüz düşüyor. İntegratif Tıp, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ebru Aydın, kaliteli ve sağlıklı bir uyku ile hastalıklarla mücadelede önemli yol alınabileceğini belirtiyor. Ancak uyunacak ortam da çok önemli. Karanlık temel şartların başında geliyor. Zira melatonin karanlıkta salgılanan bir hormon. Dr. Aydın, melatonin eksikliği olan kişilerde gribal enfeksiyonların ve bazı bakteriyel hastalıkların daha fazla izlendiğini, hatta bu hastalıkların daha ağır geçtiğini söylüyor.

    Uykusuzluk gribe davetiye çıkarıyor
    “Bir temiz uyudum ki” sözü sizin için geçerli mi? Yoksa “başınızı yastığa koyup, şöyle deliksiz bir uyku çekip, sabaha da zinde” bir şekilde başlayabilmeye hasret misiniz! Yoğun ve yorucu iş temposuna uykusuzluk hele bir de son zamanlarda grip salgını eklenince, günler ve geceler tam anlamıyla kabusa dönüşebiliyor! Griple mücadelede sağlıklı beslenme ve hijyen kurallarına dikkat etmek kadar, sağlıklı ve kaliteli bir uyku da son derece önem taşıyor. İntegratif Tıp, Kadın Hastalıkları ve Doğum UzmanDr. Ebru Aydın, uykusuzluğun gribe yatkınlık yaratabildiği gibi, enfeksiyon nedeniyle de kişinin uyku problemi yaşayabildiğini, bunun da hastalıkların iyileşme sürecini yavaşlattığını belirtiyor. Vücudun direncini artırmak için uyku, olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Uyku bozuklukları, pekçok hastalığa zemin hazırlıyor. Bağışıklık sistemini zayıflatıp gribe yol açabildiği gibi, diyabet, kalp hastalıkları, kalp ritim bozukluğu, obezite, depresyon hatta kansere davetiye çıkarabiliyor.

    Sihirli kelime: Melatonin
    Uyku sırasında özellikle karanlıkta salgılanan melatonin hormonunun önemine değinen Dr. Aydın, melatonin hormonunun faydalarına ilişkin her gün yeni çalışmaların ortaya çıktığını belirtiyor: “Sihirli kelime burada melatonin! Melatonin hormonunun bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğine dair pek çok çalışma var. Bağışıklık sistemi de normalde bir dedektif gibi çalışır. Her gün ya içeriden oluşan, kontrolsüzce çoğalan tümör hücreleri ya da dışarıdan bakteri veya virüs gibi zararlıların üzerinde dedektif gibi tarama yapar. Yolunda gitmeyen bir şey varsa dışarıdan gelen zararlılar varsa bunları temizler. Ve melatonin hormonunun görevini yapması için sağlıklı ve kaliteli uyku şart.” Melatonin hormonunun bağışıklık hücrelerini pozitif yönde etkilediğini belirten Dr. Aydın, melatonin eksikliği olan kişilerde gribal enfeksiyonların ve bazı bakteriyel hastalıkların daha fazla izlendiğini, hatta bu hastalıkların daha ağır geçtiğini söylüyor. Bağışıklık sisteminin zayıflaması kansere kadar gidebiliyor. Bu nedenle gece çalışan insanlar daha fazla risk altında bulunuyor.

    Gece 23’den sonra uyku herkese şart
    Uyku sırasında özellikle de karanlıkta salgılanan melatonin hormonu, vücuda tepeden tırnağa fayda sağlıyor. Peki melatonin hormonunun en fazla salgılandığı saatler hangileri? Dr. Ebru Aydın, “Melatonin salgılanan saatleri insanların kaçırmaması gerekiyor. Melatonin hormonu özellikle gece 11’den sonra salgılanmaya başlıyor ve gece 2’ye kadar en üst seviyeye çıkıyor. Sabaha doğru da yavaş yavaş azalıyor. O nedenle özellikle bu saatlerdeki uykuyu kaçırmamak gerekiyor. Tabii melatonin hormonunun en çok karanlıkta salgılandığını unutmamak gerekir. Bu nedenle uyunulan yerin karanlık olması, gece lambası kullanılmaması çok önemli” diyor. İhtiyaç duyulan uyku saati kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Kimi 8 saatlik uykuyla kendini zinde hissederken, kimine 6 saat yetiyor da artıyor. Buna karşın Dr. Ebru Aydın, genel olarak ortalama 7 saat insanların uyuması gerektiğini söylüyor ve uyarıyor: “Kuvvetli bir bağışıklık sistemi, sağlıklı bir ömür için 6 saatten az uyumamak gerekiyor. 6 saatten az uyuyan kişilerde örneğin kalp hastalıkları daha fazla izleniyor. Gündüz uykularının çok fazla önemi yok. Önemli ve gerekli olan gece 11’den sonra uyumak. Ancak sağlıklı ve kaliteli uyku için kesinlikle karanlık ortam şart. Televizyon başında uyumak ise, son derece sağlıksız ve yanlış. Bu arada oda ısısı da çok sıcak olmamalı.”

  • Hamilelik ( gebelik ) nezlesi nasıl geçer ?

    Hamilelik ( gebelik ) nezlesi nasıl geçer ?

    Hamilelik nezlesi nasıl olur. Nasın geçer, neden olur? Hamilelik nezlesi tedavisi nasıl olmalı? İşte cevaplar…

    Hamilelerin pekçoğunda alerji veya bilinen nezle, grip gibi rahatsızlıklar olmadığı halde burun tıkanıklığı görülüyor. Gece burun tıkanmalarıyla birlikte nefes alamama hissi, öksürük krizleri ve burun akıntısı ile kendini gösteren bu durum, anne adaylarına büyük sıkıntılar yaşatıyor. Op. Dr. Atilla Şengör, hamilelik nezlesi ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

    “Hamilelik nezlesi”, “hamile nezlesi” veya “hamilelik riniti” adı verilen bu durum, genellikle hamileliğin son 1,5-2 ayında ortaya çıkar ve başlangıcından iki hafta kadar sonra belirtiler tamamen ortadan kaybolur. Ancak bazı durumlarda tüm gebelik dönemi boyunca da burun tıkanıklığı olabilir ve hatta doğum sonrası bir süre devam edebilir.

    Öksürük nöbetleri ve uykusuzluk ile seyredebilir

    Hamile nezlesinde burun tıkanıklığı ile birlikte genellikle burun akıntısı da olur. Burun tıkanıklığı nedeniyle gece ağız solunumu yapıldığından boğazda kuruluk oluşur. Ayrıca beraberinde; gece nefes alınamıyormuş hissi, öksürük ve uykusuzluk görülebilir. Mukoza şişmesi ve sonuçta sinüs boşluklarının havalanmasında azalmaya bağlı olarak baş ağrısı da gelişebilir.

    Annelik hormonları tetikliyor

    Hamilelik döneminde artış gösteren ve bir annelik hormonu olan östrojen, burun içerisini döşeyen dokuların şişmesine katkıda bulunur ve burunda salgı artışını da tetikler. Bunun dışında annelik döneminde vücuttaki kan dolaşımının hacminin artması da kan damarlarının genişlemesine ve burun mukozasının şişmesine neden olur. Bu olayda diğer annelik hormonlarının da rolü olabilir. Bunların sonucunda gelişen burun tıkanıklığı hamilelik nezlesinin temelini oluşturur.

    Hamilelik nezlesi sinüzitle veya diğer hastalıklarla karıştırılıyor

    Sinüzit veya gripte burun tıkanıklığı dışında iltihabi burun akıntısı, halsizlik, ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı gibi belirtiler birlikte görülür. Alerjik nezlenin belirtileri arasında ise gözler, burun ve boğazda kaşıntılar ve hapşırmalar bulunur. Hastanın daha önceden şikayetlerine neden olan toz veya polen gibi alerjenlere hassasiyeti hamilelikte artabilir.

    Burun tıkanıklığı yaşayan hamileler için önemli öneriler

    • Hamile nezlesi özellikle yatar pozisyonda rahatsızlık vericidir. Bu nedenle başın yükseltilmesi burundaki dolgunluğu (konjesyonu) azaltabilir.
    • Bol sıvı alımı boğaz belirtilerinin rahatlamasını sağlar; boğaz-burun salgılarının yoğunlaşmasını-kurumasını önler.
    • Sıcak banyo ve buhar solunması burun tıkanıklığını rahatlatabilir.
    • Yürüyüş ve bazı hafif egzersizler iyi gelir.
    • Tuzlu su spreyleri ile burun yıkama sıvılarının tekrarlanan kullanımları, burun mukozasını büzüştürebildiklerinden ve burnun mekanik olarak temizlenmesine yardımcı olduklarından, oldukça faydalıdırlar.
    • Burun kanadını genişleten bantlar, buruna hava girişini artırdıklarından yararlı olabilirler.
    • Nemlendirme cihazları da kullanılabilir; ancak bunların mikrop barındırabilen sıvı haznelerinin ve filtrelerinin temizliğine gereken özen gösterilmelidir.
    • Sigara dumanı, tozlu ortamlar, hava kirliliği ve ani ısı değişimleri burun işleyişini olumsuz etkilediklerinden, tıkanıklığın artmasına neden olurlar. Bu tip ortamlardan uzak durulmalı ve engelleyici önlemler alınmalıdır.

    Mutlaka bir uzmana başvurun

    Hamileliğin ilk üç aylık dönemi bebeğin oluşum evresi olduğundan bu dönemde burun yıkama solüsyonları dışında herhangi bir ilaç kullanılması tercih edilmez. Bu dönemden sonra, alınan önlemlere karşın burun tıkanıklığının devam ettiği ve sıkıntı veren durumlarda, burun açıcı veya ödem giderici spreyler doktor kontrolünde sınırlı olarak uygulanabilir. Zorunlu kalındığında bazı akıntı kesici ve antialerjik ilaçlar kadın doğum uzmanının da görüşü alınarak uygulanabilir. Bazı burun-sinüs yıkama solüsyonlarının tekrarlayan uygulamaları, hamilelik nezlesinin yönetiminde oldukça etkili ve güvenlidir.
    Ancak her şeye rağmen burun tıkanıklığı devam ediyorsa ve geçmiyorsa, belirtilerin nedeninin başka hastalıklar olabileceği akla gelmelidir. Kemik eğriliği veya burun eğriliği olarak bilinen septum deviasyonu dışında, konka şişmesi ve sinüs hastalıkları da anatomik daralmalara neden olarak burun tıkanıklığı yapabilirler. Bu sorunların varlığına hamilelik nezlesi de eklendiğinde durum daha fazla rahatsız edici olabilir. Hamilelik sonrası dönemde bu sorunların tedavisine gidilmesi gerekebilir.

  • Keçi değil, mevsimsel grip

    Korunmanın en etkili yolu aşı

    Keçi değil, mevsimsel grip

    Keçi değil, mevsimsel grip | 1İstanbul Medipol Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Ayşe Çakmakçı, son günlerde yaygınlaşan grip vakalarından korunmanın en etkili yolunun zamanında yaptırılan grip aşısı olduğunu söyledi.

    Bu salgınların yeni bir virüs olmadığını, mevsimsel grip olduğunu hatırlatan Çakmakçı, geçen yılı “domuz gribi” ile geçiren halkımızın, bu yıl ki gribe uzun süre geçmediği için “keçi gribi” adını verdiğini söyledi.

    Çakmakçı, “Tıp dilinde influenza denilen grip; çeşitli seviyelerde yıllık salgınlarla ve beklenmedik dünya çapında salgınlarla ortaya çıkan akut ateşli solunum yolu hastalığıdır” dedi.

    “Ateş, üşüme, titreme, baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, yaygın vücut ağrısı gribin en temel özelliğidir” diyen Çakmakçı, tedavinin en önemli kısmının korunma olduğunu söyledi.

    Gribi önlemenin asıl yolunun grip aşılarının kullanılması olduğunu belirten Çakmakçı, “Grip aşılarının %70-90 oranında koruma gücü vardır. Güçten düşürücü hastalığı olanlarda, kemoterapi olanlarda, bakım evlerinde kalanlarda koruma oranı daha düşüktür. Ancak bu gruptaki hastalarda dahi hastaneye yatış ve zaturreyi %50-60 oranında önlerken griple ilişkili ölümleri %70-80 oranında azaltır. Aşı; grip mevsiminden önce son baharda Ekim- Kasım aylarında yapılmalıdır. Yumurta alerjisi olanlara yapılmamaktadır” diye konuştu.

    Aşı önerilen kişiler;
    • 50 yaş ve üzeri kişiler,
    • Bakım evlerinde kalanlar ve diğer kronik bakım hastaları,
    • Kronik akciğer (astım) ve kalp hastalığı olanlar,
    • Böbrek hastalığı, şeker hastalığı, kas hastalığı, nörolojik hastalık gibi sürekli hastalığı olanlar,
    • Gebeliğin 4-9 ayları grip salgın dönemine denk gelenler,
    • 6 ay ve 5 yaş arası çocuklar,
    • Sağlık çalışanları,
    • Yukarıda sayılan hastalığı olanlara evde bakım sağlayanlara
    • Tropikal bölgelere gidenlere, seyahat edenlere,
    • Yatılı kalan öğrencilere,
    • Grip riskini azaltmak isteyen her hangi biri.

    Antibiyotiklerin; ancak grip üzerine eklenen bakteriyel enfeksiyonlarda doktor tarafından verildiğinde kullanılması gerektiğini hatırlatan Çakmakçı, şu uyarılarda bulundu: “Hastalığa yakalananlar, belirtilerin başlamasında 1 gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar. Küçük çocuklar 10 güne kadar bulaştırıcı olabilirler. Hastalık belirtisi devam ettiği sürece potansiyel bulaştırıcı kabul edilmelidir.

    Öksürük ve hapşurma sırasında ağız ve burun, tek kullanımlık kağıt mendil ile kapatılmalıdır. Mendil yoksa kolunuzun iç kısmına hapşurulmalı, mendil çöp sepetine atılmalıdır. Eller sıklıkla yıkanmalı, su – sabun – el antieptikleri bu amaçla kullanılabilir. Diğer kişilerle temastan mümkün olduğunca kaçınmak gerekmektedir. En iyi koruma yollarından biri ise bulunduğumuz ortamın havalandırılması, dengeli – iyi beslenme, bol C vitaminidir.”

    Mevsimsel gripte ölüm oranının çok düşük olduğunu da dile getiren Çakmakçı, çoğu hastanın tamamen iyileştiğini de sözlerine ekledi.