Etiket: göz kuruluğu

  • Göz Kuruluğunun Bitkisel Tedavisi, Doğal Çözümü

    Göz Kuruluğunun Bitkisel Tedavisi, Doğal Çözümü

    Göz kuruluğu bitkisel çözüm önerileri olarak genellikle çeşitli çaylar gösterilir. Pek çok insanda göz kuruluğu meydana gelebilir. Göz kuruluğu belirtilerinden en önemlisi de gözlerde yanma, batma ve kaşınma hissinin oluşmasıdır. Bunun yanı sıra dumanlı ya da sisli görme de yine göz kuruluğu belirtileri arasındadır. Göz kuruluğu olan kişilerin ışığa karşı duyarlılığı da oldukça düşük olur. Göz kuruluğunun yaşanmasından dolayı da baş ağrıları meydana gelebilir. Bundan dolayı bu rahatsızlığın bir an önce tedavi edilmesi gereklidir.

    Neden Göz Kuruluğu Olur?

    Göz kuruluğu özellikle yaz aylarında kendisini gösterir. Bunun da nedeni sıcak ve kurak ortamların gözyaşı birikmesine engel olmasıdır. Ayrıca bilgisayar ya da telefonun da fazlaca kullanılması yine göz kuruluğuna yol açar. Sigara içen ya da sigara dumanına fazla maruz kalan kişilerde de sıklıkla göz kuruluğu görülür. Doktorlar genellikle göz kuruluğu için damlalar verir. Bu damlalar da göz kuruluğunun geçmesi için birebirdir. Fakat bunun dışında evde de bu rahatsızlığın geçirilebilmesi için denenebilecek yöntemler vardır. Göz yaşı damlası kullanan kişiler de yine bu yöntemler ile bu damlaya takviyede bulunabilirler.

    Göz Kuruluğunun Bitkisel Tedavisi, Doğal Çözümü | 1

    Göz Kuruluğu İçin Çay İle Pansuman

    Göz rahatsızlıklarında evde denenebilecek en etkileyici ve güvenli yöntemlerden bir tanesi çay ile pansuman yapılmasıdır. Göz kuruluğuna ne iyi gelir sorusuna cevap olarak sıklıkla çay tarifleri verilir. Kahvaltı için demlenen siyah çaylar ile pansuman yapmak göze iyi gelir. Fakat bazı çaylar siyah çaydan daha etkilidir. Örneğin papatya çayı iltihap sökücü ve dinlendirici özelliğinden dolayı çok etkilidir. Bunun dışında yine rezene tohumu çayı da göz kuruluğu için tavsiye edilebilir. Pamuğun bu çaylardan birisine batırılması ve kapalı göze konulup 10 dakika bu şekilde beklenmesi göz kuruluğunu da geçirecektir.

    Göz kuruluğunun nedenleri ve önleme yolları Tıklayın !

    Göz Kuruluğu ve Tedavi Yöntemleri  Tıklayın !

    Göz kuruluğu deyip geçmeyin Tıklayın !

  • Menopoz gözyaşını azaltıyor

    Menopoz gözyaşını azaltıyor

    Menopoz döneminin gözyaşını azaltıp göz kuruluğuna neden olabileceğini biliyor muydunuz? Göz kuruluğunun menopoz döneminde kadınların %45’inde görülebildiğini söyleyen göz hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Emrullah Taşındı, gözyaşı azlığı sorununa erken müdahale edilmediği takdirde ciddi göz sorunlarına ve enfeksiyonlara neden olabileceği konusunda uyardı.

    Kadınların korkulu rüyası menopoz, gözyaşını azaltarak, gözde kuruluğa neden oluyor. Kuru göz her yaş grubunu etkileyen bir rahatsızlık olmakla beraber, menopoza bağlı hormonal değişimler sebebiyle genelde kadınlarda daha sık ortaya çıkıyor. Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen göz kuruluğu, yaklaşık yüzde 35 oranında gözleniyor. Gözyaşı salgısı, kadınlarda ilerleyen yaşla birlikte azalıyor. Menopozdan itibaren kadınlarda östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte gözyaşı üretimi de azalıyor. Altmış beş yaş üstü kadınlarda yaklaşık yüzde 15 oranında gözyaşı kalite bozukluğu görülüyor. 40 yaşın üstündeki kadınlarda daha sık rastlanan göz kuruluğu, hava kirliliğinin yüksek olduğu büyük şehirlerde daha yüksek oranlarda görülüyor.

    Göz kuruluğu, özellikle akşam geç saatlerde bulanıklık veya gözlerde yorgunluk ya da sabah uyanınca gözü açmada zorlanma, gözlerde yanma batma şeklinde kendini gösteriyor. Bugün en fazla görülen göz hastalıklarından birinin kuru göz olduğunu ifade eden göz hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Emrullah Taşındı “Menopozdan sonra gözlerde yanma, batma, kızarma gibi şikâyetlerle ortaya çıkan göz kuruluğunun tedavisinde, yapay gözyaşı damlaları ve gözyaşı salgısını artırıcı ve kuru göze özgü bağışıklık yanıtını baskılayıcı damlalar yanında destekleyici tedaviler de uygulanmaktadır. Diğer taraftan gözyaşı yapımını azaltan ve menopoz döneminde kullanımında artış görülen antidepresan ve antialerjik ilaçların kullanımının azaltılması da önem taşımaktadır” şeklinde bilgi verdi.

    Sık sık göz kırpın
    Dakikada ortalama 25 defa göz kırpıyoruz. Okurken, bilgisayar kullanırken bu sayı 8’e düşüyor. Eğer gözümüzün yaşı eksilirse veya buharlaşırsa, göz yüzeyimiz kuru iken bu kırpma işlemini yaparsak canımız yanar ve huzursuz oluruz. Kuruluk hafif olduğunda sanki uykumuzu iyi alamamışız gibi bir his, orta şiddette kurulukta, batma, yanma gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Göz hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Emrullah Taşındı “Göz kuruluğu sorunu yaşayan kişilerin bol su içmeleri, gözlerini ovalamamaları, ağır makyaj yapmamaları, sigara ve dumandan uzak durmaları gerekiyor. Bunun yanında bilgisayar kullanımını sınırlamak ve gözleri sık kırpmak önemli” şeklinde konuşuyor.

    Makyaj yapma ya da makyajı tam silememe
    Makyaj yaparken sıvı kozmetiklerin kullanılmaması, kozmetiklerin iç göz kapağına sürülüp gözle temas etmemesi, mümkün olduğu kadar antialerjik, “water-proof” olarak nitelenen kozmetiklerin kullanılması, kirpik diplerinin tıkanmaması gibi alınabilecek çok sayıda önlem bulunuyor. Gözyaşı kuruluğu olan kişide özellikle kalitesiz rimeller iç kısma sürüldüğünde ve göze kaçtığında, gözyaşı bunu atamıyor. Atamadığı için iritasyon dolaylı olarak artabiliyor. Makyajın çok iyi temizlenmesi ve arkasından suni gözyaşıyla temizlenmesi iritasyon riskini azaltıyor.

  • Göz kuruluğu deyip geçmeyin

    Göz kuruluğu deyip geçmeyin

    Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen göz kuruluğu, yaklaşık yüzde 35 oranında gözleniyor. 40 yaşın üstündeki kadınlarda daha sık rastlanan göz kuruluğu, hava kirliliğinin yüksek olduğu büyük şehirlerde daha yüksek oranlarda görülüyor. Uzun süre bilgisayar veya televizyon başında ekrana bakmak, yaşın ilerlemesi, çevresel faktörler, menopoz, klimalı ortamlar, kontakt lens kullanımı, göz ameliyatları, sigara kullanılan ortamlarda bulunmak da göz kuruluğunun artmasına neden olabiliyor.

    Göz kuruluğu, özellikle akşam geç saatlerde bulanıklık veya gözlerde yorgunluk ya da sabah uyanınca gözü açmada zorlanma, gözlerde yanma batma şeklinde kendini gösteriyor.

    Gözyaşı salgısı, erkek ve kadınlarda ilerleyen yaşla birlikte azalıyor. Oysa insan ömrünün uzamasıyla ileri yaşlarda da net görmeye ihtiyaç duyuyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle insanların günlük faaliyetleri değişiyor. Eskiden görme ihtiyacı uzağı veya ince ayrıntıları fazla gerektirmezken, günümüz yaşantısında bilgisayar, televizyon, HD yayın, 3D yayın gibi giderek artan sayıda ortamda net görmeye ihtiyacımız var.

    kurugozEstetikle gençleştirilemeyen tek şey
    Estetik boyutuna şöyle vurgu yapıyor: “Estetikle her şeyi gençleştirebilirsiniz, bir tek göz hariç. Çünkü iki göz kapağı arası sürekli havayla temas ettiği için seneler içinde giderek sararıyor. ‘Gözlerimin parlaklığı azaldı’ sık kullanılan bir deyimdir. Gözyaşı yapısı sağlıklı olanlarda bu parlaklık azalması daha geç oluşuyor. Vücudumuzda havayla temas eden iki önemli yer var. Ağzımız ve göz kapağı aralığımız. Sağlıklı ve yeterli gözyaşınız yoksa enfeksiyonlara da daha açık hale geliyorsunuz. Konjonktivit, alerji, kirpik dibi iltihabı gibi birçok hastalığa daha yatkın oluyorsunuz.”

    Kuru göz belirtileri nelerdir?
    Gözlerinizde aşağıdaki belirtiler varsa göz doktorunuza başvurmalısınız.
    • Kuruluk
    • Kaşıntı
    • Yanma, batma
    • Yabancı cisim hissi
    • Işığa duyarlılık
    • Aşırı gözyaşı
    • Bulanık görme veya geceleri görmede zorluk
    • Yorgunluk

    Kimlerde kuru göz oranı daha yüksektir?
    • Yaşlanma: Gözyaşı salgısı, erkek ve kadınlarda, ilerleyen yaşla birlikte azalır. Kuru göz semptomları hormonal değişimlere bağlı olarak özellikle kadınlarda daha sık görülmektedir.

    • Çevresel faktörler: Nemi düşük, sıcak veya rüzgarlı ortamlar, radyasyon veya kimyasal maddelere maruz kalma, yüksek yerlerde bulunma kuru göze neden olabilir.

    • Menopoz: Kuru göz her yaş grubunu etkileyen bir hastalık olmakla beraber, menopoza bağlı hormonal değişimler sebebiyle genelde kadınlarda daha sık gözlenmektedir.

    • Klimalı ortamlar: Klima kullanımı ortamın kurumasına neden olarak gözyaşının buharlaşmasını hızlandırmakta ve Kuru göze yol açmaktadır.

    • Kontakt lens kullanımı: Kontakt lens kullanımı gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olacağından Kuru göze yol açmaktadır.

    • Göz ameliyatları: Operasyonlara bağlı olarak göz yüzeyi ve gözyaşı bezleri etkilenmekte ve Kuru göz belirtileri ortaya çıkabilmektedir.

    • Yoğun bilgisayar kullanımı: Gözyaşının göz yüzeyine yayılmasını sağlayan “göz kırpma” hareketinin sıklığı, yoğun bilgisayar kullanımında azalmaktadır. Daha az göz kırpma da buharlaşmayı artıracağı için kuru göze neden olmaktadır. Sadece bilgisayar değil, TV ekranı karşısında uzun saatler geçirme ya da uzun süreli okumalarda da göz kırpma sayısının azalmasına bağlı olarak kuru göz oluşabilmektedir.

    • Sigara kullanımı: Sigara dumanındaki maddeler göz yüzeyini olumsuz yönde etkilemektedir.

    • Romatizma: Bağışıklık sistemi ile ilişkili romatizmal hastalıklarda gözyaşı salgılayan bezler de etkilenmekte ve kuru göz tetiklenmektedir.

    • Hastalıklar ve tedavide kullanılan ilaçlar: Hipertansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, tiroid (guatr), alerji ve depresyon gibi çeşitli hastalıklar ve bu hastalıklarda kullanılan ilaçlar kuru göz hastalığını tetikleyebilmektedir.

    • Göz tansiyonu: Bu rahatsızlığın tedavisinde kullanılan göz damlaları göz kuruluğuna yol açabilmektedir.

    Günlük yaşamda rahat etmek için yapılacaklar:

    • Otomobil, uçak gibi yerlerde havalandırma doğrudan gözünüze gelmesin.
    • Uyuduğunuz oda nemli olsun.
    • Güneşli ve rüzgarlı havalarda mutlaka koruyucu güneş gözlüğü takın.
    • Bilgisayara belli bir seviyede karşıdan ışık ve klima rüzgarı gelmesin.
    • Kuru göz bulgularınız varsa bol su için.
    • Özellikle bilgisayar kullanırken daha az göz kırpma buharlaşmayı artıracağı için kuru göze neden olur. Bilgisayar başındayken gözlerinizi sık sık kırpıştırmayı unutmayın ve zaman zaman uzağa bakarak gözlerinizi dinlendirin.

  • Göz kuruluğunun nedenleri ve önleme yolları

    Göz kuruluğunun nedenleri ve önleme yolları

    Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İffet Emel Çolakoğlu, toplumda “göz kuruluğu”, tıptaki adıyla “kuru göz” hastalığının oluşmaması için tavsiyelerde bulundu.

    Acıbadem Hastanesi açıklamasına göre, kuru göz hastalığının oluşmaması için üç koşul gerektiğini belirterten Çolakoğlu, bunları gözyaşı miktarının ve kalitesinin iyi olması, kornea yüzeyinin düzgünlüğü ve gözkapaklarının fonksiyonlarını iyi yapabilmesi olarak sıraladı.

    Kuru göz sorununu oluşturan 4 nedenin altını çizen Dr. Çolakoğlu, göz kırpma refleksinin azalması, kapak ve kirpiklere ilişkin sorunlar ile gözyaşındaki azalma nedeniyle göz sağlığının bozulmasını bu sebepler arasında gösterdi.

    GÖZ KIRPMA 9’DA 1’E İNİYOR

    Normalde bir kişi dakikada 12-15 kez göz kırparken, gözyaşı film tabakasının homojenliğini bozmadan 15-45 saniye kornea yüzeyinde kalabildiğine dikkati çeken Çolakoğlu, “Çok dikkatli bir noktaya odaklanmak, kitap okumak, bilgisayar başında uzun süreler geçirmek göz kırpma sayısını azaltabiliyor. Normalde saatte 900 defa göz kırparken, bu sayı 100’e inebiliyor. Klima ve sigara dumanı gibi faktörler de gözyaşı kırılma zamanını azaltıyor. Ayrıca A vitamini eksikliklerinde de kuru göz ortaya çıkabiliyor” ifadelerini kullandı.

    HASTALIK BELİRTİLERİ

    Çolakoğlu, kuru göz hastalığının başlıca belirtileri arasında kızarıklık, acıma, yanma ve batma, bulanık görme, yapışma, takılma hissi, aşırı sulanma geldiğini belirterek, göz kuruluğunun körlüğe kadar gidebilecek bir sorun olduğuna dikkati çekti.

    Gözyaşının fonksiyonları ortadan kalkınca, gözlerin enfeksiyona yatkın hale geldiğini aktaran Çolakoğlu, “Oksijen sağlıklı bir şekilde taşınamıyor. Kornea damarsız bir yapı olduğundan oksijenle besleniyor, bu beslenme bozulunca korneada damarlanmalar, çatlaklar meydana geliyor. Bunlar enfeksiyon için bir odak oluşturuyor. Gerçekten kalıcı görme kaybına neden olacak yapısal değişiklikler oluşabiliyor. Bu nedenle gözyaşını mümkün olduğu kadar korumak ve gözü ıslak tutmak önem taşıyor” açıklamasını yaptı.

    Çolakoğlu, kuru göz hastalığının başlıca nedenlerini şöyle sıraladı:

    “Göz kırpma refleksinin azalması durumunda bazı hastalıkların varlığı nedeniyle kırpma mekanizmasını düzenleyen sinirlerde sorunlar olabiliyor ve keratit oluşuyor. Kapak sorunlarında ise yüz felcinin gelişmesiyle kapak fonksiyonunda zayıflık ortaya çıkabiliyor. Tiroid veya tümör gibi nedenlerle gözün dışa fırlak olması, yaşlılıkta ya da travma sonrasında kapağın dışa doğru dönmesi gözyaşı taşınmasını bozan faktörleri meydana getiriyor.

    MENOPOZDA DA GÖZYAŞI AZALABİLİR

    Kirpik sorunları varsa, yağ bezlerinin enfeksiyonu, trahom gibi göz hastalıkları, özel konjoktivit tipleri, bazı ilaç reaksiyonları ve cilt hastalıkları göz yapısındaki dengeleri bozabiliyor. Gözyaşında azalma durumunda gözyaşı bezlerinde sorun oluyor. Bu sorunlar gözyaşı bezinin yokluğu veya küçüklüğü olabildiği gibi enflamasyon, tümör, radyasyon, yanık ve travma gibi nedenlerle gözyaşı bezinin zarar görmesi ile de ortaya çıkabiliyor. Vücutta salgı yapan diğer bezlerde de eş zamanlı bozuklukların araştırılması gerekiyor. Menopoz ve hamilelikte hormonal etkilerle gözyaşı miktarı azabiliyor.”

    Kuru göz hastalığının tedavisinin mümkün olduğuna ve tedavide birçok yöntem kullanıldığına dikkati çeken Çolakoğlu, şunları kaydetti:

    “Çeşitli ilaçlar yardımıyla gözyaşı üretiminin artırılması hedefleniyor. Gözyaşının kaçmasını engellemeye çalışılıyor. Gözyaşı normalde gözyaşı bezinden üretiliyor, kapak fonksiyonlarıyla taşınıp gözyaşı kesesine geliyor. Gözyaşı kesesinde bir kanal sistemi var, bu kanallar burnun alt kısmına açılıyor. Gözyaşını göllendirilirse kuruluk azaltabiliyor. Kanallara geçişi sağlayan minik delikler var, bunlar tıkanıyor. Laser uygulaması veya silikon tıkaçlar konuluyor. Bu tıkaçlar altı aydan bir yıla kadar orada kalabiliyor.

    Düşük su içerikli lensler ve/veya gözlük uygulamaları ile gözyaşının buharlaşmasını azaltmaya çalışılıyor. Gözyaşını yerine konulabiliyor. Bunlar damla ve jel şeklinde olabileceği gibi, pomat şeklinde de olabiliyor. Eğerr kişinin vücudunda A ve B12 vitamini eksikliği varsa vitamin desteği yapılıyor. PH oranının belli seviyede tutulması gerekiyor. Kapak dışa dönmüşse ve kapak felci varsa kapak cerrahisi yapılabiliyor. Kişinin çevresel faktörleri dengeleyerek daha sağlıklı bir ortam yaratması gerekiyor. Sigarasız ortam, klima kullanmamak, bilgisayarda daha az zaman geçirmek ve evin nem dengesini ayarlamak önemli. PH oranının belli seviyede tutulması gerekiyor. Kapak dışa dönmüşse ve kapak felci varsa kapak cerrahisi yapılabiliyor. Kişinin çevresel faktörleri dengeleyerek daha sağlıklı bir ortam yaratması gerekiyor. Sigarasız ortam, klima kullanmamak, bilgisayarda daha az zaman geçirmek ve evin nem dengesini ayarlamak önemli.”

  • Göz Seğirmesini Hayra Yormayın!

    Göz Seğirmesini Hayra Yormayın!

    Ülkemizde sağ gözün seğirmesi, hayra; sol gözün seğirmesi, şere yorulur. Ancak uzmanlar göz seğirmesinin ciddi problemler oluşturabileceğine dikkat çekiyor…

    Eğer gözlük takıyorsanız seğirme, göz numaranızın arttığına işaret edebilir.

    Bunun yanı sıra göz kapağının iltihaplanması, göze yabancı maddelerin girmesi sonrasında bunlara bağlı olarak göz seğirmeleri olabilir ve devam eden göz seğirmelerinin sıklığı artabilir.

    Göz yorulduğunda seğirmeyle sinyal verir

    Aşırı yorulan gözün seğirme ile tepki verebileceğini ifade eden Op. Dr. Yetgin Özgan “Çoğumuz işimiz gereği, çok uzun süre bilgisayara bakmak zorundayız, eve gittiğinizde uzun uzun televizyon seyredip, kitap okuduğunuzda ise gözünüz iyice yorulmuş oluyor. Göz ise bu yorgunluğa seğirmeyle tepki verebiliyor” diye konuştu.

    Uyku ve dinlenme saatlerine dikkat etmek, mümkün olduğunca bilgisayar kullanımını azaltmak, evde yumuşak ve parlak olmayan aydınlatmaları tercih etmek göz yorgunluğuna bağlı göz seğirmelerini azaltır.

    Göz Seyirmesi nedir ? Göz Neden Seyirir? Göz Seyirmesinin Sebepleri

    Denizli Devlet Hastanesi Göz hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Eyüpoğlu hastaların göz seğirmesi şikayeti ile önce göz doktoruna müracaat ettiklerini belirterek ”Göz yönünden seğirmeye neden olabilecek durumlar vardır. Bunlar gözde batma ve yanmaya neden olan konjonktivit keratit ve benzeri iltihabi durumlar ile düzeltilmemiş kırma kusurları yani gözlük ihtiyacıdır. Göz hekimleri hastada bu gibi durumlar varsa tam bir göz muayenesi ile düzeltir. Ancak göz seğirmelerinin önemli bir kısmı psikolojik ve nörolojik bir bozukluğun ön bulgusu olabileceğinden hastalar göz kliniğinden mutlaka psikoloji ve nöroloji kliniklerine de sevk edilir” dedi.

    Göz seğirmesinin tıpta genellikle bir hastalık olarak kabul edilmediğini belirten Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Şükrü Daloğlu ”Nedeni ve tedavisi hakkında bir fikir birliği olmamasıdır. Ancak göz seğirmesi bir hastalık belirtisi olabilir. Bir çok kişinin yaşamı boyunca sık sık karşılaştığı bir durumdur ve çoğu kez tedavisiz düzelmektedir. Bazen daha sürekli ve rahatsız edici olduğundan altta yatan yorgunluk stres depresyon sıvı ve elektrolit dengesi bozuklukları gibi nedene yönelik tedaviler yararlı olmaktadır” diye konuştu.

    Göz seğirmelerinin bazı vakalarda alışkanlık haline gelerek tik şeklini aldığını ve çoğu kez tedaviye dirençli hale geldiğini belirten Daloğlu ”Göz sağlığı altında ciddi beyin bozukluğu bulunmadığı için tek başına endişe verici bir durum değildir. Rahatsız edici ve şüphe verici durumlarda nöroloji uzmanına muayene olmakta yarar var” dedi. Göz seğirmesinin göz kasının kontrol dışı hareket olduğunu kaydeden Denizli Devlet Hastanesi Psikologu Sacit Saygılı ”Genellikle nedeni herhangi bir bozukluk değildir. Göz seğirmesi halk arasında daha çok haber gelecek iyi-kötü bir şey olacak gibi işaret olarak algılanır. Ancak göz seğirmesinin böyle bir durumla kesinlikle ilgisi yoktur. Bu yanlış bir inançtır. Göz seğirmesinden sonra gerçekten kötü veya iyi bir şey olması kesinlikle tesadüftür. Kişilerin bu tip şeylere çok fazla inanmamaları gerekir” dedi.

    Göz seyirmesi göz kapağiının kendi kendine titreşmesi durumudur ve bu durum kesinlikle “göz kırpma” dan farklıdır.

    Göz seyirmesinin belli başlı en önemli 3 nedeni vardır. Bunlar;

    1. Yorgunluk-uykusuzluk
    2. Stres
    3. Kafeindir.

     

    – Göz seğirmesi neden olur?
    – Göz seğirmesini nasıl geçirebiliriz?
    – Göz seğirmesi nedir?
    – Göz seğirmesi hangi hastalıkların habercisi olabilir?

  • Menopoz döneminde göz kuruluğu


    Menopoz dönemindeki kadınlar göz kuruluğu ve katarakt riski altında…

    Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Doç. Dr. Tomris Şengör, gözyaşı yapımından sorumlu olan ana gözyaşı bezleri ile gözyaşına koruyucu destek sağlayan ve göz kapağı kenarında yer alan yağ bezlerinin büyük oranda cinsiyet hormonlarının etkisi altında olduğunu belirtti.

    Menopoz döneminde östrojen hormonunun yapımının düşük seviyelere inmesi,androjen hormonunun desteğinin azalması sonucu hem gözyaşı yapımının azaldığını hem de gözyaşı buharlaşmasının arttığını ifade eden Şengör, ayrıca menopoz döneminde verilen hormon destek tedavisinin de sanıldığının aksine göz kuruluğuna neden olabildiğini vurguladı.

    Bunun nedeninin azalan androjen seviyelerine rağmen östrojenin artış göstermesi yani göreceli olarak dengenin androjen aleyhine bozulması olduğunun düşünüldüğünü belirten Şengör, şu bilgileri verdi:

    “Menopoz dönemindeki kadınlar, yüzde 29-69 oranında göz kuruluğu riski altındadır. Menopozdan sonra gözlerde yanma, batma, kızarma gibi şikayetlerle ortaya çıkan bu göz kuruluğunun tedavisinde yapay gözyaşı damlaları ve gözyaşı salgısını artırıcı damlalar yanında destekleyici tedaviler de uygulanmaktadır. Diğer taraftan gözyaşı yapımını azaltan ve menopoz döneminde kullanımında artış görülen antidepresan ve antialerjik ilaçların kullanımının azaltılması da önem taşımaktadır.


    Katarakt, menopoz sonrası kadınlarda daha sık görülmektedir. Menopozdan sonra kadınlarda katarakt gelişim riski aynı yaştaki erkeklere göre daha fazladır. Menopoz sonrası östrojen kullanımı, katarakt riskini azaltıyor. Menopoz öncesi dönemde ise östrojen, lensin iyonik yapısını ve su dengesini korumasını sağlamaktadır. Adet döngüsüne göre kadınlarda kornea (gözün saydam tabakası) kalınlığı değişmektedir. Adet döneminin 15 ve 16. günlerinde kornea kalınlığı yüzde 5,6 oranında artmaktadır. Hamilelikte de her 3 aylık dönemde korneada yüzde 3’lük bir kalınlık artışı oluşmaktadır. Kornea adet döngüsü boyunca şekil olarak da değişmekte ve adet döngüsünün başında daha dik olan kornea, yumurtlamadan sonra daha düz bir şekil almaktadır.”

    Kaynak : ntvmsnbc.com