Etiket: fizik tedavi

  • Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?

    Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?

    Boyun fıtığının anlaşılması için hastalığın ortaya çıkarmış olduğu bulgular tespit edilerek, takip altına alınmalıdır. Omurga, dikey yönde etki oluşturmakta olan vücut ağırlığına karşı direnmenin yanında, hareket fonksiyonlarını da kontrol altında tutmak zorunda olan bir sistemdir. İnsanın ayakta ya da otururken gerçekleştirmiş olduğu hareketleri emerek omurganın zarar görmesinin engelleyen diskler, ilerleyen yaş sebebiyle güçlerini kaybedebilirler. Yük emme yetenekleri ve güçlerinde azalma oluşan disklerde, fıtıklaşma meydana gelmektedir. Boyun fıtığı, genel manada hareketlilik sebebiyle oluşmaktadır. Nadir durumlarda cerrahi müdahale gerekirken, çok fazla ilerlememiş olan boyun fıtığı egzersizlerin düzenli biçimde uygulanmasıyla hafifleyebilmektedir.

    Boyun Fıtığı Belirtileri

    Boyun fıtığı bulgularının en sık görüldüğü dönem, 30 ile 40 yaş aralığını kapsamaktadır. Boyun fıtığı belirtileri, hastalığın derecesine ve kişinin yaşına göre değişkenlik göstermektedir. Genel manada karşılaşılan boyun fıtığı belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

    • Tek taraflı olarak kola vuran ağrılar
    • Parmak uçlarının uyuşmasına sebep olan ağrı
    • Ağrının vurduğu kolda kuvvet kaybı
    • Elde tutulan cisimlerin düşmesi
    • Yürümede güçlük ve denge kaybı

    Boyun Fıtığı Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır? | 1

    Boyun Fıtığı İçin Risk Faktörleri

    Boyun fıtığı olma riskini arttırmakta olan durumlar şu şekilde sıralanabilir:

    • Şoförlük, bankacılık gibi meslek sahipleri
    • Trafik kazası geçirmek
    • Travma geçirmek
    • Boynun yanlış pozisyonda durması
    • Boynun ani hareketler yapması
    • Psikolojik stres ve yorgunluk hissi
    • Uzun süre bilgisayar başında oturmak
    • Ev işleri
    • Masa başı işler

    Boyun fıtığı ameliyatı ve nükleoplasti Tıklayın !

    Boyun fıtığına ne iyi gelir? Tıklayın !

    Boyun Kireçlenmesi Belirtileri  Tıklayın !

    Osteoartrit (Kireçlenme) Bilgi Ve Paylaşım Alanı Tıklayın !

  • Refleks Sempatik Distrofi Nedenleri Ve Tedavisi

    Refleks Sempatik Distrofi Nedenleri Ve Tedavisi

    Refleks sempatik distrofi tedavisi alanında uzman ve deneyimli bir doktor tarafından yapılmalıdır. Yeni terimi ile CRPS (Complex Regional Pain Syndroma) olarak adlandırılmakta ve kompleks neuropatik ağrılar grubuna girmektedir. Refleks sempatik distrofi tanısı ve tedavi zor olan hastalıklardan bir tanesidir. RSD ortopedi travmalarından ya da ortopedik cerrahilerden sonra görülebilmektedir. Bu rahatsızlık ağırlıklı olarak kol ve bacaklarda görülmektedir. Yapılan araştırmalar kadınlarda erkeklere nazaran daha fazla görüldüğünü göstermektedir.

    Refleks Sempatik Distrofi Belirtileri Nelerdir?

    Refleks sempatik distrofi belirtileri ilk dönemlerde ağrılı bölgede ısı ve renk değişimi ile başlamaktadır. Hastalığın ilk dönemlerinde ödem ve yanıcı bir ağrıdan şikâyet edilebilmektedir. Bunun yanı sıra ağrılı olan bölgede hassasiyet hissedilmektedir.

    İlk dönemlerde giderek şiddetlenen ağrılarla kendini hissettiren bu hastalık tedavi edilmezse zamanla bütün vücuda yayılabilmektedir. Eklemlerde fonksiyon kaybına sebep olabilmekte atrofi gibi rahatsızlıklara sebep olabilmektedir. Refleks sempatik distrofi ayak bileği ya da el bileği kırıklarından sonra çok sık görülebilmektedir. Refleks sempatik distrofi hastalık ilerleme süreci;

    1. Hastalığın başlangıç sürecinde oluşan zedelenmeye bağlı olarak ağrılı uyaranlar, sinir sistemine taşınmaktadır.
    2. Ağrılı bölgede zedelenmeler başlar ve bu zedelenmeler aşırı ağrıya sebep olur.
    3. Oluşan ağrılar damarlarda spazm, ağrılı bölgede şişme, eklemlerde hareket kaybına sebep olur.
    4. Sonuç olarak ödem, hareket kısıtlılığı, şiddetli ağrı oluşur.

    Refleks Sempatik Distrofi Nedenleri Ve Tedavisi | 2

    Refleks Sempatik Distrofi Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Refleks sempatik distrofi tedavisi için ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz önerilmektedir. Çoğu zaman fizik tedavi ve ilaç ile desteklenen süreç tedavi için yeterli olmaktadır. İlaç tedavisinde;

    • Kas gevşetici kremler ve ilaçlar
    • Kortikosteroidler
    • Antidepresan ilaçlar
    • Analjezik ilaçlar
    • Antiromatizmal ilaçlar
    • Kalsitonin ve inhibitörleri kullanımı doktor tarafından önerilmekte olup tek tek ya da birlikte de kullanılabilmektedir.

    Önerilen egzersizler ile destek fizik tedavisi süreci ve ilaç tedavisi süreci birlikte devam ettirilmektedir.

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıklayın !

    Yel Girmesi Nasıl Geçer? Doğal Yöntemler Tıklayın !

    Yakı Bandı Nedir Ne İşe Yarar? Yakı Bandı Nasıl Kullanılır? Tıklayın !

    Omuz Kol Ağrısı Nasıl Geçer? Tıklayın !

  • Bel ağrısına neden olan nedenler

    Bel ağrısına neden olan nedenler

    Bel ağrısına neden olan nedenler… Bel ağrısı nedenleri bel ağrısı neden olur? Sırt ağrısı bel ağrısı nasıl geçer?

    STRESLİ GÜNLER GEÇİRMEK
    Eğer stresli bir gün geçiriyorsanız boyun, omuz ve bel kaslarınız da geriliyor. Bu stres durumu devamlı bir hale gelirse beliniz de bundan etkilenecektir.

    EGZERSİZ YAPMAMAK
    Vücudumuzu ayakta tutan şey sandığınız gibi sadece kemikler değildir aynı zamanda kaslardır. Bu yüzden kaslarınızı güçlendirmek sizi birçok kazadan, özellikle de yaşlılığınızda düşme sonucu yaşanacak sakatlıklardan koruyacaktır. Sırt ve bel kaslarınızı güçlendirirseniz var olan ağrılarınız azalmakla beraber, gelecekte oluşması muhtemel bel ağrınızı da engelleyebilirsiniz.

    ÇOK FAZLA ABUR CUBUR YEMEK
    Aşırı yağlı yiyecekler, katı maddeli besinler tüketmek bel çevrenizi güzelce genişletir. Bel fıtığı hastalarına da en sık verilen tavsiyelerden biri kilo vermeleridir. Kilo verdikçe belinize binen yük azalır.

    ESKİ BİR KANEPEDE UYUMAK
    Kanepelerin ömrü 8 ile 10 yıl arasıdır. Eğer daha eski bir kanepede uyuyorsanız belinizin ağrımaması mucize gibi bir şey. Çok sert ya da çok yumuşak olmayan ve vücudun kıvrımlarına uyum sağlayan, yatak ve kanepeleri deneyin.

    AĞIR ÇANTA TAŞIMAK
    Kaplumbağa misali evini sırtında taşıyanlardansanız bu sırtınız için pek iyi olmayacak. Özellikle de ağırlığın tek kola yüklenmesi omurganızın da dengesi bozulur. Çantanızın ağırlığı hiçbir zaman vücut ağırlığınızın yüzde 10’undan fazla olmamalıdır.

    APARTMAN TOPUKLAR
    Stilettolar, yüksek topuklu ayakkabılar kuşkusuz şık duruyor ama gereğinden fazla giyerseniz sonsuza kadar bu ayakkabılara veda etmek zorunda kalabilirsiniz. Çünkü tahmin edebileceğiniz gibi beliniz için de zararlı ayakkabılar. Ayrıca yazın vazgeçilmezleri olan sandaletler de dümdüz ve desteksiz bir tabana sahipse yine aynı ölçüde zararlı.

    KİN TUTMAK
    Yapılan bir araştırmaya göre “affetmeyi” becerebilen, uzun süre kin tutmayan, öfkesini yatıştırabilen insanlar her açıdan daha sağlıklı. Ancak öfke ve gerilim sizinle beraber kaslarınızı da geriyor. Bu da belinize yansıyor.

    BÜTÜN GÜN OTURMAK
    Günümüzün en büyük sorunlarından biri hareketsizlik. Japonya’da işçilerin tuvalete gitme süresi bile sınırlandırılırken yerinizden kalkabildiğiniz bir işiniz varsa belki de milyonlarca insandan daha şanslısınız. Çünkü obezite, diyabet gibi hastalık risklerinin pençesinden sıyrılmak bir yana ayrıca omurga ağrılarından kurtulabilirsiniz. Çünkü oturmak sanıldığının aksine sizi dinlendirmiyor daha çok belinize yük bindiriyor. Hele ki doğru pozisyonda, belinizi destekleyen, dik bir konumda oturmuyorsanız bel ağrısı sizin için kaçınılmaz.

    Sırt ve Bel Ağrısı Nasıl Geçer? Tıklayın !

    Bel Ağrısı ve Cinsel Yaşam için Tıklayın !

    Sırt Ağrısına İyi Gelen Bitkiler için Tıklayın !

  • Kadınlar Bu Haberi Mutlaka Okuyun

    Kadınlar Bu Haberi Mutlaka Okuyun

    Vazgeçemediğiniz bazı şeylerden vazgeçmek zorunda kalabilirsiniz…

    Vücut ağırlığının %15’inden fazla ağırlık kaldıranlar,  bel ve boyun fıtığı tehdidiyle karşı karşıya!

    21. Yüzyıl insanın en çok karşılaştığı sorunlardan biri olan bel ve boyun fıtıklarının günümüz koşullarında daha çok hareketsiz yaşam, iş hayatı gereği daha çok oturmak zorunda kalmak, artan depresyon, psikososyal faktörler ve obezite kaynaklı olduğu biliniyor.

    Duruş bozuklukları ve mesleğe bağlı pozisyon hatalarının sebep olduğu bel ve boyun fıtıklarının yanında tehlike oluşturan başka unsurlarda gündeme geliyor. Yakınmalar ve fizik tedavi başvuruları gösteriyor ki, ev hanımları ve çocuklu bayanlarda büyük risk altında.

    KOL ÇANTALARI POTANSİYEL TEHLİKE!
    Uzman Dr. Ali Şahabettinoğlu, kadınların günlük yaşamda 3-5 yaşlarında ki çocuklarını uzun süre veya yanlış şekilde kucaklarında taşımalarının bel ve boyunlarına gereksiz yük binmesine neden olarak, fıtık için potansiyel tehlike oluşturduğunu belirtiyor.

    Dr. Şahabettinoğlu, kucakta çocuk taşımanın yanı sıra kadınların kullandıkları kol çantalarını kimi zaman valiz gibi doldurarak, uzun süre omuzlarında taşımalarının ve hatta alışveriş çantalarını ağırlık gözetmeksizin tek taraflı taşımaları da bu anlamda tehlike oluşturduğuna değiniyor. Toplam vücut ağırlığın %15’inden fazla ağırlık kaldırmak bel ve boyun fıtığına davetiye çıkarmak anlamına gelir. Örnek vermek gerekirse kilosu 60 olan bir bayan 9 kilogramın üstünde yük kaldırdığında ve taşıma süresi uzadığında hem bel hem de boyun fıtığı için adaydır. Bursa Maniplasyon Merkezinden Uzman Dr. Ali Şahabettinoğlu ‘taşınan yük ilk etapda yakınmaya yol açmasa bile, süre arttıkça yükün ağırlaşmasıyla kişi farkında olmadan boyun fıtığı için zemin hazırlar’ diyor.
    Bel ve boyun fıtıklarının % 98 – 99‘nun ameliyatsız tedavisinin mümkün olduğunu belirten Uzman Dr. Ali Şahabettinoğlu, sadece % 1-2 hastada ameliyat gerektiğini, bel ve boyun fıtıklarında başta maniplasyon, yani elle tedavi olmak üzere fizik tedavilerin oldukça başarılı olduğunu vurguluyor.  Maniplasyonda, yani elle tedavi de başarı oranının %98’ler de olduğunu, hafif vakalarda 2 – 3, ileri vakalarda 8 – 10 seans uygulama yapılmasının gerekliliğine dikkat çekiyor.

    AMELİYAT NE ZAMAN GEREKİR?
    Boyun fıtığında da el ve kollarda ilerleyen güç kaybı varsa, ya da ağrı ve uyuşmaları ameliyatsız tedavilere 2 – 3 ay cevap vermemiş ise ameliyat gerekecektir. Sadece bel-boyun ağrısı veya kol-bacak uyuşması olan hastalarda % 98 başarı oranı ile ameliyatsız olarak bel ve boyun fıtıkları tedavi edilebiliyor.
    Fıtık her ne kadar tedavi edilebilen bir durum olsa da, alınabilecek önlemlerle potansiyel tehlikenin önüne geçmek atılacak ilk adım olmalı.
    Bunun için;

    * Uzun süre ağır yük taşımaktan kaçınmak,

    * Çocuklar 10-12 kilo ağırlığın üzerinde ise mümkün olduğunca kucakta taşımamak, zorunlu taşımalarda ise 1 – 2 dakikayı geçmemek,

    * Alışveriş çantalarının 2 – 3 kilo ağırlığın üstünde olması durumunda taşımamak veya iki kolda eşit miktarda bölerek yük taşımak.

    * Günlük kullanılan kol çantalarında zaruri ihtiyaçlar dışında fazla yükten kaçınmak.

    * Tüm bu taşıma işlemleri sırasında ağırlığı kavramak için doğru pozisyonda eğilmek ve kalkmak (Doğru kaldırma tekniği, kaldırılacak yükü belden eğilerek değil, dizlerden çömelerek yükü bacaklara vermek sureti ile mümkün olduğunca eğilmeden tutup kaldırmak şeklindedir ).

    * Kucağımızda çocuk varken,  çorba karıştırmak ya da telefonla konuşmak gibi farklı aktiviteleri aynı anda yapmaktan kaçınmak gerekir.

    Ayrıca düzenli ve bilinçli spor yapmak da alınabilecek önlemler arasında. Uzman Dr. Ali Şahabettinoğlu, ‘Tedaviden sonra bel ve boyun fıtıklarının tekrar ortaya çıkmaması için hastalara, bel ve boyun egzersizlerini, duruş, oturuş, kaldırış, yürüyüş, çalışma şekli tavsiyelerini, yanı sıra mutlaka aşırı stresten, kronik zihinsel ve duygusal yüklenmelerden kendilerini korumalarını gerekirse psikolojik yardım almalarını öneriyoruz’ diyor.

  • Manuel Fizyoterapi

    Manuel Fizyoterapi

    Manuel Fizyoterapi Nedir ? Manipulatif tedavilerden bir yada birkaç tanesini bilen ve uygulayabilen fizyoterapisttir. Ülkemizde bu yöntemleri uygularken fizyoterapistin yanında ilgili uzman hekim bulunmalıdır.

    Yurtdışında birçok farklı uygulama ve kanunlar mevcuttur.
    Tedavi programı çizilen hastaya fizyoterapiyi uygulayabilen fizik tedavi hekimi yada fizyoterapist olamalidır. Bu konuda eğitim almamış olan kırık çıkıkçılardan, fizyoterapi teknikerlerinden ve hemşire arkadaşlardan hzimet almayın.
    Elektirikli aletlerle yapılan uygulamalara elektroterapi denir ve fizyoterapinin çok ufak bir bölümüdür. Tedavinin aslını oluşturmaz, parçasıdır. O yüzden sadece sıcak ajanları ve elektriksel cihazlarla alınan tedaviler sonuç vermemektedir.Fizik tedavi adı üzerine anlaşıldığı gibi , fiziğe uygulanan fiziksel müdahalelerle yapılan tedavi yöntemi olmalıdır.


    Manuel Terapi (MANUEL FİZİK TEDAVİ)  MUCİZE BİR TEDAVİ MİDİR?

    Elle yapılan tedavi anlamına gelir. Eklemlerde, omurgada, konnektif dokuda ve kaslardaki kısıtlılıkları, ağrıyı ve fonksiyon kaybını tedavi etmek için el ile vücuda uygulanan mobilizasyon/ manüplasyon(eklemler), yumuşak doku vb. tekniklerinin tamamıdır.

    Mobilizasyon: Eklemlerdeki fizyolojik veya yardımcı hareketleri kullanarak, kontrollü, osilatör veya sabitlenmiş bir kuvvetle mobiliteyi arttırarak ağrı azaltmak için kullanılan bir yöntemdir. Hasta hareketi durdurabilir.Ör: Mulligan Konsepti

    Manüplasyon: Anestezi altında yapılabildirği gibi bir ekleme yüksek hızda kısa amplütütlü uygulanan ve de eklemin anatomik hareket sınırının ötesine geçmeyen yöntemdir. Hasta harekete engel olamaz. Genellikle ‘’klik ‘’ sesi alınır.

    Yumuşak doku teknikleri: Yumuşak dokuya elle uygulanan değişik masaj teknikleridir. Derin Stroking Masajı, Friksiyon Masajı, Skar Doku Mobilizasyonu Vb.

    “Manus” el, “terapi” tedavi demektir. Manuel Terapi, kişide var olan problemlerin sebeplerini bulmak ve ortadan kaldırmak için uygulanan ilaçsız, sadece elle yapılan bazı özel manevra ve tekniklerin tamamıdır.

    Manuel tedavi sıklıkla omurga rahatsızlıklarında kullanılmakla beraber, diğer eklemlerde de uygun endikasyonlarda kullanılmaktadır.

    Manuel Terapi hareket kısıtlılıkları, eklem donmaları (kontraktürler vb.) gibi daha çok kemik ve eklemlerden kaynaklanan sorunlarda olduğu kadar, kas kısalmaları ve kasılmalarından kaynaklanan hareket yetersizliği ve hipomobilite durumlarında da hareketleri normale döndürmek için alternatifi olmayan bir tedavi yöntemidir.

    Dünyada özellikle manuel terapi alanında birçok akademi ve  enstitü kurulmuştur. Ancak ülkemizde manuel ve hala fizik tedavide elektroterapi ( hotpack, ultrason, tens, bazen enterferansiyel akım, cihazla traksiyon…) uygulanmaktadır

    Hipokrat döneminden başlayarak, günümüze kadar gelişerek varlığını sürdüren bu terapi yöntemleri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından bilimsel bir tedavi olarak kabul edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde insan vücudundaki ağrı ve fonksiyon bozukluklarının tedavisinde yüzyıldan fazla bir süredir uygulanan manuel fizyoterapi,  ülkemizde son yıllarda çok az uzman tarafından uygulanmaktadır.

    Manuel Fizyoterapi hangi durumlarda faydalı olur?

    Manuel terapinin klasik fizik tedaviden farkı; semptomlara yönelik değil, iyileşme ve doku tamirine yönelik, geri dönüşümsüz, mükemmel ya da çok iyi sonuçlara ulaşılmasıdır.

    Manuel terapi omurgada lomber ve servikal disk hernileri, mekanik bel ağrıları, faset sendromlarında uygulanmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.

    Omurga problemleri dışında; yumuşak doku yaralanmaları, ortopedik sorunlar, cerrahi öncesi ve sonrası rehabilitasyon, spor sakatlıkları, romatizmal hastalıklar, kireçlenme ve eklem ağrılarının tedavisinde de oldukça etkili bir tedavidir.

    Cerrahi müdahaleyi gerektiren bazı disk kayması durumlarında da vakanın ağırlığına bağlı olarak alternatif bir tedavi olarak iyileşmeyi sağlayabilmektedir.

    Manuel terapide, kas ve/veya eklemlerin sıkıştırdığı sinirlerin serbest kalmaları sağlanabildiğinden, segmentlere bağlı olarak, migren, baş ağrısı, astım, hazımsızlık, artrit ve bazı duygusal bozukluklar dahi tedavi edilebilmektedir

    Manuel Terapi Kimler Tarafından Uygulanmalıdır?

    Manuel terapinin etkin ve güvenli uygulanması için,  hastanın lokomotor sisteminin anatomik, biyomekanik ve nörofizyolojik  olarak detaylı değerlendirilmesi gerekir.

    Bu sebeple manuel terapi tedavi sırasında kullanılan teknikleri, endikasyonları ve kontrendikasyonları belirleyebilen ve uygun tekniği seçebilen özel eğitimli  fizyoterapistler veya hekimler tarafından uygulanmalıdır,  aksi halde ciddi komplikasyonlar görülebilir.

  • Geriye doğru gerinin ve esneyin

    Geriye doğru gerinin ve esneyin

    Farkındaysanız sınav yorgunluğu olan gençlerimizde kambur bir duruş var. Çok kambur bir duruş ve farkında olmadan spazm altında kalmak dolaşımı bozar ve ağrıya neden olur.

    Her gördüğünüz yerde gençleri hemen uyarın, kambur durmamalarını ve omuzlarını geriye doğru getirebildikleri kadar getirerek esnetmelerini söyleyin. O sırada boyunlarını da birkaç kez geriye doğru esnetsinler. Bu onlardaki gerginliğin azalmasına, dolaşımın canlanmasına yardımcı olur. Gün içerisinde en az 15-20 kez derin derin esneyin. Esnemek beyni en iyi oksijenlendiren ve vücuttaki gerginliği alan olaylardan biridir.

    İlgili konular ;

  • Dr. Ender Saraç Bölgesel Zayıflama Uygulamaları


    Lenf Drenaj uygulamaları, Karın , bacak ve kol manşetleri ile tüm vücuttaki lenf sisteminin etkin bir biçimde drenajı sağlanmakta, ödemler çözülmekte, kan dolaşımı artmakta ve lenf kanallarındaki metabolitler vücuttan uzaklaştırılmaktadır.

    Çamur sargılama, Vücuda uygulanan çamur maskeleri ile çamurun içindeki vücut için gerekli elektrolit ve mineraller vücuda girmekte bölgesel olarak metabolizma hızlanmakta, ciltte bir toparlanma, incelme ve pürüzsüzleşme gözlenmektedir.

    Yosun sargılama ve vibrasyon masajı (G5); Vibrasyon masajı ile birlikte yosun uygulamaları ile yosun cildin derinliklerine inmekte cilt için gerekli elektrolit, mineral ve vitaminleri içeren yosundan cilt maksimum oranda faydalanmaktadır. Metabolizma artışı ile yağlar yakılmakta bölgesel incelme ve sıkılaşma sağlanmaktadır.

    Elektroterapi ; Düşük akımlar ile belirli bölgelerdeki kaslar uyarılmakta ve bölgedeki yağların yakılması sağlanmaktadır. Bölgesel incelme ve sıkılaşmada etkin bir yöntem olarak uzun yıllardır kullanılmaktadır

    Endermoloji (LPG)


    Endermoloji(LPG) Fransa’da 1970 li yıllarda sellülit tedavisinde geliştirilen klinik bir tedavi metodudur. Bu cihazın amacı skarları yumuşatmak ve fizik tedaviyi normalize etmektir; bu alet ile beraber tedavi edilen hastalarda vücut hatlarında ve cilt tonusunda bir gelişme gözlenmesi üzerine selülit tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. İşlem selülitli alanlarda “yoğurma “ tarzında masaj yapan elle tutulan bir mekanizmayı içermektedir. Tedavi edilecek alan (kalçalar, uyluk, karın, bacaklar)naylon çorap ile kaplanır ve dönen yuvarlak başlıklar ile vakumlanarak yaklaşık 35-45 dakika masaj yapılır. Selülit tedavisi için haftada 1-2 kez olmak üzere toplam 10-14 seanslık uygulamalar önerilmektedir.

    FDA, Endermoloji üreticilerinin cihaz ile aralıklı tedavi sonrası selülit görünümünde azalma olduğu yolundaki iddialarına onay vermiştir.

    Bu selülit tedavi metodları dolaşımı arttırmak,doku konjesyonunu azaltmak ve lenfatik drenajı hızlandırmak üzerinde de çalışmaktadır. Hollanda’da yapılan bir ultrasonografik çalışmalar ile bu uygulamalar sonucunda dermis-hipodermis sınırındaki yapıdaki düzelme görüntülenmiştir.Endermoloji’de en son sistem Key Modül,olup avantajı emme basıncının tüm dokulara aynı oranda dağıtılmasıdır.

    Karbondioksit Tedavisi Nedir ?

    Karbondioksit tedavisi metodlu ve kontrollü parametreler ile CO2 gazının intradermal(cilt içi) ve subdermal(cilt altı) olarak pompalanması ile gerçekleştirilen bir tedavidir.

    Cildin vazodilatasyonunu geliştirerek, bu etki üzerinden lipoliz(yağ yıkımı), tonifikasyon, patolojik damar genişlemelerinde azalma, lenfatik sirkülasyonda artma, yenileyici etki ile kollajen ve elastin proteinlerin sentezinde artma, nedbe dokusu oluşumlarında da reorganizasyon gerçekleştirmektedir.

    Kullanım alanları:
    • Kırışıklıklar
    • Sarkmalar
    • Elastikiyet kayıpları
    • Sellülit
    • Bölgesel yağ fazlalıkları
    • Bacaklarda venöz genişleme
    • Skarlar ve strialar(çatlaklar,çizgiler)

    Karbondioksit tedavisi nasıl uygulanır ?

    Cerrahi olmayan bir metoddur. CO2 derialtı dokusuna çok küçük ( 30G 0.3 mm çapında ) bir iğne ile enjekte edilir.

    Enjeksiyon noktasından CO2 çevredeki dokulara kolayca yayılır.

    CO2 nasıl etki eder ?

    Karbondioksit tedavisi birbirini destekleyen yollarla çalışır. İlk ve basit olarak CO2 mekanik olarak yağ hücrelerini öldürür. İkincil olarak bölgedeki kılcal damarlarda güçlü vasodilatatör (kan damarlarında genişletici) etkisi vardır.Daha geniş damarlar bölgede daha fazla ve daha güçlü kan akımı olması demektir , böylece daha fazla oksijen dokulara gelir. CO2 in cildin PH sında ki düşüşe neden olmakta PH düzeyi düştükçe hemoglobin ile oksijen arasındaki ilişki zayıflar ve oksijenin açığa çıkması artar ( Bohr etkisi)

    Yan etkileri nelerdir ?

    Kısa süreli hafif ve lokal hassasiyet
    Bir kaç saatlik bacaklarda ağırlık hissi
    Deri altına bir kaç saat süren çıtırtı hissi .(Krepitasyon)

    Kimlere CO2 tedavisi uygulanamaz ?

    Hamilelerin dışında , Miyokard enfaktüsü geçirmiş olanlar, Damar tıkanıklıkları ve böbrek yetmezliği olanlara CO2 tedavisi önerilmez.

    Yüksek tansiyonlulara ise dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır.

    Tedaviden sonra dikkat etmeniz gereken bir nokta yoktur, günlük aktivitelerinize normal olarak devam edebilirsiniz.

    Ne kadar süreli bir tedavi gereklidir ?

    Başlangıçta probleminizin derecesine göre değişmek kaydı ile 15 seans yeterlidir. İdeal olarak gün aşırı uygulanabilinir. Haftada bir , iki seans olarak ta uygulanabilinir.

    5. seanstan sonra cildinizde fark edilir bir iyileşme hissetmeye başlarsınız. 8-10 seans sonunda deri altı dokusunda da sıkılık hissedeceksiniz.

    Sellülit problemlerinde 5-6 ay aralıklarla 3-5 seanslık koruma tedavileri önerilmektedir.

    CO2 toksik değimlidir ?

    Hayır CO2 vücudumuzda hücreler tarafından yapılan bir metabolizma ürünüdür. Kan ile taşınır ve akciğerlerden dışarı atılır.