Etiket: eş seçimi

  • Doğru Eş Seçimi Nasıl Yapılır?

    Doğru Eş Seçimi Nasıl Yapılır?

    Hayatınızı paylaşacağınız kişiyi nasıl seçeceğinizi bilmiyorsanız sizler için derlediğimiz doğru eş seçimi nasıl yapılır yazımıza bir göz atın hanımlar!

    Eminiz herkes evliliğinin bir ömür sürmesini ister. Ancak hayatınızı paylaşacağınız kişiyi yanlış seçerseniz bu mümkün olmayabilir. Evlilik kararı hayatınızı temelden etkileyen kararlardan biri olduğundan dolayı acele karar vermemenizde fayda var.

    Doğru eş seçimi yaptığınızda dünyanın en mutlu insanı olmak varken, yanlış eş seçimi yaptığınızda aldığınız bu karar yüzünden hayatınız kararabilir. İşte bu nedenle eşinizi seçerken ince eleyip sık dokumanızda fayda var.  Peki ya doğru eş seçimi nasıl yapılır diyorsanız bu yazımız tam size göre!

    Doğru Eş Seçimi Nasıl Yapılır? | 1

    Doğru Eş Seçimi Nasıl Yapılır?

    Evlilik hayatınızda mutluluğu yakalamanızda bizimde bir katkımız olsun istedik ve sizler için doğru eş seçimi nasıl yapılır? Sorusunun cevabını aradık ve bakın neler bulduk!

    -Evleneceğiniz kişi hakkındaki düşünceleriniz ve hissettikleriniz son derece önemli. Bu duygularınızı gözden geçirin.

    -Eş olarak seçtiğiniz kişinin fiziksel özelliklerini ne kadar biliyorsunuz? Doğru eş seçiminde fiziksel uyum oldukça önemli.

    -Kişilik olarak partnerinizle uyum sağlıyor musunuz? Kişilik olarak birbirinize yakın değilseniz evlendiğinizde anlaşmanız mümkün değil.

    -Eğer maddiyata ve eğitime önem veren biriyseniz evleneceğiniz kişide bu kriterleri öğrenmeniz geleceğiniz için önemli.

    -Doğru eş seçiminde tabiki de partnerinizin yetiştiği yer ve aile yapısını tanımanız gerekiyor.

    Tüm bu kriterleri gözden geçirdiğinizde doğru eş seçimini yapmış olursunuz. Sizin bu konuda düşünceleriniz neler?

  • Kadınlar nasıl bir eşle mutlu olabilir?

    Kadınlar nasıl bir eşle mutlu olabilir?

    Kadınlar burçlarına göre eşlerinde ne gibi özelliklere dikkat ederler? İşte cevaplar! 

    Koç kadını: 

    Yükselebilen, sert mizaçlı kıskanç bir eş arar. Birinden hoşlanıp hoşlanmadığına, onu gördüğü ilk beş saniye içinde karar verir. Siz çok seviyor ve kıskanıyor olabilirsiniz ama bu onu günde 10 kez aramanızı gerektirmez. 

    Boğa kadını: 

    Ateşli, yaratıcı zevklere sahip, cinselliği güçlü bir eş arayışı içindedir. Ayrıca içgüdüsel olarak aradığı en önemli özellik sağlıklı olmasıdır. Bu nedenle kambur bir duruş hakkınızda yanlış fikre kapılmasına sebep olabilir. 

    İkizler kadını: 

    Eşi zengin, ruhsal açıdan güçlü ve düşünceli olmalıdır. Onunla göz teması kurmaktan kaçınmayın, cinsel heyecanını serbest bırakın. Asla istemediği bir şeyi yapmaya zorlamayın. Önce karşısında dimdik durduğunuzdan emin olun.. 

    Yengeç kadını: 

    Sahiplenen bir eş önceliğidir.. Mülkiyetçi ve baskıcı davranmayın. Çalışması gerektiğinde dışarı çıkmak için ısrar etmeyin. Sahiplenir olmanız ve ona fikir danışmanız hoşuna gider ve sizinle çok mutlu olur. 

    Aslan kadını: 

    Eşi, kendini gösterebilen kariyer ve otoriter biri olmalıdır. Kimyayı oluşturun. Kendinizi onunla aynı frekansta hissettiğinizde vücut dilimizi de onunla uyumlu hale getiririn. Kendini size daha yakın hissetmesini sağlamak için hareketlerini takip etmelisiniz. 

    Başak kadını: 

    Arzulu, akıllıca yaşayan, iyi kazanan bir eş arar. Onu aldatmayın, yalan söylemeyin. O konuştukça bakışlarınızı gözlerinden ayırmayın. Kötü öpüştüğünü söylemeyin. Seksi ve gezmeyi sevin, yumuşak başlılığından yararlanmaya kalkmayın. 

    Terazi kadını: 

    Eşinin endişelerden uzak, dürüst, kibar ve yaşamı seven biri olması gerekir. Ona öneri yapın ama emir vermeyin. Böylece kendine de söz hakkın verdiğinizi düşünür ve kendini önemser. Onun yanında küfür etmeyin. 

    Akrep kadını: 

    Gösterişten uzak, sabırlı ve yakışıklı seksi bir eş ister. Flört edin. Bir şeyi ayrıcalıklı hale getirdiğinizde Akrep kadını onu daha fazla ister. Aynı şey Akrep erkekleri için de geçerlidir. Geçmişi unutmasını beklemeyin. 

    Yay kadını: 

    Memuriyete uyabilecek bir eş tipi idealdir. Mutlu bir ilişkiye sahip olmanın yollarından biri kıyaslamadan kaçınmaktır. Üzerine düşmeyin, doğum gününü unutmayın, ihmal edildiğini hissettirmeyin. 

    Oğlak kadını: 

    Tutumlu ve ne yaptığını bilen, sağduyulu bir eş arayışı içindedir. Kötü şöhretiniz olmasın. En yakın arkadaşını aramayın. Son aşkınızdan söz etmeyin. Sizi aradıysa ona dönmeyi unutmayın. Onu hep sevin. 

    Kova kadını: 

    Modern, teknolojiden anlayan, orijinal seksstil bir eş arar. Onu avucunuzun içine almak istiyorsanız şirin değil seksi olmalısınız. Bu yüzden kendine güvenli ve gizemli davranın. Bir şeye mecbur etmeyin. 

    Balık kadını: 

    Onu deli gibi sevecek ve üzüntülerini dindirecek bir eş ister. Aynı fikirde olmasanız da kelimelerle oynayarak öyle düşünmesini sağlayabilirsiniz (örneğin “Gerçekten seninle bende üzülüyorum” diyerek). Tepkisiz kalmaktansa herhangi bir tepki vermek her zaman daha etkili sonuçlar almanızı sağlar.

  • Doğru erkeği seçme kılavuzu

    Doğru erkeği seçme kılavuzu

    Bir ilişki hele de evliliğe doğru gidiyorsa sorgulamalar başlıyor: “Acaba o doğru erkek mi?” Buna cevap vermenin formülleri mevcut. Peki ya siz doğru kadın mısınız? Bunu da anlamanın yolları var. Hepsi bu yazıda…

    Her kadının ideal erkek tanımı farklılık gösteriyor. Ancak ideal diye seçilen kişi aslında her zaman doğru kişi olmuyor. Kadının sadece bir özelliğine vurulup idealize ettiği erkek, ilişkinin içinde başka alanlarda açık vermeye başlıyor. Kadın bunu dert etmiyorsa, tek bir özellikle yetinmeye razı ve bu şekilde mutlu ise sorun yok. Ancak mutsuzsa yapılması gereken çok şey var. İlk adım kendine bakmak… EnaTherapia’dan Klinik Psikolog Esin Nur Akyıldız, doğru erkek meselesini çözmek konusunda bize yardımcı oldu.

    Doğru erkek seçimi ile ilgili hatalar sık yapılıyor değil mi?

    Hem de nasıl… İlk hata, aşkın ömrü üç yıldır demek… Aşk, roller karıştığında, kadın kadın gibi, erkek de erkek gibi davranmadığında ortadan kayboluyor. Kadının, “Beni hiç düşünmüyorsun, bana hiç şefkat göstermiyorsun, koruyup kollamıyorsun” şeklindeki şikayetlerinin limiti arttığında aslında kadın erkekten baba olmasını beklemeye başlamış oluyor. Erkek baba olmaya başladığında ise çok şefkatli oluyor ve şehvet azalıyor. Çok şefkat az şehvet demektir. Orta düzeyde şefkat ise şehvetle birlikte var olabilir. Neden şehvete girdim? Çünkü tutku eşit aşktır, aşkı aşk yapan da tutku… Dolayısı ile doğru erkek tanımı da şöyle yapılabilir: Doğru erkek, doğru rolde kalabilen erkektir.

    Bu rol karmaşası nasıl oluşuyor?

    Doğduğumuzda önce bebek oluyoruz, anne-babamız ihtiyaçlarımızı karşılıyor. Anne ve baba bilinçli davranıp çocuğa ihtiyacı olanı veriyorsa, onu güvende hissettiriyorsa, koruyup kolluyorsa, sevgiyi de veriyorsa çocuk bu rolde doymuş oluyor. Anne ve babasına güvenen çocuk anlaşıldığını da hissediyor ve çocukluk rolünde kalmaya devam ediyor. Ancak bazen anne ve babalar kendileri bilmedikleri için çocukların sadece yemek, içmek, okula göndermek gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Bu sefer çocuk anlaşılmadığı için kaygılanıyor, “Ben kendi kendimi anlamalıyım, kendi kendimi çözmeliyim” diyor ve çocuk rolünden çıkıyor. Öğrencilik hayatında da arkadaşları ve öğretmenleri ile olan ilişkisinde güven problemi çekiyor. Annesi, babası tarafından yeterince anlaşılmayan çocuk öğretmeni ve arkadaşlarının da onu yeterince anlamayacağını düşünüyor, onlara güvenemiyor ve otokontrollü ilişkiler kuruyor. Sonrasında bu kontrollü hayat iş hayatına yansıyor, her şeyi kontrol etmeye çalışıyor. Uzun lafın kısası ideal erkek eşittir sağlıklı erkek ve eşittir doğru rolde kalabilen erkektir. Öğrenci ise öğrenci, iş adamı ise iş adamı, eş ise eş … Baba ise baba ama sadece çocuğuna baba, eşine ya da çalışanlarına değil.

    İdeal erkeğimizi nasıl belirliyoruz? Bu aşamada da hatalar yapıyor muyuz?

    Herkesin ideali farklı. Hepimiz kendi anne ve babamızda neyi eksik görüyorsak onu tamamlamaya çalışıyoruz. Ama şunu unutuyoruz; bazen sırf kendi anne ve babamızda eksikliği görüp, “Bu eksikliğe sahip birini istemiyorum” diyor ve sadece o eksikliği dolduran başka birine sarılıveriyoruz. Örneğin sorumluluk sahibi olmayan, güvende hissettirmeyen, işi gücü olmayan bir erkek sırf sevgisini çok fazla gösteriyor ve dokunabiliyor diye ona doğru kayıveriyoruz. Bunun tek nedeni babamızın zamanında bize yeterince dokunmamış olması… Oysa babadaki artıların totalinde eksiyi de tamamlayacak biri olsa işte size ideal erkek… Ben ideal erkeğin tanımını yapsam sadece kendi ideal erkek profilim ortaya çıkar. Formülü şu: Anne-babanızın ilişkisine baktığınızda neler çok mutlu etmiş, neler mutsuz etmiş yazın ve oradan yola çıkarak düşünün.

    Ben bu ilişkideki artıları yok saymayayım. Bunlar çok önemli şeyler ve eksikliklerini hissederim. Bunların üstüne ne eklemeliyim? Annem ya da babam neden mutsuzdu? “Babam çok sorumluluk sahibiydi, işinde başarılıydı ve duygularını ifade eden bir adamdı ama hiç dokunmazdı” diyorsam artıları ile birlikte dokunan da birini seçmeliyim. Sadece dokunan ama sorumluluk sahibi olmayan birini değil…

    Tam tersine babanın ya da annenin olumsuzluklarına çekildiğimiz de oluyor değil mi?

    İşte biz psikologlar da bunun üzerinde çalışıyoruz ve keşke bu kadar çalışmak zorunda kalmasak… Kız çocuğu bazen diyor ki “Asla annem gibi olmayacağım, o çok zayıf, hep isteyen biri, babamla arası kötü olduğunda hep naz yapıyor ve yataktan çıkmıyor”. Bu kız babasını, yani güçlü olanı seçiyor. O zaman ilerideki seçimleri de güçlü olan özelliklerden yana oluyor. Bazen de bunu hiç sorgulamıyor ve diyor ki, “Annem böyle naz yaparak babamı kontrol altında tutuyor, o zaman ben de annem gibi olacağım”. Oysa oradaki anne davranışı sağlıksız… Anne sadece eşten besleniyor ve çocuk rolünü unutmuş oluyor. Çocuk bu davranışı seçip annesi gibi birilerini hayatına seçerse sağlıksız ilişkiler yaşıyor. Ama seçimlerinde “Annemin yaptığı doğru değildi. Babam da annemin hatalı olduğunu biliyordu ama mutsuz olduğu halde niye onunla birlikteydi?” deyip hem anneyi hem babayı sorguluyorsa en sağlıklı seçimi yapıyor, ideal kadını ya da ideal erkeği seçiyor.

    Yani her şey ailede başlıyor…

    Evet, her şey ailede başlıyor. Kadınlar babalarında daha çok neyin eksikliğini görmüşse onu dolduran kişileri seçiyor ama babadaki artı özellikleri göz ardı ediyor. “Konuşamıyordum, ulaşamıyordum, bana dokunmuyordu, beni hiç takdir etmedi, kendimi değerli hissettirmedi ama kocam öyle değil. Bana kendimi değerli hissettiriyor, bana hep dokunuyor” diyor. Ama terapide ortaya çıkıyor ki sadece dokunmak ya da konuşmak tek başına yetmiyor. Bir yetişkin olması gereken erkek çalışmıyor ya da sorumluluk almıyor veya sadık değil…

    Ailenizi çözüp seçimlerinizi o doğrultuda yaptığınızda sağlıksız olanı seçmiyorsunuz. Aile hepimiz için kutsal ve önemli ama ailemize gerçekçi gözlerle bakmalıyız. Eksi yönlerini görmeliyiz. Yaptığımız seçimlerde bu eksiler bizi rahatsız edecekse seçmeyeceğiz. Anne-baba seçme hakkımız yok, sorumsuz bir babamız olabilir ama yine de onu severiz. Sorumsuz bir erkeği ise asla kaldıramayacaksak seçmeyeceğiz. Öte yandan “Sorumsuz olması çok da önemli değil. Ben zaten rahat yaşamak, gezip tozmak istiyorum” diyorsanız zaten önceliğiniz farklı oluyor. Yani doğru erkek sizin öncelik listeniz ile ilgili bir kavram.

    Seçimlerimizi bilinçli yapmıyoruz ki, bir de bakıyoruz aşık olmuşuz…

    Gerçeği olduğu gibi gördüğünüzde bu hayatta çok güçlü oluyorsunuz. Psikodrama İstanbul 24 Grubu’nun bir lafı vardır: “Görebilecek gücün, bakabilecek cesaretin ve anlayabilecek iraden olduğu sürece bu hayatta çok güçlüsün.” İşte bu üçünü sağladığınız noktada, annenize baktığınızda “canım annem”, babanıza baktığınızda “canım babam” diyorsunuz ama eksilerini de görüyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Evet babamı çok seviyorum ama babamı seçmedim, eşimi, çocuklarımın babasını, hayat arkadaşımı seçebilirim”. Bilinçaltınız bilinçli düzeye geldiğinde, ki bunu uzman yardımı ile yapmak mümkün, zaten mutlu ilişkiler kuruyorsunuz.

    Bir baba figürü olmadan büyüyen kadınlar ne yapıyor?

    İstatistikler genellikle kendilerinden büyük yaşta erkekleri seçtiklerini gösteriyor çünkü var olmayan bir baba yerine sürekli koruyup kollayacak, onun yerine düşünecek, destekleyecek bir baba arayışları oluyor. Bu aslında sağlıksız bir tercih… Sağlıklı ilişkiler kurmak isteyen akıllı insanlar ile çalışıyor, baba ve eş rolünü ayrıştırıyoruz.

    Eş seçiminde hata oldu, geri dönüşü var mı?

    Olmaz mı? Örneğin, “Ne kadar güzel gözleri var, sabahtan akşama kadar o gözlere bakarak yaşayabilirim” deyip sonra bir gün işlerin böyle gitmediğini fark ediyorsunuz. O zaman formülleri bilmek gerekiyor. Doğru erkeği seçmek isteyen kişiye “Birisi sizi etkilediğinde ne oldu da etkiledi, bu tutku sağlıklı mı sağlıksız mı diye bakın” diyoruz. Tabii bu ancak kontrolle oluyor ve zamanla öğreniliyor. Bir ilişkinin içinde değişim yaratmak için ise önce siz değişiyorsunuz. Siz değişince otomatikman o da değişiyor. Düşünün, bir ilişki nasıl başlıyor? Önce kalbimizi pıt pıt attırıyor, ona doğru gidiyoruz. Özellikle ilişki evliliğe dönüştükten sonra bir şeyler istemediğimiz gibi olduğunda hep bu konuya konsantre oluyoruz; “Neden bana böyle davrandı ya da davranmadı?” diye sormaya başlıyoruz. Burada öncelik ve değer karşı tarafa veriliyor hep. Oysa “O niye yapıyor?” yerine “Ben neden izin veriyorum?” demek gerekiyor. “O bana kendimi değerli hissettirmiyor” diyen kişiye sormak gerekiyor, “O davranmıyor olabilir ama sen özel misin? Özelsen, sen önce kendine özel davran. Değerli misin? O zaman önce sen kendine değer ver.” Yani biri size kendinizi değerli hissettirse de, hissettirmese de çok değerli olduğunuzu, güzelsin dese de demese de güzel olduğunuzu, bir tanecik olduğunuzu bileceksiniz.

    Bu duruma bir örnek verebilir misiniz?

    Örneğin kadın akşam yemek yapıyor ve eşini arıyor, “Tam senin istediğin gibi yemek yaptım” diyor. Adam “Tamam gelirim belki” diyor ama akşam gecikiyor. Geldiğinde toplantısının uzadığını söylüyor, “Aramam gerektiğini düşünemedim” diyor. Kadın “Önemli değil” deyip alttan alıyor. Birkaç gün sonra yine aynı şey oluyor. Sonra yine… Kadın yine “Önemli değil” diyor. Niye önemli olmasın ki? Önemli ki sen ona yemek yapıyorsun, önemli ki gelmediğinde moralin bozuluyor. Senin için önemli ise önemliymiş gibi davranacaksın. Karşı taraf önem vermiyorsa yemek yapmayacaksın, ta ki o bunun eksikliğini fark edene kadar. Kadın, “Sen beni bekletiyorsun ama kusura bakma ben daha fazla bekletilmeyeceğim, ben de en az senin kadar değerliyim” diyebilecek. Kadın bunu diyebildiğinde karşı taraf da ne olduğunu düşünmeye başlıyor. Aslında sürekli önemli değil diyen kadın anne rolünde… Hiçbir erkek annesi ile sevişmek istemez, hiçbir kadın da babası ile… Rolleri karıştırmamak gerekiyor.

    Tüm bu açıklamalardan sonra ideal erkeği kısaca nasıl tanımlarsınız?

    Kendini gerçekleştirmiş, yetişkin olmuş, temel ihtiyaçlarını giderebilen, kendi kendine kimseye bağımlı kalmadan ayakta durabilen, öz motivasyonu olan, hayata bağlı, kötü yönlerini gördüğü gibi iyi yönlerini de görebilen insan ideal erkek ya da ideal kadındır. Bu ikisi yalnızken de hayatlarını çok iyi sürdürürler, bir araya geldiklerinde ise şahane olurlar.

    Formsanté Dergisi

  • Evlendikten sonra değişir demeyin!

    Evlendikten sonra değişir demeyin!

    Evlilik kararı, insan hayatının belki en önemli kararlardan biri. Peki “evet” demeden önce nelere dikkat etmek gerekiyor? Psikolog Burcu Atatür, evleneceğiniz kişiyi tanımak için neler gerektiğini anlattı.

    Eş seçimi, kişinin kalan ömrünü kiminle paylaşmak istediğiyle alakalı. Dolayısıyla sadece bir “eş” değil, onu meydana getiren kavramlar ve değerler dünyası mevzu bahis. En basit kişisel zevklerden tutun da bireyin varoluşuna verdiği anlama kadar uzanan kocaman bir paket bu. Ömür dendiği zaman, hem sonsuzluk kadar uzun hem de bir göz açıp kapama süresi kadar kısa zaman dilimi gelir akla ve burada izafiyet eş seçimiyle birebir alakalı. İyi bir eş ve mutlu bir evliliğe sahip olmak, ömrü uzatmıyor belki ama yaşanan, paylaşılan her anı keyifli hale getirip, hayata anlam katıyor.

    Evleneceğiniz insanı tanımak için neler gerekiyor?

    Eş adayını seçmeden önce kişiye ilk gereken kendine ait farkındalık. İlk bakışta kolay gibi görünen bu madde eğer tam olarak yerine getirilmezse ilişkilerde en büyük çatışmalara sebep oluyor. Kendini bilmeyen, tanımayan, kimliği ve benliği üzerinde kafa yormayan insan korku ve kaygılarından da habersiz oluyor. Hayal, emel ve beklentilerini de netleştirmediğinden hayattaki yerini ve duruşunu doğru değerlendiremiyor, yanlış ilişkiler kurmaktan kurtulamıyor.

    Özellikle dayatmaların, yönlendirmelerin, aile-mahalle baskısının egemen olduğu toplumlarda kişiler istedikleri için değil “uygun” görüldüğü birtakım sosyo-ekonomik kriterler veya statüler ön plana alındığı için, uyumdan çok menfaatlerin gözetilmesi doğrultusunda eş adayına yöneliyor. Oysa ruh, sadece dengini bulduğunda kanatlanan ve tüm engelleri aşabilen cesur ve pervasız bir yapıda. Herkesçe en ideal görünen eş, evlilik için doğru eş anlamına gelmiyor. Kişinin kimi hayatına alacağına karar verebilmesi, kendisinin kim olduğundan geçiyor. Varlığını tek ve bütün olarak tanımlayamıyor, ayakları üzerinde duramayıp aile ve ortamından sağlıklı şekilde ayrışamıyor, birey olamıyorsa başkasını tanımaya yeltenmek, hayatta aynaya bakmadan el yordamıyla şeklini keşfetmekten öteye gitmiyor.

    Kendini tanıyan, günah ve sevaplarıyla kabullenen, kusursuz olamayacağına ikna olan ve doğal haliyle de sevilebileceğine kanaat getiren kişi, işin zorlu kısmını aşmış oluyor. Bundan sonraki ilk gösterge, yanında olabildiği kadar kendi olduğu insanları fark etmek. Eğer eş adayı olarak gördüğü kişinin yanında hala maskelere ihtiyaç duyuyor, kalkanlarını indiremiyor, kendini açıkça ortaya koyamıyor ve tüm bunların evlendikten sonra bir anda yoluna gireceğini düşünüyorsa ilerleyen günlerin tatsız sürprizlere gebe olduğunu söylenebilir.

    En büyük eksik samimiyet!

    Günümüz insanının en büyük eksiği samimiyet. Güvenemiyor, kimseye kolay inanmıyor, her an tetikte ve doğal davranamıyor. Rollerine kendini her zamankinden fazla kaptırmış durumda ve işin kötüsü bir müddet sonra kendi yalanına kendi de inanmaya başlıyor. İçtenlikten uzaklaştıkça benliğinden de uzaklaşan bireyler ömür boyu taktik uygulayıp rol yapabileceklerine inanıyorlar. Ancak ilişkilerin en fazla ilk üç senesinde ak koyun kara koyun ortaya çıkıyor. Çünkü insanları bir araya getiren ve yuva kurma hayalleri aşılayan en büyük etken olan romantik aşk, ilk üç sene içerisinde değişime uğrayarak yerini daha akıllı ve dengeli bir aşka bırakıyor. Eşini seçerken maskelerini ve kalkanlarını indirmemiş, gereken rolleri başarıyla yerine getirmiş ama gerçek istek ve dürtülerini bastırmış olan kişiler aşkın ikinci evresinde rollerine devam edebilecek içsel enerji ve motivasyonu bulmakta zorlanıyorlar. Eninde sonunda çatlaklar büyüyor ve çift onları görmezden geldikçe ilişki parçalanarak kopmaktan kurtulamıyor.

    Hiç kimseyle olunmasa da eş adayının yanında doğal olabilmenin önemi büyük. Ev ortamı, kişiler rahatça nefes alabildikleri ve kendileri olabildikleri oranda yuva halini alıyor. Orada kalkanlara ihtiyaç yok. Çift sırtını rahatça birbirine dayayabilmeli, kendini korumak zorunda kalmamalı, bireyselliğini ve özgünlüğü yaşayabildiği, birbirine saygı duyabildiği kadar; beraberlik, uyum ve hoşgörüyü de öne çıkarabilmeli.

    Evlendikten sonra değişir demeyin!

    Evlenmeden önce yapılan en büyük yanlış ise eş adayının o an istenen özellikleri tam olarak taşımamasına rağmen evlendikten sonra kişinin gösterilen yönde değişebileceğinin düşünülmesi. Değişimin kaçınılmaz olduğu ve herkesin başına geldiği bir gerçek. Yaşamanın bir bakıma anlamı bu. Amacı ise değişimi fark etmek, onu kabullenmek, bundan maksimum keyif alıp, fayda sağlamak. Buraya kadar sorun yok, yalnız tüm bu farklılaşmayı evliliğe bağlamak hatta öncesini dikkate almayarak sonrasından mucize ummak pek gerçekçi sayılmaz.

    Herhangi birinde bir değişime sebep olunacaksa bu en iyi ihtimalle kişinin kendisi olabiliyor. Zaten gerçekte farklılık eşte değil onu algılama ve anlamlandırmada meydana geliyor. Kişiler eşlerinin artık tanıdıkları, bildikleri, seçtikleri insan olmadığını ve hatta yanlış eş seçimi yaptıklarını düşünmeye başlasalar da hedefe karşı tarafı oturtmadan önce dönüp kendilerine yeniden bakmaları gerekiyor. Çoğu zaman başta sevilen ve tercih edilen özellikler sonradan problem haline gelebiliyor.

    Muhtemelen iki taraf da kendince bir başkalaşım geçirmesine rağmen sadece eşindeki değişiklikleri fark ediyor. Eğer okları hemen dışarı yöneltmekten, suçlu aramaktan, kendini temize çıkarma ihtiyacından bir an bile kurtulabilirse, eşler uzun zamandır ihmal ettikleri bireyselliklerini tekrar fark edip kendilerinin de yerinde saymadıklarını görebiliyorlar.

  • Parfüm Eş Seçimini Kolaylaştırıyor!

    Parfüm Eş Seçimini Kolaylaştırıyor!

    Alman bilim insanları, eş bulmada yardımcı olması hedeflenen bir parfüm geliştirdi. 
    Tıpkı hayvanlarda olduğu gibi burada da koku duyusu öne çıkıyor. Kuşlar, fareler ve balıklar… Bu hayvanlar için vücut kokusu eş seçiminde önemli bir role sahip. Alman bilim insanlarına göre, insanlar için de aynısı geçerli. Bilim insanları bu nedenle eş bulmada yardımcı olacağı düşünülen bir parfüm geliştirdi. Söz konusu sentetik kokunun, vücut kokusunun daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmasına yardımcı olduğu belirtildi.

    Max Planck İmmünobiyoloji ve Epigenetik Enstitüsü’nün direktörü ve çalışmanın yöneticisi Thomas Boehm, eş seçiminde vücut kokusunun önemli bir rol oynadığını kaydetti.

    10 yıl boyunca süren araştırmanın sonuçları “Proceedings of the Royal Society B” adlı dergide yayımlandı. Boehm, “Çalışma immünobiyoloji ve davranışlar arasındaki alanı kapsıyor” dedi. Hayvanların hangi bağışıklık genlerine sahip olduklarını vücut kokularıyla ilettiğini belirten Boehm, “Potansiyel partnerler daha sonra kendi bağışıklık genlerine en uygun özelliklere sahip olup olmadıklarını anlamak için koklanır. Böylece doğacak yavrular hastalığa yol açan etkenlere karşı dayanıklı olabilir” ifadelerini kullandı.

    Bu durumun onlarca yıl önce farelerde ve hatta balık ve kuşlarda kanıtlandığını kaydeden Boehm, insanlarda da durumun aynı olduğunun yeni keşfedildiğini söyledi. İnsanların bağışıklık genlerinin ve onlarla bağlantılı kokunun herkeste farklı olduğu belirtiliyor. Eş seçimi de farkında olunmadan burun aracılığıyla yapılmış oluyor.

    İnsanlarda toplamda HLA bağışıklık geninin yüzlerce farklı biçiminin bulunduğunu ancak her insanın bunlardan sadece bir kaçını bulundurduğunu kaydeden Boehm, “İşte bunlar tipik vücut kokusunu belirliyor” dedi. Bu kokuları ayrıştıran bilim insanları, kokuyu parfüm olarak yapay bir şekilde üretmeyi başardı.

    Araştırmaya katılan 30 üniversite öğrencisine çalışma sonunda 30 farklı parfüm sunuldu. ve hepsinin kendi vücut kokularına benzeyen parfümü tercih ettikleri görüldü. Bu koku pozitif ve rahatlatıcı olarak değerlendirildi.

    Deutsche Welle
  • İyi Eş Olacak 5 Erkek Tipi

    İyi Eş Olacak 5 Erkek Tipi

    Sevgiliniz ya da hayalinizdeki erkek aradığınız eş modeli mi?

    Her kadın evlenmeden önce, tıpkı erkeklerin ideal eş tanımlaması gibi hayallerinde bir erkek çizerler. Fakat bu hayal erkeklerinkinden farklı olarak fiziksel özelliklerinden öte karakterleri ile alakalıdır. Belki siz “Benim için önemli olan inançlı olması” ya da “Özgür bir ruha sahip olsun” diyenlerden olabilirsiniz. Peki nasıl bir eş istiyorsunuz ve evlilikte nasıl davranacaklarını biliyor musunuz?

    İşte iyi eş olacak 5 erkek tipi!


    Bay doğuştan aile babası
    Bu tip erkekler için aile herşeyin üstündedir. Onlar yanlarındaki çok önemsedikleri kişileri mutlu etmek için yaşarlar. Ailelerini geçindirebilmek ve çok daha iyi koşullarda yaşatabilmek için uykularından vazgeçip gece gündüz iki ayrı işte bile çalışabilirler. Sevdiklerinin geleceği garanti olmadıkça yorulmak nedir bilmezler. Hem evde, hem işte herşeyin mükemmel olması için uğraşırlar. İş ve aile yaşamları arasındaki denge onlar için çok önemlidir fakat eğer iş yerinde fazla mesaiye kalmak, aileleri için daha fazla maddi imkan yaratıyorsa daha çok çalışmaktan çekinmezler. Sözlüklerinde ‘imkansız’, ‘yapılamaz’, ‘olmaz’ gibi kelimeler yoktur. Kendilerini aileleri için çalışmaya adamış oldukları için başkalarından bu tür bahaneler duymak bile yüksek motivasyonlarını olumsuz etkilemez.

    Neden iyi koca olurlar?
    Çünkü evlilik yeni bir ailenin de başlangıcıdır. Bu tip bir erkekle evlendiğinizde yeni bir aileyi beraber inşa etmek için çok iyi bir partner seçmiş olursunuz. Aile için bu kadar verici ve hizmette kusur etmeyen böyle bir erkekle evlilik süreci içinde aynı amaca adanmış olmak oldukça önemlidir. Bu yüzden böyle bir erkekle evlenmek büyük bir artıdır.

    Bay kaya
    Kendinizi en zayıf ve çaresiz hissettiğiniz durumlarda bile size umut ve dayanma gücü veren bir erkek tipidir. Acıya karşı özel bir bağışıklık sistemleri yoktur ama zor durumlarla başa çıkmakta ve çıkış yolllarını bulma konusunda çok iyidirler. Yaslayacak bir omza ihtiyaç duyduğunuzu bildiklerinde yanınızda olmaktan ve derdinizi paylaşabileceğiniz en iyi arkadaşınız olmaktan hiçbir zaman kaçınmazlar. Onun omuzlarında kendinizi güvende, rahat ve huzurlu hissedersiniz.

    Neden iyi koca olurlar? 
    Çünkü özverili, sadık ve hep destek tam destek bir koca olurlar.

    Bay problem çözücü
    Onların, büyük ya da küçük çözmek için hevesli olmayacağı bir problem yoktur. Sorunlar karşısında hızlı, sağlam ve iyi düşünerek hareket ederler. Bir sorunla karşılaştıklarında sadece problemi değil sorunun çözüm yollarını da görür ve çözüme ulaşmak için en iyi yolu belirleyip hareket ederler. Çözüm için sabırlıdırlar. Çünkü acele etmenin her zaman doğru sonuca götürmeyeceğinin farkındadırlar. Sonuç odaklı ve hamarat olup akıl olimpiyatlarına katılmış gibidirler.

    Neden iyi koca olurlar? 
    Evlilik güzeldir ama içinde birçok problemi de beraberinde getirir. Mutlu zamanlar sadece önemli dönemeçlerde saklı değildir. Zekice düşünmek ve planlama yeteneği de gerektirir. Bu yüzden evliliğinizde bir sorunla karşılaştığınızda sorunu çözmek için sizinle takım oyunu oynayacak bu tip bir erkekten daha iyi bir takım oyuncusu yoktur.

    Bay inançlı
    Dünya ayaklarının altından kaysa ya da güneş bir daha hiç doğmayacak olsa bile inançlarını korumaya devam ederler. İnançları bu tip erkeklerin varoluş nedenidir. İyi ve kötüyü ayırt etmede inancı onları yanıltmaz. Görülmeyene inanmak bu acımasız dünyada onlara moral kaynağı ve itici kuvvet olur. Güçlü inançlarından gurur duyarlar ve maneviyatları onları her zaman pozitif yönlendirir. Kendileri gibi başkalarına da inandıkları doğrultuda hayatlarını yaşamaları için yardım ederler.

    Neden iyi koca olurlar?
    Bu adamların evliliğin kaçınılmaz arızaları için duygusal alet edevat çantası tamdır. Onlar inanarak savaşır ve evliliğiniz için de sizinle birlikte savaşacaklardır. Siz savaşmayı bıraksanız bile…

    Bay özgür ruh
    Bu adamlarla zaman geçirirken asla yaşlanmazsınız. Hayata yaşamak için geldiklerine inanmaları onlara kaygı ve strese karşı doğal bir bağışıklık kazandırır. Bu duygulara her insan gibi maruz kalsalar da kaygı ve stresin onları tüketmelerine izin vermezler. Pozitif kalıp hayatın farklı yönlerinden keyif alırlar. Kariyerlerinde daha yüksek maaşlı işlerdense zevk alarak çalışacakları işleri tercih ederler. Bu yüzden işlerine tutkuyla bağlıdırlar ve işleri yeni maceralar için besin kaynaklarıdır. Seyahat etmekten büyük keyif alırlar. Hayatta birşeyin neden gerçekleşemediğine kafayı takmak yerine gerçekleşebilecek olanlara yoğunlaşırlar. Onlarla yatakta, evde, dışarıda hiç sıkıcı bir zaman geçirmezsiniz. İçsel enerjileri hayatı heyecan verici kılmak için vardır ve her gün yenile tuşuna basmayı ihmal etmezler.

    Neden iyi koca olurlar? 
    Hayatınızın geri kalanını tek bir insanla geçirmeye karar verdiğinizde bu zaman geçtikçe çok sıkıcı bir hal alabilir. Eğer yanınızda böyle bir kocanız varsa bu geçerli olmayacaktır. Bu kulağa çok basit gelse de evlilik için çok önemlidir.